Bursa Turizmi Tarihi ve Doğal Güzelikleri

Ekleyen : ESA , 11 Temmuz 2012 Çarşamba Beğen




 BURSA HAKKINDA GENEL BİLGİLER



Bursa ili doğuda Bilecik, Adapazarı, kuzeyde Kocaeli, Yalova, İstanbul ve Marmara Denizi, güneyde  Kütahya, batıda Balıkesir illeriyle çevrilidir. İlin yüzey şekilleri, birbirlerinden eşiklerle ayrılmış çöküntü alanlarıyla, dağlar halindedir. Çöküntü alanlarının başlıcalarını İznik ve Uluabat gölleriyle Yenişehir, Bursa ve İnegöl ovaları oluşturmaktadır.

Bursa ili topraklarının yaklaşık % 35 ini dağlar kaplamaktadır. Dağlar genellikle doğu-batı yönünde uzanan sıradağlar şeklindedir. Bunlar; Orhangazi'nin batısından Gemlik körfezinin batı ucunda bulunan Bozburun'a doğru uzanan Samanlı Dağları, Gemlik Körfezinin güney yüzünü kaplayan ve Bursa ovasını denizden ayıran Mudanya Dağları, İznik gölünün güneyi, ile Bursa ovasının kuzey kesimleri arasında yer alan Katırlı Dağları, Mudanya Dağlarının uzantısı olan Karadağ ve Marmara Bölgesinin en yüksek dağı olan Uludağ'dır (2.543 m).

Yüzölçümü :11.043 km²
Nüfus : 2.125.140 (2000)



İLÇELERİ

Bursa ilinin ilçeleri; Nilüfer, Yıldırım, Osman Gazi, Büyük Orhan, Gemlik, Gürsu, Harmancık, İnegöl, İznik, Karacabey, Kales, Kestel, Mudanya, Mustafa Kemal Paşa, Orhaneli, Orhangazi ve Yenişehir'dir.



Bursa'da Yapmadan Dönme

Cumalıkızık'ı görmeden,
Uludağ'da kayak yapmadan,
Külliyeleri ziyaret etmeden,
Kaplıcalara uğramadan,
İskender kebabı, Kemalpaşa tatlısı ve kestane şekeri yemeden,
Bursa ipeği satın almadan... Dönmeyin.



BURSA'DA GÖRÜLMESİ GEREKEN YERLER

1- Kumyaka - Trilye
2- Gölyazı
3- Su Uçtu ve Saitabat Şelalesi
4- Bakacak
5- Uludağ'daki göller
6- Botanik Park ve Bursa Zoo
7. İznik
8. Mudanya
9. Yeşil Türbe
10. Hanlar
11. Yıldırım, Hüdavendiğar,Ulucami ve Muradiye Camileri
12. Bursa Kent Müzesi


İznik, Ayasofya


İznik

İznik, her avuç toprağı binlerce yıldır kültür kalıntıları ile yoğrulmuş, bölgede, yüzyıllar boyu tarih sayfalarının baş köşelerinde yerini almış bir kenttir. Dört imparatorluğa başkentlik yapmış nadir yerleşimlerden biridir.


Mudanya


Bursa'nın 25 km kuzeybatısında ve Marmara Denizi kıyısında yer alan Mudanya temiz havası ile yaz turizminin yoğun olarak yaşandığı bir merkezdir.





BURSA'NIN TARİHÇESİ

Eski adı: Yunanca  Prussa veya Brusa'dır.  M.Ö. 4000'lerden beri çeşitli yerleşimlere sahne olduğunu göstermektedir. Bu topraklara M.Ö. 13. yüzyıldan sonra Bitinler ve Misler yerleşti. İlk çağda Bitinya ve Misya'nın komşu olduğu bir alanda yer alan yöre M.Ö. 7. yüzyılda Lidya'nın, M.Ö. 546'da da Perslerin egemenliğine girdi. M.Ö. 334'e kadar süren Pers egemenliği boyunca Bitinyalılar kendi yöneticilerini seçme hakkına sahipti. M.Ö. 328'de Bitinya Krallığı kuruldu. Kral Zipoetes döneminde gelişen krallık, oğlu I. Nikomedes zamanında en güçlü haline ulaştı. M.Ö. 230-182 arasında Bitinya kralı olan I. Prusias Bursa kentinin kurucusu olarak kabul edilir. Bursa adının da kentin o zamanki adı Prusa'dan kaynaklandığı sanılmaktadır. M.Ö. 74'te Roma'ya bağlanan Bitinya'nın başkenti Prusa'dan Nikomedeia'ya (İzmit) taşındı. M.S. 395 yılında Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesinden sonra Bizans yönetiminde kalan Bursa, imparatorluğun Doğu Eyaleti'ne bağlı beş diyosezden Asya Diyosezi sınırları içindeydi. Kent özellikle 11. yüzyılda Selçukluların saldırısına uğradıysa da 14. yüzyıla değin Bizans yönetimi altında kaldı. Uzun çatışmalardan sonra 1326'da Orhan Bey Bursa'yı alarak Osmanlıların başkenti yaptı. Bursa'nın fethi (1326 yılında) ile kurulan Bursa Mehterhanesi 1826 yılında Yeniçeriliğin kaldırılışıyla beraber kapatılmıştır. Bursa 1365'te Edirne'nin başkent yapılmasına kadar bu durumunu korudu. Bursa, İstanbul'un Fethi’ne kadar Osmanlıların en önemli merkeziydi.

Bursa 14.yy'dan itibaren İran'dan gelen ipeğin ve Hindistan-Cidde-Halep üzerinden gelen baharatın sayesinde ekonomik açıdan büyük bir gelişme gösterdi. Özellikle 16.yy'da doruğa çıkan ipek ve baharat ticareti kente büyük canlılık kazandırdı. Kentin meşhur İpek, Koza, Fidan, Emir Hanları bu ticaretin kalbinin attığı yerlerdi. Bu dönemde kentin nüfusu 75bin'e yakındı. Batı Avrupa'dan gelen birçok tüccar, özellikle Floransa ve Venedik'ten gelen İtalyanlar bu dönemde kente yerleşip, ipek ve baharat karşılığında Batı Avrupa mamulü yünlü dokumaları satmaya başladılar. Bursa'da satın alınan ipek ve baharat buradan İstanbul’a geçiyor, oradan da ya Ege/Akdeniz üzerinden İtalya ve Batı Avrupa pazarlarına, ya da Karadeniz üzerinden Kili-Akkirman-Liviv (bugünkü Ukrayna) güzergâhını izleyerek Orta ve Doğu Avrupa pazarlarına çıkıyordu. Hem Osmanlı İmparatorluğu’na hem de Bursa'ya büyük zenginlik getiren bu ticaret, 17.yy'dan itibaren İngiliz ve Hollandalıların Hint Okyanusu'nda hâkimiyeti ele geçirip, baharat ve ipeği Avrupa'ya Ümit Burnu üzerinden direk taşımaya başlamalarıyla giderek azalmış ve önemini kaybetmiştir.

Bursa yöresi 1900'lerin başında Hüdavendigar Vilayeti'nin sınırları içindeydi. Kentin belediyesi 1877'de kuruldu. Kurtuluş Savaşı yıllarında çeşitli yörelerinde ayaklanmalar çıkan Bursa 8 Temmuz 1920'de Yunanlılarca işgal edildi; 11 Eylül 1922'de işgalden kurtuldu.(1)


Bursa Kalesi

Bursa Kalesi’nin yapılışı M.Ö. 1. yüzyıla dayanır. Bugün surların uzunluğu 2 km. kadardır. Çakırhamam ile Tophane arasında biri yuvarlak diğeri dört köşe iki burç vardır. Tophane, Tümen ve Sanat Enstitüsü’nün bulunduğu alan, Yıldız Kahve’ye kadar doğal bir set halindedir. Kalede 5 adet kapı bulunmaktadır. Bunlar Hisar Kapı, Kaplıca Kapısı, Zindan Kapısı, Pınarbaşı Kapısı, Yer Kapı’dır.







BURSA'NIN BAŞLICA TARİHİ  MEKANLARI




Yıldırım Külliyesi:

Yıldırım semtinde, bir tepecik üzerinde bulunan külliyeyi, Yıldırım Bayezid (1389-1402) 1390’lı yıllarda yaptırmıştır. Bursa’nın en görkemli anıtlarındandır. Külliye içindeki caminin dışında mutfaklar, iki medrese, hamam, han, hademelerin evleri, ahır, kuyu ve dârüşşifâ vardı. Bu külliye, o döneme göre Bursa’nın doğusundaki bir tepede olup, etrafı da bir duvarla çevrilmişti. Bugün sadece cami, hamam, çeşme, bir medrese, imaret  ile dârüşşifâ kalmıştır.

Yıldırım Camii


Yıldırım Bayezid (1389-1402) tarafından 1390’lı yıllarda yaptırılan camii, kentin, mimari bakımdan en görkemli anıtlarındandır. Cami mimarisinde “Bursa Üslubu”nun ilk kullanıldığı Yıldırım Camisi, Ekrem Hakkı Ayverdi’nin ifadesiyle “Artık olgunluk derecesine ulaşmış bir yapı ile karşı karşıya bulunuyoruz. İşçilik, son derecede düzgündür. Binanın ögelerinin birbiriyle kaynaşması, bir yüzeyden ötekine geçiş, sıva ve yonma taş kısımları arasındaki bağlantılarda ustalık, silmeler ve bütün taş yonmalardaki maharet cidden kusursuzdur”(Osmanlı Mimarisinin İlk Devri).Tarihçi Hammer, “Akçağlayan” adını verdiği bu camiyi, Endülüs Araplarının XIV yüzyıldaki mimari tarzını yansıttığını söyler


Emirsultan Camii ve Türbesi

Yıldırım, Çelebi Mehmed’e ve II. Murad’a kılıç kuşandıran Emir Sultan’ın eşi Hundi Sultan tarafından yaptırılan Emir Sultan Türbesi, caminin kuzeyindedir. Sekiz köşeli plana sahip olan türbenin üzerini yüksek bir kasnağın taşıdığı orijinal hali depremde yıkılmış olup 1868’de batı sanatından esinlenerek Barok stilinde tekrar inşa edilmiştir. Dolayısıyla bugünkü yapının mimari ve estetik açıdan orijinali ile hiçbir alakası olmadığı gibi türbenin geçmişteki ihtişamı da zarar görmüştür. Emir Sultan hazretlerinin türbesinin Müslüman dünyasında beşinci makam olduğunu ileri sürenler de vardır. Peygamber soyundan geldiğine inanılan  Emir Sultan’ın sandukası türbenin ortasında pirinç parmaklıklar arasında yer almaktadır.



Yeşil Türbe

Çelebi Sultan Mehmed tarafından 1421 yılında yaptırılmıştır.  Türbenin mimari Hacı İvaz Paşa’dır.  Bursa’nın sembolü niteliğinde olan Yeşil Türbe plan olarak Selçuklu kümbetlerinin devamı gibidir.  Sekiz köşeli ve üzeri yüksek kasnak üzerine oturan tek kubbeyle örtülü olan türbenin altındaki bodrum katta odalar bulunmaktadır.  Türbenin içi ve dışı tamamen renkli sır ve mozaik çini tekniklerinden yapılmış çiniler ile dikdörtgen ve altıgen çinilerle kaplı olup, bunların üzeri sarı yaldızla süslenmiştir.  Duvarlar Şruze renkli altıgen levha çinilerle kaplı olup aralarında renkli su tekniğiyle yapılmış çinilerden oluşan madalyonlar vardır. Yalnız Bursa’nın değil, Türkiye’nin de sembolleri arasında yer alan Yeşil Türbe’nin en dikkat edici köşelerinden biri ceviz ağacından oyulmuş muhteşem kapısıdır.

Yeşil Medrese


Yeşil Camii’nin güney batısındaki medrese 1419 yılında Çelebi Sultan Mehmed tarafından yaptırılmıştır. Kitabesi yoktur. Sultaniye Medresesi de denilen bu medrese uzun zamandır en büyük ilim rütbesini alan bilginlerin bir nevi üniversitesi idi. Molla Hüsrev ve Hayali gibi bilginlerin yeri idi. Birçok onarımdan geçen yapı, Cumhuriyetin ilanından sonra, 1923 yılında Bursa Arkeoloji Müzesi kurulmuş, 1975 yılından itibaren de Bursa Arkeoloji Müzesine bağlı Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır.



Muradiye Külliyesi


Osmanlı padişahları tarafından Bursa’da yaptırılan son külliye olma özelliğini taşıyan Muradiye Külliyesi, Sultan II. Murad tarafından inşa ettirilmiştir. 100 yılı aşkın bir dönem içinde şehzade türbelerinin eklenmesiyle tamamlanan Külliye’nin ilk yapısı 1425 yılında bir yılda inşa edilen camidir. Bulunduğu semte ismini veren Muradiye Külliyesi; cami, hamam, medrese, imaret ve bahçesindeki 12 türbeden oluşmaktadır.


Muradiye Camii

Külliyenin merkezini Muradiye Camii oluşturur. 1426 yılında Sultan II. Murad tarafından yaptırılan cami, kompleksin en muhteşem yapısıdır. “Bursa kemerli” girişi olan cephesi görkemli, diğer cepheleri sadedir. Cami, iki büyük kubbe ve yanlarda iki küçük kubbe ile örtülmüş geniş birer eyvandan teşekkül etmektedir. Caminin son cemaat yerinde, dört yığma ayak ve iki adet antik granit sütun birbirlerine kemerlerle bağlıdır. 1790 yılında yeniden inşa edilen mihrap ve minber rokoko üslubundadır.



Ulu Camii

1396-1400 yıllarında Yıldırım Bayezıd tarafından, tamamı ile kesme taştan, çok kalın ve yüksek duvarlarla on iki ağır dört köşeli paye üzerine pandantiflerle, yirmi kubbeli olarak yaptırılmıştır. Çok kubbeli camilerin en klasik ve abidevi örneğidir. Zengin ve ferah mekanı ile bütün Türk camileri arasında en büyük ölçüye de sahiptir (318 m²). İki minaresi olan caminin son cemaat yeri yoktur. Uzun dikdörtgen mihrap skalâktitli ve köşeleri kum saatlidir. Mihrabın sağında ceviz ağacından oyma kitabeli ahşap minber yer almaktadır. Minber, Manisa Ulu Cami’nin minberini yapan Antepli Hacı Mehmed Bin Abdülaziz İbn El Huki’nin eseridir. Rumi ve palmetlerle ince işlenmiş küçük geçme panolar, geometrik örnekli korkuluk şebekeleri, ön cephesindeki kitabe ve şebekeli tacı ile bu minber Selçuklu üslubundan Osmanlı üslubuna geçişin şaheseridir.

Duvarları kesme taştan yapılmış olan caminin üç büyük giriş kapısı vardır. Yanlardan ortaya doğru çapları genişleyen ve yükselen kubbelerden,orta eksenin ikinci kubbesinin üstü, aydınlık feneri, camekan olarak açık bırakılmış, bunun altına çanaklı fıskiyeden dökülen sularla dolan 16 köşeli havuzun bulunduğu şadırvan yerleştirilmiştir.



Osmangazi Türbesi

Bursa Tophane semtinde, Park girişinin solunda, Şehitlik Anıtının yanındadır. Osman Gazi Söğüt’te öldüğü zaman babası Ertuğrul Gazi’nin türbesine gömülmüştür. Bursa’nın Türklerin eline geçişinden sonra cesedi Bursa’ya getirilerek Bizans dönemine ait Saint Elia (Gümüşlü Kümbet) Kilisesine gömülmüştür. İlk önceleri Orhan Gazi ile aynı çatı altına gömülmüşse de 1855 depreminde türbe yıkılınca 1863’de bugünkü türbeyi Sultan Abdülaziz yeniden yaptırmıştır.

Orhangazi Türbesi

Bursa Tophane semtinde, Tophane Parkı girişinin sağında, Osman Gazi Türbesi’nin karşısındadır. Bizans döneminde tarihlenen Saint Elie Kilisesi kalıntısı üzerine yapılmıştır. Kiliseye ait mozaik kalıntıları döşemelerinde günümüze kadar gelmiştir. Osman Gazi türbesi ile Orhan Gazi türbesi aynı çatı altında iken 1855 depreminde yıkılmış, 1863’de Sultan Abdulaziz tarafından yenilenmiştir.

Türbe kare planlıdır. Duvar kalınlığı 1.30 m dir. Güney cephedeki girişten içerisine girilen türbenin dört kalın sütunun birbirine bağladığı kemerlerin taşıdığı bir kubbe ile üzeri örtülmüştür. İçerisi on bir pencere ile son derece mükemmel aydınlatılmıştır. Türbenin ortasında Orhan Gazi’nin (1281–1363) gösterişli etrafı dökme pirinç parmaklıklarla çevrili sandukası bulunmaktadır.

Hüdavendigar Türbesi

Çekirge’de Hüdavendigâr Camisi’nin karşısındadır. 1. Kosova Savaşı’nda (1389) şehit olan Sultan 1.Murat’ın türbesini Yıldırım Beyazıt yaptırmıştır. Ancak bu türbe 1855 depreminde yıkılmış, eski temelleri üzerine yeniden yapılmış, zaman zaman da onarılmıştır.

Türbe 17.60x17.60 m ölçüsünde kare planlıdır. Kalın duvarların çevrelediği türbeyi sekiz sütunun taşıdığı sekizgen kasnaklı bir kubbe örtmüştür. Kuzey cephesi dışarıdan üç payanda ile desteklenmektedir. Türbenin içerisi yuvarlak kemerli dokuz pencere ile aydınlatılmıştır.


Hüdavendigar Camii

Cami iki katlı inşa edildi. Üst katta medrese talebelerinin kalacağı hücreler olarak on altı oda yapıldı. Son cemaat yerinin kemerlerini tutan sütunlar eski saray veya kilise yıkıntılarından getirildi. O yüzden farklı motiflerle süslüdür. Üst kata Sultan kendisine bir oda yaptırmıştı. Ön salonun ortasına bir havuz kondu ve mescid kısmına çıkmak için üç basamak yapıldı. Büyük kubbe bu mescidin üzerine inşa edildi. Geniş, güzel bir mihrap yerleştirildi. Minare, Anadoludaki Selçuklu minareleri gibi sadece tuğladan örüldü. Altı sıra mukarnas (stalaktide) ile şerefeye geçildi. Stalaktitler çift zincir, tek zincir, kuş gagası, balık sırtı motifleriyle yükseldi. Petek konduktan sonra minarenin tepesi tekke külahlı yapıldı. İnce bir hesapla içten merdivenli Selçuklu minaresini yapan Sivas'lı ustaları dikkatle izleyen Rum mimarlar sonunda takdir ve tebriklerini söyledi.





Tarihi Hanlar




Kapan Hanı :

Ulucami karşısında, eski müftülük dairesinin batı tarafındadır. Birinci Murat yaptırmıştır. Yapıldığı tarih kesin olarak bilinmemektedir. Yapan mimarıda belli değildir.


İpek Hanı :

Bir adı da Arabacılar Hanı idi. Han köhne hale gelince restore edilmemiş. Burasını araba tamircileri işgal etmiş, halk uzun yıllar hanın bu halini gördüğü için eskisini bilen kalmamış ve son adıyla anılmaya başlanmıştır. Eski kayıtlarda Sultan Hanı diye de anılmaktadır. Han, Çelebi Sultan Mehmet tarafından, Yeşil Camiine irat olsun diye yaptırılmıştır. Mimarı, Yeşil Camiyi yapan İvaz Paşadır.

Pirinç Hanı :

İkinci Beyazit tarafından İstanbuldaki cami ve imaretine gelir olarak Hicrii 913 senesinde yaptırılmıştır. Han eskiden kurşun ile örtülüymüş. Kurşun satılıp kiremit yapılmış. Üst katta 40 oda, alt katta 38 depo vardır. Ticaret maksadıyla yapılmıştır. Giriş kapısı üstünde kitâbe bulunduğu ve sıvalı olduğu sanılmaktadır.

Bugünkü duumu : Bu han, bursa hanlarının en büyüğüdür. Giriş kapısı yüksek bir Bizans kemeri üstünde kabartma süsler, taş söveli koca bir kapı ve iç içe iki kemer görünür. Kapı ağzının yanlarında iki küçük dükkan, sonra karşılıklı ve tonoz yapılı iki ravak, arkalarında sağda bir, solda üç mağzası vardır. Yanlarında üst kata çıkılan 23 basamaklı iki merdiveni vardır. Buraları hana başka bir heybet vermektedir.




Koza Han

Müzeler Ve Ören Yerleri

Arkeoloji Müzesi

Müze kurulması amacıyla eserler ilk kez 1904’den 1972’ye kadar Bursa Erkek Lisesi’nde toplanmıştır. 1972 yılında Kültürpark içerisinde yeni yapılan binaya taşınmıştır. Bithynia ve Mysia bölgelerinde bulunan eserlerin sergilendiği müzede, M.Ö. 3000 yılından Bizans dönemi sonlarına ait eserler yer almaktadır.

Bölgede bulunan, pişmiş toprak kaplar, sikkeler, taş eserler ve cam eserler bir arada teşhir için kullanılan dört salonda sergilenmektedir.



Türk-İslam Eserleri Müzesi (Yeşil Medrese)

Bursa kent merkezinde bulunan Yeşil Medrese, Sultaniye Medresesi adıyla da tanınmaktadır. Birçok ünlü bilgin yetiştiren medrese Yeşil Külliyesi ile birlikte Mimar Hacı İvaz Paşa tarafından 1414-1424 yılları arasında yapılmıştır. Plan olarak Anadolu Selçuklularının açık avlulu medreselerinin bir devamı görünümündedir. Bir giriş eyvanı, iki yan eyvan ve ana eyvandan meydana gelen mekânlarla 13 medrese odası bulunmaktadır. Medrese odalarının önünde avluyu üç taraftan çeviren revaklar vardır.

Günümüzde müze olarak kullanılan binada, 12. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar maden, seramik ahşap, işleme, silah, el yazması kitaplar, İslami sikke, İslami kitabeler ve mezar taşları ile etnografik malzeme teşhir edilmektedir. Medresenin çini süslemeleri cami ve türbeye göre daha azdır. Kapı girişi üstündeki tonoz, batı yan eyvanının tavanı ve dış cephede pencere alınlıkları medresenin çini süslemeli yerleridir.

Atatürk Müzesi

Atatürk’ün Bursa’ya çeşitli tarihlerdeki ziyaretlerinde kaldığı bu bina kendisine hediye edilmiş, Atatürk de 1938’de bu yapıyı Bursa Belediyesi’ne bağışlamıştır. Cumhuriyetin 50. yılında 29 Ekim 1973 tarihinde müze haline dönüştürülerek ziyarete açılmıştır.

19. yüzyıl başlarında iki katlı tamamen ahşap malzemeden inşa edilen bina, döneminin en çekici sivil mimarlık örneklerinden olup, ahşap yapısı ve iç düzeni aynen korunmuştur. Çekirge Caddesi üzerinde Çelik Palas Oteli yanında bulunan müzede Atatürk’ün kaldığı sürede kullandığı tüm eşyalar ile birlikte üst katta limonluk olarak adlandırılan salonda Atatürk ile ilgili fotoğraflar sergilenmektedir.



Osmanlı Evi Müzesi


Muradiye semtinde, II. Murat Külliyesi’nin karşısında bulunan ahşap ev, plan ve süslemeleri bakımından 17. yüzyıl özelliklerini taşımakta olup, Bursa’da halen ayakta kalan en eski evlerden bir tanesi ve en güzel olanıdır. Bahçe içinde bulunan iki katlı binanın iki kat planı da aynıdır. Bahçeye açılan eyvanlı bir sofası ile bu sofaya açılan sağda ve solda olmak üzere iki odası vardır. Alt kattaki odalar ise alçak tavanlı kışlık odalardır. Üst katta baş oda diye adlandırılan odada kalem işi bitki ve çiçek motifleriyle dekorlu şahane ahşap dolap, geometrik dekorlu ahşap tavan ve altıgen tavan göbeği zarif görünüşleri ile 17. yüzyıl süslemelerinin güzel ve karakteristik özelliklerini göstermektedir. Eski bir Bursa evi örneği olarak “Osmanlı Evi Müzesi” adı altında ziyarete açılmıştır.



Bursa Kent Müzesi

“Bursa Kent Müzesi, Bursa kentinin tarihi, coğrafi, ticari, sosyal, ekonomik ve kültürel değerleri belli bir sistematikte, görsel sunum, obje ve animasyonlarla ziyaretçilere sunmaktadır. Müzenin giriş katında kronolojik, alt ve üst katlarda ise tematik sunumlar vardır. Galerilerde çeşitli objeler, canlandırmalar, maketler ve mankenler kullanılmıştır. Müzenin bodrum katında yer alan “Tarihi Esnaf Sokağı”nda; Bursa´nın geleneksel ticaret hayatı özgün dekor ve canlandırmalarla tanı tılmaktadır. Adeta yaşayan bir sokak gibi taşlarla döşenmiş zemin üzerinde dolaşarak; Arabacı, Nalbant, Saraç, Semerci, Yemenici, Bıçakçı, Bakırcı, Kalaycı, Marangoz, Keçeci, Sepetçi, Şekerci, Kebapçı, Havlucu gibi Bursa’nı n geleneksel sanatlarını yakından görebilir.  Bursa’da yaşamış altı Osmanlı padişahı nın Balmumu heykellerinin yer aldığı Müzenin giriş katında Prehistorik dönemden günümüz Bursa’sına kadar kentin tarihi anlatılır.

Türkiye’nin ilk kent müzesi olan bu yaşayantarihi mekânın birinci katında; daha çok araştırmacıların yararlanabileceği arşiv, kütüphane, okuma salonu, etkinlik salonu  folklorik ögeleri ve el sanatları, modüler olarak tasarlanan pano ve sütunlarla yıl içinde birkaç defa teşhir edilmektedir.  M.Ö. 6000 yılından kalan Ilıpınar Höyüğü’nden başlayarak günümüze kadar geçmişin izlerini taşımaktadır. Müze, 2006da  “Avrupa’nın Ödüllü Müzesi”ünvanını almıştır. (2)



İznik Müzesi

Sultan I. Murat’ın annesi Nilüfer Hatun’un anısına 1388 yılında imarethane olarak inşa edilmiştir. Cumhuriyet döneminde değişik gereksinmeler için depo olarak kullanılan bina, onarım görmüş ve 1960 yılında müze olarak ziyarete açılmıştır.

14. yüzyıl Osmanlı mimarisinin güzel örneklerinden biridir. Osmanlı mimarisinde “T” planı ilk kez bu yapıda görülmektedir. Kubbe ve tonoz kemerlerin örttüğü revakla başlayan yapının giriş kapısında kitabe mevcuttur. Kubbe ile örtülü ana bölümden yan mekânlara geçilir. Bizans’a özgü zengin ve renkli taş ve tuğla işçiliği ile yapılmıştır. Müzede İznik çevresinden toplanan prehistorik dönemden Osmanlı dönemine kadar olan çeşitli eserler yer almaktadır.



BURSA'NIN GÜZEL VE İLGİNÇ KÖŞELERİ
Dosya:Uludağ Kayak Merkezi- Uludag Ski Center.jpg

Uludağ


Uludağ'ın yüksek yerlerinde eski buzullara ait izlere raslanmaktadır. Karatepe'nin kuzeyindeki Aynalıgöl, Karagöl ve Kilimligöl buzul gölleri bu izlerin en önemlileridir. Bu göllerin beyaz kar yığınları buraların güzelliğine güzellik katmaktadır. Uludağ'ın Zirvesi olan Kara Tepe (2543 m) altındaki kar çukurunda kar yaz kış erimez. Türkiye'nin en alçakta kalıcı kar bulunan dağıdır.


Dağın doruk noktasındaki karlar yaz kış erimez. 1700 m'nin üzerinde kışın Şubat sonunda 150 cm-400 cm arasında kar kalınlığı oluşmaktadır. Uludağ'dan kaynaklanan derin vadiler içindeki pekçok dere, Nilüfer Çayı ile Göksu'ya ulaşırlar.



Uludağ modern dağ tesisleri,1963'te hizmete açılan Türkiye'nin ilk teleferiği, dördüncü büyük kent olan Bursa'nın hemen yanında olması ile dağ ve kış turizminin merkezi olmuştur. Uludağ Türkiye'nin en büyük kayak merkezidir. Yol durumunun uygunluğu,uzun kış mevsiminde (Ekim-Nisan arası) kar bulunması, eşsiz manzaraları buraya turist çekmektedir. Dağın doruk noktasından açık havada İstanbul, Marmara denizi ve civar yakın yerlerin görünmesi buraya ayrı bir özellik vermektedir. Doğu, kuzey eteklerinin Bursa Ovasına yakın yerlerinde sıcak su kaynaklarının bulunmasından burada kaplıcalar meydana gelmiştir. Bursa'nın Çekirge semtindeki bu kaplıcalar pekçok hastalığa şifa olmaktadır. Ayrıca teleferiğin son istasyonu olan Sarıalan'da ve Sarıalan'dan telesiyejle ulaşılan Çobankaya'da Kızılay Derneği'nin her yaz düzenlediği yaz kampları bulunmaktadır. Kirazlıyayla'da kurulu bulunan eski senatoryum binası şuanda otel olarak kullanılmaktadır. Uludağ'da 15 adet özel ve kamuya ait 12 resmi konaklama tesisi vardır. Bunlara ait pek çok telesiyej ve teleski hattı mevcuttur.



Cumalıkızık Köyü

Osmanlıların Bursa'da ilk yerleştikleri bölgelerden olan Cumalıkızık, 180'i halen kullanılan, bazılarında ise koruma ve restorasyon çalışmalarının yapıldığı toplam 270 ev ile Osmanlı dönemi konut dokusunu günümüze taşımaktadır. Bursa’daki Uludağ’ın güney eteklerine kurulmuş 5 Kızık köyünden biridir. Kuruluğu yaklaşık 1300′lü yıllara denk gelmektedir.Bir vakıf köyü olarak kurulan köyde, tarihi doku çok iyi korunmuştur ve Osmanlı erken döneminin kırsal kesim sivil mimari örnekleri günümüze ula?mayı başarmıştır. Bu özelliği nedeniyle çok ilgi çeken ve ziyaret edilen bir yerleşim yeri olmuştur. Sık sık tarihsel filmlere mekan olmaktadır.

Cumalıkızık yerleşiminin güneydoğusunda Uludağ eteklerindeki Ihlamurcu mevkiinde Bizans devrine ait bir kilise kalıntısı 1969 yılında tespit edilmiştir, Kilise kalıntısının yüzeyde rastlanan bazı mimari parçaları Bursa Arkeoloji Müzesi'nde saklanmaktadır. Bursa yakınlarında kurulan Osmanlı Beyliği kuruluşundan kısa zaman sonra bölgeye hakim olmayı başarmış, 1326 yılında Bursa'yı, 1331 yılında İznik'i fethederek yörede varlığını kesin olarak kabul ettirmiştir.


Trilye

Trilye, Mudanya sahilinin keşfedilmemiş cenneti…Trilye’de yörenin zeytini haklı bir üne sahip. Oldukça bol balık çıkartılan Trilye’de, iskele boyunca sıralanan balıkçı lokantalarında makul fiyatlara taze balık yemek mümkün.




Plajlar

Marmara Denizi'nin güneyinde yaklaşık 135 km uzunluğunda kıyısı bulunan Bursa ilinde, Karacabey, Mudanya ve Gemlik ilçelerinde geniş doğal kumsallar ile İznik ve Uluabat (Apolyont) gölleri kıyılarında güzel plajlar bulunmaktadır. Yeniköy, Bayramdere (Malkara) kesimi ile Mudanya'nın Zeytinbağ kesimine dek uzun ve geniş doğal kumsallar vardır. Kum kalitesi iyi olan bu kıyılarda Kurşunlu, Bayramdere, Yeniköy-Mudanya kesiminde de Mesudiye, Eğerce ve Esence plajları bulunmaktadır.



Uludağ Milli Parkı


 Uludağ'ın jeolojik yapısını genellikle iç püskürük granit kayaçları oluşturmaktadır. Dağın bugünkü şeklini kazanması tektonik hareketler ve farklı aşınma etkisiyle oluşmuştur. Bursa Ovası'ndan kısa mesafede 2543 m’ye kadar yükselen Uludağ, Marmara Bölgesi'nin en yüksek noktasıdır. Aras Çağlayanı ve doruklarda görülen buzul izleri Uludağ'ın jeomorfolojik yapısının ilgi çekici özellikleridir.

Milli parkın elverişli tabiat şartları ayı, kurt, çakal, tilki, karaca, geyik, tavşan, domuz, keklik, yabani güvercin, akbaba, kartal, çaylak, bülbül, çalıkuşu gibi hayvanların yaşaması ve çoğalmasına imkân vermiştir. Çobankaya ve Sarıalan kamp/günübirlik kullanım alanı milli parkın farklı peyzaj değerlerini; Çobankaya mevkiindeki "Bakacak Manzara Seyir Terası" ise daha geniş bir perspektifte peyzaj değerlerini, Bursa Ovası'nı ve kent gelişimini ziyaretçilere sunar.



Bayramdere Ayı Koruma Bölgesi

Karacabey’in Marmara Denizi sahilinde bulunan Yeniköy ve Bayramdere, geniş doğal kumsalları ile yaz turizmi için ideal tatil yöreleridir. Bayramdere yöresi dünyanın tek ayı rehabilitasyon alanını bünyesinde barındırmaktadır. Sokaklarda çingenelerce oynatılan ayılar, bu işin devletçe yasaklanması üzerine, toplanarak Bayramdere rehabilitasyon alanına getirilmiştir. Burada tabiata uyumlu yaşamaları için çalışmalar yapılmaktadır.



Mesire Yerleri


Saitabat Şelalesi: Derekızık köyüne 3 km uzaklıkta bulunan şelale,bir kanyondan dökülmektedir. Şelale çevresinde et mangal lokantaları ve büfelerin yer aldığı bu mesire alanı Bursalılarca yoğun olarak kullanılmaktadır.

Suuçtu Şelalesi: Mustafakemalpaşa ilçesine 18 km. uzaklıkta bir cennet parçası Suuçtu Şelalesi 38 metre yükseklikten dökülür.

Aras Şelalesi: Aras Deresi ve Aras Şelalesi Uludağ'ın kar sularını taşıyan ve tam kayalıkların içinden 15 metre yükseklikten düşer. Bursa-Soğukpınar arası 30 km olup, köyden itibaren 5 km stabilize bir yolla Ketenlik yaylalarına, oradan da şelaleye varılır.

Kaynakça

  1. http://www.bursa.gov.tr/?sayfa=mymenu&pid=48
  2. http://www.bursa.bel.tr/bursa-muzeler/sayfa/751
  3. http://www.bursa.bel.tr/bursa-tarihi/sayfa/514/
  4. http://www.bursaturizm.gov.tr/belge/anasayfa
  5. http://www.tatilyerlerimiz.com/tatil/bursa
  6. http://tr.wikipedia.org/wiki/Uluda%C4%9F



İLGİLİ SAYFALAR

  • ADANA'NIN TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ
  • ADIYAMAN, TARİHİ VE TURİZMİ
  • AFYON'UN TARİHİ VE TURİSTİK YERLERİ
  • AĞRI'NINTARİHİ TURİZMİ VE TURİSTİK YERLERİ
  • Aksaray'ın Tarihi ve Turistik Yerleri
  • Amasya'nın Tarihi ve Turistik Yerleri
  • Ankara'nın Tarihi ve Turistik Yerleri
  • Antalya'nın Tarihi, Turizmi ve Antik Yerleri
  • Artvin'in Tarihi, Turizmi, Yayla ve Vadileri
  • Aydın'ın Tarihi, Turizmi , Antik ve Doğal Güzellikleri
  • Balıkesir:Tarih, Turizm ve Gezilecek Yerler
  • Bartın'ın Tarihı Turizmi , Görülecek Yerleri
  • BATMAN'IN TURİZM, TARİH VE DOĞASI
  • Bayburt'u Gezelim mi?
  • Bilecik'i Gezelim mi?
  • Bingöl ve Güzellikleri
  • BİTLİS'İ GEZİP GÖRELİ,M
  • BOLU'YU GEZİP GÖRELİM
  • BURDUR'UN TARİH DOĞA VE KÜLTÜRÜ
  • Bursa'yı Gezip Görelim
  • Çanakkale: Tarihi, Turizmi ve Doğası
  • Çankırı'nın Tarihi Turistik ve Doğal Güzellikleri
  • Çorum , Tarihi, Turizmi ve Doğal Güzellikleri
  • DENİZLİ , TARİH TURİZM VE DOĞAL GÜZELLİKLERİ
  • Elâzığ Tarih Turizim Doğal ve Diğer Özellikleri
  •  

İliniz, ilçeniz hatta köylerinizin, doğal güzellikleri hakkında yazılar yazabilir, Turistik, tarihi ve doğal güzellikleri fotoğraflarınız ile  paylaşabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com









Bay Kardeşler İpek Atölyesi- Bursa




Kent Müzesi- Bursa- Girişi ve Modern  Karagöz ile Hacıvat heykelleri



Bursa İpeklileri- Koza Han



Kent Müzesi





Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...