Geleneksel Bıçakçılığımız

Ekleyen : Şahamettin Kuzucular , 13 Ekim 2011 Perşembe aaa Beğen
 
 
http://3.bp.blogspot.com/_XgKlCt8fQBY/SnDWamy6GoI/AAAAAAAAAFM/q6Nu-2lr_yE/s320/surmene+b%C4%B1%C3%A7a%C4%9F%C4%B1.jpg

 

GELENEKSEL BIÇAKÇILIK , MALZEMELERİ VE YAPIMI

Bıçaklar biçimlerine göre; pala, hançer, saldırma vb. isimler almaktadır. Sapları; abanoz, fildişi, gümüş, altın kaplama olan bu bıçakların elmas, mercan, yakut, zümrüt vb. taşlarla süslü olanlarına saray için yapılanlarını da görmek mümkündür.

XIX. yüzyıl ortalarından itibaren el işçiliğinin yerini makinelerin almasıyla bıçak yapımcılığı da gelişmiştir. Günümüzde paslanmaz çelikten yapılan sabit saplı sofra bıçakları ile açılır kapanır cep çakıları görülmektedir.Bel bıçağı, kasap bıçağı, et bıçağı,ekmek bıçağı, av bıçağı, börekçi bıçağı, döner bıçağı, muşamba bıçağı, satır, koltuk bıçağı, teke bıçağı, meyve bıçağı, sebze bıçağı, sofra bıçağı, kulaklı bel bıçağı, kaymak bıçağı,saldırmalar, kamalar, yüzme bıçakları, mutfak bıçağı, ekmek bıçağı, bekçi bıçağı,geleneksel bıçak türlerimizin bazılarıdır. ( http://bicakci.5u.com/bursa.html) Kullanım amaçlı bu bıçak türlerine ilaveten süs eşyası şeklinde yapılanlarla turistik amaçlı yapılmış bıçak türlerini de geleneksel bıçakçılığımızın içinde değerlendirmemiz gerekir. Bu bıçak türlerinin pek çoğunun günümüzde yeni ortaya çıkan ihtiyaçlara göre şekillenip çeşitlendiğine dikkat etmeliyiz. Çağdaş yaşamın değişen koşullarına ve ihtiyaçlarına göre fabrikasyon özelliklere bürünse de geleneksel bıçakçılığımız yaşam alanı bulabilmekte, teknoloji ile de bütünleşebilmenin yollarını bulabilmektedir.

Bıçakçılık zanaatında bıçakların üzerine, arma, isim, marka, motif, hatta şiir yazmak geleneksel bıçakçılığımızın dikkat çekici unsurlarından biridir. Geleneklerimizde bıçakların sapları veya metal kısımları üzerindeki şekiller, şiirler bize yapıldıkları zamanın estetik ölçülerini, toplumsal duyarlılıklarını, beklentilerini ve yapıldığı zamanın zevk anlayışını ve kültürünü ifade ederler.

Bıçakçılık mesleği başlı başına bir kol olmakla beraber sıcak demircilik, ince tesviyecilik sanatı, bıçak sapları ve kınlarının üzerine nakşedilen çizgi ve desenlerin gümüş savad ile işlenmesi halinde kuyumculuk ile de ilişiği vardır. Madeni sap ve kınların hazırlanmasında, bilhassa süs olarak yapılan bıçaklar üzerinde kuyumcuların ince maharetine ihtiyaç vardır.( http://bicakci.5u.com/ilgisi.htm )

Son yıllarda bıçakçılık zanaatımız yeni koşullara uygun tür ve üretim şekillerine girmekte, turistik ve çağdaş ihtiyaçlara göre tür, amaç, kullanım şekli, yeri, araç gereç, ekipmanlar bakımından da çeşitlenmektedir. Bıçakçılık zanaatımızın geleneksel üretim metotlarının çağın ihtiyaçlarına göre şimdilik kendini koruyabildiği, çağdaş gelişmelere ayak uydurup gelişmelere göre kendisini ayarlayabildiği söylenebilir.

Anadolu'nun bazı yörelerinde sap kısımları çeşitli işlemlerle süslü el işi bıçak yapımı sürmektedir.

http://img1.loadtr.com/b-449194-%C4%B1k%C4%B1.jpg

GELENEKSEL BIÇAKÇILIĞIN ANA MALZEMELERİ

 

1. SAP

Sap olarak adlandırılan kısım bıçağın elle tutularak kullanıldığı bölümdür. Bu malzemeler arasında boynuz, tahta ve son yıllarda fiber gösterilebilir. Nadiren de olsa demir, deri gibi malzemeler de sap olarak kullanılmışlardır. Sapları; abanoz, fildişi, gümüş, altın kaplama olan bu bıçakların elmas, mercan, yakut, zümrüt vb. taşlarla süslü saray için yapılmış bıçaklar da görmek mümkündür.

 

a. Boynuz Sap:

Boynuz bıçakçılık sanatının en temel ve en önemli malzemelerindendir. Boynuzun kolay ,ucuz, sağlam ve istenilen şekli vermeye uygun bir madde olması sebebiyle bıçakçılıkta özellikle Sivas yöresinde çok tercih edilmekteydi.

b. Fiber Sap:

Çep bıçaklarında maliyetinin ucuz olması ve dayanıklı oluşu sebebiyle fiber sapların kullanımı artmaktadır.

c. Tahta Sap:

Tahta sap genellikle sabit ağızlı bıçaklarda kullanılır. Gürgen veya isirin ağacı gibi değişik ağaç çeşitlerinden elde edilir.

2. AĞIZ (NAMLU)

Bıçağın ağız kısmının yapılması yaygın olan demircilik ve kılıç sanatının devamıdır. Günümüzde “Beyaz Çelik” adı verilen çelikle yapılmaktadır. 
 

GELENEKSEL BIÇAK YAPIMI ( SİVAS YÖRESİ TARZI )

Sivas yöresindeki Bıçakçılık zeneatı hakkında detaylı ve değerli çalışma yapan Dr. Doğan Kaya geleneksel bıçak yapımının her merhalesini çok detaylı bir şekilde şöyle aktarır:

"Ham çelik ocakta ısıtılır ve dövülerek inceltilir. İncelen çelik, makasla yarılır. Daha sonra tekrar ocakta ısıtılarak dövülür. Bu işleme “tavlama” adı verilir. Tavlama işlemi çeliğin daha sağlam olması için ocakta ısıtılarak dövülmesidir. Çelik ocaktan çıktıktan sonra tekrar dövülür ve demir zımbası ile delinir ve soğuk çekiç vurulur. Soğuk çekiç vurulan çelik keskiyle örs üzerinde vurulmak suretiyle kesilir. Bu şekilde, yapılacak bıçak boyutunda kesilip şekil verilen çeliği üç köşeli iye ile sopa takılacak kısma yakın bir yerden kertme adı verilen bir çentik açılır. Daha önce açılan çelik, bıcırgan adı verilen bir aletle genişletilir. Daha sonra zımpara taşında “resm etme” işlemi yapılarak çeliğin parlak bir görüntüye kavuşumu sağlanır. Bundan sonra ağzın biraz daha incelmesini sağlamak amacıyla “orta burun vurmak” adı verilen zımpara taşına vurma işlemi yapılarak ağzın incelmesi sağlanır. Bu işlemden sonra oynar ağızlı cep bıçakları için gerekli olan ağzın, sapa takıldıktan sonra bıçağın açılıp kapanırken, arkasının sapın içinde herhangi bir yere değmemesi için, göğüs kısmı çaka vurularak alınır. Bundan sonra ağız tekrar ocağa sokularak ısıtılır. Isınan namlu sıcak halde zeytinyağına veya bezir yağına batırılır. Hemen sonra çeliğin suyunu alması sağlanır. Bu son işlem namlunun daha fazla sert olması için yapılır. Daha sonra namlunun, sapa takıldıktan sonra sapın iç kısmında kullanılacağından dolayı “ökçe kısmı” olarak tabir edilen ağzın arka kısmı parlatılır. Böylece ağız sapa takılacak hale gelir. Ağzı resm etme işi bittikten sonra orta burun vurularak ağzın incelmesi sağlanır Daha sona zımbayla örs üzerinde sapın takılacağı telin geçmesi için delik açılır. Kertme makasıyla da ağzın ökçe kısmı, sapın içerisindeki tele değmemesi için kertilerek küçük bir çentik açılır. Ağza, bundan sonra tırnak zımbasıyla tırnak açılır ve zımpara taşına vurularak göğsü alınır. Bu aşamalardan sonra su verme işlemine geçilir. Ocakta ısıtılan ağız betona bırakılarak kendi kendine suyunu alması sağlanır. Suyu verilen çelik taşa tutulur ve ökçe vurulur, bu işleme “üst verme” işlemi denir. Hazır halde gelen çelik yapılacak bıçağın çeşidine göre uzunluğu tespit edilerek demir makasında kesilerek ağız şekli verilir. Ağzın sapa gelen kısmı demir makasında kuyruk şeklinde kesilir. Zımpara taşında resm edildikten sonra örste damgası vurulur. Suyu da verildikten sonra zımpara taşında orta burun vurulur. Orta burun vurma işlemi ağzın tüm yüzeyine uygulanır. Daha sonra ayna çaput adı verilen çarka vurularak parlatılır ve sapa takılacak hale getirilir." (Dr. Doğan KAYA, SİVAS’TA BIÇAKÇILIK, http://turkoloji.cu.edu.tr/ Halk Edebiyatı)

Geleneksel bıçakçılığımızda kullanılan malzeme ve ekipmanlar: demir, meşin körük ocağı, çekiçler, örs, mengene, keser, kıskaç, sunturaç, kalıp, keçe, zımpara taşı, bileği taşı, çark, aşkı takımı, kömür, zeytinyağı, kemik, tel, delgi, keski, törpü, eğe, mühür, kazzağı, tığ, saplık usturası, saplık demiridir. (http://www.cafepolis.net/forum/denizli-bicaklari-)

GELENEKSEL BIÇAK YAPIMINDA ÖNE ÇIKAN YÖRELERİMİZ

Bıçakçılık el sanatlarında geçmişten günümüze Anadolu da çeşitli kent ve ilçelerimizin öne çıktığı fark edilir. Bursa, Sivas, Yatağan, Denizli, Kahramanmaraş, İstanbul, Sürmene, Trabzon, Tosya, İnebolu, Serik, Antalya, Çanakkale, Babakale, Sinop, Konya, Kilis... Geleneksel bıçakçılığın yaygın olduğu il ve ilçelerimizden bazılarıdır.

Bursa el zanaatları arasında geçmişten günümüze kadar özel bir yeri olan bıçakların ünü günümüzde de sürmektedir. Orhangazi’den başlayarak ilk yedi padişahın kılıç, kama, balta, mızrak gibi aletleri Bursa demirci-bıçakçılarının eseridir.

Adını Osmanlı ordusunun kullandığı meşhur bir kılıç türüne de kazandıran Yatağan Osmanlı'dan bugüne bıçak, kama ve kılıç üretiminde ünlü olan beldedir. Yatağan kılıcı Dünyada sadece Osmanlı Ordusunda kullanılmış ağırlık merkezi ucuna yakın kesme ve delme maksatlı kullanılan bir kılıçtır. Çok sağlam bir yapısı vardır. Keskin yeri çelikten, sırt kısmı demirden yapılır. Böylece yumuşak olan demir kırılmamayı sağlar. Adını imalat yeri olan Denizli iline bağlı Yatağan kasabasından alır.

http://www.firmasayfasi.com/resimler/urun/large/yatagan-av-bicagi-ozel-97cm8-24111.jpg
http://www.fightshoptr.com/wp-content/uploads/2009/05/training_blade_yatagan_taktiksel_egitim_bicagi_yatagan_6.jpg

Sivas, özellikle kemik saplı küçük ebatlı bıçaklarıyla dikkat çekerken, Yatağan ve Sürmene bıçakları yapımı ve özellikleri ile geleneksel bıçakçılığımızda özel yerleri ve önemi olan yörelerimizdir.

Sürmene'de bıçak imalatının 400 yıl önce evlerin bir bölümünün atölyeye dönüştürülmesiyle başladığı sanılmaktadır.( http://hololu.winnerbb.com/t279-surmene-bycakları) Bıçakçılık Sürmene de bir yaşam tarzı, bir kendini ifade etme şeklinde oluşmuştur. Evliya Çelebi nin seyahatnamesinde Gemilerini yeniay limanında tamir ettikleri ve Kesici aletlerini de Sürmene de demir ustalarına bileylettiklerini yazmaktadır.(http://www.enkolay.com.tr/index.php?) Sürmene'de imal edile sivri uçlu ve oluklu bıçaklar, "Sürmene bıçağı" diye ün kazanmıştı. Özellikle gençler tarafından bir delikanlılık sembolü olarak taşınan Sürmene bıçaklarının imalatı Cumhuriyet döneminde çıkan bir kanunla yasaklanmıştır.

Sürmene de bıçakçılık tarihi çok eskilere dayanmaktadır ve yıllar boyunca oluşan bir kültür ve teknikle beraber günümüze gelmiştir. Bıçaklar Karadeniz in yaşam koşulları gereği sert, dayanıklı, eğilmez, kırılmaz ve çok keskin olmak zorundadır. Sürmene, Tosya, Trabzon, Sinop bıçakları bu ihtiyaçları karşılayacak şekilde üretilmişlerdir.

Sürmene bıçakları tesviyesini motor kullanmadan, toprağa saplanmış iki çatallı direğin ortası-na geçirilmiş bir bileği taşını el yardımıyla döndürerek yapılırdı. Sap kısmını oluşturan boynuz ısıtılarak kalıba koyulur, mengene ile sıkıştırılıp, şekil verilir, üzerine gümüş işleme süs takılırdı. Sürmene bıçağının kılıfının dışı buzağı derisinden, içindeki hazne ise kızılağaç odunundan yapılır, içi küçük bir meyve bıçağının nadiren bir üçüncü bıçağın daha gireceği şekilde oyulurdu.( Özhan Öztürk, Karadeniz Ansiklopedik Sözlüğü )

Sürmene'de, bir zamanların o ünlü Sürmene bıçakların yapımı artık tarihe karışmış gibidir. Ancak sipariş üzerine, birkaç eski usta tarafından yapılmaktadır. Daha çok mutfak bıçakları ve çay kesme makasları üretilmektedir. Sürmene bıçakçılığı değişen sosyoekonomik yapıya ayak uydurarak yaşamını sürdürmektedir.
 

FAYDALANILAN KAYNAKLAR

  • Özhan Öztürk, Karadeniz Ansiklopedik Sözlük
  • Dr. Doğan KAYA, SİVAS’TA BIÇAKÇILIK, http://turkoloji.cu.edu.tr/ Halk Edebiyatı)
  • http://www.cafepolis.net/forum/denizli-bicaklari
  • http://www.enkolay.com.tr/index.php?categoryI
  • http://hololu.winnerbb.com/t279-surmene-bycakları)
  • http://bicakci.5u.com/bursa.html)

 ( Yukarıdaki kaynaklara son erişim tarihi 30-01 -2011 dir)

Hazırlayan : Şahamettin Kuzucular

 

Not: Geleneksel ve Güzel Sanatlarla ilgili, Tez, yazı, İnceleme, Resim,Tablo, kaligrafi, Fotoğraf, minyatür, hat ve  benzeri çalışma  ve araştırmalarınızı, sitemize üye olarak ,  bize başvurarak ESA'da paylaşabilir, kendinizi ve ürünlerinizi tanıtabilirsiniz.

 BAŞVURU İÇİN : ESA, İLETİŞİM  veya s_kuzucular@hotmail.com



 

 

 



Sitedeki yazıların tüm hakları ve sorumluluğu yazı sahiplerine aittir. Yazıların izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Aksi davranışlara karşın yasal işlemlere başvurulacaktır.

Yapılan Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış...

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapınız...