Maya Aztek İnka Uygarlıkları ve Sanatı

Ekleyen : Adem , 21 Ağustos 2016 Pazar Beğen
 

MAYALARIN TARİHÇESİ

 

İlk maya tarım köyleri İsa'dan önce 2000- 250 yılları arasında kurulmuştur. Mayalar Orta Amerika'nın üç bölgesinde şekillenen bir uygarlıktır.  Buraları:Kuzey Peten, Güney Guatemala, ve Okyanus çizgisindeki Guatemala sınırlarıdır. İsa'dan önce 300 ve 250 yılları arasında  yaygınlık kazanan İzapa Üslubuyla ilk Heykeller ve piramitler belirmeye başladı. İsadan sonra  250 -900 yılları arasında Mayaların merkezindeki uygarlık zirveye ulaşmıştı. İsa'dan önce 600-900 yılları arasında Uxmal ve Kaban kentleri büyük gelişme gösterdi.İsa'dan sonra 950-1500 yılları arasında Chichen İza başkent durumuna geldiyse de İsadan sonra 1200 yıllarında burası boşalmaya başlayarak Mayapen Kenti yükselmeye başlamıştı.Mayapen soylu ailelerin rekabetleri ile yıkıldı ve Yucatan şehir devletleri arasında savaş dönemleri başladı.Mayalar bu esnalarda Honduras ve Guatemala!nın yüksek kesimlerinde eğemen kalmışlardı. İspanyol istilasında da buraları merkez savunma  ve sığınma  alanları olarak kaldı. Yucatan bölgesindeki son Maya kalıntılarının da hiristiyanlaştırılması ile Mayalar diğer halkların arasına karışarak yok oldular. Günümüzde Özellikle Yucatan , Guatemala ve Belize de yaklaşık 330.000 gerçek Maya'nın kaldığı sanılmaktadır.
 
Dosya:Catherwood stela d.jpgOrta Amerika Yerlileri olan Mayalar’ın kurduğu büyük uygarlık 16. yüzyılda yıkılmıştır. Bugünkü Meksika’nın güneyi, Guatemala ve Belize’nin kuzeyinde kalan yerlerde gelişen bu uygarlıktan kalma büyük taş yapılardan oluşan kent kalıntıları günümüze kadar ulaşmıştır.
Mayaların yurdu üç bölgeye ayrılır: Güneyin “Yukarı Topraklar”ı, güneyin (ya da ortanın) “Aşağı Topraklar”ı ve kuzeyin “Aşağı Topraklar”ı. ”Yukarı Topraklar” Guatemala ve Chiapas’ın irtifa seviyesi yüksek topraklarını kapsar.Güneyin aşağı toprakları “Yukarı Topraklar”ın hemen kuzeyinde yer alır ve Meksika’daki Petén’i (Campeche), Quintana Roo’yu, kuzey Guatemala’yı, Belize’yi ve El Salvador’u kapsar. Kuzeyin “Aşağı Topraklar”ı ise Yucatan Yarımadasının kalan kısmını ve Puuc Tepeleri’ni kapsar. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Maya_uygarlığı )
 
Dosya:Tikal Temple1 2006 08 11.JPG


Yarışmadasınız Maya halkının târihi M.Ö. 1000 yılına kadar uzanır. Uygarlığın en parlak dönemi M.S. 250 ile 900 seneleri arasındadır. Bu dönemde Mayalar nüfusları 5-20 bin arasında değişen 40’tan fazla yerleşim merkezi kurmuşlardı. Tikal, Uaxactün, Copàn, Bonampak, Palenque ve Rio Bec bu şehirlerin en büyükleri idi. 900 senesinden sonra Klasik Maya Medeniyeti, bilinmeyen bir sebepten dolayı hızla çöktü. Boşalan şehirler ve tören merkezleri ormanlarla kaplandı. Buna karşılık klasik dönem sonrası dönemde (900-1519) Chichen Iza ve Mayapàn gibi Yucatàn Yarımadasının dağlık bölgelerindeki şehirler gelişmelerini sürdürdüler. 1546’da İspanyollar Yucatan Yarımadası ve Guatemala’yı işgal ettiler. Maya medeniyetini tahrip edip bölgede pekçok katliam yaptılar. Şehirleri yağmalayarak, meşhur Maya eserleri zenginliklerini Avrupa’ya taşıdılar. Ancak Guatemala’nın bir kısmında, bir grup Maya halkı bağımsızlıklarını 150 yıl korudular. İspanyol işgali 1697’de Itzá Mayaları’nın başkenti Tayasal’ınve Guatemala’daki Ko'woj Mayaları'nın başkenti Zacpetén’in  alınmasıyla tamamlanmış, son Maya devleti ise 1901’de başkentinin (Chan Santa Cruz) Meksika tarafından işgaliyle ortadan kalkmıştır.




 

GÜNÜMÜZDE MAYALAR

Günümüzde Guatemala ve Yucatan’da yaşayan halkın çoğunluğu Maya’dır (Guatemala halkının yaklaşık % 65’i Maya’dır). Bunlar 15 Maya lisanından birini konuşurlar. Yucatan’daki Merida şehrinin halkı İspanyolca ve Maya lisanı veya Yucatan lisanı konuşur. Guatemala’nın uzak bölgelerinde bâtıl inançlar başta olmak üzere pekçok eski kültür devâm etmektedir.

 

 

MAYALARDA KÜLTÜR VE UYGARLIK

Dosya:Templo de los Guerreros.jpg

 

Maya uygarlığının en parlak dönemi İS 250-900 arasına rastlar. Mayalar kurdukları kentleri piramitler, saraylar ve güzel heykellerle süslemişlerdir. Ne var ki , yalnızca dinsel törenler için yönetim merkezleri olarak kullanılan bu kentlerde kimse yaşamazdı. Mayalar bu görkemli kentlerin çevresindeki çiftliklerde yaşar, yöreye özgü ürünler olan mısır, fasulye biber ve domates kakao ve kakao yağı, biber ve pamuk yetiştirirlerdi. Kakao, quetzal kuşu tüyleri,, obsidyen,deniz kabukları, yeşim taşı en önemli ticaret metaları idi.

“Eski Mayalar”ın (Mayalar'ın bugünkü torunlarına kıyasla kullanılan deyim) astronomi, matematik, mimari ve sanat gibi birçok alanda ileri bir uygarlık düzeyinde oldukları görülmektedir.Maya uygarlığının dorukta bulunduğu M.S. 320  M.S. 987 dönemi zihinsel ve sanatsal alanda büyük bir gelişimin yaşandığı dönemdir.. Bu dönemde Avrupa’da ve dünyanın diğer yerlerindeki toplumlara kıyasla birçok bakımdan ileri bir düzeyde idiler.( http://tr.wikipedia.org/wiki/Maya_uygarlığı )
Klasik-öncesi dönemden itibaren olağanüstü yapılar inşa eden ve Nakbé, Mirador, San Bartolo,




 Dosya:Jaina Figurine 2 (T Aleto).jpg


Cival gibi büyük kentler kurmuş olan Mayaların klasik dönemde kurdukları ünlü kentlerden bazıları Tikal, Quiriguá (her ikisi de Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır), Palenque, Copán, Río Azul, Calakmul, Ceibal, Cancuén, Machaquilá, Dos Pilas, Uaxactún, Altún Ha, Piedras Negras’tır. Maya uygarlığının en ilgi çekici anıtları dinsel merkezlerdeki piramitlerdir. Ayrıca yöneticilerin sarayları ve duvar resimleri ve sıvayla süslü soylu kişilerin konutları da ilgi çekici anıtlar arasında yer alırlar. İlgi çekici Maya eserlerinden biri de, usta taş yontuculuklarıyla işledikleri, yöneticilerin şecerelerinin ve askerî zaferlerin betimlendiği, Mayalarca tetun (“ağaç-taş”) adı verilen anıtsal dikilitaşlardır

 
En eski anıtların tümülüs tarzı yığma mezarlar olduğu, daha sonra ilksel (öncü) piramitlerin inşa edildikleri sanılmaktadır. Mayalar kesme kireç taşları ile harç ve kireçle harçlanan bloklardan oluşmuş çok katlı piramitler yaptılar. Merdivenli ve bir çoğu dik yapılan bu piramitler ile Mısır Piramitleri arasında şaırtıcı benzerlikler vardır. Kimi Maya ve Mısır Piramitleri arasında gizemi açıklanamayan çok şaşırtıcı benzerlikler bulunur. Hatta ölçüler arasında dahi tıpa tıp uygunluklar görülür. Okyanus aşırı iki kültür arasındaki bu mimari benzerlikler izah bekleyen çok ilginç noktalardır.Bu benzerlikleri ortaya koyan Erıc Von Danıken Tanrıların Arabaları gibi eserlerinde bu tapınakların  uzay dışı varlıkların planları ile yapıldığı şeklinde bir kuram oluşturarak açıklamaktadır.

 
Maya tapınakları Yukatan da olduğu gibi çoğu kez yapay bir düzlüğün üzerinde kurulmuştur. Yapıların dış yüzeyleri oymalarla süslenmiştir. Maya heykellerinin en yetkin örnekleri Lentolarla - ahşap malzemelerle - yapılmış olanlarıdır. Bu heykeller tapınakların önelerine dikilen stellere yerleştirilmiştir.Bu heykeller alçak kabartmalarla süslüdür. Karmaşık takılarla donanmış soylu, rahip, kral heykelleri bu stellerin üzerinde dururdu. Bu stellerin sahiplerinin adları ve sülaleleri heykellerin üzerine maya yazıları ile yazılıdır.
 
Mayalar, obsidyen, deniz kabukları, yeşim taşı ve kemiklerle çok çeşitli takılar, süs eşyaları araç ve gereçler yapmışlar, şaırtıcı toprak heykeller ve biblollar yapmışlardır. Yapılarının içlerini rengarenk resimlerle süslemişlerdir.
 
Mayaların yazısı ve takvimleri vardır. Maya Takvimi ile İnka, Aztek Takvimleri arasında büyük benzerlikler bulunur. Maya hiyeroglif yazısı Orta Amerika'nın en gelişmiş yazı sistemidir.
Uzmanlar yıllarca Mayalar’ın barışsever bir halk olduğuna inanmışlarsa da, son yıllarda elde edilen bilgiler Mayalar’ın savaşçı bir halk olduğunu, savaş tutsaklarını işkenceyle öldürdüklerini, dinsel törenlerde de çok kan döktüklerini ortaya koymuştur.
 
Maya kültürünün ana merkezleri Meksika’nın güneyinde Chiapas ve Guatemala’nın kuzeyinde Petèn idi. Ama yaklaşık İS 975’te savaş ve yoksulluk, halk evlerini bırakıp kuzeye, Yucàtan Yarımadasına’a göç etmeye zorladı. Burada, Toltek Yerlilerini’nin törelerinin etkisi altında kaldılar.
 
Maya uygarlığı özellikle astronomi, mimarlık, matematik, heykel ve hiyeroglif yazısı gibi bir çok alanda çok ilerlemişti. Çok karmaşık bir takvim sistemleri vardı. El sanatlarında da ileriydiler, güzel boyalı çömlekler ve pamuklu dokumalar yaptılar.


 

MAYA DİNLERİ İLE ŞAMANİZİM ARASINDAKİ İRTİBATLAR

 

Asya Şamanizmi’ndeki üç alem kavramı Maya Şamanizmi’nde de görülür. Yer, yeraltı alemi ve ilahi olan ruhsal gök. Nasıl Asya Şamanizmi’nde yeraltı alemi ve ruhsal gök, katlara ayrılıyorsa, Maya geleneğinde de böyle katlara ayrılır. Aralarındaki en önemli fark sayıdadır. Aztek geleneği gibi, Maya geleneğine göre de, ruhsal gök 13 “gök katı”ndan oluşurdu. (Asya Şamanizmi’nde bu sayı genellikle 7, 9 veya 12 olur.) Yeryüzü ile ilâhî alem arasında bu ortamlardan en aşağıdaki ya da en yoğun ve kaba olanı insanların yaşadığı yeryüzü idi. Her gök katında Oxlahuntikú adı verilen 13 ilah bulunurdu. Yeraltı alemi öte-alemin alt kısımlarını, kötü kısımlarını, gök katları ise üst ve ışıklı kısımlarını oluşturuyordu. Vecd veya trans halinde gök katlarına çıkacak her şamanın göğe çıkmadan önce öte-alemin en alt, en kötü ve korkunç tabakaları olan yeraltı alemine inmesi gerekirdi. Maya geleneğinde yeraltı alemi, Asya geleneklerinde de rastlandığı gibi, 9 katlıdır. Burada ikamet edenlere ise Bolontikú adı verilir. Maya cehennemini oluşturan bu katlara Mitnal denir. Yeraltı alemi ölüm ilahı Ah Puch’un egemenliğindedir.

 
Dosya:Jaina Figurine 1 (T Aleto).jpg


Maya geleneğine göre yeryüzündeki canlılar bugüne dek her biri çok uzun zaman dilimlerini kapsayan ve tufan benzeri yıkımlarla sona eren dört çağ ya da devir geçirmiştir. Şimdi beşinci çağda bulunmaktayız. Şimdiki dünya, bir haçın uçları gibi dört yönde yerleşmiş dört kardeş koruyucu (Bacab ’lar) tarafından taşınmaktadır.
Yine Şamanizm’deki üç âlemi irtibatlandıran “yaşam ağacı” kavramı, Maya geleneğinde de bulunur. Yeryüzündeki pek çok gelenekte karşılaşılan yaşam ağacına Maya geleneğinde Yaxché adı verilir; kökleri yeraltında olan bu ağacın dalları gök katlarında uzanır.

Prof. Reha Oğuz Türkkan, Kızılderili medeniyetlerin dilleri ile Türkçe arasındaki benzerlikleri ortaya koyan çalışmalarda bulunmuş, üç yüzden fazla kelimenin yapı ve anlamca benzerliklerini ortaya koymuş, eski türklerdeki çadır, at, göçerlik, din, halı, kilim, motif ve desenleri, kuş tüylerini başa takma, şaman inancı gibi çok çeşitli yönlerden Türk Kültürü ile Kızılerili kültürü ve dili arasında alakalrı ortaya koyan yazı serileri yayımlamıştı. 1979- 1981 yılları arasında çıkan Milli Kültür Dergisinin çeşitli sayılarındaki makalelerinde R.O. Türkkan'ın tezi özetle  bazı Türklerin hayvan sürülerini takip ederek donmuş Bering Boğazından Amerika kıtasına geçip yayıldığı şeklindeydi.( Konu ile ilgili olarak bkz. http://www.mahmutlu.com/kizilderililer.html )

 

 

FAYDALANILAN KAYNAKLAR

http://www.mahmutlu.com/kizilderililer.html
Meydan Larousse, Mayalar,  C.15, shf.7883-7885
http://tr.wikipedia.org/wiki/Maya_uygarlığı


 

AZTEK MEDENİYETİ

AZTEK TARİHÇESİ

http://img111.imageshack.us/img111/8356/1073w20mask20aztek20clay2tf.jpg
 
Nabuva-nahuati dili konuşan Azteklerin adı, atalarının bir olasılıkla Kuzey Meksika’da bulunan anayurdu için kullanılan Aztan’dan (Beyaz Ülke) gelir. Sınırları pek belirli olmayan Aztian'ın yerlilerine Aztek denmiştir. M.Ö. II yy da Aztianda ortaya çıkan Aztekler yaklşık bin yıl sonra Güney Meksika'ya doğru yayılarak Tolteklerin başkenti Tula'ya da yerleşmişlerdir. Aztekler ,“Meksika”  Texcoco Gölünün mistik adı Metzliapan (Ay Gölü) etrafında gelişmiş bir medeniyet kurdular. Meksika adı da işte bu göl adıyla ilişkili olarak ortaya çıkmıştır.
Azteklerin önceleri göçebe olarak yaşadıkları,zamanla, kendilerine daha verimli topraklar aramak için Meksika vadisine geldikleri anlaşılmaktadır. Meksiko vadisinde komşu kavimlerle üçlü ittifak kuran Aztekler bu vadi etrafındaki diğer kavimleri eğemenliklerine alarak güçlendi. Buradaki kavimleri tutsak eden Aztekler, zamanla Meksika körfezini kendilerine vatan olarak seçmiş ve 1325 yılında da başkentleri "Tenochtitlan"ı kurmuşlardır.




http://pedroiy.free.fr/alphabets/images/aztek.jpg


Texcoco Gölündeki adalara yerleşen Aztekler, tarihleri boyunca başlıca merkezleri olan Tenochtitlan’ı IS 1325’te kurdular. Büyük bir imparatorluk kurabilmelerinin temelinde, gelişkin bir sulama ve bataklık kurutma sistemine dayalı  tarım düzenleri yatmaktadır. Aztekler tarıma dayalı olarak gelişip zenginleşen bir medeniyettir.Tarım alanları elde etmek için, önce gölde "çinampa" adını verdikleri yapay adalar oluşturdular; daha sonra da adaların çevresindeki toprakları ele geçirdiler. 1325'te adada büyük bir başkent kurmaya başladılar. Başkentin adı, kendi adları olan Tenoçka'dan kaynaklanan Tenoç-titlân oldu.

Tenochtitlan, Itzcoatl döneminde (1428-40) komşu Texcoco ve Tlacopan devletleri ile ittifak kurarak Orta Meksika’da egemen güç durumuna geldi. Daha sonra hem ticari ilişkiler, hem de fetihler yoluyla, 400-500 küçük devletten oluşan, 5-6 milyonluk nüfusuyla 1519’da 207.200 km2’lik alana yayılan bir imparatorluğun merkezi oldu. Kent, en gelişkin döneminde, 13 km2’yi aşkın bir alanda 140 binden çok insan barındırıyordu; dolayısıyla Orta Amerika uygarlıklarının tarihinde en yoğun nüfuslu yerleşim yeriydi.

 

 

AZTEK MEDENİYETİ VE SANATI

 

http://www.maya-aztec.com/wordpress/wp-content/uploads/2010/08/tenochtitlan_templo_mayor.jpg


16. yüzyılda tüm Meksika'nın en görkemli kenti oldu. Adanın çeşitli bölümleri arasında ulaşımı kolaylaştırmak için kanallar açıldı, ev ve saraylar yapıldı; 25 piramidi kapsayan kutsal bir alan kuruldu. Bunların en önemlisi, yağmur ve savaş tanrılarına adanan ve 1485'te tamamlanabilen Huitzilopoçtli piramidiydi. Yüksek bir platform üzerinde yükselen bu piramidin, dik basamaklarla ulaşılan tepesi düzdü; sunak ile putlar buraya yerleştirilmişti.

Aztekler, kocaman taşları yontarak büyük yapılar, gerçek boyutlarda insan figürleri ya da ilginç desenler yaptılar. Yeşim ya da kristalden oyulmuş minyatür hayvan ve insan figürlerini, değerli taşlar ya da incilerle süs lenmiş kutsal masklar gibi küçük parçalan işlemekte de çok ustaydılar. Parlak renklerle boyanmış çömlekler yaptılar. Gelişmiş bir pa muklu dokuma sanayileri vardı; altın, değerli kürkler ve tropikal kuşlann parlak renkli tüyle-riyle süslenmiş zarif giysiler yaparlardı. Başlıca müzik aletleri boru, trompet, davul ve zildi. Şenliklerde şiir okuyup, şarkı söylerlerdi.

 

 

AZTEKLERDE SOSYAL HAYAT

http://www.hope-of-israel.org/img/img0010.jpg


Aztekler'in alfabesi olmamasına karşın, resim yazısıyla tarihlerini kaydetmişlerdi. Zengin kişilerin çocukları, rahip ve rahibelerin yönetimindeki okullarda eğitilirdi. Doktor ve cerrahların görevlendirildiği hastaneleri var dı. Aztek bilim adamları, Ay ve Güneş tutulmalarının tarihlerini hesaplayabilecek ve ayrıntılı bir takvim geliştirebilecek kadar iyi astronomi bilgisine sahiptiler; Ticarette başarılı olan Azteklerin tüccarları ticaret yaprıkları yerlerde devlet adına casusuluk faaliyetlerinde de bulunuyorlardı. Aztekler bu sayede düşmanları hakkında deyatlı bilgiler öğreniyorlar savaşları bu sayede kazanıyorlardı. Bu yüzden tüccarlar üst yetkilere ve saygınlığa sahiptiler, Devlette kast sistemi bulunuyoru. En alt tabaka da tarımda çalışan köle sınıfı vardı.
Özgür yurrtaşlar haraca bağlanmış orta sınıfıtı. Fakat köle sınıfının mal edinme ve özgür kişilerle evlenebilme gibi hakları bulunuyordu. Yürütme görevi hükümdar ve yardımcısı dört görevliden oluşuyordu.Bu sınıfın altında unvan görev ve mülikiyetlere sahip soylular vardı. Askeri başarılar üst sınıfa tırmanmada etken oluyor babadab oğula kalan bir unvan kazanılıyordu.

Azteklerin savaş sanatını ve dini öğreten iki tür okulu vardı. Kabak , domates,mısır fasulye biber başlıca ekim ürünleriydi. Köpek etini çok seviyorlar hindi besliyorlardı.Aztekler ticareti iyi biliyordu. Başlıca tica ret maddeleri yeşim ve başka değerli taşlar, kuş tüyleri ve kakao çekirdeğiydi. Değiş tokuşa dayanan bir ticaret geliştirmişlerdi.

http://2.bp.blogspot.com/_Qx07s6AMt9o/SwHOme85RdI/AAAAAAAAAaE/OW8kPS3E0VE/s1600/aztec-funeral-mask_2.jpg


Aztek kalıntılarının pek çoğu İspanyol istilası esnasında yok olmuştur. Elde kalan bir kaç anıtsal yapılardan anlaşılabildiğine göre taş heykelcikler ve ve heykeller önemli gelişmeler göstermiştir.
Azteklerin heykelcilikte oldukça geliştiklerinin en önemli kanıtı yapılmış tanrı ve tanrıça tasvirlerinde görülür.  Tanrıca Coalico'nun devasa heykeli heykelcilikte ulaştıkları sınırları ortaya koymaktadır. Bu eserler Meksika müzesindedir. Bunların yanısıra Azteklerin yaptıkları pek çok heykel istila esnasında yıkılmış , kırılmış, kaybolmuştur.


 

AZTEKLERİN İNANÇ SİSTEMLERİ

 

Çok tanrılı bier dine inanan Azteklerde doğa güçlerini konrol altında tuttuğunu iddia eden rahipler çok etkindi. Doğa olaylarını kontrol ettiklerine inandıkları çok sayıda tanrıları vardı. Yağmur, Savaş,aşk tanrıları gibi inandıkları tanrıları vardı. Tanrılarına yabancı tutsaklardan insan kurban etmek alışkanlıkları yüzünden üçlü ittifak dışındaki kavimlerle sık sık zorlamalı sunni savaşlar çıkarıyorlardı. Öbür dünya inancına sahiptiler ve ölüm biçimlerine göre öbür düyada yaşama kavuşacaklarına inanırlardı . Svaşarak ölenler gök tanrıya yükseliyordu.Önceki halkların birçok kozmolojik inancını paylaşan bu din, özellikle evrenin bir dizi yaradılışın sonuncusu olduğu ve 13 gök katı ile 9 yeraltı dünyası arasında bulunduğu yolundaki Maya inancını benimsemişti. Azteklerin başlıca tanrıları, Savaş ve Güneş Tanrısı Huitzilopochtli, Yağmur Tannsı Tlaloc ve yarı tanrı-yarı kahraman Tüylü Yılan Quetzalcoatl idi. Insan kurban etme töreninde, kurbanın yüreği Güneş Tanrısı’na sunulurdu.
 
Aztek Takvimi, rahiplerin uğraşı olan kapsamlı bir ayinler ve törenler döngüsünün temeliydi. Orta Amerika’nın büyük bölümünde kullanılan bu takvim, 365 günlük (20’şer günlük 18 ay, artı 5 uğursuz gün) bir güneş takvimi ile 260 günlük (20’şer günlük 13 devre) bir dinsel yıldan oluşuyordu. Birbirine koşut giden bu iki yıl döngüsü, 52 yıllık daha büyük bir döngünün parçasıydı.
 
Aztek sanatında kuyumculuk ve tüycülük önemli sanat  dallarındandı.  Sarayları ve tapınakları, ağzıından ateşler saçan yılan, çok çeşitli kuş figürleri ve başları, çeşitli tanrı veya tanrıçaları sembolize eden insan bedenli, tanrı tanrıça, rahip ve soylu reswimleri ile süslü kutsal mettttinler, maskeler, bol ve yüksek tüylü betimlenmiş taçlar, çok renkli bitkisel motiflerle süslü resimler bıraktılar.
 
Aztek kalıntılarının en ünlüsü, 20 ton ağırlığındaki taştan oyma takvimdir. Aztek evrenini betimleyen bu tak vimin üzerine Güneş tanrısı Tonatiuh'un yüzü oyulmuştu. Başka bir kalıntı ise, insanların kurban edildiği adak taşıdır.Komşu uygarlıkların tanrılarının çoğunu benimseyen Aztekler, çok sayıda tanrıya ta par ve onlardan korkarlardı
 
Azteklerin Batı dünyasında Codic olarak bilinen ve geyik derisi ya da sabırotu liflerinden yapılmış kağıtlara yazılmış kutsal metinleri ve elişleri, tapınaklarda korunurdu. Yazıcılar, ideogram, resimyazı ve fonetik imgelerin karışımı bir teknik kullanırlardı.
 
Arkeolojik kalıntılar arasında tanrı heykelleri, dinsel içerikli taş alçak kabartmalar, duvar resimleri, kilden yapılmış insan heykelleri ve vazolar ile taş ve ahşap maskeler bulunur. Aztek sanatı temelde simgesel olduğu için bu kalıntılar yardımıyla önemli bilgiler elde edilebilir.
Aradan asırlar geçtikten sonra yapılan kazılar Aztek medeniyetinin bilinenden de çok ileri olduğu gerçeğini ortaya koydu. Hele "Tenochtitlan" tapınağı gerçekten bir şaheserdi. O devrin olanakları ile bu tapınağın nasıl yapıldığı bugün bile aydınlığa kavuşamamıştır.

 

Aztekler çeşitli tabiat kuvvetlerini tanrı olarak kabul etmişlerdi. Ayrıca (Ouetzalcoatl) adlı insan şeklinde bir tanrıya inanıyorlardı. İnançlarına göre beyaz bir insan olan bu tanrı yüz yıllarca önce "tekrar döneceğim" diyerek denize açılıp gitmişti. Bir gün bu Tanrı'nın döneceğine ve kendilerini mevcut sıkıntılarından kurtaracağına inanıyorlardı.
 
1519 da İspanyol denizcisi Corte, topraklarına ayak bastığı zaman,onu yüz yıllardır bekledikleri "beyaz tanrı" sandılar. Bu yüzden Cortez'i büyük törenlerle karşılayıp, ona çeşitli hediyeler sundular. Gerçeği anlayıp, Cortez'in gerçek kişiliğini öğrendikleri zaman ise iş işten geçmiş ve toprakları bir İspanyol sömürgesi oluvermişti. Ateşli silahlara sahip Cortez'in 600 kişilik ordusu koskoca Aztek Uygarlığını  iki yıl içinde sonunu getirmişti.
 
Aztek'lerle Cortez'in kuvvetleri arasındaki savaş çok kanlı geçmişti.Aztek'ler aldıkları esirlerin göğüslerini yarıp, kalplerini çıkarıyor ve onu tanrılarına armağan ediyorlardı. Bu durum Cortez'in kuvvetlerini daha zalim davranmaya yöneltti. Cortez, Azteklere karşı korkunç bir terör'e girişti. Önüne gelen herşeyi yakıp yıkıyor, yerle bir ediyordu. Bu arada Aztek medeniyetine ait paha biçilmez eserler yokolup, gitti.
 
Kanlı mücadele tam iki yıl sürdü. 1521 yılında Aztek saltanatı son bulmuş ve ülke bir İspanyol sömürgesi olmuştu.Günümüz Meksika'sında halk, Aztek atalarıyla övünür; Aztek giyim, yemek ve yaşam alışkanlıklarının çoğunu da sürdürmeye devam etmektedirler.




FAYDALANILAN KAYNAKLAR


 
http://aygunhoca.com/tarih/184-9-sinif-tarih
http://www.msxlabs.org/forum/medeniyetler-tarihi/9023-aztek-
www.bydigi.net/tarih/212
Meydan Larousse, Aztekler, C.3, Shf, 1147-1148



 

İNKA İMPARATORLUĞU

 

Amerika’da Kolombiya’nın güney kesiminde Şilideriz Mavle’ye kadar, doğuya doğru ise Amazon ormanına kadar uzanan ve doruk noktasına XV. yy’da ulaşan Kolomb öncesi imparatorluk. Cusca-Kutsal İnka Vadisi 3310m yükseklikte And Dağları arasında yer alan İnka İmparatorluğunun başkenti Cusca’nın M.Ö. 1100 senesinde kurulduğu söylenmektedir. Ovcehva dilinde Cusca göbek bağı anlamına gelmektedir. Çünkü İnkaların yaptıkları her yol Cusca’ya çıkmaktadır. Geneşinoğlu altın saçlı Manco Copac’ın günün birinde okyanusların ötesinden çıkıp geleceğine inanan İnkalar, tanrı sandıkları İspanyollara her şeylerini hiçbir mücadele göstermeden vermişlerdir. (1532)http://www.bydigi.net/tarih/212 )
 
Varlığı Roma İmparatorluğu ile aynı döneme rastlayan bu eski uygarlıklar Roma İmparatorluğu gibi İS 200-400 yılları arasında çökmeye başladı ve İS 800’de çoğunun yerinde yalnızca yıkıntılar kaldı.Bundan ortalama 300 yıl sonra İnka Peru’nun ortalarındaki Cuzco vadisinden indi ve kendilerinden önce başka halkların yaşamış olduğu bu bölgeye yerleşti.İnkalar dağlardan kıyılara doğru yayıldılar.15.yüzyılda çevrelerindeki güçlü kabilelere boyun eğdirdiler. Ele geçirdikleri topraklardaki insanların bir bölümünü başka bölgelere sürerek başkaldırmalarının önüne geçerken,bir bölümünü de tarım ve bayındırlık işlerinde zorla çalıştırdılar.
 

Cuzco vadisinde yer alan ve İnka İmparatorluğu’nun başkenti olan Cuzco ‘’Güneşin Kutsal Kenti’’olarak bilinirdi.İmparatora Tanrı gözüyle bakılır ve Güneş’in soyundan geldiğine inanılırdı.İmparatorun,yaşam ve ölüm konusunda tartışılmaz bir otoritesi vardı.
 
Dünya’nın ikinci büyük sıradağları olan And Dağları’nın yüksek kesimlerindeki vadilerde 12. ile 16. yüzyıllar arasında yaşamış olan ve “dört bucağı birleştiren” anlamına gelen İnkalar, İspanyol istilasına kadar, 10 milyona yakın olduğu sanılan nüfusuyla bugünkü Bolivya, Peru, Ekvador, Arjantin ve Şili’nin büyük bir bölümüne egemen olan güçlü bir imparatorluk kurdular.Naskalar ile Titicaca Gölü çevresinde kurulmuş olan ve dev bloklardan yapılma büyük taş tapınaklar yaptılar.Bu uygarlıkların birikimlerini daha da geliştirerek Andlar’ı çevreleyen geniş bir coğrafyada hayal edilemeyecek büyüklükte bir imparatorluk yarattılar.Egemen oldukları bütün toprakları 40 bin km’yi bulan büyük bir yol ağıyla “göbek bağı” adını verdikleri kutsal kentleri Cusco’ya bağlayan bir anayol sistemi kurmuşlardı.Halkın sadece kutsal devlet için çalışmasını sağlamışlar ve bu çalışmalar sonucu elde edilen ürünleri titizlikle kayda geçirip depoladıkları gibi adil bir şekilde dağıtmayı da ihmal etmemişler. Üstelik tüm bunları alfabeleri olmadığı halde yapmışlar. İnkaları dünyadaki diğer tüm uygarlıklardan ayıran tek özellik işte budur. Çünkü alfabe kullanmadan bu denli işlevsel ve büyük bir imparatorluk o döneme kadar ve ondan sonra da kurulmamıştır. (http://www.frmtr.com/garip-olaylar/300)
 
İnka toplumu çok sıkı bir hiyerarşik düzen içindeydi. Birçok değişik toplum kademeleri vardı ve bu kademelerin en üstünde Sapa (Baş rahip ve yönetici) ve ordu kumandanı bulunuyordu. Tüm aile bireyleri Sapa'nın danışmanları idi hatta kadınların bile inka hiyerarşik düzeninde otorotileri vardı. (http://www.lahuti.com/forum/inkalar-inka-)
 
Halk belirli bir yaşama ve çalışma düzenine uymak zorundaydı. Her şey devletindi. Çocuklar ve yaşlılar dışında herkesten çalışması beklenirdi. Tembellik ve insan onuruna aykırı davranışlar ağır biçimde cezalandırılırdı. Halk yoksul değildi; ama malı mülkü de yoktu, özgürlükleriyse sınırlıydı. Ürettiklerinin belirli bir kısmını İmparatora ve rahiplere vermek zorundaydı.



 

 

İNANÇ

 

İnkalar, güneşe taparlardı. Bütün imparatorlar, güneş tanrısı İnti’nin çocuklarıydı ve bu yüzden imparatorların bu soydan geldiğine inanırlardı. Birçok tapınak ve dağların zirvelerine manastırlar inşa etmişler ve taş işlemeciliğinde ileri bir düzeye gelmişlerdir. Güneş dışında, ay ve şimşeğe de tapıyorlardı.

 

İNKA MEDENİYETİ

 

İnkalar, çatıları tahta kirişler üzerine saman örtülü, altın süslemeli büyük taş kaleler ve tapınaklar yaptılar. Cuzco Kalesi’nin duvarları tonlarca ağırlıkta taşlardan yapılmıştı ve yüksekliği 6 metreyi buluyordu. Başkentte yapılan büyük şenliklerde yağmur tanrısına lâmalar ve insanlar kurban edilirdi. Eski Mısırlılar gibi İnkalar da ölülerini mumyalar ya da başka yöntemlerle korurlardı.İspanyollar Cuzco’daki büyük güneş tapınağını bastıklarında olağan üstü güzellikte altın ve değerli taşlarla süslü eşyaların yanı sıra üzerinde Güneş tanrısının resminin bulunduğu kocaman bir altın tabak buldular.Ay tapınağında ise her şey som gümüştendi.(Meydan Larousse, İnkalar,C.X )
 
İnka İmparatorluğu’nun kıyı halkı bakırı döverek kaplar yapar yada eritilmiş metali,kalıplara dökerek biçimlendirirdi.Kıyının kuzey kesiminde yaşayan halk,değişik anlatımlı insan başı biçiminde çanak çömlek yapıyordu.İnkalar basit tezgahlarda çok güzel duvar halıları ve yaygılarda dokurlardı.Pamuklu dokumaları o kadar inceydi ki,İspanyollar bunları ipek sanmıştı.Kemik ve bambudan flüt,toprak ve deniz kabuklarından borazan ve tunçtan çanlar yaptılar. (http://www.zevkiniz.com )
 
İnkalar düzgün ve geniş yollarını taşlarla döşediler.Kayaları oyarak kısa tüneller,tahtadan köprüler yaptılar.Gelişkin bir haberleşme sistemleri vardı.Belli aralıklarda kurulu posta istasyonlarına ulaklar haber taşırdı.Yollarda ayrıca dinlenme evleri de yapılmıştı.Tekerlek bilinmediğinden yükleri lama sürüleri taşırdı.
 
Taş yontuculuğundaki üstün becerilerine karşın İnkalar’ın Mayalar gibi gelişkin araç gereçleri yoktu.Ne bir yazı sistemleri ne de paraları vardı.İplere düğüm atarak hesap yaparlardı.
Dünyada ilk patates üreticileri İnka çiftçileridir.Öbür ürünleri mısır,tatlı patates ve manyoktu. Domuz,ördek,köpek ve lama yetiştirirler,lama tüyünden dokumalar yaparlardı. Francisci Pizarro yönetimindeki İspanyollar, altın aramak için Peru’ya ayak bastıklarında tahtta Atahualpa vardı. İspanyol komutan Francisci Pizarro, Atahualpa’yı tuzağa düşürerek tutsak aldı. Atahualpa hapisteyken Huascar’ın öldürülmesi için emir verdi. Emir yerine getirildi. Bunu gerekçe gösteren Pizarro, Atahualpa’yı idam ettirdi. Başsız kalan ülkeye İspanyollar egemen oldular ve İnka İmparatorluğu’nun topraklarının tümünü ele geçirdiler.




FAYDALANILAN KAYNAKLAR
  • http://www.zevkiniz.com
  • http://www.lahuti.com/forum/inkalar-inka-
  • http://www.frmtr.com/garip-olaylar/300)
  • ttp://www.bydigi.net/tarih/212 )
  • Meydan Larousse, İnkalar,C.X

 

 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, Fotoğraf, minyatür, hat ve  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirisiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com

 

 

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...