GULGAAKI DESTANI ve ÖZETİ ( Kırgız Destanı ) Dr. Doğan Kaya

Ekleyen : ESA , 20 Ocak 2018 Cumartesi aaa Beğen
 
GULGAAKI   DESTANI  ve  ÖZETİ ( Kırgız Destanı )  Dr. Doğan Kaya
Dr. Doğan Kaya
 
Hem nazım hem de mensur olarak anlatılmaktadır. Gülgaakı destanı, Kız Saykal, Canıl Mırza, Kız Darika, Barçın ve Kuyalı gibi diğer Kırgız epik eserlerinde da karşımıza çıkan kahraman kız motifini ihtiva eden destandır.
Kırgız Milli İlim Akademisi’nin Manas Vakfı’nın Milli Medeniyet Merkezi’nin el yazma bölümünde “Gülgaakı”, ”Şaamaşrap dubana Gülgaakı kızı almak için gelmesi”, ”Dubana Maşrap”, ”Gülgaakı”, ”Şaamaşrap-Gülgaakı” adlı el yazmaları vardır. Gazeteci Çotbay Narmirzayev 1996 yılında “Şaamaşrab beyanı”adlı eser yazmıştır.
Kasımbek Seydakmatov, 1983 yılında Mart ayında derlemesini yapıp el yazmalarını teslim etmiştir. Getirilen el yazılarında rol alan sabit, benzeri olay-Şaamaşrab’ın Gülgaakı’nı severek, Kontaacı’ya çoban olarak kızı kendi dinine çekip, evlenirler. K. Seydakmetov topladığı efsane ile I. Beyşekeev’den yazılan nüshasında Gülgaakı vücuduna sürdüğü yağı sayesinde hamile kalır. Bir erkekle beraber olmadan hamile kalma motifi, başta Türk halkları olmak üzere başka milletlerin de kültüründe karşımıza çıkan motiftir.
İkinci bir motif de kesik başını koltuğuna alıp gitme motifidir. Bu motif, Gülgaakı ile ilgili olarak, sadece Kasımbek Seydakmatov’un anlatmasında karşımıza çıkmaktadır. Burada Maşrap Dubana, kirli eli ve ayağı ile hanın evine girdiği için başı kesilir. Yerdeki başını koltuğuna alarak vatanına doğru yola çıkar.
Bir diğer motif de ölümsüzlük, erenlere kavuşma motifidir. Maşrap öldükten 7 gün sonra şehre 9 tane derviş gelir. Şaamaşrap öldü haberini alıp gelenler, sinirlenerek; “Niye yalan söylüyorsunuz. Biz Şaamaşrab’ı Gerat çölünde heykelini dikip, köpeğini de alıp, Mekke’ye giderken kendi gözümüzle gördük.” derler. Bunu duyan Vezir, Maşrab’ın mezarlığına gidip, mezarının kıble yönü açık olup, içinin de boş olduğunu görür.
Epik eserlerde sıkça karşımıza çıkan destan kahramanına yardımcı olan at, köpek ve kuş gibi hayvan kahraman motifi bu destanda da vardır. Gülgaakı’nın bir papağanı, Gülcigit’in de bir köpeği ve çok iyi koşan hünerli bir atı vardır.
Pek çok eşmetin içinde destan seviyesine olanı, Oruzbay Urmambetov’un anlatımıdır. Bu anlatma 1969’da kitap olarak yayımlanmıştır. O. Urmanbetov, 1927’de Isık Göl ilçesinin, Karal-Döbö köyünde doğmuş; 1980 yılında vefat etmiştir. Bildiği ve anlattığı destanlar arasında Seyitbek, Semetey, Kurmanbek, Coodarbeşim, Gülgaaakı, Seyitbek, Canış-Bayış ve Kız Saykal destanları da vardır.
Destandaki Şaamaşrap, bir evliya tipidir. Gülgaakı, Şaamaşrab sayesinde Müslüman olmuştur.
Özbek halkının XVII yüzyılda yaşamış olan Babarhin Maşrap, sadece Özbekler arasında değil Tajik, Kazak, Kırgız, Uygur, Tatarların da tanıdığı büyük bir şairdir. Maşrap, muhtemelen Kırgızlar arasında da yaşamıştır.
Destanın özeti şöyledir:
Kalmakların başında Karpık adlı bir han vardır. Karpık’ın Bakamancı ve Kontaacı isimli iki oğlu vardır. Her türlü çareye başvurmasına rağmen 60 yaşına kadar çocuğu olmayan Köntaacı’nın eşi Ayım (Ayımkan)’dan bir kızı olur. Çocuk, adak sırasında söz verildiği üzere yedi gün boyunca kimseye gösterilmiyor. İsim koymak için insanlar toplanır. Bir ermiş ihtiyar, çocuğa Gülgaakı adını koyar. “Gaakı” sadece kışın açan ve her derde deva olan bir çiçektir.
Gülgaakı, kısa zamanda serpilip büyür, güzel bir kız olur. Babası onu yönetici olacak şekilde yetiştirir. Gün gelir Gülgaakı’nın babası Köntaacı vefat eder.
Gülgaakı babasının yerine geçir, babasından aldığı terbiye ve bilgisiyle halkını yönetmeye başlar. Bir gün halkını toplayarak insanları ve ülke topraklarını tanımak, görmek için seyahate çıkmak istediğini söyler. Birçok yeri dolaşır. İlk Kırgızlar yaşadığı bölgeye gelir. Katagan’ın Tursun Han ile tanışır. Tursun’un eşi, Gülgaakı’nın teyzesidir.
Tursun Han, onu saygı, sevgiyle misafir eder ve yola çıkarlar. Sonra Kaşkar’a giderler. Babasını gören Kaşkar hanı Kaldar Han da Gülgaakı’yı sıcak karşılar. Gülgaakı, Kaşkar’dan Çin’e gider. Çin hana Kılçan’a mektup gönderir. Kılçan Gülgaakı’nın heyetini karşılar. Çin’e gider, oradaki insanların çalışmalarını ve gayretlerini görür. Gördüklerini halkına uygulamayı düşünür.
Gulgaakı, on sekiz yaşına gelir. Gerek güzelliğini gerekse diğer üstün vasıflarını duyan insanlar ona âşık olur, eş olarak kendisine almak isterler. Her taraftan ona âşık kişiler gelir. Onların içinde bir de Şaamaşrap adlı biri de vardır. Şaamaşrap, kopuz çalarak Gülgaakı’ya olan aşkını dile getirir. Kız, onu denemek için eline sopa verip deve güttürür. Şaamaşrap’ın geze geze tabanları şişer. Gulgaakı, onu gözetlemek birgün kırk yiğit kızı yanına alarak Şaamaşrap’ı görmeye gider ve ona kendisinin dengi olmadığını söyler. Aşkına karşılık göremeyen Şaamaşrap, bunun üzerine uçurumdan kendini atar.
Gulgaak’yı sevenlerin sayısı artar. Gülgaakı, kendisini almaya niyetli olanların her birine bir şart ileri sürer. Başaramayanların başını keseceğini söyler. Gulgaakı ile evlenmek isteyenlerin birisi de Acimuuluk’tur. Ancak, Gülgaakı onu da sevemez ve halledilmesi zor olan üç şart ileri sürer. Ona der ki: “Sarı-Oy denilen yere sandık büyüklüğündeki taşlarla çok büyük bir ağıl yapıp buraya sayısız at sığdıracaksın; düğün için çam ağaçlarını kesip dağ gibi odun yığacaksın; Son-Göl adlı gölün beri kıyısından diğer kıyısına yüzerek geçeceksin.”
Acimuuluk, bu şartlardan ikisini yerine getirir, fakat son şartı yerine getirirken Son-Göl’den geçerken boğulur ve ölür.
Bir zamanlar Kalmaklar, Kırgızlara baskın yapıp onların birçok toprağını ele geçirmişti. Kırgızların başındaki Bayduulat adlı han, oğlu Gülcigit’i çağırıp “Ben hayatta iken kendine iyi bir kız bul ve evlen.” der.
Gülcigit ise, daha önce Kalmakların ele geçirdikleri kendi topraklarını geri almayı tasarlamaktadır. Bunun da sadece Gulgaakı ile gerçekleşebileceğini düşünmektedir. Bu fikrini arkadaşı Külüstön’e söyler. Babasının duasını alıp kırk adamıyla yola çıkar ve Gulgaakı’nın atlarını kaçırır. Gulgaakı, hırsızların kim olduğunu öğrenmek için, Gülyağı arkadaşı, Misgaakı’yı gönderir. Misgaakı, bir süre Külüstön ile tartışır. Külüstön, belki Gülgaakı’nın peşlerinden geleceği düşüncesi ile atları kaçırdıklarını söyler ve ondan özür diler. kırk adam ve kırk kadın birbirlerine gücünü ispatlamak için çarpışırlar.
Sonunda Gülgaakı, Gülcigit’e mallarını birleştirmeyi ve güçlerine güç katmayı teklif eder. Gülcigit, bu fikri kabul eder.
Gulgaakı, becerikli ustalara Gülcigit için bir saray yaptırır, akıllı kişileri toplayıp onlardan fikirler alır. Büyük bir düğün yapmayı planlar. Düğüne Kazak, Çin, Kalmak, Kırgız, Uygur’u davet eder. Son-Göl’ün civarında davetlilerden boş yer kalmaz.
Ziyafetler veriler, at yarışları, pehlivan güreşleri yapılır, pek çok oyunlar oynanır. Kırgızlardan Gülcigit, Kalmaklardan Er Dogon çıkar ve Gülcigit, Dogon’u attan düşürerek yener. Kalmaklarda Targın isimli kurnaz bir kişi, Gülcigit’i kıskanır. Gülcigit’e yenilmeyi içine sindirmeyen Er Dogon’un yanına giderek “Gülcigit’i öldürelim ve Kalmak halkına kendimiz baş olalım.” der. Daha sonra Targın, Kalmak kahramanı olan Dolu Han’ın yanına aynı şekilde fikrini ona da söyler. Dolu Han, gece yarısı binlerce atlı ile gelip ani bir baskın düzenler.
Gülciğit, Gülgaakı ile beraber düşmana karşı korlar. Büyük bir çarpışma olur. Gülgaakı, kılıcı ile Dogon’un başını keser. Bunu gören Dolu Han gürzü ile Gülgaakı’nın başına vurup yere düşürür. Gülciğit sabaha kadar tek başına düşmanla mücadele eder. Kalmaklar, habersiz yatmakta olan kırk kız ile kırk yiğidin başını keserler. Gülciğit, Targın denilen birisi tarafından öldürülür. Gülgaakı’yı ölen Gülciğit’in yanına getirirler. Bunu gören Gülgaakı, koynundan hançerini çıkarıp kendi kalbine saplar.
Destan, öç alma motifi ile sona erer. Gülcigit ve Gulgaakı’nın ölüm haberi, Bayduulat’a ulaşır ve Kazak, Kırgız kahramanları birleşerek Dolu Han ve Targın’ı öldürüp intikamlarını alırlar. Kalmaklar, kaçıp Urumçi ile Kapka’ya kadar giderler.
Gulgaakı’nın kırk kızı ile beraber Isık-Köl civarında Sari-oy isimli yerde yattığına inanılmaktadır.
Dr. Doğan Kaya
 
Dr. Doğan KAYA, KIRGIZ DESTANLARI, SALKIMSÖĞÜT Yayınları: I. Baskı Ankara 2015
 
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...