UYGUR GÖÇ DESTANI


18.01.2017
      UYGUR GÖÇ DESTANI                            
 
Uygur ilinde bir Hulin dağ vardı,
Tuğla, Selenga bu dağdan çıkardı.
 
İki ırmak arasında bir ağaca,
Gökten mavi bir ışık indi gece.
 
Bunu gören halk pek çok şaşırdı,
Kimi iyiye kimi kötüye yordu.
 
Ağacın gövdesi gittikçe şişti,
Halk merak içinde, bu nasıl işti?
 
Kutsal saydı halk bu mavi ışığı,
Neyle vardı acaba bir ilişiği?
 
Ağacın gövdesi her gün kabardı,
Ağacın içinde acep ne vardı?
 
Ağaçtan müzik sesleri gelirdi,
Bazen kısılır bazen yükselirdi.
 
Bu ışık dokuz ay her gece indi,
Ülke halkı her gece tedirgindi.
 
Dokuz aydan sonra gerçek görüldü,
Ağacın gövdesi birden yarıldı.
 
İçinden beş erkek çocuğu çıktı,
Ülke halkı bu çocuklara baktı.
 
En büyükleri Sungur Tigin idi,
İkincinin adı Kutur Tigindi,
 
Üçüncüye Tügel Tigin dediler,
Dördüncü Ur Tigin adında bir er.
 
En küçüğe Buka Tigin dediler,
Büyüyünce oldu pek yiğit bir er.
 
Ülkeyi hükmünün altına aldı,
Başlarına güçlü bir kağan oldu.
 
Otuz göbekten çok geçmişti zaman,
Yulun Tigin oldu ülkeye kağan.
 
Çinlilerle birçok savaşa girdi,
Kimi galip kimi mağlup bitirdi.
 
Savaşlara ara vermek diledi,
Çin hanedanından bir kız istedi.
 
Oğlu Galı Tigin’i Çin sarayından,
Kiyu-Liyen ile eyledi nişan.
                                            
Sonra bu prensesi oğluna aldı,
Çin Hanedanından bir gelin geldi.
 
Hatun Dağında bir saray kurdular,
Damat gelin orada oturdular.
 
Orada Tanrı Dağ, Kutlu Dağ vardı,
Kutlu Dağ büyük bir kaya kadardı.
 
Çin’den elçileri gelip baktılar,
Bu civarda araştırma yaptılar.
 
Sonra toplanıp bir karar verdiler,
Sonunda şöyle bir hükme vardılar.
 
“Hatun Dağının ve Uygur ülkesinin,
Mutluluğu bu kayaya bağlıdır.
Bu ülkeyi yok etmek için biz,
Bu kutlu kayayı yok etmeliyiz.”
 
Çinlilerin derdi Yada Taşıydı,
Bu taşı yok etmek işin başıydı.
 
Çin elçileri bir plan kurdular,
Kağan’a şöyle bir fikir sürdüler.
 
Bu kayayı verirseniz siz eğer,
Prensese çeyiz olsun dediler.
 
Yulun bu teklife rıza gösterdi,
Ve Yada Taşını onlara verdi.
 
Yada küçük bir dağ kadar büyüktü,
Taşınması hiç imkânsız bir yüktü.
 
Etrafına odunları yığdılar,
Tutuşturup iyice kızdırdılar.
 
Üzerine keskin sirke döktüler,
Parçalayıp da yerinden söktüler.
 
Ondan sonra şöyle karar kıldılar,
Bir tek parça bırakmadan aldılar.
 
Arabalarla Çin’e götürdüler,
Bu olayı böylece bitirdiler.
 
Uygur ülkesine bir hüzün çöktü,
İnsanlar, hayvanlar gözyaşı döktü.
 
Yulun Tigin yedi gün sonra öldü,
Felaketler ardı ardına geldi.
 
İbrahim Sağır
                                                

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


1 Yorum
12.02.2017 - 10:13
Güzel düşüncenize Tarihe belge olacak eserlerinizi canı gönülden kutluyorum. Rabbimden sizin için sağlık, huzur ve mutluluk dileklerimi dualarımı sunuyorum