Divan-ı Lügat-it-Türk Kaşgarlı Mahmut




Eserin anlamı "Türk Sözlüğünün Divanı" anlamına gelir.  Eser, yalnız bir Sözlük değil; İSLAMİYET ÖNCESİ DÖNEM EDEBİYATIını, tarihini, coğrafyasını, folklorunu, mitolojisini aydınlatan ansiklopedik bir kaynaktır. Bilindiği üzere, XI. yüzyıl hemen bütün İslâm ülkelerinde Türklerin egemen olduğu bir dönemdir. Karahanlılar devletinin, özellikle Büyük  Selçuklu, İmparatorluğu’nun askerlikçe ve uygarlıkça en parlak zamanı bu dönem içerisindedir. O tarihlerde Türklerin egemenliğindeki uluslar Türk dilini öğrenmek ihtiyacını duyuyorlardı. Divan ı Lügat üt Türk'i, işte bu maksatla, yani Araplara  Türkçeyi öğretmek amacıyla 1073 -1077 tarihleri arasında Bağdat'ta yazılmış bir sözlüktür. Eser, Türk dilini Araplara tanıtmak maksadıyla yazıldığından, Arapça olarak kaleme alınmıştır. İçinde pek çok Türkçe, deyim, şiir  atasözü yer almaktadır. Sözcüklerle ilgili bol bol seci, mesel, hikmet, şiir, efsane; tarih, coğrafya; Türk halk edebiyatı, folklor bilgi ve örnekleri verilmiş; dilbilgisi kuralları ortaya konulmuş; Türkoloji'nin sağlam temelleri atılmıştır. Türkologların görüşü : " Göktürk Yazıtları ile Divan-ı Lügat-it-Türk'ün bulunuşu Türklük için tasavvur edilemeyecek kadar büyük kazanç olmuştur." [1]

Türk Dilinin en eski ve en değerli sözlüğünün, elde bulunan tek yazma nüshası, 1266 yılında Şam'da yaşayan müstensih Muhammed bin Ebû Bekir ibn Ebi'l-Feth es-Sâvî ed-Dimaşki tarafından temize çekilip 1 Ağustos 1266 (Hicri 27 Şevval 664) Pazar günü tamamlanmıştır.

El yazma nüshası 638 sayfadır ve yaklaşık 9000 Türkçe kelimenin ve cümlenin oldukça ayrıntılı Arapça ve başka dillerde açıklamasını içerir.[2]Türklerin tarihine, coğrafi yayılımına, boylarına, lehçeleriine ve yaşam tarzlarına ilişkin kısa bir önsöz ve metin içine serpiştirilmiş bilgiler vermektedir.

1915 yılında İstanbul’da tesadüfen Ali Emiri Efendi (1857–1923) tarafından bulunmuştur.
Kitap, eski Maliye Nazırlarından Nafiz Beyin akrabası yaşlı bir hanım tarafından Sahaflar Çarşısı’nda satılması için Burhan Bey’ adlı bir sahafın dükkânına bırakılmış, kitabı burada gören Ali Emiri Bey kitabın değerini anlayınca sahaf dükkânına bırakılan bu Divan ı Lügat üt Türk'i, ’ün birinci nüshasını üç lira da bahşiş vererek toplam otuz üç liraya satın almıştır. [3] Ali Emiri Efendi, kitabı satın aldığında duyduğu sevincini şu şekilde dile getirir: ‘Bu kitabı aldım; eve geldim. Yemeği içmeği unuttum… Bu kitabı sahaf Burhan 33 liraya sattı. Fakat ben bunu birkaç misli ağırlığındaki elmaslara, zümrütlere değişmem.’[4] Demiştir.

Bir söylentiye göre de, yanında para olmadığı için eve gidip parayı alana kadar kitabın başkasına satılmaması için, dükkân sahibini dükkâna kilitlemiştir.(Ancak daha önceki yüzyıllarda Antepli Aynî ve Katip Çelebi de Divan'dan söz ederler.) Ali Emiri yazması, Sadrazam Talat Paşa'nın (1874–1921) araya girmesi ile Kilisli Rıfat Bilge Bey'in (1873–1953) denetimi altında 1915 – 1917 yılları arasında üç cilt hâlinde basılmış hemen bütün dünya Türkologlarının ilgisini çekmiştir.

Ali Emiri Efendi bunun tespitini Kilisli Rıfat Efendi’ye yaptırmış, Kilisli Rıfat Efendi, iki ay müddetle kitabı üç kere okumuş, karışmış sayfaları yerli yerine koymuş ve numaralandırmıştır. Daha sonra da kitap Matbaa-i Amire’de üç yıl süren bir maceranın ardından basılabilmiştir.

Kitabın AZERBAYCAN da ve Doğu Türkistan’da çevrilmesi pek çok Türk bilim adamının idam edilmesine sebep olmuştur. AZERBAYCAN’DA ve Doğu Türkistan’daki çevirileri yapan Azeri ve, Uygur asıllı pek çok bilim adamı Ruslar ve Çinliler tarafından idam edilmiştir. Divan ü Lügati’t Türk İbrahim Muti’in yönetiminde Abdusselam Abbas, Abdurrahim Ötkür, Abdurra¬him Habibulla, Abdulreşit Kerim Sait, Abdulhamit Yusufi, Halim Salih, Hacı Nur Hacı, Osman Muhammed Niyaz, Emin Tursun, Sabit Ruzi, Muhammet Emin ve Mirsultan Osmanov’dan oluşan 12 kişilik komisyon tarafından tercüme edilmiştir. Bu tercüme ile Divan, 1981–84 yıllarında Urimçi’de 3 cilt halinde ve 10 bin nüsha basılmıştır.[5]


Breslav Üniversitesi Samî dilleri Profesörü Carl Brockelmann 1928 yılında, atasözlerini, halk edebiyatı örneklerini ve Türk edebiyatı ve dili ile ilgili bulunan bütün kısımları ayrıntılı notlarla sözlüğün Almanca çevirisini yayımlamıştır. Besim Atalay'ın modern Türkçe çevirisi 1940 yılında Türk Dil Kurumu tarafından basılmıştır.

1982 – 1985 yılları arasında Robert Dankoff ve James Kelly tarafından yayına hazırlanan ve çevirisi yapılan önsüz ve fihrist (gösterge) içerikli İngilizce çevirisi, Harvard Üniversitesi basımevi tarafından yayınlanmıştır. Kaşgarlı Mahmut’un eserinin keşfedilmesi ve yayımlanması Türkoloji tarihinde yeni bir devir açan olağanüstü bir olaydır. Kaşgarlı Mahmud'un Divanü Lügati’t Türk kitabı döneminde yazdığı ve o döneme ışık tutan başka bir (Kitabu Cevahirü’n-Nahv fi Lugati’t-Türk) kitabı kayıptır.

Divan’ında Türk dilinin grameri yanında, TÜRK yer adları, Türk damgaları ve Türk topluluklarını da etraflı şekilde anlatan Kaşgarlı Mahmut, ömrünün sonlarına doğru tekrar memleketi Kaşgar’a dönerek, tahminen 1090’da burada vefat etti. Doğu Türkistan’da bulunan Kaşgar şehrine 35 kilometre uzaklıktaki Azak köyünde olan kabri, 1983 yılı Temmuz ayında bulundu. Türk illerini, obalarını ve bozkırlarını birer birer dolaşan ve Türk dili ve kültürüne ait topladığı malzemeyi titizlikle inceleyerek eserlerine alan Kaşgarlı Mahmut; Türk, Türkmen, Oğuz, Çiğil, Yağma ve Kırgız boylarının ağız ve lehçelerini karşılaştırmalı olarak işledi. Ona göre; Türk Lehçelerinin en kolayı Oğuz lehçesi, en dürüst ve kullanışlısı Yağma ve Tuhsi şivesi, en edebisi ise Kaşgar Türkçesidir.

Türk dilinin tarifini, Lehçelerinin özelliklerini sayar ve dilbilgisi kurallarını, Arapçadakilere kıyasla gösterip tespit eder. Ana dilinin Arapçadan çok üstün olduğunu söyler ve örnekler verir. Bu arada, o bilgileri nasıl elde ettiğini, nasıl bütün memleketleri gezip dolaştığını da anlatır. İkinci, yani sözlük bölümü, Türkçe kelimelerin Arapça izahlarını kapsar. Bu nedenle, eser, Arapça yazılmış bir Türkçe sözlüktür. Ya da Türkçeden Arapçaya sözlüktür. Arapça dilbilgisindeki şekillerine göre sıralanmış 7500'den fazla kelime hakkında açıklama yapılmıştır.

 

Türk edebiyatı tarihine ait sözlü edebiyat örneklerini Kaşgarî'nin kitabından öğrenmekteyiz. Sagu denilen ağıtlar, koşuk dediği koşmalar, sav dediği atasözleri ve nazım şekillerinden başka verdiği dersten örneklerine bakarak meselâ Alp Er Tunga adındaki destanlaşmış kahramanın varlığını da yine Divan ı Lügat üt Türk'iden öğrenmiş bulunuyoruz. Bu sebeplerden dolayı Kaşgarlı Mahmut'un Divan ı Lügat üt Türk'i hem dil, hem edebiyat, hem toplum ve sosyoloji tarihimiz bakımından çok önemli belgeleri toplayan bir kaynaktır.

Kelimelerin anlamlarının iyi anlaşılması için deyimlerden, atasözlerinden ve şiirlerden, hatta bazı Âyet ve Hadis-i Şerif’lerden örnekler verilmiştir. Bu yönüyle eser, bir kültür hazinesi değerine kavuşturulmuştur. Eserde yer alan harita ise, Türk Dünyası ile ilgili olarak yayınlanan ilk haritadır. Haritada; dağlar kırmızı, denizler yeşil, ırmaklar mavi, kumluk alanlar sarı renkle gösterilmiştir. Türklerin oturdukları bölgeler ve komşularının isimleri özenle belirtilmiştir. Eser, güneşle birlikte, kültürün de doğudan dünyayı sardığının önemli bir göstergesidir.

 

KAYNAKÇA


 

·         [1] Cengiz Aslan, Ahmet Yesevi Üniversitesi Araştırma Merkezi.hurgokbayrak.com/yeni_sayfa_203.htm

·         [2] https://tr.wikipedia.org/wiki/Divan-ı Lüğat- üt Türk

·         [3] M. Şakir Ülkütaşır: Büyük Türk dilcisi Kâşgarlı Mahmut, 2. baskı Ankara 1972.)

·         [4] Dr. Fahri SOLAK, www.yenidenergenekon.com/322-divan-i-lugatit-turk-icin-oldurulen-bilim-adamlari

·         [5] Dr. Fahri SOLAK,www.yenidenergenekon.com/322-divan-i-lugatit-turk-icin-oldurulen-bilim-adamlari )

Bu içeriğe henüz katkı yapılmamış

Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.


Henüz yorum yapılmamış