Ay Em Ef Biraderler


9.4.2020
Sayın saygıdeğer pek bir muhterem Ay Em Ef biraderler ile krizden dolayı teşriki mesailerimizi başlatıyoruz hayırlı ve de uğurlu ile birlikte bol sıfırlı ve likiditeli günler dileriz... Adı sanı belli değil işte ülkenin biri tık tık tık diyerek Ay Em Ef Biraderlerin kapısını çalar... Kapı önce açılmaz bir de zile basar, cik cik cik ve cik kuş sesleri duyulduktan sonra kapı açılır... Ay Em Ef biradeler içeride cak cak cak sakız çiğnemektedirler...

- Öhö öhö ve de öhö...

- Buyursunlar efeeeem ne istemiştiniz?

- Ay Em Ef Biraderler bu aralar cep delik cepken delik, hemi de cep de yok metelik hani diyorum ki biraz mangır çıkma yapsanız, bebebelik de sevinse...

- Oluuuur veririz vermesine de faizi de geçiri.... yani ekleriz diyecektik.

- Tamam ekle de fazla da ekleme,

- Ya işte Libor artı 15. 89 filan olur.

- 15.89 u anladık da Libor Mibor ne ayak?

- O da öyle bir ayak işte Liborsuz olmaz.

- Ha anladım biraz, Libor biz de ki Kamber gibi desene?

- Kamber mi?

- Hani biz de Kambersiz düğün olmaz, siz de de Liborsuz faiz olmaz diyorsunuz.

- Anlamadık ya hadi dediğin gibi olsun...

Ay Em Ef Biraderler adeta üçlü bir sacayağı gibidir...

- Hmmm bakalım sizin geçmişinize bir şöyle...

- Bakın bakalım bakın.

- Ödemelerinizi düzenli yapmışsınız.

- Ne güzel değil mi? Şimdilik borcumuz yok da.

- Napcaksınız parayı yahu?

- Çatır çatır yiyeceğiz halkımıza yedireceğiz fabrikaları olan halkımız var bir dolu hem de...

- Yapma yahu siz de herkes fabrikatör demek ki...

- Eh var biraz. En baba fabrikatörümüz de Hulusiyus Kentmenus Baba’dır rahmetli...

- Sonra nasıl geri ödersiniz, ya ödemezseniz, ya kaçarsanız başka bir gezegene, ülke olarak toptan, ne poh yeriz biz?

- Yav ne kaçması hangi gezegende hayat var ki? En yakın ay orada da iki üç aydan fazla durulmuyor. Mars da zaten çok uzak. Jüpiter desen anasının nikahında...

- Canım belli mi olur siz krediyi aldıktan sonra, ödemeye başlamadan belki oralara gidilir de hayat başlar... Elon Mask bu yapar mı yapar zibidi...

- Canım biz toptan kaçarsak siz de peşimizden illaki gelirsiniz ta oralara...

Bin dereden su getirmektedir Ay Em Ef Biraderler...

- Etmeyin eylemeyin de verin şu kredileri...

- Tamam verelim vermesine de

- Eeee daha ne ?

- Gözünüzün üstünde kaşınız varmış.

- Herkesin var bir bizim mi?

- Boy ortalamanız da çok uzun değil.

- Öyledir.

- Kadınlarınızın hepsi 65 yaşın altındaymış.

- Bak onun için bir şey söyleyemem.

- Arabalar hep siz de sağdan gidermiş.

- Gider gider hem de dere tepe düz gider...

- Hem de az gitmişsiniz uz gitmişsiniz dere tepe düz gitmişsiniz, sonrada bir bakmışsınız bir arpa boyu yol gitmişsiniz.

- Eee ne var bunda?

- Çok şey var biz de prensiptir dere tepe düz gidip de sonra bir arpa boyu yol gidenlere kredi hatta miredi bile vermiyoruz.

- Vermezsen verme be, ben de almıyorum işte...

- Verirdik vermesine de arpa boyu yerine buğday ya da yulaf boyu yol gitseydiniz olurdu, olmayacak bir şey değildi...

- Öyle diyorsun yani...

Bu sıralar Ay Em Ef biraderlerin kapısı sürekli çalınmaktadır. O arada bankacı Dünya gelir.

- Selam Dünya sen de bankacısın ne yapalım da kredi musluklarını açalım?

- Boş verin açmayın yahu biraz sürünsünler bu garibanlar fakirler.

- Öyle diyorsun yani.

- Öyle sürünsünler de benim de sizin de kıymetinizi anlasınlar.

- Anlarlar mı?

- Bunların bir Kızılderili mi ne yaşayan ataları varmış.

- Vaaaar var olmaya eeee!

- Ne demişler ki onlar?

- "Son ırmak kuruduğunda son ağaç yok olduğunda son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak" Aynen böyle söylemişler...

- Ulan o zaman biz de batarız bütün insanlıkta...

- Ara ki bulasın o zaman hem parayı, hem de faiz ile para vereceğin insanı...

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


1 Yorum
14.04.2020 - 13:58
Ahmet Bey, haftanın yazısı seçilen mizahi-eleştirel yazınızdan dolayı sizi kutluyorum. Sadece diyalogların fazla oluşu yazının eleştirel yönünü biraz arka planda bırakmış. Yine de dinamik ve keyifli bir yazı. Selamlar...