Mem u Zin Hikayesi Asıl Aşk Hikayeleri ile Mukayesesi ve Özeti


 

Kürt edebiyatı okuma kılavuzu

 

MEM U ZİN VE ASIL AŞK HİKAYELERİ ARASINDA MUKAYESE

Mem û Zîn'in hangi tarihte yazılmış olduğuna dair hiç bir kanıt yoksa da Ehmedê Kani tarafından 1690 -1695yılında yazıldığına dair işaretler vardır. Eserde adı geçen Mir Abdullah'ın oğlu Mir Zeynuddi'ınin 1450 – 1451 yıllarında Cizre'de Emirlik yapan, Mir Zeynuddin olabileceği düşünülebilir. Eser, Ahmedi Hani tarafından yazılmış bir halk hikâyesi özelliği taşımaktadır.

Namık Açıkgöz bu  Halk Hikayelerinde geçen, "kahvehane " kelimesinden ve Kürtçe metinde geçen, divan, kapucu, subaşı ve mehter kelimelerinden yola çıkarak hikâyenin oluşum zamanının 1550 yıllar olabileceği kanaatindedir.( Prof. Dr.,Nâmık AÇIKGÖZ,TÜRKÇE VE KÜRTÇE MEM U ZİN İLE FUZULİ'’NİN Leyla ile Mecnun MESNEVÎSİNİN MUKAYESESİ, https://turkishstudies.net)

Bu eser, ilk olarak Ahmet Faîk tarafından (1143 hicri-1730 miladî) yılında  AZERBAYCAN Türkçe’sine çevrilmiştir.Abdülaziz Halis Çıkıntaş tarafından 1906 yılında Türkçeye çevirilmiş,Sırrı Dadaşbilge, 1969 yılında nesre çevirip, beyitlerini sadeleştirmiştir. 42 yaprak 83 sayfadan meydana gelmiş bu çevirinin ilk sayfası zayi olmuştur. 1968 yılında M.Emin Bozarslan tarafından yeniden Türkçe ye çevrilmiştir

Konu hakkında Prof. Dr.,Nâmık AÇIKGÖZ  "Mem u Zin mesnevisi, tahkiyevî bir metin olarak eski bir Mem-i Alan(Alanlı Mem) adlı bir halk hikâyesine dayanmaktadır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olan bu halk hikâyesi, 1695 yılında Ahmed-i Hânî,1730 yılında da Bitlisli Ahmed Fâik tarafından mesnevi şeklinde kaleme alınmıştır. Ahmed-i Hânî’nin eseri 2364, Ahmed Fâik’in eseri ise 1056 beyitten oluşmuştur. Her ikisinin vezni de “Mef’ûlü mefâ’ilün fa’ûlün” dür. Ahmed-i Hânî’nin eseri, münâcât, na’t, sebeb-i te’lif, dibâce ithaf, kabile tasviri, gerçek aşk hakkında mülâhazalar, esas hikâye ve hâtime bölümleriyle, bir mesnevide bulunması gereken bütün özellikleri ihtiva eder….( Prof. Dr.,Nâmık AÇIKGÖZ,TÜRKÇE VE KÜRTÇE MEM U ZİN İLE FUZULİ'’NİN Leyla ile Mecnun MESNEVÎSİNİN MUKAYESESİ, https://turkishstudies.net) diyerek kesin ifadeler kullanır.

Hikayedeki Zin veya Sin ismi bizleri düşündüren bir husustur. Hikayenin kadın kahramanın ismi mezpotamya uygarlıklarında Ay tanrısının isimidir. Sümer ve Akad mitlerinde en önemli üç tanrıdan biri olan Sin  hikayenin oluştuğu bölgede adına tapınaklar kurulan şehirler adanan  mitolojik bir tanridir. Antik Harran şehri Sin adına adanmış, ve Tanrı Sin adına Harran'da bir tapınak yapılmış  ve bu tapınak mezopotamya uygarlıkları içerisnde en uzun süreli kullanılan tapınak olmuştur. ( Bkz: Şahamettin Kuzucular, Harran'da Tarih Kültür Mimari ve İlk Üniversite)
"Sin, Asur, Babil teolojisinde ikinci tanrı üçlemesini oluşturan Sin (Ay)-Shamash (Güneş)-Ishtar(Venüs) üçlüsünün en önemli tanrısıdır ve diğerlerinin babasıdır. Gece gökyüzünün gören gözü olan Sin, tanrıların yazıcısı Nebo'nun (Merkür) ilahi buyrukları üzerine yazdığı bir dolunay diski olarak tasvir edilir. Ayın yansıyan gümüşi parlaklığı ona bilicilik (kehanet) ve antlaşmaların tanığı ve garantörlüğü işlevini de vermiştir.”Nitekim eski çağ uygarlıklarının yaptığı anlaşmaların altına Sin’in şahitliği ibaresi konuluş olması bu yüzdendir. Sin’in kenti Harran işte bu yüzden kutsal bir kült merkezidir.

Haikayedeki Zin  veya Sin adı ile Mitolojideki " Sin " bu hikayede tesadüfen bulunmamış olabilir.


https://www.manzara.gen.tr/w1/Mem-u-Zin-T%C3%BCrbesi.jpg

Şırnakta Mem u Zin' e atfedilen Türbe


 

AŞK HİKAYELERİMİZ VE MEM U ZİN ARASINDA YAPISAL VE İÇERİK MUKAYESELERİ

Mem u Zin Hikâyesi Leyla ile Mecnun hikâyesine benzer noktalarının yanı sıra birkaç küçük motif dışında  Asıl Aşk Hikayelerimizin tüm özelliklerini taşır. Diğer Halk Hikayelerinin aralarında olan ve olması gereken özgün taraflara da sahiptir. Her hikayeyi benzerlerinden ayıran özgün farklılıklar olmasaydı, hikâyelerin hepsi kahramanlarının adları değişmiş tek bir hikâyenin varyantları olmuş olurdu.

Mem u Zin hikâyesi BADE İÇME RÜYADA AŞIK OLMA, rüya da sevgililerin birbirini görmesi, BADE İÇME  sonrasında kahramanların saz çalma ve şiir söyleme yeteneğine kavuşması gibi asıl aşk hikâyelerinde çok yaygın olan motif, ve  epizotlarını barındırmaz. Bu motif epizotları barındırmayan diğer Hikaye lerdeki gibi olay kahramanların doğumu ile değil birbirlerini görmeleri ile başlar. Mem u Zin’i diğer hikâyelerden ayıran bir başka husus olarak kahramanların çifte kadın ve erkek âşıklardan oluşması olarak gösterilebilir. Çifte âşıklardan Tacdin ile Sin mutlu sona kavuşurken Mem u Zin aşkı facia ile biter. Bilindiği gibi halk hikâyelerimizin sonu ya evliliğin gerçekleşmesi, ya da facia ile sonlanması gibi iki tür lü sonuçlanır. Mem u Zin de çifte âşıkların biri mutlu sonla diğeri facia ile biter.

Çifte aşk motifi Eşref Bey Hikayemizde de gözükür. Eşref , Zühre’ye âşıkken Eşref’in yardımcısı, Habib Bey de Şah Abbas’ın kız kardeşi Şah’ı Duhter’e âşıktır. Hikâyede her iki aşk Mem u Zinden farklı olarak mutlu sonla bitmektedir.(Bkz: Eşref Bey Hikayesi, Varyantları, Özetleri )

Bu halk hikâyesi motif olay konu ve yapısal özellikleri ile Arap Halk hikâyeleri Leyla İle Mecnun, Hüsrev i Şirin ile Asıl aşk hikâyeleri olarak adlandırdığımız Türk halk hikâyelerine benzemektedir. Gençlerin birbirlerini görünce düşüp bayılmaları, ailelerin evliliğe karşı çıkmaları, kahramanların gizli gizli buluşmaları, kötülerin araya girip âşıkların evlenmelerine engel olmaları, aşık olan gençlerin hastalanmaları, bayılmaları, ailelerin Han, Padişah, Vezir, Bey, Emir gibi yüksek zümreden olmaları, engelleyici tipler ( bu hikayede Beko, Bey) , yardımcı tipler( bu hikayede Sin, Tacdin, Dadı ), bulunması, karşı cinsin kılığına girme (Tahir ile Zühre, Mahmut ile Niğar, YARALI MAHMUT İLE MAHBUP HANIM ) Halk hikayelerimizde erkelerin kadın kadınların erkek kılığına girerek buluşmaları veya savaşmaları (Elif ile Mahmut,) sık sık görülür. Erkek kılığına girmiş kadın kahraman motifine ARBÜZENGİ adı verilmektedir. Mem u Zin’ de âşıklar birbirlerini karşı cinsin kılığında görerek sevmişlerdir. Âşıkların gizlice buluşmaları, Buluşmaların yardımcı tiplerin yardımı ile sağlanması (Şahamettin Kuzucular, .edebiyadvesanatakademisi.com/halk-hikayeleri-ve-destanlar/halk- l ) gibi sayılan ve sayılamayan özelliklerin tümü açısından Asıl Aşk Hikâyelerinin tüm özelliklerine sahiptir.

Hikâyenin kötü sonla bitmesi, Kerem ile Aslı , Hurşit İle Mahmiri, gibi sonu facia ile biten halk hikayelerine benzemektedir. Prof.Dr. Namık Açıkgöz Mem u Zin ile Leyla ile Mecnun hikâyesini mukayese eden çalışmasında bu iki hikâye ve mesnevi hakkında şu tespitlere ulaşmıştır. "Mem u Zin mesnevileri, yapı, konu, tür, şekil, dil ve üslup itibariyle klâsik mesnevi geleneğinde, çift kahramanlı aşk hikâyeleri başlığı altında mütalâa edilmesi gereken eserlerdir. Konusunu eski bir Mem-i Alan halk hikâyesindenalan bu eserler vak’alarında ve mekân unsurlarında gerçekçi anlayışların ağır bastığı birer mesnevidirler." ( Prof. Dr.,Nâmık AÇIKGÖZ, a.g.y.)

Mem , Zin ve Beko öldükten sonra üçü de aynı mezara konur. Beko nun cesedi âşıkların ayak ucundadır. Mem ve Zin’in mezarlarının başından servi ve çam ağacı çıkıp birleşeceklerken Beko'nun mezarından çıkan ardıç ağacı bu ağacın dallarının birleşmesini engellemektedir. Aynı motif  Tahir ile Zühre, Ferhat ile Şirin, Arzu ile Kamber gibi hikâyelerde de karşımıza çıkar " Bir süre sonra âşıklara mezar yapılır. Arap köle de başuçlarına gömülür. Oradan geçenler Zühre'nin mezarında beyaz bir gülfidanı, Tahir’in üzerinde ise kırmızı bir gülfidanı görürler. Arap’ın mezarında da kara bir çalı bitmiştir. “ (Bkz: Tahir ile Zühre Hikayesi )

Cadı, Kamber’in kayıp olduğu yere koşarak gelir bakar ki Arzu ile Kamber orada, kucaklaşmış ölü vaziyette yatıyorlar. Onların bu sevda durumunu hiç kendi içine sindiremeyen cadı karı da Allah’tan o anda ölüm ister ve Arzu ile Kamber’in aralarına yatar.” ( İsmail, Desteli, https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/halk-hikayeleri-ve-destanlar/arzu-ile-kamber-kilis-varyanti.html )

Ferhad'ın ölüm haberini alan Şirin de bir hançerle kendini öldürür. İki sevgiliyi yan yana gömerler. Söylenceye göre; her bahar Ferhat'ın mezarı üstünde kırmızı, Şirin'in mezarı üstünde beyaz bir gül ve aralarında da bir diken çıkmaktadır”(  Bkz: Ferhat ile Şirin Hikayesi, Varyantları ve Özetleri )

Mem u Zin Hikayesi pek çok Motif Epizot, yapı ve tema özellikleri ile Asıl Aşk Hikayelerimizden farklı değildir. Doğu ve Güneydoğuda çok sevilen bu hikayenin diğer halk hikayelerinde de olduğu gibi pek çok varyantı oluşmuştur. Yaşar Kemal'in bir eserine de "Ağrı Dağı Efsanesi" adı altında konu olan hikaye Mem u Zin'in Ağrı veya Doğu Beyazıt varyantıdır. Doğu ve Güney doğu illerimizin pek çok şehrinde Mem u Zin ile ilgili olduğu rivayet edilen, mağralar, mezar yerleri ve türbeler bulunmaktadır.

 

 

MEM U ZİN 'İN GENİŞ  ÖZETİ VE MEM U ZİNDEN ALINTILAR
 

( Hikayen'in özeti Dare Sor ( Nıck ), https://mzffer.blogcu.com/mem-u-zin-destani/ ve Prof. Dr. Namık Açık göz'ün yazılarından karşılaştırılarak hazırlanmıştır. )

Cizre Beyi, Mir Zeynuddin'in Zîn ve Sitî adlarında iki tane bacısı vardı.

Zîn, beyaz tenli, beyin can ciğeriydi. Bey onu çok severdi. Sitî ise esmer, selvi boylu biriydi. Tacdin, ÇizreBeyin’in Vezirinin oğluydu. Mem ise Tacdin'in manevi kardeşi ve dostuydu.

Bir Nevruz gününde Cizre halkı süslenip kırlara çıkmış eğlence düzenlemekteydiler.

Mem ile Tacdin kendilerine kız süsü vererek kadın kılığına girip şenliğe katıldılar. Şenlik yerine vardıklarında Sitî ile Zîn'i gördüler. Siti ve Zin de kılık değiştirmiş erkek kıyafeti giyip şenlik yerine gitmişlerdi. Mem ile Tacdin erkek kılığındaki Sitî ile Zîn'i görünce birden düşüp bayıldılar.

Siti ve Zin bayılan ve kadın kılığındaki Mem ile Tacin'in yanlarına gittiler. Onları ayıltmaya çalışırken ikisin de erkek olduğunu anladılar. Bu anda da Siti Tacdin’, Mim de Mem’e aşık olmuştur. Mim ile Siti baygın yatan Tacdin ile Mem'in parmaklarına yüzüklerini takarak oradan ayrıldılar.

Mem ile Tacdin ayıldıktan sonra parmaklarındaki yüzükleri fark ederler. Tacdin Mem'in parmağına takılmış üzerinde Zîn yazılı yüzüğü görür. Tacdin Mem'ın parmağına doğru elini uzatınca Mem de onun parmağında bulunan paha biçilemeyecek üzerinde Sitî yazılmış olan yüzüğü görür. İkisi de bu yüzükleri parmaklarına Siti ve Zin'in takmış olduklarını anlar.

Sitî ile Zîn dadıları olan Heyzebun'a anlatırlar. Dadıları bir hekim kılığına girerek hasta olan Mem ve Tacdin'in yanına varıp, Sitî ve Zîn'inde onlar gibi yandığını söyler ve yüzükleri geri ister. Tacdin yüzüğü geri verir. Fakat Mem 'bununla yaşıyorum' diyerek yüzüğü vermez.

Mem ile Tacdin kalkıp arkadaşlarına durumu anlatırlar. Bunun üzerine Tacdin için Cizre'nin önde gelenleri Cizre Bey'inden Sitî'yi Tacdine isterlerler. Bey, Tacdin'e Sitî'yi verir. Böylece yedi gün yedi gece düğün yapılır.

Aslen Botanlı olmayıp İran'ın bir köyünden (Merguverli) olan Beko, Bey'in kapıcısıdır.

Tacdin Beko'yu hiç sevmez. Bey'e kaç sefer bu adamın kapıcılığa layık olmadığı söyler fakat bey: 'değirmenimiz onunla dönüyor. Köpekler de kapıcıdırlar' der. Mem ile Zin’in evlenmesine, Beko (Bekir) türlü hilelerle engel olur. Mem ve Zin, birbirlerinden ayrı ve çeşitli acılarladolu günler geçirmektedirler. Fakat iki âşık, Tacdin’in de yardımıyla zaman zaman buluşurlar.

Bekir, Beyi Mem’e düşman edip Mem ile Zin’in evlenmesine engel olmak üzere, Bey’i Mem’e karşı sürekli kışkırtmaktadır. Beko, Bey'in Zîn'i, Mem'e vermemesi için 'Efendim, Tacdin sizi hiçe sayıp Zîn'i Mem'e vermiş.' der. Bunun üzerine kızan Bey, ' Zîn'i eş olarak Mem'e vermeyeceğim' diye and içer. Bey'in ava çıktığı bir günde Mem, Zîn'i görmek için bahçeye girer. Mem'i gören Zîn birden yıkılıverir yere. Bu sırada Mem onu görmez gül ve reyhanları seyrederek şöyle der:

Ey gül.. Gerçi sen de nazeninsin,

Sen nerde, Zin'in yüzünün rengi nerde?

Ey sünbül.. Gerçi senin güzel kokan var,

Reyhan senin için kara yüzlü olmuş.

Fakat siz yarimin zülfine benzemezsiniz.

İkiniz de arsız ve herzecisiniz.

Ey bülbül.. Gerçi sen de aşk adamısın,

Kırmızı gül mumunun pervanesisin.

Benim Zîn'im senin kırımızı gülünden daha şendir.

Benim bahtım da senin talihinden daha karadır.'

Mem bunu söyledikten sonra Zîn'i görür ve oda orada bayılır. Ava giden Bey, avdan dönünce Mem'i bir abaya sarılmış bir şekilde bahçede görür. Bey ona. Burda ne aradığını sorar. Mem

'Beyim, ben hastayım canım sıkıldı gezeyim derken sonra kendimi burda buldum'" der. Bey'in yanında bulunan Tacdin abanın altında Zîn'in saçlarını görür, durumu anlayan Tacdin, Bey'i ikna ederek divana doğru götürür. Daha sonra eve gidip Sitî ve çocuğunu evden çıkararak, evi ateşe verir. Mem ile Zîn'in kurtuluşu için Tacdin evini feda ederek Emsali görünmemiş bir dostluk örneği sergiler.

Mim ile Zin'in aşklarına engel olmaya çalışan Beko çeşitli dalaverelerle Mem ile Bey’in satranç oynamasını sağlar. Mem ile Zin’in aşkını Mem’e itiraf ettirmek üzere bir satranç oyunu düzenler. Amacı, Mem’in kızı Zin'e âşık olduğunu Bey'e fark ettirmektir.

Mem başlangıçta ilk üç oyunu alır. Beko, Mem'in iyi oynadığını görünce Mem'in dikkatini Zîn’e doğru çevirtmenin yolunu bulur. Zîn'i görünce hayallere dalan Mem, Bey'e yenilir. Mem, oyun esansında Beko'nun da dalavereleri sayesinde Zin’i sevdiğini Bey’e itiraf eder. Mem’in kızının sevgilisi olduğunu öğrenen Bey, Mem'i zindana atar. Olayı duyan Zin düşüp bayılır. Bir seneye yakın zindanda kalan Mem, Zîn'in hasretine dayanamayıp ölme durumuna gelir. Bu esnada dadı ile Siti gelerek Mem'e affedildiğini söylerler. Fakat Mem zindanda ilâhî aşkı tatmıştır ve bu aşkla ölür. ( Bu bölümün detayı affedilen Mem’e, bu haberin ulaştırılıp Bey’in kendisini çağırdığını söylendiğinde, beylik ve vezirliğin mecazi olduğunu; bunların hepsinin bir hayal oyunu olup boş ve fani, sonuçsuz ölüme mahkum şeyler olduğunu söyler ve kendisinin beylerbeyinin (Allah )huzuruna çıktığını; onun fakirlerin de hükümdarların da hükümdarı olduğunu, diğer kudretleriyle beraber zikreder. İşte bu kudret sahibi Allah, onları görülmeyen âlemde evlendirip ebedîleştirmiştir. Dedikten sonra Mem ölür.)

Mem'in zindanda öldüğünü duyan Tacdin, Mem'in cenazesinin kaldırıldığı esnada o kızgınlıkla Beko’yu ( Bekir’i ) öldürür.

Beko'nun öldüğünü gören Zîn, bakın hakkında ne düşünüyor:
 

'Ey şah û wezirê izz-û temkin.. / 'Ey izz ve temkinli şah ve vezir..

Ez hêvî dikim ne kin înadê / Rica ediyorum inatetmeyiniz,

Der heqqê vi menbeê fesadê / Bu fesat kaynağı hakkında.

Lewra ku xwedanê ins û canan / Çünkü insanlar ve cinlerin Allahın,

Wi xaliqe erd û asimanan, / Yer ve göklerin yaratıcısı,

Roja ewî hubbe da hebîban / Sevgiyi, sevgilileri verdiği gün,

Hıngê ewî buxzê da raqiban / O zaman buğzu da rakiblere verdi.

... / ...

Em sorgulin, ew jibo me xare / Biz kırmızı gülüz, o bizim için dikendir

Em gencîn û ew jibo me mare / Biz hazineyiz o bizim için yılandır.

Gul hıfz-ı di bin bi nûkê xaran / Güller dikenlerin gagasıyla korunur,

Gencîne xwedan di bin bi maran / Hazinelerde yılanlarla beslenir.

... ...

Nasıl ki bir gülü diken, hazineyi de yılan koruyorsa, bizim de bekçimiz (köpeğimiz) Beko olacaktır. Diyen Zîn, Mem'in mezarının başında devamlı ağlayarak şöyle der:

'Ey vücudumun ve canımın mülkümün sahibi,

Ben bahçeyim, sen de bahçıvan

Senin bahçen sahipsizdir

Sen olamazsan onlar neye yarar

Kaşlar, gözler, zülüfler neyedir.

Zülfümü tel tel çekeyim

Sonra yârim sen beni belki değişik görürsün

En iyi hepsi yerinde kalsın

Hakk'a emanetim teslim ediyim.'

Diyerek yapıştığı Mem'in mezar taşında canını verir. Bey, Zîn'i gömmek için Mem'in mezarını açtırarak Zîn'in cesedini Mem'in yanına gömdürdüğü esnada şöyle der.

'Memo.. Al sana yar..."

Mem ve Zîn'in ölümünden sonra Bey Beko'nun söylediklerine kulak verdiği için pişmanlık duyar, fakat iş işten geçmiştir. Mem ile Zin aynı mezara konur ve Bekir’in cesedi ayakuçlarına gömülür.

Bir vakit sonra, Mem ve Zin’in mezarlarının başından servi ve çam ağacı çıkar ve birleşeceklerken, Bekir’in mezarından çıkan ardıç ağacı aralarına girer.

 

FAYDALANILAN KAYNAKLAR

  • Prof. Dr.,Nâmık AÇIKGÖZ,TÜRKÇE VE KÜRTÇE MEM U ZİN İLE FUZÛLÎ’NİN LEYLÎ VÜ MECNÛN MESNEVÎSİNİN MUKAYESESİ,https://turkishstudies.net/
  • Şahamettin Kuzucular,https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/halk-hikayeleri-ve-destanlar/tahir-ile-zuhre.html
  • Dare Sor ( Nıck ), https://mzffer.blogcu.com/mem-u-zin-destani/
  • https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/halk-hikayeleri-ve-destanlar/arzu-ile-kamber-
  • Şahamettin Kuzucular,https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/halk-hikayeleri-ve-destanlar/esref-bey-hikayesi-
  • Şahamettin Kuzucular, https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/halk-hikayeleri-ve-destanlar/halk-hikayelerimizin-dogusu-ve-yapisi.html

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


1 Yorum
16.12.2019 - 22:30
🙏🏻