BATMAN KARDEŞLİK ŞİİRLERİ YARIŞMASI KİTABINA ÖNERİLEN ŞİİRLER LİSTE 2


Esa
9.7.2017
 
Bu sıralama  Puan Sıralamasına göre değil gönderilme sırasına göredir. 
 
41. KARDEŞLİK ÇAĞRISI Hafız Diyaeddin
 
Dinleyin ey yârenler, gelin birlik olalım
Din için vatan için kardeşliği kuralım
 
Adem'in soyundanız Nuh İkinci babamız
Kalabalık soframız kardeşliktir duamız
 
Dinleyin ey yârenler, gelin birlik olalım
Din için vatan için kardeşliği kuralım
 
Hatırla kardeşini tek kendini düşünme
Bir ekmeğin var ise yarısını çok görme
 
Dinleyin ey yârenler, gelin birlik olalım
Din için vatan için kardeşliği kuralım
 
Bu savaşlar nedendir? Bu kırgınlık ne için?
Eğer çözüm istersen gel kardeş gibi geçin
 
Dinleyin ey yârenler, gelin birlik olalım
Din için vatan için kardeşliği kuralım
 
Irkımız İslamiyet, vatanımız hürriyet
Kardeş olursak eğer değmez bize esaret
 
Dinleyin ey yârenler, gelin birlik olalım
Din için vatan için kardeşliği kuralım 
 
Silahımız sevgidir, kalkanımızsa rahmet
Kardeşine darılma göster ona merhamet
 
Dinleyin ey yârenler, gelin birlik olalım
Din için vatan için kardeşliği kuralım
 
Teknoloji bir uğraş, bilim teferruattır
Düşmanlık büyük zillet kardeşlikse hayattır
 
Dinleyin ey yârenler, gelin birlik olalım
Din için vatan için kardeşliği kuralım
 
Birliği isteyenler soy ya da ırk demezler
Ezeli ve ebedi kardeştir tüm mü'minler
 
 
42 GÖKYÜZÜ BARIŞA ÖZGÜR OLMALI- SERPİL KOTLU 
 
Susmamam gerek biliyorum şimdiki zamanlarda.
Kardeşime bir şeyler yazmalıyım.
Doğmalıyım düşüncelerine yarı ilimimle, yarı cehaletimle.
Saati durdurmalıyım savaş sokaklarında.
Silahlar olmamalı, bombalar patlamamalı diye haykırmalıyım,
Çocuk gülücükleri ekmeliyim dünya tabiatına bir bir.
Kardeşime bir şeyler yazmalıyım.
Barışı anlatmalıyım.
Bak,
Güzel dünyam çağlarca doğurmuş bizi,
Ayrı analardan, aynı topraklar üzerinde.
Sıcak güneşin altına, sert toprağın koynuna yerleşmişiz.
Bir olmuşuz, biz olmuşuz, kardeş olmuşuz.
Türküler söylemişiz yarı aç, yarı tok.
Ayrı şarkılarda çiftetelliler oynamışız ahenkle.
Ayrı kelimelerden mektuplar yazmışız yarı sevinçli, yarı hüzünlü.
Ayrı boyalardan gelecekler boyamışız hep beraber.
Din, dil, ırk fark etmeksizin.
Bir olmuşuz, biz olmuşuz, kardeş olmuşuz.
Tapındığımız zamanlarda,
Dualar etmişiz ayrı dinlerde,  aynı hislerle.
Kanayan yüreklere ilaçlar olmuşuz.
Geleceğimize umutlar çizmişiz yarı eğri,  yarı doğru.
Bir olmuşuz, biz olmuşuz, kardeş olmuşuz.
Etme ziyan üç günlük hayatı!
Kardeşliğin özü sevmek olmalı.
Bahar kokmalı,  sevda kokmalı dünyam.
Gökyüzü barışa özgür olmalı!
 
43 Hoşgörünün Adresi  Celil ÇINKIR - DELİBAL
 
Semavi dinlerin ilahi emri
Lisanımız, hoşgörünün adresi
Allah’ım, vurmuşsun kalplere mührü
“Senden öte sen bilerek herkesi,
İmanımız, hoşgörünün adresi”
 
Öfkeden, kavgadan, kandan uzağız
İntikam, nefretten, kinden uzağız
Kötü hasletlerden, dünden uzağız
“Tandan öte tan bilerek herkesi,
İnsanımız, hoşgörünün adresi”
 
Dört Kitap, Yüz Suhuf etmekten ezber
İnsan gönlü yapmak daha muteber
Hakk’ınca görmeli herkes itibar
“Tenden öte ten bilerek herkesi,
Alkanımız, hoşgörünün adresi”
 
Edirne’den Kars’a, Sinop, Konya’da
Bir Türkiye değil, bütün dünyada
Afganistan, Irak, Moritanya’da
“Yönden öte yön bilerek herkesi,
Cihanımız, hoşgörünün adresi”
 
Mimarımız, Hoca Ahmet Yesevi
Putperest, Mecusi, mağrur Musevi
Fark etmez Müslüman, Budist, İsevi
“Benden öte ben bilerek herkesi,
Divanımız, hoşgörünün adresi”
 
 “Yurtta sulh, cihanda sulh” der, Ata’mız
Mevlana mayalı, dostluk rotamız
Hoşgörü babında yüksek çıtamız
“Handan öte han bilerek herkesi,
Vatanımız, hoşgörünün adresi”
 
Filizlendik, Şeyh’im Edebali’yle
Çiçeklendik, Hacı Bektaş Veli’yle
Yapraklandık, Yunus Emre hâliyle
“Kandan öte kan bilerek herkesi,
Vicdanımız, hoşgörünün adresi”
 
Doğu, batı, kuzey, güney her yönde
Yeryüzünde, bütün mezhep ve dinde
Delibal, kılıçlar paslansın kında!
“Candan öte can bilerek herkesi,
Batman’ımız, hoşgörünün adresi”
 
 
44 Kardeşiz Bu Cennet Yurtta    Muhittin Alaca
 
At sırtında nice kıtalar gezdik,
Şanlı mazimiz, özümüz var bizim.
Gönüllere sevgi, hoşgörü yazdık,
Tarihte mühür, izimiz var bizim.
 
Bir gergefte işlenmişiz dantele,
Yek olunca yıkmaz bizi zelzele,
Yaşıyoruz hep beraber el ele;
Türk, Kürt, Çerkez ve Laz’ımız var bizim.
 
Vatan, bayrak için verdik nice can,
Artık akmasın gözyaşı ile kan,
Çanakkale, Sakarya, Erzurum, Van;
Her yerde şehit, gazimiz var bizim.
 
Farklı fikirleri zenginlik bildik,
Tasada üzüldük, sevinçte güldük,
Ekmeği paylaştık, ikiye böldük;
Aynı çorbada tuzumuz var bizim.
 
Kaynaşmışız kemik ile ten gibi,
Tulum peyniriyle sıcak nan gibi,
Fırat- Dicle, Seyhan’la-Ceyhan gibi;
Bakınca kardeş yüzümüz var bizim.
 
Uludağ,  Ağrı Dağı, Erciyes bir,
Hasankeyf, Ahlat, Sümela, Efes bir,
Kıblemiz bir, aldığımız nefes bir;
Enfes dört iklim, yazımız var bizim.
 
Nefsimizden kini çekmemiz gerek,
Fitneyi, nifakı yıkmamız gerek,
Kardeşlik tohumu ekmemiz gerek;
Tek yurt, tek bayrak sözümüz var bizim.
 
Şu üç günlük dünya hayatı fani,
Hani Mevlana, Nerde Ahmet Hani?
Leyla ile Mecnun, Mem ile Zin’i,
Okuyan dengbej, sazımız var bizim.
 
Defedelim terör denen belayı,
Dağılsın kırgınlıkların alayı,
Kuralım zeybeği, horon, halayı;
Nişanlı kızan, kızımız var bizim.
 
Allah’ın bir lütfüdür bu memleket,
Her yanından fışkırıyor bereket,
Dirilişi başlatacak hareket;
Sarsılmaz iman kozumuz var bizim…
 
 
45  KARDEŞLİK EZGİSİ    Hayati YOLCU
 
Asr-ı saadetten kuşanır ulviyet-i esas ve muhabbet,
İslamiyet’le bezenir ve giyinir libas-ı ülfet ve ünsiyet;
 
Dinin, aklın ve örfün takdirine şayandır bu mürüvvet!
 
‘En hayırlı ümmet’ in ikramıdır bu kardeşlik müessesi,
Ey, bu nesepsiz uhuvvetin ve sebepsiz sevginin varisi!
 
Güzelliklerin ve meziyetlerin kaynağıdır bu mürüvvet!
 
Kardeşe nifak ve ihtilaf beslemek sebeb-i adavettir,
İnsaniyet-i kübra, kulun cennetine bir sebebiyettir;
 
Birçok kemalatın vesilesi, aklın hayreti bu mürüvvet!
 
Bir Müslümanın olursa bağı, kardeşiyle kenetli duvar,
Elbet, kardeşinin kusurunu yetmiş çeşit mazeretle sıvar!
 
Nurani bir melek şekilli, çok cemiyetlidir bu mürüvvet!
 
İman-ı hakikat perdesini aralayan mümtaz bir ülfettir,
Uhuvvetle yâren olanın huzuru, berzahta bir saadettir;
 
Zengin manalı, ali-yi mümtaz bir haslettir bu mürüvvet!
 
Samimi bir dost, olur darda en muhkem muhafızım…
Genişlikte ziynet ve şerefim, hemdem bahtım ve sızım!
 
Dinin semeresi, iman ve inanç gereğidir bu mürüvvet!
 
İnatla tarafgir olan, hayat-ı beşere zehir ve zulmettir,
Hayat-ı maneviyece güzel olan, mümin bir şahsiyettir!
 
Din ve iman gibi vicdanın da mürebbisidir bu mürüvvet!
 
Âdem’den kıyamete, hakiki uhuvvetin insandaki mahiyeti,
Allah namına sevmek, müminin dünya ve ukbadaki serveti;
 
Lahuti ziyaların kalbe tecellisi ile cilvegahıdır bu mürüvvet!
 
Müminin iktiza-yi hali, sadık bir dosta nazar-ı uhuvvettir,
Çün iman, tüm mümine kardeşlik addeden bir davettir!
 
Feyz-i Rabbani’ye duyulan hiss-i necibin adıdır bu mürüvvet!
 
Kardeşinin ıslahına iyi muamele, sadakat ehlinin hüneridir,
Affetmek ne rüçhan bir hasenedir ki, gizli buğzun tahkiridir;
 
Ebna-yı cinsine karşı hizmet ve faidenin adıdır bu mürüvvet!
 
Arşı azam kürsülerinde, dilersen baş üstünde kıymetli taç,
Elbettedir ki dostun; şehâdeti, kefâleti ve sadakatiyle miraç!
 
Peygamberlerin, insan-ı kâmil’in en ali meziyeti bu mürüvvet!
 
Hüsn-ü zan, kalb-i selim ashabın mümine en mühim esasıdır,
Bu hasse-i celil iç güzelliğin alameti, saf bir kalbin mayasıdır.
 
Asıl bir kardeşin ve asil bir kardeşliğin kemalidir bu mürüvvet!
 
 
46 KARDEŞLIĞIN ÜLKESI    Sevim Kınalı
 
Kardeşliğin ülkesinde;
Sevgi hükümdardır.
Birlik beraberlik geçit vermez
Ayrılığa,  kavgalara.
Senlik benlik hayat bulmaz
Bu topraklarda.
Dize gelir sen ben kavgası.
Dile gelir kardeşlik türküleri.
 
Kardeşliğin ülkesinde;
Barış ekilir topraklara.
Barış biçilir her daim.
Yeşerir birlik beraberlik.
Dize gelir sen ben kavgası.
Dile gelir kardeşlik türküleri.
 
Kardeşliğin ülkesinde;
Yürekler birlik için çarpar.
Eller beraberliğe uzanır.
Gözler sevgiyle bakar.
Her adım kardeşliğin yolundadır.
Atılan her adımla,
Dize gelir sen ben kavgası.
Dile gelir Rabbimizin birliğe daveti:
"Parçalanıp bölünmeyin..."
 
Kardeşliğin ülkesinde;
Dostluğa yelken açar gönüller.
Hoşça bakar farklılıklara,
Hoş karşılar hataları.
Dize gelir sen ben kavgası.
Dile gelir Yunus'un dizeleri:
"Yaratılanı severim Yaratan'dan ötürü."
 
Kardeşliğin ülkesinde;
Karanlığı aydınlatır
Kardeşliğin ışığı.
Isıtır yürekleri
Kardeşlik çağrıları.
Dize gelir sen ben kavgası
Dile gelir Peygamberimizin kardeşlik çağrısı:
"Birbirinize kin tutmayınız.
 Birbirinize sırt çevirmeyiniz.
 Ey Allah'ın kulları kardeş olunuz!"
        
 Kardeşliğin ülkesinde;
 Güzel sözler dile gelir,
 Yumuşatır taş kalpleri
 Yüzlerde nur olur.
 Dize gelir sen ben kavgası.
 
 Kardeşliğin ülkesinde;
 Yankılanır bir kez, bin kez
 Allah'ın güçlü birlik çağrısı:
"Allah'ın ipine hepiniz sımsıkı sarılın.
 Dağılıp ayrılmayın..."
   
 
47 TÜRK VE KÜRT KARDEŞLİĞİ                      Şükrü ÖKSÜZ
 
 
Bin yıldan fazla süre el ele uğraşmıştık
Bu gerçek kardeşliği bütün dünya görmeli
Yedi düvele karşı birlikte savaşmıştık
Türk ve Kürt kardeşliği sonsuza dek sürmeli.
 
Hak din olan İslam’ı inanarak seçtiler
Alkollü içki değil, kımız, ayran içtiler
Üç kıtayı el ele atlarıyla geçtiler
Türk ve Kürt kardeşliği sonsuza dek sürmeli.
 
Yüce Allah’tan başka kula, pula tapmadan
Doğru yoldan ayrılıp şer yoluna sapmadan
Kız alıp kız vermişiz hiç ayırım yapmadan
Türk ve Kürt kardeşliği sonsuza dek sürmeli.
 
Okumuşuz tarihte Persleri ve Metleri
Dağlar gibi yığıldı kemikleri, etleri
Tüm insanlara yeter bu dünya nimetleri
Türk ve Kürt kardeşliği sonsuza dek sürmeli.
 
Bin yetmiş bir  Malazgirt Zaferini kazanan
Çanakkale’ye kadar aralıksız uzanan
Kardeşlik sevgisidir yüreklere kazınan
Türk ve Kürt kardeşliği sonsuza dek sürmeli.
 
Çoğu kez İngiltere oldu arayı bozan
İsmet Paşamız ile iyi örnektir Lozan
Dile getirdi nice şair, aşık ve ozan
Türk ve Kürt kardeşliği sonsuza dek sürmeli.
 
Bölmek isteyenleri iki taraf yermiştir
Bunlara Kürt adını kardeşleri vermiştir
Tek yürek olan millet muradına ermiştir
Türk ve Kürt kardeşliği sonsuza dek sürmeli.
.
“Çanakkale geçilmez” yazılı son anıttır
Orhun Abideleri en eski bir kanıttır
Kardeşlerden birlikte verilen şu yanıttır:
Türk ve Kürt kardeşliği sonsuza dek sürmeli.
 
Haçlı seferlerine birlikte karşı gelen
Birlikteliğe şaştı Ege’ye çıkan Helen
Türkler ile Kürtlerdir tarih boyunca gülen
Türk ve Kürt kardeşliği sonsuza dek sürmeli.
 
Kardeşler tek millettir kimse bozamaz bunu
Her zaman uyanık ol kazmasınlar kuyunu
Basiretlidir Millet bozacaktır oyunu
Türk ve Kürt kardeşliği sonsuza dek sürmeli.
 
“Parçala, böl ve yönet” diye kurdular tuzak
Bir anadan kardeştir Kürt, Azeri ve Kazak
Tüm emperyalist güçler dursunlar bizden uzak
Türk ve Kürt kardeşliği sonsuza dek sürmeli.
 
Kardeşliği bozmaya kimsenin gücü yetmez
Seviyorsa gönüller birbirlerini itmez
Ciddi bir kardeşliktir mahşere kadar bitmez
Türk ve Kürt kardeşliği sonsuza dek sürmeli.
 
 
 
48. HEPİMİZ KARDEŞİZ  Mansur Ekmekçi 
 
Nedir bu kavganız, nedir derdiniz?
Âdem’le Havva’dan aynı kardeşiz
Cahil cühelayla aklı gerdiniz
Aynı kandan, aynı candan kardeşiz.
 
Paylaşılmayan şey, var mı ki nedir?
Akıl, fikir, beden hepsi sizdedir
Yanlışı, doğruyu gören gözdedir
Bizi bölenler var candan kardeşiz.
 
Aynı bayrak, aynı sancak altında
Yıllardır yaşarız kardeş tahtında
Bir canda bir kanız, Allah katında
Et-tırnak gibiyiz candan kardeşiz.
 
Cihanda insanlık, muhabbet dolu
Hacı Bektaş, Yunus, Mevlana kolu
Ahmedê Xanî’nin sevgidir yolu
İkilik bilmeyiz candan kardeşiz.
 
İstiklal Harbi’nde, Çanakkale’de
Anadolu kapısı Malazgirt’te
Yemen’de Kıbrıs’ta aynı cephede
Yan yana savaştık, candan kardeşiz.
 
Türk’ün de, Kürt’ünde eşittir hakkı
Birlikte var ettik vatanı, halkı
Ayırmayın dili, din ile ırkı
Ayrılmaz ikili, candan kardeşiz.
 
Yurduma göz diken sinsi hainler
Sokaklara döken yobaz kâhinler
Kimse ayıramaz bunu bilsinler
Ata mirasıyız, candan kardeşiz.
 
Bırakın bu kanlı kazancı gayrı
Servetin ölüye var mıdır hayrı?
Ana yavrusundan kalmasın ayrı
Öteki değiliz, candan kardeşiz.
 
Bizi bize kırdıranlara sözüm
Akılsız yurttaşım, vay iki gözüm
İç savaş değildir, barıştır çözüm
Tek vücutta aynı, candan kardeşiz.
 
 
 
49 Varmı ötesi  Mahmut Çiçekdağı
 
Gönüllere bir kapı açalım iki kelamla
Sevgiyi kardeşliği katalım hal hatırla
Bir kenara atalım farklığı ayrı gayrıyı
Bir beraberliğin göğe yazalım adını
 
Yüreklerde kandilleri yakalım yaşayalım
Türkü kürtü Çerkezi öyle kaynaşalım ki
Gel bir olalım dünyaya bir ses verelim ki
Yarının umutlarını yeşertip kapıyı açalım
 
Çanakkale’de Taarruzda birlik olmadık mı  ?
Hasta halimizle sesini cihana duyurmadık mı ?
Bu yurdun dört bucağında   dost diye yanmadık mı  ?
İhanetin kördüğümlerini birlikte çözmedik mi?
 
Beraberlikle geçmişten geleceğe duvar örmedik mi?
Aramızda ayrım kayrım yok diye kız alıp vermedik mi ?
Beraber ağlayıp beraber gülüp  beraber ölmedik mi?
Üç beş çapulcuya bakıp yıkılmayalım tek olup yaşalım
 
Bir tas çorbamızı bölüşelim düşmanları güldürmeyelim
Yalan inanıp mili birliğe fitneyi sokmayalım dağılmayalım
Türkün kürdün çerkezin toprak bayrak olduğunu gösterelim
Diyelim vatan bölünmez varmı bundan ötesi diyelim
 
 
50. Kardeşim.  Kadir Kaya
 
Yerinde tebessüm sevgide öncü,
Umut kanat çırpar düşe Kardeşim.
Bir  dost  selamıdır nurdan bir inci,
Durma çalış mutlu yaşa Kardeşim.
 
Mustafa Kemalle engeller aştık,
Cephede yan yana bizler savaştık,
Her gelen Bayramda sevindik, coştuk,
Yarına  Kaygımız  boşa  Kardeşim.
 
Yaşantın toz pembe gençlik çağında,
Gururun olmasın benlik dağında,
Tomurcuk  gül açsın gönül bağında,
Elbet gitmelisin hoşa Kardeşim.
 
Misafir yaşarız bizler Dünya'da,
Sevdalar yücedir  yaşar  hülyada,
Yüreğinde aşkın olsun ziyade,
Sıkıntı gelmesin başa Kardeşim.
 
Fikirle düşünce olmasa da bir,
Yurdumda tüm halklar yaşıyor özgür,
Gönlere çekilen  bayrağımız hür.
Kurbanım toprağa taşa Kardeşim.
 
Özdeki  hoşgörü sabırda yatar,
Gülen yüzde kalpler sevgiyle atar,
Dostluk bahçesinde muhabbet tüter.
Selam söyle uçan kuşa Kardeşim.
 
Ne olursan ol, gel  diyen Mevlana,
Hacı Bektaş Velim, öz yana yana,
Yunusun sözleri bak tane tane,
Buyurun sofraya aşa  Kardeşim.
 
Bu can tende iken çok geç olmadan,
Başın  sıkışır da  darda kalmadan,
Gönülden meyledip haber salmadan,
Geliriz biz koşa koşa Kardeşim.
 
 
51 BİRLİK OLMALI  Esat ANIK
 
Birlik olmalı, birlik
Biz kardeşiz, kardeşiz.
Böyle yaşanır dirlik
Biz kardeşiz, kardeşiz.
 
Ne Sünnî, ne Alevî
Hepsi İslâm alevi.
Hem maddi, hem manevî
Biz kardeşiz, kardeşiz.
 
Kürt’ü, Çerkez’ i, Türk’ ü
Söylenecek bu türkü.
Birbirinden yok farkı
Biz kardeşiz, kardeşiz.
 
Biriz desek yetecek,
Ayrı-gayrı bitecek.
Ocağımız tütecek;
Biz kardeşiz, kardeşiz.
 
Haydi el ele verin
İkiliği giderin.
Bunun mânâsı derin;
Biz kardeşiz, kardeşiz.
 
 
 
52  BEN KARDEŞLİĞİM ÖNDER YASİN YILMAZ
 
Ben kardeşliğin en genç umuduyum anne
Kardeşliğe örtünen bu umut da kırgın ve yorgun
Bir kardeşliğin yazgısında buldular beni
Kırgın ve yorgun bir kardeşliğin geleneğinde buldular anne
Kardeşlik kundağında kollarını aç
Annem annem
Bir ılgın sabah senin kollarınla bir mültecinin yüreğine sarılacağım kardeşçe
Annem annem
Kardeşlik yazgısıyla bir çocuğun mazlumlukla kelepçeli kaderine kederine sarılacağım ümmetçe Annem annem
Kardeşlik insanlığa bir güneşin yahut bir çölün rengiyle düştükçe yaşayacağım
Annem annem
 
53  Kardeşlik Yemini Mustafa Işık
 
Sen aklıma düştükçe utancımdan eririm
dağınık yaprağın gibi tarumar olur gönlüm.
Ey, kardeşliğe abide, bin bir yıllık çınarım!
Seni bilmez densize dönmezse dil, yanarım.
 
Uzanmış cümle eller dalındaki yaprağa
Bilirler, top tüfekle girilmez bu toprağa
Rastlayıp her köşede, namert suyu içene
Salarlar kargaları avcıyı av yapmaya.
 
Çark kırıldı, zemberek boşa dönüyor
Gavur ehlinin fitneye gücü yetmiyor
Kardeşi kardeşe nankör düşman kılıyor
Nazarın vicdanımı bin bir parça ediyor.
 
Hainler olmasaydı vurulmazdı sırtımız
Önce dost sillesiyle dövüldü bağbanımız
Namerdi mert sandıydık, kındaydı kılıcımız
Yağmur yağmasa da, kana durdu gözümüz.
 
Yedi düvele sahip ecdadım var, bilirim
Çanakkale’de geçilmeyen, öz vatanımdır
Bayrakta şahit kanı, hasretle kucaklarım
Şiirimde her mısra sevdamın kanıtımdır.
 
Biz bir idik, diri idik, kardeş idik, çoğaldık
Birbirimiz yerine al kana çok boyandık
İt, çakal sürüsünü bu yurttan kovup attık
Hak yoluna verip de canı canan kattık.
 
Van Gölü’nden Palandöken’edir selamım
Kars’ta halayım, Bolu’da kırat, Aydın’da efe
Yüreğimde saklıdır, bin bir yıllık hasretim
Gönle sıcaklık katan Zonguldak kömürüyüm
Destandan, kılamdan, horondan doğarım.
 
Konya’da hakka gönül açan dervişiz
Amasya’da dağı delen Ferhat’a gürzüz
Ararat’a selam duran Memé ‘ye Zin’iz
Eli kınalı Mehmetçiğin kardeşleriyiz.
 
Bağdat’tan Fuzuli’den ne çok selam alırdık
Ahmed-i Hani’den yüz bin kelam alırdık
Hasankeyf’i Alacahöyük’e kardeş kılardık
Kütahya’dan akan pınara ters lale açardık.
Dicle’nin hatırına Fırat’a selam duran güzel
Hiçbir zaman meyletme öz kardeşin kanına
Yoksa düşman sevinir, dostun derinden üzer.
Bu kubbede baki kalan baldan tatlı bir seda.
 
Anamız Anadolu, gonca gül bahçesidir
İnsanlığa açan nurdur, cihana ışık saçar
Şereftir, şandır göğsünde yüreği közdür
Haktan gelene gayrı, yüreğine taş bağlar.
 
Aslını unutan beş kuruşa satar vatanı
Yakar geçmişten şeceresini, üzer atanı
Dosta uzatmaz eli, yabana dayar sırtını
Kardeşlik köprüsünü yıkar da geçer.
 
Vuslatın güzeli hak yol özünde olandır
Nazlı hilalin çehresi siyaha bürünmesin
Bir daha bahar görür mü koca çınarım?
Bize o gururu tekrar yaşat Allah’ım.
 
54 Kardeşlikle Koruduk MEHMET ALUÇ
 
 
 
Kardeşlik baki oldu yollara can bakıldı
Hakkın armağanıdır gönüllere dokundu
Kardeşlikle gelen can kardeşliğe takıldı
Güzel ülkemi canlar kardeşlikle koruduk
 
Şükürler olsun canlar nefreti bizler yendik
İman kardeşliğinin Ruşen atına bindik
Güzel günleri işte biz böyle canla gördük
Güzel ülkemi canlar kardeşlikle koruduk
 
Belki bir an biz düştük gibi sanki göründük
Düşmanı yenmek için bu taktiğe büründük
Zalim sandı ki bizler yerlerde hep süründük
Güzel ülkemi canlar kardeşlikle koruduk
 
Kardeşlik bu imanla göğsümüzde oturur
Zalime kardeşlikle dersi güzel okutur
Zalim olan düşmanın gözlerini oydurur
Güzel ülkemi canlar kardeşlikle koruduk
 
Nurlu gönüller durmuş boşuna mı yaşıyor
Kardeşlik türküsüyle dört bir yana koşuyor
Terörü kardeşlikle yıkmak için coşuyor
Güzel ülkemi canlar kardeşlikle koruduk
 
Gönülde vatan iman kardeşlikle korunur
Zalimin alnına bu kardeşlikle vurulur
Şehadete koşanlar toprak alır nurlanır
Güzel ülkemi canlar kardeşlikle koruduk
 
Ufukta ecdat bakar kılıcı var elinde
Yardım için hakkın nur ismi vardır dilinde
Şahlanmış geliyor bak ecdat nuru elinde
Güzel ülkemi canlar kardeşlikle koruduk
 
Her karışında vatan kardeşlik iman kokar
İmanı gören zalim düşman hemen de korkar
Çanakkale de bizler dik durduk biz kim yıkar
Güzel ülkemi canlar kardeşlikle koruduk
 
Kul Mehmet’im sen daha ne durursun koşsana
Kardeşlik yarışında en ön safta dursana
Terörü sen kardeşlik türküsüyle vursana
Güzel ülkemi canlar kardeşlikle koruduk
 
 
55 Annemizin Kucağında  Arafat Deniz
 
 
amasızdı ortak sevdamız,
bir tas çorbaydı bazen paylaştığımız,
dile gelmeyen gönle gelirdi.
anlaşırdık bir başın iki gözü gibi,
ortaktı niyetimiz ve eylemimiz.
imanımızdı yaşamımız ve kimliğimiz,
henüz yoktu bizi ayrıştıranımız.
husumet şahsi, muhabbet umumiydi,
fark etmezdi ırki farklılıkları halkımız,
bir Hakk'tan halk olunmuştu her mahlukatımız.
bundandı her yaratılana bir muhabbetimiz.
bir taptığımız ve bir kaderimiz,
birden çokluk çıkar ama çoktan birlik çıkmaz.
bir iken güçlüyüz birken çoğuz ve gökkuşağıyız,
değil mi sevgili Ana-dolumuz?
 
 
 
56 İLLÂ KARDEŞLİK  Ali Cem Akbulut
 
Gönül ikliminin duygu ülkesi,
Kardeşlik, kardeşlik illâ kardeşlik.
Vicdan hâkiminin şaşmaz ilkesi,
Kardeşlik, kardeşlik illâ kardeşlik.
 
Erdemler şehrinin batmaz ziyası,
Nebiler matlubu, veli gayesi,
İnsanlık hulkunun kadim mayası,
Kardeşlik, kardeşlik illâ kardeşlik.
 
Dilsiz çığlığının duyulmasıdır,
Ölü duyguların ayılmasıdır,
Birlik bilincinin yayılmasıdır,
Kardeşlik, kardeşlik illâ kardeşlik.
 
Aziz Anadolu hareketinde,
Bektaşi Veli’nin rivayetinde,
Mevlana Rumi’nin hikâyetinde,
Kardeşlik, kardeşlik illâ kardeşlik.
 
Veysel’de “Beni hor görme gardaşım”.
Somuncu Baba’da dağılan aşım.
Çanakkale’deki varlık savaşım,
Kardeşlik, kardeşlik illâ kardeşlik.
 
Ne güzel haslettir hal hatır sormak.
Hatem Tai gibi açı doyurmak.
Bağışlamak, esirgemek, kayırmak
Kardeşlik, kardeşlik illâ kardeşlik.
 
Mazluma batınca bir küçük diken,
Kardeştir canında acıyı çeken.
Aynı ruh, aynı his, aynıdır köken.
Kardeşlik, kardeşlik illâ kardeşlik.
 
Sevgi çeşmesinden içirir tas tas.
Bırakmaz gönülde kin kibirle pas.
Ecdattan evlada hakiki miras,
Kardeşlik, kardeşlik illâ kardeşlik.
 
Budur cümle inanç, dinin emeli,
Huzur binasıdır, barış temeli.
Garibe uzanan yiğitlik eli
Kardeşlik, kardeşlik illâ kardeşlik.
 
Bir adı musahip, bir adı âhi,
Bir adı kirvedir, hısımlık dahi,
Yârenlik, ahretlik, ahbaplık gâhi
Kardeşlik, kardeşlik illâ kardeşlik.
 
Kardeşlik, ikiye bölünen ekmek.
Kardeşlik, gönüle sevgiyi dikmek.
Kardeşlik, zayıfın yükünü çekmek.
Kardeşlik, kardeşlik illâ kardeşlik.
 
Rüsvai’yim birlik yüzler akıdır.
“Ben”lik yok oluştur “biz”lik bâkidir.
Kardeşlik bâdedir, kardeş sakidir.
Kardeşlik, kardeşlik illâ kardeşlik.
 
 
 
57 AYNI TAHTIN SULTANLARI  Derya Mendil
 
Kardeşiz Toprak bizim, su bizim
Ve millet bizim
Kimi zaman yabancı memleketlere konarız
Yuvasız kuş misali Yine de bakarız aynı gökyüzüne
Yine de bölüşürüz aynı ekmeği
Kardeşiz İnancımız, kitabımız birdir bazen
Bazılarımızın elbette farklıdır rengi
Dini ve de örfü, geleneği
Eğer dünya kavgasına son veriyorsak
Yine kardeşiz
Ve yine aynı saftayız dimdik
Kardeşiz
Ellerime ellerin, yüreğime yüreğin güç verir
Kimi zaman tarlada çapa sallar, aynı basırı paylaşır
Kimi zaman çorak topraklara aynı suyu verir
Ve kimi zaman aynı amaç için savaşırız
Ve yine kardeşiz
Paslanmış zincirlere vursalar da
Kardeşiz
Türkümüz yankılanır arşlarda
Aynı evin bekçisi
Ve aynı gülün dikeniyiz
Başkadır gardaşların Güneş'i
Ve başkadır onların destanı
Ve bilmediğimiz insanlıkları
Kardeşiz Birbirimize sımsıkı tutunuruz
Kimseye yan gözle bakmayız
Ve kimseyi kırmayız
El uzatırız daha nice bizlere
Ve ailemiz büyür, büyür
Kocaman bir çınar olur gözleri büyüleyen
Kardeşiz
Yalnızlığımız bir, acılarımız bir
Birbirimizden haberimiz olmasa da
Ruhumuzun güvercinleri selamlar hepimizi
Ve ölüm haktır hepimize
Ve dünya hayatı son bulsa da
Gardaşlığımız ebedidir
Kardeşiz
Külçe külçe altınlar verseler ne yazar
Mal, mülk kimin umrunda
Çivi çakmadık ya dünyaya
Biz gardaşız
Bir o kadar gerçek ve bir o kadar da hayal olan
Ve bizler aynı tahtın sultanlarıyız!
 
 
58 Bir Gece                        Esvedi
 
Sen kokuyor yıldızlar bu akşam
Hepsini içime çekesim geldi
Giderken yarım bıraktığın sevdam
Yıldızlara anlatasım geldi
 
Yürüyorum sensiz sakin yollarda
Sensizliğin kokusu var havada
Misafir olduğum bu diyarda
Azraille dost olasım geldi
 
Attığım her adımda izin var
Gölgenle unutulmaz hatıralarımız var
Beraber düşlediğimiz hayaller avucumda yar
Hepsini etrafa savurasım geldi
 
 
59 Kardeşlik Hakkın Bize Bahşettiği Ortak Dil  Hamit Hayal /
 
I.
Kardeşliğe koşanlar başları dik yaşarmış,
Hayata başka bakmak, ayrılığa neden mi?
İnsanlık benliğinde var olmayı başarmış,
Ruh mu daha önemli, yoksa toprak beden mi?
 
Allah’ı bir kitaptan okuyan bu ak millet
Ne zaman bir birliğe etmişse önce secde;
Arşa yükselen başla, tatmadan bir gün zillet,
Bir ve beraber olmuş, gelmiştir içten vecde.
 
Uzak kalmanın Haktan tek sebebi ayrılık,
Nice mazlum milletler talihin kör gözünde;
İşte, fikirde, güçte çözülmekse sayrılık,
Birlikte rahmet vardır, dirlik onun özünde.
 
Çağlar aşan yolların ucu kaldıysa siste,
Ya idrakte çözülme, ya da emeller başka.
İman ile dirilmek, yücelmek süslü histe,
O zaman döner sevmek ortak vatanda aşka.
 
Tarih ne diyor bize, akıl nice buyurdu,
İdealler yok olur, aklı örtmezse cinnet;
Bir tek kadere tabi olanların bu yurdu,
Allahın bahşettiği dünyadaki son cennet.
 
Bir ibadet misali gönül verirsek taat
Bu rengin coğrafyada var olmanın tadına.
Türklük bir kahramanlık öyküsünün adıysa,
Kürtlüğün özünde var hakikate itaat.
 
Gönül kapılarını açar Kafkasya eli,
Bir gün Hakikat olur Çerkezlerin niyazı.
Lâzların diyarından esti sevdanın yeli,
Pomaklarda tattık biz Balkanlarda son yazı.
 
Bir ayrılık korkusu kalplerdeki tek ağrı,
Ey bu toprakta mağrur, başı dik yüce insan.
Hacı Bektaş’tan mesaj, Yunus Emre’den çağrı,
Hükmün gücü değil mi Mevlana’daki lisan
 
Bir hayalin peşinde, öznesi ortak düşün,
Gönül vermiş insanı etmişiz de başa tacı.
Malazgirt’te yazılan destana bak ve düşün,
Çanakkale’de yakan yangınlar ortak acı.
 
Bin senelik öz yurdun bağıyla ördük aşkı,
Kardeşlik kültürümüz tapu, senet ve izin;
Biz Ahmedi Hani’nin dilinden gördük aşkı,
Gönül hikâyemizin paydasında ” Mem u Zin”.
 
Kurtuluşta sırt sırta, omuz omuza idik,
Vicdanlara bühtandır ortak tarihi silmek.
Kardeşlikle yüceyiz, mağrur ve başımız dik,
Bizim asla olmadı boynumuzda bir ilmek.
 
Ortak hasretimizin kutsal ve süslü özü,
Belki de en güzel şey dünyada gelen başa.
Bir olmak destanının sırrındaki bu sözü
Kanlarımızla yazdık, işledik bengi taşa.
 
İnsan değil mi Hakkın indinde en hoş ayet,
Bu yüzden bu vatanda yeniden kök saldı Nuh.
Bir olmak, iri olmak, diri olmaksa şayet,
Bu yüzden Hacı Bektaş ocağında pişti ruh.
 
II.
Bu topraktan kök almaz, canlarıma el diyen,
Belki pusuya yatmış melun olmasın sakın,
Asırlardır el açmış dergâhına;  “Gel”, Diyen,
Mevlana’daki aşka kimler var bizden yakın.
 
Var olmak kavgamızın ortak öyküsü tarih,
Gücün başka adıdır bu toprakta olmak hür.
Aynı kaderle doğmuş ve ortak aynı talih,
Kardeşlik andımıza dünden vurulan mühür.
 
Yine böyle bir asrın yakan çilesinden zor,
Yaşamak çıkmazında melûl mahzun ağlar da;
Biz beraber ne idik düşün, Sakarya’dan sor,
Çoban ateşlerini yaktığımız dağlarda.
 
Adına Anadolu denen bu kutlu diyar,
İnsanlık vicdanında özneden bir meziyet.
Her kim ki bu öyküde birbirine kardeş, yar,
Sevmekten daha yüce var mı bir medeniyet?
 
Edirne yalnızlığın, Ağrı yoksulun mülkü,
Ve belki Gümüşhane bugün garip bir şehir.
Muhakkak hakikate dönecek yüce ülkü,
Bir gün gülecek bahtlar, tersine akmaz nehir.
 
Bebekler beşiklerde nice emin uyur da,
Eminim ki kırılmaz artık kuşlarda kanat.
Nice mutlu yarınlar hazırlamış bu yurda,
Rabbin sıfatlarından ilham almış ta sanat.
 
Bu toprakta öteki olmadı, olmazda hiç,
Diller dinler ve cinsler, farklı tonları rengin.
Ne çözülsün kardeşlik, ne yarım kalsın sevinç,
Direniş burada güzel, tahammül burada engin.
 
Dünyanın yoksa eşi, bu vatanda bir ve tek,
Kahreden yoksulluğu yenmek olsun ahtımız.
Her yüzü bir çiçek say, bal verir petek petek,
Helal ve hak irfanla yücelmez mi bahtımız?
 
İzin mi vereceğiz, bizi yensin nefsimiz,
Neden yaratıldık biz, neden vardır şu insan?
Muhakkak ayrılıklar olan biz dört mevsimiz,
Anlamak ve anlaşmak için değil mi lisan,
 
Zorluklarla imtihan bu milletin kaderi,
Mevlana’nın çilesi saymak gerek her közü.
Kardeş bilirsek şayet sevinci ve kederi,
Yenilmeyi yenmek ve yücelmek aşkın özü.
 
Taşımak gerek çağı baştan başa gönülde,
Ruhu olmayan bir öz ve bedensiz yaşamak;
Dikenler var şüphesiz bu toprakta ve gülde,
Gayemiz olmamalı bir nedensiz yaşamak,
 
Ne varsa bu toprakta bizi mutlu etmeyen,
Manayı görmüyorsa, körse şayet gözümüz;
Hangi kardeşlik vardır birbirine yetmeyen,
Evet hiç mi pişmedi, hala ham mı özümüz?
 
Ey adına Türk denen yüce soydan kardeşim,
Bu toprakta kavim ve kardeşlik bir’in tadı.
Ey adına Kürt denen, kutlu boydan kardeşim,
Çerkezlik bir meziyet, Lazlık kaderin adı.
 
III.
Kalem dökerken nice irfan yüklü satıra,
Ne çöker kara toprak, ne yarılır göklerde.
Sahip olunan kudret, nice rengin hatıra,
Var olmanın sırrını kader saklar köklerde.
 
Hatıralarla dolu çağları edemem ret,
Huzur ve mutluluğa koşan yollar tarihte.
Her sevinçte bir hüküm, her acıda bir ibret
Bitecek gözyaşları, dönecektir talih de.
 
Kardeşliğe yürüyen yolu açmakmış infak,
Her kim ki Yaratandan birlik, dirlik diler de;
Hasret türkülerine kurşun sıkmasın nifak,
Gönülden iman ettim, güzel günler ilerde.
 
Anadolu denilen şu dört süslü hecenin,
Huzuruna saplanmak istenen kör bıçağı;
Şafaklar iman etmiş, hükmü nedir gecenin,
Gafletinden kurtarmış, başlarken yeni çağı.
.
Sarılmaktır Allah’ın ipine, düşmez o şan,
Ben iman ettim elbet bir Türkiye gününe.
Kahramanlık birliğe, dirliğe namsız koşan,
İmana bürünmek ve sahip çıkmak dününe
 
Hayat bizle el ele, ürpermek bizden uzak,
Ne bu millet o millet, ne bu il o il değil.
Yarın bizi ne bekler korkusundaki tuzak,
Bir kısacık rüyanın kullandığı dil değil.
 
Saati çoktan kurmuş atam dünden emele,
O mutlu asırların uykusunda son demi.
Mevlana son harcını işliyorken temele,
Bakmak gerek yürüyen kervan doğru yönde mi.
 
Henüz şehitlerimin gelmedi son uykusu,
Yenmek karamsarlığı, sevinçlerle dolmak var.
Nice hasretlerimde kucaklaşma duygusu,
Yenilmez hislerimde yarınlarda olmak var.
 
Muhakkak ki gönüller aşkın son dergâhında,
Hangi ırk ve hangi dil, hangi dindense iman;
Şu gönül yurdu toprak aşk olup sergahında,
Hiçbir ayrım yapmadan, kucaklayan bir liman.
 
Gönüller fethetmeli, yüceltmeli insanı,
Birlik yüklü kervanlar diyar diyar ve il il.
Ne fark eder farklıysa bazısının lisanı,
Kardeşlik hakkın bize bahşettiği ortak dil.
 
Hayata mı yenildik, sevincimiz mi ölgün,
Öyküler mi yazıldı tarihimizden de yaman?
Burada söktü şafak, bu toprakta döndü gün,
Bir kaderin hükmüne meyletti burada zaman.
 
60.   VATAN BATMAN  Fahrettin Erdem
 
Barış’la binmiştik
Biz bu trene
“Göğe Selam” vermiştik
Kurtalan ekspresinde
 
Gece karanlık
Dağlar “Aydınlık”
Yıldızlar parlıyor bak
Hasankeyfin semalarında
 
Yüreği delen
Yanık bu uzun havada
Bir yavuklum
Bir de Batman gelir aklıma
 
Dicle akar yana yana
Hasret kaldık
Barış’ın şarkılarına
Kana kana 
 
Vur davulcu tokmağı
Kuzular doğuyor merada
Mor sümbüller açıyor yaylada
Güneş baharı müjdeliyor
Batman ovasında
 
Çal zurnacı çal
Ne duruyorsun halaybaşı
Mendilin biri ak
Biri al
 
Atbaşı dervişlerle dolu Raman
Bir atbaşı sabır
Bir atbaşı sevgi
İnip kalkan
Zikirleri sinemizde
Nabzımız atıyor
Batman Batman
İşte Vatan işte Vatan
 
 
62 TUT ELLERİNDEN KARDEŞ SELAMLARIN  BURÇAK KIZILTAŞ
 
Mutluluğun yarınları yok ey dost !
Tut ellerinden kardeş selamların
Umudu avuçlarına sıkıştırmış, mağrur bir çocuk
Memleketin barış rüzgarlarından habersiz
Gün batımına vuruyor gök
Sıcak tebessümler
Ufuk çizgisinin, görünmeyen maviliğinde saklı
Koca cihanın düzeninde
Beşeriyet tecrid edilmiş ey dost !
Aynı topraklarda yetişen birer ekiniz
Siyaha yüz tutmuş her şeye inat
Yeşilin binbir tonu değer dallarına
Kardeşim, yoldaşım, yurttaşım !
Ey gönül güzelliğine intizar eylediğim
İnsanlığın kulağı her çağrıya sağır
Dinle çiğdeci kuşun apansız çığlıklarını
Boşuna çırpınış dedikleri bir rivayet
Bu vatanı niceleri sardı dört bir koldan ey dost !
Tut ellerinden kardeş selamların
 
Mutluluğun yarınları yok ey dost !
Bir fotoğraf karesiydi günü yakalayan
Son pozumuz bu !
Tut ellerinden kardeş selamların
Tek başına göç eden bir Turnayım
Sensiz yalnız bir çınar ağacıyım
Gölgeme itimad eyle
Gel !
Yalnızlığa sirayet ettirme beni
Bağrına basmayı bekleyen binlerce vatan evladı var seni
İşte ey dost !
O vakit bir olur bastığımız bu topraklar
Eller bilmez bizi
Dipsiz denizlerimin kardeşi
Gün ağarır, arkandan ağlar niceleri
Göğü bulutsuz bıraksa da kimileri
Tut ellerinden kardeş selamların
 
 
 
63.  Vaveylam    Mehmet Yaşar Genç
 
Kalbim kanar her gece, estiğinde gurbetim
Yükün atar üstüme, adımlarım bezdirir
Yittiğim sokağımda yârim ağlar, ben yetim
Acz içinde derdimi diyar diyar gezdirir
 
Alın terim süzülür, demlenir gözlerimde
Bilmiyorum, ne zaman suskunluğum dinecek?
Sırlı düşüncelerim derlenir sözlerimde
Neden şimdi sorgusu, yokluğum bilinecek
 
Vaveylamdır duyulan, söyler bütün dağ dere
Arkımı doldurarak; aksam sonsuz değere
 
Rüyalarım amansız, yokluğa sürüklendim
Korku, yalnızlığımın döküldü saçlarına
Yürürken yangınları dikenleri yüklendim
Nice bozgunlar değdi dilimin uçlarına
 
Durmadan anlatsınlar hikâyemi, sevmiştim
Nam-û nişân istemem, yıldızlar bana yeter!
Eşiğine bendeyim, dövdü, tavında piştim
Yaşadığım hasretlik mısralarımdan tüter!
 
Her yanımı sararken uyanan sabahlarım
Adına otağ kurdum, dinecek ah vahlarım
 
En zorlu yolculuğa çıksın gönül katarım
Çetelesin tutarım geçtiğim her durağın
Bütün bir geçmişimi uzaklara atarım
Edeple yuy gönlünü, ürkütüyor kurağın
 
Şarkın en özlü sözü, minaremde hilâlsin
İkindiden; akşama aşikâr gördüm seni
Şiir iklimlerimi değiştirecek hâlsin
Sözümü harmanlayıp müjdeye yordum seni
 
Pusatsız düştüm yola, sorma sakın nereden?
Aslım vefalı dağdır, mayam ki sağlam yerden
 
Leylâ seferim oldu, acım düşer her yana
Kaçıyorum kendimden gölgemi bırakarak
Banarım sessizliği gözlerimle yan yana
Ruhumun sokağından sonsuzluğa çıkarak
 
İliklerim üşürken sükût kaldı dilime
Vadilerim doldurur ırmağımın akışı
Evvel zamanlarımdan yâr uğrar mı ilime?
Yeniden resmetmeye bu delice kalkışı
 
Kuşku çadır kurarken içimde yamacıma
Beyazın sürmeliyim en kutlu amacıma
 
Kitabını okuyup sarındım kefenime
Dualarım toplayıp göklerine sığındım
Sabrım cemreye muhtaç, kem bulanmış tenime
Rabbim! Sen olmasaydın, dert bürünmüş yığındım
 
Söz libâsın giy gayrı asla kaydın silinmez
Başka çâre ararsan uğramaz sana öğüt
Güneş batana değin kıymeti mi; bilinmez?
Kıbleni doğrultursan filiz verecek söğüt
 
Ayağım değmemiştir hiçbir zaman kirlere
Şanına layık mısram ulaşsın şehirlere.
 
Not: Rahmetli şair ağabeyim Vahap Akbaş’a ithafen
 
 
64 ÇALSIN ARTIK SAZIMIZ   Arif Sarıtürk
 
Mevlana, Veysel Karani yolumuz
Birlik aşkı ile yanar bağrımız
Yunus ile Hacıbektaş çoğumuz
Bunları bilmezsek başlar sızımız.
 
Bak kardeşiz diyor bizim dinimiz
Mazluma hiç olmaz inan kinimiz
Ayrılmaz olmuştur artık genimiz
Birlikte yücelir gadam şanımız.
 
Fitneler birleşip bize çöküyor
Çınar fidanımı nasıl söküyor
Analar feryatla ağıt döküyor
Saçlarını yolup ağlar bacımız.
 
Zap la Menderes’te şimşekler çakar
Endamı düşmanı kahreder yakar
Meriç ile Dicle coşarak akar
Bunlar bizim oğlumuz la kızımız.
 
Malabadi Hasan-keyf’ i bizimdir
Tarihe bak her yerdeki izimdir
Ceddimin neslini ağlatma dindir
Ezelden yazılmış alın yazımız.
 
Şunlar bunlar diye kinle bakışır
Yaran var diyerek, başımı kaşır
Çok ağladık gülmek bize yakışır
….. çalsın diyor artık sazımız.
 
 
 
65 OKUNTU İBRAHİM ŞAŞMA
 
Ne rengine baktım ben, ne ırkına, diline.
İnsanı insan yapan, muhabbettir biline.
    Dönemem ki sırtımı, kardeşimin yüzüne,
    Uymuşken Mevlana’nın çağrısına sözüne.
            Dergâhında erenler, gel diyordu inatla.
            Ne garip uçmuşum ben, olmayan bir kanatla.
                        Yunus’un heybesinde, mutlak bir sevgi vardı.
                         Sevgi âdeme namzet, sevgi âdeme yârdı.
                                   Havva’nın yüreğinde bu ızdırap çok erken.
                                               İlk kardeş kavgasına, Kabil imza atarken
Mahşeri kalabalık, sanma ki dünya dardır.
Kardeşimin gönlüme, sığacak yeri vardır.
                                                                       Ey insan silkin artık, kin senin harcın değil.
                                                                        Bir kere de büyük ol, aşk nazarında eğil.
 
Aşk varsa yakmaz ateş, boğazı bıçak kesmez.
Aşk varsa İbrahimler,  aşkı bilene küsmez.
            Aşk varsa öz yurdumda, gözlerden yaş kesilir.
             Cümle nifak odağı, kahrolur taş kesilir.
                        Zemzem membaı olur, aşkla dokunduğun yer.
                         Ey insan cümle cana, yüreğinden bir yer ver.
                                   Sevgi ayın şavkıdır, o şavkla ışır didar.
            Büyüktür insanoğlu, kucakladığı kadar
Dinlerin kardeşliği, gönüllerin son akdi.
Bekliyor Ehl-i Germuş, ezanı iftar vakti.
Süryani, Arabı Kürdü, gönül tartısında denk.
İbrahimî bir şehri, ne kin beklesin ne cenk.
Mezhepler kucaklaşıp, kenetlendikçe her din
Ey âdem sen o vakit, aşkın sırrına erdin.
 
Göçmen kuşlar tek değil, yalnız gezmez bulutlar.
Dallar bile baharı, cümle filizle kutlar.
            Yağmurun bir katresi muhabbetten oluşur.
            Her biri birbiriyle yeryüzünde buluşur.
Sürgülü kapıları, sen çal da açar yunus;
Kardeşliğimiz kadar, var mı başka okyanus?
            Birlik duygusuyla biz, bir katreye sığarız.
            Batsın diyene inat, yeni baştan doğarız.
                        İkiliğin kastına akıl ermez sır ermez.
            Ayrılık tohumları bu toprakta yeşermez.     
                   Benden çıktıkça ben biz olmaya yürüdüm.
                   Gök kubbem karanlıktı, ay şavkıyla bürüdüm.
          
                      
Bakma elmiş, yabanmış, bakma akmış karaymış.
O bakış ki cihanda, kapanmaz bir yaraymış.
      Karayı kara yapan, o karadaki akmış.
      Maharet meğer ise, birlikte yaşamakmış.
Aynı örsün altında dövülür hilalle çan.
Bu yurt  ateşe suya bir kucakta yer açan.
            İnsan sevdiği kadar, hoşgörüsü kadardır.
            Sevdasız yüreklere, şu feza bile dardır.
                        Nemrutlar eksik olmaz, canlara zül eyleyecek
                         Kalplerde bir aşk vardır, ateşi kül eyleyecek.
        Birlik, cümle düşmana tek başına bir ordu.
         Nazenin yüreklerin, mümtaz kalplerin yurdu.
                                                                         Sevda benim bayrağım, gönül kalemde sancak.
  O düşerse burcumdan, öyle düşerim ancak
 
                                                         
Kudret kalesinin tek anahtarı akıldı.
Erenler ki huzura birliği mutlak kıldı.          
Muhammed-i bir buyruk hoşgörü ve tevazu.
 Darağacınca olsun hırs ihtiras ve arzu
            Kor ateşin katreye dönüşünün sihri ne?
                                   Bir gel de idrak eyle, peygamberler şehrine.
                        Uçsun ak güvercinler gök semasında şehrin.
                        Suyu var gagasında,  sevda denen o nehrin.
                                   Şartı koşma ey âdem, aynı din, aynı dili.
                                   Yak artık hoşgörüyle, o nurani kandili.
                                               Muhabbet kalesinin şarttır artık imarı.
                                               Dülgeri sensin âdem, sensin elbet mimarı
                                                       Muhammed-î emanet, emir Dest-i kudretten.
                                                                              İnsan birlikle mamur, sanma kemik ve etten.
 
Birlik aziz bir yolcu, mihmandarıydı ruhun.
 Selamete götüren gemisinde o Nuh’un.
            İsa’nın elinde Âsa, Ali’deki Zülfikar.
            Birlik,  yüce dağların zirvesini tutan kar.
                        Ben demedi o asla, biz diyerek yakardı.
            Yusuf’u kör kuyudan yine birlik çıkardı
                 Âdem yıksın kibrini, kör nefsini bağlasın.
      Ne bir İbrahim yansın, ne Zeliha ağlasın.
Yan sende yananlarla, yandığın kadar hürsün.
Yan sevginin nârında âlem bir ışık görsün.
                                                            Çatlamış dudaklara çoban çeşmesinde su.  
                                                            Cümle insanadır bu kardeşlik okuntusu…
 
 
 
66. BİR OLMAK GEREK  Melek TEMEL
 
Birlik kazanında, dirlik aşında
Şifa niyetine tuz olmak gerek
Gönül sayfasının satır başında
Sevda destanında söz olmak gerek
 
Ayrı iklimlerde, ayrı illerde
Türlü lehçelerde türlü dillerde
Tütmeyen bacada kalan küllerde
Sönmüş ocaklarda köz olmak gerek
 
Yunusun sözünden, Veysel gözünden
Evliyanın, embiyanın izinden
Sabır tezgahının erdem bezinden
Sarıp yaralara uz olmak gerek
 
Ayrı name olsak aynı tellerde
Yediveren olsak açan güllerde
Misali kuruyan ıssız çöllerde
Yanan yüreklere buz olmak gerek
 
Melek Temel sevdalıdır vatana
Rahmet olsun bu toprakta yatana
Elde bayrak dağda tüfek çatana
Ana, bacı, kardeş, kız olmak gerek
 
 
 
 
67 BEŞİĞİMİZ ANADOLU         Tahir EKER
 
Dostluk duvarlarının, harcı toprağı taşı,
Dayanışma imece, beşiğimiz var bizim.
Geçinmenin dirliğin, insan olmanın başı;
Konuğa açık kapı, eşiğimiz var bizim.
 
Ötesini bilmem ya Hititlerden beriye,
Savaşlardan kalanlar, hiç bakmadan geriye,
Sevgiyle oturmuşlar, bir posta bir deriye.
Türkü hoyrat söyleyen aşığımız var bizim.
 
Bir kişinin acısı, herkes de ince sızı.
Gel, el ele verelim, kaybetmeden bu izi.
Bahar bayram toy düğün, coşku sarmalı bizi.
Kopuzumuz sazımız, koşuğumuz var bizim.
 
Dört mevsim de cennettir, hele bahar yazımız!
Çalışır üretirsek arşa çıkar hızımız.
Barış olsun oğlumuz, huzur olsun kızımız.
Anadolu denilen, beşiğimiz var bizim.
 
Korku keder düşmesin, kisenin yüreğine,
Birliği bozmayalım, bakalım gereğine,
Hiçbir karanlık emel, ulaşmaz ereğine.
Kemal Ataturk gibi ışığımız var bizim
 
 
68. KAVLÜKARAR EDELİM KARDEŞLİĞE   Meltem Kara
 
“Kardeşlik”tir konusu barış sevdalısı bu şiirin,
Duymayanı kalmasın bu yürekten seslenişin,
Sevgi ve neşe dolsun, mutluluk kaplasın için,
İnsanlık neden savaşmıyor sadece barış için!
 
Dünya bir bütündür, sınırlar çizmek niçin!
Değer ver insana, kardeşinle iyi geçin,
İnsan olan kıyamaz hayatına bunca gencin,
Saygı duy insanlığa, gelmeden son nefesin!
 
İncitme incinirsin, yaşarken dövünürsün,
Herkes farklı düşünür, önemli değil görüşün,
Sen yeter ki anlamına var kardeşlik ve özgürlüğün,
Barış dolsun yüreğin, şerefle kabarsın göğsün.
 
Mutlu olsun tüm insanlar, ağlamasın analar,
Daha yüce duygu yok insanın vicdanı kadar,
Yaşasın kardeşlik, kahrolsun bencillik ve çıkar,
Bir farkımız olmalı; insan değil ki bir şikâr.
 
Böyle gelmiş, böyle geçmesin seneler,
Şiar olsun hoşgörü, çevrilmesin uzanan eller,
Dil, din, ırk fark etmez, kenetlensin tüm kardeşler,
Kardeşlik ve adalet yolunda arayalım çareler.
 
Değer verelim eğitime, sevgi aşılasın öğretmenler,
Geliştikçe beyinler, elbet gelecek güzel günler,
Güneş doğsun dünyamıza, gece bitsin; çekilsin kamer,
O zaman sorun biter, kurulur tüm dengeler.
 
Kavlükarar edelim kardeşliğe,
Uyanalım uykudan, uyalım bu yemine,
Nereye kadar sürecek kin, nefret ve öfke,
Lanet olsun teröre, ne geçti eline!
 
69 SELAM OLSUN MEMLEKETİME  Samet Civan
 
Kuşlar uçuyor iklimini kaybetmiş coğrafyamdan
Bozkır tarlalarının üzerine ülkemin
Selam olsun koyunlarına yaren olan çobanıma
Selam olsun kardan kapanmış köy yollarında
Pencere kenarlarında asker yolu gözleyen
Nişanlı köy kızlarına
Selam olsun Diyarbekir’e
Selam olsun Mardin’e
Ege’ye,Akdeniz’e
Selam olsun memleketimin gürül gürül akan derelerine
Bir de nur kokulu,taze bahar iklimi taşıyan ninelere selam olsun
Şairler diyarı Kahramanmaraş’a,yedi güzel adama
Beni unutma diyen Ardahan’a,Kars’a,Iğdır’a
Buram buram türkü yayan ciğerlerimizin içine
Bozkırın tezenesine,Kırşehir’e,
Aşkı dolduran içimize Gölcük’e
Güzel kızlarına şiirler yazdığım İzmir’e
Ayrı ayrı yedi iklim,ayrı ayrı yedi bölge tüm ülkeme
Selam olsun memleketime
Selam olsun kardeşlerime
Son vatan toprağı Hatay’ıma
Şınak’a,Hakkari’ye,Batman’a
Askere sahip çıkan yetim analara
Babalara,gelinlere,kardeşlere
Büyüklerin ellerine,küçüklerin gözlerine
Bağlara,bahçelere
Meyve veren ağaçlara
Vurdu mu yeri titreten efelere
Topal Osman’a,İpsiz Recep’e,Karayılan’a
Selam olsun tüm yiğitlere
Selam olsun vatan yolunda ölen tüm şehitlere
Şems’inden ayrı düşen Mevlana’ya
Muş’a,Bitlis’e,Erzincan’a
Selam olsun Trabzon’a
Selam olsun balıkçılara,
Çiftçiye,
Alın terini yanında taşıyan emekçiye
İlkokul çocuklarına
Üniversite talebelerine
Ay’ına,yıldızına
Selam olsun Türk bayrağına
Selam olsun
Selam olsun
 
 
70 ADIMIZ MÜSLÜMAN     Emre Tiryaki
 
Her birimiz doğsak da farklı anadan,
Ey müminler! diye sesleniyor bize yaradan.
Onun huzurunda eşittir soy sop ve farklar,
Birbirimize karşı tek üstünlüğümüz takvadan.
 
Türk, Kürt, Laz, Çerkez diye bölünmeyelim. Aman!
Bizim tek bir adımız var o da: Müslüman!
 
Rabbim kavimlere ayırdı birbirimizi tanıyalım diye.
Birbirimize duyduğumuz bu öfke bilmem ki niye?
Kardeşlik dininde haram kılınmıştır,
Sünni’nin kanı Alevi’ye, Alevi’nin ki Sünni’ye.
 
Türk, Kürt, Alevi, Sünni diye bölünmeyelim. Aman!
Bizim tek bir adımız var o da: Müslüman!
 
Bizi bize emanet etti kutlu Peygamber.
Kurandır bize doğru yolu gösterecek rehber.
Beş vakit dizilince saflara birer birer,
Hep bir ağızdan söylemiyor muyuz Allahu Ekber.
 
Türk, Kürt, Doğu’lu, Batı’lı diye bölünmeyelim. Aman!
Bizim tek bir adımız var o da: Müslüman!
 
Ayıramazlar hep birdir bizim sağımız, solumuz.
Hepimizin yurdudur şehit kanlarıyla yoğrulan Anadolu’muz.
Farklı olsa da dilimiz, bölgemiz, boyumuz,
İstikamet belli yüce Yaradan’adır yolumuz.
 
Türk, Kürt, sağ, sol diye bölünmeyelim. Aman!
Bizim tek bir adımız var o da: Müslüman!
 
Gelin birlikte kuralım Anadolu ocağını.
Bir olursak yükseltiriz İslam sancağını.
Müslüman müslümana kardeş olursa,
İşte o zaman hak ederiz Peygamber kucağını.
 
Ey müminler! diye sesleniyor bak bize yüce Yaradan
Bizim ‘Tekbir’imiz var ondan gerisi hep yalan.
 
71 Ev  Galip Sertel
 
 
"Ev yıkanın evi olmaz"
                                    Anonim
 
Bu ev!
Sabahtan beri bu evin içine
bir ihanettir akan sarı kara
senin bildiğin yanık anızdan daha isli kara
çocuklar gene hep öyle
güle oynaya gül bağlamışlar uçurtmaya
inip biniyor bulutlara
"Hayra alâmettir" diyor ihtiyarlar ve lâ illâhe illâllâh
bu bir yağmur duası ve şimdi
semada bulutların en alâsı
mısır tarlasının başına konmalı
yakarışlar su olmalı ey Fuzuli
su kasidesi
bol bol su...
Ne oldu?
Ne oldu da Yarabbim şu yazılanlar hep oldu.
Bir cennet yazılıydı o zaman evin kapısında
avara tarlalar bile umutlanırdı yazdan yaza
açtık
çıplaktık
soğuktuk
köpekler ulur uluuur
Türk'ü,Bulgar'ı birbirimize çoook çok sokulurduk.
Gerçekten
bir cennet yazılı mıydı o zaman kapılarda?
Küçüktük
büyüdük
kapıları kapattık
göç gemileri gelir geçer
biz hep geç kalırdık
ve şimdi oralarda
Tuna Boyları'nda ne kadar cehennem varsa
sen yolla bana
biz kıyametlere alışık
soykırımlı sürgünlerde ölümleri aştık...
Demokrasiler
varsın ağlasın bugün sular buz tutunca
sevdiğimiz toprak aynı topraktı
çok görüldü ömür boyu talihsiz özveriler
dil dağlandı acı sözlerle yokuşlar burcunda
yokuşları iniyorum
yokuşlardan inenleri biliyorum
sürü sürü
çığlık çığlık
renkleri biliyorum
renkler biraz daha soluk
renkler biraz daha sarı karaya çalık
ve uzadıkça bu yağmur duası
biraz daha uzaklaşıyorum bu evden
daha birazcık...
Bu evde herşeyimiz satıldı mezatla
evin içi boş
dolaplar,raflar, duvar yastıkları boş
dışarıda tarlalar,başaklar,bulutlar boş
uğursuz bir boşlukta
oyalanıp duruyor çocukların uçurtması
umut dolu
gül kokulu
Nuh'un gemisi geldi gelecek
kalk gidelim Necibe
sen bilirsin bu zaman
bu zaman oyalanma zamanı değil
hiç de değil bu evde...
 
 
 
72 ŞİMDİ NE ANLATSAM İNANMAZSINIZ  Bülent Top
 
İsa ile beraber doğdum görmediniz
ben Meryem’in cami avlusuna bıraktığı çocuk
fareler okşadı ilk kez bedenimi Hindu tapınağında
kutsal bir inekten içtim ilk sütümü buluttan yatağımda
ve Kabe’nin dibinde öldüm yalnız kimsesiz
bir tek ahlat ağladı halime, siz bilmezsiniz
ben Muhammed’in perçemine dokunmuş çocuk
şimdi ne anlatsam inanmazsınız
 
ben çizdim piramitleri Mısır’da oysa; ne çok öldünüz
Firavunla yan yana,  yana yana yatarız; sessiz sitemsiz
çok dolaştık Çelebi ile evliya koydum adını
Mevlana yoruldu düşünmekten, o söyledi ben yazdım
Ferhat tükendi delerken dağı, o dinlendi ben kazdım
Yunus’u yalnız sanırsınız, ben onunla çok gezdim
Veysel size şaka yaptı, o ezgiydi ben gözdüm
aslında siz beni bilirsiniz,
bilirsiniz ama
şimdi ne anlatsam inanmazsınız
 
bir mimar vardı, adı Sinan kendi umman
o başladı ben bitirdim kubbelerini
bir Hazarfen vardı, adı Ahmet kendi yaman
ben ittim Galata’dan siz görmediniz
benim adım insanoğlu aslında tanırsınız
tanırsınız ama
şimdi  ne anlatsam inanmazsınız...  
 
 
 
73  UHDE VATAN         Ayhan ERTUÇ
Uludur,  kutsaldır, şanlı milletime meskendir bu aziz vatan,
Hal böyle olunca uğrunda şehadete ulaşmak ister insan,
Dokunmamalı, el uzatmamalı  bir karış toprağına düşman,
El açarak yalvaralım Mevla’ya   ,koruyup kollasın  Yaradan.
 
Varlığın ki namustur, aştır ,ekmektir , sudur ,hazinedir bize,
Atam ,dedem, hatta ninem , göz dikeni getirmiştir bir bir dize,
Ta asırlar evvel mirastır, çiğnetmem ,almışım ölümü göze.
Alçaklara, hainlere yer yok ,düşme kardeşim sakın ha acze,
Ne olur helal gelmesin asla, birliğe ,beraberliğe, öze.
 
Ulusumuz yurdunda her daim payidar kaldı, daim kalacak,
Hüsrana uğrayacak tüm hasımlar, aman dileyip kan kusacak,
Dar gelecek yer gök neslimize, şahit ol, tarih bizi yazacak,
Elde kuran, gönülde iman, sabret  sabret ,zafer bizim olacak.
 
 
Vaktiyle Alparslan’dan  devraldık bu bayrağı ,düşer mi  arkadaş,
Allah ve peygamber yoludur bu, kulak ver ilahi sırra sırdaş,
Ta ezelden  kavlimiz bir, mazlumun hakkı için, zalimle savaş,
Ayrılsa  da ruh bedenden, kalmasa da ortada ne gövde ne baş,
Nebi’nin rahmetine mazhar olur   o zaman, mübarek, pak naaş.
 
 
74 AYNI ORMANIN ÇOCUKLARI
 
Dostlar ki;Bir kere bile selamlaşmadık.
Ama aynı ekmek, aynı hürriyet,
aynı hasret için ölebiliriz.-Nazım Hikmet
 
Kim bilir kaç yıldır kokluyorum sizi
Yatıyorum yerde göyneksiz
Biter mi sandınız, ufuktan esen seher yeli
Öyle durgun, öyle mavi
Kırlangıç sürüleri terk ederken bu şehri
Bir damla yaş ile yorgun tüyleri
Selam durur ardımızdan vişne çiçekleri…
Duvarlar ardında ince bir türküye adanmışız
Kına kokardı ellerimiz, aşımız, toprağımız
Ekmeğini yiyip, suyunu içtiğimiz vatanımız…
Cemreler düşerdi çıplak ağaçlara
Pembe dumanlı badem çiçekleri
Bir dere türküsü, bir yol çimeni
Varlığımız dökerdi yapraklarını
Kuşlar baharı getirmeye giderdi
İncir ağaçları, kederli yaseminler
Bin yıllık türkümüzü söylerdi
Bağdaş kurup oturduğumuz kilimleri
Sevdayla dokurduk ince nakış
Dere olup akardı sevdamız
Türkü olup tüterdi…
 
Üç vardiyaydı çocukluğumuz mesela
Oturup şiirler okurduk Anadolu’da
Karşımızda Selvi boylu Kızılırmak
Serin sularında yüzerdik, mavi derin
Aynı denizde can veren nehirlerin
Güneşe hasret, kıraç yeşilleri
Bahar kokulu, cennet gülüşleri
Uçurumun cesur çocuklarına
Suyun beyazı tuzun mavisi…
Gömleğini yırtar gece, mehtabın ışığıyla
Kuşların kanadıyla, mavinin boğazıyla
Sıcak taze, ekmeğin buğusuyla
Yakmadan aydınlatan,
Güneşin parıltısıyla
Dirilir, çoğalırız
Yeniden sağarız, sütümüz kesilse
Dikeriz yeniden kopsa ipliğimiz
Günbatımını süsleyen sonsuzluğa
Örgüsünü asarız ömrümüzün…
Lacivert göklerin altında
Duyarız ıslığını rüzgârın
Konuşur yıldızlar
Derinlere dalarız
Gözlerden iner su bulutu
Ruhumuzu soyarız bedenimizden
Çınar olur, çiçek açarız
Rüzgârgülü oluruz, pervasız…
 
Soldu sanırlar gelincik ve papatya
Kuşların tanığı, üzüm tanesi
Menekşenin kırmızısı, incirin tadı
Karada yüzen somon balığı
Öldü sanırlar
Sanırlar öyle
Biz kendimize gide gele
Sallayın düşleri uyusun da büyüsün
Yağmur gibi serpilsin gözyaşları
Yeryüzüne durmadan yağsın…
Bir bahar dalının
Kıymetli incisini sakladığı
Narin tomurcuğunu sakındığı gibi
Duyulur aydınlığın sabahı
Dinleriz özlediğimiz şarkıları
Kırmızı toprakta yeşerir
Yeşil dallarda yetişir
Serin rüzgârla eseriz…
Bir gün görürüz yine aynı rüyayı
Şenlenir böğrümüz
Kapanır derin yara
Aynı gökyüzü altındaki şehirler,
Aynı melodi eşliğindeki türküler,
Aynı ağaçların olduğu, ormanlar aşkına…
 
 
 
75  KARDEŞLİK  Veli ÇIRACI
 
Bizlerin geliyor âdemden soyu
Dünyada yaşarız tarihin boyu
Irklarda karışmış akraba koyu
Hintlide Çinlide kardeştir bize
 
Öğrendik bilgiyi bilimden fenden
Herkesin atası ortak bir genden
Vücudun renkleri farklıdır tenden
Zencide beyazda kardeştir bize
 
Kiminde çadır var kiminde yalı
Kimi hasır sermiş kimi de halı
Kimisi yoksul kiminin çok malı
Zenginde fakirde kardeştir bize
 
Irgat bu madeni kazmaya dalmış
Fakülte dekanı namını salmış
Her birey toplumda bir görev almış
İşçide memurda kardeştir bize
 
Ne güzel yaratmış bizi var eden
Cinslerde doğuştan benzemez beden
Irklarda sürekli olmaya neden
Kadında erkekte kardeştir bize
 
Kiminin kulağı duymuyor sözü
Kiminin gerçeği göremez gözü
Kiminin yüzünden okunur özü
Âmâda sağırda kardeştir bize
 
Buluşlar dünyada bir devir açar
Âlimler etrafa ışığı saçar
Bilgisi olmayan oradan kaçar
Aydında cahilde kardeştir bize
 
Fakiri görürsen ver biraz para
Hastayı bilirsen sar onda yara
Hatayı buldunsa kendinde ara
Yetmiş iki millet kardeştir bize
 
Ülkeye özgüdür üretim farkı
Ticaret olursa döndürür çarkı
Barışı yaparsan söyletir şarkı
Avrupa Afrika kardeştir bize
 
İnanca olanı bir vicdan sarar
Dinlerin çağrısı her ırka yarar
Sonuçta aklınla verirsin karar
İsevi Musevi kardeştir bize
 
Canların üstüne yapılır tarif
Anlayıp bilirsek oluruz arif
Bir sevgi duyanın ruhu da zarif
Âlemde her kültür kardeştir bize
 
Doğrular bulunur akıllı baştan
Binalar yapılır topraktan taştan
Topluma karışır çeşitli yaştan
Gençlerle yaşlılar kardeştir bize
 
Engeller kalksın da çıkalım yola
Cem evi camide verelim mola
Tutalım elleri girelim kola
Sünni’yle alevi kardeştir bize
 
Bedenle beraber taşırız canı
Elbette yaşanır çeşitli anı
Önyargı olmadan tarafsız tanı
Irkların hepsi de kardeştir bize
 
Yirmi bir yüzyıla ulaştık gayrı
Yaşayan birisi olmasın ayrı
Kentlinin varoşa dokunsun hayrı
Şehirli köylüde kardeştir bize
 
Veliyim yanlışa sürerim silgi
Aydında oluyor ulusal bilgi
Vatandaş olanın hakkıdır ilgi
Kürtlerle Araplar kardeştir bize
 
 
76 KARDEŞLİK TÜRKÜSÜ  Ertuğrul Beldağlı
                                                                                                        
Birliğin ülkesinde aşkla yaşar yürekler…
İkilik bir kerbela, hep firkate sürükler!
Kardeşlik ekseninden saparsa kalpler bir gün
Kopar zincir, kopar ip, oluruz hüzne sürgün
Sen damlasın... Damlalar ,kayaları kum eder
Aşka varmış gönüller,isyanı mahkum eder
Biz asırlardan beri zor bir imtihandayız.
Birlikte dirliğiz biz,dirsek bu cihandayız
El ele vermeyince çekilmez bu kürekler
Birliğin ülkesinde aşkla yaşar yürekler…
 
Gökkuşağı yedi renk, bizlerse bin bir rengiz
Sözde ciltlerce kitap, özde Elif'e dengiz
Dünya misafirhane ve bizler bir komşuyuz
Topraktan geldik yine topraktır son, biz buyuz...
Farklılıklar Allah'ın kudretinin hikmeti
En büyük sanatkârın sayılır mı nimeti?
Bu ruha ulaşmadan düze çıkmaz yokuşlar
Gül güle değmedikçe, aşka uçamaz kuşlar
Mayamız bozulmadan bozulmaz ahengimiz
Gökkuşağı yedi renk, bizlerse bin bir rengiz
 
Kini unut, küslüğü kalbe göm, barışalım...
Ve iyilik etmekte gizlice yarışalım
Diriliş sen el ele verince başlayacak
Yürekler gül dolacak, gül kokacak dört bucak
Nedir bu bitmez kavga, nedir ihtirasımız?
Bir tebessüm değil mi en büyük mirasımız...
Yunuslar, Mevlana’lar ne diyor bak, uyalım!
İnsana yalnız insan diye saygı duyalım
Asırlardır beklenen kutlu doğum, doğmalı
Birliğin meşalesi karanlığı boğmalı
Paylaşıp her duyguyu, birliğe karışalım
Kini unut, küslüğü kalbe göm, barışalım...
 
 
Komşun açken tok yatma diyor bize peygamber
Bu sözü akıl değil, yürek etmeli ezber
Kalpleri merhametle tarttı gül terazimiz
Hoşgörüyü herkese gösterdi gül mazimiz
Biz ateş denizini mum kayıkla aşmışız
Milyonlarca bedenken, bir ruh ve bir başmışız.
Biz ki bu topraklarda yaşatıp her inancı
Acı çekince dedik: doğum öncesi sancı
Böyle güzel vatana elbet göz dikecekler
Bir gülüp ağladıkça, korkma, solmaz çiçekler!
Hakkı gözet ve sabret, gelecek kutlu haber
Komşun açken tok yatma diyor bize peygamber
 
İnsan ki bir insanın yurdu,evi,barkıdır...
Düşün parmak izleri niçin farklı farklıdır?
Sana doğru kim gelse iki adım da sen at
Ve birlikte yaşamak... İşte en büyük sanat
Fitne yavuz bir hırsız, düşlerini çalarmış
Bir atan yürekleri kim, nasıl parçalarmış?
Yaşamak insanların birbirine aktidir
Yeter ayrı kalmamız, şimdi birlik vaktidir
Barışın bedelini biz ödedik kardeşim!
Mazlum aman deyince "geldim" dedik kardeşim!
Çünkü kardeşlik bizde kalpte kutsal şarkıdır
İnsan ki bir insanın yurdu,evi,barkıdır…
 
 
 
77 ALDANMA  Mahsun Özkan
 
Dokunmak geceye elleriyle,
Ay ışığında solumak sevgiyi
Kardeşce yaşamak ne güzel
Ne güzel dokunmak yüreklere
 
Bir su bardağından taşar gibi taşmış sevgimiz
Ziyanı yok bütün insallığı yetecek kadar zengin yüreğimiz
Aldanma kimseye sevmek güzel bir iş
Üstadından öğrendik, mayası kardeşlik.
 
Kardeşçe yaşamak zor değil
Karşındakine gülsen devamı gelir
Ayırmaycaksın renk ile dili
Kardeşçe yaşamak ne güzel...
 
 
78 KARDEŞLİK SEMASI Hacer İnanç 
 
Ey kardeşim!
Ne de deliceydik değil mi her birimiz?
Hem güler hem ağlardık sebepsiz
Gülücüklerimiz saf, berrak ve tertemiz
Dünyanın karanlığında bile asumanımız zulmetsiz,
Çünkü düşmanlığın sebebleri örümcek ağı gibi çelimsiz
Kardeşlik nüktesi haşrolmadan saadet hulyası dahi hakikatsiz.
 
Öyle ya kardeşim!
Koşardık durmaksızın zamanın mevcleri arasında
Yorulunca gözlerimizi gökyüzüne dikip yıldızları sayardık
Sonra birer yıldız seçerdik kendimize
Ben hep sana en yakın olanını seçerdim.
Ayrı kalmak istemezdik gökyüzünde bile
Mabeynimizdeki kardeşane rabıta sayesinde
Biz birbirimizi kırsakta,
Kardeşliğimiz kırdırmazdı bizi birbirimize.
 
Ah be kardeşim!
Bazen seni kovardım gökyüzümden
Dedim ya sebepsizce...
Belki de korkardım geçmişin izlerince.
Sen ki gönlümün limanına oturmak isteyen bir gemi,
Bense o gemiyi gark etmeye çalışan bir cani
Aslında caniliğimin sebebi
Kardeşliği bilemeyenlerin eseri.
 
Sahi ya kardeşim!
Neydi ki acaba kardeşlik?
Sende tecessüm etmiş hali miydi?
Yoksa kardeşliğin ta kendisi sen miydin?
Evet,evet sen!
Neden dersen?
Böyle harabe olmuş bir limana zincir attın.
Gönül limanımın yağmur ve fırtınaları
Alıkoyamadı seni yolundan,
Aksine virane haneme doğru yol aldın.
 
İşte ya kardeşim!
Belki de buydu kardeş olabilmek
Harabe olmuş bir gönle bile
Yeniden hayat verebilmek ve kaldırabilmek,
Gündüz bir kaptan olabilmek,
Gece vakti kimse yokken bile,
Nurdan bir deniz feneri olabilmek.
Kardeşlik aynı gökyüzünü paylaşabilmek,
Susuz bir vahada bile limanını düşünebilmek,
Kardeşlik kopmaz manevi zincirler ile bağlanabilmek,
Kin ve adaveti adem kuyularına atabilmek,
Muhabbet ile tevhid-i kulûba doğru yol alabilmek.
 
Öyle ya kardeşim!
Zaman ki akrep ve yelkovanın muharebesi
Gelip ayırdı ikimizi de herkes gibi.
Ama ayrılık söndüremezdi ki kardeşliğimizi,
Çünkü iki yürek kenetlenmişse muhabbetle
Onları ayırabilecek ne seyyal zamanın akıcılığı
Ne de en koyu firak esbabı.
 
Ah be kardeşim!
Firak gelipte bozmak istedi kardeşliğimizi,
Boğmak istedi ikimizi de ayrılıkta,
Ayıramadı değil mi ama?
Oysa şekilden şekle girdi her lahza
Belki ayırırım umuduyla,
Ama kardeşlik bu ya
Güç yetiremedi ne sana ne de bana
O bizi değil;
Biz onu tutsak ettik muhabbet zindanına.
 
Sahi ya kardeşim
Uçsuz bucaksız gökyüzü misali...
Kardeşliğin gönül seması da
Uçsuz bucaksız olmalı değil mi?
Gönül kalemi yazmakla bitirememeli muhabbetlerini.
Yaz gönlüm, yaz bir an durma!
Yaz muhabbetimi rakamlara.
Aksın her an sonsuzluğa,
Aksın ki yayılsın tüm dünyaya ve insalığa.
Kapat
 
 
 
79 VE DAHA AÇILIR BU KALEM  D.Mehmet Dalkanat
 
Adını göklere yazdım, yeryüzüne düşsün diye…
  
Gün kan rengi doğar ufukta
Henüz mahzende tomurcuklanan
Ayın bir yüzü
Namlunun ucunda kan gülleridir açan
Dört parmak kar altında
Hüzünlü bir gülümsemedir kalan
Beyazlaşan dudaklarımda…
 
Kâbil’in kanlı eli
Uzanıyor ciğerimin içine
Yahuda’nın yarılan bedeninden
Bağırsaklar dökülüyor ruhuma
Ruh coğrafyam belli belirsiz
Elifsiz kalan alfabemiz
Kifayetsiz sözlerimiz
Sınırların ötesinde
Tüm halkların üzerinde
İşte o bir tek kelime
İnnemel mü’minine ıhve…
 
İbrahimî bir ateş yalımı
Fîzan’dan Yemen’e adımızı çağırır
Orta Asya’ dan başlayıp Acem ülkesine
Harlı bir alev içimizi kavurur
Dicle’nin şavkı vurur
Fırat’ın mavisine
Gökyüzünden gelen o bir tek kelime
Aklıma düşmeli değil mi artık
Döndürsün yangını gül bahçesine…
 
Çok geç olmadan vakit
Kerbela kanamasa yeniden
Islanmasa Rebeze’nin kumları
Gözyaşlarım bir uçurum olmasa
Ay bölünse ortadan
Asya’nın bozkırlarında şahlanan atın
Taçmahal’de secdeye dursa
Kûfe’den yükselen sedâ
Ali’den öteye varsa
Ey İstanbul!... Kimsesizliğimin surları
Yusuf umun rüyası Zülayha’nın yarası
Göğsümde büyüttüğüm yüreğimin sızısı
Bir mucize olsa adın
Yeniden doğsam küllerimden
Kılıcım olsa o bir tek kelime
O bir tek kelime yeniden doğsa
İnnemel mü’minine ıhve…
 
Loş ışıkların süzüldüğü
Daracık çürük penceremden
Özgürlüğe koşmaktadır hayat
Dolu-dizgin ve dünyaya küskün
Sisten örülmüş bir avuç denizi çiseler
Zühre yıldızı doğuyorken avuçlarıma…
 
Yeniden güneş panayırı kurulur
Hasret harmanı çiçekler açar yanaklarımda
Bir güvercin kanat çırpar
Bir üveyik dalından düşer
Bir ceylan acıyla yumar gözlerini
Ve daha açılır bu kalem…
 
Gün gelir saman yolundan bakar yeryüzüne
Lacivert kadife gecelerden damlayan
Yarınların aydınlığını vurur yüzüne
Korkunç bir ıssızlığın hüküm sürdüğü çöllerde
Amansız kör kuyudaki Yusuf’un derinden seslenişine
Pür dikkat kesilir bir cevap verir belki de…
 
Uçsuz bucaksız ummanların
Üzerindeki gerçeklere doğru
Uçan bir göçmen kuş olur belki
Ufukların mavi derinliklerinde
Bir göz uçarak bağdaş kurar
Sevdanın engin denizlerine
Ve belki de geleceğimize açılan
Gök kuşağımızın resmini çizer
Ufkumuzda tüllenen güzellikler iklimine…
 
80. Kurban (Gazel)  Kenan Yavuzarslan
 
Bülbül ciğerin deldi yanarken güle kurban
Şair gülü öğrendi bakıp bülbüle kurban
 
Kimler kara sevdaya düşüp yanmadı nâra
Göz üstüne tel pâre düşen kâküle kurban
 
Bir demde çıkıp aynı tohumdan büyümüşler
Candan ötedir şimdi diken gül ile kurban
 
Toprak ki emanet bu canım uğruna yansın
Toprak ki vatan üzre mukaddes ola kurban
 
Kaç asra mühür vurdu beraberce bu millet
Yetmez bize bin olsa o soysuz dölü kurban
 
Bak ceddimizin kabri bu toprakta beraber
Yüzyıllara sırt sırta dayandık hele kurban
 
Kardeş gözümün nuru ölümden öte baki
Her dem yaş akıtsam da karışmaz sele kurban
 
Kardeş olunuz aşkla diyorken O Nebimiz
Kardeşliği kim kinle düşürsün dile kurban
 
İbrahim’i sardıkça alevler ile birden
Aşk yoksa döner miydi ateşler güle kurban
 
Ensar olanın gönlü muhacir için ağlar
Yanmaz ise kardeşçe yanıp kül ola kurban
 
 
Mef’ûlü / Mefâîlü / Mefâîlü / Feûlün
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


5 Yorum
09.07.2017 - 19:29
Bu şiirleri liste halinde yayınlamanız isabetli olmuş kardeşim,okumak tadına varmak adına,emeklerine emeklerinize sağlık kardeşim,selam ve dua ile.

12.07.2017 - 12:27
sayin editörler, bu kitaba nasil sahip olacagiź.tesekkurler.

12.07.2017 - 15:38
Kitap Henüz basılmadı. Batman Valiliği kitabı neşrettiğinde sizlere bilgi vereceğiz.

15.07.2017 - 00:22
Merhabalar öncelikle uzun süredir siteye giremiyordum. Çok başarılı ilerleme kaydetmişsiniz. Emeklerinize, yüreklerinize sağlık. 42. şiir ''gökyüzü barışa özgür olmalı'' şiir bana ait olmakla beraber, adım geçmemiştir. Bilgilendirmek istedim saygılarımla...

Esa
15.07.2017 - 07:10
Uyarı için teşekkürler Serpil Hanım. Düzeltme yapılmıştır. Başarılar diliyoruz.