MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
SEYİTBEK DESTANI ve ÖZETİ ( Kırgız Destanı ) Dr. Doğan Kaya
Ekleyen : ESA , 20 Ocak 2018 Cumartesi Beğen
 
SEYİTBEK DESTANI ve  ÖZETİ ( Kırgız Destanı )  Dr. Doğan Kaya

Dr. Doğan Kaya
 
Seyitbek, Kurmanbek’in oğludur. Yapılan incelemelerde Seyitbek’in tarihi bir şahsiyet olduğu tespit edilmiştir. Kurmanbek destanının baş kahramanlarından Akkan 1619-1631 yılları arasında Moğolistan’ın hükümdarı olmuştur. Onun zamanında Kurmanbek, devletin yüksek mevkilerinde vazife almış Sarıkol Başkar ve Yarkent’in hakimi olmuştur. Zaferleri, idealleri, umut ve arzuları XVIII. yüzyıldan itibaren destanlaştırılmıştır. Seyitbek de bu şekilde vücut bulmuştur.
Destanın biri Oruzbay Urmambetov ve diğeri de Nurdin Adiyev’e ait olmak üzere iki eşmetni vardır. Destan manzum-mensur yapıdadır. Urmambetov’un anlattığı metin daha hacimlidir. Adiyev’in eşmetni hem daha hacimsiz hem de mensurdur. Hem konu, hem de karakterler bakımından iki eşmetin arasında fark yoktur. Sekiz yaşından itibaren destan anlatmaya başlayan Urmambetov, Seyitbek destanının haricinde Semetey, Seyitbek Gülgakı, Coodarbeşim, Canış-Bayış destanlarını da anlatmıştır.
Yüksek tahsilli olan Nurdin Adiyev Tariyel ile Avtandil, Semetey, Manas ile Almambet, Er Tabıldı, Cortuul ve Kurmanbek’in oğlu Seyitbek gibi piyesler yazılmıştır.
Aslında Seyitbek destanı şeklinde Kurmanbek-Seyitbek-Şırdakbek birbirini tamamlayan üç destan halindedir. Bu durum Kırgız destanlarında sıkça karşımıza çıkar. Manas-Semetey-Seytek. Töştük-Coodarbeşim-Moldocaş bu neviden destanlardır.
Orozbay Urmambetov’un eşmetninin özeti şöyledir:
Yiğit Kurmanbek öldükten sonra ayrılığına dayanamayan karısı Kanışay yüreğine hançer sokup intihar eder. Hem annesine hem de babası Kurmanbek’i kaybeden Seyitbek, altı yaşında iken yetim kalır. Oğlu Kurmanbek’i kaybeden Teyitbek; oğlunun ölümüne üzüleceği yerde; “Düşmanımdan kurtuldum. Artık hiç kimse bana müdahale edemez.” diye sevinir. Kurmanbek’in en yakın dostu Akkan, Kurmanbek ile Kanişaya birer türbe yaptırır, oğlu Seyitbek’i büyüterek Kalmuklardan intikam aldırayım diye onu yanına evlatlık alıp Kaşkar’a götürür.
Hem Kurmanbek’ten hem de Seyitbek’ten ayrılan halk çaresiz kalır. Halkın içinden bilge kişi Kalkanbay halkı toplar ve yeni hanın kim olacağı konusunda önemli bir konuşma yapar, ardından da Teyitbek’in amcası Baynazar’ın oğlu Teyişbek’i, tahta çıkarmayı teklif eder. Halk, yaşlı Kalkanbay’ın dediğini kabul eder. Ak boz beygirleri, ak keçelerini, tayları, mal-mülk ne varsa herşeyini toplayıp meşhur Ak-Say, Arpa, At-Başı’ya göç edip oraya yerleşirler. Bu sırada Kalmuklar, Kırgızlar’ın hansız, sahipsiz kaldığını öğrenince onların mal-mülkünü, güzel kızlarını kaçırmak için Kırgızlara baskın yaparlar. Ne var ki yurtlarını boş bulurlar ve onların yurdunu iskan ederler.
Bu arada Kurmanbek’e ihanet eden kırk yiğit sığınacak bir yer bulamaz, ortada kalırlar. Çaresiz Teyiş Kan’a sığınırlar. Teyiş Kan, onların başını kestirir. Ancak içlerinden Zayırbek adında birisi kaçıp kurtulur. Zayırbek, önceden Kurmanbek’e ihanet ettiği için vicdan azabı çekmektedir. Bunun için Kurmanbek’in mezarlığında nöbet tutarak hayatını devam ettirir. Mezarlıkta tam on iki sene kalır. Sakalı, saçı iyice uzar, giysisi yırtılır, avladığı hayvan derilerini giysi olarak kullanır. Zayırbek’in tek isteği Seyitbek büyüyünce onu bulup babası için özür dilemek ve öbür dünyaya giderken Kurmanbek’in yanına temiz gitmektir. On iki sene sonra, Seyitbek’i aramak için Kaşgar’a doğru gider. Elinde baston, tepesine kuş tüyü ve taş takıp, üstü başı dağınık bir şekilde tam bir dilenci, divane gibidir. Zar zor Akkan’ın şehrine ulaşır. Seyitbek’i arayıp sorar. Günlerden birgün dilencilik yaparken karşısına Kaşgarlılar gibi giyinmiş, Aktulpar’a binmiş, Akşumkar (Aksundur) kondurmuş ve iki yiğidiyle ağır başlı yol almakta olan Seyitbek çıkar. Babası gibi gürbüz, heybetli bir yiğittir. Akkan, Seyitbek’i kendi oğlundan daha ileri tutmuş, onu ihtimamla yetiştirmiştir. Akkan’ın atlarını çalan altmış hırsızın peşine düşüp onları getirdiği için Seyitbek’e“bala batır” (genç bahadır) denilmiştir.
Zayırbek, Seyitbek’i görür görmez tanır. Onu sağ salim karşısında gördüğüne sevindiğini ve Allah’ın emirlerini insanlara öğreten bir divane olduğunu söyler. Arkasından hayır dualar eder. Seyitbek, onun sözlerinden ve bu divane dilenciden hemen hemen unutmaya başladığı Kırgızcayı tekrar duyunca etkilenir, ona kendisiyle ilgili özel bilgileri nereden bildiğini sorar.
Zayırbek, geçmişi hakkında fazla ayrıntılara girmez, kendisinin Kırgız soyundan kimsesiz biri olduğunu, uzun zaman Mekke’de kaldığını, çok yer gezdiğini, seksen üç yaşına geldiği halde kırk yıldır kendi halkına, yurduna ulaşamadığını, hep acı çektiği için de ismi Zarılkul diye çağrıldığını söyler. On sekiz yaşındaki Seyitbek karşısındaki kişinin sıradan bir divane kişi olmadığını anlar, halinden şüphelenir adamlarına yakalatır. Tek başına yoluna devam eder.
Şır-Bulak’a gelip atından iner, su içip dinlenir. Düşünceye dalar, Kırgızların başına geçme vaktinin geldiğini anlar. Ayağa kalkıp atına biner ve ordusuna girer. Boğazından bir lokma bile geçmez, uzun uzun gözünü kırpamaz, gözüne uyku girmez, ağaçtan yapılan yatağına uzanır ve biraz sonra gözleri ağırlaşır uykuya dalar. Bir rüya görür.
Rüyasında babası Kurmanbek’i göğsüne batırılmış bir mızrakla, annesini de kalbine iki yüzü bir hançer saplanmış olarak görür. Kanları şarıl şarıl akıp yeri sulamıştır. Halk etrafına toplanmıştır. Seyitbek bağırarak ve koşarak onların yanına gider. Annesine babasına sarılır. İki eli, omuzları kana boyanmışken uyanır. Rüyanın etkisiyle hıçkıra hıçkıra ağlar. Gönlünden geçenleri gidip Akkan’a söylemeye cesaret edemez.,
Bu arada yiğitler dilenci sandıkları Zayırbek’i Akkan’ın yanına getirirler. Akkan, onu hemen tanır. Öfkelenip; “Kurmanbek’e yaptıkların yetmiyormuş gibi şimdi de Seyitbek’i mi mahvetmek istiyorsun.” diyerek öldürmek için üzerine gider. Zayırbek, ondan korkmaz. Tüm cesaretini toplayıp gelme sebebini söyler ve söyleyeceklerini sabırla ve dikkatlice dinlemesini rica eder. O Kurmanbek’in çok iyi, comert, temiz kalpli, iyi niyetli, neşeli, güleryüzlü, açık seçik konuşan, başkalarını düşünen biri olduğunu, onunla nice savaşa gittiğini söyler. Son seferde, kırk yiğidin Kurmanbek’i terk etmelerini, Kurmanbek’in Koyküröñ adlı atında eline kızıl tuğ olduğu halde kendisini terk eden kırk yiğidin tekrar geleceği ümidiyle sırk sık arkasına baktığından bahseder. Akkan’a, isterse, başını kesmesini, bunu gerçekten hak ettiğini ve bunun hesabını vermeye geldiğini ve Seyitbek için kurban olmaya hazır olduğunu söyler.
Akkan, Zayırbek’in söylediklerine inanıp onu affeder. Zayırbek, sevincinden ağlar ve dürüst olacağına dair yemin eder. Seyitbek’in dizlerine kapanıp özür diler. Seyitbek’e sarılır ve artık büyüdüğünü, yurduna, halkına dönme ve Kalmuklar’dan Kurmanbek’in öç alma zamanının geldiğini söyler. Seyitbek, gün görmüş, yaşlı ve geçmişe ait çok şey bilen Zayırbek’i yanına alır. Kalmuk hanı Dölön’ün başını kesmeye ant içerler.
Zayırbek’e güzel kıyafetler giydirirler. Kaşgar’ın yaşlı bilgini Kamal Hoca ortaya çıkar, Seyitbek’e öğütler verir. Artık geçmişle vakit geçirmemek ileriye bakmak gerektiğini, yetim olmadığını, arkasında altı şehrin hanı ve kendisine babalık yapan Akkan’ın, annelik yapan Tumarkan’ın ve kardeşleri sayılan Emil’in, Edil’in ve bahadır Kırgız halkı var olduğunu, akıllı davranırsa her işi başaracağını söyler. Zayırbek’e de birlikte hareket ederek hedeflerine varabilecekleri öğüdünü verir. Seyitbek, bilgin Kamal teşekkür eder.
Akkan, yiğitlerine Seyitbek’in atını, savaş malzemelerini hazırlamalarını emreder. Seyitbek yola çıkmaya hazırlanır. Yakınlarıyla vedalaşır. Annesi olarak gördüğü Tumarkan’ın hayırlı duasını alır. Sungur kuşunu eline kondurur, tüylerini okşar. Sonra da çiçek bahçesi tarafına gider. Çünkü orada âşık olduğu, kervan başı Vazilkan’ın kızı Möl vardır. Möl, Seyitbek’in gideceğini duyunca, kendisini hatırlaması için çıngırağı altından, gümüş zil yaptırıp hediye eder. Seyitbek, Möl ile vedalaşır yiğitleri ile birlikte yola çıkar. Halk, onlar için dua eder.
Seyitbek, doğruca babası Kurmanbek’in mezarlığına gider, onun ruhuna ak boz beygir kesip, Kuran oktur. Ertesi gün Seyitbek kılıcının keskin yüzünü yalayarak babasının öcünü almaya yemin eder. Halkının yanına giderken yanına sadece Zayırbek’i alır. Zayırbek ile Seyitbek tam dokuz günde Toru-Kart’ın dağına giderler. Karool tepesine çıkarlar ve ayna gibi parlayan Çatır-Köl’e hayranlıkla bakarlar. Sürleri, otlayan hayvanları, iş yapan insanları ve yumurta gibi beyaz çadırları, Taş-Rabat geçidini görürler. Seyitbek heyecenlanır. Zayırbek, araziyi tanıtır. Taş-Rabat geçidinden sonra sırasıyla At-Başı, Çeç-Döbö, Kızıl-Bel, Miñ-Bugu, Narın vardır. Burada Bekarstan, Koylon, Sarbagış gibi kabileleri yaşmaktadır. Ayrıca Ak-Talaa, Kulanak, Isık-Köl, Keñ-Çüy, Talas gibi yerlerden övgüyle söz eder. Bu sırada yanlarına yaklaşan iki kişiye kendilerini tanıtırlar. Onlar Teyiş Kan’ın yanına gidip Seyitbek’in geldiğini haber verirler. Teyiş, bu haberi duyunca çok sevinir. Halkına; “Kaşgar’dan gürbüz, arslan gayretli, başında tulga, üstünde zırh, elinde Ak Sungur, altında ak atıyla Kurmanbek’in oğlu genç bahadır Seyitbek geliyor.” diye haber verir. Genci, yaşlısı herkes onu karşılamaya çıkar. Seyitbek ve Zayırbek, Teyiş’le tanışır. İki taraf da birbirine durumlarını ve olup bitenleri anlatır. Seyitbek, Kırgız halkını aklımdan çıkarmadığından söz eder.
Teyiş Kan, Seyitbek için Kurmanbek’in atı Teltoru’yu getirtir. Seyitbek babası dirilmiş gibi sevinir. Teltoru da Seyitbek’in sahibi olduğunu hissetmişçesine kişner. Seyitbek atı yelesinden okşayınca Teltoru, Seyitbek’in omuzuna başını koyar, gözünden yaş akar. Hayvanın bu davranışını görünce sadece Seyitbek değil, herkes ağlar. Seyitbek daha sonra halkın arasına karışır, herkesle tanışır.
Seyitbek’in şöhreti dört bir yana dağılır. Teyiş Kan bundan rahatsız olur. Ne de olsa on iki senedir Kırgızlara hanlık yapmıştır. Seyitbek’in han olup kendisini tahttan indirecek olması zoruna gider. Daha fazla duramaz ve Sarbagış, Kıpçak kabilelerini alıp Ak-Talaa ve Kulanak’a göç eder. Kalan halkın içinde Kıpçak, Çoñbagış, Sayaklar, Saruu, Kuşçu gibi kabileler vardır. Onlar Seyitbek’i han yaparlar. Seyitbek, han olunca Koşoy-Korgon’u yurt yapar. Dağılan, bozulan halkı bir araya getirir, onların güvenini kazanır.
Seyitbek birgün halkını toplar ve Zayırbek’le aralarında geçenleri anlatır. Halk da Zayırbek’i affeder. Karısı Altınay ve oğlu Kalmakbek çok sevinir, üçü sarmaş dolaş olur, sevinçten ağlarlar. Seyitbek, halkın ticaretite ilerlemesi için Kaşgar’a Karabek’i, Anciyan’a Acıbek’i, Margalañ, Kokon’a da Mırza beyi gönderir.
Bir toplantı sırasında, Ermek adında bir yiğit Seyitbek’in evlenmesi gerektiği fikrini ortaya atar. Seyitbek ise, yapacak işleri olduğundan evlenmeyi şimdilik düşünmediğini söyler. Yaşı on altı olan savaşabilecek gençlerden bir kuvvet hazırlar. Adları Kalmakbek, Arsarbek, Ermek, Edil, Kalıykul, Asankul, Kocogul, Cumagul, Esentay, Cumabay, Cumatay, Karamırza, Kaltarbek, Atay, Üköy, Saparbek, Ormoş, Çırmaş, Camake, Nogoybay, Capar, Cumake, Koylon oğlu Koñurbay, Şoruk oğlu Çınarbay, Artık, Azık, Tekeçi, Arzı, Nazar, Isırayıl, Moldokerim, Kerimbek, Cılkıçı, Esengul, Cunuş, Corton, Asan, Üsön olan kırk yiğit toplar.
Kendisi, yaşlansa da hâlâ gücü kuvveti yerinde olan Teltoru’yu alır. Kendi atı Aktulpar’ı Zayırbek’e, Kalmakbek’e Kökcorgo adlı atı verir. Darkan adlı ustaya kalkan, kılıç, zırh, mızrak, tulga ve baltalar yaptırır. Darkan usta teneke, bakır, çelik, tunç gibi madenlerden savaş malzemelerini hazırlar. Gece gündüz çalışır. Yanına da el işi usta kız gelinleri toplar, onlara süsleme işlerini yaptırır. Darkan usta, tTam altı ay sonra işini bitirir. Seyitbek ona teşekkür edip, ücretini verip, onu güzelce ağırladıktan sonra gönderir
Seyitbek, önce dört bin askerle Kara Kazak Kızay’ı, Tekez, Kuyaz, Cıldız’ı basan Dölön Han’ın üzerine gitmeyi düşünür. Kırk yiğit kılıcın keskin yüzünü yalayıp yemin ederler. Otuz atı yedek olarak alıp, onlara aş-yiyecek, savaş malzemelerini yüklerler. Seyitbek halkıyla vedalaşıp, duasını alıp, halka baş olarak Emilbek’i bırakır. Halk, dualarla onu sefere uğurlar.
Bahadırlar, günlerce yol giderler. Turfan’a gelince Kurmanbek’in mezarlığına gelip beygir keserler, dualar edip orada üç gün kalırlar. O sırada Seyitbek’e Akkan’ın gönderdiği bir mektup ulaştırılır. Akkan, mektubunda topladığı kuvvetle kendisine yardıma geldiğini yazmaktadır.
Seyitbek, yoluna devam eder Cazı’ya (Yassı) geldiklerinde at, beygir, koyun, deve, inek, öküz, kaytaz gibi pek çok hayvanın otladığını görür. Zayırbek, buraları geçmişte Ürüstöm, Dastan, Manas, Almambet, Çubak, Sırgak gibi bahadırların fethettiklerini anlatır. Yakaladıkları bir nöbetçiden Kalmuklar hakkında bilgi toplarlar. Bekçi, Kalmukların çıktığı yedi soydan başlar. Zurkunsum, Şaminer’den ve ondan olan Ulan’dan, Dulan ve Koron bahseder. Dölön Han da Koron’dan olmuştur. Bekçi, Dölön Han’ın sayısız tümenleri olduğunu da ekler. Seyitbek, bekçiyi Dölön Han’a gönderir; “Git hanına haber ver, ne hazırlığı varsa görsün, karşıma çıksın.” der.
Bekçi geçtiği köylere düşmanın geldiğini haber verir. Halk, o gece Kara şehre doğru göç eder. Seyitbek de Kara dağa yerleşir.
Olup bitenleri bekçiden öğrenen Dölön Han’ın tüm bedeni titrer. Kendine geldiği zaman düşmanı övdüğü içinbekçinin kafasını keser. Kırk yiğidini yanına çağırır. Şaminer soyundan olan Erke ve Torko’yu bulmalarını emreder. Yiğit gelince Dölön Han, gelen düşmanın nasılbiri olduğunu öğrenmek için ikisini de Kambıl’daki Kara Sınçı adlı bir bilgini getirmeye gönderir. Kara Sınçı gelince, onu elçi olarak Seyitbek’e gönderir. Kara Sınçı, Seyitbek’in yanına gidince Zayırbek’i, Akkan’ın Aktulpar’ını ve Seyitbek’in atı Teltoru’yu tanır. Döndüğünde gelenlerin kim olduğunu Dölön Han’a nakleder. Seyitbek’i ve kırk yiğidini övmekle bitiremez. Seyitbek’le savaşmamasının doğru olacağını söyler. Ancak Dölön Han, onun sözlerine aldırış etmez, 2.000 askerini hazırlar.
Dölön Han, Tuuçunak adlı atına biner. Davullar çalınır, şehir içi yankılanır, başta Erke ve Torko olmak üzere 2.000 asker halkın duasıyla Kara-Dağ’a doğru yola çıkar. Seyitbek’e yaklaşınca Dölön Han askerini durdurur. Seyitbek’le alaylı alaylı konuşur, onu ölümle korkutur, gururu ile oynar. Seyitbek ise Dölön Han’a cesurca meydan okur.
Dölön Han’le teke tek çarpışmayı teklif eder. Dölön Han, bu fırsatı değerlendirmek ister, mızrağı hazırlayıp atını Seyitbek’e doğru atı Tuuçunak’ı rüzgar gibi koşturur. Seyitbek’e yaklaştıkça yaklaşır, mızrağını Seyitbek’in göğsüne saplarken, mızrak göğsünü dimdik ve sert tutan zırhından Seyitbek’ten kayar. Böylelikle Seyitbek, Dölön Han’ın hamlesini savuşturur. Kırk yiğit Seyitbek’e bir şey olmadığını görünce çok sevinir. Sıra Seyitbek’e gelir. Seyitbek’in Teltoru’su yerinden ok gibi fırlar. Kırk yiğit “Seyitbek!” diye bağırarak ona destek olur. Seyitbek içi öfke, hınç ve öç duygusuyla kabarmış olarak atını koşturur. Dölön Han’a yaklaşınca mızrağını onun gırtlağına saplar. Dölön Han, atından cansız yere düşer. Seyitbek, onun cesedini getir kırk yiğidinin önüne atar. Kalmuklar ne yapacağını şaşırır. İkinci olarak Zayırbek’le Erke karşılaşır. Erke, Kılceyren adlı atıyla ne kadar hamle etse de Zayırbek’le başa çıkamaz. Yaşlı Zayırbek, onu öldürmeye muvaffak olur. Bunu gören Torko, iki bin askere “Düşmana saldırın!” emrini verir. İki bin Kalmuk askeri ile kırk yiğit uzun uzun vuruşurlar. Seyitbek’in bir yiğidine birden yüz asker saldırır. Aynı anda göğsüne mızrak gelirse, başına kılıç gelir. Kan nehir gibi akar. Seyitbek bir yandan, Zayırbek öbür yandan kaplan gibi düşmana saldırır. Onların heybetinden korkan düşman kaçmaya başlar. Kırk yiğit düşmanın ardına düşer, yetişbildiklerini öldürürler. Seyitbek’in adamları içinde yaralılar olmaklaberaber, ölen olmamıştır. Bu arada kırk yiğidiyle Akkan yardıma gelir. Akkan Seyitbek’in galibiyetini içten tebrik eder.
Torko, Çin ve diğer hanlar ile çatıştığı için bir yere kaçamaz, tek çarenin Seyitbek’le barışmak olduğunu düşünür. Ak saçlı Kölbek’i Seyitbek’e elçi gönderir.
Seyitbek, Akkan ve Zayırbek’le birlikte karar alır. Torko’nun baba yurdu Cazı’yı (Yassı) boşaltması ve on iki senedir orada yaşadığı için bunca yılın vergisini vermesi şartıyla onu affeder. Torko, Seyitbek’in isteklerini yerine getirir. Deveye altın, gümüş yükleyip, sürü sürü hayvanlarla ve bir de Seyitbek için büyük kızı Sancırgal’ı yanına alıp, Kızaylar’a doğru yola çıkar. Bu sırada Seyitbek Künös’e gider Körpö’nin misafiri olur. Begmat, Derbiş, Caraş, Argın, Altımışbay, Darıbay, Sasalar gibi kabileler de Künös ve Tekes’te yaşamaktadırlar.
Torko Dölön Hanın on iki yaşındaki oğlu Degen’i ve bilge kişileri de oraya getirir. Körpö, büyük bir ziyafet hazırlığı yapmıştır. Seyitbek’le Torko selâmlaşır. Yemekler yenilir, sohbetler edilir. Kölbek, Seyetbek’e Torko’nun getirdiği ganimetlerden söz eder, sonunda da Torko’nun güzeller güzeli büyük kızı Sancırgal’ı Seyitbek’e gelin olarak getirdiklerini söyler. Seyitbek, kız haberini duyunca, sevgilisi Möl aklına gelir. Ona verilmiş sözünü hatırlar. Bu durumu kırk yiğidi ile Zayırbek’e anlatır, onların fikirlerini alır. Kalmukların getirdiği hediyelerin yarısını Sancırgal’a, kalan yarısını da Kaşgar’a Möl’e başlık parası olarak vermeyi düşünürler. Akkan, Sancırgal’ı Börü’ye almak fikrindedir. Seyitbek, Sancırgal’ı beğendiği ve güvendiği yiğidi Börü’ye verir.
Körpö ile Torko’nun aralarındaki anlaşmazlığa son verirler. Ganimetin onda birini alıp kalanını Kalmuklar’a geri verirler. Dölön Han’ın oğlu Dege’yi yere diz çöktürüp, göğsünü yere değdirip, kılıç yüzünü yalatıp, yemin ettirip baba öçlerinden vazgeçtirip dost olurlar. Torko, kızı Sancırgal ile damadı Börü’yü alnından öptükten sonra dokuz deve yüklü çeyizini verir ve dualar edip, memleketine döner.
Seyitbek, gönlü rahatlamış şekilde Kaşgar’a doğru yola çıkar. Kaşgar’a ulaştıktan sonra zaman harcamadan Vazilkan’a dünür gidilir. Vazilkan kızını Seyetbek’e verir. Büyük bir toy düzenlenir. Toy dokuz gün devam eder. Düğünün sonunda Möl, atı Kök-Şalkı’ya biner. Düğün kervanı yola çıkar.
Beri taraftan Kaşgar’da Andican, Margalañ, Karacaun gibi gençler Möl’ün evlenmesini kıskanırlar. Yolda, ıssız bir yerde bunlara saldırıp Möl’ü kaçırmayı planlarlar. Karacaun, yanına altmış yiğit alıp Ak-Çopo geçidine gelir. Bu geçide bir günlük yol kalınca, Zayırbek kalın nal izlerini görür ve bunda bir gariplik olduğunu anlar, erlerine savaş malzemelerini hazır tutmalarını söyler. Onları bu halde gören Karacaun saldırmaya cesaret edemez. Hemen kervancı kıyafetine girerler. Gelenlere, yolunu kaybetmiş bir kervan olduğunu sorarlar. Seyitbek, bunlara inanır, ardından kendilerini takip etmelerini söyler. Karacaun ise, Seyitbek’in heybetinden korkup ardına bakmadan kaçar.
Seyitbek, uzun yolculuktan sonra yurduna gelir. Halk onları coşku ile karşılar. Aradan güz ve kış geçer, sıcak yaz gelir. Halk, yaylalara, meşhur Ak-Say’ya, Arpa’ya göç eder. Seyitbek de kırk yiğidiyle Ak-Say’yı yurt eder.
Seyitbek, Arpa’da Ak obanın tepesine gök mavi tuğ diktirir. Buyuk bir ziyafet düzenler. Ziyafeti hemen hemen herkes gelmesine rağmen Teyiş gelmez. Seyitbek, ona mektup gönderir. Teyiş, adamlarını toplayıp Arpa’ya gelir. Seyitbek, Teyiş Kan babasını saygıyla karşılar. Halkını halkına, malını malına ekler ve böylece gücünü artırır.
Bu toya Kazak’tan Körpö, Kalmuk’tan Torko, Kaşgar’dan Akkan, Vazilkan, Andican’dan ve Arka’dan Çüy, Talas’tan ve diğer yerlerden sayısız misafir gelir. Gelenler “Kurmanbek ölmemiş!” diye Seyitbek’i överler, dua ederler. Böylelikle, Seyitbek herkesle dostluğunu pekiştirir.
Seyitbek, herkesi uğurladıktan sonra kendisine iyi bir yer arar ve sonunda Çolok-Kayıñ’ı beğenip, oraya taşınır.
Börü’yü yiğitlerinin baş bahadırı yapar. Zayıbek halkın sevilen bahadırı olarak hayatına devam eder. Teyiş Kan da At-Başı, Narın civarını idare eder. Cazı’nın idaresini Kalmatay’a verir. Seyitbek halkın sevdiği bir han olur. Aradan yıllar geçer. Börü’nün Akatan, Seyitbek de Şırdakbek adlı bir oğlu olur. Mutluluk içinde hayatına devam ederler.
Dr. Doğan Kaya
 

Dr. Doğan KAYA, KIRGIZ DESTANLARI, SALKIMSÖĞÜT Yayınları: I. Baskı Ankara 2015
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...