MENÜ
ESA E- DERGİ
DUYURULAR
SON 5 ÜYEMİZ
BEĞENİLENLER
Günün Şiiri: Haftanın Şiiri: Ayın Şiiri: Günün Yazısı: Haftanın Yazısı: Ayın Yazısı:
SEYTEK DESTANI ve ÖZETİ ( Kırgız Destanı ) Dr. Doğan Kaya
Ekleyen : ESA , 20 Ocak 2018 Cumartesi Beğen
 
SEYTEK DESTANI ve  ÖZETİ ( Kırgız Destanı )  Dr. Doğan Kaya

Dr. Doğan Kaya
 
Seytek, Manas’ın torunu, Semetey’in oğludur. Manas-Semetey-Seytek birbirini tamamlayan üç destan halindedir. Üç destanın tamamı Manas Destanı külliyatını oluşturmaktadır. Bu durum Kırgız destanlarında sıkça karşımıza çıkar. Kurmanbek-Seyitbek-Şırdakbek, Töştük-Coodarbeşim-Moldocaş bu neviden destanlardır.
Seytek anlatımları içinde manasçılardan Sazonov Bağış, Rısmendeyev Şapak, Ibray Abdırahmanov ve eşmetinleri ön plana çıkanlardır. Bunlardan Sayakbay Karalayev eşmetni sanat, kurgu hacim ve muhteva bakımından ayrı bir önemi haizdir. Karalayev’in Manas poemi üç cilttir. Birinci cildi Manas ve yiğitlerinin ölümü, ikinci cildi Semetey`in kaybolması gibi güçlü trajedi ile sona erer. İki destanın sonunda da adaletsiz zalimler, düşmanlar idareye gelirler. Halk fakirleşip sağa sola kaçarak bölünmeye başlar. Son ciltte Manas’ın torunu Seytek ortaya çıkıp halka ıstırap çektiren Kançoro, Celmoguz oğlu Sarıbay gibi düşmanları alt edip halkını huzura kavuşturur. Semetey’de kahramanlık motifi güçlüdür, Seytek’te ise, halkın hayatını, kaderini tasvir eden sujeler daha fazladır. Seytek’in Kanıkey ile karşılaşması sahnesi güçlü ve sanatkâranedir. Kanıkey,  ne kadar acı çekmiş olsa da anne cesaretini yitirmez, gelecekten ümidi kesmez.
Karalayev eşmetninin sonuç bölümü, diğerlerinden farklıdır. Karalayev anlatımında diğerlerinde olmayan Celmoguz oğlu Sarıbay ile yapılan savaşa yer verir. Eşmetinler arasında başka farklılıklar da görülür. Seytek’in karşılaştığı düşmanlar farklıdır. Sözgelişi; Şapak Rısmendeev’in Bağış Sazanov’un eşmetninde Seytek, Kongurbay’ın oğlu Kuyalı ile savaşır. Cakşılık Sarıkov, Ibray Abdırahmanov’da da Seytek, Karadöö (Karadev) ile mücadele eder.
Metnin tamamı 19205 dizeden ibarettir.
Destanın özeti şöyledir:
Semetey’in oğlu Seytek, Kayıpçı’nın mağarasında kayıp olur. Ortada kalakalan Almambet oğlu Külçoro ağlayıp figan eder. Canına kıymak ister, başaramaz. Sabah olup güneş Talas ovasını aydınlattığında Külçoro, geçmişte olup bitenleri hatırlar. Manas’ın haykırışını duyar gibi olur. Çubak’ın oğlu Kançoro, Bölökbay’ı ve kırk yiğidini öldürmüştür. Semetey, “Kançoro Han’ın eli” diye adını değiştirir. Kançoro, Cediger’in Er Kıyaz, hainleri askerlerini toplar, Semetey’e yaptıklarını, Bölükbay ve atı Dööt’ü nasıl öldürdüklerini, insanları katledip mallarını nasıl yağma ettiklerini anlatır. Ancak Külçoro’nun hayatta kalması onları korkutur. Onun intikam peşine düşeceğinden şüpheleri yoktur. Bu arada vücudu, ayakları yara bere içinde kalan, halsiz ve yorgun düşen Külçoro da Kara-Buura, Çatkal’da bir mağaraya sığınır.
Kançoro, babası ölünce yetim kalmış, Kanıkey ona sol memesini vermiş, kardeş olsunlar diye sağ memesini de Külçoro’ya emzirmiştir. Bunlar, Semetey’le sütkardeşi olmuşlardır. Kançoro’nun emdiği memeden kapkara kan çıkmıştır. Semetey, onu kardeşi görmüş, erlere denk etmiştir. Ancak, Kançoro hainlik edip Semetey’e karşı gelir. Külçoro’nun ne derece yiğit olduğunu bilen Agış oğlu Er Kıyaz, ona çatmama konusunda Kançoro’ya öğüt verir. Ancak Külçoro hayatta kalırsa başlarına ne işler getireceğini iyi bilen Kançoro buna karşı çıkar, hatta Kıyaz’ı azarlar. Hep birlikte Külçoro’nun izlerini sürerler. Kançoro, Kökborçuk adlı atıyla onun yerini bulur. Cediger’in Er Kıyaz ve adamları saldırırlarsa da Külçoro onları püskürtür. Geri dönen Kıyaz, Kançoro’ya olanları anlatır ve onu vazgeçirmek ister. Kançoro, onu dinlemez, Külçoro’nun bulunduğu mağaraya gider. Külçoro, birlikte büyüdüklerini, kardeş sayıldıklarını, halsiz düştüğünü söyler. Kançoro, ona acımaz adamlarına saldırmalarını emreder. Külçoro, gelen askerlere direnemez. Askerler, onu yakalar. Külçoro’ya akla gelmedik işkence ederler.
Kançoro, Talas’a geldikten sonra kendisini han ilan eder. İlk işi de halkı ağır vergilere tabi tutmak olur. Kutubiy oğlu Akcoltoy, halka hitap eder ve şimdilik bu emre itaat etmeden başka yol olmadığını söyler. Kançoro, ağır vergilerle de yetinmeyip, askerlerine halka istedikleri eziyeti yapmakta serbest olduklarını bildirir. Kançoro’nun askerleri 90.000 atı ve Talas’taki Kırgızların malını mülkünü yağmalar. Manas’ın dostu yaşlı Bakay, yaptıklarından dolayı Kançoro’ya beddua eder. Kançoro, Bakay’a zulmeder. Bakay’ın gözleri kör olur. Bütün olup bitenleri Akcoltoy, Semetey’in eşi Ayçürök’e haber verir. Bunları duyan Ayçörök, kahrolur. Kançoro ve Kıyaz, dul kalan Ayçörök’ün bulunduğu Aksaray’ı kuşatır.
Kanıkey, gelini Ayçürök’e, sol memesini emzirdiği Kançoro’nun memeden kan gelinceye kadar emdiğini ve daha o zamanlar Kançoro’nun kötü biri olacağını anladığını ve oğlu Semetey’den sütkardeşi Kançoro’yu ortadan kaldırılmasını istediğini söyler. Semetey, annesinin sözlerine kulak asmaz, hatta sitem edip altı ay Kanıkey’in gözüne görünmez. Kançoro’yu ninesi Çıyırdı’nın yanına götürüp orada Körpayan’a baktırır. Sekiz yaşına geldiğinde toylara götürüp Kırgız ile Argın’ı tanıtır, avlara götürür, iyi ok atmanın, kılıç kullanmanın inceliklerini öğretir.
Bu arada Akcoltoy, yağmurlu bir gece vakti Kayıpçı bölgesindeki Kara-Too’ya kaçar. Kançoro ve Kıyaz, sarayı yağma eder, gelinini kızı kaçırır. Cediger’in Er Kıyaz, güzeller güzeli ve herkesin hayran olduğu Ayçürök’e, eşi olması yalvarır, çeşitli vaatlerde bulunur. Ancak içinde kendisini zehirleyebileceği endişesi de vardır. Bunu Kançoro’ya söyler. Kançoro, Kıyaz’a, şayet kendisi ile evlenip hanım olmayı kabul etmezse Ayçörök’ü yakalayıp babasının memleketi olan Akun’a göndermesini, hakkında çeşitli dedikodular çıkartmasını emreder. Soylu Ayçürök, adi Kıyaz’ın adi teklifini reddeder. Elindeki kılıcıyla onu öldürecekken, Emil oğlu Ecibal ve Töö adlı pehlivanlar engel olur. Ayçürök direnir, Kançoro’yu yaralar. Kıyaz, Ayçürök’ü altı yerinden yaralar. Yaralı haline bakmadan onu sıkıca bağlayıp file bindirip götürürler.
Külçoro’nun hanımı olan Camgırcı’nın Akbala, güzel ve kuvvetli biridir. Kılıcını çekip tam Kançoro’yu öldürecekken, kançoro atik davranıp mızrağını Akbala’nın atı Bozkunan’a bağrına saplar. Yere düşen Akbala, Kançoro’ya soysuz ve hain olduğunu söyleyip hakaretler eder. Kançoro, bunlara aldırış etmez. Hakaretleri duyan Kançoro’nun hanımı Şaatemir kızı Çaçıkey, askerlerine Akbala’yı yakalamalarını emreder. Onu da yakalarlar. O da diğerleri gibi esir olur.
Semetey’i öldüren ve Ayçürök’ü alıp Ceti-Özön’e han olan Kıyaz’ın yaptıkları her tarafta duyulur. Kıyaz, Ayçürök için büyük toy tertip eder. Etraftaki beylere haber gönderip davet eder. Burumbek han, Manas ile Kıyaz’ı kendince mukayese eder ve böylesi alçak birinin toyuna gitmeyi kendisi için ar bilip, davete icabet etmez. Kıyaz gelenlere büyük ziyfafet verir, büyük eğlence düzenler. Ayçürök’ü kendisine nikâhlar.
Bu sırada Ayçürök, Semetey’den üç aylık hamiledir. Canına kıymak istemişse de karnındaki çocuk yüzünden vazgeçmiştir. Gündüz Kıyaz’ın yanında olur, gece olduğunda da kendisine çok benzeyen hizmetkârlarından birisini Kıyaz’ın koynuna sokarak namusunu korur. Dokuz ay sonra bir Kadir Gecesi doğum sancısı tutar. Kıyaz tecrübeli insanları yanına toplar ve bu çocuğun kimden olduğunu tayin etmelerini ister. Doğum sancısı başladığında Ayçürök’ün hamileliğinin on ikinci ayındadır. Çağrılan kişilerden Kutu, doğacak çocuğun Kıyaz’ın olabileceğini söylerler. Kıyaz, onları uğurlar ve özel durumlarda istifade ettiği büyücü yedi cadısının yanına gider. Şayet doğacak çocuk kız olursa dokunmamalarını, oğlan olursa derhal öldürmelerini ister ve çeşitli vaatlerde bulunur. Onlar da söz verir. Karaçaç adlı güngörmüş bir kadın bunların aralarındaki konuşmaları duyar. Hemen Ayçürök’ün yanına gider, duyduklarını nakleder. Bu sırada yedi cadı kadın gelir. Ayçürök, onlara güler yüz gösterip yanındaki zehirli kımızı sunar. Karaçaç’ın elinden kımızları içen yedi cadı derhal ölür. Ayçürök herkes uykudayken yedisini de kazdığı çukura atar. Tan yeri ağarırken Ayçürök’ün bir erkek çocuk doğurur. Göbeğini de kendisi keser. Çocuğu sarıp Kıyaz’ın yanına gider. Ona oğlu olduğunu müjdeler ve çocuğa muska takmasını ister. Kıyaz çocuğun erkek olmasına kızar. Nedense içinde bir kuşku vardır. Kutu, onu sakinleştirir. Kıyaz, çocuğu kucağına ister. Ayçürök verir ama şayet başına bir hal gelirse, altı bin deve bin taya, değişip aldığı kılıcı Aktinte ile öldüreceğini söyleyerek tehdit eder. Bu hali gören Kıyaz, övücü sözler söyleyerek Ayçürök’ü rahatlatır. Toplananlardan çocuğuna bir ad vermelerini ister. Ancak herkesin dili tutulur ve ad koyamaz. Tam öğle üzeri Hızır çıkagelir ve çocuğa “Seytek” adını kor ve gözden kaybolur.  Ayçürök, oğlu Seytek’i sarayda kimseye göstermeden gecesini gündüzüne katarak ihtimamla büyütür. Seytek on üç yaşına basar.
Seytek, Akiyin dağına ava çıkar. Dağda Kutubiy oğlu Karadöö adında bahadıra rastlar. Karadöö de bildiği sırları söylemek için Seytek’in yanına gelmektedir. Asıl babasının Semetey olduğunu, Kıyaz’ın Kırgız ve Argın halkına yaptıklarını anlatır, bir an önce Ken-Kol yurduna dönüp Kırgızların başına geçmesini söyler. Önce her derde deva bulan Manas’ın can dostu Momuncan’ı buluşması gerektiğini tavsiye eder. Karadöö, uzun süre baktığı ve ölümden döndürdüğü Külçoro’yu Seytek’e emanet eder, Momuncan’ı bulmak için oradan ayrılır. Kırk gün at sürüp Küncüt’e varır.
Külçoro’nun Kançoro ve Kıyaz tarafından sağ kürek kemiği oyulmuş, sol kürek kemiği kesilmiştir. Geçmişteki halini düşünür ve düştüğü durum onu kahreder. Üstelik her gün Karagul’un işkencesine muhatap olur. Dokuz gün boyunca sadece su verir. Külçoro iyice gücünü yitirir, dağ gibi bedeninden eser kalmaz. Bu arada çoban, Bozbala’dan, Ayçürök’ün Seytek adlı bir oğlunun olduğunu öğrenir.
Semetey’in ölmesi ve esir olmasının üzerinden on iki yıl geçmiştir. Seytek’in bahadır biri olduğunu, güçsüzleri koruduğunu duyar. Ayçürök’ü ve Seytek’i görmeyi murat eder ve Karagul’un yanına gider. Ondan giysi ister. Karagul hiddetlenir, adamlarına dövmelerini emreder. Karagul’un askerleri Külçoro’yu döverken, Bozbala adlı dostu, askerlere gücünü yitirmiş bir yiğidi dövmenin mertliğe yakışmadığını haykırır. Külçoro, artık yapılanlara tahammülü kalmadığı söyleyerek Karagul’dan başını kesmesini yahut handan elbise istemek için izim vermesini ister. Karagul yedi gün izin verir, bu süre içinde geri dönmezse başını kestireceğini söyler.
Külçoro, Bozbaytal adlı atına binip gece gündüz yol alıp Ceti-Özön’e gelir. Kıyaz’ın yanına gider. Kıyaz, Külçoro’yu sağ-salim karşısında görünce canı sıkılır, Karagul’un bugüne kadar onu niçin öldürmediğine hayıflanır. Orada Külçoro’yu öldüresiye döver. Tam başını kesecekken Ayçürök çıka gelir. Kölesini döven kişinin bahadır olamayacağın, bunun bir hana yakışmayacağını haykırır ve Külçoro’yu Kıyaz’ın elinden alır ve Aksaray’a getirir. Ona çektiği çileleri anlatır ve Semetey’in oğlu Seytek’i doğurduğunu söyler. Yıllardır sakladığı ok geçirmez zırhı hediye eder.
Külçoro, Seytek’i görmek ister. Ayçürök, Seytek’i getirtir. Seytek, tıpkı babası Semetey gibidir. Külçoro, sanki onu görmüş gibi olur. Seytek’i kucaklar. Kıyaz’ın ve Kançoro’nun Kırgızlara ve kendisine yaptıklarını bir bir anlatır. Kançoro ile birlikte Kanikey’in memesinden emmişlerdir. Kanıkey, bunu hayra yorumlamamış, ileride kançoro’nun hain, Külçoro’nun da sadık biri olacağını hissetmiştir. Külçoro’nun bütün anlattıklarını dinleyen Seytek ağlar ve Kançoro’dan hepsinin intikamını alacağına ant içer. Anne Ayçürök’ün verdiği ok geçirmez zırhını giyer, yılkıda ki en iyi at olan Telkızıl’a biner, kılıçların en iyisi Sırnayza’yı eline alır, koluna altın Aybalta’yı takar. Ayçürök, onu Kıyaz’ın yanına götürür. Seytek’in babası Kıyaz’ın yılkısını, askerlerini, arazisini, malını-mülkünü görmek istediğini söyler. Kıyaz, tek çocuğu Seytek’in varlığıyla gurur duyduğunu, tabiî ki istediği gibi hareket edebileceğini söyleyerek yedi gün izin verir. Aslında içi yanmaktadır.
Külçoro, Seytek’le birlikte karagul’un yanına gelir. Karagul, onu zırhlı esvaplı örünce hiddetlenir. Yılkıcılara hemen öldürmelerini söyler. Olanları gören seytek, bir hamlede karagul’u öldürür. Bozbala ve diğer yılkıcılar Seytek’in geldiğine sevinir. Seytek zayıflayıp güçsüz düşen Külçoro’yu et, yağ, kımızla besler.
Bu arada Kutubiy oğlu Karadöö de Kıyaz’dan intikam alma peşindedir. Momuncan’ı bulmak için, malını servetini tüketip altı ay Mısır’dan Bağdat’a kadar gezmedik bırakmaz. Sonunda onu Bağdat’ta bulur. Saray muhafızları onu yakalar. Tam zindana koyacakken, Karadöö, Ayçtrök’ün Momuncan’a gönderdiği mektuptan söz eder. Momuncan, mektubu okur. Manas oğlu Semetey’in ölümünü haber alınca dünyası yıkılır. Ona zor anlarında destek olamadığı için kahrolur. Karadöö, Momuncan’a Külçoro’nun durumunu anlatır. Şayet sağlığına kavuşamazsa bildiklerini Seytek’e öğretemeden ölüp gideceğini söyler. Akıllı, becerikli, usta ve kuvvetli yiğitleri toplayıp hepsine yürük at verir. Fillere ok ve ilaç yükleyip, yedi bin deveye binip Kıyaz’a üzerine yürür.
Karadöö ve Momuncan, uzun yolculuktan sonra bir çadırda Seytek’i ve Külçoro’yu bulurlar. Külçoro, Momuncan’a bir zamanlar baş edilmez bir yiğit iken ne hallere düştüğünü anlatır. Her derde çare bulan Momuncan, Külçoro’ya en iyi ilacından verirse de sonuç alamaz. Her nereye gitse Külçoro ile birlikte giden bozkurdu keser ve kıkırdağından ilaç yapar. Bunu kırk gün boyunca Külçoro’nun omzuna sarar. Külçoro’nun ağrısı kesilir, gözleri açılır, yüzüne kan gelir. Her geçen gün daha da güçlenir. Topuzu ile kara taştan kıvılcım, vurduğu yerden de toz çıkarır. Doksan bezi oku ile deler. Artık Kıyaz’la çarpışacak hale gelir. On iki yıl boyunca hep sütkardeşi ağabeyi Semetey’in oğlu Seytek’in yetişmesini beklemiştir. Külçoro, Talas’ı, Kırgız’ı, Argın’ı, ok geçirmez zırhını, atı Tuunçak’ı özlemiştir. Mollaya dualar ettirilip, Seytek, Külçoro, Momuncan, Karadöö, Bozbala birlikte yol çıkarlar.
Ayçürök, Kıyaz’ın yanına gider ve ona dört kâse kımız sunar. O da Ayçürök’ün ilk defa gösterdiği ilgi karşısında çok mutlu olur. Bir müddet sonra sarhoş olur. Ayçürök, bu fırsatı kaçırmaz. Ondan Seytek’i aramak için atı Tootor’u kendisine vermesini ister. Kıyaz, sinirlenir, Ayçürök’ü azarlar. Ayçürök, Kıyaz’a ağzına geleni söyler. O zaman Kıyaz alttan almaya başlar. Onun soylu atı Tootor’a binmesine izin verir ve gönlünü alır. Ayrıca ok geçirmez zırhını da Ayçürök’e verir. Hatta Tootor’u seytek’e hediye ettiğini söyler. Ayçürök, zırhı giyer, Tootor’a biner bir bahadır edasıyla oradan uzaklaşır. Kıyaz, en değerli varlıklarını elinden kaptırdığı için içi yanar. Böylelikle sonunun geldiği korkusuna kapılır.
Rüzgârlarla, kuşlarla yarışan Tootoru at öyle hızlı koşar ki Ayçürök, artık öleceğini anlar. Dili büyülü, duası, bedduası boşa gitmeyen Ayçürök, bir dua eder, Tootoru at hızını keser, koyun ve inekle yarışamaz hale gelir. Dolayısıyla istediği yere vasıl olunca çoktan güneş aşmıştır. Atı bağlayıp, sabaha kadar uyur. Sabahleyin iki dağ arasında bir duman görür. Oraya yaklaşınca, Momuncan’ı, Kutubiy’i, Karadöö’yü ve Seytek’i görür. Onlar da karşılarında Ayçürök’ü görünce sevinirler, sevinç gözyaşları dökerler. Olup biteni anlatırlar ve asıl önemlisi Külçoro’nun sağlığına kavuştuğunu müjdelerler. Bu arada Semetey’i hatırlarlar, ölümüne birlikte gözyaşı dökerler. Seytek, annesi Ayçürök’e ata yurda ne zaman gideceklerini sorar. Ayçürök, Kıyaz7ın yanında çok çileli günler geçirdiğini ve bu günlerin artık geride kalacağını söyler.
Külçoro, Ayçürök’ten savaşta giyecek zırh ister. O da ok geçirmez zırhı Külçoro’ya verir. Külçoro, bileğine aybaltasını bağlar, dokuz yolun ağzında Kıyaz’ın geçeceği yere gider. Ayçürök, Külçoro’nun üstün gelmesi için dualar eder.
Kıyaz, düşünde atı Tooturu’nun kuyruğunun kesik, ve hızının yavaşlamış olduğunu, kolundaki altın ipli Akşumkar’ın da aya doğru uçup gittiğini, kalkanının paslanıp ufalandığını, ok geçmez kürkünün yakasının yandığını ve onu Seytek’in giydiğini, topuzu Sırnayza’nın kırk yerden kırıldığını, miğferinin de kor olduğunu görür ve halktan bu düşü yorumlamasını ister. Ancak kimse yorumlayamaz, oradan kaçışır. Kıyaz, atı Tootor’u ve ok geçirmez zırhını Ayçürök’e verdiği için hayıflanır. Kılküröng adlı Talas’tan ganimet olarak alınan ve çok hızlı giden bir ata binip Kara-Kır denilen yere gitmek üzere sarayından ayrılır.
Kıyaz, Kara-Kaşat dağına gider. Karool Taş’ın üstüne çıktığında bir yerde göğe dumanın yükseldiğini, develeri, çadırları ve atları görür. Altmış pehlivanın şarkı söyleyip eğlenmektedir. Bunları gören Kıyaz, Ayçürök’ün birisiyle evlendiği şüphesine katılır. Bunu kendisine ar bilip başta Ayçürök olmak üzere oradakileri öldürmeyi düşünür. Kılküröng’ü hızlıca oraya sürer. Yanlarına geldiğinde nara atıp mızrağıyla üstlerine varır. Külçoro’yu görür. Önce ona saldırır. Külçoro, onu attan al-aşağı etmeyi başarır. Kılıç ve topuzlarıyla Kıyaz ve Külçoro mücadeleye girişir. Zırhları parçalanır, topuzlarının sapı ellerinde kalır ama birbirlerine üstünlük kuramazlar. Kıyaz, Seytek’ten yardım ister. Ayçürök, kılıcı Aktinte ile Kıyaz’ı öldürür.
Külçoro, Manas’ın torunu, yiğit Semetey’in oğlu Seytek’e,. Dürüst, adeletli ve halkının hakkını arayan biri olma konusunda öğüt verir. Asker toplayıp halkının başına geçmesini ve babasının intikamını almasını söyler. Seytek, söylenini yapar. Kıyaz’dan kalan hazineyi dağıtır, dul ve yetimleri sevindirir. Büyük bir ziyafet tertipler. Halk Seytek’e dua eder. Seytek, Külçoro’nun tavsiyesiyle, Kutibiy oğlu Karadöö’yü halkı yönetmek için han yapar.
Seytek, annesi Ayçürök’e ata yurdu Talas’a gitmek istediğini bildirir. Ayçürök de zaten bunu istemektedir. Ondan, Talas’ta oturan Kançoro’yu devirmesini, Semetey’in ve Kırgız halkının intikamını almasını, şayet yaşıyorsa kançoro’nun elinde esir kalan annesini, dedesi manas’ın dostu Bakay’ı kurtarmasını, gerektiğinde kırk kulaç uzayan babası semetey7in kılıcı Zülfikar’ı, Akolpok denilen eşsiz zırhı da elinden almasını ister. Halkı ile büyük bir hazırlık yapar ve Talas’a doğru yola çıkar. Şarkılar söyleyerek, eğlenerek coşku ile yol alırlar. Sıralı dağlar, tepeler, beller geçilir. Çatkal dağını aştıktan sonra eşsiz güzelliklere sahip Talas’a vasıl olur.
Seytek, güçsüz, zavallı, ama içi umutla dolu olan Han Manas’ın eşi, han Semetey’in anası Kanıkey’le karşılaşır. Kançoro’nun eşi Çaçıkey’in hayvanlarına çobanlık yapmaktadır. Kanıkey, çok sevdiği Semetey’den, üç aylık hamile olan gelini Ayçürök’ten, sadık yiğit Külçoro’dan ayrılmanın üzüntüsü içindedir. Tanımadığı torunu Seytek’e, on üç yıl boyunca katlandığı çileleri anlatır, kendisini tanıtır. Bunun üzerine Seytek de kendisini tanıtır. Kanıkey, sevinçten çılgına döner, Seytek’e sarılır. Kançoro’nun üzerine gelen Seytek’e tedbirli ve dikkatli olması konusunda öğütler verir.
Kanıkey, daha sonra gelini Ayçürök’ü, sağ memesini emzirdiği Külçoro’yu görür. Hasretler, ağlaşarak birbirine sarılır. Orada bulunan herkes ağlar. Onlardan Talas’taki Kırgız ve Argın halkını toplayıp, Kançoro’yu ortadan kaldırmalarını ister.
Külçoro, hazırlığını yapar ve kan kardeşi olan hain Kançoro’yu ortadan kaldırmak için onun sarayına gider. Onu gören askerler kaçışır. Külçoro doğruca Kançoro’nun yanına gider. Önce ona birlik olmayı kendisini yanına almayı teklif eder. Kançoro hiddetlenir. Haddini bilmez köle diye alay ettiği Külçoro’nun bir daha karşısına çıkmamasını söyler ve huzurundan kovar. Külçoro, kavga etmekten yana değildir. Semetey’in oğlu Seytek’in geldiğini, zorla elde ettiği malları ona vermesini, sözünü tutarsa canını bağışlayıp rahat ettireceğini söyler. Bu arada Çaçıkey, kocası Kançoro’nun, Külçoro’yu daha fazla konuşturmayıp öldürmesini ister. Külçoro daha atik davranıp, askerleri gelmeden Kançoro’ya saldırır.
Bu arada Külçoro’nun ardından Kanıkey ve Ayçürök de saray gelir. Külçoro ile Kançoro kavgaya tutuşmuşken, araya girer ve kılıcı Aktine’yi Kançoro’nun kalbine saplar.
Karadöö, derhal Manas ve Semetey’e ömrünü veren yaşlı ve çilekeş Bakay’ın yanına gider, Ayçürök’ün Kançoro’yu öldürdüğünü söyler ve yıllardır olup bitenlerden haberi olmayan Bakay’ı her şeyi anlatır. Kanıkey, Ayçürök, Seytek, Külçoro da onun yanına gelir.
Kutubiy oğlu Karadöö yüksek dağlara çıkar, altmış ayı, yüz aslan avlar. Dağlarda dolaşırken birden herkesin öldüğü sandığı Semetey’i görür. Sevinçten gözyaşları sel olur. Onu Kırgız elinde neler oluduysa kısa anlatır. Semetey Karadöö’ye hiç kulak vermez. Kayıpçının Mağarasına girer, gözden kaybolur. Onu bulamayan Karadöö, hırsından topuzu ile kayaları parçalar. Talas’a gelip, Semetey’i gördüğünü müjdeler. Bunu haber alan Ayçürök yeniden doğmuşa döner. Önde gelenler bir araya gelip müşavere ederler ve onu alıp gelmeye karar verirler. Semetey’i bulmak için yola çıkarlar.
Kayıpçının Mağarasına giden Külçoro, orada Semetey’i görür. Yanına gider ağlar. Semetey hüngür hüngür ağlayan Külçoro’nun yüzüne bakmaz, son derece kayıtsızdır. Kulağı sağır, dili yok gibidir. Yine mağaranın içine kaçmaya çalışırken, Külçoro ve Karadöö tutarlar. Ağlayıp dil dökerler, geçmişte ne derece yiğit olduğunu hatırlatmaya çalışırlar. Semetey ilk defa konuşur. Kendisine Ayçürök’ün kardeşi güzel Kökmonçok tarafından seksen kıza her gün üç defa sihir yaptırıldığını, üç yıl Celpiniş adı verilen yer altında, üç yıl mediye çölünde kaldığını oradan da kayıpçının Kara-Üngkör’e geldiğini, çok istediği halde memleketine gidemediğini söyler. Bir an önce kendisini bu durumdan kurtarmalarını, üzerinden sihiri kaldırmalarını ve şayet sağ ise annesi Kanıkey’i alıp gelmelerini ister. Sihirden kurtulmasının yolunun da annesi Kanıkey’in sağ memesinden emeceği süt olduğunu söyler.
Karadöö, derhal yola çıkar. Ak saçlı Kanıkey, aldığı haber üzerine atı Kökçolok’a binip rüzgâr gibi yol alır. Ancak sihir yapıldığı için yoluna devam edemez. Evlat acısıyla ağlayıp figan eder. Kurt, kuş, ağaç dere insanlar hep ağlayama başlar. Kanıkey, Semetey’in yanına vasıl olur. Semetey, onun sağ göğsünü doya doya emer. Bunun üzerine sihirden kurtulur ve kendisine gelir.
Birlikte Talas’a dönerler. Semetey, halkının başına geçer. Ona tabi olanlar bayram ederler.
Karadöö, yüksek dağlarda ava çıkar. Cemoguzoğlu Sarıbay’ın sahibi olduğu lanetli tepeye gelir. Sarıbay, askeri güçlü, Manas’a ve onun soyundan gelenlere diş bileyen acımasız biridir. Onunla baş edemeyeceğini anlayan Karadöö, bir mektup yazıp Bozbala’ya verir. Semetey ve Külçoro’nun yardımına gelmesini ister. Karadöö, Sarıbay ile kavgaya tutuşur. İkisi alt-yedi günü yenişemeden dövüşür. Sonunda Sarıbay, topuzu ile Karadöö’yü öldürür.
Talas’a gelen Bozbala, Semetey ve diğerlerine Karadöö’nün içinde bulunduğu durumu bildirir. Kısa zamanda savaş hazırlığı yapıp yola çıkarlar. Sarıbay’ın yanına geldiklerinde karşısına Külçoro çıkar. Aralarında zorlu bir çarpışma başlar. Uzun mücadele sonunda Sarıbay, topuzuyla Külçoro’yu devirir, tam mızrağını saplayacağı sıra Seytek ileri çıkar, Sarıbay’ın elinden mızrağı çekip alır ve sağ böbreğinin bulunduğu yere vurur. Sarıbay, Seytek’in yiğitliğini takdir eder, daha yirmisine gelmeden böyle bir yiğitlik gösteren birisiyle karşılaşmadığını söyler. Bu arada Seytek’in Sarıbay’ın üzerine gittiğini haber alan Sarıbay’ın düşmanı olan Kayıpçal kızı Kuyalı da oraya gelir. Kayıpçal Manas’ın dostudur. Seytek, dinlenmeden gece-gündüz Sarıbay’la mücadele eder. Başta Bakay olmak üzere Kırgız’ın ileri gelenleri Seytek’in başarısı için dua adarlar. Seytek’le Sarıbay günlerce yenişemezler.  Sarıbay, Seytek’ten yedi gün izin ister. O da kabul eder. Sarıbay, biraz güç toplar. Dövüş günü meydana Kuyalı çıkar. Çarpışma sonunda Sarıbay’ı öldürmeye muvaffak olur. Sarıbay’ın malı yağma edilir. Beyrek’e düğün yapılır. Kuyalı memleketine döner.
Dr. Doğan Kaya
 
 
Dr. Doğan KAYA, KIRGIZ DESTANLARI, SALKIMSÖĞÜT Yayınları: I. Baskı Ankara 2015
 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...