Sümmani İle Gülperi Hikayesi Hakkında ve Ahmet Özdemir Derlemesi


Esa
27.8.2020




SÜMMANİ İLE  GÜLPERİ HİKAYESİ HAKKINDA 
 

 Çıldırlı Aşık Şenlik Şiirleri

Âşık Şenlik ile Âşık Feryadî- Deyişme

Aşık Şenlik'in Hayatı Edebi Kişiliği ve Biyografisine Katkılar

 

Erzurum, Narman’ın Samikale köyünde doğan Sümmani’nin asıl adı Hüseyin’dir.  Sümmani, Âşık Şenlik ile  büyük bir dostluk kurmuş, Şenlik ile birlikte Kars, sonra Kafkasalar,  İran ve Anadolu’nun pek çok yerinde dolaşmıştır.   Badeli ozanlarımızdan birisi olan Sümmani,  rüyasında Isfahan Şahı Şah Abbas'ın kızı Gülperi'ye âşık olduğu rivayetinde bulunmuş ve onun bu rivayeti üzerine de bir halk hikayesi tanzim edilmiştir.[1] Sümmani ile Gülperi hikâyesi olarak adlandırılan bu halk hikâyemiz aşk konuludur. Bu hikâye Emrah ile Selvihan da olduğu gibi yaşamış halk ozanlarımızın hayatı etrafında oluşturulmuş  halk hikâyelerimizden birisidir. Bu halk hikayemiz 16 yy dan bu tarafa oluşan diğer halk hikayelerimiz gibi aşk konulu  bir hikayedir.

Murat Uraz Sümmani hikâyesini derlemiş ve üzerinde tahlil çalışması yapmadan yayınlamıştır.[2] Dr. Metin Özarslan”Aşık Sümmani Hakkında Yazılan Son Kitap Üzerine Bazı Dikkatler” adlı yazısında Sümmani hakkında yazılmış eserlerde görülen yanlışlar ve dikkatten kaçan hususlar üzerinde bazı  tespitler yapılmış [3] ancak Sümmani ile Gülperi Hikâyesi Üzerinde metin derleme dışında etraflı bir çalışma yapılmamıştır.

Sözü edilen bu hikâyeyi kuvvetli bir ihtimalle Sümmani’nin kendisi oluşturmuştur. Hatta varyantlarından edinilen izlenimlere göre bir anlamda Sümmani’nin biyografisini büyük ölçüde kapsayacak şekilde teşekkül etmiştir. Aşığın hayatından bazı kesitler taşıdığı da anlaşılmaktadır.
Sümmani'nin Aşık Şenlik ve Aşık Zülali ile atışmasının bu hikaye metni içerisinde ve hikayenin bir epizodu olarak anlatılmış olmasıdır.[4] Hikâye, bizzat Sümmani tarafından anlatılmış ve tasnif edilmiş şekilde anlatılmaktadır. [5]
Sümmani ile Gülperi Hikayesi ve varyantları  Emsal Günaydın ve Ahmet Özdemir gibi bir çok araştırmacı tarafından derlenmiş ve kayda alınmıştır.


Erzurumlu Sümmanî ile Gülperi  Ahmet Özdemir [6] Derlemesi

Hüseyin henüz on, onbir yaşlarındadır. Babası ile birlikte hayvanları alıp, Ablaktaşı’na doğru sürmüşler. Burası, hem iyi bir otlak, hem de erenler yatağı, ziyaret yeriymiş. Yalnız Samikale’den değil, çevre köylerden de dara düşenler, hacet dileyenler, adağı olanlar buraya gelir, kurban keser, dualar ederlermiş.

Hüseyin’in babası:

“Oğul” demiş. “Burası yatırlar yatağıdır. Şu taşları, dikenleri temizle ki sevaba giresin. Gün gelir, emeğinin karşılığını görürsün. ”

Babası sürüsünü başka bir yamaca doğru sürerken, Hüseyin de babasının yumuşunu tutmaya koyulmuş. Hayvanlar çevresinde otlayadursunlar, epey bir temizlik yapmış. Bu arada öğlen sıcağı da bastırmış. Hüseyin, oracıkta başını bir keseğin üzerine koymuş da, çayırın üzerine uzanıvermiş. Çok geçmemiş ki, bir rüya görmeye başlamış. Neler mi görmüş?

Dinleyelim kendisinden:
“Uyandım gafletten oldum perişa
Bir nur doğdu âlem oldu ürüşan
Selâm verdi bana hep dervişân
Lisânları bir hoş, sedâsı tek tek..

Aldılar abdesti uyandım habdan
Dediler aslınız hâkü türâbda
Okuttular üç harfi yeşil yapraktan
Okudum harfini noktasın tek tek..”
Hüseyin rüyasında kırk güvercin ile üç derviş görmüş. Dervişlerin biri yaprak üzerinde üç harf yazmış, bunu delikanlıya göstermiş ve okumasını istemiş.. Hüseyin’in okuma yazması yokmuş. Hemen orada yeterince öğretmişler. Bu kez okumuş ki, yaprak üzerinde G.P.İ harfleri yazılıymış. Bu biraz sonra gösterecekleri güzelin baş orta ve son harfleriymiş.

Sözün kısası, dervişler Hüseyin’e bâde vermişler: “Al iç!” demişler. Delikanlı içmek istememiş. Dervişler:

“Al iç oğul, Sevdiğin kızın aşkınadır. O kız ki, Çinmaçin ilinin Badehşan şehrininden Abbas Han’ın kızı Gülperi’dir.”

Hüseyin bâdeyi içince. Gülperi’yi karşısında görmüş. Bu kez, dervişler kıza dönmüşler ve bâdeyi uzatmışlar:

“Al kızım Erzurum ili, Narman Kazası Samikale köyünde Kasımoğullarından Hüseyin’in aşkına ” demişler. Gülperi de içmiş. Böylece ikisi de üçer kadehi tamamlamışlar tamamlamasına da, kız ortadan kaybolmuş. Dervişler Hüseyin’i alıp dağlar, ovalar, nehirler aşırmışlar, Badehşan’da Abbas Han’ın sarayına indirmişler. Orada Gülperi’yi bir defa daha göstermişler. İşte o sırada Hüseyin derin uykusundan uyanmış. Zaman gece yarısını geçiyormuş. Çevresine bakmış ki, ne rüyasından bir eser, ne de öğle sıcağında uyurken bıraktığı hayvanlar var. Şaşkınlık içinde düşmüş yola. Köyüne girmeden önce, bir kır atlı karşısına çıkmış. Selâm vermiş:

“Oğul!” demiş. “Bundan sonra senin adın Sümmanî’dir. Sakın ola ki, bu gördüklerini üç ay kimselere söylemeyesin.” İşte böylece Hüseyin’in adı o günden sonra Sümmanî oluvermiş.

Öykü doğru mudur, yanlış mıdır? Bunu araştırmanın kimseye yararı yoktur. Bu bir gelenektir. Her Âşık, kendi ile özdeşleşmiş bir dolu “bâde” içme öyküsü yaratmıştır ki artık bu öykü kendisi ve sevdiğinin adıyla dilden dile, telden tele anlatılagelir. Sümmanî ile Gülperi’nin hikâyesi gibi.

Sümmanî, Gülperi’nin uğruna yollara düşmüş. Kırım’dan Kafkaslara kadar adım adım gezmiş. Gülperi’ye özlemini, gurbet duygularını öyle içten, öyle kendine özgü türkülerle anlatmış ki, işte onun üslubuna, tavrına bir başka anlatımla ayağına, yine bir başka anlatımla makâmına ve en doğru deyimle ağzına, Türk Halk Müziği’nde “Sümmanî Ağzı” demişler. Ondan sonra gelen Erzurum ve Kars yörelerinin halk şairlerinin çoğunluğu, demelerini bu ağızla sürdüre gelmektedir.

Genç yaşta kendini ihtiyarlar defterine lâyık gören Sümmanî, 1912 yılına doğru köyüne çekildi. Artık şiirlerinde öğüt, yol gösterme ve birikimlerin ağırbaşlılığıyla bilgelik ve olgunluk vardı. Bundan sonra ki Sümmanî’yi bir halk filozofu olarak niteleyebiliriz.

Bir şiirinde “Çekme şu dünyanın endişesini /Demir eyle gönlün dört köşesini /Kemlik ile kırarsan gam şişesini / Dönüp ona derman olsan ne fayda?” derken kötülükle kırılan gönlün, bir şişe gibi geri yapışmayacağı gerçeğini dile getirmektedir. Dünyanın düzenini ve gerçeğini kıssadan hisseler almamız için bize anlatır durur.

Bir şiiri ile yazımızı bitirelim istiyorum:

“Tövbekâr ol, gönül tarikten çıkma
Namertten şefaat şifadâr olmaz
Eylik eyle, sakın bir gönül yıkma
Görüşme kötüyle onda ar olmaz.

Dinleme dünyanın kılükâlini
Gözetle kâmilin bir kemâlini
Düşürme üstüne el vebalini
Zira böyle kişi bahtiyâr olmaz

Namertler içinden hicret et durma
Yapacağın hayrı kimseye sorma
Kişi zedelikle kendini kurma
Mezartaşı ile iftihar olmaz.

Yürüyüp meydana hışma gelenler,
Evvel tövbe edip pişman olanlar,
Ta ezelden sana düşman olanlar,
Sakın teslim olma kafadar olmaz.

Münafığın yeri her dem nar iken,
Düşman olsa korkma Mevlâ’m var iken
Bir adamın ezel vakti var iken,
Sonu yoksul olsa gözü dar olmaz.

Yoksulluk dediğin ömürler söker,
Katranı kaynatsan olur mu şeker,
Cinsi bozuk adam cinsine çeker,
Aslı kara demir mücevher olmaz..

Sümmanî ah edip sararıp solma
Gelen Tanrı’dandır kimseden bilme
Sevilen bir yere çok gidip gelme
Kesilir muhabbet itibar olmaz..” [7]

 


kaynakça 
  


[1]  Anonim, Sümmani Biyografisi,://nedirkimdir.org/summani-biyografisi/ son erişim, 11-12-2013http

[2] Murat Uraz, ( 1960) Aşık Sümmani ile Gülperi, İstanbul

[3] Dr. Metin Özarslan_Aşık Sümmani Hakkında Yazılan Son Kitap Üzerine Bazı Dikkatler,turkoloji.cu.edu.tr Milli Folklor Dergisi, yıl 11 Sayı 44

[6] Ahmet Özdemir  https://www.ufukotesi.com/yazigoster.asp?yazi_no=20060253 

[7] Ahmet Özdemir  https://www.ufukotesi.com/yazigoster.asp?yazi_no=20060253

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış