ÂH GURBET ÂH!...

Ekleyen : M. Nihat Malkoç , 23 Mayıs 2016 Pazartesi aaa Beğen 2

Yaktı, kül eyledi hicran ateşi
Yürek yangın yeri, nâr zalim gurbet!...
Eritsin karımı vuslat güneşi
Sılanın yolunda kar zalim gurbet!...
 
Dilinden anlamam dillerin başka
İlime benzemez illerin başka
Tavırların, edan; hâllerin başka
Muhabbetsiz dünya dar zalim gurbet!...
 
Ömrümü tükettin, sıladan ayrı
Kalmadı dayanma gücümüz gayrı
Uzağa düşmüşüz, gönlümüz sayrı
Buz tutmuş tenimi sar zalim gurbet!...
 
Can evime düşer hicran cemresi
Dönmez olur diller, kesilir sesi
Isıtır sılanın sıcak nefesi...
Hasret yanık türkü, bar zalim gurbet!...
 
Örümcek misali ördün ağını
Karlarla kapattın gönül dağını
Anlamadan geçtik gençlik çağını
Sinemde yaralar var zalim gurbet!...
 
Buz tutmuş hissiyat, güneş doğmuyor
Yürek çölümüze, yağmur yağmıyor
Sılanın özlemi gönle sığmıyor
Yok mu sende insaf, ar zalim gurbet!...
 
Eser deli rüzgâr, ağıtlar yakar
Çekilir suyumuz, kanımız akar
Yabancı ellerde tuz bile kokar
Hayalimi süsler yâr zalim gurbet!...
 
Bu yaban ellerde ben ne edeyim
Yapışma yakama, bırak gideyim
Yüreği bahtiyar, şadan edeyim
Şu garibe bir yol ver zalim gurbet!...
 
Umudumuz kırık, hasretiz dosta
Can canandan ayrı, yastayız yasta
Dağ gibi bedeni eyledin hasta
Zay ettin bağımı şer zalim gurbet!...
 
Vatana hasretim, murat almadım
Riya pazarında bir dost bulmadım
Memleketten uzak, mesut olmadım
Sılaya veririm ser zalim gurbet!...
 
Hicran ateşinde piştim, kavruldum
Kül oldum çöllere, dağa savruldum
Uzun gecelerde pustum, kıvrıldım
Kalmadı gözümde fer zalim gurbet!...
 
Sıladayken dağlar, taşlar aşardım
Yokuş demez keklik gibi koşardım
Sevgi denizinde çağlar, coşardım
Beni bende aldın er zalim gurbet!...
 
Ellerin yurdunda duramıyorum
Gül yüzlü hayaller kuramıyorum
Düşlerimi hayra yoramıyorum
Bu rüyayı hayra yor zalim gurbet!...
 
Kırılmış sazımız, kopmuş telimiz
Başlar öne eğik, bükük belimiz
Yârin ellerine ermez elimiz
Vicdanınla yüzleş, sor zalim gurbet!...
 
Çıksam memleketin yücelerine
Derdimi anlatsam nicelerine
Işık olsam kara gecelerine
Yüreğimde ateş,  kor zalim gurbet!...
 
Irmaklar misali aksam, durulsam
Ahşap evin köşesine kurulsam
Taşlı yollarında koşsam, yorulsam
Yurtsuzluk ölümden zor zalim gurbet!...
 
Sılayı değişmem dünya varına
Belli değil kimler çıkar yarına
Cehennemden beter yandım narına
Bahtıma düşen renk mor zalim gurbet!...
 
Kimselere şekva etmem hâlimden
Mazlum bir gün hesap sorar zalimden
Görmedim bir güzel gün ikbalimden
Bakma bana öyle hor zalim gurbet!...
 
Dizine yaslandım, derdimi açtım
Sılaya koştukça kendimden kaçtım
Yürek yangınıma gözyaşı saçtım
Perişan hâlimi gör zalim gurbet!...
 
                                


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Şahamettin Kuzucular
24 Mayıs 2016 Salı 06:25:44
Eser deli rüzgâr, ağıtlar yakar Çekilir suyumuz, kanımız akar Yabancı ellerde tuz bile kokar Hayalimi süsler yâr zalim gurbet!... Gurbet çok eski bir konu, özellikle halk ve aşık şiirinin vaz geçilmez bir temasıydı. Yollar ırak , ulaşım zor, şartlar ne kadar ağırdı. O nedenle on binlerce gurbet şiir söylendi. Ama her gurbet şiirinde çok benzer konular, benzer ifadeler vardı. Siz ise gurbeti anlatırken kadim geleneğine bağlı ama söylemlerinde başka gurbet şiirlerinde olmayan motifler, benzetmeler, deyişlerle süslemişsiniz. Bu şiire işte buradan bakmalı. Has bir şiir olmuş nihat bey.........

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...