Münşeat Nedir ( Münşeât )


Esa
31.3.2020
 
Münşeat  Nedir
 
Osmanlıca yazılışı : Münşeat ~ منشآت
Ar apça : munşaˀāt منشآت
Münşeat  ,  Arapça kökenlidir. Münşeat Arapçadaki inşa edilenler, yapılar veya kompozisyonlar anlamına gelen ( inşâ )  kökünden türemiştir.
naşaˀa نشأ çıktı, belirdi,  yazan, yapan  anlamına gelen münşi, yapılan anlamına gelen inşaat,  sözcükleri ile aynı kökten gelmektedir.
 
Münşeat sözcüğünün sözlüklerdeki anlamı: Mektuplar, kaleme alınan şeyler; nesir yazıları ,[1] “düz yazı, nesir” [2] anlamlarındadır.
Osmanlı devrinde münşeat sözcüğü devlet bünyesinde çalışan  nişancı, tevkīî , katip, memur veya küttâb  gibi görevlilerin yazdığı resmi yazılara ,mektuplara vb  ile  şair ve yazarların kaleme aldığı her çeşit sanatlı düz yazıya ve bu yazıların toplandığı kitaplara denmiştir. “Bu mecmuaların muhtevasını resmî ve özel yazışma ile mektuplar yanında manzum mektuplar, bunları süsleyen değişik manzumeler, nutuk, makale, arzuhal ve duânâmeleri de içine alan örnekler oluşturmaktadır.”[3]
 
Edebiyatta Münşeat
 
Münşeat , münşi olarak adlandırılan yazarların edebi özellik taşıyan yazılarına ve kitaplarına dendiği gibi, küçük nesir yazıları ve mektupların bir araya toplandığı mecmua veya dergilere de denmiştir. . Eski devrilerde münşi adı verilen nesir yazarları yazılarını münşeat adını verdikleri mecmualarda toplar  bu tip dergi şeklindeki eserlere de münşeat derlerdi. Bu yazarlar yazılarını toparlayarak Münşeat Mecmuaları oluştururlar, bu dergilerin içinde yazısı olan yazarlara da münşi adını verirlerdi.
Eski edebiyatta mektuplar dahil her çeşit mensur yazıyı bir araya toplayan eserlere “mecmûa-i münşeât”, “mecmûa-i inşâ” gibi adlar da veriliyordu.  Şairler ve yazarlar kenedi mektuplarını ve yazılarını bir araya toparladıkları gibi kimi şair ve yarların eserleri ölümlerinden sonra başkaları tarafından bir araya getirİlerek münşeatları oluşturulabiliyordu.  Örneğin Kınalızâde Ali Efendi, Lâmiî Çelebi, Veysî, Nergisî ve Nâbî  kendi eserlerini kendileri toparlayan şairlerdir. Fakat , Ebüssuûd Efendi, Nef‘î, Çelebizâde Âsım, Râgıb Paşa, Kânî ve Âkif Paşa’nın münşeatları ise kendileri öldükten sonra  eserleri başkaları tarafından oluşturulmuştur. [4][5] ( bkz Divan Edebiyatında Münşeat Ve Yazılmış Münşeatlar -) .
 
Münşeat mecmuaları, içerdikleri yazıların konularına göre üç tipte oluyordu.  
  1. Resmî Münşeatlar: Devlet adamları ve devlet büyüklerinin çeşitli nedenler ve amaçlar için yazdıkları yazılardı. Bunlar emir, ferman, berat, gibi vesikaların kopyası olabiliyordu. Bu tip münşeatlar “ ümera hükema, havatin, sadat, şuara, ulema, guzat, meşayih, vüzera” için yazılmış yazılar oluyordu. [6] Örneğin  Feridun Bey'in Münşeatü's-Selâtirı'i (II. c. bs. 1884-49, 1858)[7]
  2. Didaktik Münşeatlar:  Medrese ve mekteplerde de ders kitabı  olarak kullanılabilecek nitelikte yazılmış olan  kompozisyon ve yazı sanatını konu alan münşeatlar
  3. Mektup Münşeatlar :  Şâirlerin mektuplarından oluşan münşeatlar.. Bir şâirin kendisine ait resmî, edebî ve özel mektuplarını toplayan münşeat mecmuası oluşturması. Örneğin  Nâbî’nin , Münşeat, İ. Ü. Ktp. T. Y. nr. 727);
 
[1] https://www.osmanice.com/osmanlica-22246-nedir-ne-demek.html
[2] MUSTAFA İSMET UZUN, https://islamansiklopedisi.org.tr/munseat
[3] MUSTAFA İSMET UZUN, https://islamansiklopedisi.org.tr/munseat
[5] MUSTAFA İSMET UZUN, https://islamansiklopedisi.org.tr/munseat
[7] İskender Pala, Ansiklopedik Divan Şirii Sözlüğü, s. 355

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış