Köroğlu Hikayesi Kars Varyantı Köroğlu ile Kiziroğlu Mustafa


Esa
26.8.2020

 

Kars Varyantı

Zor Beyin Oğlu Kiziroğlu Mustafa

Efendim rivayetlere bakarsanız Köroğlu, Bolu civarlarında zor işler başarıp efsane olunca, uzak illere de el atar. Tutar Bolu gibi şirin bir memleketi bırakıp Doğu Anadolu'da ferman okutmaya kalkar.

O diyar senin, bu diyar benim derken, gider kalesini, Çıldır gölünü ayaklar altına alan bir tepeye kurar. Bazı ozanlara göre Kısır Dağları'nı yaran Ferro deresinin kenarını mekân tutar.

Tutar ama civarda hüküm süren Kizir (bir nevi idareci, muhtar gibi bir şey) ve avenesi buna çok bozulurlar. "Biz Osmanlıya sadık bir tebayız, yöremizde haydut, eşkıya barındırmayız" diye posta koyarlar. (Bir de Malatya, Arapkir, Divriği civarlarını haraca kesen isyankâr "Geziroğulları" var ki onlar mevzumuzun dışındalar.)

Neyse, Köroğlu bu, tehditlere aldırır mı? "Ben koskoca Bolu Beyini hizaya getirmişim, adsız sansız bir kizirden mi çekineceğim" diye haber yollar.

Kizir akıllı uslu, güngörmüş bir adamdır, lakin oğlu Mustafa kabına sığamaz. Boyuna posuna bakmadan Köroğlu'na meydan okur, ünlü cengâver ile karşılaşmak için can atar. Bu arada sözler taşınır, fitneler kaşınır ve iş gelir "bire bir" dövüşe çıkar.

Alapaça püsküllü bela

Bey oğlu dediğin tebasının önünde dövüşecek değildir ya, ikisi haberleşir katran renkli kayaları, berrak berrak suları, zümrütvari çayırları olan bir kuytuda buluşurlar.

Köroğlu karşısına dikilen onbeşlik delikanlıya, Kırat ise huysuz huysuz eşinen Alapaça'ya bakar. İkisi de rakiplerini ciddiye almaz, hem acır, hem kızarlar. Kesinlikle canlarını yakmak istemezler ama yine de bir ders vermeli, kulaklarını çekip, enselerine bir şaplak atmalıdırlar.

Köroğlu kendinden emin bir şekilde "haydi" der, delikanlı "kolla kendini" diye haykırıp atını topuklar. Alapaça boşanmış yay gibi fırlar. Kırat son anda kenara sıçrar da ilk elde yenilmekten kurtulurlar. Ama daha kendilerine gelemeden Alapaça dönüp üzerlerine varır, yeniyetme veled gürzünü patlatır. Köroğlu tecrübesini konuşturup darbeden kurtulur ama kargısı elinden düşer, kalkanı boydan boya yırtılır. Kiziroğlu Mustafa bu fırsatı kullanmaz. Tutup kargısını yere atar, kalkanını taşa çalar. Köroğlu hayatı boyunca ilk kez ürperdiğini hisseder ki yiğidin böylesi ile oyun oynaş olmaz.

Nitekim Alapaça kartal hızıyla gelir ve bodoslama Kıratın böğrüne dalar. Köroğlu atıyla birlikte yuvarlanır ama sıçrayıp ayağa kalkar. Evet, piyade dövüşen birinin süvariye, hele hele böylesi atı olan bir süvariye karşı hiç şansı olmaz ama Kiziroğlu Mustafa da atından iner, yayan yapıldak karşısına çıkar.

Zor beyin zorlu oğlu

Köroğlu, benzeri az bulunan bir silahşördür ama bütün darbeleri sıska çocuğun kılıcına toslar, meydan şakır şakır şakırdar, dört bir yana kıvılcım saçarlar. Bu kavga saatlerce sürer, ele sığmaz veled, Köroğlu'na yanağına burnuna ufak ufak kesikler atar, kâh bıyıklarını, kâh kaşlarını budar. Kiziroğlu Mustafa istediği anda hâkimiyeti ele alabilecek kırattadır ki bunu Köroğlu da anlar.

Nitekim genç yiğit bir ara güneşe bakar, "artık eğleşmesek iyi olacak" gibilerinden bir şeyler mırıldanır ve Köroğlu'nun kılıcını dilim dilim doğramaya başlar. Kılıcı dört parmak kalınca Köroğlu kamasına sarılır. Delikanlı sakin sakin kılıcını kınına sokar ani bir hamleyle Köroğlu'nun bileğinden yakalar, sonra bi kafa, bi diz. Köroğlu'nu üstünden aşırıp yere çalar. Ünlü şaki son bir gayretle hançerine uzanır ama Kiziroğlu ondan evvel yetişir kabzaya basar. Artık akıbet aşikârdır, Kırat acıyla gözlerini yumar.

O güne kadar yenilgi yüzü görmeyen Köroğlu pes eder, kafasını yere koyar. Ancak boynunda soğuk bir çelik değil, omzunda sıcak bir el bulur. Yeniyetme çocuk onu koltuklayıp kaldırır, pınar başına götürüp, yaralarını yıkar. Sonra...

Sonra delikanlı bir kâğıt uzatır ki üstünde "bundan böyle asayişi bozmayacağım, Devlete kafa tutmayacağım, Sultana sadık kalacağım. Eğer emredilirse zalimlere, şakilere ve kara donlu kâfirlere karşı vazife almaya hazırım" yazar. Köroğlu hiç düşünmeden mührünü çıkarır ve altına basar. Sakın erkekler ağlamaz demeyin ağlar, hem nasıl ağlar! Birbirlerine abi kardeş gibi sarılır ve içli içli hıçkırırlar.

Kiziroğlu Alapaça'ya binip kaybolur, Köroğlu düşüncelere dalar. "Ömür geldi geçiyor, sen nelerin peşindesin" diye muhasebe yapar.

Peh peh peh... Hey hey hey!

Vakit ilerleyince Köroğlu'nun hanımı Nigar pencerelere koşar. Sahi en zorlu kavgalardan dakikada sıyrılan yiğidi nerelerde kalmıştır? Hoş, bu cılız çocuğa yenilecek değildir ya! Saatler ilerledikçe içi daralır. Köroğlu gecenin bir vakti gelir, kapıyı çalar, döndüğüne göre o haylazı haklamış olmalıdır ama yüzü sirke satar.

Nigar Hatun büyük bir merakla kavganın neticesini sorar. Köroğlu cevaben öyle bir türkü yakar ki hala kulaklarımızda çınlar:

Bir atı var Alapaça, peh peh peh! / Mecel vermez, Kırat kaça, hey hey hey! / Az kaldı ortamdan biçe / Ağam kim, paşam kim? / Nigar kim, hanım kim? / Kiziroğlu Mustafa Bey / Bir Bey'in oğlu, Zor Bey'in oğlu. / Bir fendinen geldi geçti, peh peh peh! / Hışmı dağı deldi geçti, hey hey hey! / Ağam kim, paşam kim... Nigar kim, Hanım kim? / Kiziroğlu Mustafa Bey, / Bir Bey'in oğlu. Zor Bey'in oğlu...


kaynak : İrfan Özfatura)

İLGİLİ BAŞLIKLARIMIZ VE LİNKLERİ

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış