Lidya Sanatı

Ekleyen : Adem , 22 Ağustos 2016 Pazartesi Beğen
 

Dosya:Jug from Lydian Treasure Usak.jpg

Resim Alıntı: Vikipedi: Uşak yakınlarında bulunan Karun Hazinelerinden bir su testisi

 

 

Lidya

 

Lidya'nın konumu.

Lidya, Anadolu'da Tunç Çağı'nın sonlarından başlayarak MÖ 2000 veya 1200 yıllarında Anadoluya geldikleri ve MÖ 6. yüzyıla kadar hüküm sürdükleri ileri sürülür.[1]  Lidya uygarlığının beşiğini oluşturan bölge, Gediz Nehri ve Küçük Menderes (Kaistos) Irmağı vadilerini kapsayan Manisa ve Uşak illerine denk gelen bölgedir.  Lidya, Roma İmparatorluğu dönemine dek bu isimle anılmıştır. Antik Lidya’nın Kuzeyinde Misya, güneyinde Karya, doğusunda Frigya, batısında ise İyonya bölgeleri bulunmaktadır.[2]

Lidyalıların aynı bölgede yaşadıkları kayda geçmiş İyonyalılarla henüz kesinleştirilememiş bir ilişkisi bulunmaktadır. Homeros bu bölgede bulunan Makedonyalılardan söz eder. Bu isim Kula'ya bağlı Gökçeören köyünün eski adı olarak yakın geçmişe kadar yaşamıştır.  Meonialıların,  Lidyalılardan önce bu bölgede yaşamış, daha sonra da Frigyalıların bir uç kolu olarak tarihte beliren Lidya halkı ile ya kısmen kaynaşmış, ya da güneydeki dağlık bölgeye sürülmüş bir kavim oldukları öne sürülen teoriler arasındadır.  Lidya ismi  Asur kayıtlarına Lud-du şeklinde geçmiştir.[3]

En önemli kentleri Sardes ( Salihli) İkiztepe ve Aktepe’dir ( Uşak)

 

Lidya Devleti ve Tarihçesi

Doğudan Anadolu'ya gelen Lidyalılar önce Hititlerin daha sonra da Frigyalıların egemenliği altında yaşamışlardır.  Lidya'da üç kral hanedanı hüküm sürmüştür: Sırasıyla "Atyadlar", "Heraklidler" ve "Mermnadlar". İlk iki hanedan ve bunların kralları hakkında fazla bir bilgi yoktur. Sadece bu iki hanedanın M.Ö. 2 bin yılın son yüzyıllarında hüküm sürdükleri, efsanevi kral Lid'in ismine dayanarak halkın Lidyalılar diye anılmaya başlandığı bilinmektedir. Lidyalılar, Frigyalıların yıkılmasından sonra Kral Giges zamanında bağımsız bir devlet kurdular (MÖ 687) (Bkz. Frig Sanatı ve Uygarlığı )

Lidyalıların bilinen en parlak dönemi M.Ö. 700-550 yılları arasıdır. Bu dönem Mermnadlar Hanedanı dönemidir. Lidya adı Mermnadlar Hanedanının ilk kralı olan Gyges'ten itibaren kullanılmaya başlanmıştır. Gyges hakkında bilinenler eski Yunan tarihçisi Herodot'a dayalıdır. Herodot, Gyges'in Miletos, Smyrna ve Kolofon'a karşı saldırgan bir politika izlediğini söylemiştir. Gyges'ten sonra sırasıyla Ardys, Sadyattes, Alyattes ve Kroisos hüküm sürmüşlerdir. Yine Herodotos, Alyattes'in Smirna ve Klazomenai (Urla) kent devletlerine saldırdığını söylemiştir. [4]

 Lidyalılar'ın Yunanlılar'la en fazla ilişki kurdukları dönem Karun (Kroisos) (560-547) dönemidir.  Lidya devletini gücünün doruğuna ulaştıran Kroisos (Karun)'un adı şaşaalı zenginlik ifade eder tarzda, hem Batı kültürlerinde hem de Karun şeklinde Doğu kültürlerinde efsaneleşmiştir. Lidyalılar zengin oldukları için devrin en ünlü bilim adamları ve sanatçılarını başkentlerinde toplanmışlardır.

M. Ö. 546 yılında Ahameniş İmparatorluğu, Lidya Krallığının başkenti Sardes'i ele geçirip Lidya Krallığına son vermişlerdir. Böylelikle Anadolu 200 yıllık Pers egemenliği dönemine girmiştir.

 

  

 

KARUN’UN HAZİNESİ

Lidya’nın ilkçağ dünyasının en zengin ülkesi olmasının bir nedeni Tmolos dağlarından çıkan ve Hermos Nehrine karışan, başkent Sardes’ten geçen Paktalos deresinin alüvyonları içindeki altındır.[5] Altın’ın bol olması Lidya kuyumculuğunun ve Karun hazinesinin gerekçesidir. Karun Hazinesi,  Uşak ili Güre yakınlarındaki Toptepe  1965, İkiztepe 1966 ve Aktepe  tümülüsünü 1968 yılında gizlice kazan eski eser kaçakçılarının 1970 yılında ABD’deki Metropolitan Sanat Müzesi’ne sattıkları eserlerdir.  Bu eserler Uzun bir hukuk savaşından sonra 1993 yılında Türkiye’ye geri gönderilmiştir.  Bu hazine Lidya Kuyumculuk, Altın, Gümüş işlemeciliği, altından ve gümüşten yapılmış küçük ebatlı  sanat eserlerinden oluşmaktadır.

Uşak Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Karun Hazineleri yer sıkıntısından dolayı üst üste sergilenmektedir. Müzede, 35 bin 573 tarihî eserden yüzde 10’u, Karun Hazineleri’ne ait 450 adet eserden 300’ü sergilenebilmektedir.[6]

 
   
 

LİDYALILARDA KÜÇÜK EL SANATLARI KUYUMCULUK VE PARANIN İCADI.

Lidya sanatının düzeyi sanatçılarını, ustalarını Pers ülkesine, Pasargade ve Susa’ya kadar göndermesinden, değerli mücevheratını ve metal işlerini Yunan saraylarına ve mabetlerine kadar yollamasından anlaşılır.

Lidyalılar ilk parayı icat etmişler; aynı zamanda maden işlemeciliği ve Kuyumculuk alanlarında da ilerlemişlerdir.Seramik ,Çömlekçilik, Heykel , Taş ve Mermer İşçiliği , mimari Lidya sanatının başlıca dikkat çeken özellikleridir.   Altın gümüş,bakır , demir madenciliğinde oldukça ileri düzeyde olan Lidyalılar takı üretiminde de çok ileri giden bir uygarlık kurmuştur.  Altın ve gümüşi işlemeciliklerinin definesi olan ve Karun Hazinesi olarak tanınan altın ve gümüş eselerden oluşan bu hazine, yasadışı yollardan yurtdışına kaçırılmış ve daha sonra resmi kanallarla Türkiye’ye iadesi sağlanarak, sergilenmek üzere Uşak Müzesi’ne verilmiştir.  Bu defineye ait altın eserler arasında kolyeler, broşlar, bilezikler, küpeler ve yüzükler bulunmaktadır. Karun Hazinesi’ndeki gümüş eserler ise, gümüşün asaleti simgelediğinin çok eski bir Anadolu örneği olarak karşımıza çıkıyor. Gümüş eserler arasındaki çeşit çeşit kâseler, kepçeler, tütsü kapları, fibulalar ve sürahiler bulunur. Arkeoloji dünyasında Phiale olarak bilinen geniş ağızlı kâse formunu Lidyalılar bulmuştur. Lidyalılar kâselerini mitolojik figürler, bitkisel motifler ve hayvan figürleri ile süslemişlerdir.

El işçiliği ile özen ve sabırla bezenen bu kâseler, sürahiler, kaşıklar lotus ve palmet motifleri ile kimi zamansa damla şeklindeki sanatsal motiflerle bezenmiştir.  “Süslemelerde teknik olarak bazen kabartma, bazen oyma, bazen de kazıma teknikleri kullanılmış. Bazı gümüş kâselerin dışında kabartma olarak yapılmış olan sakallı erkek başları ise sanatçıların hünerlerinin yanı sıra, sabır ve özenlerini de ispat eder gibidir.”[7]

Seramik kapların özelliğinden Lidyalıların batıdaki komşuları İyonya ile çok öncelere giden bir ilişkileri olduğu saptanmıştır. Yine Lidyalılar'ın Yunanlılar'la ticari ilişkilerinin yanı sıra dinsel ilişkileri de vardı. Lidya dininde en önemli kültler ana tanrıça-Artimu (Artemis) veya Kybele, Luvi tanrıçası-Kuvava, tarım tanrısı-Baki (Dionysos), yağmur tanrısı-Leus (Zeus) ve mezarların koruyucusu-Santas'dır.[8]

Lidya sanatında Fildişi Oymacılığı ve altın işçiliği önemli yer tutmaktadır.  Mermanedler dönemi altın işçiliğinde çok yüksek bir becerinin varlığını ortaya koyar. Lidyalıların küpeye çok önem verdikleri Sardes’li kadınlar ve Lidyalı süvarilere ait elli altın küpenin bulunmuş olmasından ortaya çıkmaktadır. [9]

Altın buluntular arasında çeşitli tümülüslere bırakılan ölü armağanları önemlidir. Karun hazineleri ya da Lidya hazineleri bu dönemin önemli yapıtlarını barındırır. Bunlar arasında diğer değerli madenlerden yapılmış çeşitli kaplar, mühürler, buhurdanlıklar, freskolar, koltuk dayanağı olan mermer sfenks heykeller ve takılar, da bulunmaktadır.[10]

 
  

LİDYA MİMARİSİ

Günümüze çok fazla kalıntı gelmese de Lidyalıların şehirlerinin etrafını surlarla çevirdikleri, krallık sarayları, resmi daireler ve tapınaklar yaptıkları anlaşılmaktadır.  Sard nehrinin kenarları ise altın işleme ve arıtma yapıları, dükkânlar ve sivil eserlerle donanmıştır. Sivil mimari evlerinin basit yapıda oldukları içlerinde ocaki kiler ve fırın bulunduğu dikkati çeker, Tapınak ve saraylarında taş ve mermer kullanan Lidyalıların mezar ve Tümülüslere önem verdikleri görülür. Kralların ve soyluların Tümülüslere, sivillerin ise kayalara oyulmuş mezarlara gömüldüğü anlaşılır.

Sardes’in kuzeyindeki Marmara Gölü’nün etrafında Lidya Kral mezarlarının Tümülüsleri bulunur Sayıları 150 ye ulaşan bu Tümülüslerin bazıları 70 metreye ulaşır. ( Bintepe Mezarlığı) Tümülüslerin ve mezarların için ölü hediyesi eşyalarla doludur.

Lidyalıların en önemli tapınağı Kibele Tapınağıdır. Bu tapınak mermerden yapılmıştır ve Lidya mimarisinin güzelliğini ortaya koyacak şekildedir. Kentin akropolü, yüksek ve dik yamaçlı bir tepe görünümündedir. Burada M.Ö. 6.yüzyıla tarihlenen ve Lydia taş işçiliğinin özelliklerini yansıtır.

Lidya mimarisi Dünyanın yedi harikasından birisini gerçekleştirecek kadar mermer ve taş işçiliğinde ileri gitmiştir.  Efes ’teki Artemis Tapınağı Lidyalılar zamanında başlatılmıştır. Tapınak Lidya Kralı Kroisos tarafından başlatılmış 120 senelik bir projenin eseridir Dünya'nın yedi harikasını derleyen Sidon'lu Antipader tapınağı şöyle tarif etmiştir. ( Bkz: Efes ( Ephesus ) Antik Kenti İzmir Selçuk )

Mağrur Babil'in üstünde savaş arabaları için yol olan duvarını ve Alpheus'daki Zeus heykelini ve asma bahçeleri gördüm ve Güneşin kolosusunu ve yüksek piramitlerin devasa işçiliğini ve Mausolos'un engin mezarını; ama Artemis'in bulutlar üzerine kurulmuş evini gördüğümde diğer tüm harikalar parlaklıklarını kaybetti ve dedim ki "İşte! Olimpus'un dışında, Güneş hiç bu kadar büyük bir şeye bakmadı. (Antipater, Yunan Antolojisi [IX.58])” [11]

 

 

Heykeltraşlık

Sardes sinagogunun duvarları içinde bulunan anıt, yüksek ve alçak kabartmalarla bezenmiştir. Küçük bir İon tapınağı şeklindeki eser, Lydialı mimarların İon düzeninin oluşmasında yaratıcı bir rol oynadıklarını gösterir.[12]  Lidya heykel ve duvar resim sanatının bazı örnekleri, Manisa - Kırkağaç - Harta tümülüsünde mezar odasında yer alan Kline’yi “Ölü yatağı” destekleyen sfenkslerin betimlenmesinde ve Uşak - Aktepe tümülüsünden ele geçen fresk parçalarında görülebilmektedir.

Ephesos Artemisionu’na sonulmuş adak heykelcilikleri ile Elmalı yakınlarındaki Bayındır tümülüsleri ve Gordion’da bulunmuş olan heykelcikler Lidya heykelciliği hakkında fikirler vermektedir.

Anadolu giysileri giyen bu figürlerin gülümseyen yüzleri ve uzun bademe benzer gözlerinde İon özellikleri sezilebilmektedir. Buna karşılık dış hatlarda Lydia tarzında yumuşak çizgilerle sınırlandırılmıştır. Özellikle Elmalı-Bayındır’da (D Tümülüsü) bulunmuş olan iki çocuklu kadın heykelciği İç Batı Anadolu-Lydia özelliklerine sahiptir. Biri ellerinde Phryg türü çanak ile yonca ağızlı testicik tutan Ephesos Artemisionu’nda bulunmuş kimi rahibe heykelcikleri ise iki parçalı giysileri ile Samos ve belki de Ephesos etkilerini taşır. Bunlar, İon etkisinin daha yoğun hissedildiği farklı bir atölyenin ürünleri sayılabilir.[13]

 
 

LİDYALILARDA MOZAİK

Anadolu’nun birçok uygarlığında olduğu gibi Lidyalılarda da zengin mozaik kültürü vardı. Lidya dininde en önemli kültler ana tanrıça-Artemis veya Kibele, tarım tanrısı-Dionysos, göklerin ve yağmur tanrısı-Zeus ve mezarların koruyucusu-Santas'tır. Lidyalılar dinsel inançlarını betimledikleri mozaikler ile tapınak saray ve köşklerini süslemişlerdir.

    

 

Çömlekçilik

Lydia keramikleri biçim yönünden genellikle Yunanlılar’ı  taklit eder, Anadolu’nun kendine özgü biçimleri azdır. Bu sanat dalının Lydia’ya özgü biçimini, bölgenin ünlü krem ve parfümlerini de, dünyaya yayma amacıyla yapılmış olan lydion’lar oluşturur. Yüksekçe konik bir ayağa sahip bulunan bir vazocuklar tam anlamıyla bir Lydia buluşudur. Kapların boyasında Lydia özellikleri egemendir: Astar çoğunlukla sarı, beyaz ya da turuncumsu dur; bu astarın üzerine fırça oyunlarıyla mermer hissini uyandıran dalgalı hatlı boyalar sürülmüştür. Bu türde bezek kabın yüzeyine bazen buklemsi bezekler biçiminde uygulanmıştır. Gerek lydion türü kaplar ve gerekse mermer hissini uyandıran bezeme M.Ö. 6. yüzyıl özellikleridirler ve her iki özellik de M.Ö. 500 yıllarından bir süre sonra giderek kaybolmağa yüz tutmuştur. [14]

Yüksekçe konik bir ayağa sahip bulunan bir vazocuklar tam anlamıyla bir Lydia buluşudur. Kapların boyasında Lydia özellikleri egemendir: Astar çoğunlukla sarı, beyaz ya da turuncumsu dur; bu astarın üzerine fırça oyunlarıyla mermer hissini uyandıran dalgalı hatlı boyalar sürülmüştür. Bu türde bezek kabın yüzeyine bazen buklemsi bezekler biçiminde uygulanmıştır. Gerek lydion türü kaplar ve gerekse mermer hissini uyandıran bezeme M.Ö. 6. yüzyıl özellikleridirler ve her iki özellik de M.Ö. 500 yıllarından bir süre sonra giderek kaybolmağa yüz tutmuştur.[15]





KAYNAKÇA

[1] Doç Dr. M. Zeki İbrahimgil, Sanat Tarihi, ( Lise 1 Ders Kitabı), Koza Yayın, Ankara, 2012, shf, 30-31

[2] http://tr.wikipedia.org/wiki/Lidya

[3] http://tr.wikipedia.org/wiki/Lidya

[4] http://tr.wikipedia.org/wiki/Lidya

[5][5] Doç Dr. M. Zeki İbrahimgil, Sanat Tarihi, ( Lise 1 Ders Kitabı), Koza Yayın, Ankara, 2012, shf, 30-31

[6] http://tr.wikipedia.org/wiki/Karun_Hazinesi

[7] http://kubadabad.blogcu.com/lidya-sanati/2292560

[8] http://tr.wikipedia.org/wiki/Lidya

[9] http://www.hakkinda-bilgi-nedir.com/lidya-karun-hazineleri-nedir+lidya-karun-hazineleri-hakkinda-bilgi

[10] Doç Dr. M. Zeki İbrahimgil,age

[11] http://tr.wikipedia.org/wiki/Artemis_Tap%C4%B1na%C4%9F%C4%B1

[12] Ekrem Akurgal, Anadolu Uygarlıkları, TÜBİTAK Yayınları

[13] Alpaslan Güzeliş, “LYDIA VE LYDLER (Lidya ve Lidler)”, http://alpaslanguzelis.wordpress.com

[14] http://www.msxlabs.org/forum/sanat/238895-lidya-lydia-sanati.html

[15] http://www.msxlabs.org/forum/sanat/238895-lidya-lydia-sanati.html

 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, ebru, Fotoğraf, minyatür, hat, sedef, el işi, oya, bezeme, Telkari, kazaziye  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşarak kültürümüze katkıda bulunabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...