Alp Er Tunga Destanı Özeti Şehname ve D. Lüğat'üt, Tük' e Göre

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 17 Temmuz 2012 Salı aaa Beğen
 

 



Alp Er Tunga Destanı Hakkında Analizler ve Çalışmalar
    

 

 

Alp Er Tunga Destanı Hun  TÜRKleririnden önce kurulmuş olan, Saka veya İskit olarak adlandırılan Türklere aitdestandır. . Güney Rusya'yı da içine alarak  Doğu Avrupa’ya kadar yayılan bu Türk kavmi ve devletine  kimi tarihçiler İskit adını verirken kimi tarihçiler de Saka adını vermektedir.  Doğu Avrupa bölümündeki Sakalara İskit, Orta Asya ve AZERBAYCAN çevresindekilere Saka adının verilmiş olması dikkat çeken bir husustur. Hakkında çok fazla şey bilinmeyen Saka ve İskit Türklerinin  en büyük hükümdarlarından birisinin Alp Er Tunga olduğu  sanılmaktadır.[1] 

Alp Er Tunga Destanın bu Saka hükümdarının hayatı etrafında şekillenmiş bir destan olabileceği pek çok tarihçinin ortak kanaatidir. Kaşgarlı Mahmut’un  Divan ı Lügat üt Türki adlı eserinde geçen Alp Er Tunga sagusundan alınan bilgiler zaten bunu göstermektedir. Fakar problem olan şey Alp Er Tunga adlı bu Türk hükümdarının ne zaman, nerede yaşadığı ve hangi Türk devletinin hükümdarı olduğudur.[2] 

Pek çok tarihçi Divan-ı Lügat-it-Türki'de sözü edilen Afrasyap  ile Alp Er Tunga'nın aynı  Türk hükümdarı olduğu yönündedir. Türk Destanlarında Afrasyap adlı bir destanın olmayışı, İran Destanları ve  Firdevsi'nin Şehnamesinde Alp Er Tunga'ya rastlanılmaması bu kanıyı güçlendirir. İranlıların  Alp Er Tunga’yı, Afrasyap  olarak telaffuz ettikleri veya Alp Er Tunga'ya Afrasyap dedikleri mantıklı gözükmektedir. 

Saka Türklerine  ait Alp Er Tunga ve Şu Destanı olmak üzere iki destan tespit edilmiştir.  Divan-ı Lüğat Üt Türkî' deki sagudan  anlaşıldığına göre Alp Er Tunga, M.Ö. VII. veya MÖ IV  yy arasında yaşamış kahraman ve çok sevilen bir Saka hükümdarıdır. Prof. Zeki Velidî Togan'a göre M.Ö. dördüncü yüzyıla kadar yaşamış olan ve M.Ö. yedinci yüzyılda Orta Tiyanşan çevresinin en güçlü devleti olarak gelişmiş bulunan, Hunlardan önceki büyük Türk Devleti Şu veya Saka adını taşımaktadır.


Alp Er Tunga Orta Asya'daki bütün Türk boylarını birleştirerek hâkimiyeti altına almış daha sonra Kafkasları aşarak Anadolu Suriye ve Mısır 'ı fethetmiş bir hükümdardır.[3]  Alp Er Tunga ile İranlı  Med,hükümdarları arasındaki bu mücadelelerin hatıraları uzun asırlar hem Türkler hem iranlılar  arasında yaşatılmıştır. Alp Er Tunga,Asur,kaynaklarında Maduva, Heredot'ta Madyes, iran ve islâm kaynaklarında Efrasyab adlarıyla anılmaktadır.[4]

İranlı Tarihçi Cüveyni, Alp Er Tunga'yı Bükü Han, Mercanî ise Bükü Han bin Pişing (Peşeng) diye zikretmektedir. Moğol tarihçisi Cüveyni de Uygur devletinin hükümdarlarının da Efrasyap soyundan olduğunu yazmaktadır. secere-i Terakime'ye göre Selçuklu Sultanları kendilerini Efrasyab soyundan kabul ederlerdi. [5]

Saka Türklerinin tarihten yok olduğu sanılmasına karşın bir kısım Yakut Türk'ün kendilerini Saka olarak tanıttığı anlaşılmıştır. Konuyla  iligili olarak Prod. Dr. Umay Günay  şunları yazmaktadır. "Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğinin dağılmasından sonra iletişim kurmak imkânı bulduğumuz ve Rusların Yakut adını verdiği Türk gurup aslında kendilerine Saka dediklerini söylemişlerdir. Tarih içinde kaybolduğunu düşündüğümüz Saka Türklerinin az da olsa bir bölümünün bugün hayatiyetlerini sürdürmeleri pek çok meselenin yeniden araştırılarak doğruların ortaya çıkmasına yardımcı olabilecektir. Tarihçi Mesudî de M.S. 7. yüzyılın basındaki Köktürk hakanının "Efrasyab" soyundan olduğunu yazmaktadır. Bütün bu bilgilerden hareketle "Tunga Alp" le ilgili efsanelerin Göktürkler den önce doğu ve orta Tiyansan alanında yasayan Türkler arasında meydana geldiğini ve bu destanın daha sonraları Göktürk ve Uygurlar ve Uygurlar arasında yasayarak devam ettiğini göstermektedir." [6]

Firdevsi'nin Şehnamesi'ndeki Afrasyap 'ın,  Alp Er Tunga olduğunu, Kutadgu Bilig, 'in şu mısralarından anlıyoruz:

Bu Türk beğlerinde adı belgülüg
Tunga Al Er irdi kutı belgülüg
Bedük bilgi birle öküş erdemi
Biliglig ukuşlug budun ködremi
Tajikler ayur ânı Afrâsyâb
Bu Afrâsyâb tutdı iller talab
Tajikler bitimiş bitigde mum
Bitigde yok erse kim ukgay ânı?


( Bu Türk beğleri içinde adı belli, kut'u belli Alp Er Tunga, büyük ve erdemli bir hükümdardır. Çok bilgili, meziyetli bir büyüktür. Tajikler (İranlılar) ona Afrâsyâb diyorlar. Bu Afrâsyâb, baskın ve yağmalarla illeri (dünyayı) tuttu. Tajikler bunu kitapta yazmışlar. Kitapta yok olsaydı bunu kim anlardı) [7]  Kutadgu Bilig'den alınan bu bilgilere göre "Tajikler bunu kitapta yazmışlar. Kitapta yok olsaydı bunu kim anlardı" sözlerinden Firdevs’inin Şehname'sin kast edildiği açıkça ortadadır. X. yüzyıl Arap tarihçisi Mesudi Türklerden ve Türk hakanlarından bahsederken Türk topluluklarının Çin ile Horasan arasında oturduklarını, buralarda birçok şehirler kurduklarını anlatır. Ayrıca Efrasiyab'ın buralardaki Türklerin hükümdarı ve hakanlar hakam olduğunu, Türk ülkelerinin hakimi bulunduğunu, diğer hanların ona bağlı olduğunu belirtir. İran'a hükmeden Efrasiyab'ın da bu hanlara mensup olduğunu söyler.[8]

" Orhun Yazıtlarıında "Dokuz Oğuzlar" arasında "Er Tunga" adına yapılan "yuğ" merasiminden söz edilmektedir. Turfan şehrinin batısında bulunan "Bezeglik" mabedinin duvarında da Alp Er Tunga'nın kanlı resmî bulunmaktadır. "Divan ı Lügat üt Türk'i,  " nin yazarı Kaşgarlı Mahmud'a ve ", Kutadgu Bilig’in  " yazarı Yusuf Has Hacip'e göre "Alp Er Tunga" İran destanı "şehname" deki büyük ve efsanevî Turan hükümdarı "Efrasiyab"dır. "[9]

Alp Er Tonga ile ilgili ilk yazılı belge Avesta'da geçmektedir. Bu eserde Alp Er Tonga hilekâr ve kötü insan tipini temsil ettiği gibi İran ırkının da baş düşmanı olarak gösterilir.[10] Türk asıllı kaynaklarda Alp Er Tunga Destanı hakkındaki bilgilerin en önemli kaynağı Divan-ı Lugat-it Türk'tür. Milâttan sonra on birinci yüzyılda Kâşgarlı Mahmut tarafından yazılan bu eserde, Destanın, büyük bir ihtimalle son kısımlarına ait bir ağıt (sagu) yazılı olarak verilmektedir.

Şehname başlangıcından X. Yüzyıla kadar Iran tarihini bir bütün olarak kapsayacak şekilde yazılmış ve İran tarihîni dört büyük döneme ayırmaktadır:

1) Pişdânîler sülâlesi.
2) Kiyânîler sülâlesi.
3) Eşkânîler sülâlesi.
4) Sâsânîler sülâlesi.

Şehnamede Pişdânîler sülâlesinden 10, Kiyânîler sülâlesinden 15, (Eşkânîler sülâlesinden kısa bir süre), Sâsâniler sülâlesinden de 9 hükümdarın devri anlatılmıştır. Pişdânîler ve Kiyânîler yıldızlara ve güneşe taparlardı. M.Ö. 100 yılında Kiyânîler zamanında Zerdüşt (Zoroastre) ismindeki birisi Mecusîliği çıkardı. Bu dinîn mensupları hazret-i Ömer zamanında İslâmiyet’i kabul ettiler. Zerdüşt’e kadar olan hükümdarların tarihî Avesta’dan alınmıştır. Pişdânîlerin tarihî efsaneler şeklinde anlatılmaktadır. Kısmen Hint-İran ortak mitolojisine girmektedir. Kiyânîlerin tarihî ile alâkalı olarak İskender’in Dara’yı mağlup etmesi ve İskender hakkında bilgiler Yunancadan Pehleviceye çevrilen İskender Kıssası’ndan alınmıştır.

Yine bu devirde Türk Hükümdarı Alp Er Tunga ile yapılan savaşlar eserde mühim bir yer tutmaktadır. [11] “İran milli tarihinin önemli bir kısmını işgal eden Efrasiyab efsaneleri, Turan bozkırlarındaki halklar tarafından İran 'a karşı girişilen saldırılarla ilgi kurularak birçok rivayetle birleştirilmiştir. Nitekim bu hikâyelerin çoğu birkaç hükümdar döneminde kuzeydoğudan yapılan hücumlarla ilgili görülmektedir. Bir kısım tarihçilerin iddia ettiği gibi Saka kabilelerinden bir bölümünün değil aynı zamanda Hunlar,Eftalitler(Ak Hunlar) ve Göktürkler gibi Türk kabilelerinin saldırılarını da yansıtmaktadır.” [12] Yani bu destanda Türklerin değişik zaman dilimlerinde İran’a yaptıkları hücumların hepsinin hükümdarını Afrasyap olarak göstermişlerdir.

 

Saka Türklerine ait Şu destanının konusu ile Kiyaniler sülalesinin İskender ile savaştıkları tarih ile örtüşmektedir. Şu Destanında, İskender’in orduları önünde yenilen Türklerin  Kuzey bölgelerine çekilmesi konusu işlenmektedir.[13] O halde Şu ile  Alp Er Tunga , (İranlılara göre  Afrasayap ) İranda Kiyaniler sülalesi hüküm sürerken Türkistan’daki Saka Türkleri hükümdarlarıdır. 

Şehname'nin  en büyük kahramanı Rüstem ‘dir. Eserde Rüstem ‘le Alp Er Tunga mücadelelerine geniş yer verilmektedir. Bu bölümlerde Alp Er Tunga yani  Afrasyab, kardeşi Alp Arız da-  Agrires-  adı ile görülmektedir. Afrâsiyâb, Türklerin en eski atası olan Tur veya Türk'ün soyundan gelmektedir. Şehname’de Afrasayap'ın babasının adı Peşenk veya Feşenç'tir. Togan bu kelimenin Peçenek Türkleri ile ilgili olabileceğini düşünmektedir. Dîvânü Lûgati't-Türk adlı eserinde madde başlarına verilen örneklerde yer alan dörtlüklerin bir araya getirilmesiyle tam metnini elde edebildiğimiz Alp Er Tonga destanından Kutadgu Bilig’de de bahsedilmektedir. Bu iki büyük kaynak Alp Er Tonga’yı Şehname’nin kahramanı Afrasyab ile birleştirmektedir.[14]Şehname’de Türk ülkesi genel olarak "Turan" veya "Turan Zemin", nadiren de "Şehr-i Turan" adını taşımaktadır. Asya'dan İran'ın Kuzey-Doğusuna kadar Türklerle meskûn sınırsız alanları ifade eden bu mefhum pekiyi tanımlanmamıştır.[15]

Firdevsi’nin ünlü “ Şehnâme” adlı uzun manzum destanı, Farsların, Arap ve Türklerden daha üstün bir ırk olduğu iddiasını kanıtlamak için yazılmış bir eserdir”.[16] Bu yüzden şehnamaede olaylara bu merkezden bakılmaktadır. Şehnamede Alp Er Tunga'nın İran hükümdarlarına sık sık yenildiği, İran Turan savaşlarında İran hükümdarlarının sürekli değiştiği Alp Er Tunga- Afrasyap- ın  140 yıl yaşadığı rivayet edilir. Buna rağmen  Alp Er Tunga'nın İran'a defalarca girmiş ve zapt etmiş olması destan tarafından da kabul edilmekte, Sürekli yenildiği halde Afrasyap mücadeleye devam etmektedir. Şehnamedeki bu çelişkili durumlar  Efrasyab'ın başarısız olmadığını gösterir.[17] İranlıların Türkleri durdurabildiği ve  savaş kazanabildikleri tek durum olaylara Rüstem'in müdahil olduğu savaşlardır.  Kısaca İranlılar, Türkleri ve Afrsayap'ı sadece bir masal  kahramanı sayesinde durdurabilmektedirler. Destanlardaki olağn üstülükleri ortadan kaldırınca geriye tarih kaldığına göre Afrasyap başarısız değil aksine İranlıları  gözünde de çok büyüyen ancak masal kahramanları ile mağlup edilebilen  birisidir.  Olaylara tersinden baktığımızda gerçek olanlar budur. Fakat Divan'-ı Lüğat Üt Türkî dek   Alp Er Tunga Sağusuyla Şehnamedeki olayları birleştirince şu gerçek ortaya çıkar. Alp Er Tunga,  İran -Türk savaşlarının en sonunda ölmüştür. 

Alp Er Tunga ile Afrasyap'ı kişilik olarak birleştirip, Şehnamedeki olayları esas alıp,  Divan'-ı Lüğat Üt Türkî deki sağu ile birleştirdiğimizde şöyle bir özet ortaya çıkmaktadır.

 




ŞEHNAME VE DİVAN'I LÜĞAT ÜT TÜRKİYE GÖRE ALP ER TUNGA DESTANI VE ÖZETİ 


Turan ülkesi ile İran birbirine komşu ve düşman iki devlettir.  İran ile Turan ülkesi arasındaki düşmanlığın tohumları İran’daki Pidaniyan sülalesi zamanında başlamıştır. İran ülkesinin tahtında Minuçehr, Turan ülkesinin tahtında ise Alp Er Tunga'nın babası Peşeng Kağan vardı. Afrâsiyâb’ın atası Tur, İran hükümdarı Feridun’un ortanca oğludur. Büyük kardeşi Selm, küçük kardeşi İreç’tir. Feridun yeryüzünü üç oğlu arasında paylaştırır. Rum ve Batı’yı Selm’e, Turan ve Çin’i Tur’a ve İran’ı da İreç’e verir. [18]

 

İreç’e kin bağlayan iki büyük kardeş hileyle onu çağırıp öldürürler. Birisi Çin’e öbürü de Rum’a gider. Öldürülen İreç’in bir kızı olur, bu kızdan doğan Minuçihr’i, Feridun hükümdar olarak yetiştirir. Minuçihr’i, Selm ve Tur’dan dedesinin öcünü almak için savaşır ve Tur’u savaşta yenerek öldürür. Fakat Tur’un soyundan gelen Peşeng’in oğlu Afrasyab’ın önderliğindeki Türkler İran hanedanı için en büyük tehlikedir. Minuçihr’in ölümü üzerine Turan komutanı Peşeng, komutanları Ağrir, Gersiyûz, Barman, Kelbad, ordu komutanı Veyse ve oğlu Efrâsiyâb’ı çağırarak durum değerlendirmesi yapar. Efrâsiyâb savaşa girip dedeleri Tur’un intikamının alma istemektedir. İran hükümdarı Minuçehr ölünce, Kağan Peşeng oğlu Alp Er Tunga'ya şöyle dedi: "Bu İranlıların bize yapmadığı kötülük yoktur. Şimdi Türk'ün öç alma zamanı gelmiştir!"

Alp Er Tunga  "Aslanlarla bile çarpışacak güçteyim ve İran'dan öç alacağım" dedi. Peşeng'in öbür oğlu Afrasyap( Alp Er Tunga)'nın kardeşi Alp Arız, İranlılarla savaşmak yanlısı değildi. Fakat karar verildi ve Alp Er Tunga savaş hazırlığına başladı. Alp Er Tunga arslan yeleli, servi boylu idi. Saldırırken timsah kadar cesur, av avlarken erkek aslan gibi çevik, vuruşmada savaş fili kadar kuvvetliydi. Yürüdüğü zaman yeri sarsıyor, ard arda attığı oklar vınlayarak göğü inletiyordu. O, hiddetlenip savaşa girecek olsa, ayak basıp toz kaldırdığı yerde ova, kandan bir ırmağa dönerdi. Dostlarına umut veren, kut veren dili, düşmanları için keskin bir kılıç idi. Bilgelikte de ondan üstünü yoktu. Yüreği derya kadar geniş, eli ise yağmur yağdıran bulut kadar cömertti. Babasının adı Peşeng, üçüncü göbekten atasının soyu gibi adı da "Türk" idi.

Alp Er Tunga'nın oğulları ve kızları da vardı. Kızlarından birine, kaz (kuğu) kadar güzel olduğu için Kaz adını vermişlerdi. Babası ona, "İle Suyu"na akan büyük bir çayın kenarında bir kale-saray yaptırmıştı. Kaz, burada oynar-yüzerdi. Onun için Türkler bu suya "Kaz Suyu" dediler. Daha sonra Kaz'ın oturduğu, oynaya oynaya büyüdüğü yer büyük bir şehir oldu. Bu şehre de Kaz Oynı (Kaz Oyunu) adı verildi. (Bugünkü Kazvin şehri)...  ( Kazları bir havuzda yüzdürerek onları seyretme motifi  Saka Türklerine ait Şu destanında da çok önemli bir motiftir. İskender'i bekleyen Şu, kazların yüzmesini seyrederek vakit geçirmektedir. Türk destanlarına ait bu motifin Şehnameye de geçmiş olması Alp Er Tunga'nın  bir Saka hükümdarı olduğuna çok önemli  bir işaret olduğu gibi Alp Er Tunga  ile Afrasyap'ın aynı kişi olabileceğini kuvvetlendiren bir husustur. ) [19]

'Turan şehzadesi Efrasyap babasının isteği üzerine İran’a harp açtı. İki ordu Dihistan'da karşılaştılar. İran padişahı Efrasyap'a esir düştü. İran’ın ilk intikamını o zaman İran’a bağlı olan Kabil Padişahı Zal aldı. Zal başarılı olmasına rağmen İran şahının öldürülmesini engelleyemedi. Alp Er Tunga ordusu ile İran üzerine yürüdü, iki ordu Dihistan bölgesinde karşılaştılar. Türk ordusundan Barman adlı bir yiğit, atını öne sürerek, teke tek dövüşmek için İranlılardan er diledi. Barman'ın karşısına Iran kumandanının kardeşi Kubad çıktı, iki savaşçı sabahtan akşama kadar vuruştular. Sonunda Barman kargısı ile Kubad'ı devirdi ve Alp Er Tunga'nın yanına zaferle döndü.[20]

Bundan sonra iki ordu birbirine girdi ve o güne kadar görülmemiş derecede şiddetli bir savaş oldu. Bu savaşı Alp Er Tunga kazandı. Meydan, ölen İranlılarla doldu ve İran padişahı geri çekilip Dehistan kalesine sığındı. Fakat Alp Er Tunga kaleyi kuşattı ve sonunda İran padişahını tutsak etti.

Bundan sonra, İran'a bağlı Kabil ülkesinin, kahramanlığı ile ünlü padişahı Zâl, İranlıların yardımına geldi, ani bir hücumla Türk ordusunu dağıttı. Buna pek kızan Alp Er Tunga tutsak İran padişahı Nevzer'i  öldürtür. Öbür tutsakları da öldürmesine kardeşi Alp Arız engel olur. Tutsakları 'Sarı' şehrine gönderdiler. Daha sonra bu tutsakların kaçmasına engel olamadığı veya göz yumduğu için hiddetlenen Alp Er Tunga kardeşi Alp Arız'ı da öldürttür.

Efrâsiyâb Dehistan’dan Rey’e gelerek padişahlık tahtına oturur. Bu sırada büyük bir kıtlık baş gösterir. Efrâsiyâb İran tahtına geçen Zev ile barış yapar. Zev’in ölümünden sonra Gürşabs’ın tahta geçmesi ve onun da ölümüyle İran tahtının sahipsiz kalması Efrâsiyâb’ın tekrar saldırı hazırlığına başlamasına sebep olur. İranlılar ise öldürülen padişahlarının yerine Zev'i getirmişti. İki ordu tekrar savaştılar. Savaş sırasında büyük bir kıtlık oldu. Bunun üzerine "savaş ve kıtlık insanlığı bitirmesin" diye, barış yaptılar, İran'ın kuzey eyaletleri Turan'ın olur. Galip gelen  Alp Er Tunga,  Rey şehrine giderek İran tacını da giymiştir.

İran padişahı Zev ölünce barış  bozulur ve Alp Er Tunga tekrar saldırıya geçer. İranlılar Zâl'den yardım isterler. Zâl artık kocadığı için kahramanlıkta kendisini aşan oğlu Rüstem'i gönderir.  Rüstem İriliğinden ve ağırlığından dolayı bastığı taşları, kayaları yere gömen insan azmanı, olağanüstü biridir.  Afrasyap’tan bile üç arşın daha uzundur. Rüstem kaplan postundan bir elbise giyen[21] baş edilemez bir savaşçıdır.[22] Zâloğlu Rüstem ordusunun başında ilerleyerek bir hücumda 1160 Türk kahramanını öldürdüğü için Türkler çekilir. Efrâsiyâb, esir düşmekten askerlerinin yardımıyla kurtularak kaçar ve barış imzalamak zorunda kalır. Türkleri bozguna uğratan Rüstem, İran tahtına Keykubad'ı çıkarır.

Keykûbad’ın ölmünden sonra İran tahtına geçen Keykavus kendisini ve ülkesini çeşitli maceralara sürükleyen bir hükümdardır. Keykavus, Hemâveran ülkesini aldıktan sonra bu ülke hükümdarının tuzağına düşerek esir olur. Askeri de İran’a döner. Böyle bir zayıf durumu haber alan Efrâsiyâb derhal bir ordu toplayarak önce Arapların üzerine yürür. Arapların bozguna uğrayıp Türklerin önünden kaçmasından sonra, Türk ordusu İran’a yayılır, bütün İranlıları tutsak alır. Turanlılar bütün İran’ı kaplar. Bu sırada Rüstem, Keykavus’u gidip tutsaklıktan kurtararak tekrar İran tahtına çıkarır. Esaretten kurtulan Keykavus, Rum kayseri ile haber göndererek Efrâsiyâb’ın derhal İran’ı terk etmesini ister. Bu mektubu alan Efrâsiyâb, derhal Keykavus’un üzerine yürür. Fakat Kabil padişahı Zal ile oğlu Rüstem tekrar İran'ın yardımına gelir ve Türkler yenilir.

Efrâsiyâb, Rüstem karşısında yenilince ordusuyla birlikte kaçarak tekrar Turan’a çekilir. Kâvus’un hükümdarlığı sırasında Efrâsiyâb’ın İran üstüne geldiği haberleri alınır. Kahramanlığını ispatlamak isteyen Siyâvuş Efrâsiyâb’la savaşmayı üzerine almak ister. Babası İran ordusunun komutasını Siyâvuş’a verir. Rüstem’de yardıma çağrılır. 

Ordu Siyâvuş komutasında Rüstem ile birlikte Zâbilistân’a gider burada Zâbilistân, Kabil ve Hindistan orduları da Siyâvuş komutasındaki orduya katılır. İran güçlerinin karşısına ilkin Türk komutanlar Barman ve Gersiyûz komutasındaki birlikler çıkar fakat bu Türk birlikleri mağlup olmuştur. Türkler  geri çekilir. Komutanlar Efrâsiyâb’ın orduyu alıp derhal gelmesi içinde haber gönderirler. Siyâvuş durumu Kâvus’a bildirir. Kâvus gönderdiği haberde Efrâsiyâb’ın savaşta çok hilebaz olduğunu belirtip karşı tarafa savaşmak için geçmemesini, Efrâsiyâb’dan gelecek saldırılar için hazırlık yapmasını bildirir. Komutan Gersiyûz gelerek Türk kuvvetlerinin yenilgisini Efrâsiyâb’a bildirir.

Efrâsiyâb, komutanı Gersiyûz’u barış teklifi için çeşitli hediyelerle Siyâvuş’a gönderir. Gersiyûz iyi karşılanır. Rüstem’in de barışı uygun görmesiyle barış yapılır. Kendisine gönderilen Rüstem’den barış yapıldığını öğrenen Kâvus, Siyâvuş’a bir mektup yazıp onun barışı bozarak Efrâsiyâb’la savaşmasını ve bırakılan rehineleri öldürmesini ister. Siyâvuş ise verdiği sözden dönmek istemez.

Bu savaştan sonra Zâloğlu Rüstem birliğini alıp Türklere ait avlakta dolaşmaya başlar.  Bunun üzerine Alp Er Tunga ordusunu tekrar harekete geçirdi. Fakat kötü bir rüya görmüştü. Bunu yorumlattı ve beylerin de fikirlerini alarak iran'la barış imzaladı. Bu anlaşma ile Buhara, Semerkand ve Çac şehirlerini İranlılara bırakıyordu.

Bu barışı istemeyen Keykâvus, Rüstem'e ve oğlu Siyavuş'a kötü muamelede bulunarak onları küstürür. Rüstem kendi ülkesine çekilir. Keykavusla bozuşan Siyavuş ise Türklerin o zamanki başkenti Gang şehrine giderek Alp Er Tunga'ya sığınmak zorunda kalacaktır. 

Siyâvuş’u Efrâsiyâb’ın gönderdiği Pîran karşılar. Efrâsiyâb, Siyâvuş’u ve onun silah kullanmadaki maharetlerini görerek çok beğenir. Siyavuş kendini Türklere çok sevdirtir. Başlangıçta bir Türk gibi hareket eder. Hatta Türk kahramanlarından  Piran'ın kızı ile evlenir. Siyâvuş ileride başına gelecek hadiseleri rüyada görerek tedbir almaya çalışır. Siyavuş, bir süre sonra Alp Er Tunga'nın güzel kızı Ferengis ile de evlenir. Eşi Firengis’e doğacak çocuklarına Keyhüsrev adını koymasını söyler. İleride bu çocuk İran’ın başına geçip büyük bir hükümdar olacaktır. Siyavuş'un bu evlilikten bir oğlu dünyaya gelir ve ona Keyhüsrev adını verdiler.   Siyavuş, bir süre sonra Türk töresine uymamaya ve bazı siyasî teşebbüslerde bulunmaya  başlayınca Alp Er Tunga onu öldürtür. 

Oğlu Siyâvuş’un öldürüldüğü haberi İran’a ulaşınca Kâvus,  Rüstem ve halk çok üzülür. Bütün İran kahramanları toplanıp intikam saldırıları düzenlemeye başlar. Bu defa Türkler ağır bir yenilgiye uğrar. Turan'ın birçok şehri yakılmıştır. Rüstem, Efrâsiyâb’ın saldırıları için otuz bin kişilik seçme kahramanla gönderdiği oğlu Sürha’yı savaşta yenip yakalar ve boğazlayarak öldürtür. Oğlunun öldürüldüğü haberini alan Efrâsiyâb çok üzülerek büyük bir orduya Rüstem’e karşı hareket eder. İlkin iki tarafın kahramanları mücadele ederler, sonra Rüstem’le Efrâsiyâb karşı karşıya gelirler. Rüstem Efrâsiyâb’ı atından düşürür ve yakalamak ister, bu esnada komutanları Efrâsiyâb’ı kurtarırlar. Türkler yenilerek geri çekilirler. Rüstem, bütün Çin, Maçin ve Turan’ı işgal eder Efrâsiyâb’ın hazinelerine el koyar. İntikam duygusuyla Turan’dan Rum’a, Saklab’a kadar her tarafı yakıp yıkarak harap eder, sonra ordusuyla İran’a döner. [23] Alp Er Tunga, Turan için kan ağladı ve öç almak için and içti. İran içlerine girerek ekinleri yaktı ve pek çok tutsak aldı. İranlılar yedi yıl süren kıtlıktan kırılırlar

Bu sırada Siyavuş'un oğlu Keyhüsrev Turan ülkesinden kaçarak İran'a gelip  İran tahtına çıkar. Tahta çıktıktan sonra dedesi Kâvus’a babasının intikamını Efrâsiyâb’dan alma sözü verir. Güçlü bir ordu hazırlar. Keyhüsrev hazırlıklar yaparken Efrâsiyâb’da tedbir almaya çalışır. Kahraman Gürgin’i Efrâsiyâb’a göndererek babasının öldürülmesine sebep olan Gerûy, Gersiyûz ve Demür’i babasının kanına karşı öldürülmek üzere ister. Keyhüsrev hazırladığı büyük bir orduyu Tûs’un komutasında Türklerin olduğu bölgeye gönderir. İran ordusu rastladığı Türkleri öldürerek büyük kıyım yapar. Efrâsiyâb’ın görevlendirdiği Pîran yüz bin kişilik büyük bir ordu kurar. Pîran, bir gece baskınında İran ordusunun üçte ikisini öldürür.[24]

 Turan'dan kaçarak İran tahtına oturan  Keyhüsrev  öç almak için fırsat kollayan Türklerin hakkında bilgi toplamak için İran'ın ünlü kahramanlarından Bijen'i Turan'a gönderir. Bijen, Turan sınırından içeri girince, ormanda, neşe içinde eğlenen kızlar görür. Bu kızlar Alp Er Tunga'nın güzel kızı Menije'yi eğlendirmektedirler. Bijen, Menije'yi görür görmez âşık olur. Menije de onu sever ve Bijen'i  sarayına götürür. Bunu öğrenen Alp Er Tunga çok kızar, Bijen'i bir zindana hapsettirip kızını da kovar.

İran padişahı geri gelmeyen kumandanını bulup getirme görevini Rüstem'e verir. Rüstem, tüccar kılığında Alp Er Tunga'nın sarayına kadar giderek hem Bijen'i hem de Menije'yi kaçırıp İran'a götürür. ( Rüstem'in Kurtardığı bu Bijen daha sonra Rüstem'i kuyuya düşürerek öldürecek olan kişidir. ) 

İran ordusunun kalanı yaralı olarak canlarını zor kurtarırlar. İran ordusunun yenilgisi haberini alan Keyhüsrev Tûs’u ordunun komutasından uzaklaştırıp ordunun komutasına kardeşi Feriburz’u atar. Efrâsiyâb galibiyetle savaştan dönen Pîran’ı çeşitli hediyelerle ödünlendirir. Mağlubiyetle dönen İran ordusunun durumuna Keyhüsrev çok üzülür. Yeni bir İran ordusunun üzerlerine geldiği haberi alan Pîran derhal harekete geçer. Bir yandan Tûs’a haber gönderip barış teklifleri ile onu oyalar, öbür yandan Efrâsiyâb’a haber gönderip durumdan haberdar eder ve İran ordusuyla baş edebilmek için derhal seçkin savaşçılardan büyük bir ordu toplayıp göndermesini ister. 

Efrâsiyâb on gün içerisinde büyük bir ordu hazırlayıp Pîran’ın istediği yere gönderir. Gelen ordu hemen savaş düzeni alır. İki ordu arasında şiddetli bir savaş başlar sonunda, İran ordusunun savaşacak durumu kalmaz ve geri çekilirler. Pîran bir yandan çekilen İranlıları bulmaya çalışırken bir yandan da dört bir taraftan büyük ordular tarafından sarılmaya başladığı haberini Efrâsiyâb’a ulaştırır. Ordusunun zor durumunu haber alan Keyhüsrev, Rüstem’i yine yardıma çağırır. Rüstem büyük bir ordu toplayıp yanına İran kahramanlarında alarak yola çıkar. Türk ordusu Çin, Saklab, Hint ve Rum bölgesinden gelen askerlerle büyük bir güç kazanır. İki ordu karşı karşıya gelir. Yapılan savaşlarda Türk kahramanlar İran kahramanlarını yenseler de Rüstem’in karşısında hiçbir Türk kahramanı tutunamaz. Sonunda Turan ordusu büyük bir bozguna uğrar. Rüstem Turan ordusunu yendikten sonra intikam almak için Turan üzerine yürür. [25]

 

Efrâsiyâb adamlarıyla yaptığı istişareden sonra savaşmak için tekrar asker toplamaya başlar. Efrâsiyâb’ın oğlu Şide babasına hem Rüstem karşısına çıkılmamasını Gang tarafına çekilip Çin ve Maçin’den toplanan yeni bir ordu ile savaşa çıkılmasını tavsiye eder.  Karluğa çekilen Alp Er Tunga beğlerini toplayıp şöyle dedi: "Ben dünyaya hükmeden kağanınızdım. Bugüne kadar Iran Turan'a denk olmamıştı. Ama bugün İranlılar sarayıma kadar gelebiliyor. Bin kere bin kişiden oluşacak Türk ve Çin askerleriyle İran'a yürümeli, öcümü almalıyım!"[26] 

Alp Er Tunga, bin kere bin ordusunun üçte ikisini toplamıştı. Beykent şehrindeki karargâhında, altınlı ve mücevherli tahtında oturuyordu. Efrâsiyâb ordusunun komutanı Pîran’ı çağırıp hemen savaşa hazırlanmasın emreder. Yapılan savaşta Türk ordusu bozguna uğrayınca Efrâsiyâb Pîran’ın tavsiyesiyle Çin denizine doğru kaçar. İran ordusu Türk ordusu üzerinde intikam için büyük kıyım yapar. Turan ordusunun bir kısmı ölür, bir kısmı teslim olur. Efrâsiyâb, Piran, Gersiyûz, Karahan,Şide, Human, Gelbat, Ruyun ve diğer komutanlarıyla tekrar ordu toplama ve yeni hareket tarzlarını görüşüldüğü bir toplantı yapar. Tekrar büyük bir ordu toplayıp Ceyhun’u geçerek savaş kararı alırlar. Efrâsiyâb dünyanın dört bir yanındaki padişahlara mektuplar yazarak asker ister. Çin ve Hoten’den çok sayıda asker gelir. Turan’ın büyük bir ordu toplayarak üzerine geldiği haberini alan Keyhüsrev derhal büyük bir ordu toplar. Önce otuz bin kişilik seçme bir askerle Rüstem Hindistan’a gönderilir. Gûderz komutasında dört bin kişilik ordu Turan’a yönelir. Sonunda Türk ordusu yenilir. Ordusunun yenildiği haberini alan Efrâsiyâb çok üzülür ve öç almaya ant içer. Topladığı büyük ordusunun yarısını oğlu Karahan komutasında Buhara taraflarına gönderir. İki ordu karşılaştığında önce Şide ile Keyhüsrev teke tek dövüşürler. Şide ölür.[27]
Afrasyap iyice yaşlanmıştı. İleriye gönderdiği ordunun yenildiğini öğrenince çok üzüldü. Hele teke tek bir dövüşte gencecik oğlu Şide'nin de ölmesi, gönlünde onulmaz yaralar açtı. Emrindeki kuvvetleri alıp yürüdü  Çok kocamış olmasına rağmen İran'ın en ünlü pehlivanlarından birkaçını teke tek vuruşmada öldürdü. Nihayet Keyhüsrev ile Alp Er Tunga karşı karşıya geldiler. Alp Er Tunga Keyhüsrev'le teke tek dövüş isteğiyle atını ileri sürdü. Fakat Turan pehlivanları onun İran padişahı ile dövüşmesini istemediler ve atının dizginini tutup geri getirdiler. Keyhüsrev en güçlü çağında olmasına rağmen Alp Er Tunga'dan çekinmiş, kocamış ve yaralı bir aslan olan Alp Er Tunga'nın vuruşmasına da beğleri izin vermemişti. Güç yetiremeyeceğini anlayan Efrâsiyâb o gece ordusuyla Ceyhun’un gerisine çekilir. Fakat Keyhüsrev takibi bırakmaz casuslar Efrâsiyâb’a Keyhüsrev’in Ceyhun’u geçtiği haberini getirirler. Keyhüsrev önce Soğd’agelir. Burada bir ay kadar bu bölgeyi itaat altına alır. [28]

 

Ordusunu alıp Ceyhun ırmağının ötesine geçen Alp Er Tunga,  burada Kara Han'ın ordusu ile birleşip Buhara'ya, daha sonra da başkent Gang'a geldi. Gang cennet gibi bir şehirdi. Toprağı mis kokulu, tuğlaları altındandı. Kalesi o kadar yüksekti ki üzerinden kartal bile uçamazdı. Her köşesinde pınarlar, havuzlar vardı. Ambarları yiyecek dolu idi. Havuzların eni ve boyu bir ok atımı kadar büyüktü. Burada oturup Çin hakanına mektup yazdı ve yardım bekledi.

Keyhüsrev ve Rüstem önce geri çekilir gibi yapmış, sonra derlenip Turan içlerine girmiş, Gang şehrini kuşatmışlardı. Kalenin çevresinde hendekler kazdılar. Buraya odun yığıp katran döktüler ve ateşe verdiler. Alp Er Tunga 200 beği ile gizli yoldan çıkarak kurtuldu ve Çin hakanının yanına gitti. Çin hakanı büyük bir ordu hazırlamıştı. Bunu duyan Türkler de Alp Er Tunga'nın yanına gitmek için yollara düştüler.

Alp Er Tunga tekrar toparlandı ama Çin hakanı sözünde durmadı ve Keyhüsrev'le anlaşma imzaladı. Bunun üzerine Alp Er Tunga Keyhüsrev'e bir mektup yazarak, insanlardan uzakta ve kendisinin beğeneceği bir yerde teke tek dövüş teklif etti. Fakat en güçlü çağında olan Keyhüsrev, ihtiyar arslan, Alp Er Tunga ile teke tek dövüşe cesaret edemedi.

Efrâsiyâb perişan halde çöle çekilir.  Zere Denizi kenarına gelip bu denizden karşıya geçmek ister. Orda ki yaşlı bir gemici bu denizi geçilemeyeceğini söylese de Efrâsiyâb “Tutsak olmaktansa ölmek yeğdir” diyerek bir gemi ile denize açılır. Gangidiz şehrinde karaya çıkar bunu haber alan Keyhüsrev yine onun peşine düşer, Efrâsiyâb’ın çıktığı Gangdizi’i alır, burada bulduklarını öldürürler. Efrâsiyâb yine kaçıp kurtulur. Keyhüsrev tekrar dönüp Gang’a gelir. Sürekli Efrâsiyâb’ı araştırır. Bu sırada Efrâsiyâb kayalık bir dağın tepesinde bir mağarayı kendine ev yapmış açlık ve susuzluk çekerek burada yaşamaya çalışmaktadır. Bir derviş Onu mağarada görür görmez zünnarıyla yakalar ve zerre merhamet etmeksizin Keyhüsrev’e teslim ede.  Efrâsiyâb yine kaçıp suya atılsa da hile ile yakalanarak sudan çıkarılıp öldürür. [29]
Bu olay kısa zamanda her tarafta duyulur ve Turan ili mateme boğulmuştur.  Bütün Türkler kanlı gözyaşı dökerek, bağrışıp yakalarını yırtarak, sagular söyleyip ağlaşır..  Yoğ töreninde kopuz çalan ozanlar şu saguyu dizerler: 

Alp Er Tunga öldi mü
Issız ajun kaldı mı
Ödlek öcün aldı mu
Emdi yürek yırtılur!

Ödlek yırag közetti
Ogrı tuzak uzattı
Begler begin azıttı
Kaçsa kah kurtulur?

Ulşıp eren börleyü
Yırtın yaka urlayu
Sıkrıp üni yurlayu
Sıgtap közi örtülür

Begler atın argurup
Kadgu ânı turgurup
Mengzi yüzi sargarup
Korkum angar türtülür.

Ödlek arıg kevredi
Yunçıg yavuz tavradı
Erdem yeme savradı
Ajun begi çertilür.

Ödlek küni tavratur
Yalnguk küçin kevretir
Erdin ajun sevritür
Kaçsa takı ertilür

Bilge bögü yunçıdı
Ajun eti yençidi
Erdem eti tınçıdı
Yerge tegip sürtülür

Ögreyüki mındag ok
Mında adın tıldag ok
Atsa ajun ograp ok
Taglar başı kertilür

Könglüm içün örtedî
Yatmış başıg kartadı
Keçmiş ödük irtedi
Tün kün geçip irtelür.
---------------


Bugünkü dille

Alp Er Tunga öldü mü,
Kötü dünya kaldı mı,
Felek öcünü aldı mı,
Şimdi yürek yırtılır!

Zaman fırsat gözetti
Gizli tuzak uzattı
Beyler beyini şaşırttı
Kaçsa nasıl kurtulur?

Erler kurt gibi uluşur
Yaka yırtıp bağrışır
Yırlayıcı gibi inilder, ünler
Ağlamaktan gözü örtülür.

Begler atlarını yordu
Kaygı onları durdurdu
Benizleri, yüzleri sarardı
Sanki safran dürtülür.

Zaman fena gevşedi
Zayıf kötü davrandı
Erdemlik yine savıldı
Dünya beği yok olur.

Zaman günü davrandırır
İnsanın gücünü gevşetir
Dünyanın erlerini azaltır
Kaçsa dahi ölüm erişir.

Bilge, akıllı kötüleşti
Dünya onların etini de ısırdı
Erdemlik eti çürüdü
Yere düşüp sürtülür.

Zamanın göreneği böyle işte
Bunda başka sebep de var
Dünya gelip ok atsa
Dağlar başı kertilir.

Gönlüm ta içten yandı
Onulmuş yarayı kaşıdı
Geçmiş günleri aradı
Tün, gün geçer o aranır

 

  • Yaratılış Destanı, Radlof ve Verbitskiy Derlemeleri
  • GÖÇ DESTANI - Uygur- Çin ve İran Rivayetleri
  • Uygur Türeyiş Destanı , Cüveyni Rivayeti
  • Şu Destanı Hakkında Bilgiler ve Tam Metni
  • Ergenekon Destanı'nın Türk Çin ve Mogol Varyantları ve Tam Metni
  • Oğuz Destanı Hakkında Çalışmalar ve Uygur Nüshası Tam Metni
  • Altay Türkleri Yaratılış Destanı ve Tam Metni
  • Firdevsi'nin Şehnamesi : Konusu, Özeti, Özellikleri, Önemi ve Şiirimize Etkileri
    Şehname , Rüstem- Zal , Afrasyap ve Savaşları
    Şehname ve Taberi'de Cem (Cemşit-i Hurşit) 


 

 


KAYNAKÇA


 

  • [1] AKSOY, Mustafa; “Alp Er Tonga” Türkler Ansiklopedisi, Yeni Türkiye yay., Ankara 2002.
  • [2] KABAKLI, Ahmet; Türk Edebiyatı Tarihi, Ötüken yay., İstanbul 1999.
  • [3] AKSOY, Mustafa; “Alp Er Tonga” Türkler Ansiklopedisi, Yeni Türkiye yay., Ankara 2002.
  • [4] Prof. Dr. Umay Günay, "İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK DESTANLARI ,ÖZETLERİ, ÖZELLİKLERİ",edebiyadvesanatakademisi.com)
  • [5] ( Prof. Dr. Umay Günay,TÜRK DESTANLARI,.kafkas.edu.tr/sosyb/tde/halk_bilimi/makaleler/turler/Destanlar/)
  • [6]  Prof. Dr. Umay Günay,TÜRK DESTANLARI,fef.kafkas.edu.tr/sosyb/tde/halk_bilimi/makaleler/turler/
  • [7] Anonim, Alp Er Tunga, dilimiz.com/tarih/alp_er_tunga.htm
  • [8] Musıafa Aksoy, "Destanlarda ve Tarihi Kaynaklarda Alp Er Tonga" Türk/er (Yeni
  • Türkiye Yayınları) Ankara.2002. s. 562.
  • [9] Prof. Dr. Umay Günay, "İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK DESTANLARI ,ÖZETLERİ, ÖZELLİKLERİ",edebiyadvesanatakademisi.com)
  • [10] Dr. Varİs ABDURRAHMAN, TARİHTEKİ EFSANEVİ TURAN PADİŞAHI ALP ER TUNGA HAKKINDA,
  •  http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/18/32/230.pdf
  • [11] (Şahamettin KuzucularFirdevsi'nin Şehnamesi : Konusu, Özeti, Özellikleri, Önemi ve Şiirimize Etkiler, edebiyadvesanatakademisi.) 
  • [12] Dr. Varİs ABDURRAHMAN, TARİHTEKİ EFSANEVİ TURAN PADİŞAHI ALP ER TUNGA HAKKINDA,  http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/18/32/230.pdf
  • [13] Prof. Dr. Umay Günay, "İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK DESTANLARI ,ÖZETLERİ, ÖZELLİKLERİ",edebiyadvesanatakademisi.com)
  • [14] Şahamettin Kuzucular, Firdevsi'nin Şehnamesi : Konusu, Özeti, Özellikleri, Önemi ve Şiirimize Etkiler, edebiyadvesanatakademisi.com/edebiyad) 
  • [15] Tadeusz Kowalski, Şehname’de Türkler, Çev. Harun Güngör,http://tahtakilic.blogcu.com/sehname-)
  • [16] Prof. Dr. Ensar ARSLAN*NEVRUZ GELENEĞİ, ÇUKUROVA ÜNİVERSİTESİ TÜRKOLOJİ ARAŞTIRMALARI MERKEZİ, http://turkoloji.cu.edu.tr/
  • [17] 1Prof. Dr. Umay Günay, "İslamiyet Öncesi Dönemi Türk Destanları",edebiyadvesanatakademisi.com
  • [18] (Firdevsi, Şehname, Çev. Necati Lugal, MEB Yay,3.Baskı,1967, Ankara,)
  • [19] Esa, Şu Destanı Hakkında Bilgiler ve Tam Metni, http://www.edebiyadvesanatakademisi.com/
  • [20] Prof. Dr. Umay Günay, "İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK DESTANLARI ,ÖZETLERİ, ÖZELLİKLERİ",edebiyadvesanatakademisi.com)
  • [21] DR. NİMET YILDIRIM,RÜSTEM-İ ZÂL,http://nyildirim.wordpress.com/
  • [22] ( Şahamettin Kuzucular, Eşref Bey Hikâyesi Üzerinde Mukayeseli Bir Araştırma, CÜ. S.Bilimler Enst., Sivas, Yüksek Lisans Tezi- Sivas 1996
  • [23] Firdevsi, Şehname, Çev. Necati Lugal, MEB Yay,3.Baskı,1967, Ankara, C.1
  • [24] Firdevsi, Şehname, Çev. Necati Lugal, MEB Yay,3.Baskı,1967, Ankara, C.1)
  • [25] (Firdevsi, Şehname, Çev. Necati Lugal, MEB Yay,3.Baskı,1967, Ankara, C.1)
  • [26] Prof. Dr. Umay Günay'dan alıntı, Anonim, Alp Er Tunga, dilimiz.com/tarih/alp_er_tunga.htm)
  • [27] .(Firdevsi, Şehname, Çev. Necati Lugal, MEB Yay,3.Baskı,1967, Ankara, C.1)
  • [28] (Firdevsi, Şehname, Çev. Necati Lugal, MEB Yay,3.Baskı,1967, Ankara, C.I-II )
  • [29] (  Prof. Dr. Umay Günay,Türk Destanları,hurgokbayrak.com )

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com



     


Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...