Mersiye Örnekleri

Ekleyen : ESA , 24 Ekim 2019 Perşembe aaa Beğen
 
 Mersiye 

Kan ağlasın bu dîde-i dürbârım ağlasın 
Ansın benim o yâr-ı vefâdârım ağlasın 
Çeşm ü dehân u ârız u ruhsârım ağlasın 
Başdan başa bu cism-i siyehkârım ağlasın 
Ağyârım ağlasın bana hem yârım ağlasın 
Gûş eyleyen hikâyet-i Esrâr’ım ağlasın 
Nâdîde bir güher telef etdim dirîg u âh 
Hâk içre defnedîp gerü gitdim dirîg u âh 

Zât-ı şerîfi âleme bir yâdigâr idi 
Fakr u fenâ vü aşk u hüner berkarâr idi 
Her şeb misâl-i şem benim ile yanar idi 
Sâve gibi yanımda enîs-i nehâr idi 
Hakkâ tamâm âşık idi yâr-ı gâr idi 
Bir kaç zaman muammer olaydı ne var idi 
Allâh verdi aldı yine kurb-i Hazrete 
Biz kaldık ile intizâr rûz-i kıyâmete 

Âhir nefesde sohbeti oldu muhabbet âh 
Bir yâre urdu bağrıma âh derd-i firkat âh 
Gelmezdi hîç kalb-i fakîre bu sûret âh 
Ey kâş etmeyeydim o âşıkla sohbet âh 
Telh etdi kâmımı o zehrnâk şerbet âh 
Eyvâh elden o gül-i handânım aldı mevt 
Esrâr’ım aldı cümle dil ü cânım aldı mevt 

Meydân-ı Mevlevîde nişân âşikâr edip 
Pervâz ederdi şevk ile Ankâ şikâr edip 
Eylerdi nây u defle semâ âh u zâr edip 
Bulmuşdu kân-ı matlabı Hak’da karâr edip 
Almışdı müjde kûyuna yârın güzâr edip 
Gitdi ne çâre Gâlib’i hasretli yâr edip 
Olsun visâl-i Hazret-i pîrânla kâmyâb 
Kıldı karîn-i kabri Fasîh-i felekcenâb         Şeyh Galip
TERKİB-BEND (MERSİYE)
(Reisü'l-küttab Medhi Çelebi/nin vefatı haberi geldikte dinilınişdür)
i
Mefailün Mefailün Mefailün Mefailün

Meded kim hab-ı gatletde yaturken ser-be-ser Calem 
Uyardı ah-ı can-sUz-ı musibet Şiven-i matem
Aceb gaddaredUr dünya helak itmek mukarrerdür
Aceb rnekkaredür Calem bulınmaz ana bir mahrem
Zemin ü asmanı geşt idersen Çare yok mevte
Gerek Hızr ile hem-pa ol gerek Isa ile hem-dem
ıder hink-i sipihr-i tünd-ru madam kim cünbiş
Olur ab-ı hayat-ı halk-ı alem pür gubar-ı gam
Ne mihrinden sam bulduk ne encOmden recamuz var
Muhassal bag-ı gerdOnda ne gül kalsun ne hod şebnem

Re'is-i eh1-i dil girdi bugün keşti-i tabfita 
cAdem deryasına saldı esüp had-ı fena muhkem
Söyündi şem ik:bali döküldi verd-i âmali
Bu gam pervaneyi nalan  ider bülbülleri ebkem
Ne revnak kaldı dünya gül-şeninden şimdiden sonra
Semum-ı bad-ı ab itmez sipihrün sebzesin hurrem
Bu bir dag-ı cemdur cana kim ta haşre dek işler
Bu bir zahın-ı beladur kalbe kim olmaz buna merhem
Ser-İ erbab-ı irfan oldugın bilmez misin anun
Niçün başına kasd İtdün felek erhab-ı cirfiinun

Şeh-i TÜy-1 zemin olsan zamane hak-sar eyler 
Süleyman ile Dahhak'un karinin mür u mar eyler
Ne hasıl dehre İskender gibi hükm eylesen çünkim
Komaz ahır felek mir'at-İ tab'un pür gubar eyler
Hadeng-endaz-ı çarhun tir ile kaysİ müheyyadur
Dem-a-dem navek-i peykan cefası cana kar eyler
Hemişe hak ile yeksân ider bir serv-i ra'nayl
Sirisk çeşm-İ ehibbayı gamından cuy-bar eyler
Geda-yı bi-neva olsun şeh-i zerrin-kaba olsun
Bu rab-ı pür-hatardan herkes elbette güzar eyler
Peleng-i çarhı maglüb eyleyen şir-i neri dünya
Gubar-ı gam virüp ahır zebun u dil-figar eyler
Der-agûş eylerin dirken çıkarur na-gehan canum
Zen-i devr-i zamane kangı merdi kim kenar eyler
Gerekmez mutrıb-ı dehrün neva-yı işret-efzası
Çün aheng-i melâl-engiz-i matemde karar eyler
Bu Rubah-ı cihanı hile-karun itdügin halka
Ne şir-i deşt ider hergiz ne bebr-i kuhsar eyler  Azmizade Haleti
( Şiir Alıntı : Dr. Cevat YERDELEN'"AZMİZADE HALETİ'DEN BİR MERSİYE,A.Ü. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Dergisi Sayı 12, Erzurum 1999 )
Mersiye-i Hazret-i Süleymân Hân TERKÎB-İ BEND
Mersiye-i Hazret-i Süleymân Hân aleyhi’r-rahmetü ve’l-gufrân
 
(Birinci bend)
Ey pây-bend-i dâm-geh-i kayd-ı nâm ü neng
Tâ key hevâ/yi meşgale-i dehr-i bî-direng
 
An ol günü ki âhir olub nev-bahâr-ı ömr
Berg-i hazana dönse gerek ruy-ı lale-reng
 
Âhir mekânının olsa gerek cür’a gibi hâk
Devrân elinde irse gerek câm-ı ayşa seng
 
İnsân odur ki âyine veş kalbi sâf ola
Sînende n’eyler âdem isen kîne-i peleng
 
İbret gözünde niceye dek gaflet uyhusu
Yetmez mi sana vâkıa-i şâh-ı şîr-çeng
 
Ol şeh-süvâr-ı mülk-i saâdet ki rahşına
Cevlân deminde arsa-i âlem gelürdi teng
 
Baş eğdi âb-ı tîğına küffâr-ı Engerüs
Şemşîri gevherini pesend eyledi Freng
 
Yüz yire kodu lûtf ile gül-berg-i ter gibi
Sanduka saldı hâzin-i devrân güher gibi
 
(İkinci bend)
Hakka ki zîb ü ziynet-i ikbâl ü câh idi
Şâh-ı Skender-efser ü Dârâ-sipâh idi
 
Gerdûn ayağı tozuna eylerdi ser-fürû
Dünyâya hâk-ı bâr-gehi secde-gâh idi
 
Kem-ter gedâyı az atâsı kılurdu bây
Bir lûtfu çok mürevveti çok pâd-şâh idi
 
Hâk-ı cenâb-ı Hazreti der-gâh-ı devleti
Fuzl u belâgat ehline ümmîd-gâh idi
 
Hükm-i kazâya virdi rızâyı egerçi kim
Şâh-ı kazâ-tüvân ü kader-dest-gâh idi
 
Gerdûn-ı dûna zâr ü zebûn oldu sanmanuz
Maksûdu terk-i câh ile kurb-ı İlâh idi
 
Cân ü cihânı gözlerimiz görmese n’ola
Rûşen cemâli âleme hurşîd ü mâh idi
 
Hurşîde baksa gözleri halkın dolagelür
Zîrâ görünce hâtıra ol meh-likaa gelür
 
(Beşinci bend)
Gün doğdu şâh-ı âlem uyanmaz mı hâbdan
Kılmaz mı cilve hayme-i gerdûn-cenâbdan
 
Yollarda kaldı gözlerimüz gelmedi haber
Hâk-i cenâb-ı südde-i devlet-meâbdan
 
Reng-i izârı gitdi yatur kendü huşk-leb
Şol gül gibi ki ayru düşübdür gül-âbdan
 
Gâhî hicâb-ı ebre girer Husrevâ felek
Yâd eyledikçe lütfunu terler hicâbdan
 
Tıfl-ı şirişki yerlere girsün duâm odur
Her kim gamından ağlamaya şeyh u şâbdan
 
Yansun yakılsun âteş-i hecrinle âftâb
Derdinle kara çullara girsün sehâbdan
 
Yâd eylesün hünerlerüni kanlar ağlasun
Tîğın boyunca kara batsun kırâbdan
 
Derd ü gamınla çâk-i girîban idüb kalem
Pirâhenini pâralesün gussadan âlem
 
(Altıncı bend)
Tîgın içürdü düşmene zahm-ı zebânları
Bahsetmez oldu kimse kesildi lisânları
 
Gördü nihâl-i serv-i ser-efrâz-ı nizeni
Ser-keşlik adın anmadı bir daha bânları
 
Her kande bassa pây-semendin nisâr içün
Hânlar yolunda cümle revân etdi kanları
 
Deşt-i fenâda murg-ı hevâ durmayub döner
Tîgın Hudâ yolunda sebîl itdi cânları
 
Şemşîr gibi rûy-ı zemine taraf taraf
Saldın demür kuşaklı cihân pehlevânları
 
Aldun hezâr büt-kedeyi mescid eyledin
Nâkuus yerlerinde okutdun ezânları
 
Âhir çalındı kûs-ı rahîl itdin irtihâl
Evvel konağın oldu cinân bûstânları
 
Minnet Hudâya iki cihânda kılub saîd
Nâm-ı şerîfin eyledi hem gaazi hem şehîd       Baki'
(Vezin: Mef’ûlü fâilâtü mefâilü fâilün)
 
 
Şehzade Mustafa Mersiyesi
 
 
 
          Medet medet bu cihanun yıkıldı bir yanı
          Ecel celalileri aldı Mustafa hanı.

          Tutuldu mihr-i cemali bozuldı erkanı
          Vebalde koydular al ile Al-i Osmanı

          Geçerler idi geçende o merd-i meydanı
          Felek o canibe döndürdü şah-ı devranı

          Yalancının kuru bühtanı buğz-ı pinhanı
          Akıttı yaşımızı yaktı nar-ı hicranı
          
          Cinâyet itmedi itmedi cânî gibi anun cânı
          Boğuldı seyl-i belâya tağıldı erkânı

          Nolaydı görmeyeydi bu macerayı gözüm
          Yazıklar ana reva görmedi bu rayı gözüm

          Tonandı ağlar ile nûrdan menâra dönüp
          Gûşâde- hâtır idi şevk ile nehâra dönüp
           
          Görindi halka dıtahrt-ı şükûfedâra dönüp
          Yürüdi kulları ardınca lâlezâra dönüp
          
          Müzeyyen idi bedenlerle âkhisâra dönüp
          El öpmeğe yüridi mihr-i bî-karâra dönüp

          Tutuldı gelmedi çünkim o mâh-pâre dönüp
          Görenler ağladılar ebr-i nevbahâra dönüp

          Bir ejderhâ-yı dü-serdür bu hayme-i dünyâ
          Dehânına düşen olur hemîşe olur hemîşe nâ-peydâ.

          Sipihrin ayinesinde göründü ruy-ı fena
          Kodı bu kesret-i dünyayı etti azm-i beka

          Garibler gibi gitti o yollara tenha
          Çekildi alem-i balaya hem çü mürg-i hüma

          Hakikaten sebeb-i rifat oldı düşmen ana
          Nasip olmasa ta'n mı bu ciyfe-i dünya

          Hayat-ı bakiyeye erdi ruhu ey Yahya
          Şefii ruh-ı Muhammed, refik-i Zat-ı Huda

          Enisi ola melekler, celisi ehl-i safa
          Ziyade ide yaşum gibi rahmetünü Mevla.

          Ilahi, Cennet-i firdevs ana durağ olsun
          Nizam-ı Alem olan padişah sağ olsun    Taşlıcalı Yahya 

    meded:Imdatcelali: Anadolu'da ortaya çıkan eşkıyaya verilen adı;  mihr-i cemal:Güzel yüzünün güneşi  --  erkan:Subaylar, askerler--  vebal:Azap, günah--  al:Hile,         düzen Al-i Osman:Osmanlı sülalesi-   merd-i meydan:Meydanların yiğidi-  canib:Taraf, yön-  şah-ı devran:Cihan padişahı, zamanın padişahı-  bühtan:Yalan, iftira
    buğz-ı pinhan:Gizli nefret-   nar-ı hicran:Ayrılık ateşi-  reva görmek:Yakıştırmak-   ray:Fikir-   sipihr:Talih döngüsü- felek-  ayine:Ayna -   ruy-ı fena:Yokluk yüzü
    kesret-i dünya:Dünya'nın karanlık, kötü işleri-   azm-i beka:Bakilik kararı-  alem-i bala:Yüce alem-   hem-çü:Gibi-  mürg-i hüma:Hüma kuşu, devlet kuşu
    sebeb-i rif'at:Yükselme sebebi   -   ta'n:Ayıp-  ciyfe-i dünya: Dünyanın leşii   -  hayat-ı baki: Ebedi hayat -  şefi':Şefaat eden   - refik:Arkadaş  -enis:Dost, arkadaş
    celis:Birlikte oturan, arkadaş-   ehl-i safa:Keyif adamı -  ziyade:Çok
 
Tercî-i bend
(Mersiye)
 
Çözdü saç açtı baş tuğ u alem
Büktü bel döktü yaş tîğ u kalem
 
Kana boyandı bayrağın yüzü
Beli büküldü yayın oldu ham
 
Vurdu göğsünü gök gök eyledi mâh
Oldu yıldızların gözü pür-nem
 
Şafak ol denli döktü yaşını kim
Dâmen-i çarhı eyledi pür-dem
 
Subh-dem derd ile bir âh etti
Kim söyündürdü mâh şem’in o dem
 
Geceden dehr geydi kara pelâs
Tuttu şâh-ı cihân için mâtem
…..
Çarh-ı bî-rahm ona bir zahm vur
du ki bulmadı kimseler merhem
 
Gör ne acıyla eyledi teslîm
Cân-ı şîrîni hüsrev-i âlem
 
Öldü Sultân Selîm hayf u dirîğ
Hem kalem ağlasın anı hem tîğ    Şeyhülislam İbn Kemal Kemal Paşazade
 
Saraç, M. A. Yekta (1999). Şeyhülislam Kemal Paşazade: Hayatı, Şahsiyeti, Eserleri ve Bazı Şiirleri. İstanbul: Şule Yay.
 
Yavuz Sultan Selim 
Mersiyesi’nden bir bölüm: 

...
Az müddetde çağ iş etmişdi,
Sâyesi olmuş idi âlem-gîr.

Şems-i asr idi asırda şemsün
Zılli memdûd olur, zamânı kasîr.

Tâç u taht ile fahr eder beğler
Fahr onunla ederdi tâc u serîr. 

Gönli ol sûrda bulurdı sürûr
Ki çala ağırıydı tîg ü nefîr.
...
Öldi Sultân Selîm hayf u dirîğ
Hem kalem ağlasun anı hem tîğ
....
 
 
TERKÎB-İ BEND
(Mersiye-i Emîr Süleymân)
1
Nazar itdüm bu çarh u bu medârâ (tk VII/1)
İder degül kimesne-y-le müdârâ
Ne kayser kor ne kisrâ vü ne hâkân (tk VII/1)
Ne ›ahhâk ü Ferîdûn u ne Dârâ
Selâtîn kanların dökdügini çarh (tk VII/1)
Şafak gösterü-durur âşikâra
Medâr-ı çarhuñ olsa-y-dı karârı (tk VII/1)
İde-y-di Mir Sülmânla müdârâ
Benefşe göge boyandı anuñ-çun (tk VII/1)
212
Kayudan lâle uş yandı karara
Ezelde olasın işitdi_anuñ-çun (tk VII/1)
Biñar ahıtdı gözden seng-i hârâ
Gözüm yaş dökdi_anuñ-çun zî hacâlet (tk VII/1)
Neçün kan dökmedi bu yüzi karar
Anuñ-çun od u çeşme zâr aglar (tk VII/1)
Urur taşları gögsine bu taglar
2
Ne gözde vardur ansuz rûşinâyî (tk VII/2)
Ne sabr-ıla göñülde âşinâyî
Anuñ-çun ney bigi zârı idüben (tk VII/2)
Yile virdi beni_anuñ vây vâyı
Felek kimlere ider gör zevâli (tk VII/2)
Cihân kimlere ider gör cefâyı
Kanı ol hazm u azm ü baht u devlet (tk VII/2)
Kanı ol tâc o taht u pâdişâyî
Yile virdi felek ol tâc u tahtı (tk VII/2)
Yire baturdı ol kûs u livâyı
Yir altında nice itdi zebûn gör (tk VII/2)
Anuñ bigi şeh-i kişver-güşâyı
Nice bogdurdı bûmı zâga görgil (tk VII/2)
Tavuk bigi_ol saâdetlü hümâyı
Ezelde çün bu-y-ıdı aña takdîr (tk VII/2)
Mukadder olan işlere ne tedbîr
3
Cihândan gitdi_Emîr Sülmân dirîgâ (tk VII/3)
Dirîgâ nâzenîn sultân dirîgâ
Bahâr aglar ki çiçekler biterken (tk VII/3)
Yire girdi_ol gül-i handan dirîgâ
Yüzini zülfüni y✠iden eydür (tk VII/3)
Döküldi lâle vü reyhân dirîgâ
Süleymân-ı zamândı Mîr Sülmân (tk VII/3)
Yile vardı müsülmânân dirîgâ
Dirîgâ husrev-i İrân ki öldi tk VII/3)
Dirîgâ server-i Tûrân dirîgâ
Dil ü cânlar anuñ derdine düşdi tk VII/3)
Bu derde yoh-durur dermân dirîgâ
Anuñ eyvânı yıhıldugı içün tk VII/3)
Toludur kubbe-i keyvân dirîgâ
Kime kim bakasın vâ hasretâ dir
Kimi kim göresin vâ kürbetâ dir
4
Kanı ol devlet ü ol kerr-ile fer (tk VII/4)
Kanı ol saltanatla taht u efser
Kanı_ol hüsn ü cemâl-i mülk-ârây (tk VII/4)
213
Kanı ol zûr-ı bâzû-yı dil-âver
Kanı_ol dâd u dihiş ol adl ü insâf (tk VII/4)
Ki yiryüzini itmişdi münevver
Diye-y-düñ ol-durur akl-ı mücessem (tk VII/4)
Sana-y-duñ ol-durur rûh-ı musavver
Yile nicesi gitdi şems-i tâbân (tk VII/4)
Yire nicesi girdi mâh-ı enver
Kemân-ı çarh ne oh atdı aña (tk VII/4)
Ki_ider aklı anuñ sehmi muhayyer
Bulınmaz sebze vü çiçekde revnak (tk VII/4)
Ki_anuñ-çun mâteme düşdi ser-â-ser
Anuñ-çun goncanuñ yüregidür baş (tk VII/4)
Bulut dahı anuñ-çun döker yaş
5
Bu çarh-ı pîr kim yohdur emânı (tk VII/5)
Esirgemedi ol şâh-ı cüvânı
Zihî dâg-ı ciger kim zâg-ıçun çarh (tk VII/5)
Sürer tûtî-yi tûbâ âşiyânı
Pelîd agacını büyütmeg-içün (tk VII/5)
Kesüp kopardı ol serv-i revânı
Şeyâtîn leşkerini cem idüben (tk VII/5)
Helâk itdi Süleymân-ı zamânı
Kılıçsuz ne-çün öldürdi_anı eflâk (tk VII/5)
Diyeyim saña bu râz-ı nihânî
Biten yirden hemîn lâle ola-y-dı (tk VII/5)
Dökülse topraga bir katre kanı
Bu lutf u hulk kim var-ıdı anda (tk VII/5)
Neden esirgemedi çarh anı
Penâh-ı millet-idi Mîr Sülmân (tk VII/5)
Ümîœ-i ümmet-idi Mîr Sülmân
6
Yir ü gök anuñ-ıçun agladı zâr (tk VII/6)
Ne ins ü cin melâyik hem be yik-bâr
Nice karardı ol ser-sebze gül-şen (tk VII/6)
Yeşermişken sabâ yili-y-le gül-zâr
Bah eşcâra ki nice subha degin (tk VII/6)
Anuñ-çun zârı ider mürg-i eshâr
Bilür bî-ayblıgın âlim-i gayb (tk VII/6)
Nişe gadr itdi_aña bu çarh-ı gaddâr
Anuñ-çun subh itdi tonını çâk (tk VII/6)
Gice kara geyüp kan aglar uş zâr
Mesâkin n’ylesünler ki_ol gideli (tk VII/6)
Diyâr-ı lutfda kalmadı deyyâr
Çü lutf-ı mahz idi_anda yog-ıdı kahr (tk VII/6)
Ne hikmetdür ki kahr itdi_anı Kahhâr
214
Hakun hikmetlerine kimdür âgâh (tk VII/6)
Hatâdan kim didüm estagfiru’ullah
7
Bilâ-noksân-ıdı anuñ kemâli (tk VII/7)
Bilâ-hadd-idi_anuñ izz ü celâli
Aña hem-tâ gele dirseñ vücûda (tk VII/7)
Düşinde kimse görmeye_ol muhâli
Vücûdı cûd-ı mahz itdi zi mevcûd (tk VII/7)
Ki hâk itmişdi halka genc ü mâli
Cemâli hüsni cümle yirdedür kim (tk VII/7)
Yire sohdılar ol hüsn ü cemâli
Kanı ol şîr kim kan agladurdı (tk VII/7)
Kılıcı Rüstem ü âb-ıla Zâli
N’ireye vardı ol sadr-ı maâlî (tk VII/7)
N’ireye vardı ol sadr-ı maâlî
Bulurdı her fakîri_anuñ atâsı (tk VII/7)
İrerdi her garîbe_anuñ nevâli
Ol-ıdı ol eimme desti-gîri (tk VII/7)
Ol-ıdı ol meşâyih dil-pezîri
8
Oturdugında tahta Mîr Sülmân (tk VII/8)
Dir-idi anı gören ki_uş Süleymân
Ol-ıdı revnak-ı İslâm u dîn kim (tk VII/8)
Anuñla hoş-dil-idi her müsülmân
Başını çekmiş-idi_eflâkden dün (tk VII/8)
İ veh ki_oldı bugün hâk-ile yik-sân
Helâk itmege şeh İsfendiyârı (tk VII/8)
Bu zâl-i çarh gör nice_itdi destân
Anuñ-çun kanlar aglar mâh u hûrşîd (tk VII/8)
Şafakda pes nedür bu dökülen kan
Cihândan gitdi ol kaçan geliser (tk VII/8)
Cihâna aña beñzer bir cihân-bân
Yir altında selâtîn çohdur amma (tk VII/8)
Melik Sülmân bigi yoh hîç sultân
Hak emri-y-le cihândan gitdi ol şâh (tk VII/8)
Nedür çâre aleyhi rahmetu’llah
9
Anuñ-çun var-durur kâyim-makâmı (tk VII/9)
Ki_anuñ-çun idebilür intikâmı
Kılalum ilticâ der-gâhına_anuñ (tk VII/9)
Dua-yı hayrın idelüm temânî
Kılınc anda kılıc anda anuñ-çun (tk VII/9)
Muti eyledi cümle hâs u âmi
Ne-durur Rûm var-durur ümîœüm (tk VII/9)
Ki feth ide kılıcı Mısr u Şâmı
215
Dilerseñ Ahmedî c
ismet belâdan (tk VII/9)
Anuñ ihlâsına it itişâmı
Eger devlet dilerseñ baht bigi (tk VII/9)
İşiginde_ihtiyâr eyle makâm
Senâsın u duâsın it şeb ü rûz (tk VII/9)
Getürme dilüñe ayruh kelâmı
 
 
MERSİYE

Tıfl-ı nâzeninim unutmam seni
Aylar günler değil geçse de yıllar
Terihgâm eyledi firakın beni
Çıkar mı hatırdan o tatlı diller
 
Kıyılamaz iken öpmeye tenin
Şimdi ne haldedir nazik bedenin
Andıkça gülşende gonca dehenin
Yansın ahım ile kül olsun güller
 
Tegayyürler gelüp cism-i semîne
Döküldü mü siyah ebru cebîne
Sırma saçlar yayıldı mı zemîne
Dağıldı mı kokladığın sümbüller
 
Feleğin kînesi yerin buldu mu
Gül yanağın rengi rûyi oldu mu
Acaba çürüdü toprak oldu mu
Öpüp okşadığım o pamuk eller
 
Akif Paşa
 
Mersiye-i Murabba
(Fâ‘ilâtün Fâ‘ilâtün Fâ‘ilün
)
 
Cânıma kâr itdi nâr-ı iştiyâk
El-firâk âh el-firâk âh el-firâk  
Olmasun mı tâkatim hasretle tâk  
El-firâk âh el-firâk âh el-firâk (
 
Çarh-ı dûn ‘irfâna olmaz âşinâ
Sundıgı ehl-i dile zehr-i belâ
Gitdi ‘âlemden peder vâ-hasretâ
El-firâk âh el-firâk âh el-firâk
 
Mollacık-zâde idince ‘azm-i râh
İtmedi bir kez peder kevne nigâh  
Dehre olmuşlardı anlar mihr ü mâh  
El-firâk âh el-firâk âh el-firâk
 
İki ‘allâme bulup gamdan necât
Bahş iderlerken dil ü câna hayât
itdi hem Râ’if Efendi gibi zât
El-firâk âh el-firâk âh el-firâk
 
Kalmadı anlar gibi ehl-i hüner
‘İlm ile olmuşlar idi mu‘teber
Açdılar firdevse togrı bâl ü per
El-firâk âh el-firâk âh el-firâk
 
Birbiriyle hayli ülfet itdiler
Sanmañız kim ‘ayş u ‘işret itdiler
Bâb-ı kısmetde hükûmet itdiler  
El-firâk âh el-firâk âh el-firâk
 
Anlara yok kalmadı hayr-ı halef
İtmediler mâl-ı eytâmı telef
Âhımız nây olmasun mı sîne def 
El-firâk âh el-firâk âh el-firâk
 
Mevti hâlinde baña bakdı peder  
Bu dil-i vîrânemi yakdı peder
Zîr-i hâke su gibi akdı peder  
El-firâk âh el-firâk âh el-firâk
 
Çeng-veş kaddin büküp Leylâ fakîr  
Derd ü gam itdi anı gençlikde pîr  
Bu dil-i mecrûha Hak'dır dest-gîr
El-firâk âh el-firâk âh el-firâk
 
Mehmet Arslan , Leylâ Hanım Dîvânı , 2018


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...