Kars'ın Güzel Köşeleri


Esa
25.2.2012


SARIKAMIŞ

Sarıkamış, Doğu Anadolu Bölgesinde yer almakta olup 2634 m yüksekliğindeki Kars'a 55 km. uzaklıktadır. Sarıkamış doğusunda Selim ve Kağızman, batısında Şenkaya ve Horasan, güneyinde Horasan ve Eleşkirt, kuzeyinde ise Selim ve Şenkaya İlçe sınırları ile çevrili, ortalama yüksekliği 1500-2000 metre olan yüksek bir plato durumundadır.

Sarıkamış ilçesinin yüzölçümü 1732 km2 olup, 30 bin hektarlık alanı Sarıçam ormanları ile kaplıdır. Sarıkamış karasal iklime sahip olup kışları çok uzun, soğuk ve sert, yazlar ise kısa ve serin geçmektedir. Sonbaharın genelde mevsimine göre kendisini erken hissettirdiği, ilkbaharın da yoğun yağışlarıyla uzun süren bir bahar havasının hakim olduğu Sarıkamış'ın kendisine has bir iklimi vardır. Sarıkamış'da yıllık ortalama sıcaklık değeri 3.4 C dir. Sarıkamış'da sıcaklık kış aylarında -35-40 C' ye kadar düşmekte, yazları ise en fazla 31 C' ye kadar çıkmaktadır.

Sarıkamış'da rakım yüksek olduğundan, ülkemizin, basıncı en düşük yerlerinden biridir. Ortalama yıllık basınç değeri 790 milibardır. Hakim olan rüzgarın yönü Güneybatı olup, yıllık ortalama hızı ise 2.2 m/sec.dir. Bu da yaklaşık olarak 7-10 km. demektir.

SARIKAMIŞ'IN TARİHÇESİ

M.Ö. 9000 yılına dayanan bir tarihi geçmişe sahip yörede; Hitit, Hurri, Urartu, Kimmer, İskit, Part, Sasani, Bizans ve Selçuklu gibi eski uygarlıkların izleri hala yaşamaktadır. Kars’a 45 km. mesafedeki Ani (Ocaklı) Antik Kenti tarihi kalıntılar açısından zengindir. Ülkemizin en eski yerleşim bölgelerinden Ani’de bulunan Fethiye Cami, Ani Harabe ve Surları, Resimli Kilise; ayrıca Kars Havariler Müzesi, Kars Kalesi, Paşa Sarayı, Taş Köprü, Namık Kemal’in evi, Karahanoğlu Köprüsü ve Kümbet Camisi görülmeye değer yerlerdendir. 

Sarıkamış İlçesinin tarihi MÖ devirlere kadar uzanmaktadır. İlçenin tarihi Bizans dönemine kadar geri gitmektedir. Bölgenin müslüman yöneticilerin hakimiyetine girişi Selçuklu döneminden başlamaktadır. Selçuklu komutanı Alparslan 16 Ağustos 1064 tarihinde Bizans kralı ile yaptığı savaşta bu bölgeyi ele geçirmiştir.  1534 Yılında da Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı hâkimiyetine giren ilçe bu dönemde Kars Eyaletine bağlı bir Liva idi. Sarıkamış 1828 ve 1855 yıllarında iki defa Rus işgaline uğrasa da 1829 Edirne ve 1856 Paris Antlaşmaları ile yeniden Osmanlı hâkimiyetine girer. 

1877–1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda 40 yıl süre ile Rus işgali altında kalan Sarıkamış, 29 Eylül 1920’de Rus işgalinden kurtarılarak 3 Aralık 1920 tarihli Gümrü Antlaşması ile yeniden Türk hâkimiyetine girmiştir.

İlçede Ruslardan kalma çok sayıda tarihi eser bulunmaktadır. Bunlardan en dikkat çekeni Yukarı Sarıkamış'taki Katherina Köşkü'dür. İOsmanlı, Sarıkamış Harekâtında (Aralık 1914 - Ocak 1915) 90.000 şehit vermiştir.  9'uncu P.Tümeni 2005 yılında lağvedilerek yerine 9'uncu Mot.P.Tug.kurulmuştur.

COĞRAFİ YAPI

Sarıkamış, Ülkemizin Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan, doğusunda Selim ve Kağızman, batısında Şenkaya ve Horasan, güneyinde Horasan ve Eleşkirt, kuzeyinde ise Selim ve Şenkaya İlçe sınırları ile çevrili, deniz seviyesinden yüksekliği 2000–2200 m olan yüksek bir plato durumundadır.

En yüksek dağı 3138 m rakımlı Aladağ’dır. Aladağ’ı 2909 m rakımlı Süphan Dağı, 2849 m rakımlı Soğanlı Dağ, 2835 m rakımlı Balıklı Dağ, 2634 m rakımlı Çıplakdağ ve 2599 m rakımlı Kösedağ takip etmektedir. Başlıca akarsuları Aras nehri,  Kars çayı, Zivin ve Keklik Dereleri’dir. Akarsuların akışlarının düzensizliği ve derin vadileri takip etmelerinden dolayı sulamada fazla kullanılamamaktadır.İlçenin yüzölçümü 1732 km2 olup, 37 bin hektarlık alanı Sarıçam ormanları ile kaplıdır.


Sarıkamış Harekatı'nın başlangıç noktası








SARIKAMIŞ VE TURİZM

Sarıkamış ve çevresi; Alp disiplini, Kuzey disiplini ve Tur Kayağı etkinlikleri için çok uygun koşullara sahiptir. Sarıkamış, Türkiye'nin önemli kış turizmi bölgelerindendir. Sarıkamış'daki kar kristal olup 1 yılın 6 ayı karla geçmektedir. Ayrıca, Micingirt Kalesi, Kızlar Kalesi, Yedi Kilise (Yenigazi) Kalesi, Zivin Kalesi, Köroğlu Kalesi, Zek (Sırataşlar) Köyü Kalesi ve ve özellikle Katherina Köşkü Sarıkamış'ın belli başlı tarihi ve turistik yerleridir.

Sarıkamış ülkemizin en önemli kayak tesislerinden biri haline gelmektedir. Rakımın yüksek olması kar ve karkalınlığının uzun müddet kalkmaması  bu spor ve turzim dalı için cazip mekanlardan biri olmaktadır. İlçede açılan kayak tesisileri kış sporları için  uygun koşullar ilçenin önemli bir laymağa sahip olmasına zemin hazırlamaktadır. Konaklama ve Diğer Hizmetler: Kayak Merkezinde 2 si devlet konuk evi olmak üzere konaklama yerleri bulunmaktadır. Tesislerde kayak öğretmeni ve kiralık kayak malzemesi temini mümkündür. İlkyardım, güvenlik ve sağlık hizmetleri verilmektedir. Sarıkamış ilçesindeki konaklama yerleri ve hastanelerden istifade edilmektedir. Helikopter pisti olarak askeriye' den yararlanılmaktadır.

Sarıkamış Kayak Merkezinde 2 adet telesiyej, 1 adet teleski tesisi hizmet vermektedir. Sarıçam Kayak Tesisleri 2400 kişi/saat kapasiteli, diğer telesiyej ise 800 kişi/saat kapasitelidir. Ayrıca Sarıkamış'ta Cıbıltepe'ye Turizm Bakanlığı tarafında 2 adet 4'lü teleski yaptırılmıştır.

Sarıkamış harekatının anıına yapılmış olan Sarıkamış Şehitler abidesi gezilip görülmesi gereken yerlerden birisidir.Kars ve Sarıkamışta  on bir tane Arkeolojik bir tanede doğal olmak üzere toplam on iki adet Sit Alanı vardır.

ÇILDIR GÖLÜ

Doğu Anadolu Bölgesinin Van Gölü’nden sonra en büyük gölü olan Çıldır Gölü,  Ardahan ili Çıldır ilçe merkezine 2 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Gölün %60’a yakın kısmı Ardahan il sınırları içerisinde olup diğer kısmı Kars il sınırları içerisindedir. Çıldır Gölü, Ardahan il sınırları içerisinde kalan göl, 123 km2 alanı ile Doğu Anadolu Bölgesi'nin en büyük tatlı su ve en büyük ikinci göldür. Deniz seviyesinden 1959 metre yükseklikte bulunan gölün en derin noktası 42 metre ve tektonik oluşumlu bir göldür. Birçok dere ve pınarlarla beslenmekte olan gölün tek çıktısı kuzey batısında yer alan Ermenistan sınırında bulunan Arpaçay kolu olan Telek Çayı'dır. En büyük olanı Akçakale harabelerinin yanında yer alan adadır. Göl etrafında çok az bitki örtüsü gelişmiştir ancak gölü çevreleyen otlaklarda yoğun hayvancılık yapılmaktadır.

Yılın dört mevsiminde yapılabilen balıkçılık yöre halkı için önemli bir ekonomik gelir kaynağı teşkil etmektedir. Gölde balıkçılık önemli bir insan aktivitesi olup, kışın buz tutan gölde kalın buz tabakası kırılarak balık avlanmaktadır. Gölde yakalanan en önemli balık türü (aynalı) Sazan (Cyprinus carpio). Ancak kurak geçen mevsimlerde, göl seviyesi hızla çekilmekte ve bu nedenle sazan gibi türlerin üremesi için gerekli sazlıklar daralmaktadır. Bununla beraber, birçok balıkçının yasaklara uymayarak kontrolsüz avlanmaları balık stoklarını olumsuz etkilemektedir.

Gölün sadece kuzey batısında seddeyle ayrılmış bataklık ve sulak çayırlar bulunur. Genelde göl çevresi mera vasıflı olup, sert bölge iklimi tarıma olanak vermez. DSI tarafından gölü beslemek amacı ile yapılan derivasyon tünellerinin hem diğer havzalardaki kirlilik yükünü göle taşıması, hem de hayvancılık açısından çok önemli çayırların kurumasına neden olması mümkündür. Ayrıca inşaatı henüz tamamlanmamış olan Kuzey derivasyonunun Çıldır'ın çok önemli çayırlığı olan Karaçay ovasının ot verimini ciddi boyutta etkilemesi söz konusudur.

Göl ve çevresindeki tarım alanlarında kullanılan tarımsal kimyasalların (özelliklede yüksek oranda azot içeren gübrenin) bilinçsizce ve yörenin ekolojik ve iklimsel koşulları göz ardı edilerek kullanılmasının göl üzerindeki kötü etkileri belirtilmektedir.

Gölün kuzeydoğusuna yakın bir yerinde, bir dönüme yakın bir genişlikte Akçakale veya Kuşadası olarak adlandırılan ve bir yarımadanın kopmasından ortaya çıkan küçük bir

ada bulunmaktadır. Bu ada üzerinde çeşitli kuş türleri barınır. Karabatak, Balıkçıl, Tulumboğaz ve Martı en önemlileridir. Bu kuşlar kışın Karadeniz’e göç ederler.

ÇILDIR GÖLÜ resimleri

Kontrolsüz ve aşırı avlanma,Erozyon ve Yüksek besin girdisi Çıldır Gölü için tehdit oluşturmaktadır. Gölde aşırı bir kirlilik gözlenmemesine rağmen yine de artan bir evsel kirlilik göze çarpmaktadır. Adalardaki insan baskısının artması bu alanları kuluçka için kullanan türleri olumsuz etkilemektedir. Yapımı planlanan otel ise yeniden gözden geçirilmelidir. Son yıllarda artan turizmle birlikte insan baskısı artmış ve turistik tesisler inşaa edilmeye başlanmıştır.

KARS MÜZESİ VE TARİHÇESİ

Kars geniş bir çevreye sahip olmanın yanında M.Ö. 25 bin yılından bu yana çeşitli millet ve medeniyetlerin kurulup yaşamasına ve gelişmesine sahip olmuş bir yer olması bakımından bir müzeye olan ihtiyacı gün geçtikçe daha da artmış bulunduğundan Cumhuriyet Dönemi ile birlikte bazı taş eserler bir kısım yerlerden toplanmaya başlanmış ve bunun neticesi olarak ilk defa bir müze Kars’ın eski vilayet konağının bir odasında zamanın halkevi Başkanı Dr. Budak Demiral ve Halk Eğitim Müdürü Hasan Kartari tarafından “Eski Eserleri Koruma ve Müze Memurluğu” adı altında 1959 yılında Kars Müzesi'nin çekirdeği oluşturularak kurulmuştur. Bu oldukça anlamlı teşebbüsle eski eser toplama çalışmaları giderek artmış ve toplanan eserler başlangıç olarak eldeki imkanlar dahilinde kayıtları yapılmaya başlanmıştır.

1959 yılında kurulan müzeye gerek toplama gerekse satın alma yoluyla birçok eser kazandırılmış olup, bu işin sonucunda birçok eserler ortaya konulunca 20 Aralık 1964 tarihinde Kümbet Camii (Havariler Kilisesi) olarak bilinen yerde gerekli çalışmalar yapıldıktan sonra nihayet teşhir tanzim yapılarak sergileme yapan bir müze hüviyetine kavuşmuştur.

Kars Müzesi yüklendiği bu görevi 24 Haziran 1969 yılından itibaren Müze Müdürlüğüne dönüştürülerek faaliyetlerini artırarak devam etmiştir.

Arkeolojik eser salonunda 12 adeti büyük olmak kaydıyla duvar vitrinleri,  4 adeti orta vitrinleri ve 2 adeti de masa tipi vitrin diye adlandırdığımız toplam 18 adet vitrin bulunmaktadır.

Arkeoloji bölümünde bulunan eserlerde genellikle Prehistorik Çağdan sırasıyla Kalkolitik, Eski Tunç, Urartular, Roma Çağı, Bizans Çağı, Selçuklular ve Osmanlılara aittir. Bunlar arasında; taştan tahıl öğütme değirmenleri, Opsidien kesici aletler, pişmiş toprak kap-kacaklar, kemik-cam, boncuk ve bronz olmak üzere çeşitli süs takıları, cam gözyaşı şişeleri, dinsel aletler, baltalar, mızraklar, ok uçları, mühürler, yün eğirme aletleri, kandiller, bronz iğneler, bronz makyaj aletleri ve geçmişten günümüze değin çeşitli cins ve devirlere ait para ve madalyonlar bulunmaktadır. Vitrinlerin dışında iki adet dört kanatlı ve kemer altı bölümünü meydana getiren yarım dairevi kısım mevcut olan Geç Hristiyanlık örneği ahşap kapı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait çoğunluğu mimari yapıları olduğu sanılan yazılı kitabeler ile iki aslanı kollarının arasına almış vaziyette canlandırılmış Selçuklu Devrine ait taştan mitolojik tasvir bulunmaktadır.

Arkeoloji salonu içerisinden bir merdivenle çıkılan Etnoğrafik eser salonunda 8 adeti büyük olmak üzere 16 adet duvar vitrini ve 2 adeti de masa vitrini olmak üzere 18 adet vitrin bulunmaktadır.https://www.kultur.gov.tr/TR/belge/1-40630/eski2yeni.html



Kars Müzesinde kaftanlar




Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış