Bir Şiir Gülümsemeyle Bir Tahlil.” Yıllardır Özümü Yakar Bir Tanem”.


21.4.2020



Bir Şiir Gülümsemeyle Bir Tahlil.” Yıllardır Özümü Yakar Bir Tanem”.

 

 

   Uzun zaman oldu gönülden gülümseyerek şiir tahlili yapmıyordum. Tahlil derken bildiğiniz eleştir ve tahlillere benzemiyor. Güzel olana hayranlıkla bakmak gönlümde o güzel şiire bakarak dökülenleri kast etmek istemiştim. Bugün GÖKOĞLU mahlaslı kardeşimin” Yıllardır Özümü Yakar Bir Tanem” şiirini okurken etkilenerek bu satırları gülümseyerek kaleme alıyorum. Sürçü lisan ettim ise af ola.


   Gökoğlu kardeşimi .... sitesinde şiirleriyle tanıdım, bugün okuduğum ve beni etkileyerek okuduğum şiirine elimden geldiğince dilim döndüğünce birkaç satırda ben eklemek istiyorum muhabbet adına. Şairlerin aklı, hep Leyla’dadır çünkü kendisi yollarda çöllerde Leyla’sını arayan bir mecnundur. Hatta Leylasını arayanlara da yardımcı olan gönüllü bir âşık severdir aynı zamanda. Koşa koşa gider zamandan önce bir an önce bulmanın gayretindendir, o nedenle şiirleri aşk ve Leyla kokar. Gönlü aşkla kanatlanmış uçuyordur Leyla’sına doğru… Yüzünde gönlünde ısıtan bir tebessümle gezer yüreği kan ağlasa da kolay değildir şair olmak azizim, herkes olamaz, bu yolda koşamaz ağlayamaz, yüreğini ummanlarda arayamaz. İlk dizesi ile başlayalım.


Esti ayrılığın gayrı yelleri

Başka makam çalmaz oldu elleri

Hasretin ağıtlar yakan telleri

Yıllardır sazıma takar bir tanem

 

Aşk varsa hasrette vardır ,aşığı aşk fırınında pişirerek GÖNÜL DOSTU Yunus Emre’nin dediği gibi ham iken pişiren aşk ateşi her aşığı fırında ham iken önce yoğurur sonra yaksa da bildiğimiz yanmalar gibi değil gülümseterek hasret ile pişirir. Kardeşimde aşkla severken her aşık gibi aşktan payını almış.


“Esti ayrılığın gayrı yelleri

Başka makam çalmaz oldu elleri”

 

Makam derken bildiğimiz dünyalık makamdan ayrıdır, insanı en güzel makama alır götürür  cennet bahçelerinde yârin gülüşleriyle kuruyan gönül toprağını sulatarak yeşertir.


“Hasretin ağıtlar yakan telleri

Yıllardır sazıma takar bir tanem”

 

Bir sevda iklimine atar şairi aşk bir çift gözle, bir ceylan bakışlı güzelle. Arayıp bulamazsa da ceylan gözlüsünü arar, varmaktır kararı, ilaçlar mı ona yarar her bulduğu gönlü sarar… Mehtapta yıkanır gönlü aşkla ıssız sularda yüzer sakin olmak ister yâre yakın. Gönlünü bağlamıştır nazlı yârin zülfüne, hayrandır tatlı gülüşüne.


Gel diye çağırdım her zaman ismin

Rüyama uğradı sadece cismin

Duvarda asılı kararmış resmin

Yıllardır gözüme bakar bir tanem”

 

Kardeşimin her aşık gibi yârin ismi dilindedir, gel diye çağırsa da arada hasretin ördüğü bir an geçilmez sanılan, geçilmez yollarda dağlar vardır. Oysa aşık için aşılmaz yollar geçilmez dağ yoktur aşık, aşkın güzelliğini hissederek nazlı yâre kavuşmak için Mevla’dan yardım isteyerek alarak geçer gerçi dünyada aşık için vuslat yoktur olsun arar aşık…


Gel diye çağırdım her zaman ismin

Rüyama uğradı sadece cismin”


Ulaşamazsa da aşık yârine rüyasında ulaşır kavuşur, buna bakarsak dünya da kaldığımız an rüya değil gerçek, rüyada olunca rüyadan uyanınca rüya yalan hayat gerçek, bir ikilem bir bilmecedir bu alem aşk gösterir aşığa bu dünya yalan, vuslatla gerçek hayat ahirette olacaktır. Aşık bu inançla devam eder arar yârini. Kardeşimin yazdığı enfes dizelerle devam edelim.


“Duvarda asılı kararmış resmin

Yıllardır gözüme bakar bir tanem”

 

Gidilen hasret yurdunda aşığın elinde kala kala yârin bir tek gülümseyen resmi kalmıştır, aşık her an gönlündeki aşkın sıcaklığıyla gülümsemesiyle taşırken bakar avunur. Umut etmek Mevla’dan dır bitmez bu umut tükenmez bir hazinedir aşık bilir, umut eder Mevla’dan bilir ki bir gün kavuşacak sarılacak yârine.

 

“Kendi gelmez sürme doldurur salar

Kaşımla kirpiğe durmadan çalar

Sabah gözden dökülen kara sular

Yıllardır yüzümü yıkar bir tanem”

 

“Kendi gelmez sürme doldurur salar

Kaşımla kirpiğe durmadan çalar”

 

Aşık bir anlık karanlık sokağa düşse de yâri de düştü bilir, bu nedenle kaşlarına sürdüğü sürmeyi gözüne sürdüğünü hisseder bu sürmenin çok sürülmesiyle sokaklar yollar karanlığa bürünür, çok sürme kaşına kirpiğine sürmeyi yârim gönlünü karalar bürümesin diye istekte bulunur. Kardeşim enfes dizeleri şiirinde döktürmüş.


“Sabah gözden dökülen kara sular

Yıllardır yüzümü yıkar bir tanem”

 

 

 Ağlama yârim gözlerindeki sürmeler dökülür, ben sanki her sabah yüzümü bu kara su ile yıkarken yüzüm karalara bürünür, sen gül ki bende hasret ilinde güleyim  diye seher yeliyle mesajlar gönderir.

 

“Postacı dilinden dökülmez ballar

Yok diyemez bakıp kafayı sallar

Mektubun bir gelse pullayıp allar

Yıllardır nazımı çeker bir tanem”

 

Postacı eskilerde kaldı, lakin en güzeli posta idi. İçimizdeki duygu ve hisleri uzunca yazdığımız mektuplar eskilerde kaldı lakin yine aşık Mektup bekler yârin de, postacı kapıyı çalmaz lakin aşık yolları bekler.


“Mektubun bir gelse pullayıp allar

Yıllardır nazımı çeker bir tanem”


Ah sen kokan mektup’ un allayarak kendi kokunla pullayarak elin değdiği gözün gülümseyerek baktığı o nadide mektup’ un bir gelse dünyalar benim olur, bir an diner hasretim. Nazlanarak naz yaptığım kokulu mektubuna olan nazım biter sanki o an kavuşmuş gibi oluruz yârim der kardeşim bu enfes hasret aşk dolu dizeleriyle.

 

“Gittiğin yerden silmiş sin izini

Gönül arar bulmaz döver dizini

Yokluğun günlük bir bidon benzini

Yıllardır közüme döker bir tanem”

 

 Kardeşim bu dizede terk edenlere sitemle seslenmiş.

“Gittiğin yerden silmiş sin izini

Gönül arar bulmaz döver dizini”

 

Arar aşık bulamaz bir iz bir ses, döver dizini gece gündüz ne hata ettim de gitti diyerek. Bazen aşkı akılla anlamaya çalışırız oysa aşk gelince akıl kaybolur, gönül gözüyle devam ederiz yola. Burada ya yar aşkı umursamaz görür, dünyalık çıkarı gerekli görür ve çeker gider, ya da farklı yaşantıdan dolayı aşkın gerçek değeri bilinmez atmosferinde bir an kalmakla hasret bitmez sanılası savıyla yeter denilerek çekip gidilmiştir. Kardeşimizin bu konuya parmak basarak az sabır etseydiniz ne olurdu diye serzenişi var. Haklıda…

 

“Yokluğun günlük bir bidon benzini

Yıllardır közüme döker bir tanem”

 

Zaten aşk hasretiyle hasretinle yanıyorum yârim çekip gittin, yanan aşk ateşime benzini her gün benzin dökerek neden alevlendirdin diyerek çektiği hasreti sancıyı en güzel tespit eden hece ile tamamlamış kardeşim.

 

Kardeşi son dizesi ile devam edelim.

 

“Elimi bırakıp ortadan yitmen

İçinden çıkılmaz çukura itmen”

Arkanı dönüp de ellere gitmen

Yıllardır özümü yakar bir tanem”


Ey yârim neden yarı yolda beni terk ettin, bu terk etmek sana ne kazandırdı? Beni çıkılmaz çukurlara neden ittin? Şairin doğasında vardır, Görünüşte bir şey söylerken başka bir şeyi kastetmek olarak tanımlanan ironi sayesinde şairler anlatılmak istenileni en güzel şekilde anlatır. Bu anlatım şeklide kardeşimin dizelerinde enfes bir şekilde işlenmiş, kardeşime teşekkürler ediyorum bu enfes şiiri yazdığı ve ben bizleri aşk ilinde hasret rüzgarına kapılarak gülümseyerek gezdirdiği için. Selamlarımla.

Mehmet Aluç

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış