Sanat Akımı Edebi Akım Edebi Hareket Edebi Topluluk Nedir


 

Sanat Akımı Edebi Akım Edebi Hareket Edebi Topluluk Nedir

 

Edebi akım bir ülke içerisinde bir sanatçının veya bir sanatçı topluluğunun ortaya koyduğu bir sanat anlayışının ilk önce kendi ülkesindeki sanatçıların daha sonra da diğer ülkedeki sanatçıların benimsemesi ile bu sanat anlayışının ülke sınırları dışına da taşması hatta ortaya çıktığı zaman diliminden başka devirlere kadar uzanıp yayılmasıdır.

Edebi akımların kaynağı bir sanatçının veya sanat topluğunun ortak görüşü olabilir. Bu sanat anlayışı örneğin edebiyatta ortaya çıkıp, resim, müzik, heykel gibi diğer sanat dallarına da yayılabilir. Eğer bir sanat anlayışı ilk önce bu sanat anlayışını ortaya koyan kişi veya topluluğun dışına da taşmış hatta ülke sınırlarını da aşmış ise artık bir sanat akımı ortaya çıkmış demektir.  Eğer bu sanat anlayışı edebi anlamda ise yahut da edebi bir akım halinde kalmış ise ve diğer sanat dallarına sirayet etmemiş ise bu akım edebi akımdır. Edebiyatta, resimde veya müzikte ortaya çıkıp diğer sanat dallarına da sıçramış ise ve başka ülke sanatçıları da bu çizgiyi benimsemiş ise bu defa bu akım bir sanat akımı olmuştur demektir.

Edebi akımlar veya sanat akımları bir sanatçı veya bir sanatçı topluluğu tarafından ortaya atılabilir. Hatta bu sanat anlayışı bir topluluk halinde olmayan, hatta farklı farklı ülkelerdeki sanatçılar tarafından bir birlerinden habersiz bir şekil de doğabilir. Örneğin Gotik Sanatı  ve  Rönesans  sanat akımları bu şekilde ortaya çıkmıştır.

Sanat akımları veya edebi akımlar lider bir sanatçının öncülüğünde bir sanat veya edebiyat topluluğu tarafından bir başka sanat anlayışına tepki olarak da ortaya çıkabilir.

EDEBİ TOPLULUK

Bu sanat anlayışını sadece topluluğu oluşturan sanatçıların uygulaması olarak kalırsa buna sanat topluluğu veya edebi topluluk denir.  Örneğin  Servet-i Fünun Topluluğu , Fecri Ati, Yedi Meşaleciler,  Maviciler ,  Hisarcılar  ,bir edebi topluluk olarak kalmışlar bir edebi hareket veya ve edebi akım meydana getirememişlerdir.

Örneğin  Garip Şiiri ve Garip Şiiri Hareketi ( I. Yeni ) şiirde ortaya çıkan üç kişiden oluşan bir topluluk olarak ortaya çıkmış, fakat  Garipçilerin ortaya attıkları şiir tarzı;  diğer pek çok şair tarafından beğenilmiş,  Garipçilerin ortaya koydukları şiir tarzı, şiir anlayışı ve düşünme biçimleri topluluğun sınırlarını aşarak pek çok şairin benimsediği bir şiir anlayışı haline gelmiştir.

Şu halde  Orhan Veli , Melih Cevdet ve Oktay Rıfat ‘tan ibaret olan edebi hamle başlangıçta bir şiir topluluğu iken görüşlerinin ve uygulayıcılarının yaygınlık kazanması ile edebi bir hareket haline dönüşmüştür.  

 

EDEBİ HAREKET

Milli Edebiyat ise başlangıçta aynı siyasi görüşe sahip olan; dil, konu ve sanat anlayışları aynı olan milliyetçi Türkçü, Turancı şair, yazar, öykücü, romancı,  tarihçi, araştırmacı, sosyolog yazarların aynı amaç etrafında eserler vermeye başlaması ile ortaya çıkmıştır.  Başlangıçta bir edebi topluluk özelliği gösteren bu oluşum daha sonra ülkemizdeki diğer şair ve yazarların bu görüşlere katılması ve bu görüşler doğrultusunda eserler vermeye başlaması ile edebi hareket haline gelmiştir.  Milli Edebiyat hareketi 1911 yılında Ömer Seyfettin ’in Genç Kalemler Dergisindeki,  Yeni Lisan “ başlıklı yazı serisi ile başlamış,  Ziya Gökalp   ( Felsefe- sosyoloji), Fuad Köprülü  ( Edebiyat tarihi  Süleyman Nazif ) ( şair )  Mehmet Emin Yurdakul ( şair)   Ali Canip Yöntem ( gazeteci- yazar) gibi şair ve yazarlardan oluşan bir topluluk olarak ortaya çıkar. Fakat bu şair ve yazarların edebiyat görüşleri ülkedeki diğer şair ve yazarların katılımı ile büyümeye başlar. Hatta bu topluluğun görüşleri, resim alanına da yayıldığı gibi kendi zamanlarını da aşarak cumhuriyet döneminde de bu görüşler rağbet görmeye devam eder.  Beş Hececiler bir ölçüde  Yedi Meşaleciler  ,  Memleketçilik Akımı ,  Millî Edebiyat Topluluğunun düşüncelerinin ve sanat anlayışlarının devamı niteliğindeki yayılımlardır.

Şu halde edebi hareket sanat görüşleri ülke içerisindeki diğer sanatçılara hatta sanat dallarına doğru yayılan, topluluğu üyeleri öldükten sonra bile takipçilerinin devam ettirdiği bir görüş haline gelen ama görüşleri ülke sınırları içinde kalan, yurt dışına taşmayan bir yayılımdır.

Şu halde bir edebi görüşün topluluk dışına çıkmayı başaran, topluluk dışındakilerin de katıldığı ama etki alanı yurt dışına taşmayan, ülke içi ile sınırlı kalan edebi akımlara edebi hareket demek gerekir.

Bu bağlamda bazı açılardan Tanzimat edebiyatını da bir edebi hareket olarak değerlendirmek gerekir.

Tanzimat edebiyatı edebiyatta batılılaşma hamlesini başlatmış her anlamda olmasa bile pek şair ve yazar bu hamleyi farklı görüşler ve sanat anlayışları ile devam ettirmişler ve Tanzimatçıların yolundan gitmişlerdir.

 

SANAT AKIMI VE EDEBİ AKIM

Edebi akım ile sanat akımını birlikte düşünmek mümkün olabilir. Buna mukabil sanat akımının kavram alanını edebiyat akımından daha kapsamlı düşünmeliyiz. Bir sanat akımı edebiyatın da dâhil olduğu resimde, müzikte, heykelde ve edebiyatta ortaya çıkan, kendine, özgü bir stil, bakış açısı, manifesto, uygulama ve ürün verme biçimi geliştiren, bu sanatsal görüşlerini, ülke sınırları ve kendi çağları dışına dahi taşırabilen bir sanat hareketini ifade eder.

Edebiyat akımı ise sadece edebi anlamda sınırlı kalan veya bir sanat akımının edebiyat kolundaki yayılımını ifade etmektedir.  Bir sanat hareketinin akım haline dönüşebilmesi, hem diğer sanat dallarına yayılması, hem topluluk üyelerinin dışına taşması, hem bir sanat hareketi haline dönüşmesi daha sonra da görüşlerinin ve sanatsal ürün verme anlayışları ve tarzlarının kendi ülkelerinin dışına taşması, hem de uzun bir müddet farklı farklı ülkelerde birçok taraftar bulabilmesi demektir.

Sanat akımlarını veya edebi akımları ortaya atan önder bir sanatçı veya önder sanatçılar oluşturabilir. Önder sanatçıların sanat anlayışlarını ortaya koydukları bildiri veya beyanname, diyelim resimde ortaya çıkmış ise, müzik, heykel edebiyat ve şiire doğru yayılabilir. Bu durumda sanatsal bir hareket meydana gelir. Eğer bu sanatsal hareket ülke dışına da taşar değişik ülkelerde de taraftar bulmayı başarırsa bir sanat akımına dönüşür. 

Örneğin,  EMPRESYONİZM,  Fransa’da önce resimde ortaya çıkmış sonra da edebiyata sıçramış,  daha sonra da başka ülkelerde de taraftar bulmaya başlamış bir sanat akımıdır.  Sanatçılarının doğrudan doğruya gerçeği değil, gördüklerinin kendisinde uyandırdığı duygu ve düşünceleri esas almaları, nesnelliği ikinci plana atarak, kişisel yorumu ön plana çıkarmayı hedefleyen bir anlayış çerçevesinde bir resim stili ve fırça darbeleri geliştiren bu sanat akımı, edebiyatta da uygulama alanı olmuş,  ülke sınırları dışında da taraftar bulabilmiştir.

I.Dünya savaşı sonrasında ortaya çıkan ve akla ve akılcılığa karşı çıkarak, bilinç dışının düşsel dünyasına yönelmeyi hedefleyen din, ahlâk, gelenekler gibi engelleri hiçe sayarak, sanatsal çalışmalar ortaya koyan Sürrealist (Gerçeküstücülük) ilk önce resimde ortaya çıkmıştı. Gerçeküstücü ressamlar kendilerini akıl, mantık, töre, din ve toplumsal baskıları sınırlayıcı unsurlar olarak görmüşler, kendilerini inanmadıkları bu değerlerin baskısı altında hissetmeden insanları ve nesneleri özgürce resimlemeye başlamışlardı.  Resimde ortaya çıkan bu sanat anlayışı ve düşünme biçimi edebiyata, heykel sanatına, müziğe doğru yayılıp, ülke sınırlarını da aşarak bir sanat akımı haline gelmişti.

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış