ANTALYA ANTİK KENTLERİ


Esa
16.11.2012
 


ANTALYA ANTİK KENTLERİ


   

Akalissos ( Kumluca Asar Önü) Antalya Körfezi Kumluca’ya 23 km. uzaklıkta Idebessos antik kentine 2 km. güney-doğusu İncir ağacı köyündedir. Kentin Hellenistik dönem öncesinden beri var olduğu sanılmaktadır. Kent, Roma döneminde İdebessos (Yenikışla-Bademağacı) ve Kormos (Karabük) ile üç kent birliğini (Sympoliteia) kurmuşlardır. İmparator III. Gordianus döneminde (M.S.238-244) sikke bastırmıştır. Bu sikkelerin üzerinde kentin ismi yazılıdır. Bizans devrinde ise Myra metropolitliğine bağlı bir piskoposluk merkezi olmuştur. Akalissos’da, sur parçaları, Bizans devrine ait iki kilise kalıntısı, İmparator Commodos’un (M.S.180-192) heykelinin kaidesi ve otuza yakın lahit görünür durumdadır. Lahitler klasik Likya lâhitlerinden biraz farklı olarak sade üçgen alınlıklara ve cephe girişlerine sahiptir.     

ALANYA (Coracesium, Alaiye, Kolonoros)
ALANYA’nın ilk kez ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu henüz bilinmemektedir. Kentin bilinen en eski adı Korakesium dur. Bizans döneminde ise Kalanoros ismi verilmiştir. 13, YY da Anadolu Selçuklu Hükümdarlarından 1, Allaaddin Keykubat’ın (1200-1237) kaleyi alması ile şehrin ismini Alaiye olarak değiştirmiştir. 1935 yılında Kenti ziyaret eden Atatürk ise Alanya adını vermiştir. (Korekesium’dan İlk kez bahseden M.Ö.4, Yüzyıl antik coğrafyacılarından Scylax’dır Bu dönemde bölge Anadolu’nun önemli bir bölümünü istila eden Perslerin egemenliği altındadır. Daha sonra ünlü antik çağ yazarı Strabon, Piri Reis, Seyyep, İbn-i Batuta ve Evliya çelebi bölgeyi gezen seyyahlar olup eserlerinde kentten bahsetmektedirler…. 
Yazının Devamı için tıkla: ALANYA


ANTİPELOS  
( Kaş) Antiphellos kenti Likya'nın kentlerinden birisidir. Bu antik kent Likya'nın Orta Likya denilen bölgesinde yer alır. Likya veya Lisiya,Teke Yarımadası'nı kapsayan antik bir bölgedir ve bu bölgedeki antik kentlerin oluşturduğu bir federasyonun bölgesel adıdıır. Likya Roma döneminde Roma İmparatorluğu’nun bir eyaleti haline gelmiştir. Likya "Işık Ülkesi" anlamına gelmektedir….    
Yazının devamı için Tıkla ANTİPELOS

Aperlai  (Aprilla) Sıçak Yarımadası
 Aperlai kenti Sıçak Yarımadası'ndaki, Sıçak İskelesi'nin olduğu yerde bulunan bir antik kenttir.  Aperlai Kaş ile Kekova arasında bulunan Sıçak Yarımadasında uzun ve dar bir koyun başlangıcında yer alır. Bu antik kente  Kaş 'tan tekne ya da Üçağız'dan kayıkla gitmek ulaşım yönünden en kolay yolculuk şeklidir. Karadan ise Kılıçlı'da bulunan Apollonia' antik kentinden buraya uzanan 7 km lik bir antik yoldan  yürüyerek gitmek gerekecektir.  Kent adının orijinali Luwi dilinde “Aprillai” olup “Akarsu Boğazı” anlamına gelmektedir.(1)……. Yazının Devamı için tıkla: Aperlai    

Apollonia
( Kaş)

Kaş'ın etrafında Istlada, Apollonia, İsinda, Kyaenai gibi antik kentler yanında ismi bilinmeyen birçok harabe yeri vardır.Bunlar irili ufaklı antik yerleşimlerdir. Örneğin Tüse Köyü'nün yakınındaki alçak bir tepe üzerinde Tysse adında küçük bir yerleşme bulunur.

Bu antik kent Likya'nın Orta Likya denilen bölgesinde yer alır
...Yazının devamı için tıkla Apollonia


ARIASSOS  ( 
ANTALYA - BURDUR – Bucak ) Ariassos (veya Ariasos) Toros dağları üzerinde 900 – 1100 metre yükseklikte yer alan  taşlık bir vadide kurulmuş Psidya yerleşim yerlerinden birisi olan bir antk kentimizdir. Ariassos, Antalya’nın 50 km. kuzeyinde, bugünkü Antalya -Burdur - Bucak karayolunun Çubuk boğazından sonra 1 km. batısında  Akkoç köyüne l km. mesafede yer almaktadır. Bu yolun  üzerindeki Akkoç köyü sapağından  dönerek antik kente ulaşılmaktadır. Kente ulaşan antik yol da bazı bölümleriyle günümüze kadar ulaşmıştır…  Yazının devamı için tıkla: ARIASSOS  (

Arykanda : (Arycanda) Elmalı Finike Elmalı- Finike Karayolunun tam yarısında, Arif Köyü yakınında, Aykırıçay'ın (antik Arykandos Nehri) batı yamacında yer alır. Teraslar halinde bir yerleşim gösteren şehrin, en üst terasında stadyum yer almaktadır. Tek uzun kenarlarında oturma sıraları yer almakta, diğer uzun kenar yamaca açılmaktadır. Bu alttaki terasta, bölgenin ufak fakat en iyi korunmuş tiyatrosu, en alttaki terasta ise agora ve meclis binası yer alır...Yazının devamı için tıkla: Arykanda

Aspendos  (Belkıs) Aspendos veya Belkıs Antalya ili Serik ilçesinde bulunan Belkıs köyünde yer alan anfi tiyatrosuyla meşhur Pamphylia bölgesinin  (1)  önemli kentlerindendir. Antalya'nın 48 km. doğusunda ,Antalya -Alanya karayolundan, Serik geçildikten sonra kuzeye dönülerek 4 km.'lik Aspendos yolundan ulaşılmaktadır. Serik ilçesinin 8 kilometre doğusunda Köprüçayı'nın dağlık bölgesinden düzlüğe ulaştığı yerde M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulmuş olduğu sanılan ve antik tiyatrosu ile dünyaca meşhur bir ören yeri ve antik kentidir…     Devamı: Aspendos  


Attaleia
( Antalya )
Antalya'nın Tarihöncesi çağlarda  Pam-filya (Pamphylia) diye anılırdı. M.Ö. 159-138 yılları arasında BERGAMA kralı Attalos II kendi adını taşıyacak olan Antalya şehrini kurdu. BERGAMAKrallığı’nın sona ermesiyle (M.Ö. 133) bir süre bağımsız kalan kent, daha sonra korsanların eline geçmiştir. M.Ö. 77’de Komutan Servilius Isauricus tarafından Roma topraklarına katılmıştır. Roma lılar döneminde Antonius şehri sevgilisi Kleopatra'ya armağan etmişti….  Devamı: Antalya     


 Didyma, Didim
Didyma, Aydın’a 103 km uzaklıkta, Söke ilçesinin Yenihisar köyü yakınlarında Didim ilçesinde Miletos'un 18 km. güneyindedir.  Kentin adlarından birisi Didiyma diğeri ise Brankos tur.  Ddiyma adı eski Yunanca da İki ikiz kardeş anlamına gelirken, Brankhos kelimesi ise  “ Biliciler, kahinler”  anlamına gelmektedir. Didiyma İkiz kardeş anlamı Efes şehri ile kardeş şehir olduğunu ifade ederken “ Kâhinler “ anlamı ise kentin kurucusu sayılan Brankos’un kâhin olması ile ilgilidir..... 
Yazının devamı: Didyma, Didim

Demre   tarihi geçmişi ve coğrafi konumu itibari ile Antalya ilinin turistik ilçelerinden birisidir.  İlçe, Noel Baba Kilisesi, Myra Antik Kenti ve Tiyatrosu, Andreake Antik Kenti, Kaya Mezarları, Simena Antik Kenti ile turizm açısından ülkemizin ve Antalya'nın başlıca cazibe merkezlerinden birisidir.  Kekova adaları, tertemiz denizi, iklimi, coğrafik güzellikleri açısından şanslı bir yerleşim yeridir… Yazının Devamı: Demre    



Gagai-
Antalya- Kumluca- Kumluca,  Mavikent'e (Yeniceköy) yaklaşık 1.5 km uzaklıkta 180 m. yüksekliğinde bir tepe üzerindedir. Günümüzde 750 m genişliğinde kum bir düzlükle deniz kıyısından ayrılmaktadır. Şehir; yukarı ve aşağı akropolis ve aşağı kent olarak üç kısımdan oluşur. Şehrin kuruluşu ile ilgili iki değişik hikâye anlatılmaktadır. İlk öyküye göre Likya'da yerleşecek toprak arayan bazı Rodoslular, söz konusu isteklerini buranın yerli halkına 'ga , 'ga ( toprak, toprak ) diye seslenerek anlatmışlardır. Diğer hikâyeye göre ise Rodos'lu bir komutan Likya ve Klikya'lı korsanlara karşı bir savaş kazandıktan sonra bir fırtınanın içine dalar ve gemisi de tehlikeye düşer; geminin tayfası karayı görünce 'ga, 'ga diye bağırır ve kıyıya çıkarak kurtulurlar. Günümüzde şehirden kalanlar yok denecek kadar azdır. Su kemeri kalıntıları, kilise kalıntıları, tiyatroya ait bir çukurluk ve birkaç işlenmiş taş blok geriye kalabilenlerdir. (https://finike.8m.com/gagai.htm )        



Hamaxia Abtik Kenti

ALANYA’nın6 km. kuzey batısındaki Elikesik Köy yolu üzerindedir.   Yol bir çiftlikte biter Bundan sonraki 1 kilometrelik mesafeyi yürümeniz gerekir. Hamaxia yaklaşık olarak 450 metre yükseklikte bir yükselti üzerindedir. Kent’in, İsa’dan sonra 2. ve 3. yüzyıllarda Korakesion’a (ALANYA) bağlı olarak varlığını sürdüren küçük yerleşim yeri olarak kurulduğu Roma ve Bizans dönemlerine kadar varlığını sürdürdüğü sanılmaktadır.Devamı Hamaxia Antik Kenti

  Isında ( Kaş)
İsinda, Antalya ili Kaş ilçesi yakınlarında bulunan antik Likya kenti. İsinda (Belenli) Kaş'a 13 km mesafede Belenli köyünün hemen yakınındaki tepe üzerinde kurulmuştur. Isında küçük bir Lykia şehridir ve etrafı surlarla çevrilidir. Kentte yer alan akropolün ortasında Lykia yazıtlı iki ev tipi mezar ilgi çekicidir. Ayrıca birçok kaya mezarı ile Roma devrine ait Lykia tipi lahitler günümüze kadar varlığını sürdürmüştür....      

Istlada  (Kaş ve Kekova ) Lykia Bölgesi,  antik kentidir. Finike - Kaş  karayolu üzerindeki Davazlar Köyü'nden Doğuya ayrılan 4 km'yoldan Kapaklı Köyü'nün Hoyran mevki ve  MÖ 4. yüzyıla ait Hoyran Anıtına ulaşılır.   Hoyran Mezar Anıtı bir kayadan kesilen ev tipi mezardır. Anıtının alınlığında üç kişi ayakta durmaktadır. Alttaki geniş frizde ise ortada bir sedir üzerine uzanmış erkek figürü ve bu figürün önünde bir masa ile dört silahlı adam figürü yer alır. Akropolün doğu ve kuzey yönünde kaya mezarları, lahitler ve stel şeklindeki mezarlar ile sarnıçlar görülür. Mezarların tümü Roma Devri'ne aittir. Bu lahitlerin arkasında kayaya oyulmuş Lykia ev tipi mezarlardan biri Güvercinli mezar olarak anılır. Mezarın üzerinde horoz, sfenks ve güvercin tasvirleri bugün de görülebilir. Mezarın kuzey yönünde ise mezar sahibinin ve yakınlarının tasvir edildiği bir friz yer almıştır. Mezar MÖ 4. yüzyıla aittir. (https://tr.wikipedia.org/wiki/Istlada)      

İotape (
Antalya- Gazipaşa)   İotape, ALANYA 'nın 33 kilometre doğusu, Gazipaşa yolu üzerindedır. Bir Kilikya kıyı şehri olan İotape'nin adı M.S. 38-72 yılları arasında yaşamış Kommagene Kralı IV. Antiochus'un karısı Iotape'den gelmektedir. Denize doğru uzanan yüksek bir burun, kentin akropolüdür. Sular, bu bölüme bir kale görüntüsü vermektedir. Kentin yapıları büyük ölçüde tahrip olmuştur. Akropolün Liman Caddesinde üç basamaktan oluşan krepis, bunların arasında heykellerin olduğu kaidelerden anlaşılmaktadır. Heykellerin yazıtları, kentin başarılı sporcularından ve hayırsever insanlarından söz etmektedir. Kentin ayakta kalabilen en belirgin yapısı hamamdır. Hamama ait kanalizasyon sistemi günümüze kadar korunmuştur. Antalya -Mersin karayolunun güneyinde bir tapınak kalıntısı vardır. Kentin doğu ve kuzey tepelerindeki nekropolde anıt mezarların yanı sıra tonoz örtülü küçük mezar yapıları da yer almaktadır. ( Geniş Bilgi için https://tr.wikipedia.org/wiki/Iotape)      

Kandyba- ( Kaş Çataloluk Köyü)
 
Antalya ilinin Kaş  ilçesine bağlı Çataloluk Köyü'nde yer alır. Kandyba’nın antik Likya kentlerinden biri olduğu sanılmaktadır. 

 
Kekova  (Dolichiste) Batık Şehir Kekova tarihle iç içe inanılmaz güzellikler sergileyen güzel bir yurt köşemizdir. Doğal güzelliklerinin yanı sıra çok sayıda antik kente sahip olan Kekova'nın her yerinden bir tarih fışkırmaktadır. Kekova, Mavi yolculuk yapanların ve yatların uğrak yeridir. Kekova'ya denizden ulaşım Kale Çayağzı'ndan kiralanan kayıklarla da yapılabilir. Kekova 'nın etrafında çok sayıda antik kent bulunur. Aperlaikenti 'de bu antik kentler içinde sadece bir tanesidir. Sıcak İskelesindeki Aperlai, Batık Kent, Kaleköy'deki Simena, Üçağız'da bulunan Theimussa, Gökkaya koyu üzerindeki Istlada birbirine çok yakın olan antik kentlerin bazılarıdır. ( Bkz.ANTİPELOS VE NİSA ANTİK KENTLERİ ( Kaş) _)        
  
Khoma
(
Antalya - Elmalı- Hacı Musalar Köyü ) Antalya - Elmalı’ya 13 km. uzaklıkta Hacı Musalar ve Sarılar köyleri yakınındadır. Khoma Hellencede “tepe, yığın, tümsek” anlamına gelir.  Kent, Beyler Höyük olarak da bilinmektedir. Tepe, 350 x 300 metre boyutlarında olup 13 metre yüksekliktedir. Kazılarda saptanan tabakalar Erken Tunç Çağı, Roma ve Bizans Demir Çağı'dır.  Khoma, Lykia birliğinden gelişmiş olan Koinon’un (eyalet birliği) yer aldığı otuz altı kent ve kentçikten biri olduğu sanılmaktadır. Bu kesimde yapılan kazılarda kırmızı ve siyah açkılı çanak çömlek parçaları ile pişmiş toprak figürler, bir mühür, ağırşaklar, tezgah ağırlıkları ve tunç iğneler ele geçmiştir.[ https://tr.wikipedia.org/wiki/Hacımusalar]      

Korydalla—Kumluca_
Kumluca ilçe merkezinin 1 km batısında, Myra’nın 29 km kuzeydoğusundadır. Yunanca “Korydos” (tarlakuşu) kelimesinden türetilmiştir. İ. Ö. 500 yılında Miletli Hekataios tarafından Rhodos Kenti olarak belirtilmiştir. kent, iki tepe üzerinde ve eteklerinde kurulmuştur. Antik kentte bugün göze çarpan belli başlı eserler hamam, su yolu, ile Büyük ve Küçük Asar Tepeler üzerinde bulunan sarnıçlar, kaya mezarları ve özenle yapılmış bir duvar işçiliği gösteren büyük mozaikli bir yapıdır. Suyolu Kumluca ilçesinin, Şeyhköy’e giden toprak yolun kenarında ve yol boyunca yaklaşık 500 m. kadar devam etmektedir. Küçük Asar tepesinin batı yamacında 6 adet kaya mezarına rastlanır. Kentte tiyatro bulunmakta ise de bugün toprak üzerinde hiçbir iz kalmamıştır. Tepeye ulaşan kayaya oyulmuş merdivenlerden çok az bir kısmı ünümüze kadar korunabilmiştir. Tepede sarnıçlar ulunmaktadır. Sarnıçların bir kısmı kayaya oyularak e kayaların şekline uydurularak yapılmış olup sıvalıdır. (  Geniş Bilgi : antalya.batiakdeniz.com/genelbilgi.php?)

Kyaneai Cyaneae- ( Kaş, Yavi veya Yuva Köyü)  Kaş 'a 23 km uzaklıktaki Yavı Köyü'ndeki sarp kayalıklar üzerinde bir kenttir. Araba ile tiyatronun yanına kadar çıkılabilir. Tiyatro Tepenin güney eteğinde ise tabii meyile oturtulmuş ve günümüze kadar sağlam gelebilmiştir. Kyaenai 240 m kadar yükseklikteki sarp kayalıkların üzerine kurulmuştur. Şehrin etrafını 450 m uzunlukta bir sur çevirir. Surların Bizans döneminde de kullanıldığı sanılmaktadır.. Surların un batı ve kuzey kısımlarında üç kapı görülür.  Kyaenai ismi koyu mavi anlamına gelmekte, ayrıca "Çınlayan Kayalar" adıyla da anılmaktadır. Bunun nedeni rüzgârın buradaki kayalara çarparak çınlaması olsa gerektir.
Tiyatro ile akropol arasında nekropol sahası yer alır. Ağaçlar arasında Roma Devri'ne ait irili ufaklı birçok lahit bulunmaktadır. Kyaenai, Lykia Bölgesi'nde en çok lahit görülen şehir niteliğinde olduğundan buraya lahitler kenti de denir. Batı taraftakiler sade, doğu yamaçtakiler daha değişik ve bazıları kabartmalıdır. Bu kabartmalı lahitler M.Ö. 350'ye tarihlenir. Diğer lahitlerin hepsi Roma dönemine aittir. (http://www.kulturvarliklari.gov.tr/TR,44856/cyaneae---kyaneae-yavi-veya-yuva-koyu.html)
   


 Laertes Antik Kenti  (
ALANYA ) ALANYA'nın 25 kilometre doğusunda Toroslar'da bir vadi ağzında yükselen yamacın eteğinde kuruludur. Kent, Antik Çağ'da Dağlık Kilikya olarak bilinen bölgenin içindedir. İç kesimde olmasına karşın kentin limanı da vardır. Laertes'te bulunan MÖ 7. yüzyıla ait ve üç yanı Fenike dilindeki yazıt, ALANYA Müzesi'nde sergilenmektedir. Kentten günümüze kalan ve Roma dönemine ait kalıntılar arasında gözetleme kuleleri, halkın agorada sohbet için kullandığı yarım daire biçiminde oturma birimi, İmparatorlar caddesi, odeon veya tiyatro; Zeus, Apollon ve Sezar adına yapılmış tapınaklar, agora, hamam ve nekropol sayılabilir.      


Limyra (Zemuri ,Turunçova, Zengerler) Fenike
Finike İlçesi, Turunçova Beldesi, Yuvalılar Köyü sınırları içinde yer alır. Limyra,1970 yılından beri Avusturyalı arkeologlarca kazılmaktadır. Değişik dönemlere ait buluntular, hem bölge tarihini aydınlatmış hem de Antalya Müzesine çok önemli buluntular kazandırmıştır. Limyra, Likya Bölgesinin en çok kaya mezarına sahip kentlerinden biridir. Özellikle şehrin kuzeyindeki Toçak Dağında gün ışığına çıkarılan İ.Ö. 4. yy.a ait Kral Perikles'in anıt mezarı mimarisinin Xanthos'taki Nereidler Anıtına benzemesi ve önemli parçalarının Antalya Müzesinde sergilenmesi ile ayrı bir önem arz eder. Günümüz köy yerleşimi ve kalıntılara ulaşan asfaltın hemen kenarında, İ.S. 141 yılında büyük bir onarım geçiren tiyatro binası yer alır.    

 Lissa (Lissai) - Karia
Lissa, Lykia ile Karia bölgeleri arasında, Kapıkargın koyunun 3 km. güney-doğusunda, Kargın gölü ucundadır. Lissa ,Luwi dilinde “kayalık” anlamına gelen bir sözcüktür. Günümüze yalnızca Akropol tepesindeki şehir surundan kalan duvar parçaları ve bunların üzerinde Hellence yazılı birkaç yazıt ve çevreye dağılmış haldeki mimari parçalar gelebilmiştir. Sur duvarının üzerindeki onurlandırma yazıtları M.Ö. III. yüzyıla aittir ve Ptolemaios II ve Ptolemaios III’ün idaresinde olduğu yıllara tarihlenmektedir. Kentin bulunduğu yer ile deniz arasında basit, sarnıç tipi birkaç mezar görülmektedir.      

Lyrbe (Seleukeia):
    Üç tarafı derin yarlarla çevrili olduğu için kentin sadece güney yönünde surlar vardır. Duvarları kesme taştan yapılmış surun ortalara rastlayan bir bölümünde giriş çıkışı sağlayan bugün yıkık durumdaki Anıtsal Kapısı vardır. Sadece güneyden ulaşabilen bir tepe üzerine kurulmuş olan kent merkezinin doğu yamacındadır. Çeşitli yapı kalıntılarıyla çevrili olan Agora, ören yerinin en sağlam kalmış kısmını oluşturur. Plan bakımından Hellenistik devirde gelişen İon tarzındaki agoralara benzer.6 kapılı Agora'nın doğu ve batısında galeri ve dükkânlar yer alır. Batı tarafına bakıldığında 2 katlı, çift galerili portikten geriye kalan iki paralel duvar görülür. (4)       


 NİSA –
Kaş Gömbe'de Komba antik kenti, buradan 13 km uzaklıkta Sütleğen yakınındaki Meryemlik'te Nisa antik kenti vardır. Burada da mezarlar, agora ve tiyatro kalıntıları izlenebilir. Kasaba yakınında da Kandyba antik kenti yer almıştır.  Kaş,'a 12 km uzaklıktaki Phellos harabeleri Çukurbağ ve Pınarbaşı köylerinin hemen üzerindedir. (4)…..   Yazının devamı:  Nisa, Kaş)   


Myra_
Demre   Bugünkü Demreİlçe merkezinde ve civarında yer alan Myra Antik Kenti, özellikle Likya Dönemi kaya mezarları, Roma Dönemi tiyatrosu ve Bizans Dönemi Aziz Nikolaos Müzesi (Noel Baba) ile ünlüdür. Kaya mezarları, Likce yazıtları ve sikkeler, Myra'nın en azından İ.Ö. 5. yy.dan itibaren varlığını sürdürdüğünü gösterirler.Roma Dönemi surlarının dışında, Hellenistik hatta İ.Ö. 5. yy.a tarihlenen sur kalıntılarına akropol tepesi ve çevresinde rastlamak mümkündür. Akropolün güney eteğinde yer alan tiyatro, gerek oturma sıraları gerekse sahne binası ile iyi korunmuş bir Roma Dönemi tiyatrosunun özelliklerini yansıtır.      


Olympos Chimaira: ( Antalya- Çıralı -Cirali)
Antalya 'nın güney sahillerinde Phaselis'ten sonra ikinci önemli liman kenti Olympos'tur. Şehir adını, 16. km. kuzeyindeki Torosların batı uzantılarından biri olan 2375 m. yüksekliğe sahip Tahtalı Dağı'ndan alır.  (4) Henüz yeri bulunmamış Athena Tapınağı ve diğer önemli yapıların, bugün ormanla kaplı akropol tepesinde yer aldıkları düşünülmektedir. Beydağları-Olympos Milli Parkı sınırları içinde yer alan şehre ulaşım, Antalya - Kumluca karayolundan sağlanmaktadır. Nehir ağzına yakın bir yerde küçük ve dik akropolde geç dönemlerden kalan ve özellikleri anlaşılamayan yapı kalıntıları yer alır. Irmağın güney kıyısındaki Hellenistik temelli ve Roma onarımlı küçük tiyatro oldukça harap olup, girişin bir yanı iyi korunmuş durumdadır. Şehrin görülebilir diğer önemli yapısı ise ırmak ağzının 150. m.sinde yer alan tapınak kapısıdır. İon düzeninde küçük bir tapınağa ait olduğu mimari parçalardan, Roma İmparatoru Markus Aurellius (İ.S. 161–160) adına yapıldığı da kapı önündeki heykel kaidesinden anlaşılmaktadır. 
 
 Patara:  Fethiye - Kalkan
Fethiye- Kalkan arasındaki bereketli Xanthos vadisinin güneybatı ucunda yer alır.Akdeniz kaplumbağaları Caretta-Carettaların milyonlarca yıldır yumurtalarını bırakıp yavruladıkları ender sahillerden biri olması ile de ayrı bir öneme sahiptir. Bugün ayakta kalan yapıların çoğu Roma-Bizans ve hatta Ortaçağ'a aittir. Şehre ve günümüz kalıntılarına giriş görkemli ve çok iyi korunmuş bir Roma zafer takından yapılmaktadır. İ.S. 100 yıllarında bölge valisi adına inşa edildiği, kitabelerinden anlaşılmaktadır. Takın batısındaki tepenin yamaçlarında, Likya tipi lahitlerin bulunduğu mezarlık alanı uzanır. Kentin en güney ucundaki Kurşunlu Tepeye yaslanmış olan Tiyatro, Hellenistik Dönem (İ.Ö. 2. yy.) özellikleri gösterir. Ancak İ.S. 1. yy.ın ortalarında birçok Likya kentinde etkisini gösteren depremle yıkılmış ve yeniden inşa edilmiş olup, bugün büyük ölçüde sahilden gelen kumla doludur. Doğu girişindeki mükemmel kitabe İ.S. 147'deki onarım ve ekleri anlatmaktadır. Tiyatronun yaslandığı Kurşunlu Tepe şehrin genel görünümünün ve yörenin seyredildiği en güzel köşedir. Buradan şehrin diğer kalıntıları; Vespasian Hamamları, Korinth Tapınağı, ana cadde, liman ve Hadrian Dönemi Ambarı rahatlıkla izlenebilir.        


Phaselis (Tekirova),
  ANTALYA   - Kemer Karayolunun 44. km.nden sola dönen yol, geniş ölçüde orman alanı içinde bulunan Phaselis Antik Kentine ulaşır. Phaselis, gerek plaj ve piknik alanları gerekse tarihi dokusuyla bölgenin en ilgi çeken ören yerlerinden biridir. Örenyerinin girişinden sonraki virajın sağında, şehrin en eski surlarıyla (İ.Ö. 3.yy), tapınak veya anıtsal bir mezara ait olabilecek temel kalıntılarına rastlanır. Kuzey limanının arkasındaki yamaçsa şehrin mezarlık alanıdır. Günümüzün en anıtsal kalıntıları ise otoparkın önündeki su kemerleridir. Şehrin ihtiyacı olan su, kuzeydeki tepede yer alan kaynaktan getirilmekteydi. Biri tiyatronun karşısında, diğer ikisi güney limana giden ana caddenin sağında olmak üzere şehirde üç agora bulunmaktadır. Tiyatronun karşısındaki agoranın içinde, bugün Bizans dönemine ait küçük bir bazilikanın kalıntıları yer alır (2)    


PERGE
ANTALYA 'nın 18 km doğusunda, Aksu ilçesi sınırları içinde bulunan bir antik kenttir.1947 yılından beri İstanbul Üniversitesince yürütülen kazılar sonucu şehir merkezinin önemli anıtsal yapıları gün ışığına çıkarılmış, ele geçen heykel buluntuları sayesinde Antalya Müzesi dünyanın en zengin Roma heykel müzelerinden birisi olma özelliğini kazanmıştır. M.Ö 12. yüzyılda kuzey Anadolu'dan güney kıyılara büyük bir Yunan göçü oldu.(4)….Yazının devamı : Antalya      

Podalia (Podala)
( Elmalı- Avlan Gölü- Kramik Köyü)
Podalia, Elmalı’ya 25 km. uzaklıkta eski Avlan Gölünden arta kalan ovada, Keramik köyü yakınındadır. Podalia sözcüğü Luwi dilinden türetilmiş olup ”Göllücek” anlamındadır. Podalia’nın tarihi çağlarına ait bilgilerimiz çok yetersizdir. Lykia eyalet birliğine dahil olan kentler arasında burasının da ismi geçmektedir. Ayrıca yörede bilimsel araştırma da yapılmamıştır. Yalnızca Romalıların buraya egemen oldukları yıllarda kendi adına sikke bastığı bilinmektedir. Bizans döneminde ise Myra metropolitliğine bağlı bir piskoposluk merkezi olmuştur. Günümüzde, Karemık köyü yakınındaki tepede bazı kalıntılarla karşılaşılmıştır. Bunlar rektogonal tekniğinde yapılmış duvarlara ait parçalardır. Ayrıca Hellenistik çağ ve sonrasına tarihlenen keramik parçaları da yüzeyde çok sayıda bulunmuştur. Bunlar arasında erken Tunç çağına ait keramik parçalarının oluşu Podalia’daki yerleşimin oldukça eskiye indiğini bizlere göstermektedir. ( Alıntı: w.kenthaber.com/akdeniz/antalya/elmali/)      


Rhodiapolis (Eskihisar, Sarıcasu)
Antalya’nın Kumluca ilçesinin 3 km. kuzey-batısındadır. Halk arasında buraya Eskihisar demekte, yanı başında Sarıcasu Köyü bulunmaktadır. Prof.Bilge Umar Rhodiapolis’in Hellen dilindeki Rhodon (gül) sözcüğünden türetilmiş olup, “gül şehri” anlamına geldiğini söylemektedir. George Bean ise bu “Rodosluların kenti” anlamına gelen bir kelime olduğunu iddia eder. M.Ö. 168/67 ‘de kurulan 23 kentten oluşan Lykia Birliğine Rhoodiapolis de katılmış ve basılan ilk birlik sikkelerinde bu kentin de adı vardır. Daha sohra Koinon (Lykia eyalet birliği) ‘a da katılmıştır. Kalıntılara dayanarak kentin Roma çağında önem kazandığı söylenebilir. Kentin ortasındaki tiyatronun kalıntıları günümüze gelebilmiştir. Bu tiyatroda diazoma bulunmayıp 16 oturma sırası mevcuttur. Cavea yarım daireden biraz daha kapalı olup paradosların daima açık olduğu anlaşılmaktadır. Tiyatronun güney-doğusunda Agora ile Stadium’un kalıntıları dağınık durumdadır. Burada bir de Hellenistik dönemde yapılmış bir kule ile karşılaşılmaktadır. Kentin oldukça yayılmış nekropol alanları kuzey, kuzey-doğu ve güneydedir. Kentin ormanlık alanda bulunuşundan ötürü de kalıntıların incelemek s-bugün için kolay değildir. ( Geniş bilgi için Bkz: .kenthaber.com/akdeniz/antalya/kumluca/Rehber/antik-kentler/rhodi)      

Side
:  Antalya
Antalya  Manavgat İlçesi'ne bağlı Side Beldesi'ndedir.  Manavgat'a 8 km. uzaklıktadır. Roma Devrine ait agoranın karşısında bulunan, M.S 5-6.yüzyıldan kalma antik agoranın hamamı 1960/61 yıllarında restore edilerek müze haline getirilmiştir İ.Ö. 7. yüzyılda Batı Anadolu'da yaşayan Kymeliler (Bugünkü Aliağa) tarafından kurulduğu söylenir Side; 'Nar' anlamına gelmektedir ki 'Nar' Anadolu'nun bereket sembollerinden olup Roma İmparatorluğu dönemine dek şehrin sembolü olarak Side sikkelerinde kullanılmıştır.   Side Antik Kenti, İ.Ö. 6. yy'da Lydia, 5.yy.'da Pers, 4. yy'da İskender, ardından da Hellenistik krallıkların egemenliklerine girdiği gözlenir. Şehrin en parlak dönemi İ.Ö. 1.yy.'da Roma ile ilişkilerin kurulmasıyla başlar. Bu parlak dönem İ.S. 3. yy'a kadar sürer. Side Antik Kenti bu dönemde hem Akdeniz'in en önemli liman kenti ve en işlek esir pazarı, hem de kültür ve eğitim merkezi olmuş, bugün dahi ayakta olan görkemli yapılar bu dönemde inşa edilmiştir....  Devamı: Antalya      

Selinus (Sellinous)
Antalya- Gazipaşa

Gazipaşa’nın 3 km güneybatısında, ALANYA’nın 40 km güneydoğusundadır. Yüksek bir ada üzerinde olan yerleşim yeri, kayalık güneyde sarp denize inmektedir. Selinus (Hacımusa) Çayı’nın denize döküldüğü yerde beşik tonozlu iki odalı hamama ait kalıntıları görmek mümkündür. Deniz kenarındaki agoranın sütunları kaybolmuşsa da stylobat izleri görülebilir. Agoradan doğuya doğru gidildiğinde apsisli bir yapıya (kilise) rastlanır. Bu yapının eski bir mabet üzerine kurulmuş olması olasılığı büyüktür. Kilisenin doğusunda anıtsal bir yapı vardır. Kentin tek İslamî yapısı olup giriş kapısının çevresi Selçuklu Dönemi motifleri ile süslüdür. Bu kalıntının bir köşke ait olduğu sanılmaktadır. Kentin nekropolündeki mezar yapıları arkasollü, beşik tonozlu, anıt mezarlar olup, Kilikya Bölgesi’nin ölü gömme adetlerini en güzel biçimde ortaya koymaktadır. Kente ait su kemerlerinin bir bölümü günümüze ulaşabilmiştir. Bugüne kadar gelmiş olan yapılar, sokaklar, evler ve sarnıçlar kısmen Erken Osmanlı dönemine kadar uzanmaktadır. Ovada dağ ve dere arasında büyük bir hamam, bir odeion ve Roma dönemi büyük bir alan yer alır. Küçük bir nekropol dışında sadece bir Aquadukt (su kemeri), bir tiyatro ve bir bazilika kalmıştır. Kalıntıların güneybatısında imparatorluk dönemi nekropolün kenarında, Erken Bizans dönemine ait üç nefli bir bazilika yer alır. Kimisi kapılarında yazıtlarıyla, sayısız imparatorluk dönemi mezar evleri, düzensiz bir şekilde çay yatağında bulunmaktadırlar. Nekropolde orta Bizans döneminden küçük bir kilise vardır. Kayalık tepenin en yukarısında bugünkü durumu muhtemelen erken Osmanlı dönemine uzanan bir kale bulunmaktadır. (kenthaber.com/akdeniz/antalya/gazipasa/Rehber/antik-kentler/Selinus)            


Selge
: Antalya 
Selge önemli bir Pisidia şehridir. Toros dağlarının güney eteklerinde ulaşılması güç doğal korunaklı bir yerde bulunur. Selge’ye, uçurumların, nehirlerin ve küçük şelalelerin bulunduğu ormanlık yoldan tırmandıktan sonra bir Roma köprüsünden geçilerek ulaşılır. Doğal ve tarihi zenginlikleri nedeniyle Köprülü Kanyon Milli Parkı kapsamına alınmıştır.Selge, madeni para basan ilk Pisidia şehridir. Selge istihkâm duvarlarıyla çevrili üç tepenin üzerinde uzanır. Bugün halen bir kısmı duran bu duvarların yedi ana kapısı ve ortalama 100 metre aralıklarla dizilmiş kuleleri vardı. Bugün görünebilen ilk kalıntı günümüz Zerk köyünün bir kısmını oluşturan Yunan-Roma tarzı tiyatrodur. Güneydoğudaki tepede üç tarafı kapalı geniş kare bir agoranın kalıntıları vardır. Bunun yanında daha sonraki dönemlere ait olan apsidli bazilika vardır. Çoğunlukla Roma dönemine tarihlendirilen Selge harabeleri, özellikle M.S. ikinci yüzyılda Selge’nin ne kadar zengin ve güçlü bir şehir olduğunu gösterir.(4)   ( Bkz:    Antalya) 
 
Simena, Samaona (Kale)


Simena,
Kaş-Finike arasında,  Kekova (Dolikhiste), Kale köyünün bulunduğu yerdedir. Kent Roma döneminde önemli bir yerleşim yeridir. Lykia Birliği'nin bir üyesi olan Simena'da da Theimiussa gibi hem karada hem su altında kalıntılar bulunmaktadır. Simena’nın surları son derece düzgün işlenmiş, ne zaman yapıldığı bilinmemekle beraber üzerinde Bizans devrine ait yapı izleri ve tamirler vardır. Deniz kıyısında, kitabeli bir hamam yer alır. Akropol’ün kayalıklarına açılmış çok sayıda kaya mezarından başka etrafa dağılmış bir halde lahit ve lahit parçaları çoktur. Akropolün kuzeyindeki bu nekropol sahasında kayalara oyulmuş ev tipi mezarlar olup bazılarının üzerinde kitabeleri vardır. Akropolde 300 kişilik, yedi oturma sıralı minik bir tiyatro kayaların içine oyularak yapılmıştır. Simena’da hamam, Lykia tipi kaya mezarları ve lahitleri, Roma dönemi duvar kalıntılar da günümüze gelebilen kalıntılardır.      
Soura (Sourai-Sura)  Demre Kaş
 
Demre ’den Kaş’a giderken 5 km.de, batıya doğru 5 dakikalık mesafededir. Sura’nın önemi bir kehanet merkezi olmasındandır. Bugün, Apollon Surias mabedi, kehanetin yapıldığı su kaynağı, Bizans Kilisesi, Akropol, Sur, rahip evi ve gözetleme kulesi kalıntıları görülebilecek durumdadır.      


Syedra
ALANYA

ALANYA ’nın 20 km. güneydoğusunda Seki Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Alanya Müze Müdürlüğünce 1994–1999 yılları arasında yapılan Arkeolojik kazı ve araştırmalar kentte yerleşimin İ.Ö.7.yy’dan başladığı ve 12. yy’a kadar devam ettiğini ortaya koymuştur. Kentin önemli yapıları arasında; Sütunlu cadde, Hamam, Kilise, Akropol, Vaftis mağarası, sarnıç ve surları sayabiliriz.     


 Syllion
ANTALYA - ALANYA

ANTALYA - ALANYAkarayolunun yaklaşık olarak 35.km’sinden kuzeye 8 Km. sonra Sillyon’a ulaşılır. Kent düz bir ovada, elips şeklinde bir plato üzerinde çevreye hâkim bir konumda kurulmuştur. Kentte Helen, Roma ve Bizans ve Selçuklu izleri vardır   Şehir üzerinde bulunduğu yassı tepenin batı yönündeki meyilli arazi üzerinde genişlemiştir. , Aşağıda, bugün çok harap bir durumda bulunan bir stadyum ve bunun doğusunda büyükçe bir hamam kalıntısı vardır. Stadyum, Gymnasium, kuleler, Selçuklu Mescidi, sahne kısmı kayaların çökmesiyle tamamen kaybolmuş Tiyatro ve spor tesisleri ilginç yapılardan bazılarıdır.

Stadyumun güneyinde surlar başlar. Bu surun ortasındaki burç çok büyük ve korunaklıdır. Bunların içinde nereye gittikleri belli olmayan gizli yollar, dehlizler vardır. Surun sona erdiği yerde bulunan platform açıklarında bir de cami vardır.
Tiyatro çevresindeki Hellenistik döneme ait taştan yapılmış binalarla büyük su sarnıçları dikkat çekmektedir.      

Tlos (Tlava)
Fethiye-Korkuteli

Fethiye - Korkuteli ve Fethiye - Kaş yolundan güneye ayrılan yoldan yaklaşık 25 km. sonra Tlos'a ulaşılır. Kent Eşen Çayı(Sıyanda/ Xantos) vadisine egemen konumu, zengin ve eşsiz kalıntılarıyla antik Lykia'nın en ilginç antik yerleşkelerinden birisidir.  Tlos kenti ülkemizde en sağlam kalmış antik şehirlerden biridir. Kentin batısında Telmesos (Fethiye) , güneyinde Pınara kuzeyinde ise Kadyanda ve Araxa isimli Likya kentleri vardır. Tlos, kuzey-doğusunda son derece dik uçurumların bulunduğu oldukça yüksek, kayalık bir tepenin üzerinde kurulmuştur. Bu kalenin biraz atında, özellikle doğu yamaçlarında Lykia’lılardan kalan duvar kalıntıları, güneyde ise Roma dönemine tarihlenen son derece güzel duvarlarla karşılaşılmaktadır. Akropolü çevreleyen sur duvarlarında yapı malzemesi olarak kullanılmış devşirme malzemelerin içinde Lykçe yazılı kitabe parçaları dikkati çekmektedir. Tiyatrosu düz bir zemin üzerinde yarım daire şeklindedir, Caveası tamamiyle Roma tarzındadır. Akropolün eteklerine kadar uzanan Agora’nın doğu yönündeki portiklerin arka duvarlarının hemen hemen bütünü ayakta durmaktadır. Agora’nın doğu yönünde ve oldukça uzakta,tepe üzerinde gruplar halinde kaya mezarları bulunmaktadır.(.kenthaber.com/akdeniz/antalya/kemer/Rehber/antal) Tlos Antik Kenti kazılarında, Fethiye'nin Arsa Köyü'nde dış duvarında tarih öncesinden figürler barındıran bir mağara da bulunmuştur. (erkmensenan.blogspot.com/2011/06/tlostlavaduver-) 


  Trysa Trysa, Kaş -  Demre

Kaş -  Demre yolu Davazlar Köyündedir.. M.Ö. 2. yüzyılda oluşan Likya Birliği’ndeki kentlerden biri olarak görünmektedir. Trysa antik kenti kalıntıları 550m. Uzunluğunda ve 150 m genişliğinde bir alanı kaplar. Kuzey ve batı tarafı surla çevrilidir. Sur dışında Trysa’da bugün kalıntı olarak Heroon’un duvarları, tapınağa ait ufak kalıntı ve çok sayıda lahit bulunmaktadır. Lahitlerin çoğu sadedir ya da büst veya hayvan başı şeklinde tepeliklere sahiptir.  Akropol’ün güneybatı eteğinde ileri derece de tahrip olmuş tapınak kalıntısı da vardır. Trysa’nın en büyük eseri kentin kuzey-doğu ucunda yer alan ve 18m²’lik kapalı bir alan içinde duran, M.Ö. 4.yüzyılın ikinci çeyreğine tarihlenen Heroon’dur. Dört yandan bir duvarla çevrilidir. Trysa kentindeki bir lahit ile Heroon’un frizleri Avusturyalılar tarafından 1882/83 yılında Viyana’ya götürülmüştür.  

Kaş -  Demre yolu Çevreli Köyü  Kaş ile Demre arasındaki Çevreli Köyü’nün (Tirmisi) 2 km. doğusundadır.
Tepe üzerine yayılan kentin kuzeydeki doruğu daha yüksek olduğundan burasının akropol olduğu sanılmaktadır. Ayrıca burada iç kaleye ait olduğu sanılan kalıntılarvardır.
Çevrede lahit formunda, Lykia dilinde yazıtlı ve ev tipinde iki kaya mezarı dikkati çekmektedir. Lahitlerin üzerinde erkek ve kadın figürü bulunmaktadır. Akropol yamacında kayalara oyulmuş mezarlar dikkat çeker. Kentin Hellenistik ve Roma çağlarında kullanıldığı anlaşılmaktadır.
Tepenin iki doruğu arasında kalan yerde oldukça iyi durumda blok taşlardan oluşmuş bir kalıntı vardır.   Telmessos, Bugünkü Fethiye kenti yakınlarındaki Belen'de, M.Ö. 3000'lerde kurulduğu sanılan antik Telmessos kenti, Likya'nin Karya sınırında yer alıyordu. Işık Yurdunun insanları” anlamına gelen Likyalılar bu kente sahip olmuş ve şehir Telmessos adıyla anılmıştır.(3) Uzun bir süre Likya'ya karşı bağımsızlığını koruduktan sonra, M.Ö. 6. yüzyıl ortalarında Pers egemenliğine girdi.  


Theimussa (Kale İskelesi-Üçağız)
 Theimussa antik kenti Kekova ’yı bağlayan yer Theimussa'nın bulunduğu Üçağız Köyü'dür. Üçağız Köyü'nün içinde görülen kalıntılar Theimussa antik kentine aittir. Şehrin tarihinin M.Ö. IV. yüzyıla kadar indiği anlaşılmaktadır. Burada mezar kalıntıları ile köyün kıyısında alçak bir kayalık üzerinde kule kalıntısı görülebilir. İskelenin hemen arkasında bulunan bir mezar M.Ö. IV. yüzyıla ait olup ev tipinde ve üzerinde çıplak, erkek bir genç tasviri vardır. Kitabesinde Kluwanimi'ye ait olduğu yazılıdır. Deniz İçinde ve Doğuda denizin hemen yukarısında birbiri üzerine binmiş hissini veren birçok lahit görülür. Bu mezarların çoğu Hellenistik ve Roma dönemine aittir. Mezarların üzerindeki yazıtlar da Kyaenai ve Myra vatandaşı diye yazılıdır. Kaleköy'deki Simena, Apollonia, İsinda ve Aperlai ile birlik oluşturduğu gibi herhalde Theimussa'da, Myra ve Kyaenai ile bir birlik oluşturmuş olup o şehirlerden birisi ile Lykia Birliğinde temsil edilmekteydi. Şehrin doğu ucunda kayaların kesilmesiyle 28 m uzunlukta 8 m genişlikte bir iskele bulunmaktadır. Kayaların kesilme izleri bugün de görülebilir. Buradan Kaleköy'de bulunan Simena'ya geçilir. (.kulturvarliklari.gov.tr/TR,44863/theimussa-kal)      

Termessos : 
 ANTALYA  

ANTALYA ’nın 22 km. kuzeybatısında, Antalya-Korkuteli karayolunun güneyinde yer alan 1650 m. Güllük/Solym dağının, 1050 m. yüksekteki yamacında antik Termessos Kenti kalıntıları bulunmaktadır. Bölge, flora, çiçek ve maki bitki örtüsünün en güzel örnekleri ile başta yaban keçisi olmak üzere faunasının eşsizliği nedeniyle `Güllük/Termessos Milli Parkı ve Koruma Alanı` olarak ilan edilmiştir. Termessos, İskender`in Asya seferinde, Anadolu`da ele geçiremediği tek kenttir. Daha sonra yöreye gelen Bergamalılar ile iyi ilişkiler içinde bulunan Termessos, Bergama Krallığı`nın varisi Roma ile de bu ilişkilerini geliştirerek M.Ö.72`de bir anlaşma imzalamış ve bu anlaşmadan sonra kent, çeşitli yapılar ile donatılarak, gelişmeye başlamıştır. M.S. 5. ve 9. yy`larda meydana gelen depremler sonucunda yıkılıp harap olan ve tarihinde hiçbir ordu tarafından zapt edilemeyen Termossos kenti, tekrar inşa edilme imkanı bulamamış ve kent halkı kıyıdaki diğer Pamfilya ve Likya kentlerine göç etmişlerdir.(4)   ( Bkz:  Antalya  )

Trebenna:
 
Kentin, Antalya'nın batısında yer alan Beydağları'nın denizden 700 m yükseklikte orman içerisinde bir Akropol kent tarzında inşa edildiği görülmektedir. Antik kentin kalıntıları bugünkü GEYİKBAYIRI / ÇAĞLARCA yerleşiminin 2 km. kadar güneyinde bulunmaktadır. Bir çıkıntı şeklinde tepe üzerine inşa edilmiş olan antik kentin etrafı kayalıklarla çevrilmiş durumdadır.    

Xanthos:
  Fethiye-Kaş karayolu üzerinde, Fethiye'ye 46 km. uzaklıktaki Kınık Köyü'nde yer alır. Şehir Xanthos Nehri (bugün Eşen Çayı) kenarındaki ovaya hakim iki tepe üzerinde kurulmuştur. Xanthos'un her iki akropolü de değişik örgü sistemlerinin görüldüğü sur duvarları ile çevrili olup, Likya akropolünü doğudan çevreleyen poligonal teknikteki sur İ.Ö. 4. yy.a aittir. Güney yönündeki sur ile Eşen çayı tarafındaki surların bir kısmı, Hellenistik devirde yapılmış, düzgün bloklardan oluşur. Geri kalan surlar harçlı duvarları ile Bizans dönemine aittir. Bizans sur kalıntısının kuzeyindeki sahayı Roma devri tiyatrosu kaplar. Xanthos'un en ilginç kalıntıları, tiyatronun batısında yer alır. bunlardan ilki, yüksek dikdörtgen yekpare kaide üzerindeki ölü ailesi ile yanındaki kadın gövdeli, kuş kanatlı yaratıklar olan ve ölülerin ruhlarını gökyüzüne taşıdıklarına inanılan "Harpy" kabartmalarına sahiptir. Bugün orijinal blokları, Biritish Museum'da sergilenen Harpy Anıtı, İ.Ö. 5. yy.a tarihlenmektedir. Bu anıt mezarın yanında 4. yy.a ait diğer bir kaideli Likya lahdi yer almaktadır. Tiyatronun kuzeyindeki kare şekilli alan ise Roma devri agorasıdır. Agoranın kuzeydoğu köşesinde, yekpare dikdörtgen gövdesinde Likya dilinde yazılmış kitabeye sahip anıt mezar yükselir. British Museum'a taşınmış olan İ.Ö. 4. yy.a ait Payava lahdi en ünlü olanıdır. Xanthos'un diğer ünlü anıtı ise yine British Museum'da sergilenen Nereidler Anıtıdır. ( Bkz: Antalya )


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış