ASKERİ ÜCRET ve MARKET ZAMLARI


 
Dünyada şu pandemili günlerde, süper devletlerde dahil olmak üzere, ekonomiler hızla çökmekte, hükümetler dağılmakta, işsizlik pandemi öncesine göre on katı artmış ve artmaya devam etmektedir. Önümüzde daha neticesi belli olmayan bir meçhuller silsilesi bulunmaktadır.
 
Bizde de devlet pandemi döneminde hem insanlarımızı hastalıktan korumaya çalışırken, hemde halkın maddi manevî bu süreçte az etkilenmesi için, her türlü tedbiri almaya çalışıyor. Ne var ki her dönemde olduğu gibi içimizdeki "fırsatçılar" hiç boş durmuyorlar.
 
Askeri ücrete, emekli maaşına ne zaman zam gelse, gelir gelmez ne alakası varsa! Marketlerde ve bütün sektörlerde hemen zamlar yapılır. Dolar çıkar zamlar gelir, Dolar düşer yine her şeye zamlar yapılır. Böylece garibin elindeki para erir gider.
 
"Bu zam sinsarlarının karşısında askeri ücreti 5000.00 TL de yapsan, güç yetirmek mümkün değildir." Bu seferde SSK, yemek, yol parası, ajans, vergi giderleri derken, çıkmaza giren fabrikaları kurtarmaz hale geliriz.
 
Kafeler, lokantalar, hiç bir yer kapanmasın, ama biz millet olarak azla yetinmeyi, şükretmeyi, sapretmeyide bilmiyoruz. Pandemi döneminde insanımız maske - mesafe -temizlik kurallarına uysa, bu dönemde tıka basa masalar, mekanlar doldurulmasa, on kazanma yerine beşle iktifa etsek, her şey kısa sürede yoluna girecek, devlette ağır müeyyideler uyğulamayacak, esnafta bu kadar mağdur olmayacaktır.
 
Yerlere mekan ve muhitlere göre devasa fiyatlar uygulanıyor. Bir kafeye giriyorsun bir bardak çay 10-15 TL. Bir dürüm ayran 100 TL Bunların maliyeti nedir? Buralara bir askeri ücretli işçi ve emeklinin uğraması mümkün değildir.
 
Pandemi döneminde iki farklı belediye salonunda nikah merasimine gittim, iki farklı uygulama gördüm. Biri içeri ateş kontrol altında otuz kişi ve içerde de bir koltuk boş bırakılarak alınırken, diğer belediye anons haricinde hiç bir tedbir almıyor. Yine ikamet ettiğim muhit pazarında bir kere haricinde hiç belediye denetimine şahit olmadım. İşte böyle bir ikilemli ortamda yaşıyoruz. Unutmayın bu işleri hep birlikte aşabiliriz. 
 
AVM lerde giyim kuşam açık, insanlar giyiniyor, deniyor çıkarıyor. En üst katta lokantalar açık fakat müşteri alamıyor. Buda bir tezat! İETT ler dolu, HES kuyrukları almış yürümüş, piyango bileti kuyruklarında mesafe hiçe sayılıyorken, küçük esnaf ve askeri ücret  çalışanlarına ciddi çareler üretmek mecburiyetindeyiz.
 
"Marketlere gelince pandemi öncesi 50 lira olan temel gıda maddeleri, bugün 150 lira olmuş durumda. Sabunundan, salça, makarna, yağına kadar, Her gün farklı bir zamla karşılaşıyoruz. Bazı ürünlerinde gramajından çalınıyor.'
 
Evet! Tüketicinin haklarını koruyacak merciler, kurumlar olsa da, halk her hakkını arayabilecek durumda ve bilinçde değildir. Hakkını korumakta devletin görevidir. 
 
Devlet bir şekil de acil tedbirler almalı, "pandemi dönemine ait, gıda maddeleri ekmek misali, isteyen istediği zaman ve yerde zam yapmamalı, veya devlet temel gıda maddelerine sabit Fiat uygulamalıdır."
 
"Elektrik, su, doğalgaz gibi harcamalar, otobüs, minübüs, taksi zamları, en az bir yıl dur deyip, sabit tutulmalı, zorda olan milletin rahatlaması sağlanmalıdır."
 
Hatta tüm paralı otoyollar, köprüler yarı fiyatına indirilmeli, "küçük esnafın vergileri ertelenme yerine bir kereye mahsus af uygulamalıdır." ( Pandemide kapalı kalan yerler için geçerli olmalı, AVM ve süper marketler bundan muaf tutulmalı.) En azından bu pandemi döneminde bir şekilde halk rahatlatılmalıdır. 
 
Tabi ki bununla kalmayıp, "ev kiralarından, araba satışlarına, mülk satışlarına kadar takibe alınmalı, gerekirse polisten veya başka kurumlardan, birimler kurularak, 24 saat bu sinsarlar, sanal alem, sosyal medya, sahibinden com ve Market - market dolaşarak takibi yapılmalı, gerekli caydırıcı cezalar verilmelidir.'' Buda hiç zor değildir. Gerekirse kalıcı veya geçici bir kanun maddesiyle pek ala bunlar yapılabilir.
 
Biz bütün dertlerin üstesinden devlet - millet el ele bir şekilde Allah'ın izniyle geliriz. Asıl içimizdeki "fırsatçılara dur demek mecburiyetindeyiz" Aksi halde yarın sıkıntılar dahada büyüyerek önü alınamaz hale gelecektir.
 
Ahmet Ali Canbaz 17.01.2021
 
 
 
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış