İskit Sanatı ve Hun Sanatı ile Benzerlikleri


 

 Dosya:PazyrikHorseman.JPG

İSKİTLER,

 

İÖ 7.-4. yüzyıllarda Güney Rusya bozkırlarında ileri bir uygarlık kuran bir medeniyettir.  İskitleri  Sakalar olarak da  adlandıran (bazı tarihçiler İskitlerin  Aral Gölü ile Hazar Denizi arasındaki bölgedeyken, daha sonra İran'a doğru sarkan koluna Saka adını verir. İskitlerin anayurtlarının Tanrı Dağları-Fergana-Kaşgar bölgesi olması ve dilleri bazı tarihçilere bu kavmin Türklerin ataları olabileceğini düşündürtmektedir.

Sakalar(Eski Farsça: Sakā, Antik Yunanca: Σάκαι / Sakai, Sanskritçe: / Şaka, Han Hanedanı dönemi Çincesi:  Sak ya da  Şak) olarak adlandırılır. [1] İskitlerin İran üzerine doğru gelen kolları olan Sakaların Türk asıllı olduğu kesinliğe yakın bir gerçek olarak kabul edilir.  Yunan ve Bizans kaynakları Sakaları, hep diğer Türk devletleri olan  Hun, Hazar, Avar, Bolgar ve Göktürklerle ilişkilendirmiş, Sakalar ile İskitleri aynı kavram içinde göstermişlerdir.[2]

Saka kelimesi Ahamenişler döneminden sonra Eski Farsça'da kullanılmaya başladı. Yunancada Sakai olarak hitap edilen Sakalar ile İskitler'in aynı ülke olduklarına dair tezler mevcuttur,  fakat bu bilgiler için kesin kanıt bulunmamaktadır. [3] Bunlara rağmen İskitlerin savaşlarda kullandıkları en önemli silahları, savaş baltasıydı. Ayrıca ok, yay ve kılıç da kullanırlardı. İskitlerle Türkler ve Sakalar arasında kurulabilen irtibatlardan en güçlü olanları  İskit kalıntılarındaki at figürlerinin yoğun oluşudur. Bunlara ilaveten Hun mezarlarından çıkan buluntular ile İskit uygarlığına ait buluntular arasındaki çok sayıda benzerlikler vardır. İskitler de Hunlarda hemen hemen aynı mezar ve gömme kültürüne sahip oldukları gibi hayvan mücadelelerini konu edinen figürleri kullanmış ve çok sevmişlerdir.  İskitlere dair tüm bulgular İskitlerin de hunlar gibi göçebe bir hayat yaşamış  olmalarıdır. Ele geçen  figürler İskitlerin göçmen bir kavim oldukları yönündeki tezleri bir hayli güçlendirir.

İskitler'e ilişkin bilgiler büyük ölçüde ünlü tarihçi Herodot'un anlattıklarına dayanır. Uygarlıkları ise 20. yüzyılda yapılan kazılar sonunda ortaya çıkarılmıştır. Herodot 'a göre," İskitler, çok medeni bir milletti. Gümüş işçiliğinde, dişçilikte ve çıkıkları sarmakta ustaydılar."

İskit sanatında, hayvan üslubu önemli yer tutar. At, geyik, kuş motifleri ağırlıktadır. Herodot'un yazdıklarına göre Yunanlılar, elbise teferruatlarını, gümüş ve altın at takımlarını İskitlerden öğrenmişlerdir.  Hem kurganlardan çıkan arkeolojik kalıntılar, hem de Heredot'un tarih kitabı ile benzeri kaynaklar İskitlerin bir kısmının atlı göçebe bir kısmının ise çiftçi bir hayat yaşadığını göstermektedir.[4] Göçebe İskitler at, sığır ve koyun yetiştirmiştir. Heredot, İskitlerin at sütü içtiklerini yazmıştır. İskitler yaşadıkları dönem boyunca domuz yetiştirmemiş ve domuz yememişlerdir. Çiftçi İskitler buğday ve arpa gibi tarım ürünleri yetiştirmişlerdir. Grek (yunan) site devletleri ile yapılan ticaretten dolayı çiftçi İskitlerin ürettikleri buğdayın yarısını bu ticaret için ürettikleri anlaşılmaktadır. [5]

“Göçebe İskitler yurt adı verilen çadırlarda kalırlardı. At tarafında çekilen hareketli ve tekerlekli yurtlarda vardı. Göç zamanı kadın ve çocuklar bu hareketli yurdun içinde kalır erkekler atı sürerlerdi. “ [6]

İskit savaşcıları gösteren bir rölyef; Kırım 'daki Kul-Oba Kurganın 'dan bir Elektrum -Kupasın'dan, M.Ö. 400. (Ermitaj , St. Petersburg)

İskitler pişmiş topraktan kap kacak yapmayı biliyorlardı. Kurganlarda İskit hayvan üslubu ile işlenmiş pişmiş topraktan kap kacak bulunmuştur.

İskitler maden işlemeyi biliyorlardı. Bronz ve bakırı sıcak (eriterek) demiri soğuk işleyebiliyorlardı. Çeşitli kurganlardan bulunan altın eşyalar altını da iyi bir şekilde işlediklerini göstermektedir. Maden eritmede kullanılan odun kömürünü de kendileri üretmişlerdir.

Çin’den Tuna boylarına kadar uzanan geniş bozkır sahalarda İskitlere ait çeşitli silâhlar, binit ve koşum takımları, kaplar ve vazolar, kemer tokaları, kopçalar ve birçok süs eşyası bulunmuştur.

İskitler atlı okçu idiler. Ok ve yay en bilinen silahları idi. Bunların yanında kısa kılıç ve mızrak da kullanmışlardır. Herodot onların aybalta (teber) da kullandığını yazmıştır. İlk zamanlarda ordularında piyadelerin sayısı son derece az olmasına rağmen sonraları sayısı artmıştır. Silahları ile gömülmüş çok sayıda kadın kurganı bulunduğundan dolayı İskitlerde kadınların da savaştığı, savaşçı kadınların bulunduğu bilinen bir gerçektir.[7] Bütün bu bilgiler İranlıların Şehnamesinde sözü edilen  Turanlılar, Afrasyap ve Sakalarla örtüşmektedir. Böylelikle Şehname’deki Afrasyap Turan Hükümdarıdır. Ve Turan olarak Türklerin kastedildiği herkes tarafından malumdur. [8]

Pek çok tarihçi Divan-ı Lügat-it-Türk i'de sözü edilen Afrasyap  ile Alp Er Tunga'nın aynı  Türk hükümdarı olduğu yönündedir. Türk Destanlarında Afrasyap adlı bir destanın olmayışı, İran Destanları ve  Firdevsi'nin Şehnames inde  Alp Er Tunga'ya rastlanılmaması bu kanıyı güçlendirir.[9]

Kaynaklar ve Heredot’a göre İskitler, Grek site devletleri ile ticaret yapmakta, İskitler Yunanlılara başta buğday olmak üzere çeşitli ürünler satmaktadır. Bu bilgi İskitlerin bazılarının tarımla da uğraştığını ortaya koymaktadır. “İskitlerin ihraç ettikleri diğer önemli mallar ise canlı hayvan, deri, kürk ve kölelerdi. Köleler genelde yapılan savaş ve akınlarla çevredeki sarmat got gibi kabilelerden elde edilirdi. Ayrıca bazı İskitlerin de kralı İskitler tarafından köle olarak satıldığı bilinmektedir.”

Yunanların İskitlere sattığı malların başında şarap gelirdi. İskitlerin kuruluş aşamasından beri bu şarap ticaretinin sürdüğü bilinmektedir. İskitler şarabı sevmiş ve benimsemişlerdir. Şarabın dışındaki diğer önemli mallar zeytinyağı, kap kacak ve amforalardır. [10]

İSKİTLERİN TARİHÇESİ

 

İskitler'in bir bölümü İÖ 8. yüzyılda Aral Gölü ile Hazar Denizi arasındaki bölgeye göç etti. Bir bölümü de Hazar Denizi'nin kuzeyinden geçerek Rusya bozkırlarına yerleşti ve burada bulunan Kimmerler'i Kafkasya üzerinden güneye sürdü. Savaşçı bir kavim olan İskitler İÖ 7.-6. yüzyıllarda Medler ile Asur-lular'ın yıkılmasında önemli rol oynadılar. Daha sonra da Persler'le mücadele ettiler. En parlak dönemlerini İÖ 6.-4. yüzyıllarda yaşayan İskitler İÖ 3. yüzyılda gene bir bozkır kavmi olan Sarmatlar'ın baskısıyla dağıldılar. İskitler'in küçük bir bölümü varlığını Kırım Yarımadası'nda birkaç yüzyıl daha sürdürdü.

İskitler aslında göçebe bir kavim olmakla birlikte toprağa yerleşen bölümü ileri bir tarım uygarlığı yaratmıştı. İskitler'in Karadeniz'in kuzey kıyılarındaki koloniler aracılığıyla Yunan kültüründen ve bir süre birlikte yaşadıkları Kimmer kültüründen de etkilendikleri anlaşılmıştır. Kuban yöresinde ortaya çıkarılan buluntularda ise Asur ve Babil kültürünün izleri görülmüştür.

 

YAZILARI VE DİLLERİ

Susa antik İran şehrinde Ahameniş İmparatorluğundan kalma çivi yazılı kitabeler bulunmaktadır. Hystaspes'in Oğlu I.Darius bu yazıtlarda kendine özgü bir türde İskit dilini bıraktı.[11] Susa çevresinde bulunan çivi yazılı kitabeler Saka dilinin Türkçe olduğunu kanıtlamaktadır. .[12]

 

İSKİT  SANATI  HUN VE TÜRK KÜLTÜRÜ İLE BENZERLİKLERİ

İskit sanatının en belirgin özelliği savaşçı ve göçebe niteliklerini yansıtan hayvan ve av figürleridir. Büyük bölümü bronz ve demirden yapılmış olan bu yapıtların hemen hemen hepsinde geometrik düzenler içinde av ve hayvanlar arasındaki mücadeleleri gösteren figürler yer alır. İskit sanatı daha sonra bütün Avrasya bozkır sanatını etkilemiştir.

İskit sanatının M.Ö. V. yüzyıldan itibaren gelişmeye başladığı, anlaşılmaktadır. Kaplar, vazolar, levhalar ve süs eşyaları üzerine işlenmiş savaş sahneleri İskit sanatının dikkat çeken yönleridir. İskit sanatında görülen bu hayvan mücadeleleri betimlemeleri ile Hun Türklerine ait kurganlardan çıkan eşyalar  ve  halı desenlerindeki motiflerin benzerliği çok dikkat çekicidir.  Pazırık kurganlarından ele geçirilen keçe çoraplar, çizmeler, taraklar, gözgüler (aynalar), çalgılar o çağın Türk yaşam biçimi üzerine bize bir fikir vermektedir. [13] Bu nesneler üzerinde  betimlenen hayvan mücadeleleri ile İskitlere ait buluntularda resmedilen hayvan mücadeleleri arasında yoğun benzerlikler vardır. Pazırık’ta atlarla birlikte birçok da eyer ele geçmiştir. Eyerlerin çevresi genellikle sarkan kordonlarla ya da püsküllerle süslenmiştir. Eyerlerin yüzleri ise yün aplike ile grifonlar ve efsanevî hayvan resimleriyle doldurulmuştur. Pazırık -ve Noyun Ula- süs eşyaları ile günümüz Türkmen ve Kazak süs eşyaları arasında da dikkati çekecek ölçüde benzerlikler vardır.[14]

Hunlar ve İskitlerin arasındaki alakayı güçlendiren detaylar ölü gömme adetleri, bark, mezar ve kurganlarının aynı kültürel özellikleri göstermeleridir. Birbirini izleyen tarihlerde aynı coğrafyada yaşamış olmaları ve diğer tarihi bağlantılar bu benzerlikleri doğal gösterse de İskitlerle Hunların aynı kökenden ve kültürden olduklarını belirtecek çok kuvvetli bağlardan söz etmekteyiz. İskitlerle Hunluların ölü gömme gelenekleri, yaşama biçimleri inançları hemen hemen aynıdır. Hunlular  ölülerini tabut içine koyarak, bu tabutları altın ve gümüş işlemeli kumaş ve kürklerle örterlerdi. Gelecek hayatta da kendisine hizmet etmesi için yüzlerce kişi kurban edilerek ölüyle beraber gömülürdü. Eski zamanlarda Uygurlar da ölüyü yakarak gömerlerdi. [15] Bu geleneklerin İskitlerde de var olduğu veya Türklerin bu gelenekleri İskitlerden öğrenmiş olduğu açıkça ortadadır.

İskit sanatının örnekleri bulunan Pazırık Kurganı, özünü tamamen tabiattan alan canlı ve hareket dolu hayvan figürleriyle kendini göstermektedir. Hayvan figürlerinden at ve geyik ön plana çıkmaktadır. [16]

Mücadele halinde olan canlı ve hareketli figürler bu sanatın en belirgin özelliğidir. Öte yandan, Orta Asya Türk sanatının özünü oluşturan hayvan üslubu da İskitlerde çok kullanılmış ve bu sanat tarzı onlar tarafından geliştirilmiştir. Örneğin Pazırık kurganında çıkan Pazırık halısının en iç ve en dıştaki dar bordürlerinde arslan-grifon figürleri vardır. İçteki birinci geniş bordürde sığırlar, dıştaki geniş bordürde ise 28 tane atlı figürü bulunur. İskit eserlerinde de Türk kültürünün önemli bir ortak motifi olan koç, koyun, dağ tekesi şekilleri yaygındır. İskitler, hayvanları hareketsiz figürler şeklinde değil, genellikle bir- birleriyle mücadele eder bir şekilde tasvir etmişlerdir. Bu bakımdan İskit sanatı ile Hun sanatı arasında tam bir benzerlik bulunmaktadır.

İskitler, hayvanları hareketsiz figürler şeklinde değil, genellikle bir- birleriyle mücadele eder bir şekilde tasvir etmişlerdir. Bu bakımdan da İskit sanatı ile Hun sanatı arasında tam bir benzerlik bulunmaktadır. Mücadele halinde olan canlı ve hareketli figürler İskit sanatının en belirgin özelliğidir. Öte yandan, Orta Asya Türk sanatının özünü de hayvan üslubu ve hayvan mücadeleleri oluşturmaktadır. İskitler tarafından geliştirildiği düşünülen bu sanat tarzı Hun Türklerinde de açıkça gözükmektedir. Örneğin Pazırık kurganında çıkan Pazırık halısının en iç ve en dıştaki dar bordürlerinde arslan-grifon figürleri vardır. İçteki birinci geniş bordürde sığırlar, dıştaki geniş bordürde ise 28 tane atlı figürü bulunur. İskit eserlerinde de Türk kültüründe de at, koç, koyun, dağ tekesi şekilleri yaygındır.

İskitler hakkında en detaylı bilgileri veren kişi olan Herodot'a göre İskitler kentlerde yaşamıyorlar, atları ve yanlarında taşıdıkları arabalarda yaşıyorlardı. At sırtında, yay ve ok ile savaşmaya alışkın olan İranlılara asla benzemeyen bu topluluk tarıma değil, hayvancılığa dayalı bir hayat yaşıyordu. Heredot’un tasvir ettiği bu yaşam modeli Tamamen Türklerin yaşam modeli olmaktadır. 

İskit sanatında,  önemli bir yer tutan hayvan üslubunda en önemli motifler, At, geyik, kuş motifleridir.  At unsurunun Türklerdeki önemini izaha bile gerek yoktur. Türk boylarının hemen tamamı ongun olarak  yırtıcı kuşları seçmişlerdir.  Doğan, kartal, şahin, atmaca vb kuşların her birisi bir Türk boyunun ongunu veya sembolüdür.  Bu bilgiler Sakalar ve İskitlerin Türklerin giyim-kuşam, madenleri kullanımdaki başarıları ve özellikle de at koşumları vb. etnografik eserleri yönüyle Türk göçebe kültürünün ilk temsilcileri olduklarını düşündürmektedir.

M.Ö. 5. yüzyıl'dan kalma olduğu sanılan ve Eski Türklere ait olduğu sanılan ve Altın Elbiseli Adam’ın da çıkartıldığı  Esik kurganında Göktürk yazılarına çok benzer bir stille yazılmış bir yazı, üçbinden fazla altın eşya, seramik küpler, tahta tabaklar, iki gümüş çanak bulunmuştur. [17] Bu buluntular İskit ve Türk kültürü arasındaki alakaları ortaya koymaktadır.

 KAYNAKÇA

 

  • [1] https://tr.wikipedia.org/wiki/Sakalar
  • [2] ..https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0skitler, den atıf İzvestiya drevnix psateley syf 800,
  • [3] https://tr.wikipedia.org/wiki/Sakalar
  • [4] Antony Karasulas, Edited by Ruth Sheppard Mounted archers of the Steppe 600 BC-AD 1300, Osprey Publishing Ltd., 2004, ISBN 1-84176-809
  • [5] https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0skitler#cite_note-tez1-36
  • [6] https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0skitler#cite_note-39
  • [7] buradaki bilgilerin büyük çoğunluğunun kaynağı https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0skitler#ci- dan ve heredotun tarih kitabı ile Boris Nikolayeviç Grakov un selenge yayınlarından çıkan iskitler kitabıdır.
  • [8] Şahamettin Kuzucular, https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/429-firdevsinin_sehnamesi___konusu_%C3%B6zeti_%C3%B6zellikleri_%C3%B6nemi_ve_siirimize_etkileri.html
  • [9] Şahamettin Kuzucular, Alp Er Tunga Destanı Özeti ( Şehname ve D. Lüğat'üt, Tük' e Göre), https://www.edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad/770
  • [10] https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0skitler#cite_note-39
  • [11] .D. Mordtmann, “About the cuneiform inscriptions of the second kind“, ZDMG XXIV, 1870, p. 50
  • [12] .D. Mordtmann, “About the cuneiform inscriptions of the second kind“, ZDMG XXIV, 1870, p. 50
  • [13] edebiyad/186-turklere_ait_ilk_kurganlarpazirik_kurgani.html, https://www.edebiyadvesanatakademisi.com  
  • [14] /edebiyad/186-turklere_ait_ilk_kurganlarpazirik_kurgani.html,  https://www.edebiyadvesanatakademisi.com
  • [15] Eski Türklerde Yaşam: Göçebelik, İnanç, Ölüm Gelenekleri, Töre, Budun, https://www.edebiyadvesanatakademisi.com
  • [16] edebiyad/187-turklere_ait_ilk_kurganlar_ve_anitlar.html, https://www.edebiyadvesanatakademisi.com
  • [17] edebiyad/187-turklere_ait_ilk_kurganlar_ve_anitlar.html , https://www.edebiyadvesanatakademisi.com
  • [18] Doc.Dr. Haluk Berkmen, Eski Türk Kurgan, Bark,Mezar ve Balbalları, .edebiyadvesanatakademisi.com/

Dosya:Scythian comb.jpg   

Altın Tarak, Hermitage müzesi, St. Petersburg,                                    Altın Elbiseli, Adam

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış