Tahir ile Zühre Epizotları Varyantları Özetleri


 

https://static.ideefixe.com/images/105/105536_2.jpg

 

 

 

Tahir ile Zühre

Tahir ile Zühre Hikâyesi, Kerem İle Aslı , Arzu ile Kamber , Ferhat ile Şirin  , gibi konusu aşk olan ve  asıl aşk hikâyeleri dediğimiz  Halk Hikayelerimizi içerisinde değerlendirmemiz gereken halk hikâyelerimizden biridir. Anadolu ve Türk Dünyasının diğer bölgelerinde anlatılan pek çok varyantlarının hepsinin konusu da aşktır.

Kerem ile Aslı'dan sonra en çok yayılmış olan halk hikâyelerimizden birisidir. Tahir ile Zühre Anadolu, Balkanlar, Azerbaycan, Bosna Hersek, Kosova,[1] Suriye, , Özbekistan [2] Türkmenistan ve Irak’ta yaşayan Türkler arasında yayılmış bu yüzden de hakkında çok sayıda derlemeler yapılmış pek çok varyantı yayımlanmıştır. Hikâye üzerinde yapılmış olan çalışmalar arasında en dikkat çekici olanlarından birisi Fikret Türkmen’e aittir. Fikret Türkmen derlenmiş pek çok varyantını karşılaştırarak Tahir İle Zühre üzerinde değerli bir inceleme yaparak bu çalışmayı doçentlik tezi olarak sunmuştur.[3]

Hikâyenin, ne zaman, nerede meydana geldiği bilinmemektedir. “Ancak gerek nazım, gerek nesir dilinden yola çıkılarak 17. Yüzyılda teşekkül etmiş olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca 1810-1862 tarihleri arasında yaşamış olan Türkmen şairi Mollanepes’in bu halk hikâyesini Zühre Tahir hikâyesi adında bir eserini bu halk hikâyemiz dinleyerek yazmış olması hikâyenin 17 yy da teşekkül etmiş olabileceğine kuvvetli bir delil olmaktadır.[4]

Tahir ile Zühre'nin, Azerbaycan’da, Doğu Anadolu’ ve Kıbrıs’ta varyantları bulunmaktadır.[5] Kosova Prizren’de Türkü şeklinde bir varyantı ile bir hikâye varyantı derlenmiş bulunmaktadır.[6]

Hikâyenin pek çok varyantında diğer hikâyelerimizde de rastladığımız pek çok ortak motif bulunmaktadır.

“Ölüm haberi olarak kanlı gömlek”, “sadık çoban i”, “rüyada âsık olma”, “rüyada kara köpek görme”, “gurbetteki sevgiliye haber gönderme ”, “sihirli kemer ”, “dağın parçalanması ve yol vermesi motifi”, “eşkıyanın yardım etmesi motifi”, “ask ateşiyle ağzından ateş çıkarma motifi”, “kesilen kellelerle kale burcu yapma motifi”, “kırk gün mühlet verme motifi”, “kıyafet değiştirerek sevgilinin düğününe gitme”, “yardımcı hayvan motifi”, “kahramanın geri dönüp sevgiliyle evlenmesi motifi”, “birden fazla kadınla evlenme motifi”, “zalim ana motifi”, “sihirli muska motifi”, “sihrin bozulması motifi”, “ilaç olarak insan eti motifi”, “sihirli kılıç motifi”, “evlenmek üzere hazırlık motifi”, “kanın başka bir objeye dönüşmesi motifi” gibi motifler hikâyenin pek çok  varyantında bulunmaktadır.[7]

Hikâyede diğer hikayelerimizde görülen: “ Bakıyor ki, Cadı Karı orada oturuyor. Bakıyor ki, denizin kenarında bir sandık. Bakıyorlar ki, kapının ağzında testi verdikleri gibi duruyor, Haberi kimden verelim: Tahir'den... Haberi kimden verelim: Zühre'den... Onlar eriyor muradına, ermeyen varsa onlar da ersin muradına... gibi kalıp sözler de bulunmaktadır. [8]


Hikâyenin pek çok  varyantı bulunmasına rağmen varyantlar arasında benzşen pek çok yön vardır. Hikâyenin varyantları ortak bir yapı ve içeriğe sahiptir. Tahir ile Zühre hikâyesi sonu facia ile biten bir halk hikâyemizdir varyantlarının hepsinde de hikaye facia ile biter. Sonunun facia ile bitmesi bakımından Kerem İle Aslı , ve Arzu ile Kamber  hikâyesine benzemektedir. Âşıkların mezarları arasında diken bitme motifi ise Arzu ile Kamber  hikâyesi ile büyük bir benzerlik göstermektedir.

Varyantlar ile ilgili detaylı bilgi Fikret Türkmen’in “Tahir ile Zühre”( Fikret Türkmen, Tahir İle Zühre (İnceleme-Metin), Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı Yayınları, Ankara 1998, 288 sayfa.) adlı çalışmasında yer almaktadır Tahir ile Zühre Hikâyesinin değişik varyantlarında bulunan epizotlar sırayla şöyledir:

 

  • Tahir ile Zühre’nin Aileleri
  • Kahramanların Doğumu ve Âşık Olmaları
  • Âşıkların Evlenmelerinin Engellenmesi
  • Tahir’in ilk Sürgüne Gönderilmesi
  • Tahir’in ilk Dönüşü
  • Tahir’in İkinci Defa Sürülmesi
  • Tahir’in İkinci Defa Dönüşü
  • Zühre’nin Başkası ile Evlendirilmek istenmesi
  • Tahir’in Sonu
  • Zühre’nin Akıbeti
  • Rakibin Akıbeti
  • Ölümden Sonra Meydana Gelen Efsaneler[9]

 

Tahir ile Zühre İki kez filme alınmıştır. İlki 1952 yılında Lütfi Ömer Akad’ın yönetmenliğinde filme çekilmiş filmde Yönetmen:  Oyuncular; Sezer Sezin, Kenan Artın, Settar Körmükçü, Muazzez Arçay, Temel Karamahmut, Sohban Koloğlu, Hamid Mecid, Nedime İbrahim başrolleri almışlardır.

İkinci ise Atıf Kaptan yönetiminde 1972, Yıldıray Çınar, Fatma Belgen, Erol Taş, Muazzez Kurtoğlu gibi oyuncularla filme alınmıştır.

 

 

TAHİR İLE ZÜHRE HİKÂYESİNİN ÖZETİ

Geçmiş zaman ve eski günlerde zengin ve şöhretli bir padişah vardır. Malı, mülkü, askeri kısaca her şeyi vardır. Ancak çocuğu olmamaktadır. Doktorlara gitmiş derdine çare bulamamıştır. Bunlardan fayda göremeyince kendisini eğlenceye verir ve yaptırdığı bahçeye gidip gelmeye başlar. 

Bir gün veziri ile çarşıda dolaşmaya çıkar. “Her kim bana bir altın verirse tanrı onun muradını versin.” diyen bir dilenciye para verir. Oradan ayrılıp bahçeye doğru giderler ve bir ağacın altında otururlar. İleride bir ağacın altında da yaşlı bir derviş görürler, onun yanına giderler. Derviş “marifetlerim vardır” deyince, padişah gönlünden geçeni bilmesini ister. Dervişte padişah ve vezirin çocuğunun olmadığını, evlat istediklerini bilir. Bunun üzerine dervişten yardım isterler. Dervişte cebinden  bir elma çıkarır ve ikiye böler. Bu elmaları yerlerse çocukları olacağını, padişahın kızı, vezirin oğlu olacağını, ama onları ayırmamalarını, evlendirmelerini söyler. Padişah da vezir de çok sevinir. Akşam elmayı yerler ve dokuz ay on gün sonra padişahın kızı, vezirin oğlu olur. Kızın adını Zühre, oğlanın adını Tahir koyarlar.

Tahir ile Zühre birlikte büyürler. En tanınmış hocalardan ders alırlar ve çok zeki olduklarından her şeyi öğrenirler. Fakat on yaşında Zühre’nin gönlü Tahir’e düşer ve uyurken Tahir’i öper. Tahir çok kızar çünkü kardeş olduklarını sanır. Bir gün Zühre Tahir’i yine öper ve Tahir de Zühre’yi döver. Zühre o kadar üzülür ki Allah’a “Allah’ım benim sevgimin yarısını Tahir’e ver” diye dua eder. Tahir de Zühre’ye aşık olur. Bu sefer Zühre kendini naza çeker. Ancak kardeş olmadıklarını öğrenen Tahir ile Zühre günden güne bir birine daha çok bağlanırlar. Sazlarını alıp birbirlerine türkü söylerler. Bunları gören Arap köle padişahın karısına söyler. 

Padişah kızını Tahir’le evlendirmenin zamanı geldiğini söyler. Ancak karısı kızının padişah oğluyla evlenmesini istemektedir. Padişah kendi gözleriyle aşıkları görmek ister ve görünce de aşıkları evlendirmeye karar verir. Bu arada Tahir rüyasında iki kara köpeğin kendisine saldırdığını görür ve rüyası çıkar. Padişahın karısı, padişaha sihirbaz cadının yaptığı şerbeti içirince padişah Tahir'den soğur ve onu saraydan kovar. Aşkı ile yanıp tutuşan Tahir, Zühre’nin köşkünün önüne gelerek sitem dolu türküler söyler. Zühre de olayları dadısından öğrenir ve her şeyi Tahir’e açıklar. Arap köle bunları görünce yine padişaha haber verir. Bu sefer padişah onu Mardin’e sürer.

Mardin’de yedi yıl kalan Tahir bir gün Allah’a dua eder ve onu zindandan kurtarmasını ister. Duası kabul olur zindanın açılan kapısından siyah atıyla Hızır gelir ve onu atına alıp, o uyurken Zühre’nin köşkünün önüne bırakır. Zühre Tahir’i dadısına gönderir. O günden sonra her gece gizli gizli buluşup zevk ve sefa eylerler. Fakat bir gün Tahir rüyasında yine kara köpeklerin etrafını sardığını görür. Rüyası yine çıkar çünkü Arap köle onları yine görmüştür. Bunu padişaha haber verir ve Tahir, üstü açık bir sandıkla Şat suyuna bırakılır. 

Şat suyu kenarında da Göl padişahının sarayı vardır. Zühre bunu bildiği için Göl padişahının kızına mektup yazar ve göl padişahının kızları da onu bulurlar. Göl padişahın üç kızı da Tahir’i sevmektedir ve bir gün onu paylaşamadıkları için kavga ederken, Tahir bunları duyar ve kaçar. Bir çeşme başında dua eder ve uyur. 

At sesiyle uyanınca, yanında bir derviş görür. Yine ata biner ve gözlerini kapatır. Derviş “aç” dediği zaman Tahir kendisini Zühre’nin köşkü önünde olduğunu görür. Dadısına gider. Dertleşirler. Bir gün Tahir davul zurna sesleri duyar ve dadısından Zühre’nin evleneceğini öğrenir. Kadın esvabı ile düğüne gider. Kendini Zühre’ye tanıtır. Ertesi gün Zühre ile anlaşırlar. Hamama gitmek için çıkıp kaçmaya karar verirler. 

Ancak Arap köle de kadın kılığına girmiş ve onları görmüştür. Arap köle durumu padişaha haber verir. Padişah Tahir’i yakalatır. Mecliste onu ve kızını anmadan üç hane türkü söylerse affedeceğini söyler. Tahir iki haneyi söyler fakat üçüncü hanede Zühre'nin içeri girdiğini görünce onun ismini kullanır. Padişah da onun boynunu vurdurmaya karar verir. Cellât Tahir’in boynunu vurmadan Tahir namaz kılıp Allah’a ruhunu alması için dua eder ve hemen ölür.

Bunu gören Zühre aklını kaçırır. Hekimler çare bulamaz hatta Tahir’in etini yedirmeye çalışırlar ama dadısından bunu öğrenen Zühre’de çok kızar, Tahir’in mezarına gider. Allah’a ruhunu alması için dua eder ve ölür. Mezara gelen Arap köle de Zühre’ye âşık olduğu için kendini hançerle öldürür. Padişah kızını Tahir’e vermediği için pişman olur ama iş işten geçmiştir. 

Bir süre sonra âşıklara mezar yapılır. Arap köle de başuçlarına gömülür. Oradan geçenler Zühre'nin mezarında beyaz bir gülfidanı, Tahir’in üzerinde ise kırmızı bir gülfidanı görürler. Arap’ın mezarında da kara bir çalı bitmiştir. Her sene âşıklar baltalarla o çalıyı keserler ancak çalının yine bittiğini görürler. Ziyaretgâh olan mezarı da âşıklar ve bağrı yanıklar sürekli ziyaret ederler.

 

 

Kıbrıs Varyantı Özeti [10][11]

 

Zühre'nin babası padişah, Tahir'in babası ise vezirdir. Tahir ile Zühre'nin anneleri de birbirlerini tanıyan kişilerdir. “Çocuksuzluk” yüzünden dert yakınan her iki kadın da birlikte dolaşmaya çıktıkları sırada yaşlı adam (derviş) ile karşılaşırlar.

Hem padişah ve veziri hem de onların hanımları “çocuksuzluk” yüzünden çok üzüntü ve dert çekmektedirler. Padişah devamlı olarak, günü geldiğinde padişahlığını kime devredeceğini düşünür ve soyunun kuruyacağından endişe eder. Bu sırada bu üzüntüyle bir yol tutup gezintiye çıkan padişah ve vezirin hanımlarının karşısına “yaşlı bir adam” (derviş) çıkar. Yaşlı adam koynundan bir “elma” çıkarır ve kadınlara verir. Bu elmayı ikişer parçaya bölüp yemelerini böylece birinin kızının birinin de oğlunun olacağını söyler. Ancak onlarla bir “sözleşme” yapar. Yapılan sözleşmeye göre doğan çocukların büyüyünce birbirleriyle evlendirilmesi gerekmektedir.

Elmayı verip bu açıklamaları yapan “yaşlı adam” konuşması biter bitmez ortadan kaybolur. Saraya dönen kadınlar elmayı dörde bölüp ikişer dilim yerler

ve elmanın kabuklarını da “halayığa” (Halayık: Arap köle kadın) verirler. Elmayı ve kabuklarını yiyen bu üç kadın gebe kalır ve dokuz ay on gün sonra doğurur. Padişahın hanımı bir kız, vezirin hanımı ve halayık da birer erkek çocuk doğururlar.

Eğitim almaya başlayan çocuklar birgün birlikte okuldan dönerlerken bir “kocakarı” ile karşılaşırlar. Kocakarı, Zühre'ye Tahir ile kardeş olmadıklarını ve hatta Tahir'le nişanlı olduklarını söyler. Kocakarı başka bir gün de bu gerçekleri Tahir'e anlatır. İlk önce kocakarının söylediklerine inanmayan Tahir ile Zühre, sonraları buna inanır ve birbirlerine âşık olurlar. Diğer varyantlarda da Kıbrıs Türk varyantında olduğu gibi, Kahramanlar buluğ çağına erişinceye kadar birlikte büyürler ve birlikte okula giderler. Hatta kardeş olduklarına inanırlar. Herhangi bir yolla kardeş olmadıklarını öğrenince de sevişmeye başlarlar. Kardeş olmadıklarını öğrendikleri anda birbirlerinin sözlüsü olduklarını da öğrenmişlerdir.

Bir süre sonra kardeş olmadıklarını öğrenen Tahir ile Zühre birbirlerine âşık olurlar. Bu yakınlaşmayı fark eden padişahın gözcüleri, durumu padişaha bildirirler. Padişah, ilk önce bu durumu umursamaz görünür; ancak bir zaman sonra Tahir'i “sürgün”e göndermeye karar verir.

Padişahın Tahir'i sürgüne gönderme kararının ardından hazırlıklara başlanır. Tahir bir sandığın içinde denize atılacaktır. Bunu duyan Zühre sandığın yapımında bizzat rol alır. Sandık bittikten sonra Tahir sandığa kapatılarak denize atılır. Sandık yüze yüze “Fest padişahı”nın ülkesine varır. O anda sahilde gezen Fest padişahının üç kızı, aralarında anlaşma yaparlar: “Sandıktan mal çıkarsa küçük ve ortanca kızın; can çıkarsa büyük kızın olacaktır.” Daha sandık açılmadan Tahir ile atışmaya başlayan büyük kız Tahir'i görür görmez ona âşık olur ve daha sonra onunla evlenir. Kızın babası da tahtını Tahir'e bırakmak istediğini söyler ve Tahir de bunu kabul eder.

Tahir sürgüne gönderildiği ülkede gayet iyi karşılanır ve orada herhangi bir kötülükle karşılaşmaz. Ancak yine de kendi yurduna dönmek ister. Bu isteğini padişaha (eşinin babasına) bildirir. Bunun üzerine padişah Tahir'in ülkesine götürülmesini emreder. Böylece Tahir gemi ile denizde yol almaya başlar. Yolun yarısını geçince Tahir gemiyi durdurur ve geri kalan yolu kendisinin gideceğini söyler ve bir tahta parçasına tutunarak sonunda Zühre'nin köşkünün bulunduğu kıyıya varır. Ağlamaktan yorgun düşen Zühre, Tahir döndüğü gece uykudaydı. Ancak Tahir'in geldiğini duyan Zühre bir süre sonra uyanır ve Tahir'i saraya getirtir. Tahir'in saraya girmekte olduğunu fark eden Karaçol Tahir'i engellemeye çalışır, ancak bunu başaramaz. Bunun üzerine Karaçol, Tahir'in döndüğünü padişaha bildirir. Tahir'in döndüğünü duyan padişah, onu yakalatma emrini verir.

Padişahın emriyle Tahir'i yakalayan askerler, onu padişahın huzuruna çıkarırlar. Padişah Tahir'e; “Eğer içinde Zühre kelimesi geçmeyen üç dörtlük söylersen seni affedeceğim.” der. Ancak Tahir daha ilk dörtlükte, aşkına yenik düşerek, Zühre'nin adını kullanır. Böyle olunca padişah cellatlara Tahir'i infaz emrini verir. Ancak cellatlar, Tahir'e kıyamazlar. Bunun üzerine Karaçol Tahir'i öldürebileceğini söyler ve onu şehir dışına çıkartarak kılıçla kellesini alır; vücudunu da parça parça eder.

Daha sonra Zühre Karaçol'a bir avuç altın vererek ondan Tahir'in vücut parçalarını ve kanla ıslanan toprağı alıp getirmesini ister. Karaçol, bu parçaları bir torbaya doldurup Zühre'ye getirir. Zühre, ağlaya sızlaya Tahir'in vücut parçalarını yerli yerine koyar ve kırk gün kırk gece ağlayarak Tahir'in ölü bedenini gözyaşıyla yıkar. Kırkıncı gün Zühre'nin hapşırmasıyla Tahir'in bedeni canlanır; ancak hemen ardından, Zühre'nin konuşmasıyla büyü bozulur ve Tahir tekrar ölür; öldükten sonra da boynunun kesildiği yere gömülür.

 




KAYNAKÇA
 

 

  • [1] Gonca KUZAY DEMİR, KOSOVA’DA TAHİR İLE ZÜHRE ANLATMALARIN TÜRÜ ÜZERİNE,
  •  Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / (Kış 2012), s.463-475.
  • [2] Ahmet GÖKÇİMEN, Mollanepes’in Tahır Zöhre Hikâyesi, Devamı Kardeş Kalemler Dergisi YIL: 4  /  SAYI: 39  /  Mart - 2010
  • [3] Ege Üniversitesi, https://kutuphane.ege.edu.tr/Fikret_Turkmen/hakkimizda.php
  • [4] Ahmet GÖKÇİMEN, Mollanepes’in Tahır Zöhre Hikâyesi, Devamı Kardeş Kalemler Dergisi YIL: 4  /  SAYI: 39  /  Mart - 2010
  • [5] Burak GÖKBULUT, TAHİR İLE ZÜHRE HİKÂYESİ KIBRIS VARYANTI’NIN YAPI BAKIMINDAN İNCELENMESİ, Turkish Studies Volume 4/3 Spring 2009
  • [6] Gonca KUZAY DEMİR, KOSOVA’DA TAHİR İLE ZÜHRE ANLATMALARIN TÜRÜ ÜZERİNE,
  •  Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / (Kış 2012), s.463-475.
  • [7] TÜRKMEN Fikret, Âşık Garip Hikâyesi Üzerinde Mukayeseli Bir
  • Araştırma, Akçağ Yayınları, Ankara 1995
  • [8] Dr. Doğan KAYA , TAHİR İLE ZÜHRE HİKÂYESİ, Türk Halk Kültüründen Derlemeler 1993, (1995), Ankara,
  • s. 169-194.
  • [9] Burak GÖKBULUT, TAHİR İLE ZÜHRE HİKÂYESİ KIBRIS VARYANTI’NIN YAPI BAKIMINDAN İNCELENMESİ, Turkish Studies Volume 4/3 Spring 2009
  • [10] Burak GÖKBULUT, TAHİR İLE ZÜHRE HİKÂYESİ KIBRIS VARYANTI’NIN YAPI BAKIMINDAN İNCELENMESİ, Turkish Studies Volume 4/3 Spring 2009
  • [11] https://gizliilimler.tr.gg/Tahir-ile-Z.ue.hre.htm

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.

BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

 

 

 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış