Nargile Nedir Edebiyatta Nargile


Esa
23.5.2020




Nargile

 

Osmanlıca yazılışı: nargile - نارکیله

Tütün veya tömbeki  içme aletidir.


Kaynaklara göre nargilenin ana vatanı Hindistan’dır. Hindistan’dan, Araplara, Farslar ve Türklere doğru taşınmış zamanla başka kültürlere de yayılmıştır.

Çok farklı kültürlere taşınan bu alete Araplar tarafından "Narcile" veya“şişa”,    İranlılar ise "Kalyan" adını vermiş, Türkler ise bu alete nargile demişlerdir. ( bkz  kabak-kadeh-kabak-hedef-kabak-asmak-ve-gedu/52769)

İlk nargilelerin Hindistan’da Hindistan cevizlerinin içine kamış sokularak yapıldığı zamanla yerine kabak konulduğu[1] kültürden kültüre geçerken de bu günkü haline kadar ulaştığı ortaya çıkmaktadır.

Nargile kültürünün Türklerde ne zaman başladığına dair kesin bir veri yoksa da tütünün Amerika’nın keşfinden sonra ortaya çıktığı, tütünün 16. Yy dan dan itibaren Osmanlılarda görülmeye başladığı bilinmektedir.  Nargilenin 16. Yy dan itibaren Osmanlı kültürüne girdiğine dair işaretler de vardır.

 

Nitekim Mimar Sinan’ın Süleymaniye Camii’nin inşaatı sırasında insan nefesi ile yağ kandillerinin islerinin çiniler üzerinde yaratacağı is tabakasına engel olabilecek tedbirler almak amacıyla caminin tam ortasında nargile içerek cami içerisindeki hava sirkülasyonunu test ettiğine dair söylenceler vardır. Bunun duyan Kanuni, Mimar Sinan’a çok öfkelenmiş ama nedeni öğrenince de sakinleşmiştir.[2]

Söylentilere göre Mimar Sinan, Süleymaniye Camisi içinde nargile içerek yaptığı  bu test nedeni ile sirkülasyonu sağlamak amacıyla ana giriş kapısı üzerine hava tahliye aralığı yapmış. Ayrıca nargilenin fokurtusu ile de caminin akustiğini dahi kontrol etmiştir.

 

Nargilenin Parçaları

Ser: Nargilenin gövdesi. Lüle: En üstte bulunan, tömbekinin konulduğu delikli tabla. Marpuç: Dumanı şişeden alan ve ağza ulaştıran bölüm. Şişe: İçinde dumanı filtre eden suyun olduğu ve fokurdamaların geldiği bölüm. Sipsi: Marpucun ucuna takılan, dumanın içinden çekildiği küçük ağızlık. Tepsi ve rüzgârlık: Tepsi közden düşen külleri toplar, Tömbeki: Nargileye has, kurutulmuş tütünün ince ince kıyılmasıyla elde edilen tütün.[3]

Başlangıcı Hindistan cevizi veya kabak ile ( bkz -kabak-cekmek-beng-esrar-icmek/52768)  içine sokulan kamıştan ibaret olan nargile zamanla oldukça süslü püslü bir gereç haline gelmiş,  zenginler için yapılan nargileler bir sanat eseri halline dönüşmüştür. Çok değişik kültürlerde çok değişik tipte nargileler yapılmış,  porselen, bronz, cam, billur, çini, hatta gümüş gövdeli çok güzel, çok süslemeli renkli veya abartılı nargileler yapılmıştır. (Bkz kabak-atismak-basta-kabak-patlatmak/53026

Nargile içme ve nargile yapma Osmanlı kültüründe adeta bir simge haline gelmiş, kahvehanelerin ve meyhanelerin [4]başlıca araç ve gereçlerinden birisi de olmuştur. Eski devirlerde konakların da vaz geçilmez eşyası olan nargile günümüzde de, çay bahçeleri,  kahvehanelerin otantik mekanlar, antika eser satan yerlerde, nostaljik mekanlarda en sık gördüğümüz objelerin başında gelmektedir. [5] Özellikle seri üretim özelliği taşımayan her biri değişik şekillerde el emeği göz nuru yapılan nargileler sanat eserleri değeri taşımışlardır.  Osmanlı dönemlerinde çiniden, billurdan, gümüşten, tombaklı son derece güzel ve görkemli nargileler müzeleri veya tarihi mekânları süslemeye halen de devam etmektedir. ( bkz

Şiir dünyamızda nargile birçok vesile ile geçen bir sözcüktür. Keyif verici bir madde olarak işlenmiştir.  Eski devrin sosyal hayatında önemli bir yeri olan nargile türkülerimizde ve şiirlerimizde birçok vesile ile karşımıza çıkmaktadır.

Bir Elinde Nargile (Balam)
Doldur Ver Güle Güle
Ele Hersim Çıhırki (Balam)
Galham Gidem Yâr Gile   Erzurum Türküleri

Alıver gahvecibaşı nargile serini
Uğruna koymuşum yarin acar tenini
Avcuna saymışım altın liraların beyini

Aman Ali'm sıkma benim nazik belimi
Ellere çözdürme yarim gönül bağını  ANTAKYA - HATAY - TÜRKÜLERİ

Çubuğuna lüleyim
Yar yüzüne güleyim
Sen kapıdan geçerken
Ben başına belayım  Kırşehir Türküleri

Nargilemin dumanı (le le)
Yoktur yarin imanı
Altından köşk yaptırdım (le le)
Gümüşten merdivanı

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış