EŞİMKUL MENEN ZUURA DESTANI ve ÖZETİ ( Kırgız Destanı ) Dr. Doğan Kaya

Ekleyen : ESA , 20 Ocak 2018 Cumartesi aaa Beğen
 
EŞİMKUL MENEN ZUURA DESTANI  ve  ÖZETİ ( Kırgız Destanı )  Dr. Doğan Kaya

Dr. Doğan Kaya
 
1939’da Noruzbayev Cumagul tarafından yazıya geçirilmiştir. 7062 mısralık kahramanlık destanıdır. Destanın Latin alfabesiyle yazılmış tek varyantı vardır. Bu varyant da Kırgızistan’da El Yazmaları Arşivinde bulunmaktadır.
Destanın özeti şöyledir:
Karmış adında bir adam ve bu adamın Eşimkul ile Köçörbay adında iki oğlu vardır. Eşimkul’u Zuura ile evlendirir. Köçörbay’a ise bir inek vererek evini ayırır.
Aradan zaman geçer, Karmış vefat eder. Köçörbay, babasının malını zorla alır. Üç kadınla evlenir ve bu evliliklerden altı oğlu olur.
Eşimkul’un karısı Zuura kısır çıktığı için çocuğu olmaz. Üzüntüden sarılık olur. Eşimkul yardımsever birisidir ve herkese yardım eder. Kardeşi Köçörbay’a daima yardım eder, onun işlerini yapar ama o aynı şekilde davranmaz.
Eşimkul eşine danıştı ve kardeşinden bir oğlunu istemeye karar verdiler. Evlat özlemini gidermek için Köçörbay’dan bir oğlunu kendilerine evlat olarak isterler. Köçörbay aslında ağabeyi Eşimkul’u hiç sevmemektedir. Kardeşine olumsuz cevap verir. Eşimkul, çocuk için kardeşi Köçörbay’ın evine birkaç kez gidip gelir ancak bir türlü olumlu cevap alamaz. Köçörbay çocuk vermeyeceğini Eşimkul’a söyler, hatta Allah’ın ona evlat vermediğini başına kakar. Bir atı alıp götürmesini ve sütünü sağıp İçicisini söyler. Eşimkul, o zaman kardeşine beddua eder; Allah’tan onun şifasız hastalığa yakalanmasını, malını mülkünü düşmanların talan etmesini, zindanlara düşüp bir daha çıkamamasını, malının tükenmesini diler.
Zuura ve Eşimkul; “Anamız bizi azap için doğurmuş.” diyerek Çin’e doğru yola çıkarlar. Karnını doyurmadıkları kimse bırakmazlar. Bala veren mezarları gezerler. Sonra batıya doğru yola çıkarlar.
Rastladıkları bir divaneden kendisine yardım etmesini isterler. O da bu karı-kocayı yanlarına alır.
Divanenin isteği olursa yerine getirirler. Divane, Eşimkul ve Zuura’yı çocuk sahibi edeceği bahanesiyle kandırarak hizmetçi gibi kullanır. Eşimkul’u zulmederek çalıştırır ve Zuuura’yı da kamçı ile döver. Eşimkul ile Zuura, ağlaşırken bir ihtiyar bunları görür. Ağlamalarının sebebini sorar, onlar da anlatır. Divanenin, doğurmayan kadınları kamçı ile döverek deli ettğini, kocalarına iş yaptırdığını anlatır. Zuura, ihtiyardan kendisine yardım etmesini ister. İhtiyar da beş günlük yolda bir bakşı olduğunu söyler.
Bunlar divanenin yanından ayrılıp bakşıya gelirler. Bakşı da tıpkı divane gibi Eşimkul ve Zuura’ya “Size kerameti gösterip, sizi çocuğa kavuşturacağım.” diyerek onları ümitlendirir. Bunlar da inanıp bakşının yanında çalışmaya başlarlar. Ancak, bakşı da divaneden farklı davranmaz. Eşimkul ve Zuura, baskıya dayanamazlar ve bakşının yanından ayrılırlar. Bakşı onları dövdüre dövdüre köyden uzaklaştırır.
Yolda eşeğe binmiş bir ihtiyara rastlarlar. İhtiyar kendisinin derviş ve veli olmadığını, şehirde okuduğunu, insanların dertlerine deva vermeye çalıştığını söyler. Eşeğini Eşimkul’a verir. İhtiyar hekim, onlar için bir ev ayarlar ve Zuura’ya ilaç verip üç ay dışarı çıkmasını yasaklar. Sonunda Zuura tanrının hikmetiyle hamile kalır ve bir gece yarısı doğum sancıları başlar. Tabib gelir doğumu yaptırır. Zuura’nın bir oğlu olur ve çocuğun saçları altın rengindedir. Doğumdan üç gün sonra Eşimkul ve Zuura hekimden çocuklarına ad koymasını isterler. O da çocuğun adını Altın Kökül Genç Aydar koyar ve bunları memleketlerine yolcu eder. Karı ve koca çocuklarını alıp memleketlerine doğru yola çıkarlar. Gece gündüz demeden giderek memleketlerine varırlar.
Eşimkul ve Zuura’yı görenler, karı kocanın geldiğini tüm köye haber verirler.
Bu süre içinde Eşimkul’un kardeşi Köçörbay’ın sürüsüne kırgın girer. Malına sürüsüne gelen bu kırgından sonra Köçörbay’ın tek bir malı kalmaz. Köye hâkim olan grip salgını nedeniylede Köçörbay’ın altı çocuğundan beşi ölür. Köçörbay abisine söylediklerinden ve yaptıklarından çok pişman olur.
Köçörbay, ağabey ve yengesinin köye geri geldiğini öğrenerek abisini karşılamak için onların yanına gelir. Köçörbay’a dargın olan Eşimkul, bunu kendisine söyler.
Halk, Eşimkul ve Zuura ile çocuğun başına toplanarak dua ederler. Çocuğa bakmağa gelenler, eli boş gelmezler ve kuzu ve oğlak getirirler. Bir yıla kalmadan getirilen hayvanlardan sürü oluşur. Eşimkul zengin olur. Aradan yıllar geçer Kökül, on üç yaşına girer ve yakışıklı bir yiğit olur. Güreşte kimse sırtını yere getiremez. On altı yaşına geldiğinde al renk giyen kızlara gönlü akar.
Er Kökül, evinden ayrılarak dağda yaşamaya başlar ve haftada bir gün ailesini görmeye gelir. Günlerden bir gün yine dağdan ayrılıp köyüne gitmek için yola çıkar. Yolda, aksakallı bir ihtiyara rastlar. Onu nereli olduğunu, buralarda niçin gezdiğini sorar. İhtiyar, Türkistan’da çok yer gezdiğini anlatır. İhtiyar, Er Kökül’e altı kapılı memleketi olan Temirkan’dan söz eder. Orada, kimsenin beş edemediği bir yiğit, on iki but yiyen güçlü dev ve 6 günde bir adamın kanını içen oğlu Kan İçici Karaç vardır, Temirkan, bu güçlü erleri kim yenerse, güzel kızı Aruuke’yi ona verecektir.
Bunları ihtiyardan öğrenen Er Kökül yola çıkar, yedi günde Temirkan’ın şehrine ulaşır. Şehre girince bir grup insanla karşılaşır. Onlar, Er kökül’e niçin buraya geldiğini sorarlar, o da Temirkan’ın yiğitlerini yenmeye geldiğini söyler. Onlar vaz geçirmek isterlerse de Er Kökül kararlıdır, o yiğitlerin nerede olduğunu sorar. Bir ihtiyar, Kan İçici’nin Kök Özön’ün kıyısında yaşadığını söyler. Er Kökül, Kan İçici’nin bulunduğu yere doğru yola çıkar. Yaklaşınca Kan İçici, Er Kökül’ün yolunu keser, atı Sur Koyon’u bir kavağa bağlar ve Gök Özön’ün kıyısında 9 yolun ağzında iki yiğit kapışırlar. Uzun süre çekişirler. Kan İçici’nin Er Kökül’e gücü yetmez. İkisi, Gök Özön’ün bataklığında 6 gün güreşirler. En sonunda Kan İçici, gücü tükenerek devrilir. Er Kökül, Kan İçici’yi tam öldürecekken Kan İçici aman diler. Er Kökül, sen nasıl çocukların kanlarını içersin seni öldüreceğim diyerek Kan İçici’yi dinlemez. Kan İçici; “Sur Koyon gibi cins atımı ve kız kardeşi Aruuke’yi sana vereyim, yeter ki beni öldürme.” diyerek Er Kökül’den aman diler. Er Kökül, Kan İçici’yi dinlemeden iyice hırslanıp Kan İçici’nin hançerini çekip gırtlağına dayayıp öldürür.
Er Kökül, Kan İçici’yi öldürdükten sonra Kan İçici’nin kılıcını, tüfeğini ve atı Sur Koyon’u kendine alır. Bu hadiseden sonra ünü her tarafa yayılır. Sur Koyon’a binip Temirkan’ın kaldığı yere gider. Temirkan’a Kan İçici’yi öldürdüğünü, Aruuke’yi almayı hak ettiğini söyler. Temirkan, hiddetlenip Er Kökül’ü yakalamalarını emreder. Er Kökül, saldırıp halkı dağıtır, altı günde 6.000’den fazla adamın başını keser.
Temirkan, bunun üzerine uyuduğunda on iki gün uyanmayan devin yanına gider, başından geçenleri devine anlatır. Devden, Kan İçici’nin ve halkının öcünü almasını ister.
On iki but et yiyen dev, Er Kökül’ün karşısına çıkar ve öfkeli vaziyette Er Kökül’e; attan inip kendisiyle dövüşmesini, Kaf Dağı’na kaçsa da kendisini bulabileceğini söyler. Ancak Er Kökül, devi daha fazla konuşturmaz ve kılıç darbeleriyle devi olduğu yere devirerek öldürür. 
Aruuke’nin yengesi, Aruuke’nin kaldığı altı kapılı demir eve gider ve ona babası Temirkan’ın yanına gitmesini söyler. Aruuke, kırk kızı peşine takarak şehre babasının yanına gider. Temirkan, bütün olanları kızı Aruuke’ye anlatır. Aruuke, düşmanın isteğini sorar, o da Er Kökül’ün isteğini söyler.
Aruuke, kırk kızı yanına alarak Er Kökül’ün yanına varır, Er Kökül’den halkını ve babasını rahat bırakmasını ister.
Er Kökül, kararlıdır ve kendisini almadan dediğini yerine getirmeyeceğini bildirir. Aruuke, şehre geri dönerek babasının huzuruna çıkar, kendisinin de bu genç yiğitte gönlü olduğunu, Kan İçici’nin öldüğünü duyan Kıtay’ın yurduna baskın yapabileceğini babasına söyler. Babası bunun üzerine ikna olur ve Aruuke’yi bu genç yiğide vermeyi kabul eder.
Er Kökül, Temirkan’dan iki gün içinde kızı Aruuke’yi kendisine göndermesini ister. Gelin haberci Temirkan’ın yanına varıp Er Kökül’ün sabırsızlandığını bir an evvel kızını göndermesini istediğini Temirkan’a bildirir. Temirkan, mecburen Er Kökül’ün dediğini yapar ve Aruuke’nin yanına iki güzel kız katıp Er Kökül’e gönderir. Artık onu oğlu olarak kabul eder.
Er Kökül, Aruuke’yi çeyizleriyle birlikte alarak yola çıkar. Aruuke’nin yanına babası on beş gelin ve on yiğit katar. Er Kökül, Beş gün yolculuktan sonra memleketine döner.
Bütün köy halkı Er kökül’ün gelin getirdiğini öğrenince gelini görmek için meydanda toplanır. Eşimkul, büyük bir eğlence düzenler. Eğlence 6 gün sürer. Eğlence sonrası on beş gelin ve on yiğit Temirkan’ın memleketine döner.
Er Kökül’ü görenler, onun yiğitliğini takdir ederler ve överler. Er Kökül kendi köyünü düşmanlardan korur. Kötü niyetli insanların hiçbiri Kökül’ün köyüne yaklaşamaz. Eşimkul ve Zuura’nın nice zorlu emeklerden sonra kavuştuğu oğulları Er Kökül, anne ve babasının emeğini boşa çıkarmaz. Aruuke, Er Kökül için iyi bir eş, Eşimkul ve Zuura için iyi bir gelin olur.

Dr. Doğan Kaya
 
Dr. Doğan KAYA, KIRGIZ DESTANLARI, SALKIMSÖĞÜT Yayınları: I. Baskı Ankara 2015
 
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...