Gotik Sanatı ve Heykelciliği

Ekleyen : Adem , 21 Ağustos 2016 Pazar aaa Beğen
 
http://image.absoluteastronomy.com/images/encyclopediaimages/h/hp/hpim2236.jpg

GOTİK SANATININ ORTAYA ÇIKIŞI  VE ÖZELLİKLERİ

Kelimenin  Miladdan sonra 5. yüzyıl civarlarında İskandinavya dolaylarından çıkıp gelen ve Roma'lıları bir hayli uğraştıran Germenik ırk Goth'lardan geldiği düşünülebilir. gotik kelimesi tarihte uzun bir süre "barbar", "yaban", "sivilize olamamış" gibi anlamlarda kullanılan olumsuz bir sıfat olarak kullanılmıştır. Got Sanatının dışında, güzel şeylerin yıkılıp yakılmasına da vandallık demişlerdir.
 
"Gotik" İtalyanların Rönesans'tda kuzey ortaçağ sanatını tanımlamak için kullandıkları kelimedir. Bu, onlar için barbarlık anlamına gelen bir kelimeydi. Gotiğe korkunç, şatafatlı ve grotesk gözüyle bakılırdı. Sonraları da  çok sayıda kültürün  ve farklı fikirlerin kaynaşması sonucu ortaya çıkan devasa görünümlü  ve şatafatlı mimari akımı ifade edebilmek için kullanılan bir terim haline dönüşmüştür.Aristokrat ve büyük burjuva nitelikli, kaprise dönüşebilen, bir sınıfın bunalımlarını aktaran bir sanat haline geldi. Özellikle mimaride farklı bir stil yaratmayı başarmıştı. Resimde, o dönemdeki vitray, el yazması ve tezhiplerde farklı eğilimlere girdi. Paris’te, görkem, Almanya’da, hareketlilik, İngiltere de nüanslarla süslü göz alıcı arayışlar birleşerek gotik tarzını oluşturdu. Pano ve portrecilik ilgi görmeye başladı. Bu üslup tüm Avrupa’ya yapılmaya başladı. (http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/resim-sanati/ gotik-resim-ressamlari-resim-anlayislari-eserleri.html )

Dosya:Paris-notre-dame-facade.jpg

Gotik, kendine has özelliği olan bir sanat anlayışı ve yazı şeklidir.Gotik yazılar ilk baskı denemelerinde denenmiş, çoğunlukla Almanlar tarafından kullanılan bir yazı stilidir. Gotik sanatı 12. yüzyılın ikinci yarısında Romanesk sanatının değişmesiyle, Latin sanatına bir tepki olarak ortaya çıkmıştır. Orta Çağı kapatan, Rönesansı başlatan akımdır. Mimaride ilk çıkış yeri Fransa diyenler varsa da Avrupa'nın çok yerinde aynı zamanda rastlanmış ve bütün Hıristiyan batı dünyasına yayılmıştır. Her ülke Gotik sanatında zevkine uygun değişiklikler yapmıştır. Avrupa'nın sanat merkezi kabul edilen İtalya'da ise pek tesiri görülmemiştir. İngiltere'de sütunları çoğaltan ve kubbenin altında onları yelpaze gibi açan bir dikey üslüba bağlıdır. İspanya'da Gotik sanatının Arap motifleriyle birleşmesinden meydana gelen müdeccer (mudejar) üslubu doğmuştur. Gotik sanatı Avrupa'nın kuzeyinde 16. yüzyılın başlangıcına kadar sürmüştür. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Gotik )San Pablo Kilisesi Arap mimarisinin gotik sanatı üzerindeki etkisini çok bariz bir şekilde ortaya koyar.Arap mimarisinin  etkisi  İspanya’da Arap istilasına uğramış yerlerde “Mutejar” adı verilen bir üslubu oluşturmuştur. Bu yörelerde gotik üslubun özelliklerine İslam mimarlık öğeleri karışmıştır. Portekiz’de ise Kral I. Manuel döneminde alevli gotik üslubu egzotik biçimler eklenerek daha da güçlenmiş ve “Manuel üslubu” denilen bir üsluba dönüşmüştür. ( http://www.photoshopmagazin.com/paylasim) Endülüs Emevilerinin Avrupaya taşıdığı İslami mimari üslubunun Grek ve Roma üslubu ile birleşmesinden oluştuğu  ortaya çıkmaktadır. Gotıc sanatının ilk önce Mimari alanda  dik ve  yüksek girişli veya görünümlü  yapılar yapmak biçiminde şekillendiği , gotick , resim ve heykelciliğinin gotıck mimariyi destekleyici bir unsur olarak ortaya çıktığı  belli omaktadır. Gotıck sanatında batılıların Emevi katkısını inkar etmemiş olmamalarına rağmen islam dünyasında bu konu üzerinde  derinlemesine yapılmış çalışmların olup olmadığını dahi bilmemek üzntü vericidir. Modern batı sanatı , mimarisi ve biliminin öncüsü olan Gotıck sanatı üzerindeki Emevi ve İslam medeniyetinin etkilerini  derinlemesine incelemek gerekecektir.
Gotik sanatının mimarları, ağırlığın itme kuvvetini ve yönünü tespit ederek, baskıyı kemerlere ve fil ayaklarına aktardılar. Böylece yapının tamamı dengeye faydalı olan elemanlara bağlandı. Ayakların ağırlığı duvarların üzerinden kendi üstlerine almasıyla duvarlara vitray süslemeler yapıldı. Cephelerde bulunan çok sayıda cam ve vitray gotik yapıların karakteristik özelliklerinden biri oldu. Ağırlığa tamamiyle hakim olan Gotik mimarisinde yapılar, sanki yükselerek uçuyormuş gibi bir his verir. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Gotik ) Gotik mimarisinin ağırlığı fil yaklara veya payandalara taşıma hesaplamaları , camlardaki vitray süsleme, motifleri vb üzerinde Emevi ve İslam medeniyeti etkileri üzerinde detaylı çalışmlar yapmak gerekecektir. Emevi ve İslam medeniyetlerinde ms. 7.11 yy arasında yapılmış Yüksek minare, görkemli ve anıtsal tac kapı ve eyvan portallerinin ağırlık unsurlarını dağıtan mimari tecrübelerinin gotıck mimarlarının dik görünüşlü binalar yapabilmelerine vesile olduğu ortaya çıksada bu ilintilerin  ortaya konulması İslam medeniyetinin öz güvenini yeniden kazanması açısından çok önemlidir.
Gotik tarzının önemli özelliği sivriliktir. Roma mimarisindeki yaygın kubbeler yerine, dilimli kubbeler, yuvarlak kemerler yerine, sivri ve birbirini kesen kemerler kullanılmıştır. Dini yapılarda aranan diğer bir husus ise büyüklük ve yücelik hissinin uyandırılmasıdır. Pencerelerin bol olması, pencere camlarının renkli olması, çatılardaki okumsu kuleler dikkati çeken diğer özelliklerdir. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Gotik ) Bu sayılan özelliklerin pek çoğu daha önceden yapılmış İslami mimari eserlerde kullanılmıştır.Paristeki Gotıck Mimarinin baş yapıtlarından olan  Notre Dame katedrali'ne  baktığımız zaman medrese, cami diğer İslam medeniyetine has yapılarda kullanılan Eyvan motiflerinin pencere ve yapının portallerine yerleştiği görülür.
 
Roma mimarisinde yapıya egemen olan kalın duvarlar yerine;payeler,kemerler ve payanda kemerlerinin kullanıldıgı bir yapı iskeleti ortaya cıkmıstır.Böylece,Roman kiliselerindeki ağır görünüm kaybolmus;yapılar acık ve hafif bir görünüme kavusmustur. Gotıck mimarların batı mimarisinde devrim sayılabilecek bu mimari anlayışı Emevi mimarlarından öğrendiği ortadadır. Böylece yüksek yapılar yapabilmek için çok kalın duvarlar örmek mantığına dayanan ve bu yüzden hantal ve ağır görünümlü Roma mimarisi yerine hafif görünüme sahip ama daha dik ve yüksek yapılar yapabilme olanağını elde etmişlerdir.Roma sanatında görülen yuvarlark kemerler,yerini sivri kemerlere bırakmıstır.Üst örtüde;yıldız,ağ,capraz ve kaburgalı tonozlar kullanılmıstır. Kilisenin cephesindeki sivri kemerli portallerin cevresinde,dinsel konulu heykeller yer almıs,bu heykeller Roma dönemine göre daha gercekci ve dogaya yakın bir anlatımla yapılmıstır.Roma Döneminde mimariye baglı olarak yapılan heykeller,Gotik dönemde serbest olarak yapıların yüzeylerindeki nişleri doldurmustur.Gotik katedrallerin çan kuleleri,sivri kemerlerle yukarıya yükselen ve gittikce incelen;bazen de tum cepheyi kaplayan tek bir kule halinde yapılmıslardır.Bu da dini inancın mimarideki yansımasıdır. Gotik sanatın bütün kollarında dikkati çeken en çok bilinen özelliği yukarı doğru uzunlamasına gelişme eğilimi gösteren formların kullanılmış olmasıdır.(http://www.msxlabs.org/forum/sanat )

1200 yıllarında yuvarlak kubbeli Romanesk tarzı, yerini sivri kubbeli Gotik tarzına bıraktı. Bu tarz, ortaçağ sonlarına kadar sürdü. Sivri kubbe yapımının bulunuşu, mimarlıkta büyük bir değişikliğe ön ayak olması nedeniyle önemlidir. Sivri kemerler, bir kare içinde karşılıklı olarak bağlandıkları zaman, bir kubbe inşa edilmişçesine güç ve sağlamlık kazanıyordu. Gotik mimarlıkta bu değişiklik, tonoz yapımında büyük bir başarıydı. Kemer ayakları arasındaki en geniş açıklıkların desteklenmesi sorunu böylece çözümlenmiştir.gothic sanatı, mantığı ve matematiği mimariye uygulayarak yapıları yükseltmenin yöntemini buldu. Gotik tarzı adıyla gelişen bu yöntem, pek çok alanda yenilikler oluşturabilecek bir ortam getirmiştir. (http://www.msxlabs.org/)Mimari eserlerde ışık ve hareketi destekleyen renkli vitraylar kullanıldı. Görsel bir zarafet oluşturuldu. gri, gümüş renkler çok kullanılmaya başlandı.Holber, Dürer gibi sanatçılarda bu tarz yücelirken, Donatello Ghiberti, , Ucello, Castagno nun vitrayları Rönesans’ın habercileri oldu.Kuzeyli sanatçıların doğacı eğilimleri Paris, Dijon ve Bourges gibi sanat merkezlerinde gotik sanatın devamıyla kaynaşarak uluslararası gotik sanatın ortaya çıkmasını sağladı. (http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/resim-sanati/gotik-resim-ressamlari-resim-anlayislari-eserleri.html ) Gittikçe incelen dik yapı tekniği ve zevkinin Emevi ve diğer İslam medeniyetlerindeki cami ve minare zevkinin Gotıck mimariye yansıması olarak değerlendirmek pek de yanlış olmayacaktır.
 
II. yy.'da, ortada kesişen kemerler örtüldükten soma, aralan doldurularak sivri çapraz tonozlar yapma yöntemi bulunmuştur. Böylece hem inşası kolay, hem de çok sağlam tonozlar elde edilmiştir.Çapraz tonozu şu şekilde tanımlayabiliriz: Ortadan uzunlamasına bölün müş iki silindir, eğer yan yana dururlarsa birer beşik tonoz; birbirlerini kese rek artı (+) şeklini alırlarsa çapraz tonoz olurlar. Bu tip bir yapıda dört tono zun ara kesit hatları birbirine göre belirgin bir çıkıntı görünümündedir.

http://www.bluffton.edu/~sullivanm/italy/bologna/arca/0010.jpg

Çapraz tonozda, tonoz ağırlıkları, tonoz kaburgalarım oluşturan dört ke merle dört noktaya çekilmektedir. Ağırlık buradan sütunlara, sütun demetle rine ve fılayaklarına aktarılınca, duvarlar eski önemini yitirir ve kaybolur. İşte, Gotik mimarlığa kendine has görünümü kazandıran da bu ortada ke sişen sivri tonozlar ve onların yapılışındaki teknik özelliktir. (http://www.edebiyatsanat.com/sanat-tarihi/96-gotik-sanati.html )
 
Gotik tarzı, yalnız mimarlıkta tesirli olmayıp; süs ve gündelik eşya, resim, yazı ve heykeltıraşlıkta da etkili olmuştur. Gotik heykeller çoğunlukla kiliselerin duvarlarında kendilerine yer bulmuşlardır. Sanatçılar heykeller aracılığıyla Hıristiyanlığın ilk dönemlerinde olduğu gibi inançlı kişilere görsel bir öğe sunmak amacıyla yapılmıştır. Yalnız, hala ilkçağdaki öğretilerden etkilenen heykelciler için önemli olan, figürdeki kişinin hissettiklerini bakan kişiye vermektir. Gerçeğe benzerlik, perspektif herhangi bir önem taşımaz. Gotik mimarlık ise daha ziyade katedral, kilise, gibi dini yapılarda tesirini göstermiştir.Gotik mimarisinin başlıca eseri katedraldir. 13. yüzyılda toplum adeta bütün heyecanını ve zenginliğini katedral yapmaya ve süslemeye harcamıştır. Böylece ekonomi de gelişmiştir. Gotik mimarinin en önemli örnekleri: Paris'te bulunan Notre Dame Katedrali ve Amiens, Strasbourg'da Strasbourg katedrali ve Milano'daki Milano Katedrali'dir.( http://tr.wikipedia.org/wiki/Gotick)
 
Gothic sanatı, Roman sanatının sunduğu hayalgücü ve birikim üzerinde yükselmiştir. Bu sanattaki yapı ve düzen, dekorasyon, esin ve plastik anlayış tam anlamıyla yeni, "el değmemiş"tir. Roma Yunan'dan yararlanmış; Bizans Roma'dan ve Doğu'dan kaynaklanmış, Roman sanatı Doğu'nun, Bizans'ın, Barbarların ve Antikçağ'ın melez ürünü olarak ortaya çıkmıştı. Rönesans ve modern sanatlar da mimarlık ve süsleme öğelerini Antikçağ'dan almıştı. gothic sanatı ise Roman sanatının gelişimini köstekleyen köhneleşmiş formların kısıtlamalarını bir yana atarak doğadan yola çıktı.( http://blackemo.net/gothic-hakkinda/ gothic sanatı) Roman sanatının sunduğu birikimden ve bakış açısından yararlanmasına karşın, Roman sanatının reddiyesi üzerinden kendini yaratmıştır. gothic sanatçı da bu yaratıcı itkiyle her şeyi yeni baştan ele alma cesaretini gösterebilmiştir. Aydınlanmanın tohumları yavaş yavaş toprağa düşmektedir.

 
Rönesans döneminde İtalyanlar, Ortaçağ sanatını aşağılamak üzere "tedesco" diyorlar. Bunun Fransızcası "gothic". gothic sanatı 12. yüzyılın ilk çeyreğinde Fransa'da ortaya çıktı, 13. yüzyılda olgunluk aşamasına ulaştı. Bundan sonra İngiltere'de hızlı bir gelişim gösterdi ve 13.-14. yüzyıllarda tüm Avrupa'da yayıldı. Rönesans'ın doğuşuyla beraber gerilemeye başladı ve giderek ortadan kayboldu. (anonim,http://www.msxlabs.org/forum/sanat/) Gotiğe korkunç, şatafatlı ve grotesk gözüyle bakılırdı. Ancak bazılarına göre hayatın kendisinin korkunç, şatafatlı olduğu bir dünya mükemmeldir. Düalizm ön plandadır, her şeyin iki yüzü olduğu insanlar beden ve ruh, iyi ve şeytan oldukları, tozdan yaratıldıkları halde cenneti isteyebildikleri savunulur. Esas olarak onca yıl boyunca çok sayıda insanın üstünde çalışması ve farklı fikirlerin kaynaşması sonucu ortaya çıkan korkunç görünümlü ve şatafatlı mimari akımın hayranlıkla karşılanıp yaşam tarzı olarak belirlenmesidir.
 

GOTİK HEYKELCİLİK

Portaller başta olmak üzere, duvar payeleri, alınlıklar gibi yerlerde dinî konulu figürlü plastik geniş yer tutar.Chartres ve Reims gibi katedraller mimarîleri kadar heykel ve kabart maları bakımından da ünlüdürler.  Erken dönemde sakin duruşiu figürlerin yerini, geç dönemlerde hareketli duruşlar almıştır. Gerek yüz ifadeleri ve gerekse elbiselerde de buna uyulmuştur.
Gotik mimarîde duvarlar önemini yitirip geniş pencereler açıldığı için, resim yapacak yüzeyler azalmıştır. Buna karşılık vitray sanatı gelişmiştir. Resim sanatı açısından en göze çarpan çalışmalar, altarları süsleyen levhalardır.
 
Gotik sanat. Batı ve Orta Avrupa'da 12. yüzyıl ortalarından 16. yüzyıl ortalarına değin süren gotik sanat erken, yüksek ve geç gotik olmak üzere üç döneme ayrılır.( http://blackemo.net/gothic-hakkinda/78267-gothic-sanatin-kokleri-gothic-caggothic-mimarlik-ingiltere.html ) 

Romanesk dönemde olduğu gibi, erken gotik dönemde de heykel sanatı büyük ölçüde mimariye bağlıydı ve yaygın olarak yapıların cephelerinde görülüyordu. Bu dönemde heykel üslubu gittikçe daha gerçekçi bir özellik kazandı; yüksek gotik döneme gelindiğinde mimarlıkla olan yakın ilişkisi de azalmıştı. Bunda ışınsal gotik adıyla bilinen üslubun geometrik düzene ağırlık yermesinin önemli bir etkisi oldu. (http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/ heykel-sanati/ronesans-heykelciligi-heykelcileri-ve-heykelleri.html)

Fransa ve İngiltere'de, oyma heykel sanatının en önemli ürünleri mezarlar ve anıtlardı. 13. yüzyıl gotik sanatının önde gelen adları, Pisa Vaftizhanesi'nin ve Siena Katedrali'nin akarlarını yapan Nicola Pisano, oğlu Gio-vanni Pisano ve öğrencileri Arnolfo di Cambio ve Tino di Cajnaino'ydu. Bu da çok ani bir değişim değildi; klasik yapı ve bezeme,geleneği, daha önce romanesk ve gotik İtalyan, sanatında da etkili olmuştu. Ama Roma heykel üslubuna kesin olarak dönen ilk İtalyan heykelci, 13. yüzyıl ortasında Nicola Pisano oldu.Floransa Vaftizhanesi'ne yaptığı tunç kapılarla tanınan Andrea Pisano da dönemin önemli sanatçılanndandı. 15. yüzyıl başında gelişen ve uluslararası gotik olarak adlandırılan döneme ve üsluba ait birçok yapıt ise ya kaybolmuş ya da tahrip edilmiştir. (.edebiyadvesanatakademisi.com/heykel-sanati/ronesans-heykelciligi-heykelcileri-ve-heykelleri.html )

Geç gotik dönemin önemli bir özelliği, çok sayıda heykelcinin Macaristan, Polonya ve İskoçya gibi, kendi ülkeleri dışındaki ülkelerde de yapıtlar vermeleridir. Bu dönemin en önemli heykelcisi, Burgonya dükünün hizmetine giren Claus Sluter'dır. Rönesans. Gotik dönemden Rönesans'a geçiş, romanesk dönemden gotik döneme geçişten çok daha az sarsıntılı oldu. Figüratif sanatlarda bu, simgeci tutumdan gerçekçi tutuma geçiş yerine, bir gerçekçi üsluptan bir başka gerçekçi üsluba geçiş anlamına geliyordu. Rönesans'la birlikte Antik Çağın klasik ideallerine dönüldü. Bu da çok ani bir değişim değildi; klasik yapı ve bezeme,geleneği, daha önce romanesk ve gotik İtalyan, sanatında da etkili olmuştu. Ama Roma heykel üslubuna kesin olarak dönen ilk İtalyan heykelci, 13. yüzyıl ortasında Nicola Pisano oldu(.edebiyadvesanatakademisi.com/heykel-sanati/ronesans-heykelciligi-heykelcileri-ve-heykelleri.html)

Nicola Pisano:

1220/1225 - 1284
Klasik Roma heykelciliğinden de faydalanarak modern heykelciliğin temllellerini atan İtalyan heykelci.

 
1260 yılında vaftizhane Pisa 1260  işini tamamladı Bu eserinde kalsik Roma heykel ve mimarisi ile Gotık heyekel ve mimarisinin özelliklerini sentezlemeyi başarmıştı.İşte bu kbartmalardaki igerçekçi ifadeler Roma heykellerine getirilen yorumlar Rönesans  heykel sanatının başlangıcı olarak kabul edilmiştir.
 
Saint Martin Katedrali Lucca cephesinde yaptığı çalışmlar, heykel, kabartma, minber ve vaftizhane süslemeleri ile önem kazandı. Siena Katedrali'inde oğlu ve yardımcıları ile birlikte yaptı. Pisa minberi ona ve yardımcılarına büyük bir ün kazandırdı. Karakterlerin duygularını ifade etmede çok başarılı olmuştur. Mübarek yüzleri ve  ifadeleri gerçekçi olarak göstermekte, bu ifadeelri çeşitli panellerde farklı sahnelerde belli bir derinlik izlenimi verecek figürler ile doldurmuştur. Onun bu yaklaşımları klasik heykelciliğe getirilen yorum açısından modern heykelciliğin başlangıcı kabul edilmiştir.

Pistoia katedral içinde Jacopo San sunak yapmak için  Oğlu Giovanni ile birlikte çalıştı. Büyük Çeşme (de Perugia) (1277-1278). üç süperpoze havzaları ile çeşme Fra Bevignate ve Boninsegna tarafından tasarlanmıştır.
 

http://image.shutterstock.com/display_pic_with_logo/510910/510910,1263580446,1/stock-photo-sculpture-of-nicola-pisano-in-the-uffizi-gallery-44553913.jpg
Bu İtalyan sanatçı heykel sanatında Rönesans döneminin başladığını gösteren  en önemli habercisi kabul edilmektedir. Rönesans'ın başlangıç tarihi O sadece Klasik antik bir taklitçi değildi. Onun figürleri ayrıntılı bir çalışma ve antik prototip anlayış yoluyla meydana geldiğini belli eden özgün kreasyonlara sahiptir.(http://en.wikipedia.org/wiki/Nicola_Pisano)

Gotık anlayışınsadece mimari ile sınırlı kalan özelliği 13.. y dan itibaren değişmeye başladı.Mimarideki anlayışa uygun doğaya yaklaşan, doğal ifadelre ve çizgilere yaklaşan  resim ve heykelller yapılmaya başladı. Zamanla yüzeyden ayrılmış kabartmalar önem kazandı: kilise kapılarını sütun-heykeller süsledi. Bu heykeller giderek doğala yaklaşıyor ve insanı ele alıyordu. İtalya'da, Pisano ailesi, sonra da Arnolfo di Cambio, bu araştırmanın Pisa'da, Floransa'da ve Perugia'da öncüleri oldular.

Gotik heykelciliğinin yarattığı yeni üslup yavaş yavaş Roma ve Grek uslubunun yerine daha doğal vucutlu, kıvrımlı ve inani ifadeleri olan resim heyke, minyatür, ve kabartmaların yapılmasına doğru bir yönelmeyi getirdi.
 

 
1380 – 1540 yılları arasında Avrupa gotik üslubu, yeni bir evrim daha geçirerek kimilerinin “alevli gotik” adını verdiği sülemeye önem veren bir hale dönüştü. Artık süs öğelerine mimariyi geride bırakacak şekilde önem verilmeye başlanmıştı.Mimarti eserlerin yüzeylerini dolduran ve  taştan danteller gibi saran çok sayıda heykel ve süslerin çeşitliliği altında , yapılar neredeyse gözden siline4cek dikkati çekemeyecek hale geldi. Yani alevli denilen üslupta süsleme en önemli hale geldi ve tonozların üstü karmaşık bir nervürler ağıyla örtüldü. Aynı zamanda her kesişme noktası bir gül ya da yıldız bezekle bezendi.(http://www.photoshopmagazin.com/paylasim)
 
özellikle İngiltere’de daha da belirginleşti. “Dikey üslup” un yerini “süslü üslup” aldı. Almanya’da ise güçlü ve gerçekçi bir heykelcilik anlayışı, Fransa’da ki yapıların ölçülülük ve zarifliğine ters düşen bir coşku ve zenginlik ortya konmasına yol açtı. (Noumburg, Bemberg, Freiburg katedralleri)
 


KAYNAKLAR
  1. http://www.photoshopmagazin.com/paylasim
  2. http://tr.wikipedia.org/wiki/Gotik
  3. nonim,http://www.msxlabs.org/forum/sanat
  4. http://www.edebiyatsanat.com/sanat-tarihi/96-gotik-sanati.html
  5. http://blackemo.net/gothic-hakkinda/
  6. http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/heykel-sanati/ronesans-heykelciligi-heykelcileri-ve-heykelleri.html
  7. http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/resim-sanati/gotik-resim-ressamlari-resim-anlayislari-eserleri.htmlhttp://en.wikipedia.org/wiki/Nicola_Pisano
  8. http://www.photoshopmagazin.com/paylasim

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, Fotoğraf, minyatür, hat ve  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com






Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...