Elif ile Mahmut Hikâyesi ve Özeti


 

 

 Elif ile Mahmut Hikâyesi ve Özeti

 

Elif İle Mahmut Hikâyesi Hakkında

Elif ile Mahmut Hikâyesi sevilen ve Anadolu’da birçok varyantı derlenmiş olan halk hikâyelerimizden birisidir.Elif İle Mahmut 19 yy dan önce ortaya çıkmış olan musannifi bilinmeyen hem aşk hem de kahramanlık konusunu birlikte işleyen bir halk hikayemizdir Elif İle Mahmut Hikayesini Ali Berat Alptekin şu şekilde değerlendirir:  “Elif ile Mahmut Hikâyesi, kahramanları muhayyel ve çeşitli kesimlerden seçilmiş olan, musannifi belli olmayan, nesir ve nazım birlikte oluşturulan aşk ve kahramanlık hikâyeleri içerinde değerlendirilebilir “ (Alptekin: 1997, 41-57)  Ensar Aslan bu hikâye üzerinde değerli bir incelemede bulunmuştur. [1]

Elif ile Mahmut’un tespit edilen ve edilemeyen, derlenmiş ve derlenmemiş pek çok varyantı bulunmaktadır. Bu varyantların bazıları yazıya geçirilmiş bazıları da derlenmiştir.  Hikâye hakkında yazılı metinlerin ilki 1847 sonuncusu 1925 yılında olmak üzere, derlenerek taş baskısı usulüyle yayımlanmaya başlanmıştır (Ertürk, 2007: 12). Elif ile Mahmut Hikâyesi hem metni basılmış hem de Doğu Anadolu’da söylenmekte olup, birçok varyantı da henüz derlenmemiş halk hikâyeleri arasında yer almaktadır.[2]

Elif ile Mahmut Hikâyesi de diğer halk hikâyelerimiz gibi manzum ve nesir karışıktır. Bir çok varyantı olduğu bilinen Elif ile Mahmut Hikâyesinin varyantları olay örgüsü, epizotlar, motifler, manzum kısımlar ve kahramanları bakımından doğal olarak pek çok ortak noktalar ve benzerlikler taşımaktadır.

Hikâyenin taş baskılarından birisi üzerinde bir çalışma yapan Özlem DEMİREL DÖNMEZ basım tarihi 1936 olarak geçmekte olan bir varyant üzerinde  (Boratav, 2011: 7,12). “  EKSİK BİR ELİF İLE MAHMUD HİKÂYESİ’NİN SES BİLGİSİ ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME “ başlıklı yazısında Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Pınarlıgeçit Köyü’ndeki Şeyh Yusuf türbesinde bulmuş olduğu bu metnin üzerinde bir çalışma yapmış çalışması sonucunda Elif İle Mahmut Hikâyesinin 18 yy da oluşmuş olabileceği hakkında bir kanaate ulaşmıştır. “ Bu bilgilere dayanarak elimizdeki taş basması metnin 19. yüzyıldan önce yazılmış olabileceğini söylemek güçleşmektedir “ Eserin ses özelliklerinden yola çıkarak metnimizin 18. yüzyıla ait olduğunu söyleyebiliriz. Ancak 18. yüzyılın dil özellikleri üzerine yapılan çalışmaların sınırlı sayıda olması kesin bir şey söylememizi engellemektedir[3] diye yazmaktadır.

Bu halk hikâyesinin Anadolu’da derlenmiş varyantlarının pek çoğu aynı epizotlar ve olay örgüsüne dayanır. Aşağıda Özetini verdiğimiz bu Hikâye Adnan Binyazar tarafından derlenmiş ve basılmıştır,

Mahmud’un Elif’i bulmak için çıktığı yolculukta karşılaştığı zorluklar ve verdiği mücadele, yer ve şahıs isimleri bakımından derlenen hikâyelerle benzerlik göstermektedir. Ancak kimi derlemelerde hikâyenin sonunda Elif ile Mahmud, Mahmud’un babası olan Padişahın sarayına ulaştıktan sonra birbirlerine kavuşurlar (Binyazar: 2007). Kimilerinde ise  bizim hikâyemizde de olduğu gibi Mahmud’un babası Elif’e aşık olur ve Mahmud’u öldürmeye  çalışır (Alptekin: 1997, 212).

 

 

 

 

Özlem DEMİREL DÖNMEZ’in Bulduğu Eksik Metindeki Varyantın Özeti

 

Özlem DEMİREL DÖNMEZ’in Malatya’nın Akçadağ ilçesine bağlı Pınarlıgeçit Köyü’ndeki Şeyh Yusuf türbesinde bulmuş olduğu başı ve sonu eksik olan metnin özeti şu şekildedir. [4]

Eserde Zülfiperîşân’dan Arap nikabdar bir kız olarak bahsedilir. Mahmud’un onu yenmesi üzerine Zülfiperîşân yüzünü açar ve Mahmud’dan kendisiyle evlenmesini ister ancak Mahmud kendisinin Elif’i sevdiğini ve onu aramak için yollara düştüğünü söyleyerek oradan ayrılır. Bir müddet sonra Mahmud Timuratdı ile karşılaşır, karşılıklı saz çalıp türkü söylerler. Timuratdı’yla olan mücadelede Mahmud galip gelir ve Timuratdı kapalı olan yüzünü açar böylece çok güzel bir kız olduğu ortaya çıkar. Mahmud geri döneceğine söz vererek oradan da ayrılır.

Daha sonra Mahmud’la Elif karşılaşırlar ve bir süre Elif’in sarayında kalırlar. Elif’in saçını görüp ona aşık olan Ejderhan şahı aracılığıyla bir koca karı gelerek Mahmud’un sırrını öğrenir ve Elif’i kaçırır. Remmal ve dalgıç tarafından kurtarılan Mahmud Elif’i kurtarır. Ancak yolda dinlenirken haramiler tarafından tutsak edilirler, harami başı bir rüya görür ve bu rüya üzerine onları serbest bırakır. Geldikleri yollardan Zülfiperişan ve imuratdı’yı da alarak tekrar dönmeye başlarlar. Nihayet Mahmud ve arkadaşları Buhara’ya ulaşırlar. Mahmud Elif’e babasının elini öptürmek ister, Padişah Elif’i görünce ona aşık olur ve onu Mahmud’un elinden almanın yollarını aramaya başlar. Bu niyetini vezire açar, vezir onu vazgeçirmeye çalışsa da başarılı olamaz. Bunun üzerine Padişaha Mahmud’la bir satranç müsabakasına girmesini önerir.

 

 

                     

           ELİF İLE MAHMUT HİKAYESİNİN  ÖZETİ

  ( Kaynak: Adnan Binyazar, Elif Mahmut -  Halk Hikâyeleri- , Turkuvaz Kitap, 2007 Ankara )

 

Doğum Öncesi  ve  Sihirli Pınar ile Elma

Buhara’nın girişinde Hayri ağanın ördüğü çok bereketli, hastalara şifa, dertlilere deva veren bir pınar varmış.  Herkes bu pınarda derdine deva bulur, Âşıklar hastalar bu pınara gelip dinlenir suyundan içen karnı tok olsa bile acıkırmış.

Mahmut’un Mucizevi Doğumu

Buhara Şahı Murat Hanın çocuğu olmuyormuş.  Bu yüzden de çok üzülüyor derdine deva arıyormuş. Bir gün veziri Salih ile bu pınara gelmiş.  Pınarın yanındayken etraftan çocuk sesi gelince daha da üzülüp “ şu dünyada çocuk sesi kadar güzel bir şey var mı “ demiş. Vezir ile Murat Han Pınardan su içmişler ve birden bire bir ses duymuşlar. Aksakallı bir ihtiyar görünmüş ve gelip ağaçtan bir elma alıp Murat Han’a vererek “ bunu helalinle ikiye böl ve ye. Bu elma senin derdine derman olacak. Çocuğunuz olunca adını ben koyacağım. Ben gelmeden adını koymayın “ demiş ve kaybolmuş.

Murat han ve Vezir saraya geldiklerinde Han’ın hanımı onları kapıda karşılamış. Han dervişten aldığı elmayı ikiye bölüp hanımı ile birlikte yiyip yatağa yatmışlar.

Doğum ve Ad Koyma

Han’a kutsal elmayı veren Aksakallı Derviş, Han’ın Hanımının rüyasına girip ona müjdeyi vermiş. Bu olaydan dokuz ay sonra Han’ın bir çocuğu olmuş. Derviş’in isteği üzerine Derviş tekrar gözükmeden ona bir ad vermemişler.

Kahramanın çocukluğu ve Eğitimi

Çocuk beş yaşına gelince ona ilim öğretmeye başlamışlar.. On beş yaşına kadar ona çok güzel bir eğitim vermişler. Bilgisi ve görgüsü ile herkesten üstün bir çocuk olmuş.

Silah Talimi

İlmi tahsilini bitirince ona savaş sanatlarını öğretmeye başlamışlar.  Kılıç kuşanmak, gürz sallamak ok atmak, kalkan kullanmakta öyle bir ustalaşmış ki dillere destan olmuş, Bu çocuğun bileğini bükecek kılıcı önünde duracak kimse kalmamış.  Buhara da onun bileğini büken yokmuş.

Kahramanın Adının Konması

Usta bir silahşor namlı bir yiğit olduğu halde çocuğun adı yokmuş. “Namlı bir yiğit oldu artık adını koyalım” deseler de Murat Han “derviş gelmeden olmaz” diyormuş.  Bir gün derviş kapıdan içeri girmiş. Çocuğu yanına çağırtmış. Yaptığı yiğitlikler dervişe anlatılmış.

Dervişin İmtihanı ve Sihirli Kılıç

Derviş kılıç kuşanması için ona üç soru sormuş.  Çocuk üç sorunun da cevabını bilince senin adın “ Mahmut olsun “ demiş ve Mahmut’a bir kılıç hediye etmiş. “‘bu kılıç sihirlidir Mahmut’tan başkası bu kılıcı açıp da kınına geri sokmazsa kırk gün içinde ölür’” demiş. Mahmut’un annesi bu palayı gözü gibi saklamış. Gün geldiğinde dervişin dediklerini anlatıp palayı Mahmut’a vermiş.

Bade İçme ve Aşık Olma

Mahmut bir gün ava çıkmış ve bir ceylan görüp ve peşine takılmış. Ama bir türlü avlayamamış.  Ceylan Mahmut’a bakıp bakıp kaçıyormuş. Ceylan bir mağaraya girince Mahmut da mağaraya girmiş ama  Ceylan mağarada kaybolmuş. “Ceylanı ararken bir ışık görmüş. O ışığa yönelmiş. Orada kırk kadar aksakallı adam görmüş. Durumu aksakallılardan birine anlatmış. Aksakallılardan biri kendine isim koyan dervişe benziyormuş. Olayı duyunca aksakallı Mahmut’u alarak mağarada bir yere götürüp ışık saçan bir yere girdirmişler. Mahmut burada cennet bahçelerini görüyormuş sanki. Gözüne duvarda asılı olan bir resim takılmış. Onu gören Mahmut rüyalarındaki kişiyi bulmuş.” [5]

Mahmut mağaraya girdiğinde arkadaşı onu mağaranın dışında bekliyormuş, Mahmut yedi gün dışarı çıkmadığı halde arkadaşı onu kapıda beklemiş “Mahmut aksakallıya beni, bu kıza götürün ne isterseniz yaparım demiş. Aksakallılar ondaki aşkın gerçek olduğuna inanmışlar. O güzele kavuşmak için elimizden dolu içmen gerekiyor demişler. Doluyu içen Mahmut’a kızın adının Elif olduğu, Elif’in ise  Gence kentinin beyinin kızı olduğunu söyleyip kaybolmuşlar.”[6]

 

Bade İçme Aşıkların Rüyada Görüşmesi  Sonrası

Mahmut mağaradan çıkınca arkadaşı “ Bir haftadır orada ne yaptın “ diye sormuş.  Halbuli Mahmut bir haftadır Mağara içinde kaldığını bilmiyormuş.

Mahmut saraya gelmiş ve Elif’in resmini duvara asmış. Mahmut artık yemek yemiyor odasından dışarı çıkmıyormuş. Annesi bu duruma çok üzülüyormuş. Bu durumu babasına da anlatmışlar. “Han oğlunu görünce durumun çok ciddi olduğuna inanmış.  İç ağası Murat Han’a ben konuşup derdini öğreneyim demiş. İçağası kısa zaman da Mahmut ile kaynaşmış. Bir gün çarşıda gezerken saz sesi duymuşlar. Mahmut oturup kahveye onları dinlemiş. Söylenenler Mahmut’un yüreğini yakmış ve içağasına kalk gidelim demiş. İçağası iyi bir saz ustası tanırmış. Onun yanına gidip en güzel sazı Mahmut’a almışlar. Artık Mahmut’ da aşkını saz ile dile getirecekmiş. İçağası Mahmut’un saz çalışından âşık olduğunu anlamış. Durumu hükümdara anlatmış. “  [7] Babası Murat Han kızın kim olduğunun öğrenilmesini istemiş,

 

Âşık Olma ve Saz Çalma Yeteneğinin Kazanılması

Mahmur, bade içtikten sonra saz çalma ve şiir söyleme yeteneği kazanmıştır. Fakat derdini saklamaktadır. Herkes onun birine aşık olduğunu anlamıştır. Babası ise onun derdini alamak istemiştir. Bu yüzden de içağasını Mahmut’un ağzından laf alması için görevlendirir.

 

Kahramanın Sırrını İfşa Etmesi

İçağası Mahmut’un ağzından laf alabilmek için bir plan kurup bir saz şöleni düzenlemiş. Civardaki âşıkları bu şölene çağırmış, Âşıklara deyişler dedirtmeye başlamış.  Herkes aşkını dile getirince Mahmut’ da dayanamayıp saz çalıp şiir söylerken sevdiğinin adını, , memleketini ve kimin kızı olduğunu söylemiş. Üstelik ceylanı, duvardaki resmi, aksakallı erenleri, dolu içmesini her şeyi sazı ve sözü ile anlatmış.

 

Kahramanın İmtihan Edilmesi

Gence şehri çok uzak olduğu için ve babası ile içağası Mahmut’u denemek için bir plan daha yapmışlar.  “Şehrin en güzel yedi kızını güzelce giydirip içlerinden hangisi Elif ise onu tanıyıp seçmesini isteyeceklermiş. Bu konuşulanları yapıp yedi kızı getirmişler. Mahmut, bu kızların hepsine bakmış ve Elif’in bunların içinde olmadığını söylemiş.”  [8]

 

Sevgili Bulmak İçin Yola Çıkma Kararı ve Engelleme Çabaları

Mahmut, Elif i bulmak için yollara düşmeye karar vermiş. Ailesi bu isteğine karşı çıkmış, ve onu bu karardan vazgeçirmek için olmadık şeyler yapmışlar ama Anası ve babası yalvarıp yakarsa da onu yoldan çevirememişler. Ailesi en sonunda razı olup oğullarıyla helalleşmişler.

 

Sevgiiliyi Bulmak İçin Yola Çıkış

Mahmut yola çıkmış. İkiye ayrılan bir yola rastlamış. “Karşısına bir genç çıkmış. Mahmut’un bu gence kanı kaynamış ve olanı biteni anlatmış. Gencin adı Korkut’muş. Yola bundan sonra beraber devam edeceklermiş. Korkut’un kılavuzluğunda azıkları yiyip işlek gördükleri yola gitmişler.”

Arabüzengi, Kadın Savaşçı İle Karşılaşma ve Çatışma.

İki yoldaşın karşısına bir saray çıkmış. Bu saray Arabuzengi denilen belalı bir adama aitmiş. Bu adam hem çok iyi bir âşık hem de çok usta bir savaşçıymış ve yüzüne bir peçe takar yüzünü kimseye göstermezmiş. .O güne kadar da onu yenen hiç kimse çıkmamış.  Saraya gitmişler ve sarayın sahibi ile atışma yapmaya başlamış. Atışmadan ikisi de yenişememiş. Daha sonra dövüşmeye başlamışlar. Mahmut, Arabüzengi’yi öldürecekken, Arabüzengi yüzündeki peçeyi açmış ve yüzünü göstermiş. Mahmut bakmış ki dünaya güzeli bir kadın.  Arabüzengi  “ Beni kim yenerse onunla evleneceğim diye yemin ettim. Sana kanım kaynadığı için yenildim yoksa beni alt edemezdin. Seninle evlenelim “ demiş.  Mahmut ise “ yolunun Elif’in yolu” olduğunu söylemiş. Saraydan ayrılıp yola devam etmişler ama yollarını şaşırıp nereye gideceklerini şaşırdıkları anda karşılarına birisi çıkmış.  Onun yolu da aynı yol olduğu için yola üçü birlikte devam etmişler.

 

İkinci Kadın Savaşçı ve Çatışma

Günlerce gittikten sonra saray Demiraltı’yı sarayı önüne gelmişler. Onları buraya getiren yoldaşları buradan “kuş bile geçemez” demiş.  “Arabızengi ile olanlar Demiraltı ile de olmuş. Demiraltı’yı da yenmiş Mahmut. Demiraltı Arabızenginin kız kardeşiymiş benimle sözlen demiş Demiraltı ama o yoluna devam etmiş. “   [9] En sonunda Gence ye gelmişler ve Elif’in kendine sarayına ulaşmışlar.

 

Sevgiliyle İlk Buluşma

 Yıllardır rüyasında görüp sevdiği Mahmut’un yollarını gözleyen Elif,  her vakit sarayın avlusuna çıkıp gelen gidenin olup olmadığını gözetliyormuş. Mahmut, saraya girince Onu gören Elif’in ve Mahmut’un dilleri tutulmuş. Kucaklaştıktan sonra saz çalıp söyleşmişler.

 

İlk Düğün

 Mahmut Elif’i alıp Buhara’ya dönmek istemiş. Gence halkı ve Elif’in annesi izin vermiş ve küçük düğün yapılmış.

 

Sevgiliye Yapılan Sihir. Kötülerin Âşıkları Ayırması

Bir gün Gence’de ava giden Mahmut Elif’ten bir tutam saç almıştı. Onu avda suya düşürmüştü. Mahmut bunun uğursuzluk getireceğine inanırmış. “Bir tutam saç başa çok bela getirirmiş… Ejderhan diye bir ülke varmış. Elif’in saçı suya düşmüş sudan balığın ağzına girmiş. Bir balıkçı bu saçı balığın ağzından almış. Bu saçı görenler kendinden geçermiş. Ejderhan beyi bu balıkçıya bu saçın sahibini bulmasını istemiş. Bunun sahibini ancak ülkedeki cadı bulabilirmiş. Cadı Gence ’ye gidip saraya sızmış. Gizlice Mahmut’un palasını kınından çıkarıp kuyuya atmış Elif’i de küpe sıkıştırıp Ejderhan beyine getirmiş. Ejderhan beyi evlenmek istemiş ama Elif dokundurmamış kendine.” [10]

 

Sevgiliyi Yeniden Bulma Mücadelesi

Elif, bey ile evlenmesi için kırk gün süre istemiş.  Arkadaşları Elif’in kaybolduğunu anlayınca Mahmut’u bulup durumdan haberdar etmişler Üç arkadaş sihirli kılıcı alarak Elif’i bulup kurtarmak için yola düşmüşler. Mahmut sarayın zindanından Elif’i kurtarmış ve tekrar Gence’ye  doğru yola çıkmışlar.

İki sevgili günlerce at sürüp yorgun düşmüş. Ejderhan Beyi peşlerini bırakmamış. Mahmut Elif’in dizine yatıp uyurken uzaklardan ses gelmiş. Ejderhan Beyi ve adamları sevgililere yetişmiş ve savaşmaya başlamışlar.  Üç arkadaş Ejderhan Beyin adamlarını yere sermiş.  Üç arkadaş ve Elif tekrar yola koyulmuşlar.

 

Haramiler ve Kahramanın Kuyuya Atılması

Bir ağaç dibinde dinlenirken haramiler karşılarına çıkmış.  Haramiler Mahmut’u kuyuya atıp Elif’e zorla sahip olmak istemişler. Ama Elif direnmiş ve teslim olmamış.

 

Erenlerin Yardımı

Harami başının rüyasına geceleyin Aksakallı bir derviş girmiş ve âşıklara zarar vermemesi için uyarmış ve çok korkutmuş.  Harami başı gördüğü rüyadan sonra Mahmut’u da Elif’i de serbest bırakmış.  Haramilerin rüyasına giren Erenler Mahmut ve Elif’e  Gence’ye kadar eşlik etmişler.

Memlekete Dönüş ve Mutlu Son.

Sevgililer Gence’ye dönmüşler Daha sonra Mahmut’un memleketi olan. Buhara’nın yolunu tutmuşlar. Dönüş yolunda Arabızengi ve Demiraltı Sultanları ziyaret etmişler.  Her İkisi de Elif’i çok beğenmiş ve Âşıklara mutluluklar dilemişler.

Buhara’ya yaklaşınca Ailesi ve Buhara halkı onları karşılamaya çıkmış. Kırk gün kırk gece bir düğün yapılacağını herkese davul ve zurna ile ilan etmişler.




KAYNAKÇA
 


  • [1]   Ensar Aslan (1990): Yaralı Mahmut Hikâyesi Üzerinde Bir İnceleme, Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları, Diyarbakır, s.17-29.
  • [2] Özlem DEMİREL DÖNMEZ, EKSİK BİR ELİF İLE MAHMUD HİKÂYESİ’NİN SES BİLGİSİ ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME , Turkish Studies - 2012, p.969-994 ,
  • [3] Özlem DEMİREL DÖNMEZ, EKSİK BİR ELİF İLE MAHMUD HİKÂYESİ’NİN SES BİLGİSİ ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME , Turkish Studies - 2012, p.969-994 ,
  • [4] Özlem DEMİREL DÖNMEZ, EKSİK BİR ELİF İLE MAHMUD HİKÂYESİ’NİN SES BİLGİSİ ÖZELLİKLERİ ÜZERİNE BİR İNCELEME , Turkish Studies - 2012, p.969-994 ,
  • [5] Salih Aydogan, Elif ile Mahmut Adlı Halk Hikâyesinin Tahlili, https://salihaydogan.blogcu.com/
  • [6] Salih Aydogan, Elif ile Mahmut Adlı Halk Hikâyesinin Tahlili, https://salihaydogan.blogcu.com/
  • [7] Salih Aydogan, Elif ile Mahmut Adlı Halk Hikâyesinin Tahlili, https://salihaydogan.blogcu.com/
  • [8] Salih Aydogan, Elif ile Mahmut Adlı Halk Hikâyesinin Tahlili, https://salihaydogan.blogcu.com/
  • [9] /Adnan Binyazar, Elif Mahmut -  Halk Hikâyeleri- , Turkuvaz Kitap, 2007 Ankara
  • [10] Adnan Binyazar, Elif Mahmut -  Halk Hikâyeleri- , Turkuvaz Kitap, 2007 Ankara

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 
 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış