MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
NURKAN DESTANI ve ÖZETİ ( Kırgız Destanı ) Dr. Doğan Kaya
Ekleyen : ESA , 20 Ocak 2018 Cumartesi Beğen
 
NURKAN DESTANI ve  ÖZETİ ( Kırgız Destanı )  Dr. Doğan Kaya

Dr. Doğan Kaya
 
Destan, kanaat, samimiyet ahde vefa bakımından önemlidir. Deli Dumrul’da gördüğümüz “canı yerine can verme” motifi bu destanda da karşımıza çıkmaktadır. Nurkan, canını almaya gelen Azrail’den canı yerine can bulması için izin ister, Önce babasının, sonra annesinin yanına gider, kendisi için canlarını vermelerini ister, ancak ikisi de kabul etmez. Üçüncü olarak eşi Ayazhan’dan can ister. Eşi Nurkan için canını vermeyi gönülden kabul eder.
Destanın özeti şöyledir:
Kazak ilinde Eşim adında fakir biri yaşamaktadır. 70 yaşına gelmesine rağmen Eşim’in bir çocuğu olmamıştır. Eşim, bu durumuna çok üzülmektedir. Birgün karı-koca Allah’a dua ederler. O gece ihtiyar kadın rüyasında bir tane nar ağacı ve üzerinde de bir tane olgunlaşmış nar görür. Narı koparıp eşiyle birlikte yer, kalan suyunu da bir şişeye kor. Uyanınca, rüyasını kocasına anlatır. Eşim, rüyayı hayra yorumlar. Tek ağaçtaki tek narı çocuklarının olacağına işaret olarak hükmeder.
Gerçekten de karısı hamile kalır. Aradan dokuz ay, dokuz gün, dokuz saat geçer, kadının doğum sancıları başlar. Eşim’in bir oğlu olur. Eşim, oğlunun olduğu haberini alınca müjdeler verir, toy düzenler. Yenilir, içilir, dualar edilir. Çocuğun adını Nurkan koyarlar.
Nurkan, çok hızlı büyür. Üç yaşında iken dersler almaya başlar. Kısa zamanda evlenme çağına gelir. Bir evin tek kızını almayı murat eder ve bunun için Eşim, gezmedik yer bırakmaz, Afgan’a kadar gelir. Bir semaverciye meramını anlatır. Semaverci, orada tek oğlu olan aileye kızını başlık almadan vereceğini söyleyen Satar adında bir zenginden söz eder. Akşam olunca da Eşim’i misafir olarak evine götürür.
Eşim, zengin olan Satar’a dünür gitmeye çekinir, çünkü kendisi oldukça fakirdir. Ancak daha fazla tereddüt etmez ve dünür gider. Satar’ı denemek için oğlu Nurkan’ın olumsuz olarak tanıtır. Nurkan’ın on üç yaşında, şımarık, çekik gözlü, eğri ağızlı, küçük burunlu biri olduğunu ve daha başka kusurlarını anlatır. Satar, da kızı Avaz’ın ince belli, ay yüzlü, bilgili ve hamaratlı yani güzel bir olduğunu söyler, arkasından da bir iyi ile bir kötünün iyi bir çift olabileceğini ifade eder ve kızını başlıksız olarak Eşim’in oğluna verir.
Satar, Eşim’i evinde misafir eder. 70 çeşit yemek hazırlar ona ayrı bir bozüy (çadır) kurdurur. Eşim’e gümüş kemerli gocük giydirip, güzel bir at verip yolcu ederler. Ayaz, “Şayet er isen erken gel.” diye Nurkan’a mektup yazım Eşim’le gönderir. Eşim, semaverciye uğrar, olup biteni anlatıp teşekkür eder, yoluna koyulur.
Kazak iline dönünce Nurkan’ın mescitte imamlık yaptığını öğrenir. Oğluna her şeyi anlatır ve emanet olarak aldığı mektubu teslim eder.
Henüz on dört yaşına girmiş olan Nurkan, yola çıkmak için yanına on beş arkadaşını toplar. Arkadaşları; “Sen parasız-pulsuz mollasın, o ise zengin adam. Ya kararından vazgeçerse! Ya bizi o yabancı topraklarda eşkıyalar basarlarsa? Sana kız mı yok, bir kız uğruna hepimizin hayatımızı tehlikeye atmaya ne lüzum var?” derlerse de Nurkan kararından dönmez. “Gitmek istemiyorsanız kalın. Ben tek başıma da giderim. Babamın bana bulduğu kızdan, ben nasıl cayayım.” deyip yola çıkar.
Yolda Nurkan’ın önüne bir çete çıkar. Nurkan, çeteye meydan okur. Çete elemanları Nurkan’a bir şey yapmazlar. Nurkan yoluna devam eder. Bu hadise köyden görülebilecek bir mesafede olduğu için arkadaşları durumu gözlemlemektedir. Bunu görünce, onun yalnız başına yola gitmesine gönülleri razı olmaz, onlar da Nurkan’a katılırlar ve yola birlikte devam ederler.
Atlı grup, uzun bir yolculuktan sonra nihayet Satar’ın yurduna ulaşır. Damadın geldiğini duyan Avazhan en güzel giysilerini giyip, güzel kokular sürünüp, saçlarını toplayıp çıkar. Fakat burnu küçük, ağzı eğri, gözleri çekik, kimseyi göremez. Gelenlere; “Bunu sorarak çok ayıp ediyorum, ama benim müstakbel eşim kim? Bana tarif edilen Nurkan’ı göremiyorum.” diye sorar. Gençler kahkahayla gülerler.
Nurkan kendisini tanıtır. Damat olarak bekledikleri gibi değil de tam tersi bir delikanlı görünce saray halkı çok sevinir. Satar, damadı için ziyafet verir. Onları iki gün misafir ettikten sonra kızına değerli mallar ve bozüy verir. Yükleri deveye yükletip kızını yolcu eder. Nurkan memleketine artık molla değil de mirza / bey olarak döner.
Kervan, Kazak iline sağ salim döner. İki gencin Eşim’in evinde nikâhı kıyılır, düğün yapılır.
Nurkan, birgün camide namazını kılıp kapıdan çıkarken Azrail gelir ve canını alacağını söyler. Nurkan; Anne ve babasıyla vedalaşması için Azrail’den izin ister ve onların yanına gelir. Onlara durumu anlatır. Daha yaşının genç olduğunu, kendi canı yerine canını vermesini talep eder. Bu teklifi duyunca, canı babasına tatlı gelir ve “Senin canın sana, benim canım bana. Ben ölmek istemiyorum.” diyerek oradan kaçar.
Nurkan annesinin yanına gider. Annesi de aynı babası gibi davranır ve gözden kaybolur.
Nurkan, eşi Avazhan’nın gelir. Durumu anlatır. Nurkan’ı çok seven Avazhan, eşinin canı yerdine can vermeye razı olur. “Alacaksanız benim canımı alın. Nurkan’sız hayatın benim için anlamı yok.” der. Bunu duyan Yaradan Avazhan’ın fedakarlığından memnun kalıp emrini geri alır. Nurkan ile Avazhan’a seksen yıllık ömür bağışlar. Nurkan ile Avazhan mutlu şekilde yaşarlar.
Dr. Doğan Kaya
 
Dr. Doğan KAYA, KIRGIZ DESTANLARI, SALKIMSÖĞÜT Yayınları: I. Baskı Ankara 2015
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...