Osman Hz Osman  (ö. 35/656) Hayatı Halifeliği Şiirlerde Hz Osman


Osman Hz Osman  (ö. 35/656) Hayatı Halifeliği Şiirlerde Hz Osman

 

Osmanlıca yazılışı Osman:  عثمان

Osman bin Affan, İslam'ın üçüncü halifesi, ilk Müslüman olanlardan birisi ve Hz Muhammed’in Rukiye ve Ümmü Gülsüm adlı kızları ile evlendiği için Hz Muhammed’in damadıdır. Bu nedenle Hz Osman , "Zu'n-Nureyn (iki nur sahibi)" [1]   Ebu Leyla, iki kere hicret ettiği için de Zatü'l Hicreteyn   [2]  Kuran’ı çoğalttığı ve kitap haline getirtiği için  Nâşîr-ûl Kuran olarak da anılmıştır. Dört büyük halife arasında en uzun süre halifelik yapan ve en uzun yaşayan halifedir.

 

HZ OSMAN AİLESİ VE ÜMEYYE KABİLESİ

Kaynaklara göre Fil vakasından altı sene sonra Taif’te doğmuştur. Babas Emevî (Ümeyye) kabilesinden gelen Kureyş’in en zengin tüccarlarından birisi olan Affân, annesi Ervâ bint Küreyz, Resûlullah’ın halası Ümmü Hakîm Beyzâ bint Abdülmuttalib’in kızı olmaktadır. [3] Hz Osman’nın soyu dördüncü göbekten ve Abd-i Menaf'tan peygamberimize ulaşır.

Müşfik, halim selim karakterli, malını mülkünü devlet ve İslam uğruna harcayan cömert,” kaba sakallı, buğday benizli[4] bir insan olarak tasvir edilmiştir.

 

HZ OSMAN’IN MÜSLÜMAN OLUŞU HZ MUHAMMED ZAMANI

Hz Muhammed’den altı yaş küçük olan Osman, babasının izinden giderek tüccarlık yapmış, Müslümanlığı kabul etmeden önce babası gibi Mekke’nin en önemli tüccarlarından birisi olmuştur. Müslümanlık ortaya çıkmaya başladıktan sonra Hz Ebubekir’in telkini ile İslamiyet’i seçen ilk on iki Müslüman’dan biri, Müslüman olanlar arasında da beşinci Müslüman’dır.[5]

Haşimilerden sonra Mekke’deki en önemli kabile olan Ümeyye ( Emevi ) kabilesine mensup olan Hz Osman amcası Ebü’l-Âs ve annesi Ervâ bint Küreyz’in şiddetli tepkilerine rağmen Müslümanlığı seçmesi Müşrikler tarafından oldukça tepki çekmiştir. Hz Muhammed’in kızı Rukıyye ile evlenmiş, Kureyşlilerden gördüğü baskılardan dolayı olsa gerek İslâmiyet’in 5. yılında (615) eşi ile Habeşistan’a göçmüş ancak iki yıl sonra Kureyşlilerin Müslümanlığı kabul ettiği haberini aldıktan sonra Mekke’ye dönmüş ancak Mekke’ye geldiğinde haberin asılsız olduğunu öğrenmesine rağmen Mekke’de kalmayı sürdürmüştü. Akabinde diğer Müslümanlar gibi Medine’ye hicret etmiştir. ( 622 )  

Medine’ye geldiğinde Mescid-i Nebevî’nin kapısının tam karşısında ona bir arsa tahsis edilmiş, evini de oraya yapmıştır. Medine halkı çifcilik ile uğraşırken ticaret Yahudilerin elindeydi. Hz Osman, bunun üzerine Müslümanlar için bir ticaret ağı oluşturmuş, sahabeye gelir elde etmeyi öğretmeyi başarmıştı.

 Bedir savaşı çıktığında Hz Muhammed’in kızı Rukiye çiçek hastalığı yüzünden hastalanmış, bunun üzerine Hz Muhammed onu hasta kızının başında beklemesi için bırakmıştır. Zafer müjdesinin geldiği gün Hz Osman’ın eşi Hz Muhammed’in kızı Rukiyye vefat eder. Bunun üzerine Hz Muhammed, Bedir Savaşına katılmadığı halde elde edilen ganimete ona da pay vermiş[6] ancak ganimete ortak edilmesi ileride bazı sorunlara da yol açmıştır.  

Hz Osman eşi Rukiye’yi kaybettikten ve Uhud Savaşında sonra Hz Muhammed’in diğer kızı Ümmü Gülsüm ile evlendirilir. Ancak Ümmü Gülsüm de çok fazla yaşamamış ve 630 yılında ölmüştür. İlk eşi Rukiye’den doğan Abdullah adlı oğlu da kısa bir süre sonra ölmüştür.

 Hz Osman Hudeybiye Antlaşması öncesinde Hz Muhammed’in elçisi olarak Mekke’ye gidip Kureyşliler ile görüşmüş,  Hz Muhammed’in Kâbe’yi ziyaret etmesi için direnmiştir.  Tebük Seferi için en büyük maddi desteği sağlamış, Resûl-i Ekrem’in vahiy kâtiplerinden birisi olmuştur. Hz Muhammed’in ölümünden sonra Hz Ebu Bekir Halife seçilince Hz Ebubekir’in de kâtipliğini ve müşavirliğini yapar. Ebubekir’in Hz Ömer’i halefi olarak ilan etmesini desteklemiş Hz Ömer’in halifeliği sırasında da on un danışmanlığını yapmıştır. Hz. Ömer zamanında Suriye ve Mısır’ın fethine onay vermiş ancak fethedilen toprakların  sahiplerinin elinde bırakılması görüşünü desteklemiş onun bu tutumu fethedilen topraklarda İslamiyet’in yayılmasına olanak sağlamıştır.

 

HZ OSMAN’IN HALİFE SEÇİLMESİ

Hz. Ömer, Mescid-i Nebevî’de  Ebu Lülü adlı bir köle tarafından[7] yaralanması ve ölüm döşeğine düşmesi sonrasında Halifelik için aday gösterilen altı kişiden birisi olur. Hz Ömer, yaralı halde iken manidar bir şekilde Hz Ali veya Hz Osman’ı yerine oğlunu dahi tayin etmeden, sahabe tarafından yapılacak olan bir seçimle halifenin seçilmesini emretmişti.[8]  Hz Ömer, büyük bir ihtimalle, ikisi de büyük kabilelere mensup olan Hz Ali Ve Osman’ın halife olmasında sakınca görüyor, İslam devletinin Haşimiler veya Ümmeyeoğulları idaresindeki bir kabile devleti olmasından çekiniyordu. [9] Adaylar arasında olduğu halde adaylıktan feragat ederek arabulucu olmak görevini üstlenen Abdurrahman bin Avf, bunun için oluşturulan kurul ile birlikte Hz Ali ve Osman arasında bir seçim yapmak zorunda kalmış ancak Abdurrahman bin Avf'ın tercihi ile Hz Osman halife seçilmişti. Bunun üzerine Hz Ali, ensar ve muhacirler sırayla ona biat etmiştir.

Osman’ın halife seçilmesi Muâviye’nin babası Ebu Süfyan’ı çok sevindirmiş tüm bu gelişmeler Emevi iktidarına da bir zemin oluşturmuştur.

 

HZ OSMAN ZAMANINDA İSLAMİ FETİHLER VE HİZMETLER

Halifeliği sırasında Hz Ömer zamanında başlayan İran üzerindeki fetihler devam eder. İslam orduları İran ve Horasanda ilerlemeye başlar.  Esterâbâd, Hemedan ve Kirman alınmış, Bahreyn üzerinden de İran’a seferler düzenlenerek İran’ın Belûcistan ve sahil bandı da ele geçirilmiş, Sâsânîler’in son hükümdarı III. Yezdicerd’in öldürülmesi ile de (  H. 31-  M. 651)  İran’ın fethi tamamlanmıştır. Ardından Kirman üzerinden Horasan’a girilmiş ve İslam orduları Tohâristan’a ilerlemiş, Nîşâbur, Belh, Herat, Bûşenc ve Tûs gibi şehirler zaptedilmiştir. Diğer taraftan Kuızeye yönelen İslam orduları İrmîniye, Gürcistan, Dağıstan ve Azerbaycan fethedilir.

Hz Osman zamanında Kuzey Afrika’nın fethi de tamamlanmış,  Vali Amr b. Âs’ın ve Abdullah b. Sa‘d b. Ebû Serh, sayesinde İslam orduları Trablusgarp’tan Tunus’a kadar fetihler yapmışlar, Güney’e doğru da ilerleyerek Nil vadisinden Sudan’a kadar ilerlemişlerdir. Ramazan 31 / Nisan-Mayıs 652). Kıbrıs onun zamanında alınmış, İslam orduları ilk kez onun zamanında önemli bir deniz gücü oluşturularak Rodos ve Sicilya adalarına kadar seferler düzenlenmiştir. Ayrıca ilk İslamî paraların da basılmasını sağlamıştır.

Tüm bu başarılara rağmen yapılan fetihler ve elde edilen ganimetler sonrasında ümmetin aşırı zenginleşmesi Hz Osman zamanında fitnenin de ortaya çıkmasına Camel ve Sıffın vakalarının ortaya çıkmasına da sebep olur.

 

HALİFELİĞİNİN İKİNCİ ALTI YILI VE İSYASİ KARIŞIKLIKLARIN ÇIKMASI

 Hz Osman’ın halifeliğinin ilk altı yılı tüm tarihçiler ve din adamları arasında başarılı yıllar olara kabul edilir. Ancak ikinci altı yıllık süreç ise idarenin kötüye gitmesi ve İslam Devletinde bazı karışıklıkların ortaya çıktığı bir süreç olmaktadır.

Hz Osman’ın devletin önemli görevlerine yakınlarını tayin etmesi,  Mısır, Suriye ve İran’daki valililerinin bazı hatalarının Hz Osman’a mal edilmesi, Kureyşlilerin fethedilen toprakları “ Kureyş’in arka bahçesi “ olarak görmeleri, Hz Osman’ın aşireti olan Ümeyyeoğullarının pek çok önemli makamlara getirilmiş olması ile kabile çekişmelerini Kureyş içinde Emevî-Hâşimî rekabetini başlatmıştı.  [10]

Ümeyye kabilesinin reisi olan Ebu Süfyan’ın da teşviki ile Hz Osman zamanında valiliklere yerleşen Ümeyyeoğulları ve Muaviye gittikçe güç elde etmeye başlamış, elde edilen zenginlikleri “Allah yolunda sarf etmeyip müminlere pay etmek yerine kendileri için servet biriktirmek ile “ suçlanmaya başlanmışlardı.  Küfe valisini görevden alması ile başlayan huzursuzluk Kuzey Afrika fatihi Abdullah b. Sebe’nin de desteği ile Mısır’da huzursuzluk kaynağı olmaya, Hz Osman’ın yerine Hz Ali’nin gelmesi gerektiği iddiaları dillenmeye başlanmıştı. [11]Kur’ân-ı Kerîm’i istinsah ettirdikten sonra diğer” Kur’an nüshalarını yaktırması, Kureyş adına kabilecilik yapan bazı valilere ses çıkarmaması, Kureyş ileri gelenlerinin fethedilen bölgelerde çok miktarda mülk edinmelerine göz yumması, bazı sahâbîlere fethedilen şehirlerde iktâlar vermesi, Kureyş adına kabilecilik yapan bazı valilere ses çıkarmaması, “Müslüman olanlara karşı tavır alınıp onlara mevali gözü ile bakılmaya başlanması gibi çok çeşitli nedenler Hz Osman’a karşı muhalefeti gittikçe şiddetlendirmişti.  Ayrıca “halife, ganimetlerin önemli bir kısmını yakınlarına tahsis etmek ve diğer akrabalarından bazılarına haksız yere mal ve toprak vermekle de itham ediliyordu.[12][13]

 

Hz OSMAN KARŞITLIĞI VE ŞEHİT EDİLMESİ

Hz Osman’a karşı ilk isyan işareti Kufe’de baş göstermiş, halifenin yumuşak tutumundan cesaret alan diğer muhalifler de harekete geçmişlerdi. Mısır, Küfe ve Basra muhalefetini açıkça belli etmeye başlamıştı. Ebu Süfyan ve Muaviye’nin Suriye ve Şam’daki etkinliği Hz Osman’ın da akrabalarına olan desteğinin görünür hale gelmesi bu tepkileri güçlendiriyordu. En sonunda Mısır’dan şikâyet için Medine’ye gelen Sebe taraftarı 600 ila 1000 kişi arasındaki asiler heyeti Mekke’ye hacı olarak gitmek gibi bir görüntü altında gelip Medine’nin dışında “Zi-Huşub” denilen yer de dahil üç ayrı yerde toplanmışlar, Halife’nin evini muhasara altına almışlardı. Bu kuşatmaya rağmen Halife, Medine’deki Müslümanların isyancılara karşı gelmemesi için kesin emir vermiş, ancak Halifeyi kurtarmak için Medine dışından gelen birliklerin yola çıktığını fark eden isyancılar Hz Osman’ın evine girerek 82 yaşındaki Halifeyi oruçlu iken ve Kuran okuduğu sırada şehit etmişlerdi.  (Miladi 656)

Bir söylentiye göre Halife ölümünden bir gün veya üç gün sonra defnedilebilmiş, gömüldüğü yere Muaviye zamanında bir türbe yapılmıştır. Hz Osman’ın öldürülmesinden 5 gün sonra Hz. Ali, halife seçilmiş ve Medine halkı Hz Ali’ye biat etmiştir.

 

DİVAN EDEBİYATINDA HZ. OSMAN

 

Divan edebiyatında özellikle kaside ve ve mesnevilerde Hz. Muhammed’den sonra dört halifeden çok söz edilmiştir. Dört halife için yazılmış şiirlerde halifelerin Hz Muhammed’e olan sadakatlerinden, adil oluşlarından, edep ve hayâ timsali olduklarından, cömertliklerinden dine bağlılıklarından, ilim ve cesaret sahibi oluşlarından söz edilir. Onların güzel ahlaklarından, örnek insan ve sahabe oluşlarından dine olan hizmetlerinden övgü ile söz edilir.  

Dört Halife divan edebiyatında “Cihar yar-ı Güzin” olarak adlandırılır.  Cihar- yâr-ı Güzin için kasideler mesneviler, naatlar yazılırken onların menkıbeleri hakkında nesir eserler de yazılmıştır.  Dört halife içerisinde adından en çok söz edilen Hz Ali ve Ömer’dir.

Hz Osman şiirlerde daha ziyade sadık bir Müslüman oluşu ile anılır.

Göklerde bulut gark-ı arak oldu hayadan
Kıldığı gibi hazret-i Osman'ı temaşa    Yahyâ Bey

Kasr-ı şer'indetı Ebu Bekr u Ömer ol Şah'ın
Dahi Osman u Ali oldular erkan-ı bina    Nazîm

KAYNAKÇA 


[1] İskender Pala, Ansiklopedik Divan Şiiri sözlüğü , Osman maddesi
[2] https://tr.wikipedia.org/wiki/Osman
[3] İSMAİLYİĞİT, “ Osman “ TDİA, https://islamansiklopedisi.org.tr/osman
[4] İskender Pala, Ansiklopedik Divan Şiiri sözlüğü , Osman maddesi
[5] İSMAİL YİĞİT, “ Osman “ TDİA, https://islamansiklopedisi.org.tr/osman
[6] İSMAİL YİĞİT, “ Osman “ TDİA, https://islamansiklopedisi.org.tr/osman
[7] Adem APAK, Hz Osman’ın İdaresi Döneminde Ümmeyeoğuları’nın Devlet İdaresindeki yeri, Uludağ Üvi. İlahiyat Fakültesi, s.7, C, 7, 1998
[8] Taberi Tarihi, IV, İbnü’l esir, el Kamil, II., 34
[9] Adem APAK, Hz Osman’ın İdaresi Döneminde Ümmeyeoğuları’nın Devlet İdaresindeki yeri, Uludağ Üvi. İlahiyat Fakültesi, s.7, C, 7, 1998
[10] Ünal KILIÇ, KÛFELİLERİN HZ. OSMAN’A MUHALEFET ETMELERİNİN SEBEPLERİ, http://eskidergi.cumhuriyet.edu.tr/makale/372.pdf
[11] Ünal KILIÇ, KÛFELİLERİN HZ. OSMAN’A MUHALEFET ETMELERİNİN SEBEPLERİ, http://eskidergi.cumhuriyet.edu.tr/makale/372.pdf
[12] İSMAİL YİĞİT, “ Osman “ TDİA, https://islamansiklopedisi.org.tr/osman
[13] Geniş bilgi için Aycan, İrfan, Saltanata Giden yolda Muaviye b. Ebî Süfyan, Ankara 1990/ Adem APAK, Hz Osman’ın İdaresi Döneminde Ümmeyeoğuları’nın Devlet İdaresindeki yeri, Uludağ Üvi. İlahiyat Fakültesi, s.7, C, 7, 1998

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


2 Yorum
14.06.2021 - 13:58
Müslümanların birbirini öldürmesi hiç bitmemiş. Müslümanın en büyük ve en yakın düşmanı yine müslümandır. Çünkü 1400 yıldır müslümanlar müslümanlığın ne olduğunu anlayamamış. Kimi barış ve merhamet dini der kimi cihat ve savaş dini der. Kimi tebliğ dini der kimi kılıçla müslümanlaştırmaktan övünür.

15.06.2021 - 08:49
Hz Osman'ın halifeliğinin ikinci altı yılındaki tutumları ile günümüzdeki iktidarların tutumları arasında çok yakın benzerlikler bulunur. Hz. Osman, gerek kişiliği gerekse kabilesine olan düşkünlüğü nedeni ile neredeyse tüm akrabalarını önemli mevkilere getirmiş , yakınlarının büyük servetler kazanmasına göz yummuş, kabilesinden gelenlerin örneğin Muaviye çok büyük siyasi nüfuzlar ve güç elde etmesine olanak sağlamış, çok büyük servetlere ve kudrete ulaşan akrabaları en sonunda Hz Ali'yi de bertaraf ederek Emeviler saltanatını ortaya çıkarmıştı. Müslümanlığı kabilecilik , milliyetçilik haline getiren Emeviler, kendi kabile ve ırklarından olmayan Müslümanlara karşı kendilerini üstün ve imtiyazlı olarak görmüşler, Müslümanlığı Ümeyye kabilesinden olanlar, Arap asıllı olanlar ve olmayanlar gibi sınıflara tabi tutmuşlar, Arap asıllı olmayan Müslümanları ikinci sınıf görerek onlara mevali demişlerdir. İlk önce Ümeyye sonra da Arap asıllı olanların asil Müslüman; Acem, Türk, Kıpti, Habeş, Kürt, Urdu vb yi mevali olarak gören bu anlayış İslamiyette mezheplerin , savaşların ve isyanların ana eksenini oluşturur.