Şiir İnceleme Edebi Tenkit, " Ey Sevgili" , Yunus Çetkin

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 29 Ocak 2012 Pazar aaa Beğen 1
Bu Eser 06.02.2014 Tarihinde Haftanın Yazısı Seçilmiştir

Şiir İnceleme ve Edebi tenkit



Ey Sevgili



Duy ey sevgili, busen bir bal gibi gelsin içime
Yağmur sonrası tüten toprak gibi, gel sin içime

Orman yangını yürek kaynar, deli yelsin içime
Bitmez derdime serin serpen suyu, elsin içime

Yangın üstüne düşen yağmur gibi, gel sen içime
Bil ey sevgili, benim derdim bite gelsen içime

Yağmur sonrası tüten toprak gibi, gel sin içime
                                                gel sin içime!
                                                     sin içime!


                                                                    YUNUS ÇETKİN ( YUNUSİ )




A)  DIŞ YAPI ( ŞEKİL İNCELEMESİ



a.  Nazım birimi =


Şiir, klasik şiirimizdeki mesnevi nazım şeklinin kâfiye biçiminde yazılmıştır.  Bu şekil edebiyatımızda çok uzun konular işleyen mesnevilerde kullanılırken şairin bir gazel uzunluğuna sahip bu şiirde bu kâfiye biçimini tercih ettiği anlaşılıyor. Haliyle nazım birimi beyit sistemini temel almıştır. Fakat diğer Özleşim şairlerinde de gördüğümüzü gibi şiirin son beyti klasik yapıdan farklı bir durum arz etmektedir.


b.  Kâfiye düzeni:

Mesnevi kâfiye sistemine göre beyitler aa, bb, cc, dd… şeklinde kendi arasında kafiyelidir. Şiirin genelinde - sin içime redifinden önce –elsin kelimesinin tunç kafiye olarak kullanıldığı dikkati çekiyor. Üçüncü beyitte bu bakımdan kendini özgür bırakan şair, bu beyitte diğerlerinden farklı bir kâfiye örgüsü kullanmayı tercih etmiştir. Kafiye deki “ sin ” kelimesinin: sinmek fiili ( gizlenmek, bulaşmak) , sine= gönül, mezar gibi anlamlarından cinaslı olduğu da dikkati çeker. Ayrıca tevriye ve iham sanatına da başvuran şair kafiye kurarken kâfiye üzerinde ne kadar sanat varsa pek çoğunu uygulamaya çabaladığını görüyoruz. Tüm bunlar Özleşimcilerin sanat anlayışlarını ortaya koymaları bakımından önemli olmaktadır.

c . Ölçü sistemi:

Şiir anlaşılacağı gibi ilk mısradaki heceleri temel alarak üstten aşağıya doğru her heceyi sesli ya da sessiz ile bitmesi bakımından dengeleyen, yatay mısralarda da hece ölçüsünün kurallarını esas alan Özleşim Ölçüsü ile yazılmıştır.

Ölçüsü:


Or man yan gı/  nı yü rek kay / nar, de li yel / sin i çi me
  --  --   --   .   /   .   .   --   --    / --   .   . -- /  --  .   .  .

Bit mez der di/  me se rin ser / pen  su yu, el / sin   i çi me
   --   --  --  .  /  .  .   --    --   /  --  .   .    -- /    --    .   .  .

Hecenin kuralları bakımından ise şiir 5+3 = 4+4 = 16 lı hecelik bir yapı görünümündedir.



d.  Nazım şekli:

Şiir kâfiye bakımından ve beyit sistemine göre bir tür Özleşim tarzı mesnevi şeklidir denilebilir. Şiirin son beytindeki şekil uygulaması, şiiri bu güne dek bildiğimiz nazım şekillerinden farklı bir şekille karşı karşıya olduğumuzu ortaya koyar. Bu haliyle Özleşim şiirine has Özleşim mesnevi tarzı denilebilecek bir görünümdedir.



B.  İÇERİK UNSURLARI:


a. Konu 

Şiir, bir aşk şiiridir. Bir orman yangınında yanıp, tükenen toprak olan, şiddetli bir yangın kokusu, isi, görüntüsü ve harareti içinde tasavvur edilen bir yangın hayalinde betimlenen, bir orman yangını manzarasına benzetilen bir aşk konusu işlenir. Beş duyunun algılarıyla tarifi yapılan bu yangında görsel, işitsel, koku, duyum ve tat alma ile ilgili duyularla anlatıma destek sağlanmıştır.  Orman yangını sonrasındaki yangın kokularının ruha, gönle, kalbe sinmesini temenni eden hayalini şiirin, kafiyesi, redifi ve tevriyeli cinasları haline getiren şair sin kelimesinin anlamlarını bu şekilde şiirin anahtarı haline getirmiştir. Bu bakımdan değişik anlamları üzerinde anlam oyunlarına başvurulan SİN kelimesi şiirin temasını da belirleyen en önemli bir sözcük haline gelmektedir.


b.  Dil, üslup, anlatım:

Şiir, öz dilimizin duruluğu, sadeliği ve saflığı ile yazılmıştır.  Şiirin ahengi yumuşak ve sert sessizlerin sıralı bir düzen içinde melodik bir yapı içinde oluşacak şekilde dizilmesi sayesinde azalıp yükselen melodik bir ses dalgalanması yaratmaktadır.  Özellikle

Duy ey sev ( gili ) , busen bir  ( bal ) gibi gel ( sin ) içi ( me )
Yağmur sonra ( sı )  tüten top ( rak ) gibi, gel ( sin ) içi ( me )


Özleşim duraklarının sonlarındaki parantez içine alınan hecelerdeki vurgular, yumuşak sessizlerden sonra gelen sert sessizlerin ritmik düzenindeki ses yenilemeleriyle sağlanan başarılı bir ahenk kurgusu ve melodisi oluşturulmuştur. Şairin sade bir dille sanatlı bir söyleyişe yöneldiği dikkati çeker. Aynı sözcüğü bir beyitte farklı anlamlarda kullanması, sözcükleri sembolik anlamlara gelecek şekilde seçişi, mecazlara başvuruşu buna delildir.


c. İmge, benzetme, söz sanatları, anlam oyunları:

Bir orman yangını tahayyüllü şiirin ana imgelemini oluşturur. Diğer imgeler de bu ana imgenin etrafında oluşmuştur. Ağaçların yanıp kül olması, bu esnada çıkan reçine kokuları,  bu yangını körükleyen deli bir yel tahayyülü, bu yangın sonrası korların üstüne dökülen yağmur ve bu yağmur sonrası, duyulan sesler, isler, dumanlar arasında oluşan manzara ve kokular şiirin diğer detay imgeleridir. Aşk konusunu beş duyunun yordamıyla tasviri yapılan bu yangın imgesinde işleyen şair, derin hayal gücünün sevkıyatıyla bu yangın manzarasını gönül yangınına sembol olarak ifade eder.Sevgilinin yangını söndürmek için avuç avuç su serpmesi hayali şiirde ilginç bir imgelemeyi oluşturur.Şairin duygularını somutlanan bu imgeler soyut duyguları somut bir hale benzer şekilde izaha çalışmasının ürünüdür. Bu bakımdan şiirin genelinde kelimelerin mecaz manada kullanıldığı aşikârdır. Yapılan somutlanmaların tamamını ifade eden kelimeler mecaz manadadır. Yangın, orman, yağmur, yel, koku gibi…

Bunların dışında özellikle sin kelimesinin anlamaları üzerinde oynayan şair, bu kelimeyi her mısrada farklı bir anlamını kastedecek hatta iki ayrı gerçek anlamını ( iham ) ya da biri mecaz diğeri gerçek iki anlamını birden kastedecek şekilde ( tevriye ) kullanmıştır.Mezar, sine, sinmek gibi anlamları olan SİN kelimesi o yüzden şiirde üzerinde en çok durulan anahtar kelime rolünü üstlenir. Şiirin tamamında teşbih sanatının ( benzetme ) izlenir bulunur.

Düşen yağmur gibi, busen bir bal gibi

Şiirde beyitlere tenasüp( uygunluk ) sanatına dair ilgiler de bulmak mümkündür.

Orman yangını yürek kaynar, deli yelsin içime
Bitmez derdime serin serpen suyu, elsin içime

Yangın, kaynar, yel, serin, serpen, su kelimeleri arasındaki uygunluk örnek olarak verilebilir.


d. Fikir, buluş, özgünlük:

Özleşim şiiri zaten yeni bir ekol olması münasebetiyle Özleşim şairlerinin sanat, söylem ve stil anlayışları haliyle özgün olmak mecburiyetindedir. Şiirimizde şimdiye kadar görülmeyen bir söylem dizgisi oluşturan Özleşimciler isteseler de bu etkileşim içinde olamayacaklardır. Dolayısıyla ilk kez Özleşimcilerde görülen iç ses dizgisi, ahenk ve melodik yapı tamamen özgündür. Şiirlerinde klasik şiirin söz sanatlarını, mazmun anlayışını teknik olanaklarını çağdaş bir anlayışla revize eden Özleşim şairlerinin şekil, teknik ve sanat anlayışları tamamen kendilerine has bir özgünlük çerçevesi içindedir.

Söz sanatlarını dahi klasik şiirden farklı bir yöntemle oluşturma arayışında oldukları için klasik şiirdeki kalıp benzetme ve söz sanatlarını tercih etmediklerinden kendilerine özel bir stil geliştirmek amacındadırlar. Bu şiirde de buna örnek olarak sin kelimesi ve orman yangını imgelemesinde kullanılan söz sanatları yapı olarak klasik şiire benzese de imge olarak yenidir. Kimi Özleşimcilerin iham ve tevriyeyi daha geniş ve farklı bir şekilde uyguladığı da dikkatten kaçmaz.

Şiirdeki aşk ateşinin orman yangınına benzetilmesi belki özgün bir imge olmasa da şiirin tümünde bu imgenin tasviri, sevgilinin avuç avuç yangını söndürme çabası, kokuların mecazlı, tevriyeli olarak ruha gönle sinmesi, mezar olması, üzüntünün yangın üstüne dökülen yağmur gibi tasavvur edilmesi şaire özgü buluş mahiyetli imgelerdir. Sin sözcüğünün anlam, söz sanatları ve kafiye olarak kullanım detayı da şairin özgün anlayışının ifadesidir.


f. Psikolojik etkenler


Şiir, hayali orman yangınını gerçekmiş gibi betimlemeye dayandıran bir somutlanmanın üzerine kurulmuştur. Şairin bu yönü melankoliye kaçmayan, reel dünya ile hayalleri tümleştirme anlayışına inandığını gösterir.

Şiirde duygu yoğun bir atmosfer olmasına rağmen aşırı bir tragedyalaştırma göze çarpmaz. Duygularında denge oluşturduğu, aşırı heyecan ve telaş görüntüsü vermeyen dingin bir ruh halinin, sağlam bir kişiliğin izleri görülür.

Tepkilerinde ve duygularında bu dengelemeyi başarmış bir şairin psikolojisinin de bu denge üzerinde durduğu söylenebilir. Şiir sağlıklı bir ruh halinin duygulanmaları üzerinde durmaktadır. Beş duyusuna da hâkim olması, imajların ve gözlemlerin sağlıklı olması, kendisiyle barışık bir kişiliğe işaret eder. Şairin duyuları genelde dışa dönük olduğuna göre iç sel barışa sahip olduğu söylenebilir.


g. (Muhtevaya etki eden karakter, eğitim, bilgi,) Gözlem (ve deneyim unsurları) :

Şiirin önceki kısımlarında şairinin beş duyusuna da hâkim olduğu, şiirin yapısında gözlemin önemli olduğuna değinilmişti. Şairin sanat anlayışı, dil, söz sanatlarını kullanma becerisi, şekil ve kafiye konusundaki teknik bilgisini ortaya koyar.Fuzuli’nin dediği gibi : “ İlimsiz şiir temelsiz duvar gibidir. “  sözüne işaret edercesine şairin şiirle ilgili her konuya ve bilgiye sahip olan göstergelerle dolu bir şiirdir. Bu açıdan bakılınca şiirin gündelik tüketim malı fabrikasyon bir şiire benzemediği, emek, bilgi ve beceri ile oluştuğu, kalıcı olması için yazıldığı ortadadır.



C ) SANAT AKIMLARI, DÖNEM VE ANLAYIŞLA İLGİLİ UNSURLAR




a. Mensup olduğu, dönem, akım, fikri yapı vb analizi

 Şiir, şekil, ölçü, dil, sanat, içerik, ahenk ve stil anlayışı ile tam bir Özleşim şiiri yapısını taşımaktadır. Özleşimin tüm inceliklerine dikkat etmeye çalışan şairin klasik şiirimizi modern bir çizgide güncellemek ve ona yeni bir ivme kazandırmak olarak özetlenebilecek Özleşimcilerin anlayışına uygun bit örnek vermiştir. Klasik şiirimize ait olduğu sezilen sanat, dil, şekil, teknik ve anlam olarak her ayrıntının çağdaş bir hüviyete büründürülmeye çalışıldığı barizdir.

Mazinin şiirini atinin şiiri haline getirmek için çağdaş ve elit bir şiir yaratmak amacında olan Özleşim’ cilerin klasik şiiri çağdaş şiirle sentezleyen şiir anlayışı bu şiirde de hâkimdir



b.  Etkilendiği sanat akımları

Şiir önceden de dendiği gibi klasik şiire önerilen bir çağdaşlık önerini taşır. Klasik şiirlerimize bu yönüyle benzeyen şiir yeni bir ekolün Özleşim şiirinin tesirindedir. Bu şiir tarzının ilk örneklerini verenlerde biri olan şairimizin kendisinden önce yazılmış başka bir şairin veya grubun etkisinde kalması düşünülemez. Özleşimcilerin ilk kurulduğu zamanlara ait olan bu şiirde bu tip etkilenmeler aramak olanaklı ve mantıklı olamaz.



c= Düşünce yapısı, inanç, hedef ve misyonu vb...


Özleşimcilerin ekol oluşturma hedeflerine uygun olan şiir şiirde üst bir dil, ölçü, biçem ve titizlik arayışları bu şiirde de göze çarpar. Halktan kopmayı göze alamayan, sanatı hem sanat, hem de halkın anlayabileceği bir icra olarak anlayan Özleşimciler sanat için sanat yaparken,  sanatı halkın da anlayabileceği bir barizliğe kavuşturmanın yol ve yöntem arayışı içindedirler.

Misyonlarını maziden aldıkları gücü ve özü özlenen değerleri güncel şiirin kıvamına getirerek şiirde halkın da anlayabileceği bir icrayı gerçekleştirerek yozlaşan şiire sanatsal bir çeki düzen vermek, klasik şiir deryamızın sanat ve tekniklerine çağdaş bir işlerlik kazandırarak ihya edip, geleceğe taşımak olarak gösteren Özleşimcilerin amaçlarına uygun olarak yazılmıştır.

Şiir bu amaçların başarılabileceği hissi ve inancıyla yazılmıştır. Şiir klasik görünümü altında her açıdan güncel bir görüntüyü ve anlayışı da üzerinde barındırır.



D ) EDEBİ TENKİT:


Soyut imgelerin veya duyguların somutlanması temelinde kurulan şiir, klasik şiirimizin beyit sisteminin, kafiye örgüsünün, sanat anlayışının ve tekniklerinin güncel şiire adaptasyonunu sağlamak için yazıldığını ortaya koyan emarelerle doludur.

Özleşim ‘in temel sanat fikriyatının icrasını taşıyan şiir, elit bir şiir yaratmak hevesini taşımaktadır. Şiirinde bazı Özleşimcilerin şiir başlıklarında ayırmaç kullanmasına da örnek teşkil ediyor. Kendilerinin Özleşim tarzında yazdıklarını ifade maksatlı ayırmaç kullanma özelliği de şiirimizde bir topluluğa ait bir şiir olduğu izlenimini yaratması bakımından dikkat çekiyor. Sanırım başlıkta ayırmaç kullanmak konusu edebiyatımızda bir ilki teşkil etmektedir. Bu şekilde bir ayırmaç kullanarak şiirlerinden diğer şiirleri ayırmış oluyorlar.

Özleşimin serbest, hece ve aruzu bütünleştirici özelliğini içeren şekil ve kafiye örgüsünü yansıtmayan bu şiir son iki dizesini… Gelsin içime-… Sin içime diye bitirmesi klasik mesnevi biçeminde farklılık yaratma gayesini işaret etmektedir. Şiir, Özleşimcilerin işaret ettikleri pek çok hedefe uygun olması ve yukarıdaki açıklamalardaki gösterdiği başarısı bakımından kayda değer bir Özleşim tarzı şiir özelliği taşımaktadır.


Yazan: Şahamettin Kuzucular

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...