Mikleb ve Sertâb Nedir?

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 05 Ağustos 2019 Pazartesi aaa Beğen 1
 
 
 
Mikleb  ve Sertâb Nedir?
 
Osmanlıca yazılışı: Mikleb:  مقلب
 
Eski kitap ciltlerinin sol kenarındaki kapak veya fazlalıktır.
 
Eski ciltlerde alt kapağa uzantı olacak şekilde yapılan üst kapak ile kitap arasına girebilecek şekilde yapılan ve sayfa kenarları koruyan, ucu sivri parçaya denirdi.
 
Mıkleblerin sivri ucundan kenara kadar olan uzunluğu kapak eninin yarısı veya üçte birine kadar eşitti. Arapça kökenli bir kelime olan Mıklebin Türkçedeki eş anlamlısı ise karga'dır.[1]
 
  Eski ciltlemelerde cildin sol kapağı ikiye katlanacak ve sayfaların arasında girecek şekilde fazlalıklı olarak yapılır, ciltteki bu fazlalık okunan sayfaların arasına konularak, okumaya tekrar başlanılacağı zaman okunan yerin belli olmasını sağlardı.
 
Günümüzde de dini kitapların bir çoğunda görülen bu usul eski devirlerde biraz daha fazlaydı.  Mıkleb, kitabın son sayfasını kapaklayan ciltlemenin genellikle kitabın eninin üçte biri kadar olurdu. Kitabın sonunu ciltleyen kapağın kitabın üçte biri kadar uzantılı olmasına mıklep kitabın eni kadar uzantılı olanına ise "sertâb" adı verilirdi.
 
Mikleb ve sertâb hem kitabın korunmasına yardımcı olur, hem de hem de okunan yerin kaybolmadan devamını bulunmasına yardımcı olurdu. Mikleblerin görünen kısmına âyet, hadîs vb şeyler de yazılır böylece bir başka gayeye de hizmet etmiş olurdu.
 
Osmanlılar ciltleme sanatında Hatayi, Arap, Rumi, Memluk, Mağribi, Türk (Osmanlı). Buhara-yı cedid [2] gibi adlar verdikleri teknikler kullanırlar bu tekniklerini mıklevler ve Sertablarında da devam ettirirlerdi.( bkz Ciltçilik Sanatı Dünya Türk ve İslam Ciltçilik Tarihi)
 
Eski devrilerde ciltçilik apayrı ve çok incelikli olan bir el sanatı idi . Osmanlı saray ciltçileri ser mücellit (Baş ciltçi),Ser bölük (bölükbaşı),ser oda (Odabaşı),Ser kethüda ya da yalnızca kethüda gibi sanlarla anılırlar [3] özenle hazırladıkları ciltlerin mikleblerini ve Sertablarını da tıpkı ciltleri süsledikleri gibi süslerlerdi.
 
Osmanlı devrinde ciltleme tekniklerinden bir diğer ise katı sanatı idi. Katı’ı sanatı  kâğıt veya deri üzerindeki yazıyı, motifi, bir kalemtıraşla kesip çıkartarak içi oyulmuş olan parçayı veya çıkan parçayı diğer bir kâğıt, bir deri veya bir cam üzerine yapıştırmak suretiyle [4]  yapılırdı.( bkz: Kat'ı Sanatı Tarihi Yapımı ve Malzemeleri)
 
Eski  devrilere ait ciltlerde mıklebin üst ve iç tarafı da cilt kapağı kadar süslü olur,  iç yüzlerde görülen katı'a süslemelere mikleb içinde de rastlanılırdı.


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...