MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
KEDEYKAN DESTANI ve ÖZETİ ( Kırgız Destanı ) Dr. Doğan Kaya
Ekleyen : ESA , 20 Ocak 2018 Cumartesi Beğen
 
KEDEYKAN DESTANI ve  ÖZETİ ( Kırgız Destanı )  Dr. Doğan Kaya
Dr. Doğan Kaya
 
Kırgızların hayatın zorluklarını yaşadıklarını ön planda tutan bir destandır. Kısaca, XVII. yüzyılda ların Kalmaklarla olan savaşı sonrasında Türkmenstan’a kadar gitmelerini ve orada gördükleri eziyetler konu edilmiştir.
Destanın iki eşmetni vardır. 1923 yılında ünlü halkbilimci Kayum Miftakov’un tertiplediği Alımkul Üsönbayev eşmetni 1923’te yayımlanmıştır ve 1423 mısradır. XIX yüzyılın son çeyreğine kadar yaşayan ünlü Kırgız şairi Toktogul eşmetni olarak bilinen anlatma Kalık Akiyev tarafından anlatılmış, 1938’de yayımlanmıştır. Bu eşmetin de 4000 mısradan fazladır.
Bunlardan destan hüviyetini kazanan Toktogul eşmetnidir. Her iki varyantta da toplum birçok felaketlerle karşılaşır. Yetim ve fakir olarak büyüyen Kedeykan, Azimkan adlı hanın tahtına oturur. İki varyantta da tahttan ayrılıp birçok yeri dolaşan Azimkan hikâyenin sonunda her biri ayrı bir yere dağılan ailesini bulur ve makama yükselir.
Kedeykan destanının özeti şöyledir:
Geçmiş zamanlarda Kırgız halkı çok sıkıntılı günler geçirir, yoksullar acından ölür. Hayatta kalabilmek için Kurama ve Sarı adlı iki kardeş Türkmen yurduna giderler. Ancak kardeşler, burada da sıkıntı yaşarlar. Önce Sarı, 3 yıl sonra da Kurama açlıktan ölür.
Kurama öldüğünde karısı bir erkek çocuğa hamiledir. Çok zaman geçmeden karısı bir erkek çocuk doğurur. Kadın çocuğunun adını Kereez koyar. Kereez üç yaşına geldiğinde annesi ölür. Öksüz kalan Kereez, başkalarından pek yardım görmez. Çok sefil bir şekilde hayatta kalmaya çalışır. Zaman içinde Kereez adı yerine halk ona “fakir, yoksul” anlamında Kedey demeye başlar.
Kedey, dindar bir kişinin yanına gider ve ondan yardım ister. O da Kedey’i Gülsana adındaki zengin bir neneye gönderir. Gülsana, Kedey’i hizmetine alır. Kedey, on yaşına geldiğinde nineden kendisini evlat edinmesini ister, o da kabul eder. Ona çok güzel sözler söyler, öğütler verir. Daha önce duymadığı bu sözler Kedey’in çok hoşuna gider. Ömür boyu neneye bakacağına söz verir. Nitekim dediğini yapar ve neneye çok iyi bakar.
Kedey yanına dört arkadaş daha alıp zenginlerin malını çalmaya başlar. Malını çalmadıkları zengin bırakmazlar. Bir gün zenginlerden birisi, diğer zenginleri toplar, ne yapacaklarını konuşur. Sonunda kırk yiğidini Kedey’in üzerine göndermeye karar verir. Onlara, Kedey’i bulup getirmelerini, aksi taktirde başlarını keseceğini söyler.
Kırk yiğit Kedey’i aramaya giderler, fakat bulamazlar. Ninenin malını talan edip oradan uzaklaşırlar. Bunu öğrenen Kedey, gücenip ninesini yağmalatan Zalimkan’ın vezirini öldürür, ancak kaçamaz yakalanır. Kedey’i zindana atarlar. Aradan çok geçmez, dört arkadaşı Kedey’i zindandan kurtarırlar, ninenin yanına gelirler. Nine Kedey’e, Hive şehrinde Azimkan yanında bulunan Ak Şeyh’e gitmesini, ondan yardım görebileceğini söyler.
Kedey, bin bir güçlükle Ak Eşen’in yanına gelir, durumunu anlatır. Ak Eşen, şartlarını kabul ederse kendisine yardım edeceğini söyler. Kedey, şeyhin şartlarını kabul eder. Ak Eşen, Kedey’in kafasına sarık sarıp namaz kıldırır. Aradan on gün geçer. Kedey, Ak Eşen’e sırrını söyler. Gelirken bir peri gördüğünü ve perinin ona “Sana on üç gün mühlet veriyorum. On üç günden sonra canını alacağım.” dediğini anlatır. Ömrünün sefaletle geçtiğini ve üç gün sonra ölüp gideceğini, hiç olmazsa bu 3 gün içinde Azimkan’ın tahtında oturmayı, huzur içinde gözlerini kapatmak istediğini söyler. Ak Eşen, önce Kabul etmez, fakat sonra nasıl olsa ölecek diye kabul eder. Kedey’i Azimkan’ın yanına götürür ve üç gün için onun tahtını ister. Azimkan, Kedey’in onu aldatacağını söyler. Ak Eşen, Azimkan’a Kedey’in üç gün sonra öleceğini hatırlatır. Azimkan Ak Eşen’e inanarak kendi tahtını üç günlüğüne Kedey’e verip eşi ve çocuklarının yanına gider.
Kedey, bütün halkı toplayıp “Azimkan, sizden nasıl vergi alıyordu? Paranızı alıp keyif sürüyordu. Ben vergileri kaldırıyorum. Üstelik hepinize altın dağıtacağım.” demiş. Bir gün sonra yine halkı toplayıp “Yarın Azimkan gelip benim tahtımı alacak. Benim tarafımda olur musunuz?” diye sormuş. Halk da “Tamam!” diye cevap vermiş. “O zaman yarın hepiniz buraya gelin.” deyip halkı dağıtır.
Ertesi gün Azimkan tahtına geldiğinde Kedey’ı ölmek bir yana daha sağlıklı biri olarak görür, öfkelenir ve derhal tahtı terk etmesini ister. O vakit Kedey, kırk yiğidini çağırır ve halkı toplar. “Bu adam benim tahtımı istiyor, sizleri aldattığı yeter artık, bunu asarak öldürün.” diyerek onları tahrik eder. Asılacağını anlayan Azimkan, tahttan vazgeçtiğine dair söz verir verir ve asılmaktan kurtulur.
Azimkan şehrini terk etmeden önce Ak Eşen’in yanına gidip olanı biteni anlatır. Ak Eşen, Azimkan’ı alıp Kedey’in yanına gelir. “Bu tahtı sahibine ver. Eğer vermezsen seni lanetlerim. Gözünü görmeyecek, elini felç ederim, kulağını duymayacak hale getiririm” der. Kedey de „Bildiğinden şaşma!“ diyerek onu huzurundan kovar. Azimkan yapayalnız kalınca Kedey’e yalvarır. “Benim canımı alma, eşim Gülayım’ı, çocuklarım Medet ile Rehan’ı emrine vereyim.” der. Azimkan, Gülayım’ı getirmek için Kedey’in yanından ayrılır. Gülayım’la buluşunca başından geçenleri anlatır. Birlikte kaçmaya karar verirler ve Azimkan ile Gülayım gece karanlığında kaçarlar. Bunu haber alan Kedey, Ak Eşen’in bütün adamlarını asarak öldürür.
Kedey, kırk yiğidini çağırır ve ninesiyle dört arkadaşını getirmelerini ister. Onlar da emri yerine getirirler. Kedey ninesiyle dört arkadaşını yanına alır.
Bu arada Azimkan ile Gülayım’ın yolculuğu otuz gün sürer. Çölde, Kermisin denilen yerde istirahat ederler. Bu sırada bulundukları yerden bir kervan geçer. Gülayım koşarak yanlarına gider ve ağlayarak onlardan yardım ister. Kervandakiler ona acıyıp yavrusu ölmüş bir devenin sütünü verirler. Sütü içen Gülayım’ın yüzüne kan gelir ve güzelleşir. Bunu gören kervanbaşı Kapşar, Gülayım’ı onu deveye yükleyip alıp gider. Sabahleyin uykusundan uyanan Azimkan, Gülayım’ı yanında göremeyince ne yapacağını şaşırır. Çaresiz iki çocuğu Raykan ve Medetkan’ı alıp yola devam eder. On iki gün yol gider. Artık gücü kalmamıştır. Bu sırada uzakta bir şehir görür. Şehre yaklaşınca coşkun bir dere karşılaşır. Çocuğun birini kucağına alıp sudan geçerken, diğerinin ağlamasını duyar. Dönüp baktığında oğlu Medetkan’ı bir kurdun kapıp götürdüğünü görür. O telaşla kucağındaki oğlu Raykan’ı da suya düşürür. Çaresiz bir şekilde oturup ağlamaya başlar. Ava çıkan şehir sakinleri Azimkan’ı ağlar görürler ve onu alıp şehrin beyine götürürler. Bey, Azimkan’ı esir alır ve evinde çalıştırmaya başlar.
Suya düşen Raykan’ı ihtiyar bir balıkçı bulur ve alıp evine götürür. Karısı ile Raykan’a altı yıl bakarlar. Çocuk derede balık tutarken yayın balığı oltasını yutar. Buna kızan balıkçı ve karısı onu bir olta karşılığında pazarda Kunduz Yıldız halkının şahına verirler. Şah, dört kere evlenmesine rağmen çocuğu olmamıştır. Raykan’ı evlat olarak alır ve yetişmesi için bir hocanın yanına verir. Şah, başka bir gün bir çocuk daha satın alır, onu da hocanın yanına verir. Çocuklar, hocanın yanında delilik, aptallık gibi hastalıkları tedavi etmeyi öğrenirler.
Şahın bir veziri vardır. Vezir, saraydan erken çıkıp ertesi günü saraya geç gelmektedir. Şah, bunun sebebini sorar. O da eşinin hasta olduğunu ve bu sebepten öyle yaptığını söyler. Bunun üzerine şah, iki genci vezirin evine gönderir. Hasta kadın yerinden doğrulur. Üçü sohbete başlar.
Büyük olan genç, önceden çok zengin olduklarını, başlarına felaket geldiğini, yurtlarını bırakıp kaçtıklarını, kardeşini kurtlar yediğini, kendinin de suya düştüğünü anlatır. Diğer genç de kendisini bir kurdun kaptığını, ancak yedi kişi tarafından kurttan kurtarıldığını anlatır. Kadın da geçmişini anlatır. Sonuç olarak durum anlaşılır. İkisinin kardeş, kadının da anneleri olduğu anlaşılır.
Birlikte şahın yanına giderler, durumu anlatırlar. Şah, kadını çölden kaçıran ve yalan söyleyen vezirini astırır. Gülayım, Şah’ın yanında hizmetçi olarak çalışmaya başlar. Gülayım çocuklarına kavuşmuştur ama Azimkan’ı kaybettiği için hâlâ mutsuzdur. Azimkan başka bir beyin yanında hizmetçi olarak çalışmaktadır. Ağlayarak derdini beye anlatır, Kunduz Yıldız şahı ile yüz yüze görüşmek istediğini söyler. Bey de onu padişaha gönderir. Padişah onu iyi karşılar. Gülayım ona su verir. Azimkan, Gülayım’ın elindeki yüzüğü fark eder. Padişaha söyleyip yüzündeki örtüyü çıkarttırır. İkisi de çok mutlu olurlar. Azimkan çocuklarını görünce mutluluğu bir kat daha artar. Şah, Azimkan’ın başından geçenleri öğrenir ve Azimkan’ı kendisine vezir yapar.
Dr. Doğan Kaya
 
Dr. Doğan KAYA, KIRGIZ DESTANLARI, SALKIMSÖĞÜT Yayınları: I. Baskı Ankara 2015
 
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...