Antik Yunan Roma Helen Heykelciliği

Ekleyen : Adem , 21 Ağustos 2016 Pazar aaa Beğen
 
Antik çağ


Arkaik Dönem'i, İ.Ö. 750 yılının orta noktasında meydana gelen, halkın ve iyi materyalin ani eğilimi anlamına gelen "yapısal devrim" ve Klasik Yunan'ın "entelektüel devrimi" olarak tanımlar. Arkaizm'in, geleneksel anlamda, İ.Ö. 480 yılında, hükümdar Kserkses (Xerxes)'in akınıyla son bulduğu kabul edilir. Bir an için şöyle bu dönemdeki çeşitli dalların nasıl olup da bu dönemde başlayıp, sonlandığı düşünülmemelidir. Örneğin, antik yunan kaynakli bir seramik teknigi olan ve klasik Yunan dönemini karakterize eden kırmızı figür çömlekçiliği (red figure pottery), arkaik dönemde başlamıştır. Snodgrass der ki: "...bir şey tarihin sınırlarında olduğu gibi, her zaman us'ta doğmalıdır... bununla birlikte, akla uygun olarak sonraki çağlara olan uygunluğu açısından kabul edilebilir oluşu, yalnızca suni kategorilerdir..."7.y.y. Yunan heykeltıraşlığı Mısır’ın etkisi altında frontal yani dimdik ayakta duran ve ‘’kuros’’ olarak gösterilen çıplak erkek heykel tipini ortaya koymuştur. Bunun yanında ayakta duran kadın ve oturan erkek heykelleri de vardır. Bu heykellerde insan vücudu ve adalelerin nasıl doğal şekiller aldığını, hareketin nasıl canlılık kazandığını, elbiselerde kumaş kıvrımlarının ne şekilde meydana geldiğini, endividüel katların nasıl belirmeye başladığını veya sanatçının ne suretle tek heykelden heykel gruplarına geçtiğini adım adım izlemek mümkündür. Zamanla bazı heykeltıraşlık ekolleri ortaya çıkmaktadır. Nüfus alanlarının sınırları pek belli olmayan bu ekollerin başlıcala
 

arasında Girit-Peloponnes ve İonia ekolleri vardır.Akaların İon kavmi tarafından milattan önce 1200'de Batı Anadolu'da oluşturulan bir medeniyettir. Batı Anadoluda kabaca Gediz Nehrinden, Küçük Menderes Nehirlerine kadar ki kıyı bölgesine İonya adını vermiştir.İon ekolüne ait tipik eserler arasında Efesos’ta büyük tapınağın altındaki sunak kaidelerinden birinin içinde bulunmuş olan fildişi heykelcikler vardır. 
 
Şehir devletleri halinde yaşamışlardır. 12 şehir devletinden oluşan bir birlik oluşturmuşlardır. Bu şehirler sırasıyla Miletos, Myos, Priene, Efes, Kolophon, Lebedos, Teos, Erythria, Klazomenia, Phokia Samos ve Khios. Smyra aslında Aiol birliğinde iken daha sonradan ionlaşmıştır. Halikarnos ise Dor birliğinden atılınca, İon birliğine girmiştir.

Ticaret yollarının bitiş noktasında bulunmaları, tarım ve deniz ticareti sayesinde zenginleş­meleri sonucunda kültürel ve bilim yönüyle Anadolu medeniyetlerinin en gelişmişini oluştur­muşlardır. Persler tarafından İonyalılar'a son verilmiştir. Perslere teslim olan Miletos hariç diğer bir çok ion kenti yağmalanmıştır. Atinanın desteklediği bazı isyan girişimleri olduysada bu girişimler sonuçsuz kalmıştır.

İon heykel sanatı Persler'in Yunan toparaklarına girmesiyle Antik Yunan da da etkisini hissettirmiş Yunan heykelciliğinde İon üslubunu yerleştirmiştir. Sütun yuvarlaklığındaki şekilleri ve kıyafetleri bakımından doğu, en çok geç Hitit heykeltıraşlığının etkilerini göstermekle beraber üslup bakımından hiç kuşkusuz Yunan eserleridir.Girit-Peloponnes ekolünün karakteristik eserleri arasında ‘’Auxerre’’ heykelini ya da Delos’da Nikandra adında bir kadın tarafından Artemis’e adak edilen heykeli gösterebiliriz. Her iki kadın vücuda yapışık, belden kemerle sıkılmış bir entari giymekte, yan yana duran ayakları eşit olarak vücut ağırlığını taşımaktan, kollar vücuda yapışık olarak aşağıya sarkmakta ya da dirsekten bükülmüş olarak göğsü korumakta, basık alınlı çehre üçgen bir şekil göstermekte, alnı sınırlandıran saç kitleleri stilize edilmiş örgüler şeklinde omuzlara doğru sarkmaktadır. Delfoi’ da bulunmuş olmakla beraber Argoslu Polimedes adında bir sanatçı tarafından yapılmış olan Kleobis ve Biton’un heykelleri aynı özellikleri taşımakla beraber geniş omuzları,nefes alıyormuş gibi şişkin göğüsleri,kabarık fakat sınırlı işlenmiş göğüs ve yalnız çizgilerle belirtilmiş karın adaleleriyle dikkati çekmektedir.

 

 


Bu dönemden itibaren vücudun ağırlığının bir bacak üstüne verildiği, böylelikle frontal duruşun değiştiği görülür. Bu yeni duruşun gelişmiş örneğine Olimpiya Zeus tapınağında rastlanır.

Binaların ve heykellerin seyirci üzerindeki etkisini tamamlamak için Yunan sanatçıları boyaya da başvurmuşlardır. Heykellerin çıplak kısımları cilalanır, elbiseler, gözler ve saçlar boyayla gösterilmek suretiyle çehreleri belirli bir ifade ve heykellere canlılık verilmeye çalışılırdı. Boyalı heykeller hakkında Atina Akropolün’de bulunan paros ya da mermer erkek ve kadın heykelleri bir fikir vermektedir. Yunan sanatının önemli heykellerinin ilk örnekleri arkaik üslup devresinde görülür. Normalin üstünde büyüklüğe sahip, Mısır heykelinin frontal duruşu ile bir ayağı öne atılmıştır. Göz büyük, kaşlar onlara paralel, saçlarda inşai bukle, blok anlatım vardır. Yüzde arkaik tebessüm yer alır. Bazı adaleler önemle belirtilmiştir. Kadın heykelleri (KORE)[ giyinik, erkek heykelleri (KUROS) çıplaktır. Figürler belli bir kişiye ait değildir. Baş, fizyolojik bir özellik taşımaz, ideal insan tipini biçimlendirir. Arkaik devrede Yunan sanatçılarının isimleri bilinmemektedir. Bu döneme ait eserlerden Akropolis’te çok bulunmuştur.

Tapınağı alınlık kabartmaları,Tanrıça Artemis" heykeli en güzel örneklerdir. Ayrıca Homeros’un İlyada - Odisse'sinden tanıdığımız Olympos ailesi için yapılan tapınaklarda mimaride nizamlar ortaya çıkarırken, tapınak süslemeleri de heykel sanatının gelişmesine neden olmuştur. M.Ö. 5.y.y.dan itibaren Hellen Sanatı Anadolu’da Pers etkisi altında kalmış Greko_Pers Sanatı olarak literatüre geçmiştir.Bu dönemde Anadolu ilk defa doğu ile batı arasında gerçek bir köprü vazifesi görmüş ve Persler tarafından yapılan Kral Yolu,İran içlerinden Ege kıyılarına kadar ulaşmıştır. ( Kaynak :Vikipedi. )

 

Klasik çağ

ERKEN KLASİK DÖNEM: (M.Ö 500-450):

 

Bu safhaya aynı zamanda geçiş devri de denilir. Ancak eserlerin gösterdiği sert ve ciddi ifadeden dolayı ciddi stil demek daha doğru olur. Bu stildeki başlıca eserler;

Aigina Aphai Tapınağı alınlıkları,Harpy ağabeydes,Berlinli oturan tanrıça,Kritios oğlanı,Tyran öldürenler,Delphili arabacı

Olgun Klasik (M.Ö 450–400):

Dönemin başlıca heykeltıraşları ve eserleri bu safhanın özelliklerini oluşturur.

Heykeltıraş Myron’un eserleri:Disköobol,Athena Marsyas

Heykeltıraş Pheidias eserleri: Olympia Zeus heykeli,Athena parthenos,Athena Lemnia,Kassel Apollonu

Bu dönem Parthenon tapınağının içinde bulunan altın, fildişi Athena heykelini yapan heykeltıraş Fidyas ile en parlak çağına ulaşmıştır. Bu heykel kaybolmuştur. Günümüze kalan ise zamanında Romalıların yaptığı kopyadır. Sanatçı en çok tanrı heykelleri yapmıştır.

Parthenon tapınağı bu dönemin e önemli eserlerinin olduğu yerdir. Tapınağın her iki alınlığı üzerinde heykeller yer almaktadır. Heykeller tam plastiktir ve arka yüzeyleri de işlenmiştir. Bu, ya sanatsal bütünlüğü sağlamak amacıyla yapılmıştır .Her figür alınlığa uyacak bir şekilde tasarlanmıştır. Batı alınlıkta ortada iki tabrının, Athena ve Poseidon'un can alıcı karşılaşması yer alır. Tanrılar birbirinden uzaklaşmakta, aynı zamanda bakışları, düşmanlıkları ve silahlarının yönü ile aralarındaki yakın bağ vurgulanmaktadır. Doğu alınlıkta ise Zeus'un kafasından doğan Athena, babasının yanında durmaktadır. Parthenon'da mimari ve heykeltıraşlık birbirlerine diğer Yunan tapınaklarında olduğundan çok daha ustaca yerleştirilmiştir.

 

Geç Klasik (M.Ö 400–390/330):

Dönemin heykeltıraşları Alkamenes,Agorakritos ve Paionios’dur. Yunan sanat tarihinde ‘’sert üslup’’dönemi olarak adlandırılmakta ve bu üslubun meydana gelişinde 6.y.y. sonlarında belirmeye başlayan ve Pers harpleri zamanında daha kuvvetli olarak ortaya çıkar. Heykeller ‘’frontalite’’dışına çıkmakta, vücudun ağırlığını bir bacağa yüklemek ve serbest kalan bacağı hafifçe bükmek dolayısıyla heykelin ana ekseninde dikey hatlardan ayrılmak ve hafifçe bir tarafa döndürmek süratiyle dimdik ayakta duran ve dosdoğru öne bakan arkaik heykellere kıyasla daha doğal şekiller almış bulunmaktadır.

M.Ö.480 yılından sonra Atina sanatçıları Akropol’de bulunan bazı kadın ve erkek heykellerinin gösterdiği gibi İon etkilerinden kurtulmakta, bağımsız olarak çalışmaya başlamaktadır. Bu dönemin en tanınmış tunç heykeltıraşları arasında Kritios ve Nesiotes tir. Tanrı heykellerini ele almakta bu heykellerde vücut ile elbise arasındaki ilişkilere, vücudun çeşitli kısımları arasındaki oranlara ve çeşitli bir çehre ifadesine önem vermekte ve güzelliği bozabilecek herhangi bir şekil ya da hareketten kaçınmaktadırlar. Bu zamanın sanat merkezleri arasında Atina tabii olarak birinci yeri almakta ve bu şehir birinci sınıf heykeltıraş ve ressamlarla dolup taşan bir ekol haline gelmiş bulunmaktadır. Demokrasinin kuruluşu Antenor'un "Tiran Katilleri" anıtında işlenmiştir. İnsan vücudunun değer ve sağlamlığı, ölçü ve kanonları önem kazanır. Optik doğa yapısı ele alınıp, uyumlu bir durgunluk dikkati çeker. İnsan vücudu rahat, kendine egemen bir duruşta ve ruh haliyle mükemmel bir uyum içinde gösterilir. Tüm unsurlar insan iradesini yansıtır. İrade ve iç niyet, hareketlerde, sakin ve sağlıklı vücutla kendini gösterir.

http://kbagdanov.files.wordpress.com/2009/03/greek-art-69.jpg

Laocoon ve Oğulları

Helenistik çağ

Hellenizmin sosyal ve siyasal olaylarının yankılarının heykeltıraşlıkta da görmek mümkün oluyor.3.y.y.’da heykeltıraşlıkta plastik sanatlarda büyük bir gelişim göze çarpar,onu izleyen yüzyıllarda ise sanat eserleri yalnız azalmakla kalmamakta fakat yaratıcı gücün yavaş yavaş zayıfladığı,heykeltıraşların eski dönemlerin ve en çok 5.y.y’ın heykellerini kopya etmeye başladıkları,bu icat ve orijinallik yetersizliği teknik alanda elde ettikleri virtüozite ile karşılaşmaya çalıştıkları görülür

NYC - Metropolitan Museum of Art - Roman statue of Artemis and a deer by wallyg. 
Erken Helenistik dönem: Artemis                             .........Genç Kadın Heykeli. Namurt

Hellenizmin heykelltraşlarının başında,4.y.y’da faaliyette bulunmakla beraber bu dönemde olgun bir aşamaya ulaşmış olan Sikyonlu Lisippos gelmektedir. Bu sanatçı insanları oldukları gibi değil, kendisine göründükleri gibi tanımlamış, bu nedenle en küçük ayrıntılarına kadar seyirci üzerinde yapacağı optik etkileri ve yeni bir oranlar sistemine göre işlenmiş birtakım tunç heykeller, en çok atlet heykeller ortaya koymuştur. Lisippos portre alanında da ün kazanmıştı. Büyük İskender’in bu sanatçıdan başka hiç kimseye portresini yaptırtmamıştır. Portrede realizmin ne kadar ileri gitmiş olduğunu Lisippos’un kardeşinin canlı modellerden alınmış kalıplar üzerinde çalışmış olması gösterir.

Büyük İskender... Great Alexander...İstanbul Arkeoloji Müzesi... Istanbul Archaeology Museums by arkeolog59.  
Büyükİskender heykelleri- İstanbul Arkeoloji Müzesi- Helenistik dönem

Sikyon ekolünün realist üslubu Atina ekolü üzerinde de etkilerde bulunmuş Demostenes,Euripides,Poseidippos ve Menandros gibi tanınmış kişilerin karakter portrelerinin vücut bulmasına yol açmıştır. Fakat realist üslup bu şehirde pek fazla gelişememiş, sonraki yüzyıllarda orijinallikten yoksun yapmacıklı bir stil haline gelmiş. Realist sanat akımı kendini portreden başka pişmiş toprak heykelciliklerde ya da karikatür alanında göstermektedir. Bu dönemde idealleşmiş hatlar gösteren tanrı heykelleri de yapılmıştır.

Helenistik dönemde karakter portreleri de gelişmiştir. En ünlü sanatçı Lysipposdur. Lysippos yaptığı tunç heykellerde insanları oldukları gibi değil, kendisine göründükleri gibi betimlemeye önem vermiştir. Ayrıca başları küçülterek, yeni bir oranlar sistemi ortaya koymuştur. Bu dönemin en önemli yapıtlarından biri, İstanbul Arkeoloji Müzesindeki İskender Lahdidir.

 

Suriye’de Sayda’da bulunmuş olan bu lahdin üzerinde Büyük İskender tasvir edilmiştir. Ama bu lahit aslında Fenike’de yerli bir krala aittir. Kral böyle bir lahit yaptırmakla kendisine İskender süsü vermek istemiştir. Helenistik dönem heykeltıraşlığında Bergama ekolü de önemli bir yer tutar. İstanbul Arkeoloji Müzesindeki İskender Başı da bu ekole aittir. Yine M.Ö.2. yüzyılın ortalarına tarihlenen Bergama’daki Zeus Sunağının frizinde ise tanrılarla devlerin savaşı sahnelenmiştir. Hiddet, aşırı hareketler ve yüzlerde patetik ifadelerin görüldüğü bu kabartmalarda bir dram havası sezilir.

 

Roma heykel sanatı

Romalılar bu alanda yaratıcılık gösterememişlerdir. Yunanistan'dan heykeller getirtmişler ve bunları kopyalayarak çoğaltmışlardır. Buna karşılık portrecilikte başarı göstemişlerdir. Bu durum dini geleneklerle bağlantılıdır. Roma geleneklerine göre ölen bir kişinin yüzünün balmumundan kalıbı alınır ve cenazeden sonra evin bir köşesinde saklanırdı. Özellikle cumhuriyet döneminde portrecilik çok gelişmiştir. Bu dönemde oldukça gerçekçi bir üslupla yapılan portrelerde her türlü yüz ifadesi ve şahsi özellikler başarıyla işlenmiştir.

NYC - Metropolitan Museum of Art - Marble statue of Aphrodite by wallyg. 
Roma Heyleciliği Afrodite--------- ------------------------------Marsyas Heykeli/ Roma, derisi yüzülen Frıgyalı

Romalılar zaferle döndükleri seferler sonrasında, kazandıkları başarıları simgeleyen anıtlar dikmeyi adet edinmişlerdir. Belirli zaman ve yerde gerçekleşen olayları anlatan kabartmalarla üslü bu anıtların en önemlileri Augustos döneminde Roma’da yapılmış olan barış sunağında bulunur. Bir diğer önemli anıtsa İstanbul Sultanahmet meydanındaki Teodesius obeliskidir (m.ö. 4yy.). Bu anıtın kaide kısmında imparator, maiyetiyle beraber hipodrom locasında görülür. Kabartmanın merkezinde imparator bulunurken, diğer figürler imparatora yakınlıklarına derecelerine göre yerleştirilmiştir.

Yunan yapıtlarını toplayarak ülkelerine getirmişler, koleksiyonlar yapmışlar ve bunları kopya ederek çoğaltmışlardır. Bu kopyalar Yunan heykeltıraşlığı hakkında önemli bilgiler edinmemize neden olmuştur.

Romalılar, plastik sanatların portre ve tarihi kabartma kolunda ise orijinal yapıtlar ortaya koymuşlardır. Roma portre sanatı ölüler kültünden doğmuştur. Yunan portrelerinde görülen idealizm yerine realist bir üslup uygulamışlar ve bugünkülere benzer portreler yaratmışlardır. Roma cumhuriyet döneminde portrelerde kişisel hatların realist bir tarzda gösterilmesine önem verilmiştir. Augustus’un Primaporta heykeli bunun en güzel örneğidir. Flavuslar döneminde de bu üslup sürmüş, ancak imparator Trajanus ve Hadrianus döneminde gölge-ışık oyunlarından ve hareketli ifadelerden vazgeçilerek, yunan etkisi altında, realist hatlar hafifletilmiş olarak verilmiştir. Belirli bir zaman ve yerde meydana gelen bir olayı betimleyen tarihi kabartmaların en önemlilerinden biri, Agustus zamanında Roma’da yapılmış olan Ara Pacis yani Barış Sunağının kabartmalarıdır. Bu kabartmalarda Roma kentinin geçmişi ile ilgili sahneler, imparator ve ailesinin, yüksek memurların portreleri tasvir edilmiştir. Roma’daki Titus Zafer Takı’nın kabartmalarında ise imparatorun zafer alayı ve ele geçirdiği ganimetler gösterilmiştir. İmparator Trajanus’un sütunu üzerinde de imparatorun Dakia seferi ile ilgili savaş sahneleri devam eden bir tablo gibi betimlenmiştir.

 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, Fotoğraf, minyatür, hat ve  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com






Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...