İSTANBUL!...CAN İSTANBUL!...

Ekleyen : M. Nihat Malkoç , 23 Haziran 2019 Pazar aaa Beğen
İstanbul sen içimde tarifsiz bir ukdesin
Geçmiş zamanı aşıp yankılanıyor sesin
 
Nice revnaklı şehir şöhretine özenir
Bahçelerin, bağların rayihayla bezenir
 
Yaralı benliğimde Cihangir hüzünleri
Minyatürlere gömdük o karanlık günleri
 
Gönül zincirlerini koparmak mümkün değil
İstanbul’dan ayrılmak ölümdür, sürgün değil
 
Masal değil İstanbul, yaşanmış, yaşanıyor
Haydarpaşa Garı’nda bir çift yürek yanıyor
 
Kurşunî kubbelerin solur geçmiş zamanı
Ferisin gözlerimin, dizlerimin dermanı
 
Dört mevsimin içinde, bir başka olur yazın
Hüzün taşır nağmeler mavisine boğazın
 
Destanların burcunda Fatih’imin izi var
Karaköy’den bir parça yüreğimde sızı var
 
Sevmedim hiç kimseyi seni sevdiğim kadar
Vuslata hasret gönül, yetiş ey gül yüzlü yâr
 
Resûlün yüreğinde bir sancıydı hayalin
Kıyas kabul etmiyor bugünle dünkü hâlin
 
Süzülür yüreklere minarelerden rahmet
Beyoğlu gülüyorken ağlar Karacaahmet
 
Işıklar cenk hâlinde gurup vakti Üsküdar
Bu gönül seni anar ömrün sonuna kadar
 
Kadıköy’de vapurlar yarına umut taşır
Çamlıca tepesinde gökten yağan kar üşür
 
Emirgân’da mehtabın hüznü yansır sulara
Hayalimizde cânân çekildik kuytulara
 
Değiştirdi her şeyi zamanın hoyrat eli
Ya tahammül çileye ya da çekip gitmeli
 
İstanbul can İstanbul yüreğimi kanattın
Bakir duygularımı yaban ellere sattın
 
Mâziden haber verir gökte uçan turnalar
Söndürür yangınımı şadırvanlar, kurnalar
 
Kız kulesi aşklara kucağını açıyor
Yaralı bir güvercin süzülerek uçuyor
 
Giyinmiş duvağını gelinlik kızlar gibi
Ümraniye söylenmiş tılsımlı sözler gibi
 
Topkapı sarayında ecdadımın gölgesi
Hırka-i Saadet’te duyulur Kur’an sesi
 
Senden bana yadigâr bir işve, bir naz kaldı
Derûnumda bir parça sana dair haz kaldı
 
Bir dilberin gözünden almış da mavisini
Tavus kuşu misali sunmuş yâre süsünü
 
Küçüksu’da yaşanır aşkların en güzeli
Vasfeder didârını kasidesi, gazeli
 
Peygamberin övdüğü Fatih’in ben olsaydım
İrem bahçelerinde gül misali solsaydım
 
Yüreğimde büyüyor hasretin dağlar kadar
Ölüler bile sana aşıktır sağlar kadar
 
Sinan’ın mühürünü taşır Süleymaniye
Sultanahmet bugüne Osmanlı’dan hediye
 
Dolanır saçlarında, gülümser sabah yeli
Yas tutar Ayasofya, kavurur hüzün seli
 
Fecrin kızıllığında ürperir mavilikler
Rahme düşen ceninler sana vuslatı bekler
 
Ufkun kızıllığına ağıt yakar nağmeler
Kandilli bir türküdür yalnızlığı besteler
 
Kalender hislerime tercüman Eyüp Sultan
Ruhlara hayat verir yedi tepeden ezan
 
Ne efsûnkâr imişsin, yamansın rüya şehir
Mağribi, akşamlarda kanayan hülya şehir
 
Gönül, sevdalı gönül İstanbul’u heceler
Hayata pusu kurar Ortaköy’de geceler
 
Emsalin ancak Kudüs, Mekke ile Medine
Eyüp Sultan’da kabir davet ediyor dine
 
Kelimeler yetersiz, tasviri zor İstanbul
İçimi alev ateş kavuran kor İstanbul       
 
  M. NİHAT MALKOÇ


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Orhan Afacan
26 Haziran 2019 Çarşamba 10:26:49
Resülullah sav.hayal kurmaz.Gelmiş ve gelecek ilmine sahib. Eyüp Sultan Ensari Hz. KABİR olarak dine çağırmaz,yaşayarak inanarak dini anlatır -----alıntılar Resûlün yüreğinde bir sancıydı hayalin ** Eyüp Sultan’da kabir davet ediyor dine ----ORHAN AFACAN

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...