MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
SARİNCİ-BÖKÖY DESTANI ve ÖZETİ ( Kırgız Destanı ) Dr. Doğan Kaya
Ekleyen : ESA , 20 Ocak 2018 Cumartesi Beğen
 
 
SARİNCİ-BÖKÖY  DESTANI ve  ÖZETİ ( Kırgız Destanı )  Dr. Doğan Kaya

Dr. Doğan Kaya
 
Destanın Alımkul Üsönbaev ile Sulayman Konokbayev’den derlenmiş iki eşmetni vardır. Sulayman, destanı amcası Sartpay’dan öğrenmiştir. Destan, 1920’li yıllarda Kayım Miftakov tarafından derlenmiştir. Bu eşmetin, Alımkul Üsönbayev anlatımına göre daha az hacimlidir. Alımkul Üsönbayev, eşmetni iki kere basılmıştır. 1938, 1958 ve 1998 yıllarında olam üzere destanın üç baskısı yapılmıştır.
Sarinci Bököy destanında Kırgız milletindeki aile ilişkileri ile geleneklerin etrafında oluşan çatışmalar ifade edilir. Diğer pek çok destanda gördüğümüz Kalmuk düşmanlığı Sarıinci Bököy’de farklı şekilde karşımıza çıkar ve Küldür Han ile Camgırçı Han iki arkadaş olarak takdim edilir. Camgırçı, Bököy, Sarinci, Ak Bermet, Konur, Kurman’ın karakterleri halk geleneğine göre işlenmiş, epik eserlerin taleplerine tam cevabını bulmuş karakterlerdir.
1939’da, K. Eşmambetov’un bu destan üzerinde yazdığı piyes basılmıştır.
Destanın kısaca özeti şöyledir:
Kökü Munduz aşiretinden gelen Bulan adlı kişinin büyük karısından Camgırçı adında, küçük karısından da Bököy adında iki oğlu vardır. İki kardeş iki ayrı yerde halkını yönetmektedir. Bököy’ün altı kardeşi vardır, kardeşi Camgırcı Han kadar zengin değildir.
Camgırçı Han, çok zengindir, ancak, çocuğu yoktur. Allah ona altmış yaşında iken bir çocuk verir. Çocuğunun adını Sarinci adını koyar. Oğlu on üç yaşına geldiğinde Karaça Han’ın kızı Akbermet’e dünür gönderir, ancak netice alamaz.
Sarinci on yaşına geldiğinde babası Camgırçı Han, hastalanır. Bököy’e haber gönderirler. Bököy, Kara Corgosu’na binip hemen Camgırçı Han’ın yanına gelir. Onun haline bakıp üzülür, ağlar. Camgırçı, başını kaldırıp “Karıma, oğluma, mal-mülküme iyi bak, onlar sana emanet.” vasiyette bulunur. Sarinci’ye dönüp “Seni Karaça Han’ın kızıyla evlendirmek istedim, olmadı. Bundan sonra bu işleri artık sen yaparsın. Oraya gideceğin zaman kudretli ol, kim olduğun bilinsin. Ağabeyin Bököy ne derse onu yap. Öğüdümü dinle.” deyip vefat eder.
Kendisine karşı buğz besleyen Sarinci’den dolayı Bököy ve altı kardeşi cenaze törenine katılmaz.
Bököy, altın tahtta oturduğu zaman onun Baykoňur ve Capake adında münafık, haset ve kıskanç iki eri vardır. Bu arada Sarinci, evlenme hazırlığındadır. Baykoňur, Capake’nin yanına gidip “Sen, Sarinci’nin yanına git. Onun alacağı kızın akıllı ve olacakları önceden bilen birisi olduğunu söylüyorlar, bunu öğren. Sonra birlikte Bököy’ün yanına gidelim. Size göre bir kız bulduk, diyelim. Kandırırsak onun yanında daha çok yerimiz olur ve ondan çok mal-mül alırız.” diyerek aklını çeler. Capake, bunu kabul eder. Sarinci’ye kendisini tanıtır, babası Camgırçı Han’ı hatırlatır, ağlar. Sarinci bunları görünce ona güvenir ve yanına alır. Birlikte dünür giderler.
Dünürcüler Karaça Han’ın yurduna vasıl olunca Bermet, gelen misafirleri sınar ve içlerindeki Capake’nin kötü niyetli biri olduğunu anlayıp, oradan uzaklaşır, yengesinin yanına gidip düşüncesini onunla paylaşır.
Yengesi, herkes uykudayken Akbermet’in kendisiyle konuşmak istediğini söyleyerek Sarinci’yi çağırır. Sarinci gider. Meğer Capake uyumamıştır, gizlice Sarinci’nin ardından gider.
Sarıncı ve Bermet buluşurlar. Sarinci, Akbermet’in kardan daha beyaz tenli olduğunu görür. İki yanağının kırmızılığı ak tavuğun kanından daha kırmızıdır. Boynu çam ağacı gibi uzundur. Bermet de Sarinci’nin akıllı ve yakışıklı olduğunu görür. Oturup saatlerce sohbet ederler. Bir müddet sonra ikisi de derin uyuya geçer. Capake gizlendiği yerden çıkıp onların yanına gider. Akbermet’in altın yüzüğünü çalarak oradan Bököy’ün köyüne doğru kaçar.
O vakitler Bököy’ün dokuz karısı vardır. Bököy bunlardan en çok Akşa’yı sevmektedir. Sekiz karısıyla sekiz gün yatsa, Akşa ile dokuz gün yatar. Öyleki, onunla yattığı zaman sabah çok erken olur.
Akşa,sabahleyen yemek hazırlığı yeperken Capake çaldığı altın yüzükle Bököy’ün yanına gelir. Altın yüzüğü Bököy’e verip Akbermet’ten selam söyler. Arkasından Akbermet’in kendisiyle evlenmek istediği, onu üzmeden gidip almasını söyler. Bu yalana inanan Bököy, çok sevinir, yüzüğü Capake’den alır.
Baykoňur’u çağırır ona; “Bu yüzüğü kız olmasına aldırmayarak Bermet Onunla evlenmezsem olmaz. Bugün git onunla konuş, tan ağarmadan gel. Benim Kara Corgo ile git. Eğer kız tamam derse, Kara Corgo senin olsun, kız benim olsun.” der. Bütün bunlardan Akşa’nın haberi olur, altın çaydanlığa çay kaynatıp gümüş kâseyi yanına alıp Bököy’ün yanına gelir. Bököy’e; “O kız, senin gelinin sayılır. Onunla evlenmen uygun olmaz.” der.
Tam Bököy’ü ikna etmişken içeri Baykoňur gelir. Aslında Akşa, çocuğu olmadığı için Baykoňur’u evlat edinmiştir, Baykoňur’un manevi annesidir. Baykoňur; “Bermet gibi kızı aşağılamak istiyor, onun başını kes.” diye Bököy’ü tahrik eder. Bököy Akşa’nın öldürülmesini emreder. Akşa, kendisini öldürmemesi için Bököy’e yalvarır. Bököy, Akşa’ya acır ve emrini geri alacağı sıra Baykoňur Akşa’nın başını keser.
Bököy, çok sevdiği Akşa’nın ölümüne sebep olduğu için çok pişmanlık duyar, Kalmuk hanı Küldür Han’ın yanına gider. Durumu anlatır, Sarinci’yi ona kötülür ve Bermet’i kendisine almasını söyler. O da kabul eder. Bököy, Ak-Cayık’ın geçidine gidip düğüncülerin yolunu kesmek için beklemeye başlar.
Karaça Han düğün bittikten sonra kızıyla damadına gitmeleri için izin verir. Ama Bermet’in, babasından bazı istekleri vardır. Babasından altın sandık ve keskin kılıç ister. Karaça Han, kızının isteklerini yerine getirir. Bermet ve Sarinci beş beş arkadaşıyla yola çıkar.
Yolda giderken Bermet, at üstünde kuş uykusuna dalar. Rüyasında Küldür Han’ın Bököy’ün işbirliği içinde olduğunu görür, bunu beş arkadaşına anlatır. Sarinci’siz yaşamak istemediğini ve devenin üzerindeki altın sandıkta keskin bir kılıç olduğunu, onu getirmelerini söyler.
O sırada Bököy, kırk yiğidiyle karşılarına çıkar. Beş arkadaş kılıcı Bermet’in eline vermekte gecikirler. Sarinci’yi yakalayıp bağlarlar. Bököy, onu öldürmelerini veya uzak bir yere götürüp bırakmalarını emreder. Bermet’i ise karanlık bir eve hapsederler. Sarinci kendisini öldürmemeleri için Bököy’e yalvarır. Bermet’i ona vereceğini, eğer o öldürülürse, annesinin kimsesiz kalacağını söylerse de Bököy buna aldırış etmez. O zaman Sarinci, şayet hayatta kalacak olursa, Bököy’ü öldüreceğini söyler.
Sarinci bu durumdayken, birisi olup biteni gelip annesine haber verir. Annesi, onların yanına gelir. Sarinci’yi tutsak görünce; “Kurban olduğum yalnızım, çevik gibiydin kırıyorlar, yüğrük at gibiydin yolundan kaydırıyorlar, sungur gibiydin yuvandan uçuruyorlar, ananın babanın tek çocuksun, seni sürgüne götürürlerse, halimiz ne olur? Bermet gibi eşin dul kalacak. Hiç değilse bir-iki söz söyleyip gitsen olmaz mı?” diyerek ağlar.
Bunları işiten Sarinci, oradakiler iki altın verir ve kendisini ile Bököy’ü görüştürmelerini ister. Kimse kabul etmez. İçlerinden merhametli birisi çıkar ve parasını almadan onu Bököy’le görüştürür. Sarinci ağlayarak duygulu bir konuşma yapar. Bunları duyan Bököy, çığlık atarak bayılır.
Bu arada Bermet, Sarinci’ye haber vermeden Bököy’ün yanına gidip; “Seninle evleneceğim, Sarinci’yi sürgüne sürme.” diye yalan söyler. Ancak Bököy’ü kararından döndüremez. Bermet, Bököy’e beddualar eder. ölüme götürülen Sarinci’nin ardından koşar. Ardından Bermet’in geldiğini gören Sarinci; “Sevgilim Bermet! On beş günde gelirim, on beş günde gelmezsem Bököy’e var. Eğer Bököy’e varırsan, zavallı anneciğime bakadur. Benim için ağlamasın” der.
O zaman Bermet; “Küldür Han’a git derdini söyle, belki o sana yardım eder. Şayet yardımı olmazsa bana mektup yaz, ben yardım isteyeyim. Sensiz yaşamaktansa, ölürüm daha iyi.” der.
Sarinci iki eli bağlı olarak Küldür Han’ın şehrine varır. Yanındaki beş arkadaşının biri; “Ben Sarinci’yim.” diyerek askerlerin yanında kalır. Askerler onu zindana atar. Sarinci hileyle kurtulur. Küldür Han’ın huzuruna çıkar ve ondan yardım ister. Zindana atılan beş arkadaşını da çıkartır. Küldür Han bakır mührünü basıp Sarinci’nin yanına kırk asker verir. Sarinci evine gider.
Bermet, gece uyurken Sarinci’nin sağ salim eve döndüğünü rüyasında görür. Altı kardeşi bir yere toplar ve kendisi de Bököy’ün yanına oturur. Sarinci geldiğinde, ikisini yan yana görünce; “Acaba Bermet Bököy ile evlendi mi, verdiği sözünü tutmadı mı?” diye üzülür. Bermet, bunu hissederek kâsedeki sıcak çayı Bököy’ün üzerine döker. Bököy yere yuvarlanır. Kırk asker onu yakalar ve altı kardeşiyle birlikte Küldür Han’a teslim ederler. Sarinci, Bököy’ün altın tahtına oturur. Bermet ikisi altı gün düğün yaparlar ve sonuna kadar mutlu kalırlar.
Dr. Doğan Kaya
 
Dr. Doğan KAYA, KIRGIZ DESTANLARI, SALKIMSÖĞÜT Yayınları: I. Baskı Ankara 2015

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...