Uygur Manici Budacı Şairleri ve Eserleri

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 25 Mayıs 2011 Çarşamba aaa Beğen

 

Büyük Hunlardan gelen Uygurlar Selenga ırmağı'nın etrafında Göktürk birliğine dâhil bir Türk zümresi iken 745 yılında ortaya çıkan kargaşadan faydalanarak Köktürkleri devirmiş ve bir devlet kurmuşlardı. Uygurlar, Köktürkler Bengi taş edebiyatını, Orhun bölgesinden çıkana kadar devam ettirmişler[1] ama 840 yılında Kırgızlar tarafından Orhun bölgesinden atılmışlardı. Göç destanlarında da dile getirdikleri gibi Orhun civarından göç ederek güneye doğru ve tarım havzalarına doğru yönelmişlerdi. Bir kısmı Çin tarafına Kansu Bölgesine göç etmiş, mühim  bir kısmı da Sri derya havzasına, bu günkü Doğu Türkistan’a göç etmişler, Hoço kenti merkez olmak üzere bir yarı göçer yarı yerleşik Hoço ve Hanbalık civarlarında Uygur Kağanlığı, Karahoco Uygur Krallığı, Kansu Uygur Krallığı, Doğu Türkistan Hoca-Hanlar gibi hanlıklar kurmuşlardı. [2] Yerleşik hayata geçen ilk Türk kitlesi olan Uygurlar, Şamanizmi de terk ederek önemli, diğer Türk kitlelerinden farklı bir hayata girmeye başlamışlardı.[3]

Uygurlar daha Orhun bölgesinde iken Uygur hükümdarı Bögi Han, Mani dinine girmişti. Uygurlar önce Mani dinine, daha sonra Budizm’e intisap etmişler, Maniheizm, Uygurlar arasında gittikçe rağbetten düşerek 12. yüzyıla kadar yaşamış,[4]  Budizm ise Mani dinine oranla daha geniş bir taraftar bulmuştu. 13. yüzyılda Hoço ve civan Müslümanlaşmaya başlayınca Budizm Kansu bölgesine çekildi ve gittikçe azalan Sarı Uygurlar arasında zamanımıza kadar devam etti.

Uygurların yerleşik hayata geçerek, Mani ve Buda dinlerine girmeleri, bu dinin kültürel yapınsa intibak etmeye başlamaları köyler kentler ve ibadethaneler inşa etmeleri belki daha da önemlisi tahtadan bir matbaa icat etmeleri, kâğıdı bulmaları onlara ait çok sayıda yazılmış metinin günümüze ulaşmasına zemin hazırlamıştı.[5]

Tarım havzasındaki Uygurlar sonucunda ruh muhteva, şekil, dil ve üslup bakımından bengi taş edebiyatından farklı bir karakterde yeni bir edebiyat meydana getirmeye başladılar. Bu edebiyat dini ve tercümeye dayalı bir edebiyat şeklinde belirmiş,  Mani ve Buda dininin öğretilerine aktaran tercüme edebiyatı olarak şeklinde gelişmişti. Burkancılık (Budizm) ve Manihaizm’in yanı sıra Nasturilige ait eserler tercüme edilirken kâğıt ve matbaada kullanılmaya başlanmıştı. Üstelik Soğd alfabesi geliştirerek Türkçeye uygun bir alfabe oluşturmuşlardı. Çince, Sanskritçe, Toharca, Tibetçe ve Sogdakçadan yaptıkları tercümeleri kil tabletlere basmaya uygun matbaa sistemleri ile basıp çoğaltıyorlardı. Uygurlar, taş ve kâğıt üzerine yazılmış çeşitli metinlerin yanı sıra kütük basması eserler de bırakmışlardı.  Bengi taşlarda kullanılan Koktürk yazısının yerini Sogdak yazısından geliştirilmiş bulunan Uygur yazısı ile çok sayıda metinler oluşturmuşlar tapınaklarını ve kütüphanelerini bu eserlerle doldurmuşlardı. Uygur yazısının yanında az da olsa Koktürk, Brahmi, Tibet, Sogdak ve Mani yazılarını da kullanmayı sürdürmekteydiler.

Orhun, Selenge, Yenisey, Turfan, Koça, Kuçar, Hoten ve başka yerlerde yapılan araştırmalarda Uygur  edebiyatına ait birçok eserler  çıkmıştır. Gabain'e göre Uygur metinleri, anlatılar, masallar ve  hikâyeler, Sutralar, tövbe duaları, büyü metinleri ve felsefi metinler olarak sırlanabilir. [6] Buna rağmen Uygur Metinleri, Vinaylar, sudurlar, Çatikler, Abidarmalar şeklinde konularına göre de tasnif etmek mümkündür.

Budist ve Maniheist gibi dini konuları işleyen bu eserlerden incelenmiş olanlarının büyük kısmı dua, ilahi ve öğütlerdir. Bunlardan başka ) Çaştani Beğ hikâyesi, İki Kardeş Hikâyesi, Altın Yaruk Hikâyesi Mukaddes Tavşan, Prens Papam kara ve Kalyanamkara, Üç prens, Üç Pars,) vs. gibi edebi parçalar da ele geçmişti. Bu devreye ait zengin destanlar kaybolmuş ise de, Çin ve İran kaynaklarında bazı özetlemeler kalmıştır. Bunlar Türeyiş ve Göç destanlarıdır. Günümüze tercüme edilen çok sayıda metnin yanı sıra Uygurlara ait, destan, hikâye, koşuk ve diğer yazılar yazıların pek çoğu Anadolu Türkçesine ve alfabemize çevrilmeyi beklemektedir.

Miller, Bang ve Gabain gibi Türkologların çözdükleri Uygur metinlerinin büyük kısmı günümüz alfabesine Saadet Çağatay ve Reşit Rahmeti Arat (1900–1964) çevirmiş son zamanlar da bu çevrilerin sayısı arttırılmaya gayret edilmiştir. Reşit Rahmeti Arat, Eski Türk Şiiri adlı kitabında. Uygurlara ait 27 şiiri (buna İslâmi muhitinde yazılan 6 şiir ile bir fal kitabı da dâhil ) şerhleri, izahları ve bugünkü Anadolu Türkçesine çevrilmiş metinleri ile ortaya koymuştur. Bu eserlerde yer alan Uygur şiirlerinin 20 tanesi Buda muhitinde, 7 si Mani muhitinde, 6 sı da İslâm muhitinde Uygur yazısıyla yazılmış şiirlerdir.[7]

 

 ORHUN YAZISI İLE YAZILMIŞ UYGUR EDEBİYATI ÜRÜNLERİ

 

MOYEN ÇOR ( ŞİNE USU ) KİTABESİ

Erken dönem Uygur edebiyatında bengütaşlar da yazılmış ve kitabeler Orhun yazısı ile yazılmıştır. Bunlardan biri  Tengride Bolmış Etmiş Bilge Kağan unvanı ile anılan Moyen -Çor Kağan’a aittir. Moyen -Çor Kağan Göktürkleri yıkarak Uygur Devletini kuran Kutluğ Bilge Kül Kağan’dan sonra başa geçmiş ve devletinin sınırlarını genişletmişti. 757 yılında başa geçen Moyençor Kağan’ın bu kitabesi Şine Usu Kitabesi adıyla da anılmaktadır. Bu kitabe, Ramset ve Sakari Balsi adındaki iki Fin Bilgini tarafından tespit edilmiş, bu kitabe 1918 yılında Ramset tarafından Finlandiya’da Fın Ogur cemiyeti kitabeyi yayımlanmıştır. 759 yılında dikilen bu kitabe, Uygurların kurulmasından ve zaferlerinden söz etmektedir.

 

KARABALSAGUN KİTABESİ

826 yılında dikilen bu kitabe Şine usu kitabesi gibi Uygurların kuruluşundan ve zaferlerinden söz eder. Kitabe Mani dininden de etraflı bir şekilde söz etmektedir. Kitabe, Çince, Sogdça ve Göktürkçe olmak üzere üç dilde yazılmıştır. Bu yazıt 1896 yılında Çince yazılmış kısmı ile okunmuştur. Yazıttan Hüseyin Namık Orkun  “ Eski Türk Yazıtları” adlı eserinde söz etmiştir. [8]

 

KARI ÇOR TEĞİN KİTABESİ

Bir diğer kitabe ise Çin sınırlarında bulunan ve Çin’deki Xi’an şehri müzesinde sergilenen Karı Çor Teğin anıtıdır. Bu bengütaş ‘ta Göktürk harfleri ile ve Uygurca olarak yazılmış, kitabenin metni 2013 yılında Prof Dr. Cengiz Alyılmaz tarafından okunmuştur. Kitabenin yazılış yılının 788 olduğu zannedilmektedir. [9]

 

UYGUR YAZISI

Kaşgarlı Mahmud, Türk dilinin asli harfleri olarak Uygur harflerini verirken şöyle der:  “ Eski zamandan bugüne kadar, Kaşgar'dan Yukarı Çin'e dek bütün Türk ellerinde, hakanların ve sultanların kitaplarında ve yazışmalarında bu yazı kullanılır.” [10]

Üçüncü hükümdarları Bögü Kağan zamanında Mani dinini alan Uygurlar, milli Orhun yazısını bırakıp Soğd dilinin (İran kökenli ve şimdi unutulmuş olan bir dil) yazısını aldılar ve geliştirdiler. Bugün, Uygur yazısı dediğimiz bu yazı, 3'ü sessiz, 15'i sesli olmak üzere 18 harften ibarettir. Sağdan sola yazılır. Yakın sesler için tek ve aynı harf kullanılır. Bu yüzden Türk dilinin musikisini verecek güçte değildir.[11]

 

UYGUR EDEBİYATI

Uygurların anayurtları, Baykal Gölünün güneyindeki Orhun, Selenga ve Tala nehirlerinin bulunduğu bölgedir.  Uygur edebiyatının maniheizmin benimsendiği devrine Manici edebiyat  Uygurların 12. yüzyıldan itibaren Budizm'i benimsemesi ile bu devirdeki Uygur edebiyatına da Burkancı edebiyat denilmektedir. (Burkan, Uygurların Buda'ya verdikleri isimdir). Bu vesile ile İslamiyet Öncesi Uygur edebiyatını iki kola ayırmak gerekecektir.

  • 1. Manici Edebiyat (Manihaist Uygurların meydana getirdiği edebiyat),
  • 2. Burkanci Edebiyat (Budist Uygurlar'ın mey dana getirdiği edebiyat).

Manici ve Burkancı edebiyat, adlarından da anlaşıldığı gibi daha çok dini nitelik taşır. Fakat dönemin Türkçesi için zengin kaynak ve örnek niteliğini de korur. Manici ve Burkancı edebiyatta hem nesir, hem nazım eserler çoktur. Dinî konuların dışında tıp, felsefe, aşk, ölüm, falcılık gibi değişik konular da işlenmiştir.

Mani dinine inanan Uygurların meydana getirdiği edebiyat, bu dininin yaygın olduğu dönemde meydana getirilen düz yazı eserler sayıca ve hacım bakımından çok değildir. Bunların da çoğu dini metinler ve dualardır

Koşuğ, Koşma, Takşut, Takmak, Yır, Kuğ... Gibi adlan taşıyan bu şiir veya nazımların çoğu dini ilahiler, methiyeler, ölüm ve cehennem tasvirleri, öğütler, niyazlardır. Fakat bu metinlerin arasında ( bazı parçalarda bütün olarak) güçlü tabiat şiirleri, lirik aşk şiirleri, yiğitlik terennümleri ve hikmetlerde bulunmaktadır.[12]

 

UYGUR ŞAİRLERİNDEN ŞİİR ÖRNEKLERİ

( Aprıncur Teğin'den)

SEVGİLİ

Kasıncığımın öyü kadgurar men -----( Kadıncığımı düşünüp dertlenirim)
Kadgurdukça                                 -----( Dertlendikçe)
Kaşı körtlem -----( Kaşı güzelim )
Kavışıg sayır men ------( Kavuşmak isterim)

Barayın tiser ------( gideyim desem )
Barç amrakım ------( güzel sevgilim )
Baru yime umaz men ------( gidemem yine ben)
Bağırsakım ------ ( sadık yarim )

 

Kireyin tiser ------ ( gireyim desem )
Kicıgkiyem ------- ( küçüğüm)
Kirü yime umaz men ------ ( giremem yine ben)
Kin yıpar yıdlıgım ------- ( amber -misk kokulum)

 
Yaruk tengrler ------- ( Parlak tanrılar )
Yarluk azunın ------- ( buyrugu ile)
Yavaşım birle ---------( yavaş huylum ile )
Yakışıpan adrılmalım --------( kavuşup ayrılmayalım)

Küçlüg piriştiler --------- ( güçlü periler - meleklerin-)
Küç birzünin -------- ( güç vermesiyle)
Közi karam birle --------   ( gözü karam ile )
Külüşüben külüşigin oluralum ---------  ( gülüşüp oturalım)
[13]

 

KOŞUK - UYGUR

BİLGİ BİLİN YA BEYİM

Bilig biling ya begim          ------ bilgi bilin ya beyim
Biling sanga eş bolur         ------bilgi sana eş olur
Bilig bilgen ol erke             -----bilgi bilen insana
Birgün devlet tuş bolur     -----birgün devlet yar olur

 

Bilgilig er bilinge               -----bilgili insan beline
Taş kurşansa kaş bolur     ---- taş kuşansa kaş olur
Bilgisizning yanınga          ---- bilgisizin yanına
Altun koysa taş bolur ------ altın konsa taş olur.

 

TESPİT EDİLEBİLEN UYGUR ŞAİRLERİ:

  • 1-Aprınçur Tiğin (İki şiiri ile biliniyor)
  • 2-Kül Tarkan (Yalnız adıyla biliniyor)
  • 3-Sıgku Seli Tutung (Türk illerinden ve törelerinden genişliğine bahseden meşhur Çin seyyahı Huen-Tsang' m seyahatnamesini 10 'uncu asrın ilk yarısında Uygurcaya çevirmiştir.Bu eser Paris Millî Kütüphanesinde saklanmaktadır.)
  • 4-Ki Ki (Buda muhiti içinde yerleşmiş olan bu şairin (Eski Türk Şiiri; sayfa 186 ve 195'te yer alan)iki şiiri bulunmaktadır.)
  • 5-Pratyaya şiiri (Aynı eserin 150 ve 156 sayfalarında yer alan iki şiiri vardır.)
  • 6-Asığ Tutung (Bir dörtlük içinde adı geçmektedir.)
  • 7-Çisuya Tutung (Bir şiiri vardır.)
  • 8-Kalım Keyşi (Buda muhiti içinde yetişmiş olduğu sanılan bu şairin aynı kitabın 164. sayfasında bir niyaz şiiri bulunmaktadır.)
  • 9-Çuçu (Divan-ı Lügat-it Türk' de adı geçen bu şairin elde mevcut şiiri yoktur. Ancak Kaşgarlı Mahmud' un verdiği manzum örneklerden bir kısmının bu şaire ait olduğu tahmin edilmektedir.)[14]

 

MANİCİ EDEBİYAT

Mani dinine inanan Uygurların meydana getirdiği edebiyat, bu dininin yaygın olduğu dönemde meydana getirilen düz yazı eserler sayıca ve hacım bakımından çok değildir. Bunların da çoğu dini metinler ve dualardır.

Manici edebiyat çerçevesinde değerlendirilen başlıca eserler ve bu eserlerin konuları şunlardır: Irk Bitig  (Fal Kitabı), Mani çevresinde yazılmış önemli bir metindir. Tarım havzasında bulunmuş diğer Mani metinleri arasında İki Yiltiz Nom (İki Kök Kanunu) adlı Mani din felsefesi ile ilgili bir eser'de, dualar, vaaz parçaları, manastır nizamnameleri ve bazı hayvan masalları vardır. Ayrıca Turfan'da bulunan Huastuanift adlı eser Mani dinine ait uzunca bir tövbe duasıdır. Eski eser Uygur betiğinde, Uygur dilinde yazılmış Huastuanift- Manice bir pişmanlık duası Sovyet araştırmacı S.E. Malov, Çin tarihi eski kitapları hakkında eğitim gördükten sonra, 5. yüzyılda, Uygur tarihçisi Turgun Almas’da, milattan önce birkaç yüzyıl önce yazıldığını ileri sürerler. 1000 yılında Arap tarihçisi El-Biruni de,  “ Doğu Türklerin çoğunluğu, Çin ve Tibet halkı ve az sayıda Hindistanlı Mani dinine aitti. “ diye yazar.

Huastuanift adlı töv­be duasının Uygurca ve Günümüz Türkçesi ile okunuşu şu şekildedir. “ Tenrim, bilip bilmelin etöz seviginçe yorıp yavlak iş tuş adaş kudaş savın alıp könülin körüp yılkıka baramka bulup azo munumuz takımız tegip bu on cahşapatıg sıdımız erser. neçe egsütümüz kergetimiz erser. Amt (ı) tenrim yazukda boşunu ötünürbiz (Le Coq 1941: 37-38) (Tanrım, bilerek bilmeyerek, beden sevgisiyle hareket edip eş dost, ahbap sözüne ve aklına uyarak sürülere servetlere nail olup, bütün arzu ve ihtiyaçlarımıza ulaşıp bu on emri yerine getirmediysek. ne kadar eksiğimiz noksanımız var ise, şimdi Tanrım, günahlardan boşanıp sana yakarıyoruz).

 

BURKANCI EDEBİYAT

Burkancı (Budist) Uygurların düz yazı olarak meydana getirdikleri edebiyatı konularına göre dört türlüdür.  

  1. Çatikler,
  2. Sudurlar,
  3. Abidarmalar
  4. Diğerleri

Catikler

Sudurlar içinde yer alan ve Uygurların çatikler Uygur edebiyat metinleri arasında özel bir yere sahiptir. Çatikler hayli uzun masallardır. Çok defa da sudurlardan ayrı kitaplar hâlinde yazılmışlardır. Çatik adı verilen parçalar, Buda'nın hayatlarından herhangi birini anlatır.

Çatikler, burkanların çeşitli hayatlarını anlatan, olağanüstü vak'alarla süslü masallardır. İslâmî edebiyattaki menkıbeleri hatırlatırlar. Çatiklerin bazen musiki refakatinde anlatıldığı, bazılarının da piyes yapısına sahip olduğu ve temsil edildiği tahmin edilmektedir (Ş.Tekin 1965: 31-33).

(Hintçe: jataka Sanskritçe:),  Prens Kalyanamkara ve Papamkara Hikâyesi adıyla meşhur olan Edgü Ogli Tigin ile Ayig Ogli Tigin (İyi Düşünceli Şehzade ile Kötü Düşünceli Şehzade) en tanınmış, catiklerden biridir. Toharca'dan çevrilen bir başka eser de Maytrisimit’ tir. Prajnaraksite adlı il-Balık'lı (Bugünkü Gulca yakınlarında) bir Türk tarafından tercüme edilen eserde Maitreye Burkan’ın efsanevi hayatı anlatılır. Maitreye, Müslümanların Mehdisi gibi, istikbalde gökten yere inip insanları nirvanaya ulaştıracak olan bir Burkan'dır. Uluş adı verilen bölümlerden meydana gelen Maytrisimit dramatik özelliği ile dikkati çeker.

Şehzade ile Aç Pars Hikâyesi, Dantipali Beğ, Çaştani Beğ önemli Çatikleridir. Burkancı Uygur edebiyatında daha pek çok çatik vardır. Bunların bir kısmı Miller, Gabain ve Bang, tarafından Uigurica ve Türkische Turfantexte yayınlar içinde neşredilmiş, bir kısmı ise hiç yayınlanmamıştır.

Sudurlar

Burkan'ın ve burkanların vermiş olduklarına inanılan vaazları dır. Sudurlarda önce vaazın verildiği yer tasvir edilir. Sonra müritlerden biri bir soru sorar. Burkan da bu soruya cevap olacak vaazını verir. Çok defa vaaz manzum olur. (Ş.Tekin 1965: 36-37). Sudurlarda anlatım olarak diyalog ve tahkiye kullanılmaktadır. 

En önemli sudur Altun Yaruk’tur. Altun Yaruk, (Hintçe: sutra; Sanskritçe:, sutra), Beşbalık'lı Uygur bilgini Singku Seli Tutung (Shingko Seli-Tutung) tarafından Çince'den Uygurca'ya çevrilmiştir.Altun Yaruk (Suvar aprabhsa; Altın lşık) isimli en hacimli sudur. Araştırmacılar tarafından en iyi işlenmiş metinlerden biri olan  Sekiz Yükmek (Sekiz Tomar, Sekiz Yığın) adlı sudur, Uygurlar arasında çok yayılmış olan dini bir eserdir.

Şinasi Tekin tarafından işlenen Kuanşi İm Pusar (Ses İşiten İlâh), A-sil Dinin Nilüfer Çiçeği adlı sudurun bir bölümüdür.

Çinceden çevrildiği tahmin edilen ve Semih Tezcan tarafından işlenen İnsadi Sudur,  rahiplerin karşılıklı olarak birbirlerine günahlarını anlatma törenleri ile ilgilidir. Eserde Sundari Kız adlı bir çatik de vardır. 1328'de Çinceden çevrilen, tahta baskılan da bulunan Yitiken Sudur büyü ile ilgili bir metindir (Tezcan 1978: 295-296). Kşanti Kilguluk Nom Bitig adlı sudur ise bir günah çıkarma kitabıdır (Özönder 2002: 476)[15]

 

Abidarmalar

Abidarmalar, metafizik konular işleyen eserlerdir. Kuru, sıkıcı, ağır bir ifadeye sahip olan abidarmalar, Türkçenin ilim ve felsefe dili olarak da kullanıldığını ve dilin imkânlarının zenginliğini gözler önüne sermektedir. (Özönder 1998: 9). Abidarim Kıınlig Koşavarti Şastir adlı abidarma Çinceden tercüme edilmiş hacimli bir eserdir. [16]

Üç İtigsizler Sema Barutçu Özönder tarafından işlenmiştir. Vapşı Bakşı adlı bir Uygur tarafından yazılan ve Tun huang'da bulunmuş bir şiir mecmuasında yer alan 30 sahifelik abidarma ise “cümlelerinin kısalığı ve kullanılan teşbihlerinin bolluğu ile dikkati çekmektedir.”  (Ş.Tekin 1965: 38). Uygur Türkçesine çevrilmiş daha başka abidarma parçaları da vardır.[17]



Diğer eserler

Burkancılıkta catik ve sudur adı verilen ve halk arasında yayılmış bulunan eserlerden başka vinaya ve abhidharma denilen eserler de vardır. Burkan rahiplerinin yaşayış kurullarını anlatan eserlerin Uygurca tercümesine rastlanmamıştır. Abhidharmalar, Burkan felsefesi ile ilgili eserlerdir. Vapşi Baksi adlı Uygur tarafından yazılan bir abhidharma, uyaksız beyit kavramları maddi benzetmeler kullanarak basit bir şekilde anlatır.

 

ALTUN YARUK:

Beşbalıklı Uygur bilgini Singku Seli Tutung tarafından,[18] 10. yüzyılın birinci yarısında Çince’den Uygurca’ya çevrilmiş olan bir eserdir.[19]

Altun Yaruk, içinde Şehzade ile Aç Pars Hikâyesi gibi catikler ile yer yer lirik bir eda taşıyan ve ağıtları andıran şiirleri içerir. Catik (Hintçe: jataka Sanskritçe:) içinde açlıktan ölmek üzere olan bir parsı kurtarmak isteyen, özverili şehzade anlatılır. Parsın ölmemesi için şehzade kendisini ona yem eder. Catiğin sonunda Buda, şehzadenin, kendisi olduğunu söyler. Bu hikâye de çok canlı ve akıcı bir biçeme sahiptir. Şehzadenin ölümü üzerine söylenen şiirlerde ise tam bir ağıt havası vardır.[20]

Birkaç benzeri bulunan ve oldukça oylumlu (Radloff ve S.E. Malov baskısı 707 sayfa) olan Altun Yaruk, burkancılığın (budizmin) esaslarını, felsefesini ve Buda'nın yaşamını anlatan bir eserdir. 1990 yılında, aslen Doğu Türkistan'lı olan Kahar Balad adlı Uygur araştırmacısı, Şıngqo Şäli Tutung ve çevirileri üzerinde çalışmalar yapmıştır. Altun Yaruk’un Uygurca ve Çince’ye yapılan çevirileri dışında Tibetçe ve Moğolca ( Altan Gerel) gibi çevirileri de bulunur.[21]

 
 

SEKİZ YÜKMEK,

(Sekiz Tomar, Sekiz Yığın) adlı sutra (sudur), Uygurlar arasında yayılmış olan Budizm dini öğreti, düşünce veya inancını başkalarına tanıtmak, benimsetmek ve yaymak amacı ile yazılmış bir eserdir. Çince’ den çevrilmiş olan Sekiz Yükmek, Burkancılık'a (Budizm) ait dini-ahlaki inanışlar ve kolaylıkla uygulanabilir bazı bilgileri içerir. 24 Kasım 1907 tarihinde Turfan'ın 10 km. batısında Yamaz Vadisi'ndeki Yar-Hoto'da bulunmuş 405 satırlık sutradır.[22]

Şinasi Tekin tarafından işlenen Kuanşi im pusar (Ses işiten ilah), Asil Dinin Nilufer Çiçeği adlı sudurun bir bölümüdür. Sekiz Yükmek hikâyesi de W. Radloff tarafından Uygur harfleriyle yayınlanmıştır ve sekiz ışık demeti anlamına gelir

 

SİNGKU SELİ TUTUNG,

(Šiñko Šäli Tutuñ) 10. yüzyılın birinci yarısında yaşadığı tahmin edilen Beşbalık'lı bir ünlü Uygur bilgini ve Uygur edebiyatçısıdır. James Hamilton, Uygur yazım sistemine dayanarak, çeşitli kanıtlarla çevirmenin adını Singko Seli Tutung şeklinde okur[23]. Ana adı Sinko olan çevirmenin, Sali Tutung kendisine verilen iki unvandır.

 

Bilinen eserleri

Singku Seli Tutung tarafından Çince’den Uygurca’ya çevrilmiş olan Altun Yaruk (altun altın yaruklu nur, ışık, aydınlık; rahatlık.  Anlamındadır. (Altın lşık) isimli eser, Şehzade ile Aç Pars Hikâyesi ile yer yer lirik bir eda taşıyan ve ağıtları andıran şiirleri içerir. Eseri, ünlü Rus Türkologu E. Sergey Malov, Çin'in Gansu bölgesinde, Su-cou şehri yakınındaki Wun-fi-gu adlı küçük bir köyün yakınlarında, Budistlere ait bir tapınakta bulmuştur.

Hsüan-tsang Biyografisi adı ile tanınmış, Burkancı Uygur edebiyatında önemli bir yeri olan eser, Hsüan-tsang (Çince:  Xuanzang; Wade-Giles: Hsüan-tsang) adlı Çinli bir Budist rahibinin 630 - 645 yılları arasında Türkistan üzerinden Hindistan'a yaptığı seyahati anlatan bir seyahatname ve kendi öz geçmişidir. Hsüan-tsang’ın öğrencileri tarafından Çince olarak yazılan eser, Singku Seli Tutung tarafından tahminen 10. yüzyılın birinci yarısında Uygurcaya çevrilmiştir. Eser 7. asırdaki Türk ülkeleri hakkında gözlemleri içerir.

 

UYGUR SAVLARI

“Erdemli kişi bir cevherdir; erdemsiz kişi ise ayakkabı astarından farksızdır. “ (Uygur atasözü) “Bey olmaya lâyık olmayan kişi bey olursa, her kavşağa bir sopalı koyar; lâyık olmadığı şöhrete ulaşan kişi de, her dağın sırtına kendi damgasını vurur.” (Uygur atasözü)

 

Kaynaklar

 


  • [1] .( http://tr.wikipedia.org/wiki/Uygur_)
  • [2] Şahamettin Kuzucular,BİLİNEN İLK TÜRK ŞAİRLERİ VE ŞİİRLERİ ( Uygur şairleri), edebiyadvesanatakademisi.com/
  • [3] Yrd. Doç. Dr. Metin YERLİ, Uygur Türklerinde İnanç Sistemleri ve Resim Sanatları,.edebiyadvesanatakademisi.com/.  
  • [4] Türk Kültür Tarihi; ( İslâmiyet’ten Önceki Türk Kültürü Tarihi ve İslâm'a Giriş,). Emel Esin S. 171
  • [5] Şahamettin Kuzucular,BİLİNEN İLK TÜRK ŞAİRLERİ VE ŞİİRLERİ ( Uygur şairleri), edebiyadvesanatakademisi.com/
  • [6] Şinasi Tekin, Uygur bilgini Singku Seli Tutung’un bilinmeyen yeni bir çevirisi üzerine, Türk dili araştırmaları yıllığı-Belleten 1965, sayfa 66, 29-33.
  • [7] Celalettin BATUR.hurgokbayrak.com/yeni_sayfa_23.htm
  • [8] Prof Dr. Gülçin Çandarlıoğlu, Uygur Devletleri, Kültürü ve Tarihi, Genel Türk Tarihi Ansklop. II. Cilt
  • [9] Prof. Dr. Luo Xın, Karı Çor Tigin Yazıtının Çincesi ve Karı Çor Tigin'inŞeceresi,.tekedergisi.com/Makaleler/478359054_2LUOXİN.f
  • [10] Atalay, Besim (2006). Divanü Lügati't - Türk. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi, Cilt I, sayfa 10.)
  • [11] - Mehmet Ölmez, Altun Yaruk: III. kitap (Band 1 von Türk dilleri araştırmaları dizisi) Beytepe, 1991
  • [12] Celalettin BATUR, hurgokbayrak.com/yeni_sayfa_23.htm)
  • [13] (Dr. Ayşenur İslam, Nermin Öztürk, Türk Edebiyatı Tarihi, Bem Koza Yayınları, 1999.)
  • [14] Şahamettin Kuzucular,BİLİNEN İLK TÜRK ŞAİRLERİ VE ŞİİRLERİ ( Uygur şairleri), edebiyadvesanatakademisi.com/
  • [15] Gürkan Bilgisu, Manici ve Burkancı Edebiyatta Nazım ve Nesir-Uygur Edebiyatı, http://www.gurkanbilgisu.com/2013/08
  • [16] Gürkan Bilgisu, Manici ve Burkancı Edebiyatta Nazım ve Nesir-Uygur Edebiyatı, http://www.gurkanbilgisu.com/2013/08/
  • [17] Gürkan Bilgisu, Manici ve Burkancı Edebiyatta Nazım ve Nesir-Uygur Edebiyatı, http://www.gurkanbilgisu.com/2013/08
  • [18] Şinasi Tekin, Uygur bilgini Singku Seli Tutung’un bilinmeyen yeni bir çevirisi üzerine, Türk dili araştırmaları yıllığı-Belleten 1965, sayfa 66, 29-33.
  • [19] Türk Kültür Tarihi; ( İslâmiyet’ten Önceki Türk Kültürü Tarihi ve İslâm'a Giriş,). Emel Esin S. 171
  • [20] Mehmet Ölmez, Altun Yaruk: III. kitap (Band 1 von Türk dilleri araştırmaları dizisi) Beytepe, 1991
  • [21] http://tr.wikipedia.org/wiki/Altun_Yaruk)
  • [22] Osman Fikri Sertkaya, Göktürk tarihinin meseleleri, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü,
  • [23] Şinasi Tekin, Uygur bilgini Singku Seli Tutung’un bilinmeyen yeni bir çevirisi üzerine, Türk dili araştırmaları yıllığı-Belleten 1965, sayfa 66, 29-33.

 

Edebiyat Dil bilim, Kültür, Folklor, Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, ve Araştırmalarınız bize başvurarak bu sitede Paylaşabilirsiniz.
 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...