Atabetü'l-Hakayık Hakkında ve Alıntılar Edip Ahmet Yükneki


 

Resim Alıntı: https://www.bilgiustam.com/atabetul-hakayik/

Atabetü'l-Hakayık

Atabetü'l-Hakayık, Edip Ahmet Yükneki tarafından 12. Yüzyılda yazılmıştır. Eser Karahanlı Sahasında yazılmış ve ilk İslami eserler arasındadır.  Atabetü'l-Hakayık,  kelime olarak  “Hakikatlerin eşiği “ anlamına gelmektedir.  Eserin adı ilk önceleri "Hibetü'l-Hakayık" veya "Aybetü'l-Akayık" şeklinde okunmuş daha sonra eserin adının Atabetü’l-Hakayık olarak okunması gerektiği üzerinde karar kılınmıştır.
 
Edip Ahmet Yükneki eserini Karahanlı Hükümdarı Muhammed Dâd Sipehsalar’a takdim etmiştir.
 
Eserin konusu dini ve ahlakidir. Edip Ahmet,  eserini bir vaaz ve nasihat kitabı olarak oluşturmuş, Kutadgu Bilig’de de rastlanılan dini didaktik bir eser halinde meydana getirmiştir. Eserin konusu: dindarlığın faziletleri, ilmin mutluluğa götüren bir yol olduğu, cömertliğin bütün ayıpları, kirleri yıkayan bir davranış olduğu; cömertliğin insana şan ve şeref kazandırdığı, şeref, , cimrilik, iyi ve kötü huylar, tevazu sahibi olmanın faziletleri,  kibirden kaçınmak gerektiği, iyi bir insan ve Müslüman olabilmenin yolları,  ihtirasın kötülüğü, dünyanın gelip geçici olduğu ahrete hazırlanmak gerektiği  vb dir.
 
Eser işlediği konuları hadis ve ayetlere dayandırarak kanıtlamaya çalışmış, beyitlere dayanarak ahlaklı insan olmanın yollarını, ahlak ilkelerini açıklamış ve çeşitli ahlaki öğütlerde bulunmuştur.  Eser, İslami düşünce ve görüşlere dayanarak İslam anlayışına dayalı ideal bir ahlak ve erdem resmi çizmektedir. Eser; dünyayı, Allah'ı, insanı bilmenin yolunun bilimden geçtiğini savunmaktadır. Bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı konusu eserin üzerinde durduğu ana konulardan biridir.
 
Edip Ahmet’in, bu eserini Kutadgu Bilig’den etkilenerek İran edebiyatı tesirinde yazmıştır.  Eser, 40 beyit ve 101 dörtlük, 484 mısra şeklindedir.  Eser hem beyit hem de dörtlük sitemine göre yazılmıştır. Bu yönüyle tam bir geçiş dönemi eseri hüviyetindedir. Eserin aruz vezni ile yazılmış olan beyitleri Kutadgu Bilig'de olduğu gibi faûlün - faûlün faûl ölçüsüyle yazılmıştır. Eserde Gazel ve kaside denilebilecek tarzda şiirler de vardır. Eser mesnevi tarzında yazılmış, giriş bölümünde 40 beyit, asıl konu ve bitiriş bölümlerinde 101 dörtlük vardır.
 
Eser, konusu ve şekli itibariyle hem İslamiyet öncesi Türk Edebiyatının hem de İslami dönem Türk Edebiyatından izler taşımaktadır. Eser, Yusuf Has Hacib'in Kutadgu Bilig adlı eseri gibi aruz vezniyle ve Kaşgar – Karahanlı Türkçesi ile yazılmıştır. Ancak eserde Arapça ve Farsça kelimelerin de bir hayli kullanıldığı dikkati çekmektedir.
 
Atebetü’l-Hakâyık’ın baş kısmındaki övgü ve sebeb-i telif kısımları kaside tarzındadır ve beyit sistemiyle yazılmıştır.  Eserin asıl bölümü ise İslamiyet öncesi Türk şiirinde görülen milli ölçü ve nazım birimi olan hece ve dörtlüklerden oluşur.  Dörtlükler mani’nin kafiye sitemi olan, aaba/ccdc/eefe biçiminde uyaklaşmıştır.  Eserde İslamiyet öncesi Türk şiirinde görülen mısra başı kafiye sistemine sık sık rastlanılır. Tam ve yarım uyakların yanı sıra bazen rediflere de yer verilmiştir. Buna rağmen eser vezin ve kafiye bakımından yer yer kusurular ihtiva etmektedir.  Vezin ve kafiyeye özen gösterildiği bu bakımdan söylenemez.  Eserde çok sayıda imale ve zihaf bulunmaktadır. Eser edebiyatımızda aruz ölçüsü ile yazılmış ikinci eser hüviyetindedir.
 
Eser üzerine ayrıntılı tek çalışma Reşit Rahmeti Arat tarafından yapılmıştır. Karşılaştırmalı metin, çeviri, notlar ve indeksi içeren bu çalışma 1951 yılında Reşit Rahmeti Arat tarafından yayımlanmıştır.
 
Edip Ahmet Yükneki’nin bu eserini nerede ve ne zaman yazdığı kesin olarak bilinmemektedir. Atabetü'l-Hakayık'ın Uygur harfleriyle yazılmıştır. Eserin İki yazma nüshası İstanbul’da Ayasofya Kütüphanesi'nde bulunmaktadır. [1] Bunlardan biri 884 de İstanbul’da, diğeri ise, 848 de Semerkant’ta yazılmıştır. [2]Uygur harfleri ile yazılmış olan en iyi nüsha Ayasofya Kitaplığı’ndadır. Eser İlk defa M. Necip Asım tarafından bulunmuş ve Arapçaya da nakledilmiş hali ile yayımlanmıştır. 1334. (1918). En iyi neşri ise Reşit Rahmeti Arat tarafından yapılmış, üç nüshadan da yararlanarak, önsöz, transkripsiyonlu metin. Türkiye Türkçesi’ne çeviri ve bibliyografyadan meydana gelen baskısı; TDK yayınları arasında çıkmıştır (1951). Dany ve Kowalsk’ gibi yabancı Türkologlar tarafından da filolojisi incelenmiştir.[3]
 
 
Atebetü’l-Hakâyık’ın İçeriği, Bölümleri ve Konuları
 
Eser,  dini didaktik nasihatname türünde bir eserdir. Atebet’ül-Hakayık, İslam inanç ve ahlak ilkelerini manzum bir hâlde ortaya koymuştur. Eserin giriş bölümü Tevhitle başlar. Tevhidi, bir na't ve dört halifenin övgüsünün yapıldığı manzume takip eder. Bu manzumeden sonra eserde, eserin kendisine ithaf edildiği, Türk ve Acem ülkelerinin meliki, emîr-i âzam Muhammed Dâd İspehsâlâr Beg'e ait övgüler ve eserin yazılıi nedeninin anlatıldığı kısım yer alır.[4]
 
Eser 14 bölüm halinde düzenlenmiştir. Baştaki münacat, methiye ve  sebeb-i telif- ( kitabın yazılışının açıklandığı ) bölümü kaside şeklindedir ve beş bölümden oluşur.  Şairin "nevi" adını verdiği Sekiz bölüm tutan asıl metin ise Türklerin millî nazım şekli olan hece ölçüsü ve dörtlüklerle yazılmıştır.  Sondaki 1 bölüm ise bitiriş – hitame- bölümüdür.
 
Kitabın yazılış nedeninin belirtildiği  - sebeb-i telif - bölümden sonra  “bilginin yararı, bilgisizliğin zararı, dilini tutmanın erdemi, dünyanın dönekliği, cömertliğin övülmesi, cimriliğin yerilmesi, kibir, harislik, zamanenin bozukluğu gibi konuların işlendiği bölümler yer alır.
 
Eser, işlediği konular açısından Kutadgu Bilig ile benzemekle birlikte Kutadgu Bilig daha sanatkârane ve edebi bir dille yazılmıştır.   Edib Ahmed eserini herkesin rahatça okuyup anlayacağı bir dille, (Anın uş çıkardım bu Türkî kitap) diyerek Türkçe olarak kaleme almıştır.
 
Ese­rin sonunda Edîb Ahmed’e ait olmayan üç ek bulunmaktadır. Bunlardan ilkinin müellifi Aslan Hoca Tarkan ‘dır. [5] Burada  “Edîb Ahmed’in anadan doğma kör olduğu, eserin on dört bâb olarak tertip edildiği ve kitabın altın yüklü fil değerinde olduğu vurgulanmıştır. Emir Seyfeddin tarafından yazılan dörtlükte, Edîb Ahmed  “edibler edi­bi” ve “fazıllar başı” denilerek takdir edilmektedir.”[6]
 
Eser, edebiyatımızın bilinen en eski eserlerindendir. Bu yüzden de Türk dili ve edebiyatı tarihi açısından oldukça önemlidir.
 
 
 
Edip Ahmet Yükneki
 
Kimi araştırmacılar Yükneki’yi Yuğnaki şeklinde okumuştur. Hasibe Mazıoğlu ve Fuat Köprülü Yuğnaki şeklinde okunması gerektiği düşüncesindedirler.  Edip Ahmet Yükneki’nin Türkistan’ın Taşkent civarında yer alan Yüknek veya Köprülüye göre Yugnag [7] kasabasında doğduğu bu yüzden de Yükneki olan anıldığı sanılmaktadır.  Edip Ahmet’in Mahmud is­minde bir kişinin oğlu olduğu dışında hayatı hakkında bir bilgi bulunmamaktadır.  Yazarın yaşadığı dönem ve çevresiyle ilgili elimize ulaşan bilgi çok çok azdır.  Eski kaynaklarda bulunan bilgiler ise menkıbevi mahiyette bazı rivayetlerden ibarettir.
 
Yüknek köyü veya kasabasının Taşkent - Semerkand yakınlarında olduğu bilinmektedir. Semerkant o yıllarda Türk Dünyasının en önemli kültür merkezidir. Bu bakımdan Edip Ahmet’in bu kültür dairesinde yetiştiği ve iyi bir eğitim aldığı düşünülebilir. Kitabın arkasına sonradan Aslan Hoca Tarkan tarafından yazılan takrizde, şairin ana­dan doğma kör olduğu, bu eser sayesinde sevgi ve saygı ka­zandığı bildirilmektedir. Arapça, Farsça bilmesi aruz ölçüsünü kullanmayı bilmesi hadis ve ayetlerden haberdar olması onun iyi bir tahsil gördüğünün kanıtıdır. Edîb Ahmed’in tefsir ve hadis gibi İslâmî ilimleri tahsil etmiş, takva sahibi, âlim, fazıl bir şair olduğu ortaya çıkar. Hakkındaki menkıbelere dayanarak - ki onun hakkında Ali Şir Nevai de bazı rivayetler nakletmiştir.-  [8]şöhretinin XV. asır sonlarına kadar sürdüğü söylenebilir. Bu rivayetlerde her gün Bağdat’a dört fersah yoldan gelip İmam-ı Azam ‘dan ders aldığı nakledilmektedir. [9]
 
Hayatı hakkında başka bilgi yoktur. Atabetü’l Hakayık’ın telif tarihi bilinmemekle birlikte Kutadgu Bilig’den yarım asır sonra yazıldığı tahmin edilmektedir.
 
 
 
ESERDEN ALINTILAR:
 
Doğru söz bal, yalan söz soğan gibidir; soğan yeyip, ağzı acılandırma, bal ye. Yalan söz hastalık, doğru söz şifa gibidir; bu söz eskiden söylenmiş bir masaldır.
 
Doğru ol, doğruluk yap ve adın doğruya çıksın; insanlar seni doğru olarak bilsinler; Eğriliği bırakıp, doğruluk giysini giy; elbiselerin en iyisi, doğruluk giysisidir.
 
Senin birliğine delil aramaya kalkışan kimse küçücük ve tek bir nesnede bile binlerce delil bulur. ben şuna kesin olarak inandım: Yok iken beni yarattığın gibi yok eder ve sonra diriltirsin. (Atebetü’l Hakâyık, Tanrı’yı Ululama – s. 13)
 
 Onun adını anmak ve övmek şerbet olmalı ki dilim adını andıkça ağzım tatlanıyor. Bugün benden salâvat ulaşsın ki yarın bunaltı beni sardığında elimden tutar olsun. (Atebetü’l Hakâyık, Peygambere Övgü – s. 14)
 
Bulut küçük bir damlacık su bile hediye etse deniz, bunu az veya çok demeden kabüllenir. Sultanım keremce denizden bin kat daha ileridedir. (Atebetü’l Hakâyık, Büyük Emîr Muhammed Dâd İspehsâlâr Bey’e Övgü – s. 17)
 
 Bilgili kişi varlığını belli eder. Bilgisiz hayatta olsa bile yitik sayılır. Bilgi sahibi kendi ölse de adı ölmez. Bilgisizin ise daha saglığında adı unutulur. (Atebetü’l Hakâyık, Bilginin Yararı Bilgisizliğin Zararı – s. 18)
 
Dili başıboş adam akıllı mı olur? Boşboğaz sözleri, çok başlar yedi. Birini dil ile yaralama; bil ki ok yarası kapanır da dil yarası kapanmaz. (Atebetü’l Hakâyık, Dilini Korumak – s. 20) [10]
 
 
DİL
 
79. eşitgil biliglig negü tip ayur
80. edebler başı til küdezmek tiyür
81. tiling bekte tutgıl tişing sınmasun
82. kah çıksa bektin tişingni sıyur
 
İşit, bilgili neler deyip söyler,
Edebin başı dili gözetmek der.
Dilini sıkı tut, dişin kırılmasın.
Eğer çıksa dilin, dişini kırar.
 
83. sanıp sözlegen er sözi, söz sağı
84. öküş yangşagan til, unulmaz yağı
85. sözüng boşlag ıdma yıga tut tiling
86. yeter başka bir kün bu til boşlagı
 
Sözün iyisi düşünüp söylenen;
Çok konuşan dil, güç yetmez düşman.
Boşa söz harcama, pek tut dilini,
Belâ açar başına bu dil bir gün.
 
87. hiredlıgmu bolur tili boş kişi
88. telim başru yidi bu söz til boşı
89. öçüktürme erni tilin bil bu til
90. başıktursa bütmez büter ok başı
 
Akıllı mı olur dili boş kişi?
Pek çok başı yedi bu söz dil boşu.
Kızdırma insanı dille; çünkü dil
Yarası onmaz, onsa da ok yarası.
 
103. tili yalgan erdin yırak tur teze
104. keçür sen me umrüng könilik öze
105. ağız til bezeki koni söz turur
106. koni sözle sözni tilingni beze
 
Dili yalan yerden ırak dur, kaçın;
Geçir sen de ömrünü doğruluk üzre.
Ağız dil bezeği doğru söz olur,
Doğru sözle, söz ve dilini süsle
 
111. koni söz asel teg bu yalgan basal
112. basal yip acıtma ağız yi asel
113. bu yalgan söz ig teg koni söz şifa
114. bu bir söz ozakı urulmış mesel
 
Yalan soğan gibi, baldır doğru söz.
Bal ye, soğan yeyip acıtma ağız.
Yalan söz hastalık, doğru söz şifâ,
Bul söz, eskilerden vurulmuş bir iz.
 
115. koni bol könilik kıl atan koni
116. koni tiyü bilsün kişiler sini
117. könilik tonm ked kodup eğrilik
118. kedim ton lalusı könilik tonı
 
Doğru ol, doğruluk kıl, doğru ad al;
Doğru diye bilsin insanlar seni.
Doğruluk donun giy, eğriliği koy,
Giyimin iyisi doğruluk donu.
 
 
 
[1] Reşit Rahmeti Arat, Atebetü'l Hakayık, TDK Yayınları, Ankara 1992
[2] M. F. Köprülü Türk Edebiyatı Tarihi,  Ötüken Yayınları, İstanbul- shf- 174
[3] M. F. Köprülü Türk Edebiyatı Tarihi,  Ötüken Yayınları, İstanbul- shf- 174
[4] Adem ÇATAK, ATEBETÜ’L-HAKAYIK’TA DÜNYA ALGISI , Turkish Studies - International Periodical For The Volume 7/4, Fall 2012, p. 1177-1202, ANKARA-TURKEY
[5] M. F. Köprülü Türk Edebiyatı Tarihi,  Ötüken Yayınları, İstanbul- shf- 174
[6] https://www.cokbilgi.com/yazi/yuknekli-edip-ahmet-kimdir-hayati-atabetul-hakayik/
[7] M. F. Köprülü Türk Edebiyatı Tarihi,  Ötüken Yayınları, İstanbul- shf- 175
[8] M. F. Köprülü Türk Edebiyatı Tarihi,  Ötüken Yayınları, İstanbul- shf- 175
[9] ] M. F. Köprülü Türk Edebiyatı Tarihi,  Ötüken Yayınları, İstanbul- shf- 175
[10] Vedat Osman Korkut, Atebetü’l Hakâyık’dan Seçmeler,www.vedatosmankorkut.com/
Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış