İSTANBUL YEDİTEPE

Günün Şiiri
Ekleyen : M. Nihat Malkoç , 22 Haziran 2019 Cumartesi aaa Beğen 2
Akşam kızıllığında didârını görmeli
Gönül bahçelerinden bir demet gül dermeli
Sana meftun yürekler maksûduna ermeli
 
Boğazın mavisine siner hüzün İstanbul
Mehtabı kıskandırır gülen yüzün İstanbul
 
Katar katar trenler kalkar da Sirkeci’den
Kader bu ya, ayrılır ana-baba, bacıdan
Hicran duygularıyla gönül yanar acıdan
 
Ruhumdaki medcezir bini aştı İstanbul
İntizardan yoruldum, sabrım taştı İstanbul
 
Firarî duygularım her dem melâle dalar
Gözlerinin mavisi beni hülyaya salar
Bir yanda Ümraniye, öbür yanda Adalar
 
Çıkınımda ekmeğim, aşımda tuz İstanbul
Hep bizim olacaktın, vermiştin söz İstanbul
 
Fetih ordularının Sultan Fatih öncüsü
Altınboynuzdur Haliç, İstanbul’un incisi
Çok şehir gördüm amma sen gönül birincisi
 
Hakk’ı söyleyen dilim, gözümde fer İstanbul
Boncuk boncuk süzülen alnımda ter İstanbul
 
Ufkun kızıllığında hayallerimiz yandı
Sevda bahçelerinde gönül aşkına kandı
Rumeli surlarında çağ açılıp kapandı
 
Küfrün kalelerini parçala, yık İstanbul
Düştüğün bataklıktan gayret et, çık İstanbul
 
Ağustos ortasında yüreğimiz kış gibi
Buz keser soluklarım gökten kar yağmış gibi
Sevgilinin koynunda Göksu hayal, düş gibi
 
Bedenim bir başına ruhum sende İstanbul
Perişan, paramparça bu can tende İstanbul
 
Şimşek çakar, gök gürler, yağmur düşer damlardan
İki yürek bakışır süzülerek camlardan
Kanlıca bir ağıttır duyulur akşamlardan
 
Tango sana yakışmaz, türküler yak İstanbul
Doğudan gelir ışık, mâzine bak İstanbul
 
Bedene hayat veren damarımızda kansın
Yurduma pusu kuran ecnebiler utansın
Sinop’tan Anamur’a Türkiye’sin, vatansın
 
Karanlık gecelerin ışığısın İstanbul
Medeniyetimizin beşiğisin İstanbul
 
Sen Leyla’sın, ben Mecnûn, İstanbul sevda çölüm
Gelecekse nihayet elinden gelsin ölüm
Dikenlerin içinde açmamış sevda gülüm
 
İçimde bir sızı var, derbederim İstanbul
Kopsak birbirimizden ne ederim İstanbul?
 
Kıyama durur gökler Eyüp Sultan’a nazır
Edirnekapı’sında ruhlar selâma hazır
Hakk’a gönül verenler elbet bulacak huzur
 
Ayasofya ütopya, oldu hayal İstanbul
Titre ve kendine gel, hüsran bu hâl İstanbul
 
Ayak idin, baş oldun; kanatlandın kuş oldun
Hayalleri süsleyen gecemize düş oldun
Ömrün ilkbaharında çiçek açtın, hoş oldun
 
Gönül bahçelerinin iri gülü İstanbul
Senden ilham almayan hisler ölü İstanbul
 
Bu toprağın üstünde bir İstanbul yaşıyor
Can bedenden kurtulup fâniliği aşıyor
Uğrunda can verenler Resûl’üne koşuyor
 
Hakikat ışığına bağrını aç İstanbul
Mübarek ezanların ruha ilâç İstanbul
 
Lâleli’nin gülleri sararıyor, soluyor
Ayasofya ağlarken sinagoglar gülüyor
Bin yıllık fetih ruhu her geçen gün ölüyor
 
Yalanların diz boyu, haddi aştı İstanbul
Hakikat ayan beyan, maske düştü İstanbul
 
Yâdıma düşer adın, buğulanır gözlerim
Zihnimde yankılanır sana dair sözlerim
Olsan yanı başımda yine seni özlerim
 
İyi görünmüyorsun bu hâlinle İstanbul
Yaşamaya mecburum hayalinle İstanbul
 
Masum yalanlarına bir zamanlar kanmazdım
Taşın, toprağın altın derlerdi inanmazdım
Bilmeseydim mâzini bu hâline yanmazdım
 
Gidişin doğru değil, yanlış bu yön İstanbul
Yepyeni bir sayfa aç, mâzine dön İstanbul
 
                                                  M. NİHAT MALKOÇ


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...