UYGUR ALFABESİ ( Eski ve Yeni)

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 15 Mart 2014 Cumartesi aaa Beğen


UYGUR ALFABESİ HAKKINDA 

Uygurlar Çin, Hint ve İran kültürlerinin etkisinde kalmış, Mani ve Buda dinlerini benimsemiş bu farklı kültürlerden faydalanarak renkli kültür meydana getirmişlerdir. Uygurlar kâğıt ve matbaayı bularak bunları kullanan ilk Türk kavmidir.

Eski Uygur alfabesinin bir Soğd alfabesinden geliştirilmiş olduğu görüşü yaygındır.[1] Uygur alfabesi daha sonradan oluşan Moğolca ve Mançu alfabelerine de örnek olmuştur.

Uygur Alfabesi, Karahoca Hanlığından sonra da kullanılmış, Türkistan ve Kırım’daki Türk devletleri Uygur alfabesi kullanılmaya devam etmiştir. Timur İmparatorluğu ve kollarında bu alfabe kullanılırken Ebu Said Mirza’nın 1468’de Uzun Hasan’a gönderdiği mektup Uygur alfabesiyle yazılmıştır. Uygurcanın Fatih zamanına kadar kullanıldığı bilinmektedir. Fatih’in Uygur harfleri ile yazılmış bir mührü vardır ve Fatih’in Otlukbeli Savaşı’ndan sonra Özbek Hanı’na gönderdiği “zafername” Uygur alfabesiyle yazılmıştır.[2] 

Uygurlar, eserlerinin çok azını Soğd alfabesiyle, diğerlerini Soğd alfabesinden ıslah edilmiş haliyle oluşturmuşlardır. Soğd alfabesini ilk defa Karabalgasun abidesinde kullanmışlardır. [3]

Soğd alfabesini Türkçeye göre ıslah eden Uygurlar 18 harfli Uygur yazısını meydana getirmişlerdir. Bu yazı sağdan sola veya yukarıdan aşağıya doğru yazılır. Moğollar ise alfabelerini Uygur yazısından düzenlemişlerdir.[4]

Müller, Uygur Alfabesini Moğol Alfabesi ve Budist dillerine ait alfabelerin yardımlıya çözmüş ve 1898 1914 yılları arasında Koco’da çıkan bu metinlerin Uygur Türklerine ait olduğunu tespit etmiştir.  Müller, çözdüğü Uygur Metinlerini UIGURICA adlı eserinde yayımlamış, onun izinden giden Gabaın de bu çalışmalara devam etmiştir. 1931. W. Bang ve Gabaın bu çalışmaları ilerletmişler Turkısche Turfan Texte adlı eserde bunları toplamışlardır.

Uygurlar önce Mani alfabesini kullanmışlar bu alfabeyi de Türkçenin ses özelliğini karşılayan bir alfabeye çevirmişlerdir. Uygurlar kendi yazılarını kullandıkları gibi olsa Köktürk, Brahmi, Tibet, Soğdak ve Mani yazıları da kullanılmıştır. Mani kelimesi eski Türkçe’de  "Mengü" ve Çağatay Türkçesi'nde ise"Tanrı" demektir.

Mani dininde tanrısal aydınlık ile karanlık iki rakiptir. Bu ikisinin birbirleri ile mücadelesi yüzünden aydınlığın bir kısmı karanlığın içinde (dünyanın içinde) tutsak kalmıştır.  Aydınlık iyiliği, karanlık ise kötülüğü diğer manasıyla şeytanı temsil eder.  Herhangi bir canlıya zarar vermek hatta bir meyveyi dalından koparmak bile tanrısal maddeye yani aydınlığa – iyiliğe-  zarar verir ve aydınlığın tutsaklığını daha da uzatır. “Işığın (aydınlığın) tutsaklığına ancak "seçilmişler" in yardımı ile son verilebilir. Seçilmişler hiçbir canlıyı incitmezler ve asla cinsel ilişkide bulunmazlar. Bu yüzden kendi başlarına geçimlerini sağlayamazlar ve "dinleyenler" onların ihtiyaçlarını temin ederler. Seçilmişlerin sindiriminde ışık ile karanlığın birbirinden ayrıldığına, dua ve şarkı yardımı ile bu elde edilen ışığın tekrar tanrıya geri döndüğüne inanılır. Ancak dinleyenler de günahlarını temizlemek için birçok reenkarnasyonlardan geçmeleri gerekir. “

Mani dinine göre tanrısal madde veya tanrısal tohum gibi düşünülen can bir çok evreden geçer ve pek çok kez dünyaya gidip gelebilir. Beden geçici ama; tanrısal öz veya can, bir çok kez  hayvan, insan, bitki olarak reenkarnasyonlara girip çıkabilmektedir.

İnanca göre dünyanın sonunda ışık ile karanlık ebediyen ayrılacaklardır.

Manicilik aslında Zerdüşt Düalizmi, Babilonya folkloru, Buddhist ahlâk ilkeleri ve Hıristiyan unsurların bir karışımından oluşur..[5]

 

ESKİ UYGUR ALFABESİ

Uygur yazısı Sogdların işlek el yazısından geliştirdikleri ( kurziv) bu yazıya yeni harfler ekleyerek veya harf birleştirmeleri yaparak Türkçe için uyarladıkları bir yazı sistemidir. Bu yazının Türkler tarafından ne kadar benimsendiği Kaşgarlı Mahmut’un Bağdat’ta Abbasi Halifesine sunduğu Divan-ı Lügat üt Türkî’yi “Türk Alfabesidir” diye sunmasından anlaşılır.

Uygur Alfabesi aslında 14 sesten ibarettir. Bazı sesler o kadar çok harfi ifade etmektedir ki bunlara müstakil harf bile denemez.

Gabain, Uygurcayı N ağzı ve Y ağzı olarak iki ana gruba ayırmıştır.

Köktürkçedeki ny sesini n' ye çeviren metinler n ağzını, y'e çeviren metinler y ağzını oluştururlar. Mani metinleriyle Köktürk harfli yazmalar çoğunlukla n ağzını, Burkan metinleri ise y ağzını temsil ederler. Ancak aynı metinde bazen hem n'li hem y'li örnekler birlikte bulunabilmektedir. Örneğin "Edgü Ögli Tigin ile Ayıg Ögli Tigin" hikâyesinin Tun-huang yazmasında küçültme ekinin hem +kıya, hem +kına biçimi mevcuttur.[6]

Gabain Göktürkçedeki “ n” nazal nesini y sesine dönüştüren metinlere y ağzı demektedir. Bu ses Osmanlıcada nazal ne si denilen ağzın, burnun, genzin kelimelerinin en son seslerinde gördüğümüz N SESİDİR. Uygurlar bu sesi “ y “ ye dönüştürerek yazmışlar o yüzden de bu tür metinlere Y ağzı denilmiştir.

Budist ve Mani metinlerinin büyük bir kısmı “ y “ ağzı ile yazılmıştır.[7]







ÖRNEK METİN 

üçünç ülüş bir [p]tr

nama but : nama darm : namo [sang]

altun önglüg y(a)ruk yaltrık

-lığ kopda kôtrülmiş nom iligi

atl(ı)ğ nom bitigde kılınç

adartmakın ôçürmek atl(ı)ğ

bişinç bölük üçü[nç tegz]

-inç :

amtı bo [nom başlağ[ın]

kutluğ [ki[dara]kut [tağ-ta]

ukmış k(e)r[gek : anta ö[trü] uluğ

 



YENİ UYGUR ALFABESİ

Uygur Alfabesini Mogol Alfabesinin yardımıyla Müller çözmüş ve 1898 1914 yılları arasında Koco’da çıkan bu metinlerin Uygur Türklerine ait olduğunu tespit etmiştir.  Müller, Budist dillerine ait alfabelerin yardımlıya çözdüğü Uygur Metinlerini UIGURICA adlı eserinde yayımlamış, onun izinden giden Gabaın de bu çalışmalara devam etmiştir. 1931. W. Bang ve Gabaın bu çalışmaları ilerletmişler Turkısche Turfan Texte adlı eserde bunları toplamışlardır.

 Uygur Uygur Alfabesi aslında 14 sesten ibarettir. Bazı sesler o kadar çok harfi ifade etmektedir ki bunlara müstakil harf bile denemez.

Uygurcada 8 ünlü (a, e, kapalı e , i, o, u, ö, ü), 24 ünsüz vardır. Yalnız bu sesli harflerin pek çoğu “ ye “ sesi ile gösterilir. (b, c, ç, d, f, g, ğ, h, j, k, l, m, n, nazal ne si, p, q, r, s, ş, t, v, x, y, z). Uygurcada iki türlü e sesi vardır. Bunlardan kapalı e Türkiye Türkçesindekinden daha açık, e ise daha kapalı telaffuz edilir. Kalın olan k ve kalın g sesleri yanında i'ler ı okunabilir, diğer yerlerde ise i okunduğu kabul edilir. K ve g sesleri Türkçedekinden daha kalındır. Bu sesler gırtlağa daha yakın olarak telaffuz edilir. ha sesi sert olarak telaffuz edilen bir gırtlak sesidir. ng genizsi n sesidir[8] Bu ses Eski Anadolu Türkçesinde ve Osmanlıca da da kullanılan nazal n si denilen ne sesidir. Yeni Uygur Arap Alfabesinin (UEY), Urumçi üniversitesince kabul edilen Latin alfabesi karşılıklarında (ULY) e yerine ö, kapalı e yerine e, e yerine e, gh, k yerine q, q yerine ch, h yerine x, x yerine sh, v yerine w kabul edilmiştir. Türkiye'deki Uygurlar, ch, sh, gh yerine ç, ş, ğ harflerini kullanırlar.

Bu seslerin çoğu aynı harflerle yazılırlar ve üzerlerine bazı işaretler konularak ayırt edilirler. Buna rağmen Bu işaretlerin Türkçe için yeterli olduğu da söylenemez.


 


TÜRKİYE TÜRKÇESİ İLE YENİ UYGURCANIN KARŞILAŞTIRMASI

Uygur Türkçesinde Türkiye Türkçesi yazı dilinde bulunmayan iki ünsüz daha vardır. x Türkiye Türkçesi ağızlarında rastlanan, gırtlaktan çıkan ‘hırıltılı h’dir. Nazal n si , ise yine Türkiye Türkçesi ağızlarında çok sık görülen damak n’sidir.[10]

Uygurcada kapalı e denilen ve hala Anadolu’daki ağızlarda yaşayan e sesi de gösterilmektedir. Bu ses günümüz Türkçesin “eloğlu” ve “elimiz “ kelimelerinin söylenişlerindeki farklılıklardan rahatça fark edeceğimiz “e “ sesidir. Latin alfabesinde kullandığımız “ e “ sesi  “ elim, ev, kedi, teke, kelimelerinde kullandığımız “ e “ seslisinin yerine kullanılmaktadır.
[9]

1.Türkçe’de b ile başlayan kelimler Uygurcada m sesi ile başlar: Ben, min;  beniz , meniz; bengü, mengü, bayram meyrem, boncuk, moncaq, buz muz,

 2. Türkçede b ile başlayan bazı b ler Uygurcada p sesine de dönüşmüştür. Balta, palta, bıçak, picaq, bük mek, pükmek, Bugün Türkiye Türkçesinde v’ye dönen Eski Türkçede kelime başı bazı b’ler ise korunmuştur: bar, bar-, ber-.

3. Türkiye Türkçesinde iç sesteki b ünsüzü, Uygur Türkçesinde v’dir: çivik (çubuk), çiviş (çebiş), sevir (sabır), elvette (elbette), etivar (itibar).

 Eski Türkçede kelime içi ve kelime sonunda bulunan bazı b’ler Uygur Türkçesinde y olmuştur: eb>öy (ev), seb->söy- (sev-), sebin>süyün-(sevin-).

4. Uygur Türkçesine Arapça ve Farsçadan girmiş kelimelerdeki f ünsüzü p’ye dönüş-müştür: pelsepe (felsefe), epsus (efsus), terep (taraf), peqet (fakat), pil (fil), perq

(fark).

5. Türkiye Türkçesinde d ile başlayan Türkçe asıllı kelimeler, Uygur Türkçesinde t ile başlar: tağ (dağ), til (dil), toqquz (dokuz), tur- (dur-).

6. Türkiye Türkçesinde Türkçe asıllı kelimelerde bulunan c sesi, Uygur Türkçesinde ç’dir: sekkizinçi (sekizinci), aççiq (acı), keçe (gece), keçik- (gecik-).

7. Türkiye Türkçesinde g ile başlayan Türkçe asıllı kelimeler, Uygur Türkçesinde k ile başlar: kel- (gel-), kör- (gör-), köz (göz), kérek (gerek).

8. Kelime başındaki t’den sonra “iş, üş” sesleri gelirse t, ç’ye döner: tiş - çiş (diş), tüş - çüş (düş, öğle), tişi - çişi (dişi), tüş - çüş- (düş-), tüşen-çüşen- (düşün-, anla-).

9. İlk hecenin başındaki s’ler, hece sonunda ç bulunduğu zaman çoğunlukla ç’ye dö-ner: çaç (saç), çaçmaq (saçmak), çaşqan (sıçan).

10. Kelime başında veya kelime ortasındaki bazı q ünsüzleri x’ya döner: xoşna (kom-şu), toxmaq (tokmak), toxta- (dur-), mexset (maksat).

11. Uygur Türkçesinde y ile başlayan kelimelerin j ile başlayan şekilleri de vardır. Bu iki şekil, özellikle ilk hecesi dar ünlülü kelimelerde görülür: jil-yil (yıl), jurt-yurt

(yurt), jigit-yigit, jigirme-yigirme (yirmi), jürek-yürek, jitim-yitim (yetim)



  • [1] Prof.Dr. Aysu ATA, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2433AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1413
  • [2] Prof.Dr. Aysu ATA, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2433AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1413
  • [3] isa SARI UYGUR TÜRKÇESİ DERS NOTLARI,http://www.isa-sari.com/ders-notlari/UT.pdf
  • [4] isa SARI UYGUR TÜRKÇESİ DERS NOTLARI,http://www.isa-sari.com/ders-notlari/UT.pdf
  • [5] http://tr.wikipedia.org/wiki/Mani_dini
  • [6] http://tr.wikipedia.org/wiki/Uygurca
  • [7] Prof.Dr. Aysu ATA, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2433AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1413
  • [8] Prof.Dr. Aysu ATA, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2433AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1413
  • [9] Prof.Dr. Aysu ATA, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2433AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1413
  • [10] Prof.Dr. Ahmet BURAN , ÇAĞDAŞ TÜRK YAZI DİLLERİ-II, T.C. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ YAYINI NO: 2430
  • AÇIKÖĞRETİM FAKÜLTESİ YAYINI NO: 1411




Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...