Antalya'nın Tarihi Turizmi ve Antik Yerleri

Ekleyen : Sibel Cihan , 10 Nisan 2012 Salı Beğen

Dosya: Antalya falezler.jpg


ANTALYA, Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden ve  en çok  göç alan kentlerinden biridir. 2010 yılı verilerine göre Antalya şehir merkezinde  1.001.318 kişi yaşamaktadır. Kuzeyinde BURDUR, doğusunda Serik, güneyinde Akdeniz, batısında ise Korkuteli, güneybatısında ise Kemer sınırları ile çevrilidir.


Antalya İlçeleri
  • * Akseki 
  • * Aksu 
  • * ALANYA
  • * Demre
  • * Döşemealtı 
  • Elmalı 
  • * Finike 
  • * Gazipaşa 
  • * Gündoğmuş 
  • * İbradi 
  • * Kaş
  • * Kemer 
  • * Kepez 
  • * Konyaaltı 
  • * Korkuteli 
  • * Kumluca 
  • * Manavgat 
  • * Muratpaşa 
  • * Serik

TARİHÇESİ

ANTALYA'nın Tarihöncesi çağlarda  Pam-filya (Pamphylia) diye anılırdı. M.Ö. 159-138 yılları arasında BERGAMA kralı Attalos II kendi adını taşıyacak olan Antalya şehrini kurdu. BERGAMAKrallığı’nın sona ermesiyle (M.Ö. 133) bir süre bağımsız kalan kent, daha sonra korsanların eline geçmiştir. M.Ö. 77’de Komutan Servilius Isauricus tarafından Roma topraklarına katılmıştır. Roma lılar döneminde Antonius şehri sevgilisi Kleopatra'ya armağan etmişti.  M.Ö. 67’de Pompeius’un donanmasına üs olmuştur. M.S. 130’da Hadrianus’un Attaleia’yı ziyaret etmesi şehrin gelişmesini sağlamıştır. Bizans egemenliği sırasında piskoposluk merkezi olmuştu. Malazgirt savaşından sonra Antalyada diğer Anadolu şehirleri gibi  Selcukluların eline geçmişti. Bir ara yeniden Türk hakimeiyetinden çıkan Antalya I. Keyhusrev zamanında Selcukluların eline geçti. XII. yüzyıl sonlarında   SelcukluDevleti sona erince  Isparta  ve Antalya arasındaki topraklar Teke Aşireti'nin bir kolu olan Hamidoğulları'nın egemenliğine girmiş, İlyasbeyoğlu Dündar Bey, buranın yönetimini, kardeşi Yunus Bey'e bırakmıştır. Yunus Bey'in oğulları, Antalya'da hüküm sürdüler. Hamidoğulları'nın bu ikinci kolu Tekeoğuları adıyla anılır. Kıbrıs Kralı Pirre, 1361'de Antalya'yı ele geçirdiyse de, Tekeoğulları'ndan Mehmed Bey, 1373'de şehri geri alır. Bunun oğlu Osman Bey zamanında Antalya, Yıldırım Bayezıd, buranın yönetimini Firuz Bey'e verdi (1391). Ancak ANTALYA'nın Osmanlılara geçişi konusunda kaynaklara tek bir tarih göstermemektedir ( Oruç Bey ve Neşri'ye göre 1389-1392; İbni Kemal'e göre 1391).Ankara Savaşı'ndan sonra (1402) Teke ve Karamoğulları'nın ANTALYA 'yı ele geçirme girişimleri boşa çıktı. Antalya, Anadolu eyaletinin Teke Sancağı'na merkez oldu ( Elmalı  ile birlikte.) II. Bayezit devri sonlarında , bu sancağın başında Şehzade Korkut bulunuyordu. Babası ölünce tahta çıkan Yavuz Sultan Selim'e karşı burada ayaklandı. ALANYA ise  Fatih Sultan Mehmet döneminde 1471 yılında Gedik Ahmed Paşa tarafından alınmıştı.XVII. yüzyılın ikinci yarısında Antalya'yı gezen Evliya Çelebi, üç yanı bahçelerle çevrili şehrin kale içinde dar sokaklı, 3 bin evli dört mahallesi, kale dışında ise, kuzeyde 20 Türk, 4 Rum Mahallesi bulunduğunu, çarşının surlar dışında yer aldığını, limanın 200 parça gemi alacak büyüklükte olduğunu yazar.Osmanlı Devleti'nin Abdülmecid devrinde (1847) çıkarmaya başladığı salnamelerde (bugünkü anlamıyla yıllık ) Antalya, Konya'ya bağlı olması sebebiyle " Teke Sancağı" adıyla geçmektedir. Antalya, XIX. yüzyıl sonunda Konya Vilayetinin sancağı durumundaydı.İdari bakımdan 5 kaza ve 9 nahiyeye ayrıldı. Toplam köy sayısı 549 idi. Sancak toplam nüfusu 224 bin kişiydi. Bu nüfusun 15 binini Yörükler oluşturuyordu. Bunlar kışı ovalarda, yaz aylarının ise yayla adı verilen platolarda geçirirlerdi. Nitekim Hazine-i Evrak'ta mevcut 1840 tarihli bir belgeden Antalya Kalesi içindeki yerlere iskanları yetersiz olduğundan, sur dışında bir mahalle kurulması ve oraya bir kapı açılması ve kiliselerin onarılması hakkındaki yazıdan, buraya sürekli değişik dinlerden, değişik yerlerden insanların gelerek yerleştikleri anlaşılmaktadır. Antalya şehri, körfezin ortasında, dik bir kayalığın üzerinde kurulmuştu. ve mutasarrıflık buradaydı. Üç surla çevrili olan kentin çok heybetli bir görünüşü vardı. Bu surların alt bölümlerinde bulunan geniş çukurlar, Düden Çayı'nın sularıyla dolar ve şehir, bu su hendekleriyle korunurdu.

XIX, yüzyıl sonunda Antalya Sancağı'na eğitim ve öğretim faaliyetleri, 2 bin 600 öğrencinin devam ettiği 50 okulla sürdürülürdü.Antalya'da gerek  Selcuklular, gerekse Osmanlılar döneminde merkez ve ilçelere 60'dan fazla medresenin bulunduğu bilinir. Bugün pek çoğu harap olmuş bu yapıların içinde 1250 yılında Selçuklu Veziri Karatay tarafından yaptırılan medreseyle, Elmalı'daki Osmanlılar döneminde Ömer Paşa tarafından yaptırılan medrese, sağlam olarak kalmıştır.XIX. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu'nun bırakmak zorunda kaldığı topraklardan gelen göçmenlerin yerleştirildiği Antalya, sözü geçen yüzyılın ikinci yarısında Konya Vilayetine bağlanan bin sancağın (Teke) merkezi oldu.( 1)

Birinci Dünya Savaşı'ndan önce bu sancak, adı geçen vilayetten ayrılarak bağımsız bir sancak haline girdi. Mütareke döneminde şehir, bir aralık İtalyanların işgali altındaydı.9 Temmuz 1921 tarihinde İtalyanların geri çekilmesiyle Anadolu Hükümeti'ne bağlandı. Cumhuriyet'in ilanından sonra ise Antalya adı altında, il bazında bugünkü halini aldı.



Antalya'nın Müzeleri ve Ören  Yerleri 

Antalya Müzesi 
 
1922 yılında Antalya'da açılan ilk Müze Fikri Erten tarafından Aleaddin Camii'nin deposunda açılmıştır. Bu müze 1937 yılında Yivli Minare Külliyesi'ne taşınmıştır. 35 yıl burada faaliyet gösteren Müze1972 yılında Konyaaltı Caddesi üzerinde şu anki bulunduğu yere taşınmıştır. Antalya'nın tarihine ışık tutan bir çok eserin bulunduğu müze 1988 yılında Avrupa Konseyi Özel Ödülü'ne layık görüldü.
Yazının devamı Antalya Müzesi Tanıtımı


Antalya Kent Müzesi

Antalya'nın çağdaş tarihi ve kent kültürü'nü araştırmak amacı ile 2007'de kurulmuş'tur. Şu an Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı olarak proje hazırlığı aşamasındadır. Her haftasonu Kent-Müze-Tarih söyleşileri düzenlemektedir.

Suna-İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi

1993 yılında Suna ve İnan Kıraç tarafından satın alınan yıkık bir binanın iki yıl içinde onarılıp Türk halk kültürüne ait eserlerin bulunduğu bir etnografya müzesi olarak tasarlanmıştır.

Atatürk Evi Müzesi 
Mustafa Kemal Atatürk’ün 6 Mart 1930 tarihinde Antalya’ya geldiğinde bir hafta kaldığı iki evdir. 1980 yılında düzenlenip Atatürk Müzesi olarak ziyarete açılmıştır. Alt katta Müze müdüriyeti ve Atatürk'ün kaldığı dönemde kullandığı toplantı odası; üst katta ise Atatürk'ün yatak odası dinlenme odası ve elbiselerinin sergilendiği odalar vardır. Ayrıca Müzede geçmişten bugüne kullanılmış olan banknot ve pulların da sergilendiği bir salon bulunmaktadır. Müzenin duvarlarında Atatürk portreleri ve Atatürk'ün Antalya'ya geldiği dönemin gazeteleri görülebilir.

ALANYA'ARKEOLOJİ MÜZESİ

Arkeolojik ve etnoğrafik eserlerin korunması ve sergilenmesine yönelik olarak 1967 yılında iki seksiyon halinde müze ziyarete açılmıştır. Müzenin ilk açılışında bölgede henüz kalıntılarına rastlamadığımız ancak Anadolu Kronolojisini ziyaretçilere anlatmak açısından Eski Tunç,Urartu , Firig ve Lidya Dönemlerine ait eserler Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara’den getirilerek Arkeoloji seksiyonunda sergiye sunulmuştur.  Romave Bizans Dönemlerine ait pişmiş toprak,Mermer , bronz, Cam ve Mozaik buluntular Arkeoloji seksiyonunda sergilenmektedir. Ayrıca Müze koleksiyonunda yer alan ve İ.Ö. 7.-5. yy’lara tarihlenen Arkaik dönemden başlayan ve Cumhuriyet dönemine kadar uzanan zaman diliminde kullanılan sikkeler de sergilenmektedir. Müzenin simgesi durumundaki çok iyi koruna gelmiş olan İ.S. 2. yy’a tarihlenen 52 cm yüksekliğindeki bronz Herakles Heykeli ise ayrı bir salonda sergilenmektedir. (7)


SİDE MÜZESİ TARİHÇESİ
Manavgat İlçesi'ne bağlı Side Beldesi'ndedir. Manavgat'a 8 km. uzaklıktadır. Roma Devrine ait agoranın karşısında bulunan, M.S 5-6.yüzyıldan kalma antik agoranın hamamı 1960/61 yıllarında restore edilerek müze haline getirilmiştir. Hamam Binasında (Müze) Sergilenen Eserler
I No.lu Salon (Frigidarium) : Geç Hitit Devrine ait bazalt krater, Hellenistik Devre ait silah kabartmaları, Roma Devrine ait güneş saati, sunaklar sergilenmektedir.
II No.lu Salon (Sudatorium) : Roma Devrine ait torsolar sergilenmektedir.
III No.lu Salon (Caldarium): Helenistik Devre ait yazıtlar, Roma Devrine ait amphoralar, Herakles, üç güzeller, Nike heykelleri ile kabartmalar yer almaktadır.
IV No.lu Salon (Tepidarium) : Roma Devrine ait lahitler, Hermes, Hygieia, Athena, Nike, Apollon heykelleri, torsolar ve portreler sergilenmektedir. (7) 

Şehir Merkezinde Tarihi Yerler

Atatürk, Cumhuriyet Meydanı (Cumhuriyet Meydanı). at Anıtı

Kaleiçi : Şehrin tarihi merkezinde.

Antik anıtlar Surları içerir Hıdırlık Kulesi , Hadrian Kapısı (ayrıca Üçlü Kapısı olarak da bilinir), ve Saat Kulesi.

Hadrian Kapısı : onuruna Romalılar tarafından 2. yüzyılda inşa İmparator Hadrian .

İskele Camii: Marina yakınındaki bir 19. yüzyıl Camii.

Karatay Medresesi: Bir Medrese (İslam teoloji seminerinin) Emir Celaleddin Karatay tarafından 1250 yılında yaptırılmıştır.

Kesik Minare (Kesik Minare) Camii: Bir kez daha sonra bir Bizans Panaglia kiliseye dönüştürülen bir Roma tapınağı 

Tekeli Mehmet Paşa Camii: Tekeli Mehmet Paşa adına yapılan bir 18. yüzyıl Camii.

Yat Limanı: Roma döneminden liman.

Yivli Minare (Yivli Minare) Camii: tarafından yaptırılan Selçuklu ve koyu mavi ve turkuaz çinilerle süslenmiştir bu minare sonunda şehrin sembolü haline geldi. (3)


ANTALYA'DAKİ BAŞLICA  ANTİK KENTLER

1- Trebenna:
Kentin, ANTALYA'nın batısında yer alan Beydağları'nın denizden 700 m yükseklikte orman içerisinde bir Akropol kent tarzında inşa edildiği görülmektedir. Antik kentin kalıntıları bugünkü GEYİKBAYIRI / ÇAĞLARCA yerleşiminin 2 km. kadar güneyinde bulunmaktadır. Bir çıkıntı şeklinde tepe üzerine inşa edilmiş olan antik kentin etrafı kayalıklarla çevrilmiş durumdadır. ( Bkz: ANTALYA ANTİK KENTLERİ)


2- Sura:
Demre’den Kaş’a giderken 5 km.de, batıya doğru 5 dakikalık mesafededir. Sura’nın önemi bir kehanet merkezi olmasındandır. Bugün, Apollon Surias mabedi, kehanetin yapıldığı su kaynağı, Bizans Kilisesi, Akropol, Sur, rahip evi ve gözetleme kulesi kalıntıları görülebilecek durumdadır.
( Bkz: ANTALYA ANTİK KENTLERİ)

3. Perge
Perge, Antalya'nın 18 km doğusunda, Aksu ilçesi sınırları içinde bulunan bir antik kenttir.1947 yılından beri İstanbul Üniversitesince yürütülen kazılar sonucu şehir merkezinin önemli anıtsal yapıları gün ışığına çıkarılmış, ele geçen heykel buluntuları sayesinde Antalya Müzesi dünyanın en zengin Roma heykel müzelerinden birisi olma özelliğini kazanmıştır. M.Ö 12. yüzyılda kuzey Anadolu'dan güney kıyılara büyük bir Yunan göçü oldu.(4)  Bu gelenler modern Antalya şehrinin doğusuna yerleştiler ve bu bölgeye Yunanca'da "Irkların Ülkesi" anlamına gelen Pamphylia denildi. Perge de, Kilikya - Pisidya ticaret yolunun üstünde yer aldığı için önemli bir Pamphylia şehridir. O dönemde yaygın olan korsan saldırılarından korunma amacıyla iç kesimde kurulmuştur. Şehrin kuruluşu diğer Pamphylia şehirleriyle aynı zamana rastlar (M.Ö. 7 yüzyıl). Gerek mimari, gerekse heykel buluntularının mükemmelliği, Perge'nin heykeltıraşlık konusunda kendine özgü çizgilere sahip ekol kent olduğunu vurgular. Tiyatronun kuzeyinde Anadolu'nun en iyi koruna gelmiş stadyumlarından biri yer alır. (2) ( Bkz: ANTALYA ANTİK KENTLERİ)
 
4- Limyra:

Finike İlçesi, Turunçova Beldesi, Yuvalılar Köyü sınırları içinde yer alır.Limyra,1970 yılından beri Avusturyalı arkeologlarca kazılmaktadır. Değişik dönemlere ait buluntular, hem bölge tarihini aydınlatmış hem de Antalya Müzesine çok önemli buluntular kazandırmıştır. Limyra, Likya Bölgesinin en çok kaya mezarına sahip kentlerinden biridir. Özellikle şehrin kuzeyindeki Toçak Dağında gün ışığına çıkarılan İ.Ö. 4. yy.a ait Kral Perikles'in anıt mezarı mimarisinin Xanthos'taki Nereidler Anıtına benzemesi ve önemli parçalarının Antalya Müzesinde sergilenmesi ile ayrı bir önem arz eder. Günümüz köy yerleşimi ve kalıntılara ulaşan asfaltın hemen kenarında, İ.S. 141 yılında büyük bir onarım geçiren tiyatro binası yer alır. ( Bkz: ANTALYA ANTİK KENTLERİ)

4- Aspendos (Belkıs):

Antalya - Alanya karayolunun 44. km.sinden kuzeye dönen yolun 2. km.sinde yer alan Aspendos sadece Anadolu'nun değil tüm Akdeniz dünyasının en iyi koruna gelmiş Roma Dönemi tiyatrosuna sahip olmasıyla ünlüdür. Aspendos Tiyatrosu , gerek mimari özellikleri gerekse iyi koruna gelmişliği ile Roma Devri tiyatrolarının günümüzdeki en seçkin örneklerinden biridir.Tiyatronun yaslandığı, yer yer sur duvarları ile çevrili tepenin üzerinde ise şehir merkezinin yapıları olan agora, bazilika, anıtsal çeşme, meclis binası ile Antalya Müzesi'nce yürütülen kazılarla gün ışığına çıkarılan anıtsal tak, cadde ve Hellenistik tapınak, görülmesi gerekli kalıntılardır. (4) Selçuklu sultanlarının konakladıkları, kervansaray olarak düzenlendiği düşünülen sahne binasının günümüze dek sağlam kalabilmesinin en önemli nedeninin de bu Selçuklu onarım ve korumacılığına bağlanır.(2)
( Bkz: ANTALYA ANTİK KENTLERİ)
 
5. Phaselis:
Antalya - Kemer Karayolunun 44. km.nden sola dönen yol, geniş ölçüde orman alanı içinde bulunan Phaselis Antik Kentine ulaşır. Phaselis, gerek plaj ve piknik alanları gerekse tarihi dokusuyla bölgenin en ilgi çeken ören yerlerinden biridir. Örenyerinin girişinden sonraki virajın sağında, şehrin en eski surlarıyla (İ.Ö. 3.yy), tapınak veya anıtsal bir mezara ait olabilecek temel kalıntılarına rastlanır. Kuzey limanının arkasındaki yamaçsa şehrin mezarlık alanıdır. Günümüzün en anıtsal kalıntıları ise otoparkın önündeki su kemerleridir. Şehrin ihtiyacı olan su, kuzeydeki tepede yer alan kaynaktan getirilmekteydi. Biri tiyatronun karşısında, diğer ikisi güney limana giden ana caddenin sağında olmak üzere şehirde üç agora bulunmaktadır. Tiyatronun karşısındaki agoranın içinde, bugün Bizans dönemine ait küçük bir bazilikanın kalıntıları yer alır (2) ( Bkz: ANTALYA ANTİK KENTLERİ)


6. Olympos - Chimaira:
Antalya'nın güney sahillerinde Phaselis'ten sonra ikinci önemli liman kenti Olympos'tur. Şehir adını, 16. km. kuzeyindeki Torosların batı uzantılarından biri olan 2375 m. yüksekliğe sahip Tahtalı Dağı'ndan alır.  (4) Henüz yeri bulunmamış Athena Tapınağı ve diğer önemli yapıların, bugün ormanla kaplı akropol tepesinde yer aldıkları düşünülmektedir. Beydağları-Olympos Milli Parkı sınırları içinde yer alan şehre ulaşım, Antalya - Kumluca karayolundan sağlanmaktadır.Nehir ağzına yakın bir yerde küçük ve dik akropolde geç dönemlerden kalan ve özellikleri anlaşılamayan yapı kalıntıları yer alır. Irmağın güney kıyısındaki Hellenistik temelli ve Roma onarımlı küçük tiyatro oldukça harap olup, girişin bir yanı iyi korunmuş durumdadır. Şehrin görülebilir diğer önemli yapısı ise ırmak ağzının 150. m.sinde yer alan tapınak kapısıdır. İon düzeninde küçük bir tapınağa ait olduğu mimari parçalardan, Roma İmparatoru Markus Aurellius (İ.S. 161–160) adına yapıldığı da kapı önündeki heykel kaidesinden anlaşılmaktadır.
( Bkz: ANTALYA ANTİK KENTLERİ)
 
7- Arykanda:
Elmalı- Finike Karayolunun tam yarısında, Arif Köyü yakınında, Aykırıçay'ın (antik Arykandos Nehri) batı yamacında yer alır. Teraslar halinde bir yerleşim gösteren şehrin, en üst terasında stadyum yer almaktadır. Tek uzun kenarlarında oturma sıraları yer almakta, diğer uzun kenar yamaca açılmaktadır. Bu alttaki terasta, bölgenin ufak fakat en iyi korunmuş tiyatrosu, en alttaki terasta ise agora ve meclis binası yer alır. Şehrin özellikle "doğu nekropolü" olarak isimlendirilen mezar alanı, birçoğu ayakta kalmış anıt mezarlarla dikkati çeker. Birbirine teras görevi gören anıt mezarların tümü İ.S. 2 yy.a ait olup bunların altındaki terasta çatı hizasına kadar ayakta kalmış hamam, şehrin iyi koruna gelmiş yapılarından biridir. Şehrin su ihtiyacı, büyük bir beceri ve su mühendisliği örneği gösteren tesislerle sağlanmaktadır. Aykırıçay'ın çıktığı yerde sarp kaya yüzeylerine oyulmuş dört ayrı seviyedeki kanal, şehre su getiren sistemin ana hatlarını oluşturur.(2)

8- Myra:
Bugünkü Demre İlçe merkezinde ve civarında yer alan Myra Antik Kenti, özellikle Likya Dönemi kaya mezarları, Roma Dönemi tiyatrosu ve Bizans Dönemi Aziz Nikolaos Müzesi (Noel Baba) ile ünlüdür. Kaya mezarları, Likce yazıtları ve sikkeler, Myra'nın en azından İ.Ö. 5. yy.dan itibaren varlığını sürdürdüğünü gösterirler.Roma Dönemi surlarının dışında, Hellenistik hatta İ.Ö. 5. yy.a tarihlenen sur kalıntılarına akropol tepesi ve çevresinde rastlamak mümkündür. Akropolün güney eteğinde yer alan tiyatro, gerek oturma sıraları gerekse sahne binası ile iyi korunmuş bir Roma Dönemi tiyatrosunun özelliklerini yansıtır. Sahne binası ikinci katın yarısına kadar ayaktadır ve seyircilere bakan yüzü bir mimari fasad oluşturacak şekilde sütun ve nişlerle süslenmiştir. Tiyatronun hemen iki yanında, kabartmalı veya düz kaya mezarları yer alır. Likyalıların ahşap ev mimarisinin kaya mezarlarına en iyi uyarlanmış örnekleri olan Myra mezarlarının içinde, ölüyü ve yakınlarını betimleyen kabartmalı mezar, en ilginç örneklerden biridir. Ayrıca yine kabartmalı veya kitabeli birçok kaya mezarı, kayalığın güneye bakan yüzünde üst üste veya yan yana sıralanmaktadır. Tiyatro yakınındaki şehir merkezine giderken yolun solundaki hamam kalıntıları ise Roma Dönemi tuğla mimarisinin erken ve ilginç örneklerini oluştururlar. Şehrin su ihtiyacı, Demre Çayının aktığı vadi kenarındaki kayaya oyulmuş kanallarla karşılanmaktaydı. Şüphesiz şehrin ilginç anıtsal kalıntı temelleri 5. yy.da yapılmış şekliyle günümüze ulaşmış olan Noel Baba Müzesi adıyla da bilinen Aziz Nikolaos Müzesi'dir. (2)  ( Bkz: ANTALYA ANTİK KENTLERİ)

9.ANTİPELOS VE NİSA (Kaş):
Gerek sivil mimarlık örneklerini yansıtan kent dokusu, gerekse arkeolojik kalıntıları ile Antalya'nın eski ile yeninin iç içe yaşadığı turistik ilçelerinden biridir. Karşısındaki Meis adası, Türkiye ile Yunanistan'ı en çok yakınlaştıran köşelerden birini oluşturur. Yarımadanın yüksekçe yerinde 26 oturma sırasıyla denize bakan ve çok güzel taş işçiliğine sahip olan tiyatro, tipik Hellenistik tiyatro özelliklerine sahip olup sahne binası yoktur. Tiyatronun kuzeydoğusunda anakayaya oyularak yapılmış, 24 kadın kabartmasının bulunduğu mezar odası yer alır. Kadınların ve cephe süslemelerinin şekli İ.Ö. 4. yy.a tarihlenmektedir. Çarşı içinde iki basamaklı kaidesi, aslan başı şeklinde taşıma çıkıntıları ve Likya dilinde yazılmış kitabesi bulunan İ.Ö. 4. yy.a ait diğer bir anıt mezar bulunmaktadır.(2)

10. Patara:
Akdeniz kaplumbağaları Caretta-Carettaların milyonlarca yıldır yumurtalarını bırakıp yavruladıkları ender sahillerden biri olması ile de ayrı bir öneme sahiptir.Bugün ayakta kalan yapıların çoğu Roma-Bizans ve hatta Ortaçağ'a aittir. Şehre ve günümüz kalıntılarına giriş görkemli ve çok iyi korunmuş bir Roma zafer takından yapılmaktadır. İ.S. 100 yıllarında bölge valisi adına inşa edildiği, kitabelerinden anlaşılmaktadır. Takın batısındaki tepenin yamaçlarında, Likya tipi lahitlerin bulunduğu mezarlık alanı uzanır. Kentin en güney ucundaki Kurşunlu Tepeye yaslanmış olan Tiyatro, Hellenistik Dönem (İ.Ö. 2. yy.) özellikleri gösterir. Ancak İ.S. 1. yy.ın ortalarında birçok Likya kentinde etkisini gösteren depremle yıkılmış ve yeniden inşa edilmiş olup, bugün büyük ölçüde sahilden gelen kumla doludur. Doğu girişindeki mükemmel kitabe İ.S. 147'deki onarım ve ekleri anlatmaktadır. Tiyatronun yaslandığı Kurşunlu Tepe şehrin genel görünümünün ve yörenin seyredildiği en güzel köşedir. Buradan şehrin diğer kalıntıları; Vespasian Hamamları, Korinth Tapınağı, ana cadde, liman ve Hadrian Dönemi Ambarı rahatlıkla izlenebilir.  ( Bkz: ANTALYA ANTİK KENTLERİ)

11. Xanthos:
Fethiye-Kaş karayolu üzerinde, Fethiye'ye 46 km. uzaklıktaki Kınık Köyü'nde yer alır. Şehir Xanthos Nehri (bugün Eşen Çayı) kenarındaki ovaya hakim iki tepe üzerinde kurulmuştur. Xanthos'un her iki akropolü de değişik örgü sistemlerinin görüldüğü sur duvarları ile çevrili olup, Likya akropolünü doğudan çevreleyen poligonal teknikteki sur İ.Ö. 4. yy.a aittir. Güney yönündeki sur ile Eşen çayı tarafındaki surların bir kısmı, Hellenistik devirde yapılmış, düzgün bloklardan oluşur. Geri kalan surlar harçlı duvarları ile Bizans dönemine aittir. Bizans sur kalıntısının kuzeyindeki sahayı Roma devri tiyatrosu kaplar. Xanthos'un en ilginç kalıntıları, tiyatronun batısında yer alır. bunlardan ilki, yüksek dikdörtgen yekpare kaide üzerindeki ölü ailesi ile yanındaki kadın gövdeli, kuş kanatlı yaratıklar olan ve ölülerin ruhlarını gökyüzüne taşıdıklarına inanılan "Harpy" kabartmalarına sahiptir. Bugün orijinal blokları, Biritish Museum'da sergilenen Harpy Anıtı, İ.Ö. 5. yy.a tarihlenmektedir. Bu anıt mezarın yanında 4. yy.a ait diğer bir kaideli Likya lahdi yer almaktadır. Tiyatronun kuzeyindeki kare şekilli alan ise Roma devri agorasıdır. Agoranın kuzeydoğu köşesinde, yekpare dikdörtgen gövdesinde Likya dilinde yazılmış kitabeye sahip anıt mezar yükselir. British Museum'a taşınmış olan İ.Ö. 4. yy.a ait Payava lahdi en ünlü olanıdır. Xanthos'un diğer ünlü anıtı ise yine British Museum'da sergilenen Nereidler Anıtıdır. ( Bkz: ANTALYA ANTİK KENTLERİ)

12. Syedra:
Alanya’nın 20 km. güneydoğusunda Seki Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Alanya Müze Müdürlüğünce 1994–1999 yılları arasında yapılan Arkeolojik kazı ve araştırmalar kentte yerleşimin İ.Ö.7.yy’dan başladığı ve 12. yy’a kadar devam ettiğini ortaya koymuştur. Kentin önemli yapıları arasında; Sütunlu cadde, Hamam, Kilise, Akropol, Vaftis mağarası, sarnıç ve surları sayabiliriz.
( Bkz: ANTALYA ANTİK KENTLERİ)
 
13. Selge:
Selge önemli bir Pisidia şehridir. Toros dağlarının güney eteklerinde ulaşılması güç doğal korunaklı bir yerde bulunur. Selge’ye, uçurumların, nehirlerin ve küçük şelalelerin bulunduğu ormanlık yoldan tırmandıktan sonra bir Roma köprüsünden geçilerek ulaşılır. Doğal ve tarihi zenginlikleri nedeniyle Köprülü Kanyon Milli Parkı kapsamına alınmıştır.Selge, madeni para basan ilk Pisidia şehridir. Selge istihkâm duvarlarıyla çevrili üç tepenin üzerinde uzanır. Bugün halen bir kısmı duran bu duvarların yedi ana kapısı ve ortalama 100 metre aralıklarla dizilmiş kuleleri vardı. Bugün görünebilen ilk kalıntı günümüz Zerk köyünün bir kısmını oluşturan Yunan-Roma tarzı tiyatrodur. Güneydoğudaki tepede üç tarafı kapalı geniş kare bir agoranın kalıntıları vardır. Bunun yanında daha sonraki dönemlere ait olan apsidli bazilika vardır. Çoğunlukla Roma dönemine tarihlendirilen Selge harabeleri, özellikle M.S. ikinci yüzyılda Selge’nin ne kadar zengin ve güçlü bir şehir olduğunu gösterir.(4)

14- Lyrbe (Seleukeia):
Üç tarafı derin yarlarla çevrili olduğu için kentin sadece güney yönünde surlar vardır. Duvarları kesme taştan yapılmış surun ortalara rastlayan bir bölümünde giriş çıkışı sağlayan bugün yıkık durumdaki Anıtsal Kapısı vardır.Sadece güneyden ulaşabilen bir tepe üzerine kurulmuş olan kent merkezinin doğu yamacındadır. Çeşitli yapı kalıntılarıyla çevrili olan Agora, ören yerinin en sağlam kalmış kısmını oluşturur. Plan bakımından Hellenistik devirde gelişen İon tarzındaki agoralara benzer.6 kapılı Agora'nın doğu ve batısında galeri ve dükkânlar yer alır. Batı tarafına bakıldığında 2 katlı, çift galerili portikten geriye kalan iki paralel duvar görülür. (4)  ( Bkz: ANTALYA ANTİK KENTLERİ)

15.Termessos : 
Antalya’nın 22 km. kuzeybatısında, Antalya-Korkuteli karayolunun güneyinde yer alan 1650 m. Güllük/Solym dağının, 1050 m. yüksekteki yamacında antik Termessos Kenti kalıntıları bulunmaktadır. Bölge, flora, çiçek ve maki bitki örtüsünün en güzel örnekleri ile başta yaban keçisi olmak üzere faunasının eşsizliği nedeniyle `Güllük/Termessos Milli Parkı ve Koruma Alanı` olarak ilan edilmiştir. Termessos, İskender`in Asya seferinde, Anadolu`da ele geçiremediği tek kenttir. Daha sonra yöreye gelen Bergamalılar ile iyi ilişkiler içinde bulunan Termessos, Bergama Krallığı`nın varisi Roma ile de bu ilişkilerini geliştirerek M.Ö.72`de bir anlaşma imzalamış ve bu anlaşmadan sonra kent, çeşitli yapılar ile donatılarak, gelişmeye başlamıştır. M.S. 5. ve 9. yy`larda meydana gelen depremler sonucunda yıkılıp harap olan ve tarihinde hiçbir ordu tarafından zapt edilemeyen Termossos kenti, tekrar inşa edilme imkanı bulamamış ve kent halkı kıyıdaki diğer Pamfilya ve Likya kentlerine göç etmişlerdir.(4)
( Bkz: ANTALYA ANTİK KENTLERİ)


ANTALYA'DAKİ SELÇUKLU VE OSMANLI ESERLERİ

Selçuklu ve Tersanesi 
1228 yılında yaptırılan tersane 56,5 m. uzunluğunda, 44 m. derinliğinde ve 5 gözlüdür. Tersane güneyden gelebilecek tehlikelere karşı, iki katlı, iki odalı bir kule ile güçlendirilmiştir

ANTALYA' DAKİ HANLAR

Kırkgöz Han  
Antalya’nın 31 km kuzeybatısında Döşemealtı Belediyesine bağlı bir bölgededir. 1247 yılında Selçuklu Sultanı 2. Gıyasettin Keyhüsrev tarafından kurulmuştur. Bir dağın eteğine kurulmuş olan hanın ortasındaki sofa etrafında çok sayıda oda ve merkezinde bir kuyu vardır ayrıca hanın birçok odası hala ayaktadır. Şu an çevresi halk tarafından mesire alanı olarak kullanılmaktadır. Ayrıca Kırkgöz Han'ın yaslandığı dağın altındaki yer altı suları çıkmaktadır.

Evdir Han 
Antalya’nın 18 km kuzey batısında Antalya-Korkuteli karayolu üzeri Yukarıkaraman mevkisinde yer alan han, 1219 yılında Selçuklu Sultanı İzzettin Keykavus tarafından yaptırılan kervansaraydır.

SUSUZHAN
Antalya’dan BURDUR’a giden yol üzerinde, Bucak ilçesi yakınında, Antalya’dan 70 km kuzeyde bulunan Han, Anadolu Selçuklu Sultan’ II. Giyaseddin Keyhüsrev tarafından 1246 yılında yapılmıştır Bugün yazıtı kaybolmuştur. Kare planlı, payanda kuleleriyle çevrili kütlesel görünümlü bir yapıdır. Batı duvarının iki ucundaki izlerden, önünde açık avlulu bir bölümün yıkıldığı anlaşılmaktadır. Kapalı bölüm, ortada bir nefle, bunun iki yanındaki enlemesine beşer neften meydana gelmiştir Neflerin hepsi sivri tonozlarla örtülüdür.(6)

YENİCE HANI: Termessos Kentinin Yenice Boğazı içindeki surlarının yakınında, 17. yy’da yapıldığı sanılan ve  Evliya Çelebi ’nin de kaldığı bir Osmanlı Hanı vardır. Bugün Yan duvarları görülen bu han, 1950’li yıllara kadar, Antalya’dan Korkuteli Yaylalarına yazlamaya giden halkın bir konak yeri idi. (6)

ÇUBUK BELİ DERBENTİ
Antalya’nın 30 km kadar kuzeyindeki Döşemealtı Bölgesindeki Kovanlık Köyü yakınından geçen eski antik Roma yolu üzerinde Osmanlı devrine ait bir Derbent kalıntısı vardır. 
Osmanlı Devletinde Derbentler, dağ, geçit, köprü, kavşak gibi yol ve ulaşım açısından stratejik noktalarda kurulurdu. Bunlar yolun önemine göre küçük kale biçiminde olduğu gibi, han ve kervansaraylar da derbent olarak kullanılırdı. (6) 

ANTALYA MEDRESELERİ

ATABEY ARMAĞAN MEDRESESİ: Yivli Minare yapı kompleksinin 3. binası olan ve 3emen yivli minarenin doğusunda bulunan bu medresenin kapısı üzerindeki yazıtında 637 H.(1239) yılında Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Atabey Armağan tarafından yaptırıldığı belirtilmektedir. Yivli Minare Camisi avlusunda bugün sadece bir kapısı [e temel izlerinin bir kısmı kalmış olan medrese hakkında yeterli bilgi yoktur. Sade oortalin iki kenarını üçgen ve yarım yıldız motiflerinden kabartma bir bordür çevreler. Geniş ve basık yaya kemerli kapını üzerinde altı satır halinde bir yazıt vardır.
ALAEDDİN (imaret, Ulucami) MEDRESESİ: Yivli Minare külliyesinin 2. büyük binasıdır. Atabey Armağan Medresesi’nin karşısında ve 13. yyda yapılmıştır. Eyvanlı olup, taç kapısı ve eyvanlardan biri
KARATAY CAMİİ MEDRESESİ: 1250 yılında Selçuklu vezirlerinden Karatay tarafından inşa ettirilmiştir. Mermer olan Taçkapı geometrik desenlerle, kapının üstü istalaktitlerle süslenmiştir. Yalnız cami bölümü ayakta olup, bugün Halk Eğitim Merkezi tarafından zaman zaman dikiş kursu yeri olarak kullanılmaktadır. (6) 

ANTALYA'DA MAĞARALAR

Antalya, mağara oluşumu bakımından oldukça zengin bir ilimiz olup, Toros dağ kuşağının eteklerinde kurulmuştur. Toros Dağları ana iskelet bakımından genellikle kireçtaşlarından (kalkerlerden) oluşmuştur. İldeki mağaraların büyük bir çoğunluğu da bu kireçtaşı formasyonları içinde gelişmiştir. Antalya’da yaklaşık 500 kadar mağara tespit edilmiştir. Bunlardan yalnızca birkaç tanesi uluslararası öneme sahiptir.

Karain Mağarası, Dim Mağarası, Damlataş, Altınbeşik, Tilkiler, Kocain, Öküzini, Beldibi, Suluin, Sultanini, Konakaltı, Peynirdeliği, Aşıklar mağarası Geyikbayırı… Mağaraları bu mağaralar içerisinde en önemli olanlarıdır.

Karain Mağarası:  Antalya'nın 30 km. kuzeybatısında eski Antalya-Burdur karayoluna 5-6 km. uzaklıkta bulunan Yağca köyü sınırları içinde bulunan Katran Dağının doğuya doğru alçalan yamaçları üzerinde yer alan çok sayıdaki mağaralardan biri ve en önemlisidir. Karain Mağarası, Türkiye'nin en büyük doğal mağaralarından biridir. Karain Mağarası, önünde bulunan traverten ovasından 150 m., denizden ise 430-450 m. yüksekliktedir. Karain’in hemen yakınınd ise Öküzini, Kızılini, Mustanini,Sırtlanini,Çarkini, Öküzini,Koyunini, Güvercinini ve.Çakırini mağaraları ile Beldibi, Belbaşı kaya sığınakları bulunmaktadır. Bu mağaralar ve sığınaklar Anadolu’daki insanlık tarihini ortaya koyan çok sayıda bulgular ve materyaller içermektedir.(  geniş bilgi için tıkla Karain Mağarası )


ANTALYA'NIN  PLAJLARI

Konyaaltı sahili Konyaaltı, Antalya'nın batı ucunda yer alan bir semt ve aynı ada sahip plajın bulunduğu ilçedir. Çakırlar Yolu ile Kepez'e, Dumlupınar Bulvarı ile de Muratpaşa'ya komşu'dur.
Bugün Konyaaltı olarak adlandırılan bölgenin, 20. yüzyıl sonlarına kadar, Antalya'nın falezler üzerinde yer almasından dolayı "Koyaltı" biçiminde anıldığı ve halk dilinde zamanla Konyaaltı'na dönüştüğü belirtilmektedir.Konyaaltı, Anadolu Uygarlıkları yerleşim haritasına göre, Likya sınırları içinde yer almaktadır. Likya, Pamphilya ile sınırdır. M.Ö. 30 yıl öncesine kadar uzandığı bilinen Likya uygarlığının, Konyaaltı bölgesinde yer alan kentinin adı ise Olbia'dır.Nüfusu 2010 yılı'nda 106.000 olarak ölçülmüş'tür. 10 köy ve 29 mahallesi vardır. Bugün Konyaaltı olarak adlandırılan bölgenin, 20. yüzyıl sonlarına kadar, Antalya'nın falezler üzerinde yer almasından dolayı "Koyaltı" biçiminde anıldığı ve halk dilinde zamanla Konyaaltı'na dönüştüğü belirtilmektedir. Konyaaltı, Anadolu Uygarlıkları yerleşim haritasına göre, Likya sınırları içinde yer almaktadır. Likya, Pamphilya ile sınırdır. M.Ö. 30 yıl öncesine kadar uzandığı bilinen Likya uygarlığının, Konyaaltı bölgesinde yer alan kentinin adı ise Olbia'dır.
Lara Plajı Antalya'nın 12 km. doğusundadır. Kumu gayet ince olup çam ormanları ile kaplıdır. Halka açık plajları, yiyecek ve içecek ihtiyacını karşılayacak gazinoları ve soyunma kabinleri vardır.
Karpuz Kaldıran Plajı Lara Plajı'nın batısında Düden Şelalesi'nin denize döküldüğü yerdedir. Askeri dinlenme kampı olarak kullanılan plajın kumu çok ince, denizi sığdır.
Adalar Plajı Karaalioğlu Parkı'nda kayalık bir plajdır. Yeme içme ihtiyacının karşılandığı gazinosu ve soyunma kabinleri vardır.
Antalya Yat LimanıAntalya şehir merkezinde yat turizmi için bir liman bulunmaktadır. Yaklaşık 65 yat kapasitesine sahip olan bu marina; konaklamanın yanında elektrik ve PTT hizmetleri, sintine boşaltım, akaryakıt, yeme-içme hizmetleri verilmektedir.

Kış turizmi 

Kış turizmi için Antalya'daki en çok tercih edilen yer Saklıkent'tir. Antalya'nın 50 km kuzeybatısında bulunan Saklıkent'te en yüksek nokta 2250 metrelik Bubi Dağı'nın zirvesidir. Kayak merkezleri ise 2200-2400 metre arasındadır. Saklıkent'te zorluk derecesine göre 2 adet kayak pisti ve 2 adet teleski bulunmaktadır. Ayrıca Sakılkent'te TÜBİTAK'ın astronomik araştırmalarını yaptığı bir gözlemevi bulunmaktadır.

Diğer Turistik Yerler 

Antalya'da turizmin gelişmesi ile birlikte turizm dalları çeşitlenmiştir. Örneğin; golf turizmi, doğa yürüyüşleri, av turizmi, konge turizmi ve buna benzer pek çok turistik faaliyet Antalya'da yapılabilmektedir. Ayrıca 2010 Dünya Plaj Hentbolu Şampiyonası'nın Antalya'da yapılacak olması da turizmde plajlarında değerlendirildiğini göstermektedir.

Mavi Bayrak
Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı (FEE) tarafından yapılan 2010 Yılı Mavi Bayrak Ödülü değerlendirme sonuçlarına göre Türkiye, 314 plaj, 14 marina ve 9 yat (toplam 337) ile, Dünya’da İspanya, Yunanistan ve Fransa’dan sonra en çok Mavi Bayrak sahibi olan dördüncü ülke oldu. Antalyada; 163'ü plaj, 3'ü marina ve 6'sı yat olmak üzere toplam 172 mavi bayrak bulunmaktadır. Mavi bayrak sırlamasında ,se Antalya Türkiye birincisidir.


ANTALYA'NIN ŞELALELERİ

Geniş bilgi için Bkz. http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/126-antalyada_caglayanlar.html

Yukarı Düden Şelalesi“İskender Şelalesi" de denilen  şelale,  merkeze 10 km uzaklıkta. Şelalenin bulunduğu yer sık ağaçlı ve yemyeşil görünümü ile cenneti andıran bir yerdir.20 m yükseklikten dökülen suyun kaynağı; şelaleye 22 km uzaklıkta olan "Kırkgöz Mevki'idir. Mağaraya inilerek, arkadan da izlenebilen şelalede ayrıca görülmeye değer kaya mezarları da bulunur. 

 Dosya: Aşağı Düden Falls.jpg

Aşağı Düden ŞelalesiLarayolu üzerinde, Karpuzkaldıran Plajı yakınlarında, şehir merkezine 8 km uzaklıktadır. Düden çayının yaklaşık 40 m yüksekliğindeki bir falezden su bulutu halinde denize dökülmesi ile oluşan muhteşem güzellikteki bir şelaledir. Hemen yanında bulunan "Gençlik Parkı"ndan veya herhangi bir deniz aracındayken denizden bakıldığında manzara görülmeye değer.geniş bilgi için Bkz. http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/126-antalyada_caglayanlar.html

Kurşunlu ŞelalesiAntalya-Mersin karayolunun 24 km'sinden sola 7 km devam edilince çam ağaçlarının arasında zengin bitki örtüsü olan bu şelaledir.. 18 m yükseklikten dökülen, 7 adet küçük göletin küçük şelaleciklerle birbirine bağlandığı, 2 km'lik bir kanyon içindeki bu şelale 1986 yılında hizmete açılmıştır. Kurşunlu Şelalesi, Antalya Bölgesi'nin sahip olduğu irili-ufaklı birçok piknik alanı ve şelaleler arasında, bitki zenginliği yönünden dikkat çeken doğal güzelliklerinden birisidir. Geniş bilgi için Bkz. http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/126-antalyada_caglayanlar.html

Manavgat ŞelalesiSeydişehir ve Beyşehir Gölleri arasına giren Şeytan Dağı'nın (2.130 m) yamaçlarından kaynağını alır. Antik çağda Selevkia ve Side antik kentlerine su kemerleriyle su veren Manavgat Çayı, dağlık ve ormanlık alanlardan geçerken kanyon biçimli dar bir vadide akarak,1984 yılında tamamlanan Oymapınar Barajı'nda 500 hektarlık bir yapay göl oluşturduktan sonra düzlükte akar ve Manavgat ilçe merkezinin 4 km kuzeyinde güzel bir şelale meydana getirir. Antalya'ya 80 km mesafede bulunur.
Alara ŞelalesiAntalya'ya bağlı olan Köprülü beldesindeki dağların eteklerinden şelale yaparak doğan Alara Çayı, Manavgat’ın Boztepe köyü yakınlarından denize dökülür. Çayın uzunluğu 70 kmdir. Bahar ayları bu bölgede rafting için en uygun sezon. Alara Deresi Torosların en yüksek zirvelerinden biri olan Geyikdağ (2800 m.) ve Akdağ (2500 m.)’den beslenir. Alara Çayı, yüzeye çıktığı noktalardan birinde yaklaşık 25 m’lik bir şelale olarak  dökülür.


1. http://www.antalya.bel.tr/content.asp?MAINMENUID=38&MENUID=96
2. http://www.antalya.gov.tr/icerik/13/176/antalya-oren-yerleri.html
3. http://en.wikipedia.org/wiki/Antalya
4. http://www.antalyamiz.com/tr-metin_detay-49487--Selge_Zerk_Koyu_Altinkaya_Antalya.html
4. http://www.antalyamiz.com/tr-metinler-34-34-Perge_Aspendos.html
5. http://www.antalyamiz.com/tr-metin_detay-705--Termessos.html
6. http://www.antalya.com.tr/content.asp?INC=gezi&KID=207&MAINMENUID=32&MENUID=35
7. http://www.antalyakultur.gov.tr/ana-sayfa/1-53468/20120407.html
8. Antalya Müzesi Tanıtımı ,edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/342-
9. http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/forummesaj/322-antalya_antik_kentleri.html



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...