Şiir Tahlili-“Dedim Oğlum Hüsamettin”.


17.9.2020

 

Şiir Tahlili-“Dedim Oğlum Hüsamettin”.
Senin için yazdığım şiiri beğendin mi Nilay? + "Hoptiri Nilay lay, laylay  Nilay lom..."?!? – Beğenmedim diyorsun? #karikatür … | Mizah, Karikatür,  Komik şeyler
 
Uzun zaman oldu şiir tahlili yapmıyordum, tahlil dediğim kan tahlili değil, şiiri okurken sizlerin daha iyi anlaması için biraz açıklama biraz gülümseme bundan başkası yoktur. Bugün kendi şiirimi tahlil edeceğim. İnceleyerek tahlil edeceğim şiirim “Dedim Oğlum Hüsamettin”.
Kimdir bu Hüsamettin nereden gelmiştir? Gelmiş ise nereden ve niçin gelmiştir? Bu meçhuldür, gerçi bu âlemde meçhulden gelip giden yoktur, geliş yerimiz gidiş yerimiz bellidir, Hüsamettin’in ki şu an bilinmemektedir. İlk karşılaştığımızda haliyle yabancıyız, tanışmakla bu yabancılık giderilir.
 
Dedim oğlum Hüsamettin yiyeceğin kaz değilim
Sen kendin ne sanıyorsun okunan roman değilim
Haddini bil artık hadsiz sana bildirmeden haddin
Yazdım seni roman gibi yayınlayacak değilim
Bana şair olduğumu bildiğini, şairliğimin şairliğe benzemediğini söyleyince benimde zaten böyle bir iddiam olmadığını, sadece duygu ve hislerimle Rabbimin yardımıyla karaladığımı söyledim. Gözlerine bakınca bir değişiklik yani kendini beğenilmiş ‘ligini fark ettim ,haliyle gönüllerde şiir hece kelime sözlerle geziyorum o kadarını da bileyim yani. Bana
 
Duydum ki olmuşsun şair bana darılma
Üzülüp te tavadaki kavurma gibi kavrulma
Langur lungur şangır şungur bir de kiler de bulgur
Ben çayı sevmem sen kendine sallama çay koy
 
Anladım ki sırtı kaşınıyor, hemen ilk dörtlüğü söyledim.
 
Dedim oğlum Hüsamettin yiyeceğin kaz değilim
Sen kendin ne sanıyorsun okunan roman değilim
Haddini bil artık hadsiz sana bildirmeden haddin
Yazdım seni roman gibi yayınlayacak değilim
 
Şöyle bir kenara çekildi. Az düşündü sonra kaşındı. Sonrasında.
 
Bahçede var iğde ağacı
Yazın güzel açardı bazı bazı
Utanmadan kesti o yabancı
Ağaç düşmanı o kendisi
 
Dedim bu kesinlikle şakayı çok seviyor ya meczup ya da dalga geçiyor. En iyisi ben dalga geçeyim de görsün. Patlattım ikinci kıtayı.
 
Elinde kırılan ceviz değilim seni ezerim
Elinde sıkılan limon değilim seni sıkarım
Elinde soyulan elma değilim seni soyarım
Yazdım seni roman gibi yayınlayacak değilim
 
Eline baktı ceviz yok der gibi, limonu duyunca tiki var galiba yüzünü buruşturdu, elma olsaydı yerdik gibi baktı. Gidip gitmemek arasında kararsız kaldı. Dedim sen kimsin tabi bunu şiirimde yazmadım burada yazayım.
 
Dedim sen kimsin Hüsamettin
Dedi adımı nerden bildin
Şairim dedim gözlerinden okudum (burası fazla sıkmaca oldu aslında salladım tuttu )
Bende yolda gezerken seni buldum
Dedim kimsin nereden gelirsin
Evi yurdu olmayan bir deliyim
Dedim evi yurdu olmayan deli midir?
Değilse bana yapılan muameleler nedir?
Sen onları boş ver kimsin neden atarlısın
Atarlı değil soytarı diyelim
Soytarılık seni doyurmaz yolunu değiştir diyeyim
En iyisi bu yoksa hayatın yükü çekilmiyor
Çekilmezse çekici çağır o çeksin
Bayağıda mizahtan anlarsın bu ne ayaksın
Dedim Sami kardeşim var ona söylersem seni bir yazar
O dedi ancak kendi kuyusunu kazar
Dedim kuyu kazmaz haddini bildirir azıcıkta kızar
 
Bu devam etikçe etti, başladı söylenmeye.
 
Benim canım Kul Mehmet’im ben arabayı çok severim
Sürmesini bilmem binmesini severim kendimden geçerim
 
Ben dur yeter dedim.
 
Tutturmuş yok ben bilirim bildiğinle ben ezerim
Tutturmuş ben okurum ben yazarım öğrenirim
Okurum da öğrenirim bilgisizliğinle gömerim
Yazdım seni roman gibi yayınlayacak değilim
 
Yenecek lokma olmadığımı anlayınca. Sende alttan alta vuruyorsun demeye kem küm etmeye başladı. Bense olanı söylediğimi söyledim. Başladı.
 
Ankara İstanbul yolu tıkalı olur basmam gaza
Sende kendini neden çekiyorsun naza
Evde kırılmıştı aldım yeni bir yatak baza
Dikkatli sürelim arabayı yapmayalım kaza
 
İşte şimdi oldu dedim, bana bunlarla gel, sevindi garibim, gözlerinde sevinç fışkırmaya başladı. Son Mısra’yı patlattım.
 
Ayı eline eş elin yerdeki pabuç o dilin
Tazı suratı o yüzün nasılda pis kokar yelin
Defol karşımda durma sen kırarım şimdi o belin
Yazdım seni roman gibi yayınlayacak değilim
 
Bir ses duyuyorum lakin nereden geliyor.
 
-Mehmet orta yerde uyuma bak kıçın açıkta kalmış, kalk akşam yemeği hazır şeker tansiyon kalp sinir minir haplarını kullan vakti geldi.
Sıçrayarak, derin daldığım uykudan uyandım. Karşımda hanımı görünce, yaşadıklarımın bir rüya olduğu sonucuna varalım son noktayı koyalım. Yoksa ben, Şakadır bu inanmayın böyle birisi değilim, vesselam.
Mehmet Aluç

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış