Leyla ile Mecnun Hikayesi Mesnevileri Varyantları Epizotları ve Özeti

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 16 Haziran 2011 Perşembe aaa Beğen

 

          Leyla ile Mecnun 

 

 Leyla ile Mecnun hikâyesi Arap kaynaklı olduğu ve halk hikâyelerimizi büyük ölçüde etkileyerek aşk hikâyelerimizin oluşmasında tesirli olduğu bilinen bir konudur. Anonim bir halk hikâyesi olarak oluşan bu hikâyenin sonradan yazıya geçtiği ve hakkında çok sayıda mesnevi yazıldığı zaten bilinmektedir. Arap Türk ve Fars edebiyatlarında çok yaygın olan bu halk hikâyesindeki olayların ve Kahramanları olan Leyla ile Mecnun’un tarihî şahsiyetler olduklarını belirten kaynaklar da vardır. Bazı kaynaklar bu fikre karsı durmakta; bu hikâyeyi, dağınık rivayetlerin Leyla ve Mecnun gibi tarihî olmayan kişiler etrafında toplanmış hali olarak kabul etmektedir. 
 
Leyla ve Mecnun konusunda ilk bilgiler VII. yüzyılın ikinci yarısına kadar uzanmaktadır. Bazı Arap kaynaklarının verdiği bilgiye göre Mecnun, Beni Âmir kabilesine mensup tarihî bir şahıstır ve asıl adı Kays bin Mülevveh veya Kays ibn Muad’dır. Bazılarına göre de Mehdi bn Muad ya da El-Buhturî ibn el-Ce’d’dir. Tacik sairi Nâsir Hisrav’ın (M. XI. yy.) verdiği bilgiler de Mecnun’un tarihî bir şahıs olduğunu doğrular niteliktedir.  Arabistan yarımadasında, Mecnun’a ait olduğu düşünülen şiirler etrafında zamanla türetilen efsane ve rivayetler sekizinci, dokuzuncu yüzyıllarda giderek artar. “X.  asırda Araplar arasında halk hikâyesi olarak yaygınlaştığı kesin olarak bilinmektedir.” [1]
 
Edebiyatımıza ilk önce mesneviler şeklinde yazılarak girmiş olan bu halk hikâyesi daha sonra diğer anonim halk edebiyatı ürünleri gibi hikâye anlatıcıları tarafından anlatılan anonim halk hikâyelerinin özelliklerine bürünmüştür. XVI. ve XVII. yüzyıllara kadar kahramanlık hikâyeleri özelliğinde olan halk hikâyelerimiz, Leyla İle Mecnun, Yusuf ile Züleyha, Ferhat ile Şiirin gibi Arap kökenli aşk hikâyelerinin de etkisi ile aşk hikâyelerimizin oluşmasına zemin hazırlamışlardır.  16 yy dan itibaren Arap ve İran kökenli halk hikayeleri ve destanlarının Türk kültürüne sirayet ederek asıl aşk hikayeleri olarak adlandırdığımız aşk konulu hikayelerimizin oluşmaya başlamalarına sebep olmuşlardır.
 
Divan şairlerimizin bu hikâyelerin mesnevilerini yazmış olmalarının yanı sıra sözlü gelenek yoluyla da halkımızın bu tip hikâyeleri duyup öğrenmeye başlaması Arap ve İRAN menşeli aşk konulu hikâyelerin bizim halk hikâyelerimizin konularında da değişimlerin oluşmasına yol açmıştır.
 
Tamamıyla kahramanlık konulu olan destan ve hikaye geleneğimizin 16 yy dan itibaren yarı aşk, yarı kahramanlık konulu hale gelmeye başladığı görülür. Elif ile Mahmut, Eşref Bey hikâyeleri böyle bir özellik gösterir. Bu hikâyelerimizde kahramanlık ve aşk konusu iç içedir.
 
Fakat konusu tamamen aşk olan ve ASIL AŞK HİKÂYELERİ olarak adlandırdığımız hikâyelerin ilki olduğu sanılan Kerem İle Aslı hikâyesi ile birlikte halk hikâyelerimizden kahramanlık konusunun git gide silinmeye başladığı gözükür.
16 yy dan itibaren oluşan halk hikayelerimizin önceleri yarı aşk yarı kahramanlık, sonraları da tamamen aşk konulu oluşmasında en etkin faktörlerinden birinin Leyla İle Mecnun hikayesi olduğunu söylemek hiç de yanlış olmaz. Halkımız tarafından çok sevilen bu hikâye divan şairlerimizin de en sevdiği mesnevi konularından biri olmuş, hakkında çok sayıda mesnevi yazılmıştır. Özellikle 17 yy ve 18 yy dan itibaren oluşan halk hikayelerimizde sadece konu bakımından değil diğer hususlarda da Leyla ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Yusuf ile Züleyha hikayelerinin tesirleri görülür. Klasik şark kültürünün etkisiyle kahramanlık destanlarına yeni motif ve epizotlar eklenmiş, bu destanlar yavaş yavaş kahramanlık ask destanlarına dönüşmeye başlamıştır. Asırlar öncesinden süzülüp gelen mevcut kahramanlık destanlarının yapısına sark edebiyatının yazılı şiiri ve özellikle de onun büyük eserleri önemli derecede tesir etmiştir. Sark edebiyatının büyük eserleri, toplumun sadece belirli tabakalarınca kabul görmemiş, aksine çok geniş kitlelere hitap etmiştir. Bu edebiyatın karakter sistemi, konusu ve motifleri halk edebiyatı tarafından da kabul edilmiştir.[2]
 
Leyla ve Mecnun’u konu edinen ilk mesnevi, miladî 1188’de Azerbaycan sairi Nizamî Gencevî tarafından kaleme alınmıştır. Leyla ve Mecnun konusu, Nizamî’den sonra hamsecilik geleneğinin bir parçası haline gelmiş neredeyse her hamseci bu halk hikâyesini mesnevi olarak yazmaya başlamıştır. Bu bakımdan Leyla İle Mecnun hakkında en çok mesnevi yazılmış halk hikâyesidir. Nevâî’ye gelinceye kadar halk arasında rivayet, efsane ve kıssa şeklinde anlatılan bu hikâye Nevai’den sonra klasik edebiyatta tekrar tekrar işlenen bir konu haline dönüşmüştür. Nevai, Hâtifî, Fuzûlî, Andelîb, Sevdâ’î ve Hakîrî’ Larendeli Hamdi, gibi pek çok şair Leyla ile Mecnun hikâyesini mesnevi olarak yazmıştır.
 
Leyla ile Mecnun’un hem anonim edebiyattaki hem de yazılı edebiyattaki vaka düzeni her mesnevi ve her halk hikâyesinde aynı şekilde değildir. Örneğin Emir Hüsrev-i Dehlevi'nin Hamse’ sindeki Leyla ile Mecnun mesnevisinde, Mecnun bir Hint prensi Leyla ise Nevfel'in kızıdır. Cami, Heft Evreng adlı eserindeki mesnevisinde öykünün sonunu değiştirmiştir. Cami’nin bu eserindeki son şu şekilde bitmektedir. “ Mecnun’u kucağında bir ceylanla çölde ölü bulan bir bedevi gelip Leyla’ya bu haberi vermiş, Leyla’da Mecnun’un mezarına giderek orada ölmüştür.[3]
 
Halk hikâyesi olarak da şekillenen bu halk hikâyesinin sözlü gelenekte Arap İran ve Türk kültüründe pek çok varyantı bulunmaktadır. Bu varyantların pek çoğu araştırmacılar tarafından derlenerek yazıya geçirilmiştir.[4]
 
 Leyla ile Mecnun konusunu işleyen halk hikâyelerinin, Türk boyları arasında varyantlarının varyantların ana kolları Anadolu, Azerbaycan ve Özbek- Çağatay sahalarıdır. Leyla ile Mecnun sözlü gelenekte anlatılan anonim bir halk hikâyesi özelliğinde olarak Türk Kültürünün uzandığı her yere uzanmıştır.
 
Mesnevi halinde yazılan hikâyelerin bazıları hikâyedeki beşleri aşk konusunu İlahi bir aşk konusu haline getiren birçok mesnevi şairi de olmuştur. Fuzuli’nin yazdığı mesnevi bu şekildedir. Fuzuli, Leyla ile Mecnun adlı mesnevisinde bu hikâyeyi ilahi bir aşk haline getirerek işlemiştir. Ama söz gelimi Nevai’nin yazdığı Leyla İle Mecnun adlı mesnevide konu beşeri bir aşk şeklinde anlatılır.
 
Leyla İle Mecnun hikâyesini tasavvufi açıdan düşünerek ilahi aşk öyküsü haline getiren şairlerimizin bakış açısını ortaya koyması bakımından Sait Mermer’in aşağıdaki yazısı dikkat çekicidir. “ Vuslatın gerçekleşmesi için bütün gayretler sarf edilmesine rağmen, aralarında geçen kavuşmayı engelleyici birçok olaydan (sebepten) dolayı bu gerçekleşemez. Mecnun, Leyla`ya kavuşamamanın ızdırabı ile yaşar. Bütün hayatı Leyla ile kuşatılmıştır. Leyla, Mecnun için bir karanlık/gece (leyl) olmuştur. Bir insana, mahlûk gece olursa, Halık aydınlık olur. Geceyi Allah rüya için yaratmamış mıdır? Rüya da, Vahyin kırkta biridir, Allah Resulü`nün bildirdiğine göre. Yani gece, insanın Hakk ile doğrudan diyaloga geçebildiği rüya gibi aktif bir hayata yatak oluyor.  Leyla ismi de `leyl` kelimesiyle iştikakı (etimolojik) bir birlikteliğe sahiptir. Sonunda Mecnun Leyla`yla buluşur ama artık Leyla`yı tanımamaktadır. Çünkü Mecnun Leyla`yı gördüğü zaman aslında Leyla`yı değil Mevla`yı müşahede etmektedir. Çünkü Leyla mahlûktur / gecedir ve bu gece sayesinde Mecnun`a Mevla gündüz olmuştur.  Yani Mecnun Leyla`dan geçip Mevla`ya ermiştir.[5]
 
Şair ve anlatıcıların nerden baktıkları ve nasıl anlattıklarını ve nasıl yorumladıklarını bir tarafa bırakırsak, Leyla ile Mecnun hikâyesinin beşeri bir aşk hikâyesi olduğu ve kavuşamayan iki aşığın öyküsünü dile getirdiği ortadadır.
Edebiyatımızda çok sayıda Leyla ile mecnun mesnevisinin yazılmasına bu farklı bakış açıları renk katmış, edebiyatta olaydan ve konudan ziyade neyin nasıl anlatıldığı daha önemli olduğundan bu öykü defalarca yazılmış defalarca anlatılmıştır.
 
LEYLA İLE MECNUN’UN ÖZETİ
Leyla ve Kays (Mecnun) ilkokulda birbirlerine âşık olmuşlardır.  Bu aşkı duyan annesi Leyla’yı okuldan alır ve Kays ile görüşmesini engellemeye başlar. Artık Leyla’yı görmeyen Kays çılgına dönmüş deli gibi olmuştur. Bu yüzden de herkes ona "deli" anlamına gelen "Mecnun"diye seslenmeye başlamıştır.  
Bu sevdası yüzünden çöllere düşen Mecnun’a herkes Leyla’yı unutmasını söylemektedir. Fakat Kays için kâinat artık Leyla’dan ibarettir. Her yerde ve her şeyde Leyla’yı görmektedir.  Kays bu yüzden bu aşktan vazgeçmez. Dedesi onu bu dertten kurtarmak için onu Kabe’ye götürür; Kabe’ye giden Kays bu aşkından kurtulmayı dilemek yerine tam tersi olarak aşk derdinin artması için Allaha dua etmiştir.
 
Hem Leyla’nın hem Mecnun’un halleri gittikçe perişanlaşmaktadır. Leyla, başkasıyla nikâhlandırılmış ama Leyla kocasından kendisini uzak tutmak için bir hikâye uydurmuştur. Bu yüzden kocası ona ilişmez ve bir süre sonra ölür. Bu sırada Mecnun çöllere düşmüş ve bu aşkının yüzünden tam bir deli gibi olmuştur. Dünya ile bağlarını koparmış olan Kays, yemeden içmeden kesilmiş dünya ile bağlarını tamamen koparak aşkı ve sevdasının hayali ile yaşamaya, sadece ruhunun sesi ile yaşamaya başlamıştır. Bu aşk onda ilahi bir cezbeye dönüşmüş maddi âlemden tamamıyla uzaklaşmıştır. Leyla’nın vücudu da dâhil olmak üzere bütün maddi varlıklarla ilişkisi bitmiştir. Öyleki bir gün Leyla çölde onu bulmuş ona “ Leyla Benim “ demiş ama kays onu tanımamıştır.  Mecnun ona “Leyla benim içimdedir, sen kimsin?” diye sormuştur.  Leyla, Mecnunun ulaştığı mertebeyi anlamış ve evine geri dönmüştür. Bu olaydan sonra Leyla hayata gözlerini yumar. Mecnun, onun mezarına uzanır ve hıçkıra hıçkıra ağlar. Yaradana yalvararak kendisinin de canını alması, kendisini Leyla'sına kavuşturması için dua eder. Duası kabul olur ve Leyla'sına kavuşur....
 
 
Leyla ile Mecnun Hikâyesinin ( Varyantları ve Mesneviler ) Epizotlarına Göre Özeti:
 
Hüseyin Baydemir’ Özbekistan’da derlenmiş olan Yoldaşoğlu varyantı ile Ali Şir Nevai’nin Leyla ile Mecnun adlı Mesnevisini karşılaştırarak hikâyenin epizotlarını çıkarmış ve pek çok Leyla İle Mecnun varyantlarının da bu örgü içinde olduğu göz önünde bulundurularak hikayenin epizot düzeni aşağıdaki gibi tespit etmiştir. Bilinen tüm Leyla ile Mecnun hikâyelerinin karşılaştırılması söz konusu olmadığı halde hepsinin ortak yönlerinin bu epizotlar içerisinde olabileceğine de kuşku yoktur.
Hüseyin Baydemir, Leyla ile Mecnun hikâyesinin epizotları ve özeti aşağıdaki şekilde tespit etmiştir. [6]
 
EPİZOTLAR
 
1. Leyla ile Mecnun’un aileleri
Birbirine komsu olan iki Arap kabilesine mensup iki aile vardır.
2. Leyla ile Mecnun’un dünyaya gelmesi
İki ailenin bir süre sonra birer çocuğu olur. Kız olanına Leyla, erkek olanına da Kays adı verilir.
3. Sürekli ağlayan Kays’ın, Leyla’nın yanında susması
Genellikle ağlayan bu bebekler, aynı ortamda olduklarında susmaktadırlar.
4. Leyla ile Mecnun’un aynı mektebe gitmeleri
Leyla ve Kays büyüyünce aynı mektebe giderler.
5. Leyla ile Mecnun’un birbirlerine âsık olmaları
Kays, okulda bir gün Leyla’ya onu çok sevdiğini söyler. Kara sevdaya tutulan Kays, artık zamanını tek basına geçirir. Yüzü bir türlü gülmez. Ailesi ve yakınlarının ısrarlarına rağmen kimseye derdini söylemez. Kimi mesnevilerde ve varyantlarda âşıklar birbirlerini ilk kez okulda görürler.
6. Mecnun’un mollaya, bahşıya, hekime gösterilmesi
Mecnun, mollaya ve bahşıya gösterilir. Derdine çare bulunamaz.
7. Leyla’nın askından deliye dönen Kays’ın, Mecnun adını alması
Bir süre sonra herkes ona Mecnun demeye başlar. Leyla ile Mecnun on dört yaşlarına gelir.
8. Leyla’nın başka birisine istenmesi
Günün birinde, Leyla’yı zengin bir hâkimin oğluna istemek için dünürcüler gelir. Annesi ve babası, kızlarının hasta olduğunu, bu işin daha sonra olabileceğini söylerler.
9. Mecnun’un Kâbe’ye götürülmesi
Kimi varyantlar ve mesnevilerde -A. Şir Nevai’nin mesnevisinde olduğu gibi-Mecnun’un iyileşmesi için Kâbe’ye götürülür.
10. Mecnun’un ailesinin, Leyla’yı oğullarına istemesi
Mecnun, Leyla ile evlenmek istediğini belirtir. Ailesi, kızı istemesi için birini dünürcü gönderir. Leyla’nın babası, Mecnun’a hakaret ederek dünürcüyü geri gönderir.
11. Mecnun’un Harun Reşid’le karşılaşması
O günden sonra Mecnun yollara düşer. Padişah Harun Reşit’in yanından geçerken, Harun Reşid ona bu sevdadan vazgeçmesini, eğer isterse hizmetçi kızlarından beğendiğini kendisine verebileceğini hatta sarayda kalabileceğini teklif eder. Mecnun, Leyla’dan başka hiçbir şeyde gözü olmadığını söyleyerek kendi kabilesine döner. Annesi ve babası da bu sevdadan vazgeçmesi yönünde birçok nasihatte bulunsa da Mecnun’a kâr etmez.
12. Mecnun’un basında kuşların yuva yapması
Leyla da Mecnun’un askıyla yanmaktadır. Bunu öğrenen babası, oradan göçmeye karar verir. Sabah erkenden ailesiyle birlikte yola çıkar. Mecnun, Leyla’nın izini kaybetmemek için onları takip eder. Bir yere geldiklerinde Leyla, yanındaki köpeğine “Dur!” diye seslenir. Mecnun, Leyla’nın kendisine seslendiğini düşünerek orada durur. Leyla’nın, “Burada beni bekle, gelip seninle
Görüşeceğim” dediğini sanmaktadır. Günler ve aylar geçer, bir yıl olur, Leyla gelmez. Mecnun, yerinden hiç kımıldamadan bekler. ( Başında leylekler yuva yapar- kimi varyantlarda bulunmaz)
13. Leyla ile Mecnun’un görüşmeleri
Günün birinde Leyla ve ailesi geri dönerler. Leyla, Mecnun’u görünce tanır. Mecnun’a, onu çok sevdiğini, bu haline üzüldüğünü, kısmet olursa bir gün kavuşabileceklerini söyleyerek gider. Bu sözler Mecnun’un yüreğine su serper. Kimi varyantlarda Leyla ile çölde buluşunca Leyla çadıra döner, Leyla dönecek diye Mecnun onu çölde bekler
14. Mecnun’un hayvanlarla arkadaş olması
Leyla’nın izini kaybetmemek için, her tarafı görebileceği yüksek dağlara çıkar. Bir süre sonra vahşi hayvanlar Mecnun’a alışırlar. Mecnun vaktini artık geyikler, dağ keçileri, ayılar, aslanlar ve kaplanlarla geçirmektedir. Kimi mesnevilerde geyikle arkadaş olur.
15. Mecnun’un Nevfel ile tanışması ve vahşi hayvanları kurtarması
Harun Reşit’in hâkim olarak atadığı Nevfel, adamlarıyla birlikte bir gün ava çıkar. Dağ basında, vahşi hayvanların arasında Mecnun’u görünce şaşırır. Mecnun, hayvanları vurmamaları için avcılara dil döker. Nevfel, Mecnun’u alıp evine götürür. Banyo yaptırır, yeni elbiseler giydirirler.
16. Mecnun’un Nevfel’in kızıyla evlenmesi
Nevfel’in yetişkin bir kızı vardır. Kızını Mecnun’a vermeyi düşünür. Mecnun’a bundan bahseder. Çaresiz kalan Mecnun kabul eder. Hemen hazırlıklara başlanır ve düğün yapılır. Aslında kızın sevdiği başka bir genç vardır. Kız, ilk gece Mecnun’a bundan bahseder ve başka birini sevdiğini söyler. Mecnun’la kıyamete dek kardeş kalacağını belirtir. Kızın söyledikleri Mecnun’un hoşuna gider. Böylece anlaşarak birbirlerine yaklaşmazlar. Kızın sevdiği genç gizlice konuşulanları dinler ve içi rahat eder. Nevfel de kızıyla damadının konuşmalarını duymuştur. Onların gerçekten asık olduklarını anlayınca kızını sevdiği gence vermeye; Mecnun’a da Leyla’yı istemeye karar verir.
17. Nevfel’in, Leyla’yı Mecnun’a istemesi ve iki tarafın savaşması
Nevfel, Leyla’nın babasına sert bir mektup yazar ve dünürcülerle gönderir. Mektupta, kızı eğer güzellikle vermezse zorla alacağı yazılıdır. Babası, Leyla’yı Mecnun’a yine vermez. Bunu öğrenen Nevfel, askerlerini toplayarak Leyla’nın babasının üstüne yürür. Tam bir şehzade gibi giydirdiği Mecnun’da yanındadır. Leyla’nın babası da çevresine haber verir ve savaşmak için adam toplar. İki grup, bir gün geç saatlere kadar savaşır. Birçok insan ölür. Ertesi gün devam edilmek üzere gece savaşa ara verilir. Leyla’nın babası, kendi kızı yüzünden savaş çıkmasından ve birçok insanın ölmesinden utanır. Sabahleyin kızını öldürüp, bu rezilliği sona erdirmeye karar verir. Böylece savasın da kendiliğinden biteceğini düşünür. Mecnun o gece rüyasında Leyla’yı görür. Leyla ona, sabahleyin babasının kendisini öldüreceğini söyler. Mecnun, sabahleyin Nevfel’e savaşa son vermesini, kendisi yüzünden halkın kırılıp gitmesini istemediğini söyler. Nevfel de askerlerini toplayıp geri döner.
18. Leyla’nın ailesinin başka bir yere göçmesi
Leyla’nın babası kızı yüzünden savaş çıkmasından dolayı utancından ailesiyle birlikte uzak bir yere göçer. Kimi varyantlarda Leyla’nın babası savaşın aniden bitmesinde bir hile düşündüğünden oradan uzaklaşır.
19. Leyla’nın başka birisiyle evlendirilmesi
Leyla’yı daha önce oğluna isteyen hâkim, düğün yapmak için adamlarıyla birlikte çıkıp gelir. Hazırlıklar görülür ve düğün başlar. Düğün gecesi oğlan fena halde hastalanır. Ölmek üzeredir. Hâkim, adamlarına bu uğursuzluğun Leyla’dan kaynaklandığını, kızın kısmetinin bağlı olduğunu söyler. Oğlu iyileşirse kızı almaktan vazgeçeceğine dair söz verir. Tam bu sırada oğlan gözlerini açar ve kendine gelmeye başlar. Hâkim, düğüne son vererek adamlarıyla oradan ayrılır.
Bazı varyantlarda hafakan hastası olan damat Leyla eliyle ittiği için Leyla’ya yaklaşamaz.
20. Kervancının/Zeyd’in Mecnun’a yardım etmesi
Nevfel’in yanında kalan Mecnun bir gün yine şehzadeler gibi giyinir, atına biner ve yola çıkar. Bir kervana rastlar. Kervancıya Leyla’yı sorar. Kendisine yardım etmesini, karşılığında atını, kılıcını ve hepsi yeni olan üzerindeki elbiselerini vereceğini söyler. Leyla’nın akrabası olan kervancı bunu kabul eder ve kendisini burada beklemesini, dönüşte Leyla’dan haber getireceğini belirtir. Kervancı, Leyla’ya Mecnun’dan haber götürür. Dönüste de Leyla’dan bir mektup getirip Mecnun’a verir. Mecnun mektubu okur. Mektupta, Mecnun’un daha önce Nevfel’in kızıyla evlenmesinden ve daha sonra Leyla’yı almak için savaşa girişilmesinden dolayı Leyla sitem etmektedir. Bu epizot varyantlarda birbirlerinden hayli farklıdır.
21. Çobanın, Mecnun’u Leyla ile görüştürmesi
Mecnun alır başını yollara düşer. Bir koyun çobanına rastlar. Çobanın otlattığı koyunlar arasında Leyla’nın babasınınkiler de vardır. Çoban, Mecnun’a yardım etmeye karar verir. İkisi bir plan hazırlarlar. Bir koyun kesip karınlarını doyururlar. Mecnun, koyunun derisinin içine girer. Koyunlar arasına karışır ve akşam Leyla’nın olduğu yere gider. Her gün aksam arkadaşlarıyla birlikte koyunlara bakmaya gelen Leyla ile böylece gizlice görüşür ve konuşurlar. Birilerinin kendisini görmesinden çekinen Mecnun oradan gizlice uzaklaşır ve çöllere düşer.
 
22. Mecnun’un, annesiyle babasının öldüğünü rüyasında görmesi ve mezarlarını ziyaret etmesi
Mecnun, Arabistan’ın Temir Kazık taraflarında bulunan yüksek bir dağa çıkar. Daha önce dağlarda birlikte gezdiği hayvanlarla tekrar karşılaşır. Yine günlerini onlarla geçirmeye başlar. Bir gün dağda hayvanların ortasında yatarken kulağına annesinin sesi gelir. Annesi, kendilerini arayıp sormadığı için Mecnun’a sitem etmektedir. Aradan bir süre daha geçer. Mecnun, rüyasında annesinin ve babasının öldüğünü görür. Birlikte dolaştığı hayvanlarla beraber evine döner. Akrabalarından, annesinin ve babasının gerçekten öldüklerini öğrenir. Mezarlarını ziyaret eder. Tekrar hayvanlarla birlikte aynı dağa geri döner. Dağlarda “Leyla Leyla” diye feryat ederek dolaşır.
 
23. Leyla ile Mecnun’un ölümü ( evlenmesi )
Ayrılığa dayanamayan Leyla Leyla ölüm döşeğinde annesine vasiyetini söylerken, Mecnun, hâtiften gelen bir sezgi ile Leyla’nın öleceğini anlar ve koşarak Leyla’nın evine gelir. İki aşık göz göze gelince aynı anda ölürler
Hikâyenin Özbek Varyantı mutlu sonla biter. Leyla da Mecnun’un aşkından geceleri uyuyamaz olmuştur. Gece yarıları kendi kendine yakınmalarını bir gün annesi işitir. Kızının gerçekten âşık olduğunu anlayınca, haline üzülür ve onu Mecnun’a kavuşturacağına söz verir. Bir süre sonra Leyla’dan hiçbir haber alamayan Mecnun, hayvanlarla beraber çıkagelir. Leyla’nın evine gider. Mecnun’a banyo yaptırılır, temiz elbiseler giydirilir. Düğün hazırlıklarına başlanır. Haberi alan herkes Leyla ile Mecnun’un düğününe gider. İki âşık, birbirlerine kavuşurlar.
 
 
 
[1] KÜTÜK, Rıfat, Lârendeli Hamdî’nin Leylâ ile Mecnûn Mesnevîs 2002: 10) ”
[2] BAYDEMiR, Hüseyin Rüstem Han Destanı,1998:http://e-dergi.atauni.edu. V)
[3] http://tr.wikipedia.org/wiki/Leyl%C3%A2_ile_Mecnun
[4] FAZIL YOLDASOĞLU’NUN LEYLA İLE MECNUN HİKÂYESİ ÜZERİNDE BİR İNCELEME, Hüseyin BAYDEMİR)
[5] Sait Mermer, “Bir aşk hikâyesi olarak Leyla ile Mecnun olayının ideolojik arka planı”
[6] Yrd. Doç. Dr. Hüseyin BAYDEMİR)FAZIL YOLDASOĞLU’NUN LEYLA İLE MECNUN HİKÂYESİ ÜZERİNDE BİR İNCELEME, http://turkishstudies.net/ )

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.co

 

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...