ANADOLU, HİTİT, FİRİG, GİRİT, MİKEN VE EGE UYGARLIKLARINDA SANAT

Ekleyen : Adem , 21 Ağustos 2016 Pazar aaa Beğen
 

 

ANADOLU, HİTİT, FİRİG, GİRİT, MİKEN VE EGE UYGARLIKLARINDA SANAT

 

Anadolu 'daki en eski insan topluluklarının Plaeoelitik çağ ya da " Eski Taş Çağı " ile " Mezolotik çağ" denen Orta Taş çağında yaşamış olduklarını belgelemektedir. Arkeolojinin yanı sıra öteki bilim dallarınca da desteklenen araştırmalar sonucunda, bu çağların, İ.Ö. 600.000 ile 8.000 yılları arası gibi çok uzun bir zaman aralığını kapsadığı ortaya konmuştur. ılk üretimciliğe geçiş evresinde kurulan köylerin ıimdiye kadar tanıdığımız en eskisi ise, Diyarbakır yakınlarındaki Çayönü Tepesi'dir. İ.Ö.7250 – 6750. Çayönü halkı, madeni de ilk kez kullananT Neolitik çağ köylüsüdür. Çevrede bol miktarda bulunan Bakırı döverek işlemiş ve çeşitli süs eşyaları yapmışlardır. Anadolu ve Ege dünyasının en büyük ve en gelişmiş Neolitik merkezi olan Çatalhöyüktür. (İ.Ö.6500 – 5750  Konya'nın güneydoğusunda ) Burdur'un güneybatısındaki Hacılar, ıç Anadolu'da Alişar ve Alacahöyük , Batı Anadolu'da Beycesultan, Kuzeybatı Anadolu'da İstanbul Fikirtepe ve Pendik ilk akla gelen ilk yerleşkelerdir. Malatya yöresindeki Arslantepe, Malatya yöresindeki Arslantepe,Tunç Çağında beylik merkezidir. Alacahöyük , Horoztepe, Mahmatlar, Hasanoğlan, Eskiyapar, ıkiztepe önemli buluntu merkezleridir.

 

 

Doğu kültürleri henüz emekleme aşamasındayken de en yaygın kült boğa ile ilgili olandı. İlk ve en meşhur örnekler Konya Çatalhöyük’te M.Ö.6500′lere tarihlenen boğa başları.

Konya Hacılar höyüğünden çıkan ana tanrıça haykeli


 

ANADOLU DA YAPILAN İLK HEYKELLER

Alacahöyük 'te beylere ait Mezarlarda Taş duvarlarla çevrili dikdörtgen odalar şeklindedir. Bu mezarlarda, göz kamaştırıcı zenginlikte ölü armağanları bulunmuştur.  Altın kaplar, boğa ve geyik Heykelleri, değerli taş ve maden takılar, çeşitli törensel semboller bu örnekler arasında ilk akla gelenlerdir. Mezarlardaki ölü armağanları arasında, ana tanrıça heykeciklerine de rastlıyoruz. Alacahöyük mezarlarında bulunmuş, elele tutuşan iki kadından oluşan stilize ikiz idol, Altın dövme tekniğinde değerli bir örnektir. Ana tanrıçayı simgeleyen bir başka örnek ise, Hasanoğlan heykelciğidir. (Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara, İ.Ö. 3. bin yıl sonu). Bu örnek gümüşçülük ile  Altın kullanılarak dökme ve kaplama tekniği ile yapılmıştır.

 

TROYA

Batı Anadolu bölgesinde en önemli merkez ise Troya'dır. İ.Ö. 3 bin yıllarına kadar uzanan süreci vardır.Altın gümüş bakır ticaretiyle zenginleşmiştir.Bir çok kez yıkılmış yeniden yapılmıştır.Kent surlkar ve büyük yapılar içerir. Minos Miken Uygarlıklarından etkilendiği sanılır. Yunan kültürünü etkileyen antik bir Uygarlıktır.

İ.Ö. 3. bin yılda yazı Anadolu'da henüz bilinmiyor, ama Mezopoptamya'da kullanılıyordu. Küçük Asya zengin Altın, Gümüş ve Bakır yataklarına sahiptir. Ama, tunç alaşımında kullanılan kalay bakımından fakirdir. Bu durum, Mezopotamya'daki Asurlu tüccarları harekete geçirmiştir. Bu tüccarlar, Anadolu'da yerli krallıkların koruyuculuğunda pazar yerleri "karumlar" kurarak ilk ticaret örgütünü gerçekleştirmişlerdir. Kurulan bu yoğun ticari ilişkiler yoluyla, yazı da Anadolu'da kullanılmaya başlanmıştır. Baş pazar yeri ise, Kayseri yakınındaki Kültepe'de Kaniş Krallığının koruyuculuğundaki "Karum Kaniş"tir.

 

HİTİT MEDENİYETİ HEYKEL, SANAT VE MİMARİSİ

http://img1.blogcu.com/images/y/d/0/yd/musee2070.jpg

 

Hitit uygarlığının temelleri, ı.Ö. 18. yüzyıl ortalarında, Asur ticaret kolonilerinin son bulmasına kadar geçen süre içinde atılmıştır. Geleneksel kültürle Suriye ve Mezopotamya'ya özgü niteliklerin kaynaştığı olağanüstü bir alaşım söz konusudur. "İlk Hitit Evresi" olarak tanımlanan bu çağda Seramik, Çömlek eski Anadolu geleneğini sürdürmüştür. Çeşitli formdaki törensel kaplar oldukça yaygındır. Bunlar arasında hayvan, çarık ya da çizme biçimli özgün örnekler bulunmaktadır. Bu arada, Kültepe Kaniş Karum'undan kadın ve erkek yüzü kabartmalı, boynuz kulplu törensel kap ( Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara, İ.Ö. 19. yüzyıl), baş tanrı ve tanrıçanın birlikte betimi olarak yorumlanabilir.

Kuşar Kralı Anita ile başlayan Hitit Devleti, İ.Ö. 1600 yıllarında I. Labarna ile devam etmiştir. Labarna, Kuşar'da bulunan başkenti, bugün Çorum'a bağlı Boğazkale'deki Hattuşa'ya taşımıştır. Bu kent, Hitit Devletinin yıkılış tarihi olan İ.Ö. 1200'e kadar başkent olarak kalmıştır. Hattuşa, çevresi 7 km.yi bulan surlarla kaplı idi. Kentin çeşitli yönlerde birçok kapısı bulunuyordu. Bunların en önemlileri ise güneydeki üç kapıdır. "Kral kapısı" olarak adlandırılan birinci kapının iç kısmında bir kral kabartması bulunmaktadır. En güneyde, yapay bir tepenin üzerindeki "Yer kapı"nın altında ise potern olarak adlandırılan büyük bir yeraltı geçidi bulunmaktadır. Bu kapıda ayrıca, ikisi kent dışına, ikisi de kent içine dönük dört sfenks yer almaktadır. Güney surunun batısında ise "Aslan kapı" bulunmaktadır. Bu kapının dışa bakan kısmında ise, aslan protonları vardır.


12 tanrı kabartması fotograf: Ayk Kökçü ( Hitit kabartmaları)

Hattuşa'da bugüne kadar yedi  tapınak gün ışığına çıkarılmıştır. Kent törensel bir yolla, 2 km. kuzeydoğuda yer alan ünlü açık hava tapınağı Yazılıkaya'ya bağlanıyordu. Yazılıkaya, duvarları kabartmalarla süslü iki kaya boluğundan oluşur. Önünde ise bir  tapınak yer alır. Birinci ana bollukta, kuzeyde Hitit tanrılar dünyasının baş tanrı ve tanrıçasının karışlıklı kabartmaları bulunmaktadır. Ayrıca tüm duvarlar, çeşitli tanrı ve tanrıçaların kabartmaları ile doludur. Birinci boluktaki bir başka önemli kabartma ise, kral IV. Tuthaliya betimidir. Hitit dini çok tanrılıdır. Bu, Yazılıkaya kabartmalarında açık bir biçimde izlenebilir. ıkinci kaya boıluğunda yer alan, arka arkaya sıralı 12 tanrı kabartması, bunun güzel bir örneğidir.

Hitit sanatıının en yetkin örneklerini Heykel ve kabartma alanında buluruz. Bu alandaki örneklere, belli başlı bütün Hitit merkezlerinde rastlanır. Alacahöyük sfenksli kapı kabartmaları, en özgün yapıtlardan biridir. Küçük heykel ve kabartma sanatının konusu da dinseldir. Altından tanrı ve tanrıça heykelcikleri ile dağ kristali tanrı heykelciği ( ADANA Müzesi, ı.Ö. 14/13. yüzyıl), bu alandaki yetkin örneklerdir.


Alıntı: Edibe Uzunoğlu - Gülay Topaloğlu

 http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/c/c7/Istanbul_-_Museo_archeol._-_Leone_ittita_-_Foto_G._Dall%27Orto_28-5-2006_02.jpg/180px-Istanbul_-_Museo_archeol._-_Leone_ittita_-_Foto_G._Dall%27Orto_28-5-2006_02.jpg 

Geç Hitit Devletleri, Anadolu’nun Demir Çağı Uygarlıkları'ndan birisidir. İ. Ö. 1200’lerde batıdan gelen Ege Göçleri'nin saldırılarından kurtulabilen Hititler güney ve güney - doğu Toroslar’ın dağlık bölgelerine çekilerek yaşamışlar ve her biri birbirinden bağımsız kent krallıkları kurmuşlardır. Geç Hitit Devletleri İ.Ö. 11.yüzyıldan itibaren hem siyasal hem de kültürel anlamda Arami etkisi altına girdiler ve zamanla Aramileştiler. Geç Hitit Devletleri Urartu ve Asurlular'a bağımlı olarak yaşadılar. Geç Hitit Devletleri’nin ticaret ve zenginliğiyle en ünlü kenti Kargamış’tır. Sanat, mimari ve giyim kuşam bakımından Hitit İmparatorluğu geleneğini sürdürdüler. Geç Hititlerin sanatının bilinen en iyi örneği Konya’nın Ereğli ilçesi yakınlarındaki İvriz Kabartması’dır. Bu kabartmada Tyana (Kemerhisar) kralı Warpalawa ile Fırtına tanrısı Taru tasvir edilmiştir. Zamanla Asur etkisine giren Geç Hititler sanatının son evresinde iki yenilik görülür. Bunlardan birisi dönemin özgün mimarlık örneği olan hilani Steller üzerindeki figürler, Sur duvarlarındaki kapılar, saray cepheleri kabartmalı taş bloklarla (ortostad) kaplanmıştır. denilen girişi sütunlu, dikdörtgen planlı malikâne tarzı yapılardır. Diğeri ise kabartmalı ve üzerinde yazıların yer aldığı mezar stelleridir.

 

Kaynak :Vikipedi.

 

ANADOLU VE EGE UYGARLIK ALANLARINDA HEYKELVE SANAT

 

GİRİT:

İÖ 3 bin yıllarında başar. Denizci ve ticari bir uygarlıktır. Girit sanatı dünyevi zevki işler. Tanrılar için büyük yontular ve tapınaklar yoktur. Savaş mitolojileri işleyen eserleri bulunmaz. Girit sarayları kaleden ziyade villayı andırır. Maden eşyalar üzerinde dövme veya dökme kabartmalara, sarayları sütun başlıklarında yontuculuk örnekleri görülür. Özellikle, resim  fresk, Minyatür ve desen sanatlarında çok ileri düzeye ulaşmışlardır.

 

Knosos’da bulunan bu Mücehver  Mısır Sanatndaki Horus figürüyle fazlaca benzeşiyor. Kimilerince ticari yollarla adaya Mısır’dan geldiği düşünülen mücevherin kafasındaki üslup farklılığı Girit’te de üretilmiş olabileceğini gösteriyor. Mısır kayıtlarında Girit’le olan ticari ilişkilerden bahsedildiği biliniyor.




 

Yine Knossos’da bulunan fresklerin üslubu ve giysilerin stili Mısır duvar resimlerini anımsatıyor. Genel olarak erkeklerin koyu, kadınların ise açık renk tenli tasviri, üst vücudun cepheden, başların ise profilden verilmesi Mısır sanatının başlıca özelliklerinden.

Nebamun’un Thebes’de bulunan mezarındaki resimler aynı zamanda Girit’in özgünleşen stilinin de Mısır’a ihraç edilmiş olabileceğini düşündürüyor.

 

Tell El-Dab’da bulunmuş M.Ö.1500′lere tarihlenen bir diğer duvar resmi ise bu görüşü destekler nitelikte. Avusturya Arkeoloji Enstitüsü tarafından dijital ortamda tümlenen duvar resminde Girit stili boğa üzerinden atlayanlar resmedilmiş.


Girit Phourni’den griffon betimli mühür. Griffon ve sfenks tipolojisinin Mısır’dan Mezopotamya ve diğer bölgelere yayıldığı düşünülüyor.


Knossos Sarayı!nın grifonlu taht odası

 

MİKEN:

Girit, Tirins kültürlerini de içine alan bir uygarlıktır. Balkanlarda gelen ari bir ırkın kurduğu bir medeniyettir. Girit medeniyetinin yıkılmasıyla ortaya çıkar. Kıbrıs, Mısır ve Akdeniz kıyılarında kültürlerini yaymışlardır.Altın işlemeciliği, mimari, seramik, resim ve madenler üzerinde kabartma yapmakta geliştiler. Troya Seferleriyle zayıflamışlar ve Yunan kabilelerinin akınlarıyla yıkılmışlardır.
 

FRİGLER:

M.Ö. 1200 yıllarında Yeni Hitit krallığı yıkıldıktan sonra Anadolu’da genel bir hakimiyet ancak Frikler tarafından kurulmuştur. Frikyalılar sınırlarını Kızılırmak, Konya dolayları ve Menderesin yukarı yatağına kadar olan kısmını içine alan bir devlet kurmuşlardı.


http://www.arkitera.com/UserFiles/Image/news/2007/12/10/frig.jpg  

Afyon - M.Ö. 6.yy

Frigyalılara ait 10.5 metre yüksekliğindeki mezar anıt, Frigya kült anıtıdır. Kayanın ön yüzü yontularak meydana getirilen eserin iki yanında ikişer aslan kabartması bulunur. Aslanların ön ayakları mezarın giriş kapısını korur vaziyette üst köşelere dayanır. Mezarın bulunduğu vadi Frigyalılarca kutsal kabul edildiğinden günümüze ulaşan mezar anıtları ve açık hava tapınağı da bulunur.

Batıda Gordion kentini başkent edinen asıl Friglerin ilk kralı Gordios'tu. Frigler Urartularla birleşerek AsurlularaMidas, Asurlularla anlaşma yolunu seçti. Midas döneminde başkent Gordium’un yanı sıra Midas Kenti ve Pessinus de çok gelişmişti. İÖ 700’lere doğru Kafkasya’dan Anadolu'ya giren Kimmerler, Friglerin başkenti Gordium'a kadar ilerlediler. Kenti ele geçirerek yaktılar. Hitit yerleşmelerinde yaşayan Frigler, Hitit uygarlığından etkilendiler ve kendileri de güçlü bir uygarlık yarattılar. Frig sanatı, Hititlerin yanı sıra Urartu, Asur ve Eski Ege uygarlıkları sanatının da izlerini taşır. Frigler, kaya anıtları çeşitli insan ve hayvan motifleriyle bezediler. Tanrıça Kibele için yaptıkları tapınakların duvarlarını, pişmiş topraktan levhalarla süslediler. Frigler bu bezemeci döşeme yönteminin mucididirler. Maden ve ağaç işlemeciliğinde de gelişmişlerdi. Kazılarda makara kulplu bronz tabaklar, kazanlar, altın, gümüş ve bronz yaylı çengelli iğneler, değerli madenlerden giysi kemerleri, tokalar ve zengin bezemeli dokuma ürünleri, ahşaptan ve seramikten hayvan heykelcikleri ve geometrik desenlerle süslü ev eşyaları bulunmuştur. Özellikle çengelli iğne (fibula) yapımında kullandıkları teknolojinin o döneme göre çok ileri olduğu görülür. Frigler dokumacılıkta karşı savaştılar. En parlak dönemlerini İÖ 9.-8. yüzyıllarda yaşayan Frigler, Hitit topraklarının neredeyse tümünü ele geçirdiler. İÖ 738'de başa geçen Gordios'un oğlu efsanevi kral çok ustaydılar. Günümüzde Anadolu kilimlerindeki ve diğer Türk devletlerindeki binlerce yıllık motiflerin, Frig Motifleri'nde de var olmasının nedeni, halen çözülememiştir

 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, Fotoğraf, minyatür, hat ve  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...