Ani Kenti'ni Gezelim


Esa
25.2.2012

ANİ 

Doğu Anadolu'nun belki de ülkemizin en önemli Antik kalıntılarından biridir. Ani kenti kalıntıları Urartu, Ermeni, Bizans ve Selcuklu eserleri, bulunduğu doğal konumun ilginçliği, kalıntılarının pek çoğunun günümüze kadar taşınmış olması, çok sayıda tarihi yapıyı muhafaza ediyor olması sebebiyle çok önemli, bir kültür mirasıdır. Kentin üç tarafı derin vadilerle yarılmış yürek şeklindeki doğal bir plato üzerinde kurulmuş olması ve dış surları ile birlikte iç kalesi ve onlarca tarihi mekanı görkemli bir şekilde koruyor olması önemini arttırmaktadır. Doğu ve Ermenistanla Türkiye'yi ayıran derin vadi Ani'nin kent dekorunu muhteşem bir güzellikle arttırmaktadır.

Mutlaka gezilip görülmesi gereken Ani kenti ilerleyen yıllarda pek çok kişinin yeniden keşfedeceği bir cazibe merkezi olacaktır.

Ani  Latince: Abnicum, Kars'ın Merkez ilçesinde, il merkezine 48 km. uzaklıkta, Arpaçay Nehri boyunda bulunan ören yeridir. Anadolu’daki en eski yerleşimlerden biri olan Ani, Kars’ın güneydoğusunda, kent merkezinden 42 kilometre uzaklıktaki Ocaklı Köyü sınırları içinde, beş hektarlık bir alanda yer alır.Ani adının kökeni konusunda farklı görüşler vardır. Pers mitolojisinde aşk ve doğurganlık tanrıçası olan Anahita’ya atıf yapılır. Kimi metinlerde ise Ani’nin Ermenice bir kadın adı olduğundan söz edilir. Ani; İran, Eski Yunan, Ermeni, Selçuklu, Gürcü, Arap, Seddat ve Anadolu’da yaşayan diğer kültürlerin ortak değeridir.

Türkiye ile Ermenistan arasındaki doğal sınırı oluşturan Arpaçay Nehri’nin her iki yakasında, tarihi ‘İpek Yolu’ üzerinde kurulmuş önemli bir ticaret merkezi olan Ani’den günümüze kalanların tamamına yakını vadinin batısında, Türkiye topraklarındadır.

Kentin adı en erken 6. yüzyılda Gamsaragan sülalesinden Ermeni beylerine ait bir müstahkem yer olarak geçer. Ermeni Gamsaragan ailesi ile Ermeni Bagrationi (Bagrat) ailesi arasındaki uzun mücadele ikincilerin zaferi ile sonuçlanmış ve 780 yılında Gamsaragan'lar mülklerini Bagratlılara satarak Bizans ülkesine göçmüşlerdir.

Bagratlı I. Aşot 885 yılında Abbasi Halifesi ve Bizans İmparatoru tarafından "Ermenistan Kralı/Şehinşah-ı Armen" olarak tanınmıştır. Aşot ve oğulları önce (bugünkü Tuzluca ilçesinin 8 km kuzeyinde Halimcan köyü yakınında bulunan) Bagaran kentinde, daha sonra (Akyaka ilçesinde Koyucak mevkiinde bulunan) Şirakavan'da ve Kars merkezde hüküm sürmüştür. 961 yılında 3. Aşot (953-977) başkentini Ani'ye taşıyarak burada büyük bir kentin inşaına başlamıştır.

Kent en parlak devrini 2. Smpat (977-989) ve oğlu Gagik (989-1020) döneminde yaşamıştır. Bu devirde kent nüfusunun 100.000'i aştığı rivayet edilmektedir. 1045'te Bizanslılar Ani'yi zaptedip Bagratlı devletine son verince savunmasız ve huzursuz kalan bölge, 1064'te Selçuklu sultanı Alparslan'a teslim olmuştur

ANİ KENTİ TARİHÇESİ 

Ani kenti binlerce yılı aşan köklü tarihi boyunca sırasıyla Hurriler, Urartular, Kimmerler, İskitler, Karsaklar, Sasaniler ve Araplar gibi halklara 8. yüzyıl başlarına kadar ev sahipliği yapar. İpek Yolu’nun Anadolu’ya kuzeyden girdiği noktada bulunan şehir ticaretle gelişir. 732’de, Ermeni Bagratlı Krallığı dönemi başlar. Kral III. Aşot Ani’yi 732 yılında bir Ermeni beyliği olan Bagrati Krallığı’nın başkenti yapar. Kent siyasi ve ticari anlamda gücünün zirvesine çıkar. 100 bine yakın nüfusuyla İpek Yolu boyunca Kafkasya, Orta Asya ve Çin’e kadar uzanan bir ticaret ağının ana duraklarından biri haline gelir. 961-1045 yılları arasında Bagrat hanedanından Ermeni hükümdarlarının başkenti olmuştur. 11. ila 12. yüzyıla ait bazı İslam mimarisi eserlerini de barındırır.

1064’te Alparslan’ın Ani’yi ele geçirmesiyle kent Selçuklu medeniyetiyle tanışır. 1124’te Gürcü egemenliğine geçer. 1239’da Moğol istilasını yaşar. Bu istila büyük tahribata yol açar. Kent ticari önemini yitirmeye başlar. Bir süre çeşitli Osmanlı beyliklerinin hâkimiyetinde kalır.1534’te Osmanlı Devleti, Ani’deki tek hâkim güç haline gelir.

Ümit Burnu’nun keşfi ve ticaret yollarının denizlere kaymasıyla İpek Yolu’nun önemi azalır. Bu durum, Ani’nin Moğol istilası ve depremlerle etkisini zaten kaybetmiş olan ticari önemini daha da zayıflatır.

1190 yılı dolayında Zakare Mkhrgrdzeli adlı Gürcü beyi Ani hisarını üs alarak Kars ve Ahıska bölgesini kapsayan bir egemenlik kurmuştur. Bunun soyundan gelenler önce Tiflis'teki Gürcü krallarına, sonra Moğol İlhanlılar'a bağlı "atabey" sıfatıyla hüküm sürmüşlerdir. Ani'deki Hıristiyan eserlerinin bir çoğu bu devirde yapılmış veya onarılmıştır. Daha sonra kent Celayirli ve Karakoyunlu devletlerinin egemenliğine girmiş ise de, nüfusu ağırlıkla Ermenilerden oluşmuştur.

Ani 1319'daki depremde ağır hasar görmüş, daha sonra Timur tarafından ele geçirilerek tahrip edilmiştir. Buna rağmen 1535 Osmanlı-İran savaşında tamamen terkedilinceye dek, kentte bir nüfusun barındığı anlaşılmaktadır.

1877–78 Osmanlı-Rus Savaşı sonrasında 40 yıl Rus egemenliğinde kalan kent, 1921’de Ruslardan geri alınır.

MEKANSAL GELİŞİM

Ani’de tarih öncesi dönemlere ait ilk yerleşim alanları, Bostanlar Deresi olarak bilinen vadideki volkanik oluşumlu mağaralardır.4. yüzyılda Karsaklar tarafından ‘Üç Kale’ yapılır. 964 yılından itibaren Ermeni Bagratlı Kralı Aşot’un yaptırdığı ilk sur sistemi kenti çevreler. Ani’de ikinci sur sistemi 978 yılında Bagratlı Kralı Sembat döneminde tamamlanır. Bu dönemde kentin nüfusu artar.

Selçuklu Sultanı Alparslan’ın 1064 yılındaki fethi sonrasında Seddatlı Beyi Ebu Manuçahr tarafından son sur sistemi eklenir.Toplam dört buçuk kilometre uzunluğundaki surlar içinde kalan düzlüğün tamamı iskân edilmiştir. Mahalleler kuzeye doğru uzanır. Konut alanları dışında dükkân, han, ambar, hamam, küçük kilise, bezirhane, çömlekçilik, demircilik, vb. gibi küçük üretimlerin yapıldığı imalathaneler bulunur. Ani’nin plansız geliştiği tespit edilmiştir.

Ana yollar, dış surlardaki üç kapıdan başlar ve güney yönünde iç kaleye kadar gider. Günümüzde rahatlıkla izlenebilen tek yol, Aslanlı Kapı'dan başlar, yol üstünde Ebu'l Muammeran Cami'nin yıkılmış minaresinin yanından geçerek Manuçahr Camisi'ne ulaşır.

Camiler, kiliseler, saraylar, kervansaray ve hamamlar gibi anıtsal yapılarla mimari bütünlüğe ulaşan kent 15. yüzyıl sonuna kadar ticari önemini korur. Bu zaman içinde farklı uygarlıkların ve kültürlerin etkisinde kalır.

Günümüzde birinci derece arkeolojik sit alanı olan Ani’de tescilli 21 adet taşınmaz kültür varlığı bulunur. Bu anıtsal yapıların dışında yıkılarak bir kısmı toprak altında kalmış birçok sivil mimarlık örneği de vardır.

Ani’deki yapılar Sasani, Arap, Ermeni, Selçuklu ve Gürcü uygarlıklarının mimari izlerini taşır. Birçok medeniyete beşiklik etmiş olan Ani, dünya uygarlıklarının ortak kültür mirasıdır.https://www.karskentrehberi.com/ani_

ANİ'DEKİ TARİHİ KALINTILAR

Şehir suru, 8 kadar kilise ve bir cami, Ani'de halen ayakta duran eserlerin en önemlileridir. İki yanı Arpaçay Kanyonu ile çevrili olan kentin plato tarafındaki üçüncü cephesi, 10. yüzyıla ait güçlü surlarla korunmuştur. Aslanlı Kapı kentin ana girişini oluşturur. Katedral adı verilen Meryemana Kilisesi, 989 yılında, İstanbul'daki Ayasofya'nın kubbesini ikinci kez inşa eden (onaran) mimar Trtad tarafından inşa edilmiştir. Düşey hatları kuvvetli bir şekilde vurgulayan yapı, etkileyici bir yükseklik duygusu elde eder.

Surlar: Bagratlı Kralları Aşot ve II. Sembat tarafından ilk sur sistemleri yaptırılır. 1064’te Selçukluların Ani’yi fethinden sonra yıkılan surların tamiri 1066 yılında Emir Manuçahr tarafından yapılmıştır.


Aslanlı Kapı ve Diğer Kapılar: Ani Antik Kenti’nin çevreleyen ikinci sıra surların ana giriş kapısı üzerine, 1064 yılında Ani’nin fethinden sonra bir arslan kabartması yerleştirilmiştir. Selçuklularda gücü ve iktidarı simgeleyen kabartma nedeniyle 'Arslanlı Kapı' olarak bilinir. Ani surlarının üstündeki diğer kapılar Divin Kapısı, Bey Sekisi Kapısı, Mıgmıg Kapısı, Acemağılı Kapısı, Hıdrellez (Satrançlı) Kapısı, Çiftebeden (Kars) Kapısı ve Eğribucak Kapısı’dır

Mağaralar: Ani etrafındaki kayalık uçurumlar, altta yumuşak tüf, üstte sert bazalt oluşumlardan meydana gelmiştir. Kolayca oyulan bu oluşum oda, mezar, depo, güvercinlik, ev ve dini amaçlı mekânlar oyulmuştur. Mağaralar, 1915'te Rus arkeologlar  30 kilise, sekiz grup mezarlık ve 16 güvercinlik de bulunan yaklaşık 500 birimi araştırmışlardır.


Ani Menüçehr Camii: Kent, 1064 yılına kadar Bizans yönetiminde kalmış ve bu tarihte Selçuklular tarafından zaptedilmiştir. Ancak kentte Selçuklu idaresinin kurulmuş olduğuna dair bir belirti yoktur. Selçuklu fethinden kısa bir süre sonra kent ve çevresinin Kürt kökenli Şeddadî beyliğinin yönetiminde olduğu görülmektedir. Ani'deki en önemli İslam eseri olan Menuçihr Camii, 1072 yılında Şeddadî emiri Menuçihr tarafından yaptırılmıştır.

 

Ani: Selçuklu Minaresi

Selçuklu Sarayı: Aynı zamanda Kale veya Sultan Sarayı olarak bilinen saray kalıntıları, Ani'nin kuzeybatı ucundadır. Yapım yılı kesin olarak bilinmemektedir.

Gagik KilisesiBinyıl Kilisesi de denilen yapının inşası için 990 ile 1020 yılları arasında hüküm süren Ermeni Kralı Gagik'in, Ani Katredrali'ni tasarlayan mimar Trdat'ı seçtiği bilinir

Ebu'l Muammeran Camisi Fetih Cami  Türk fethinden sonra Türkiye topraklarında inşa edilen en eski cami olmasıyla dikkati çeker. Muhtemelen daha eski bir sivil yapıdan dönüştürülmüş ve 14. yüzyılda ikinci kez tadilata uğramıştır. Arkeolojik alanın dışında kalan bir müstahkem tepe üzerinde, Zakare Mkhrgrdzeli'nin Kızlar Kilisesi adıyla bilinen kilisesi görülür.1890'da yıkılan minaresinin bazı bölümleri haricinde, camiden geriye pek bir şey kalmamıştır. Minare, Ani'yi konu edinen ilk gravürlerde görüldüğü gibi çok yüksek ve sekizgen bir kuledir. Bütünlüğünü koruyan kısımlarda yüksek kalitede taş isçiliği ve merdivenler görülür.

Aziz Krikor (Poladoğlu) Şapeli: Ören yerinin kuzeybatısında, Bostanlar Deresi’nin üzerindeki surlara yakın plato üzerinde inşa edilen şapel, 980 yılında Prens Pahlavuni tarafından yaptırılır. Bu küçük kilise, Alaca Çay Vadisi’ne bakan dik bir yokuşun kenarındadı

Aziz Prkitch (Halaskar) Kilisesi: 1035 yılı civarında tamamlanan bu büyük kilisenin duvarları üzerine bulunan uzun ve zarif işçilikli yazıtlar, tarihi hakkında çok şey anlatır. Yukarıda kısmen aktarılan yazıt, prens Abulgarip Pahlavid'in bu kiliseyi, Gerçek Haç'ı barındırması için yaptırdığını kaydeder.

Büyük Katedral: Katedralin yapılışı 987-1010 yılları arasındadır. Bizans İmparatoru II. Basil’den (Basileus) imtiyazı olan Ani Bagratlı Kralı Sembat, dönemin mimarlarından Tridat ustaya yaptırmıştır.

Katedral içinden görünüm

Bakireler (Rahibeler) Manastırı: Türkiye - Ermenistan sınırının en uç noktasında, Arpaçay Nehri'nin aktığı derin vadi üzerindeki sarp kayalıklar üzerine kurulan bu manastır, 1215 yılında yapılır. Azize Hripsime'nin bakire şehitlerine adanır.

İç Kale: Ani'nin güney ucunda, alçak bir tepe yükselir. Burası, iç kale veya iç şehir olarak bilinen tek bir sıra surla çevrili alandır. Ani’deki ilk yerleşimdir. 622 yılında Kamsarakan Hanedanı’nın oturduğu mekândır.

Ateşgede: Ani’de yer alan Ateşgede kalıntıları, Rus Arkeolog Nikoli Marr’ın 1909 yılı kazısı sırasında ortaya çıkarılır.Milattan sonra ilk birkaç yüzyıl içinde yapılmış olduğu düşünülen bu Ateşgede Tapınağı, aynı zamanda Anadolu’daki ilk Zerdüşt Ateşgedesi’dir.

İpek Yolu Köprüsü: Türkiye - Ermenistan sınırını belirleyen Arpaçay Nehri’nin aktığı vadi üzerinde kurulduğu için karşı kıyı ile ulaşımı sağlamak amacıyla 10. yüzyılda, Bagratlı Krallığı döneminde yapılır.

Hamam: Ani’nin merkezi sayılabilecek bir yerde, Büyük Katedral’in 30 metre batısında inşa edilen büyük hamam, Selçuklu dönemine aittir. 1965–1966 yıllarında yapılan kazılarda ortaya çıkarılan 12. yüzyıl eseri hamam kalıntılarının önemli bir kısmı toprak altındadır.Bey Sekisi kapısının yüz metre güneyinde, Selçuklu mimari tarzında yapılmış hamam, dört eyvan ve dört halvet odasından oluşan bir hamam daha vardır.

Surp Stephanos Kilisesi: Vadi içinde bulunan Dikran Honentz Kilisesi 1215 yılında onarılmış ve Ermeni kilise geleneğini gösteren zengin fresklerle bezenmiştir. Fresklerde Ermenilere Hıristiyan dinini getiren Aziz Grigor/Krikor Lusavoriç'in hayatınddan sahneler görülür.1020 yılına tarihlenen Abugamir Pahlavuni Kilisesi, İslam mimarisinden kaynaklanan ve daha sonraki dönemde Selçuklu mimarisinde sık sık kullanılan özellikler sergiler. 1035 tarihli Halaskâr (Amenaprgiç) Kilisesi dairesel kesitli bir kümbet yapısındadır.

Arkeoloji ve Koruma Çalışmaları

1878-1918 döneminde Çarlık Rusyası'nın yönetiminde kalan Ani'de ünlü Şarkiyatçı Nikolai Marr yönetiminde arkeolojik çalışmalar yapılmış ve bir müze kurulmuştur. Daha sonraki yıllarda askeri yasak bölge kapsamında kalan ören yeri uzun süre bakımsızlığa terkedilmiştir.

Ani'de yakın dönemde Hacettepe Üniversitesi'nden Prof. Beyhan Karamağaralı önderliğinde yapılan kazı ve restorasyon çalışmaları Aslanlı Kapı ve Menuçihr Camii üzerinde yoğunlaşmıştır. Karamağaralı'nın çalışmaları uluslararası arkeolojik çevrelerde çeşitli eleştirilerle karşılaşmıştır

  • https://www.karskentrehberi.com/ani_
  • https://tr.wikipedia.org/wiki/Ani

Ani'den bir görünüm, Ermenistan sınırlarında kalan karşı yakadaki Ani


Alparslan Kapısının dış Duvarları


Büyük Katedral- Dıştan görünüm


 




Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış