Mihr ü Mâh Hikâyeleri ve Özeti

Haftanın Yazısı
Ekleyen : ESA , 22 Haziran 2019 Cumartesi aaa Beğen 1
 
Mihr ü Mâh Hikâyesi
 
Türk ve Fars edebiyatında, kaleme alınan manzum ve nesir şekillerinde de yazılmış hikâyelerden biridir. Hikâyenin ilk örnekleri, 16. yüzyılda kaleme alınmış,  Türk edebiyatında Âlî, Kıyâsî, Zarîfî ve Cebrî’ye ait  Mihr ü Mâh hikayeleri konusunda incelemeler  yapılmıştır. [1]  Hikayenin “Kitab-ı Mihr Mâh”adı ile Azerbaycan dili yazılmış bir örneği daha vardır.[2]
Araştırmalar göre bu eser ilk kez Farsça olarak Hintli şair Cemâlî tarafından yazılmış, daha sonra Fars edebiyatında birçok şair tarafından çoğunlukla manzum bir tanesi de mensur olarak yazılmış, Türk Edebiyatına da bu kanallardan girmiştir.
Türk edebiyatında nüshası bilinen üç ayrı Mihr ü Mâh mesnevisinin konuları az çok birbirinden farklıdır. Mustafa Âlî'nin (ö. 1599) Kütahya'da Şehzade Selim'e (II. Selim) sunduğu Mihr ü Mâh adlı eseri diğerlerinden farklı hatta özgün ve astrolojik özellikler taşıyan bir eser olmaktadır. Türk Edebiyatında ikinci Mihr ü Mâh mesnevisi Zarifî'ye (XVI. yy.) aittir. Üçüncü eser ise Kıyasî'nin Mihr ü Mâh'máhıdır ve bu eserin konusu Zarifî'nin eserindeki konuya çok yakındır. (Süleymaniye Ktp. Es'ad Ef. Bl. nr. 2923). Cebrî’ye aittir.   Mihr ü Mâh ‘ın  Türk edebiyatında bilinen tek mensur nüsahası ise  Doç. Ahmet İÇLİ’ tarafından incelenmiştir. Sözü edilen mensur Mihr ü Mâh, Gürcistan Bilimler Akademisi K. Kekelidze El Yazmaları Enstitüsünde (Georgian Academy of Sciences K.Kekelidze Institute of Manuscripts) bulunmaktadır.
Eserin ilk örneğini oluşturan bilinen tek nüshası, Oxford Üniversitesi Bodleian kütüphanesindedir. (Oxford Bodleian library, Mecmua-i Resâil, Add. 69, v. Ib-85a ). [3]
 
Mihr ü Mâh Hikâyesi Özeti
 
( Not:  hikayenin özeti İskender Pala’nın Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğündeki ilgi madde ile  Yrd. Doç. Ahmet İÇLİ’nin tanıttığı mensur  Mihr ü Mâh adlı eserinin özetlerinden faydalanılarak hazırlanmıştır. )
Maşrık ülkesinin adaletiyle ünlü bir padişahı, Hâver Şâh’ın uzun müddet çocuğu olmamış,  doktorlar ve ve müneccimlerin tavsiyesi ile bir peri kızı ile evlenmesi önerilmiştir.  Lakin eğer peri kızı ile evlenir ve çocuğu da olursa o çocuk bir resme bakarak sevdaya tutulacak ve sıkıntı çekecektir. Hükümdar öyle bir peri kızına ulaşmak için ilk önce Nergis Cadı’nın yanındaki kitaba ulaşmak zorunda kalırlar.  İlk önce Nergis Cadı’ya esir olan bir kumruyu kurtarırlar. Ancak Nergis,  onları aldatıp padişahı bir aslana, Veziri Nîk-rây’ı bir kurda, yardımcıları, Âbid’i de de tilkiye dönüştürmüş ama Ruh isimli büyük bir kuş onları Eyüp peygamberin çeşmesinin bulunduğu yere götürünce eski hallerine dönmüşlerdir.
Nergis Cadıdan kurtardıkları kumru aslında bir peridir. Peri kızı Efrûz Perî olanları duymuş ve kendisini cadının elinden kurtaran hükümdar ile evlenmiştir. Böylece hükümdar ile Efrûz Perî’ den nice seneler sonra bir erkek çocuğu olmuş çocuğun adını da Mihr koymuşlardır.
 Mihr, çok iyi bir eğitim görmüştür. Vezirin oğlu Nîk-ahter ile akrandır ve onun en yakın arkadaşıdır. Mihr on sekiz yaşına geldiğinde padişah babası ülkeye kâğıt ve resim yasağı getirmiş müneccimlerin söylediği olayın oğlunun başına gelmemesi için kendince tedbir almıştır.
 
 Mihr ile Nîk-ahter sık sık birlikte ava çıkmaktadırlar. Bir gün yine bir av partisinde Mihr bir ceylanın peşine takılmış ve Müşteri adlı Mağribli bir tüccar ile karşılaşmıştır.  Müşteri, Mihr'e, mağrip hükümdarının kızı Mâh’ın kızın resmini ona göstermiş, kehanet böylece gerçekleşmiş Mihr, resmini gördüğü Mâh’a âşık olmuştur.
Mihr,  resmini görüp âşık olduğu Magrip Hükümdarı Hilâl’in kızı  Mâh’ı bulmak için babasından habersiz yola koyulmaya karar verince arkadaşı Nîkahter de onunla birlikte yola çıkar. İki arkadaşın başına bu yolculukta birçok bela gelmiştir. Denize açılan ahbapların gemisi bir dağa çarpıp batar.  Karaya çıktıklarında Mihr, devler ülkesi olarak bilinen bir adada Hz. Süleyman’ın veziri Âsaf ve kardeşi Ermiyâ ile tanışır. Üstelik vezir Hâmân’ın kızı gönlünü Mihr’e kaptırır. Mihr bu yüzden adadan kaçar. Daha sonra birçok adada birçok yaratıkla savaşır. Adaların birinde de Gül-izâr’a âşık olan Andelîb ile tanışır.
Mihr, kendisine yakın davranan Andelib’e  Mâh’a olan aşkını, gördüğü rüyaları anlatır. Andelîb ona tüylerinden bir deste vererek ne başı zora girdiğinde bu tüyleri yakmasını söyler. Bu tüyleri yakınca Andelip yetişecek ve onu kurtaracaktır.  
Mihr ve arkadaşları yine denize açılır yine bir fırtına çıkar ve yine gemileri batar. Gemiden sadece Mihr, Müşterî ve Nîk-ahter kurtulmuştur. Bu üç arkadaş yüzerek Yemn sahiline çıkar. Onları Yemen Padişahının oğlu Gazanfer kurtarmıştır. Fakat Gazanfer onları şehre götürüken bir aslan tarafından öldürülür Bunun üzerine Mihr aslanı öldürür ve Gazanfer’in atını ve kılıcını alır. Gazanfer’in askerleri Mihr’i yakalayı tam idam edeceklerken Müşterî’yi denizden kurtaran tüccar olanları anlatır ve Mihr idamdan kurtulur. Fakat Yemen Padişahı’nın kızı Servasa Mihr’e âşık olunca Mihr ve Müşterî, Kâbe’yi Yemen’den ayrılmak ister. Yemenden ve Servasar’ın elinden kaçan Mihr,  Müşteri’den ayrılmak zorunda kalır ama kendisi de Mısır’a köle olarak düşer. Lakin şans eseri Mısır’a sultan olur. Bir gün kervancılar içinde Nîk-ahter’i de görür. Üstelik Şebreng’in elinde olan Müşteriy’i de kurtartır.
Mısır Sultanı olan Mihr, Mağrip padişahı Hilâl’den kızı Mâh’ı ister. Karşılığında ise Mısır ülkesi ile onun hizmetine girecektir. Fakat Hilal,  kızı Mâh’ı Frenk padişahına vermeye karar vermiştir. Bunun üzerine ordusuyla Mağrip hükümdarı üzerine yürür. Mâh’ın diğer aşığı Frenk hükümdarının oğlu olan Sehâb da Mah’ı kaçırmak istemiş Fakat Sehab, yanlışlıkla Mâh’ın yerine en yakın arkadaşı Zühre’yi kaçırmıştır. Zühre’yi de Bukâlemûn Cadı Sehâb’ın elinden almış, Bukâlemûn’un oğlu İmtihan da Zühre’ye âşık olmuştur.
Bu arada Seh’ab Mihr’in Mâh’ı kaçırdığını zannedip orduları ile Mihr’in üzerine gider. Mihr de Sehâb’ın ordularını yenip durumu Mâh’ın babası Hilal’e bildirir. Hilal de vezirinin kızı Zühre’yi Bukalemun Cadı’nın elinden kurtarırsa ona vereceğini bildiren bir mektup gönderir.  En sonunda Mihr; Bukâlemûn’u, oğlu İmtihan’ı ve kızı Şeb-gûn’u öldürüp Zühre’yi de kurtarır.  Ama Zühre ve Nîk-ahter birbirlerine âşık olur.
En sonunda Mihr ile Mâh evlenir fakat Mihr ile Mâh memleketlerine dönerlerken yine bir çok macera yaşar.
 
[1] Ahmet İÇLİ, TÜRK DİLİNDE YAZILMIŞ MENSUR MİHR Ü MÂH HİKÂYESİ, Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 4/3 2015 s. 1055-1073,
[2] Ahmet İÇLİ, TÜRK DİLİNDE YAZILMIŞ MENSUR MİHR Ü MÂH HİKÂYESİ, Uluslararası Türkçe Edebiyat Kültür Eğitim Dergisi Sayı: 4/3 2015 s. 1055-1073
[3] İskender Pala , Ansiklopedik Divan Şiiri Sözlüğü , s.
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...