İkilikler

Ekleyen : Erden Ender Güner , 17 Kasım 2018 Cumartesi Beğen 2
Hayat Ne Garip
 
Ben hayattan muzdarip, hayat benden muzdarip
Hiç yokmuşum gibi, hep varmışım gibi, garip
 
 
Fener
 
Nerde kaldı ışığım, nerde kaldı fenerim
Karanlık beni alır, erir kemik ve derim
 
 
Hastalık ve İlaç
 
Bir illet sarmış beni, her yanım nokta nokta
Derdime tek ilaç var, o varda değil yokta
 
 
Akıl
 
Olmaz demek ne demek olmazı oldurmak var
Akıl boş bir dağarcık, içini doldurmak var
 
 
Karanlık
 
Karanlığı giyerim karanlık benim postum
Öyle sarar ki beni yok ondan sadık dostum
 
 
Adalet
 
Adalet dağın zirvesinde ulu bir kartal
Yolunmuş kanatları lâkin, üst başı partal
 
 
Dağlar
 
Beni kendine çeken dağlardaki silüet
Koşup çıkmak isterim, ayağımdaki süet
 
 
Sır ve Gerçek
 
Hayatın gerçeğini sır diye satan çocuk
Gerçek, her hayatın sonunda var bir yolculuk
 
 
Kader
 
Kader nedir bilinmez, bilinmez nedir kader
Kadere suçu atan en başından kaybeder
 
 
Özgürce Yaşamak
 
Özgürlük, neredeymiş soralım onu bilenlerden
Yaşamak, kaçmakmış heyhat, bize öğretilenlerden
 
 
Sivri Dil
 
Varsın dilin sivri olsun yüreğin değil
Deniz kuruduktan sonra ne yapsın sahil
 
 
Nizam
 
Varlık içinde varlık yokluk içinde yokluk
Nizamda değil insanın içinde bozukluk
 
 
Ne ve Niçin
 
Arkasından koşmuşum... Ama neyin ve niçin
Bunca yıl ne yazık ki, koskocaman bir hiçin
 
 
Tren
 
Kuruntuymuş çok şükür içimi yiyip bitiren
Henüz yola çıkmamış beni götürecek tren
 
 
Virgül
 
Sonsuz âlemde bir küçük virgülüm
Ne açarım ne kaparım cümlemi
 
 
İstikamet  
 
Bak gör ki evreni sonsuz büyük bir mabet
Nerden bakarsan bak hep aynı istikamet
 
 
Şöhret-1
 
Zaten parlak olanı parlatmaya ne hacet
Kuldan alınacaksa bırak kalsın icazet
 
 
Şöhret-2
 
Sıva tutmaz duvara mala vursan ne yazar
Meyvesiz bir ağaçta dala vursan ne yazar
 
 
Yalnız
 
Beşikten mezara değin insan yalnız kere yalnız
Hakikat, o kalabalık sandığın sokaklar ıssız
 
 
Şüphe
 
Eskiden küçücüktü içimde bir karınca
Meğer dev gibi imiş anladım ısırınca
 
 
Hatıra
 
Götürmek istersen dünyadan birkaç hatıra
İyilik yap yükle ahrete giden katıra
 
 
Sıra
 
Sıra sıra dizildik hepimiz sıra sıra
Kim sarılacak bilmem ecel denen hasıra
 
 
Tutsak
 
Ben mi tutsağım bu dünyaya, dünya mı bana
Nefsim kapıda bekler, benzer bir gardiyana
 
 
Madde ve Hadde
 
Dünyaya bırakıldım yapılıp bir maddeden
Burda benden beklenen geçmekmiş bir haddeden
 
 
Zemberek
 
Zembereği boşalmış zamanın, aktıkça akar, aman                      
Nabzı yavaşlamış insanlığın, galiba ahir zaman
 
 
Sanal
 
Sanallığa dalmışız olmuşuz sanal bir ruh
Yalpalar da yalpalar, bilmez kendini güruh
 
 
Zina
 
Şöhretten bir zat-ı muhterem eylerse, kaçamak
Avamdan gariban biri yaparsa vur bir toynak
 
 
Boyut
 
Kaçıncı boyutta yaşıyorum bir rüyayı
Görmüyor gözlerim güneşi, ayı, dünyayı
 
 
Köşe Başı
 
Köşe başını tutmuş bekliyor madrabazlar
Deli Dumrul kesilmiş bilet keser şahbazlar
 
 
Su
 
Su gibi aziz ol yavrum, su gibi aziz
Onun gibi içi dışı bir, saf ve temiz
 
 
Yatağım
 
Koynunda başımı dinlediğim bir kadındır
Âma, lâl ve aynı zamanda sağır mı sağır
 
 
Mazi
 
Mazi denen göle beyhude yoğurt çalınır;
Ya tutarsa, diyerek sazla türkü çalınır.
 
 
Zaman ve Mekân
 
Zaman ve mekân mefhumu ellerimden tutar;
Bir canavar gelir, beni çiğnemeden yutar.
 
 
Maske
Maskeli balonun tam ortasına dalmışım,
Herkes bir maske takmış, ben maskesiz kalmışım.
 
 
Kandırmaca
 
Kandırıldık, bir oldubittiden ibaretmiş;
Kuru dallara iplikle tutturulmuş yemiş.
 
 
Anahtar
 
Öyle bir çilingir ki yaptığı bir anahtar,
Bu dünyadaki kilitlerin hepsini açar.
 
 
Sonsuzluk
 
Sonsuzluk, zamanın bittiği bahçe;
Mantığım bileklerimde kelepçe.
 
                                   Erden Ender GÜNER
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...