Nüsha Muska Yazmak ve İzinli Ocaklı Şerbetli Olmak


 

Osmanlıca yazılışı; nüsha :  نسخه

Osmanlıca yazılışı; muska:  موسقه

Nüsha kelimesi Arapça kökenlidir. Sözlüklerdeki anlamları: yazılı, yazılmış şey, yazılı bir şeyden çıkarılan suret,  gazete ve dergilerde sayı ve muska anlamına gelmektedir.

Gazete, dergi veya yazılı bir metnin çoğaltılmış hallerine veya sayılarına nüsha dendiği açıktır. Buna mukabil, muskalara da nüsha dendiği sözcüğün sözlüklerdeki anlamından da ortaya çıkmaktadır.

Muska sözcüğü Arapça nüsha sözcüğünün Türkçeleşmiş halidir. Nüsha kelimesi ise Arapça kökenli olup “yazılı şey” manasına gelmektedir.  Şu halde Nüsha ile muska aynı anlama gelecek şekilde de kullanılmıştır. Muska sözcüğü içerisinde ayet hadis veya surelerin yazılı olduğu çevşen veya rukye ile de eş anlamlı sayılabilir.[1] Muskalar veya halk arasındaki diğer tabiri ile nüshalar  “Nazara, cinlerin saldırısına, canavarların tehlikesine, hasedin etkilerine ve benzeri musibetlere karşı korunmak, ya da bunlara maruz kalınmışsa onlardan kurtulmak (rukye) amacıyla, bir kâğıda yazılıp muşambaya sarılan birtakım dua ve sözler” [2] dir.

Bunlar genellikle bir kağıda yazıldığı için de muskaya nüsha da denmiştir.

Muska ve hamail takmanın çok çeşitli işlevleri vardır.  Muska takmak , Nazar değmesine engel olmak ( bkzNazar Nedir Korunma Yolları Nazar Duaları ve Nazarlıklar)  Nüshalar yani muskalar, hastalıklardan kurtulmak, cinlerin ve nazar gibi kötü etkileri def etmek, iki kişi arasında muhabbet- aşk olmasını sağlamak, karı koca arasındaki soğukluğu gidermek, hasetten kurtulmak, musibetlerden ırak olmak, akrep, yılan vb sokmalarına mani olmak, iki sevgiliyi ayırmak, dul  veya bekar kalmış olanların evlenmesini sağlamak, çocuğu olmayanların çocuk sahibi olmasını temin etmek, silahlardan kurşunlarcıdan korunmak  gibi çok çeşitli müşkülleri çözdürmek amaçlı yazılırdı.

 Muskaların bu tür işlevlere göre hazırlanmış türleri vardı. Örneğin Nazar muskası, kurşunun değmesini veya vücuda işlemesini engelleyen bir büyü olarak da tasavvur edilirdi. [3]Hamail ve muska sevgiliyi elde etmek, karı koca arasında muhabbeti sağlamak, gönlü olmayan sevgilinin gönlünü çalmak içindi.  

Muskalar yani nüshalar küçük ve ince bir kâğıda yazılır, üç köşeli olarak bükülür, bir deri parçasına veya muşambaya sarılırdı. Bu muska veya nüshalar bazen ip takılarak boyunda kolye gibi taşınır, bazen elbisenin koltuk altına gelecek şekilde elbiseye dikilir, bazen takkeye, hırkaya vb dikilerek kullanılırdı. Bazı muskalar veya nüshalar, muskayı yazan kişinin tavsiyesine göre nüshayı suda ıslatarak içilirdi.  Bazen nüsha suda ıslatılarak içilirdi. Muskalar, kapı eşiklerinin altına, kapı veya pencere pervazlarının üstüne veyahut da evin gizli bir köşesine de konulabilirdi.

Muskalar bazen yazılmaz, içten içe okunurdu. Fayda ummak vb amaçları ile Esma-i Hüsna okumak, ( BKZ  Esma Çekmek ve Esma'ül Hüsna- ) sevgiliyi elde etmek, karı koca arasında muhabbeti arttırmak için esma çekmek de muska sayılırdı. ( bkz Esma Çekerek Sevgili Elde Etmek ) Esma’ül Hüsna Allah’ın güzel sıfatları, Allah’ın 99 adı demektir ve işe girmek, evlenmek,  çocuk sahibi olmak zengin olmak gibi isteklere kavuşmak için  belirlenmiş isimleri belli sayılarda  arka arkaya zikretmek de bir çeşit muska işlevi görmektedir.[4] Bakla atmak, tütsü yakmak,  fal açmak, suya bakmak gibi işler de muska veya nüshaların benzeri veya türleri olmaktadır.  Tüm bunları yapmanın adı ise eski dilde celbiyeydi. Yani bir dileğin olmasını celb etmek, talepte bulunmak, istemek demekti.

Muska veya nüsha yazanlara celbiye yazan denirdi.  Medrese hocaları, dervişler, sahte imamlar, cin darlar, bu işten para kazananlar celbiye yazan kimseler oluyorlardı.  Eski devirlerde muska, esma,  hamayıl, vefk, büyü,  efsun vb yazan pek çok celbiyeci vardı.

Muskalar yazılış amaçlarına göre de çeşitli adlar almıştır. Tefrik ( ayrılık), nifak, muhabbet, şirinlik,rukye,  teshir, hırz  , hırz- ı emani ( Acem Muskası),  hamail- hamayıl- , badem göz - badem muskası , esma çekmek -Esma’ül Hüsna- gibi .

Nüsha ile benzeri işlevleri olsun diye evlerin duvarlarına veya kapılara, boynuz, koçboynuzu, sığır kafatası, at nalı asma,  kurşun, dökme, “kut koyma”  veya “kut dökme”, [5] boncuk takma, özerlik otu yakma, özerlik otu asma, kapı önlerine sarımsak, tavuk kemresi, içi boşaltılmış yumurta kabuğu, soğan kabukları dökmek gibi adetler de bulunur.  Nazardan, cinlerden, şer güçlerden korunmaya çalışma amaçlı bu tip inançların esasları da muskaların işlevleri ile benzerlikler taşımaktadır.

Muskacıların yanı sıra remil bakanlar, yıldız name okuyanlar, suya bakanlar,  haşarat sokmasına engel okumak için efsun okuyanlar, düğümleri üfleyerek büyü yapanlar, ocak olduklarını, el aldıklarını iddia ederek kabakulak, sıtma, itdirseği gibi hastalıkları tedavi ettiklerini iddia edenler de vardı. Ayrıca tükürüklerinin şifa olduğunu iddia edenler, badem muskası yazanlar, muska vb yazmak için şeyhten el aldıklarını ve izinli, ocaklı, şerbetli olduklarını iddia edenler vb oldukça çok sayıdaydı. ( bkz  Badem Göz - Badem Muskası - )

 

İZİNLİ OCAKLI ŞERBETLİ

Muskacılar içinde en ilginç olanları İzinli veya Ocaklı olduklarını iddia edenlerdir. İzinli veya Ocaklı olduklarını iddia edenler ailecek şifaya muktedir oldukları iddiasındadır. Bu tip aileler büyük bir Şeyh veya evliya tarafından ocaklı veya izinli yapılmış,  bir veliden veya şeyhten el almış, bu nedenle sülale boyu şifacı olmuş olduklarını iddia etmişlerdir.  Örneğin Hatay – Dörtyol’da Macitler denilen sülale yılan, akrep ve sarı omar denilen zehirli örümcek sokmalarını tedavi etmektedir. Hatta pek çok kişi bu aile sayesinde yılan, akrep ve örümcek sokmalarından kurtulduklarını söylemektedir. Örneğin bu aile kendilerinin Yılancı Ocağı adını vermişlerdir. Ailenin her ferdi bu yeteneğe sahip olabilecek bir konumdadır.

Şerbetli tabiri ise muska veya efsun ile aşılanarak söz konusu musibetin Zararlarına karşı aşılanmış kişi demektir.  Örneğin yılancı ocağında efsunlanmış bir kişi yılan sokmalarına karşı artık şerbetli hale gelmiş demektir. Yani artık onu yılan sokamaz. Hatta şerbetli olduğu için yılan, akrep çıyan gibi haşaratlar ondan uzak duracaktır.

Tüm bunlar divan şairlerinin işlediği mevzular arasına girmiştir.

Nüshan maraz-ı aşka ilac eylemedi hiç
Ey şeyh –i kerâmat – furuş ez de suyun iç   Sabit

Tefrik için kimüsü okur rukye vu efsun
Teshir içün kimisi yazar  nüsha-ı dua    Ziya Paşa

Levhinde sînesinin yüz da'vet okuyaydım
Heykel yerine bir kez kılsa kolun hamâyil            Şeyhi
 (Heykel yerine bir kez kolunu muska kılsa, Sinesinin levhasında yüz davet okurdum.)

Kim nazar etdi hemân ey büt-i gül-rû sana
Âşık-ı zâr oldu çün bülbül-i hoş-gû sana              Meşhuri d. Selânik

Yazdırıp müşg ile boynuna hamail taktı
Kendiye etmek içün halkı musahhar sünbül      Baki

Hamâyil gibi boynuna kolun kıl Ahmed’in heykel
Ki saklaya seni Bâri yavuz gözden yavuz dilden A. Paşa

Fâriğ etti aşkın  özge mehlikâlardan beni
Hırz-ı cândır sakladı aşkın belâlardan beni       Fuzuli [3]

Senin aşkın beni diğer ay yüzlü güzellerden beri korudu, uzak tutup kurtardı. Senin can esirgeyen hırzın ( koruyucu muska)  beni diğer belalardan ırak tuttu.

Âşûb-u gam-ı kâküle  hattın komadı  yer
Ol hırz ile öok def-i belâlar ederiz biz. [4]

Kakülün  yüzünü kapladı,  yüzündeki ayva tüyleri ile kaküllerin fitne çıkmasın diye  yüzünde boş yer bırakmadı– ayetler ve sureler gibi yüzüne döküldü, yazıldı- Biz o hırz ile çok belalar defederiz.

Erenler her kime kılsa bir nazar
Söylenir irfanı diller içinde             Ümmi Sinan Şiirleri

Kömür gözlüm hasta olmu
Bir muskacık yaz ver bana
Siyah zülfü ak gerdana
Tel tel et de diz ver bana                     Karacaolan (Sakaoğlu, 2004: 394)

Güzeller şahına bir muska yazdım
Değmesin düşmanın nazarı diye
Bir gece gönderdim gizli bir name
Kuralım tenhada pazarı diye          Aşık Ruhsati

İlgili Sayfalarımız ve Linkleri

KAYNAKÇA 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış