Kerem İle Aslı Hakkında Çalışmalar Epizotları Formelleri ve Özeti

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 01 Mart 2014 Cumartesi aaa Beğen

HİKAYE HAKKINDA GENEL BİLGİLER 
 
Kerem ile Aslı, 16. Yüzyılda oluştuğu düşünülen  asıl aşk hikâyelerimizden birisi olarak kabul edilen aşk konulu halk hikâyelerimizden birdir. Kimi araştırmacılara göre Kerem ile Aslı kahrqmanlık konulu halk hikâyeciliğimizden asıl aşk hikâyelerimizi oluşturan ilk Türk Halk hikâyesidir.
 
Dede Korkut ve Köroğlu hikâyesi gibi kahramanlık konulu hikâyelerden sonra Leyla İle Mecnun, Yusuf ile Züleyha Ferhat ile Şiirin gibi Arap ve İran halk hikâyeleri Türk Halk Hikâyelerini de etkilemiş ve ilk önceleri yarı kahramanlık yarı aşk konulu halk hikâyeleri ortaya çıkmıştır. Kahramanlık konulu halk hikâyelerimizden olan Köroğlu Hikayes ile Destan nitelikleri  ağır basan Dede Korkut Hikayeleriinden sonra, destanla  asıl aşk hikayeleri arasındaki geçiş dönemi hikayeleri ortaya çıkmıştır.[1] Eşref Bey Hikayesi, Elif İle Mahmut, Mahmut İle Niğar  gibi birçok halk hikâyemiz hem eşkıyalık ve kahramanlık,  hem de aşk konusunu birlikte ele alan hikâyelerimizdir. Daha sonra tamamen aşk konusunu işleyen hikâyelerimiz ortaya çıkmıştır. Kerem ile Aslı hikâyesinin  Leyla İle Mecnun, Yusuf İle Züleyha gibi Arap hikâyelerinin Türk hikâyeciliğine etkisi ile oluşan ilk ASIL AŞK HİKÂYESİ olduğu düşünülmektedir. ( Halk hikâyelerinin yapısı hakkında geniş bilgi için Bkz : Halk Hikayelerimizin Doğuşu ve Yapısı)[2]
 
Asıl Aşk Hikâyelerimiz Otto Spıes'in tarifinde de olduğu gibi "Bir sevgiliyi elde etme yolunda girilen maceraları anlatan Masal" şeklinde tanımlamaktadır. Bu tanım Kahramanlık hikâyelerimizi halk hikâyelerimiz arasında görülmediğini onların Destan kategorisinde sayılmasının gerektiğini ifade eden bir tanımdır.
Kerem ile Aslı hikâyesi Anadolu, Azerbaycan ve Ermenistan’a kadar yayılan bir halk hikâyemizdir. Eski yüzyıllardan kalma çok sayıda el yazımı ve taş Basklısı nüshalarına rastlanılmış olması bu nüshaların köylerde dahi bulunabilmesi bu hikâyenin ne kadar çok sevildiğine delalet etmektedir.
 
Kimi araştırmacılar Kerem ile Aslı hikâyesini gerçeklilikle bağdaştırmaya kalkışmışlar Kerem’in yaşadığını kanıtlamaya çalışmışlardır. Kerem adlı bir halk ozanının olduğu ve yaşadığına dair rivayetler de bulunmaktadır.
"Aşk Hikâyeleri", âşık geleneğinin tüm özelliklerini en iyi şekilde yansıtan hikâyelerdir. Bunların kahramanları kimi zaman gerçekten yaşamış olan âşıklardır ve hikâyenin konusu da onların yaşam öykülerinden alınmıştır. Örneğin; Âşık Garip, Ercişli Emrah, Sümmani ile Gülperi, gibi hikâyelerimiz yaşadığını bildiğimiz âşıkların hayatı etrafında teşekkül etmiştir.  Buna rağmen halk hikâyelerinin kahramanları masal, destan, tarih gibi kaynaklardan esinlenerek yaratılmışlardır. Bu yüzden halk hikâyelerimizdeki kahramanlar ve olaylar hayal ürünü öğelerle, gerçekçi ayrıntıların birleştirilmesi ile oluşturulmuşlardır.  Örneğin; Yaralı Mahmut, Arslan Bey, Elif ile Mahmut , Eşref Bey gibi hikâyelerimizde tarihi vakalardan ve şahsiyetlerden izler de bulunmaktadır. Kerem ile Aslı hikâyesinin de bu şekilde oluşmuş olması kuvvetle muhtemeldir. Bu hikâyemizde tarihe geçmiş olaylardan izler bulunmasa bile Kerem’in yaşamış bir halk ozanı olup olmadığı bu bağlamda değerlendirilmelidir.
Kerem ile Aslı” hikâyesinde Kerem, Müslüman;  Aslı ise bir keşişin kızıdır. Bu bakımdan hikâye dini farklılıktan kaynaklanan çatışmalar üzerinde kurulmuştur. Din ve kültür farklılığı Kerem ile Aslı’nın karşısına çıkan en büyük engel olmuştur. Kerem bade içerek kudretten aşık olmuş, keramet sahibi gezgin bir aşıktır. Aslı’nın Babası olan Keşiş ise kızını Müslüman Kerem’e vermemek için elinden gelen her şeyi yapar. Kerem, Aslı’yı İslam’a davet etmiş Aslı da bunu kabul etmiştir. Bu açıdan bu hikâyedeki olaylar ve kişiler bu dini çatışmanın temelleri üzerinden seçilmiştir. Öykünün ana hatalarından birisi de eski bir gelenek olan Beşik Kertmesi konusunu da işlemiş olmasıdır. Öykü dini sebepler ile bu sözleşmeye uymak istemeyen keşişin kızı Aslı’yı Müslüman Kerem’e vermek istememsi ve buna engel olması üzerine oluşmuştur.
 
Hikâye sonu facia ile biten halk hikâyelerimizdendir.  Hikâyenin konusu “ Bu dünyada kavuşamayan âşıklar ahrette kavuşacaklardır.” inancı üstüne kurgulanmıştır.  Kerem ile Aslı hikâyesinde sihirli elbise, olağanüstü elma, beşik kertmesi, gurbete gidiş, aşk hastalığı, nişanlanma, haberci turna, derviş, imtihan edilme, işaretle tanıma, Hızır, padişah,  ( Kerem ile Aslı’nın kimi varyantlarında olduğu gibi bade içme, rüyada âşık olma, sevgiliyi rüyada görme) , gibi yerli ve evrensel birçok motif de bulunmaktadır. [3]
 
 
KEREM İLE ASLI HAKKINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR
 
Kerem ile Aslı hikâyesi ve pek çok varyantı pek çok araştırmacı tarafından neşredilmiştir.  Hikâye hakkında ilk önemli çalışma  Şükrü M. ELÇİN,  tarfından1949 yılında yapılmış ve  “Kerem ile Aslı “ adıyla yayımlanmıştır. [4] Ali Duymaz, “Kerem ile Aslı Hikâyesi Üzerinde Mukayeseli Bir Araştırma “ adında 2001 yılında bir çalışma yapmış, Milli Kütüphane’de kayıtlı olan bir cönkün 27b-61a varakları arasında yer alan bir halk hikâyesinin üzerinde çalışmıştır.
 
Eser hakkında yapılan pek çok çalışmadan sonra Mustafa DOĞAN ise Ali Duymaz’ın yayınladığı bu metin üzerinde “Kerem ile Aslı” Hikâyesinde Yer Alan Halk Edebiyatı Motifleri” adındaki çalışması ile hikâyedeki metinleri Stith Thompson’un Motif Index’ine göre incelemiştir.
 
Mehmet Emin BARS, Kerem ile Aslı Hikâyesi üzerinde “FORMELLER VE KEREM İLE ASLI HİKÂYESİ’NDE BAZI KULLANIMLARI” başlığı altında bir çalışma yapmış hikâyeyi kalıp ifadeler açısından incelemiştir. İncelemede, hikâyenin başlangıç düğüm ve sonuç bölümlerindeki  “ Zaman-ı evvelinde bir memleket var idi, adına Ağa beğ dirler idi ve memleketin şahı idi, Gelelim ki Kerem’e, Gelelim kıssa-i destanımıza, Allah’a ısmarlayup yola revan oldular,  üç saat kadar yol gidip yol üç oldı, Aslı Han gibi kırk dane kızlar getürdiler, on kise akçe ceraim aldı” gibi biçimsel sözleri, sayıları kalıp ifadeleri vb yönünden ele almıştır. [5]
Bu çalışmalara aşağıdaki araştırmacıların yaptıkları çalışmaları da ilave etmek gerekir bu çalışmaların künyeleri aşağıdaki gibidir.
  • İsa ÖZTÜRK,  (2006); Kerem ile Aslı, T. İş Ban. Yay., İstanbul.
  • B.A. Garrıev” Aslı-Kerem. Folklor Dessanı. Yay.: BTDN, Aşhabad 1943.
  • Amangül Durdıeva, Aslı-Kerem. Halg Dessanı, Yay.: "Türkmenistan" Neşriyyatı. Aşhabad 1965,
  • Sultan TULU, “Kerem ile Aslı Hikâyesinin Horasan Varyantıhttp://e-dergi.atauni.edu.tr/index.php/taed/article/viewFile/2092/2091
Bunların dışında değişik tarihlerde ve değişik isimler tarafından Kerem ile Aslı hikâyesinin farklı yerlerde derlenmiş farklı varyantları metinleri basılmıştır.
 


EN YAYGIN KEREM İLE ASLI VARYANTLARININ EPİZOTLARI [6]
  • Padişahla Keşiş’in çocuklarının olmaması
  • Aksakallı İhtiyarın ailelere fidan vermesi sayesinde kahramanların dünyaya gelmesi ve beşik kertmesi
  • Kahramanların âşık olmaları ve şiir söylemeye başlamaları
  • Aslının istenmesi ve nişanlanma
  • Keşişin sözünü tutmayıp kızını kaçırmak istemesi ve sevgililerin evlenmesinin engellenmesi
  • Kerem’in gurbete çıkması ve Aslı’yı aramaya başlaması
  • Kerem’in Aslı’nın ilk buluşması
  • Keşiş’in Aslı’yı tekrar kaçırması ve başkasıyla nişanlayıp düğün hazırlıklarına başlaması
  • Kerem’in tekrar yolarla düşmesi
  • Aslı’nın düğünü sırasında Kerem’den haber alıp onun yanına gitmesi ve ikinci buluşma
  • Keşişin Aslı’yı yeniden kaçırması
  • Kerem’in üçüncü takibi
  • Keşiş’in kızını Kerem’e vermesi ve hileli bir elbise yapması
  • Düşün gecesi Kerem’in sabaha kadar hileli elbiselerin düğümünü çözmeye çalışması
  • Kerem ile Aslı’nın yanıp kül olması
  • Padişah’ın Keşiş’i öldürmesi ve Sofi’nin Kerem ile Aslının mezarı başında dua etme
 

Ali Duymaz’In Tespit Ettiği ve Mustafa Doğan’ın Motiflerini Hazırladığı Varyantın Özeti[7][8]
 

“Âşık Kerem hekâtını beyan eyledi. Dinle imdi hikayeti, güzeller elinden şikâyeti. Güzel olan şu âlemde söylenür, çirkin olan taşlar olsun döğünsün”
Ahlaz şehrinde bir Hükümdar yaşarmış. Hükümdar’ın tek derdi, bir erkek çocuğunun olmamasıymış. Hükümdar bir gün saray kapısının önünde otururken sarayın önünden geçen çocukları görür ve çok üzülür. Daha sonra yanına Sadrazam’ını da alarak su kenarında gezintiye çıkar. Birlikte suyun kenarında otururlarken yanlarına bir pir gelir ve hükümdara iki elma verir. Birini kendisi yer, birini de hanımına yedirirse hemen çocuklarının olacağını söyler. Bunun üzerine Hükümdar elmayı alır ve hemen şehre döner. Hükümdar’ın kendisi gibi çocuğu olmayan hazinesinden sorumlu Hıristiyan bir Keşiş’i vardır. Keşiş, Hükümdar’dan elmanın birisini kendisine vermesini ister ve eğer bir kız evladı olursa oğluna vereceğini söyler.
 
Bunun üzerine Hükümdar elmanın birisini Keşiş’e verir ve orada sözleşirler. Dokuz ay sonra Hükümdar’ın bir oğlu, Keşiş’in ise bir kızı dünyaya gelir. Birine Mirza Bey, diğerine Aslı Han adını koyarlar.
Aylar ayları, yıllar yılları kovalar ve çocuklar birbirlerinden habersiz büyür. Aslı güzel mi güzeldir. Yüzüne bir bakan bir daha bakamaz. Mirza da ay yüzlüdür. Onu gören kızlar, kendilerinden geçerler.
Günlerden bir gün Hükümdar, Keşiş’ten yıllar önce verdiği sözü yerine getirmesini ve oğlu ile kızını evlendirmesini ister. Ancak kızını bir Müslüman’a vermek istemeyen Keşiş, bir gece gizlice şehri terk eder.
Ertesi gün Keşiş’in ailesiyle birlikte sırra kadem bastığını öğrenen Mirza Bey, beyninden vurulmuşa döner. Günlerce Aslı Han’ın ardından gözyaşı döker. Ancak ondan hiçbir haber alamaz. Sonunda arkadaşı Sofu’yla birlikte yollara düşer. Bütün Doğu Anadolu’yu karış karış gezerek Aslı’sını arar. Artık o Şehzade Mirza Bey değil, saz üstadı Âşık Kerem’dir. Sazıyla hep aşkını terennüm eder; dağlarla, taşlarla, derelerle, kurtla, kuşla söyleşip Han Aslı’sından haber sorar. Bazen Aslı’nın izini bulduğu olur; lakin Keşiş her defasında kızını kaçırmayı başarır. Böylece yıllar süren bir kaçıp kovalamaca başlar.
Sonunda iki âşık Kayseri’de kavuşurlar. Keşiş, Kayseri Beyi’nden çekindiği için gençlerin evlenmelerine müsaade eder. Ancak kötü kalpli Keşiş, yine yapacağını yapar. Düğün gecesi kızına sihirli bir elbise giydirir.
Kurulan bu tuzaktan habersiz olan Kerem, Aslısına kavuştuğu için Allah’a şükrederken Aslı’nın elbisenin düğmelerini çözemediğini görür ve Keşiş’in kurduğu tuzağın farkına varır. Bunun üzerine secdeye kapanarak dua eder. Kafasını kaldırdığında düğmelerin açıldığını görür ve iki âşık orada kavuşurlar...


KAYNAKÇ
 
[1] Boratav, Pertev Naili (1946). Halk Hikâyeleri ve Halk Hikâyeciliği, URL erişim tarihi 2011-9-20.
[3] Mustafa DOĞAN, “Kerem ile Aslı Hikâyesinde Yer Alan Halk Edebiyatı Motifleri” , Uluslararası Sosyal ve Ekonomik Bilimler Dergisi 2 (1): 15-17, 2012
[4] Şükrü Murat ELÇİN, Kerem ile Aslı Hikâyesi, Ankara, 1949.
[5] Mustafa DOĞAN, “Kerem ile Aslı” Hikâyesinde Yer Alan Halk Edebiyatı Motifleri” ,Uluslararası Sosyal ve Ekonomik Bilimler Dergisi 2 (1): 15-17, 2012
[6] Yard. Doç. Dr. Nerin KOSE, Türk Halk Hikâyelerinde Yapı, "I. Mukayeseli Türk Edebiyatı Sempozyumu" Bildirisi Çanakkale, MİLLİ FOLKLOR YAYINLARı: 8, Halk Edebiyatı Dizisi ,4 ,ANKARA-1996
[7] Mustafa DOĞAN, “Kerem ile Aslı Hikâyesinde Yer Alan Halk Edebiyatı Motifleri” , Uluslararası Sosyal ve Ekonomik Bilimler Dergisi 2 (1): 15-17, 2012
[8]  DUYMAZ, Ali (2001); Kerem ile Aslı Hikâyesi Üzerinde Mukayeseli Bir Araştırma, Kültür Bak., Ankara.
 


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...